Kategori: Deneme

EDEBİYATIN EN ÖZGÜR HÂLİ: ÇOCUK EDEBİYATI

Bir kitabın yazılması icap ederse yazarsınız ve yetişkinler için yazması çok zorsa onu çocuklar için yazmanız gerekir” der Madeleine L’Engle. Ayrıca mutlu, umutlu şeylerden bahsetmek istiyorsanız da bunu yapabileceğiniz tek alan çocuk edebiyatı. Zeynep Sevde Paksu Başlamadan önce bir ayrımı yapmakta fayda var: Gözüne soka soka bir şey öğretme derdi olan, pedagoglar tarafından iştahla tavsiye …

Devamını oku

Bir Eleştirmen Olarak Çocuk

Geçtiğimiz yıllarda Uluslararası Okuma Birliği ve Çocuk Kitapları Kurulu’nun ortak projesiyle 10.000 çocuğun o yıl yayınlanan kitapları değerlendirmeleri istendi. Çocukların tepkilerine göre her yıl için ayrı bir dosya düzenlendi ve bir araştırma kurulu tarafından kitap tahlilinde kullanılmak üzere “Çocukların Tercihleri” adı verilen bir liste oluşturuldu. Bu listedeki kategoriler şu şekildeydi: Bağımsız ilk okuma, genç okuyucu, …

Devamını oku

Bab Aziz

“Dünyadaki ruhlar kadar Allah’a giden yol vardır.” Çöl, arayış. Toz bulutlarıyla raks. Kendi müpheminde boğulma gayesi. Zahirî olan çöle inmez, batınî olan görünmez. Çöl, ruhların kemâle erme girdabındaki son durak, son öğreti. Çöl, sonsuzluğun sonu, sonsuzluktaki zaman… Çöl, ‘ Bir ben var, benden içerû ! ‘ Çöl, şiirin son hali, girift, muğlak, namütenahi… Çöl, ruhun …

Devamını oku

İlk önce harfleri kaybetti

Gönül Çınarlı: İlk önce harfleri kaybetti. Unutkanlık başladı. Konuşamadı, yazamadı, imzasını bile atamaz oldu. Üç ayda hastalık onu bitirdi. Hiçbir ağrısı sızısı yoktu. En iyi tarafı da bu idi. Beyninde fiziki olarak olarak hiçbir bozulma olmadı. Adı konmadı ama bir virüs Çınarlı’yı konuşamaz hâle getirdi. Son bir ayda hiç konuşamadı. Başlamasıyla bitişi üç ay sürdü. …

Devamını oku

Vadim o kadar yeşildi ki

Bir Malatyalı neden Karadeniz’e, Akdeniz’e ya da Ege’ye mahkûm olsun… Yeşille kaplı, gür suların aktığı, şelalelerin süslediği vadilerde yürümek için illa Karadeniz’e mi gitmek gerekiyor? Yüce Allah’ın yarattığı kâinatın her köşesinde farklı güzellikler hâkimdir. Gezenler, arayıp duranlar ve kalp gözü açık olanlar için tadı çıkartılacak mekânları bulmak zor değil… İşte böyle bir güzellik, Darende’de gizli… …

Devamını oku

Osmaniye’de Ağıt Söyleme Geleneği ve Osmaniye Ağıtları

Ağıt terimi ile bir törene bağlı olsun olmasın, acıklı bir olayı konu alan ve metni de bu olayı hatırlatmaya, bütün yoğunluğuyla yaşatmaya elverişli türkülerin bütünü anlaşılmaktadır (Boratav, 1982: 444). Ağıtlar insanlığın ortak acısını canlı şekilde anlatan edebi metinlerdir. Ağıt, bir ölüm üzerine belli bir geleneğe uyularak yapılan törenlerde yakılmış ve söylenmiş bir de böyle bir …

Devamını oku

Kendine Ait Bir Oda

Kadının eleştirisi karşısında duydukları tedirginliği ve bir kadının herhangi bir eleştiriyi, bir kitabın kötü, bir resmin yetersiz olduğunu ya da başka bir şeyi, aynı eleştiriyi getiren bir erkekten çok daha fazla acı vermeksizin söylemesinin olanaksızlığını da açıklar. Çünkü kadınlar gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar; yaşam karşısındaki uyumsuzluğu yok olur. Aynadaki görüntü son …

Devamını oku

Dünyanın işleri hep aceledir

Dünyanın işleri hep aceledir. Her zamanki gibi ayaküstü kahvaltı ediyordum. Annem yine öyle seslendi:— Otursana evladım. Birazcık otur.— Tamam. Gidiyorum.— Acele etme yavrum.Annem gözüme her zamankinden farklı, nasıl anlatsam bilmiyorum, değişik bir hüzünle baktı:— Konuşmamız gerek.Debelenir gibi saate baktım. Benzin almam gerek, işe yetişmem gerek, sonra yayınevine geçmem gerek…— Ne vardı?O an annem gözlerime hüzünle …

Devamını oku

monoklinik notları 101

‘’Bilâkis biz, hakkı bâtılın başına çarparız da onun işini bitirir; bir de bakarsınız ki bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde olanlar hep O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet etme hususunda ne büyüklenirler ne de yorulurlar. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz Allah’ı tenzih ederler. ’’ Enbiya /18-19-20‘’Eğer …

Devamını oku

Mağaradakiler

Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil. Yalnız karşılarının görüyorlar, ışık arkalarından geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Göz bağıcıları seyircilerden ayıran setleri …

Devamını oku