barbar bitkiler gibi yerleşiyorsun alana… sen gelincebir buğu sarıyor çiçekleri… üzerimizden yeşil birdalga gibi geçen sessizliği görmüyorsun… asıl barbarbenim oysa yansıtamadığı dillerle kuşatılmış…kapıyı hızla çarptığında bir su çizgisi yok oluyor öncesonra beni kuşatan diller… duvarlarda belirenmor lekelere bakıyorum hiçbir şey söylemeden… ona ince uzun bir yaprak uzatıyor ve diyorum ki:…hiç korkma benim dokum cam……ölmüştüm… ama …
Kategori: Şiir
Şub 23
Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlarben yaşarken koptu tufanben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainather şeyi gördüm içim rahatgök yarıldı, çamura can verildilinç edilmem için artık bütün deliller eldekazandım nefretini fahişelerinlanet ediyor bana bakireler de.Sözlerim var köprüleri geçirmezkimseyi ateşten korumaz kelimelerimkılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarınauçtum ama uçuşumradarlarla izlendigayret ettim …
Şub 23
Hiçliğin Türküsü
Koca bir çöldeSonsuz bir kum denizinde,ArıyorumYitik yolu arıyorumBulamadığım yolu.Bir orada, bir buradaBütün yönlerde ruhumBulamıyor aradığını.Bu korkunç boşlukta,Her yanım kumAlabildiğine parlak, boğucuKumlar uzanıyor çevrenin sonuna değinSonra bir ses duyuyorumTatlı, gür ve kahrediciDiyor ki bana:“Yitik bir ruh sanıyorsun kendini sen!Bir ruh sanıyorsun kendiniYanılıyorsun.Bir ruh değilsin gerçekteYitmiş de değilsinBir hiçsin yalnızcaYoksun sen.” Porphyre Eglantine
Şub 23
Bir Dedem Vardı Vefalı, Şimdi Hindistan
sen elmayı güldürürsünsenin elmaya su verdiğin gündücamı sevindiren yelkenlinindenizcilik kitabından kaçtığı gündü cam daha başka kardeşlikleri deaçığa çıkarır, hatta onları unutanları dayokluk içinde elmayla aydınlatır yoksa bir ermiş niye çıkarsınsakinlerin denizinden aynı balığı su da çiçekten nasibini alırelma da yeraltı ermişindencamdan çekilen de aramızdan sayılır-usta bu tahtalar boyasızellerini yüzüne göürme usta, hembiz kaldık, onları suya …
Şub 23
Kaçış Gazeli
Dostum Miguel Pérez Ferrero’ya Nice nice yitirdim kendimi denizlerdekulaklarım yeni koparılmış çiçeklerle doludilim sevgiyle, sonsuz acıyla dolu.Yitirdim nice nice kendimi denizlerde,yitirdiğim gibi gönlünde birtakım çocukların. Bir gece olsun yoktur, bir öpücük verildiğindeyüzü silik insanların gülümseyişi duyulmasın,bir kişi olsun yoktur, yeni doğmuş bir çocuğa dokunduğundaatların kımıltısız kafataslarını unutsun. Çünkü güller arar alınlarındasert bir kemik çevren,insan ellerinin …
Şub 23
Çiçekle Konuşma
Artık ne pencerem var seni koyacakNe masam,Sevgilim de yok bu şehirdeÇiçek seni alıp ne yapsam? Cahit Külebi
Şub 23
Ben Ruhi Bey Nasılım
IGördün mü hiç suyun yanmasını tuzdaGördüm ben bu yaşam boyu iniltiyiBüyük bahçelerin küçük içindeSaksılardan birindeGördüm deUyurken uyandırılmış gibiBeni bir sardunya büyüttü belki.O ben kiBir kadında bir çocuk hayaleti miBir çocukta bir kadın hayaleti miYalnızca bir hayalet mi yoksa. Ne pekiYere dökülen bir un sessizliği miGöğe bırakılmış bir balon sessizliği miİşini bitirmiş bir org tamircisininTuşlardan birine …
Şub 23
Ayaküstü Yaşanmış Ölümsüz Aşk Hikayeleri
1. bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum, bildiğim ancak aşıkken var olduğum… işte bu yüzden, benim için aşık olmak; çoktandır hasretine katlandığım yokluğum. ‘eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, ‘ demiş La Rochefoucauld benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum… 2. her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim bir bakıştan, bir …
Şub 23
Gece Nöbeti
Daha az seviyorum seniGiderek daha azUnutur gibi seviyorumAzala azalaAramızdaki uzaklığın karanlığındaGeceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle oluncaDaha az seviyorum seniKendini iyileştiren bir yara gibiDaha azVe zamanlaSen geceyi tutuyorsun, ben nöbetiniUzak dağ kışlalarındaGörmüyoruz birbirimiziUsul usul sis iniyorKopmuş yollaraIşığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum seninBir çığ gibi uyuyorsun rüyalarımdaSevgilim sevgilimYıldızları daha büyüktür bazı gecelerinNöbet kadar yalnızken öğreneceksin …
Şub 23
Bilardo Topları
Ayrıldığımız gündü.Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı, Her şey bambaşka görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta“Biliyor musun” dedin. “Sen neye benziyorsun biliyor musun?”Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç, Hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı. Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla.“Neye?” …
