Kategori: Deneme

Nisan Yüzlü Sevgilim

Sana söyleyecek bir şeyim kalmadı. Artık hiçbir cümleyi tamamlayacak gücüm yok. Belki utanç, belki yılgınlık bütün kelimelerimi alıp götürüyor. Böyle zamanlarda hayat, saçları kökünden kazınmış müntehir bir travestinin bileklerinden sızan sırnsıcak kandır, kimsenin el süremediği. Şimdi ucuz bir otel odasının küçücük tuvaletine sıkışmış bir hayatın eşiğinde duruyorum ve sana söyleyecek hiçbir şeyim kalmadı. Nisan saldırıyor …

Devamını oku

İnsan, sakladıklarıyla insandır

İnsan, sakladıklarıyla insandır.Yaşananlara dair söylenmesi gereken çok şey var aslında.Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatmak kolay değildir.O kadar çok şey biriktiriyor ki insan!Kimsenin karşılığında bir şey söylemesi de gerekmiyor. Oturup uzun uzun anlatmak, ne varsa söylemek yetiyor çok zaman.Karşındaki bir şey sormasa .Yargılamadan, yüzünü ekşitmeden,saate çaktırmadan bakmaya uğraşmadan, dudak bükmeden …

Devamını oku

Mustafa Pehlivanoğlu’nun Ailesine Son Mektubu

Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakkın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir …

Devamını oku

Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir

Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir “İnsan çıtır ekmeği ısırdığında,Kırıklar dolar kucağına,İşte orası umudun tarlasıdır.Ve orada başaklar ağırlaştığında,Sayısız ah dökülürdü toprağa.” Didem Madak, Ah’lar Ağacı Kök mü toprağa tutunur, toprak mı tutar kökü; bir tohum, vakti gelip de patladığında cılız bir filiz uzanır, neredeyse saydamdır elleri ve birer pençe gibi geçer etine, zamanla kaynar toprak ve kök birbirine. …

Devamını oku

Ziya Osman Saba ile anılar yolculuğu

Öyle dizeler vardır ki varlığını yaşam boyunca unutturmaz; zaman akıp gitse de insanın belleğinde iz bırakır. O dizelerden yüreğimize, birer yaprak gibi düşer imgeler, çağrışımlar, sesler; ışık ve gölgeler… Sonra yaşam onlarla birlikte sürüp gider… Hiç unutmuyorum; yıllar önce okuduğum bir şiir, nedense beni öteki şiirlerden daha çok etkilemişti. Henüz ilk gençlik çağında bir öğrenciyken, …

Devamını oku

Azap Bahçesi

Yakınında, çimenin üstünde kömeçini yumuşak bir biçimde sallayan bir düğünçiçeğini aldı ve büyük bir incelikle, yavaş yavaş, sevgiyle kurumuş kanın yer yer çatladığı kırmızı parmakları arasında çevirdi: -Harika değil mi?.. değil mi? diye yineliyordu onu seyrederken… Ufacık, kırılgan… ve yine de bütün bir doğa… doğanın bütün güzelliği ve gücü… Dünyayı içine alıyor… Arzusunun sonuna dek …

Devamını oku

Öyle Bir

Sustukça, zamanı zora soktuğunuz; konuştukça battığınız zamanlar vardır. Düzeltmek için bir iki söz yeterken susarsınız… Susmalar uzar…Konuşsanız, içinde bulunduğunuz durum hepten dönüşü imkânsız hâl alır. Keşke konuşmaya nedenim, anlatmaya yetecek sözcüklerim olsa yedeğimde, dersiniz.Dil kilitlenmiş, gönlünüz yorulmuştur akıntıya karşı direnmekten. Canınız acıdıkça uzaklaşmak duygusunun ‘’gel çağrısına ‘’ duyarsız kalamaz, kapılarınızı o çağrıya bir türlü kapatamazsınız. …

Devamını oku

Martı Serçe ve Bürokrat (6.hayal)

– Martıyı gören oldu mu?– Martı yok bu akşam– Kimse şarkı söylemeyecek mi bize ? Kitabımdan çok yüreğimi okumasını istediğim okuyucu en renksiz sesiyle soruyor. – Neden serçe? Son şiirinizde kırlangıç değil miydi bu? – Kırlangıç genelde ötekini anlatırken kullanılır. Uzaktaki için hoş bir imgedir.Çünkü onlar genelde yüksekteuçar ve insanla yakınlaşmazlar. Oysa serçeleri herkes tanır. …

Devamını oku

Bir Kere Sevdim, Kalbim Köreldi

I-Bir kere sevdim, kalbim köreldi. Açamadı kendini yeni sulara. Kapandım, sevemedim bir kadını, bir eşi, bir dostu bile… Ben bir kere sevdim, köreldim bir bileme makinesi gibi. Var olamadım tekrar, gösteremedim sevdamı bir daha, tutuşmadım yeni bir kadına… II- Yüzümü aynalarda göremez oldum, soldum, sulanmadım bir daha. Fukara bir palto, susuz bir matara, solgun sarı …

Devamını oku

Gidenler genç kalır

Yaşlanma, gitme korkusuyla başlar… ‘Bırakıp gidebilenler’ ise hayatta, 1-0 önde koşar… İhtiyarlamak azizim, gitmek korkusuyla başlar. İçine bir şüphe düşüyorsa kapıyı çarpıp çıkacakken, duraksıyorsan, işte tam o an, yaşlanır insan…Yeni bir başlangıç yapmak için üstat, önce boşlukta durabilmesin. Boşlukta “kalmaktan” kortuğun zaman, işte tam o an, bir daha yeni bir şeye başlayamayacak kadar ihtiyarlar, çökersin.İnsan, …

Devamını oku