Kadınlar da ıslık çalarAşklardan terkedilmiş bir yüreğin içindenYürürken yalnızlıklar Duygular çoğaldıkça anılar silikleşirDeprem düşer canına tenhalığınaGeceleri yalnız kadınlarIslık çalarlarKorkuların upuzun boy aynasına. Ten soğur, söner duygu, hayaller unutulurKalem kırar boynunu aşklardan sözcüklereBir iki kırık dizeBir iki geçmiş zamanSüzülüp girer camdan. Geceleri yalnız kadınlarTaze düşEskimiş aşkla yatarlarGecelerde yalnız kadınlarIslık çalarlar. Suna Aras
Kategori: Şiir
Şub 23
Ala Gözlüm Ben Bu İlden Gidersem
Ala gözlüm ben bu ilden gidersemZülfü perişanım kal melil melilKerem et aklından çıkarma beniAğla göz yaşını sil melil melil Yiğit, ey sevdiğim sen seni gözetKarayı bağla da beyazı çöz atDoldur ver bâdeyi, bir dahi uzatAyrılık şerbetin ver melil melil Elvan çiçeklerden sokma başınaKudret kalemini çekme kaşınaBeni unutursan doyma yaşınaGez benim aşkımla yâr melil melil Karac’oğlan …
Şub 23
Annemin Başucunda
annem yüz yaşını birkaç yıl geçti;bir buçuk yıldır da, upuzun bir rüyadakanatlarını deniyor,katılmak için tanrıya dönen göçmen kuşlara.yalnızca sütünü içmek, ilaçlarını almak,bazen de kısa repliklerini fısıldamak içingirip çıkıyor oyunlara. bu tarafta mı, öteki tarafta mı geçtiğibelli olmayan bir uykudadünyanın en güzel, en sevgili yüzündedünyanın en güzel, en ışıltılı,en çok acı, en çok mucize görmüş gözleri… …
Şub 23
Yüreğe Yapılan Dövme
yıldızlar, göz kaş ederek olsunseninle konuşmak istemeseler,niye o kadar uzaktan göz kırpıp dursunlar sana? bulutlar, yüreğinin terennümlerine ses katmak istemeseler senin,yağmur olup da niye insinler yücelerden? ağzından çıkanı uzaklara, onca yolu tepip deta buralara niye gelsinler? sen sözün açtığı yarasın varlıkta,ey insan, ey insan kalbi,sen yaraların en derini, en kızılı, en güzeli,en tatlı tatlı kanayanı!sen, …
Şub 23
Ağaca, Rüzgâra, Yağmura Poetikaları Sorulsa
Badem ağacına, çiçeğinden sual olunsa,“Baharı bekleyin ve bunu saka kuşuna sorun!”diyecektir. Yağmurdan kendini anlatması istenecek olsa,“Tohum olun ve bunu toprağa sorun!”diyecektir. Bir kayadan bilgi sorulsa, suskunluğuna dair,“Kulaklarınızı tıkayınve bunu kalbinize sorun!” diyecekve tutup daha derin bir sessizliğe gömülecektir. Şairden de konuşması istenecek olursa, şiiri hakkında,kimi şair saatlerce, belki günlerce konuşacaktır size.İyi olan da budur belki. …
Şub 23
Yüreğim Parmağımın Ucunda
Yüreğim parmağımın ucunda Ve dokunuyorum onunla senin Kiraz dudaklarına! Hissediyor musun sen de, Ben tam bunu yaptığımda, Sarhoş bir gök taşının Dünyayı sıyırarak Kayıp gittiğini tanrı’ya? Yüreğim elimin ayasında: Okşuyorum onunla Elma yanağını senin, Çeneni, saçlarını! Hissediyor musun sen de, Ben tam bunu yaptığımda Dolunayın buluttan sıyrıldığını Ve avuçlarımıza sığacak kadar Küçüldüğünü, evrenin? Yüreğim kulaklarımda: …
Şub 23
Çocuk ve Zaman
I tam bir balerin gibi değil, değil de hani,kum tepesinin çevresinde parmak uçlarına basarak dönenbir hortum gibi giriyorerken çocukluğun peşindensahneye, sessizce, Zaman; yeterince hızlanınca duruyormuş gibi gözükebiliyor göze;ama, bize hissettirmeden sahiden yavaşladığı da oluyor bazenve bir ileri, bir geri, yerinde saymaya başladığı… böyle yaparak, fani ve hüzünlü olana alıştırmak istiyor olmalı bizi;hokkabaz gibi hoplayıp zıplıyor …
Şub 23
Çırağın Şarkısı
bir körün çağlayana kulak vermesi gibihissetmeye çalışıyorum bütün ihsaslarımlaTanrının yaratma sanatını; görmeden yaratan ellerini, O’nun,rüzgârların yönünden,havadaki, ışıktaki, yüzlerdeki ve huylardaki değişmelerdençıkarmaya çalışıyorum, Tanrı, nasıl çözüp yeniden yumuşatıyor balçığı,neler ekleyip çıkarıyor,nasıl yoğuruyor onu, sonra nasıl öyle yepyeni bir biçim veriyor ona? ve bilmem kaçıncı gençliğinde uyandırıp da aşkaayağa kaldırmak için onu ciğerlerine nasıl üflüyor,neler fısıldıyor, eğilip …
Şub 23
Meneviş Rengi
Altmışında aşk, safiyeti biliyorVe şerh edebiliyor onu, Ama safiyet olamıyor,Safiyetin kendisi olamıyor. Aşk mı, ayak izi mi, aşkın?Bir çiçek, bu, bir çiçek, meneviş rengi, Göğe yakın dik başlı kayaların Gölgesinde açıyor; Hem ölüm korkusuna benziyor,Hem ölümün çaresine benziyor. Cahit Koytak
Şub 23
Bahçıvanın Türküsü
Doymadım size, doymadım,Bahçemin ağaçları, bahçemin çimeni, çiçeği,Bahçemin dikenleri, doymadım size,Duvarlar, çitler, kayrak taşları,Kayrak taşlarıyla konuşan çeşme… Bazen rüzgârın uğultusuna karışıyor,Bazen ağustos böceğinin teranesineBüyük Bahçıvan’ın beni çağıran sesi,Eylülün sarı yaprakları çağırması gibiVe gecenin, sarhoş kelebekleri… Bir bahçe mi olsam, gittiğim yerde?Yalnızca bir ağaç mı pınar başında?Mor renkli bir güz çiçeği mi,Gök rengi bir yaz çiçeği mi …