Benim küçük kızımbiraz ot,biraz beyaz kiraz yaprağı ve iki üç karahindibadan oluşanminicik bir bahar toprağı parçasının üzerindedans etmektedir.Ama kızım da o denli minik kiYeşil yeşil çayırların,beyaz erik yaprağı bulutlarınınve çiçek açmış ağaçların horonu ortasındadans ettiğini sanıyor belki…Benim küçük kızım dans ediyor işte.Ben bilmiyorum bu dansın ne olduğunu:Çünkü ne bir vals,ne bir çaçaca bu,ne de başka …
Kategori: Çeviri Şiirler
Şub 23
Çocukluk
Akar orada okul uzun korku ve zaman Gürültülü boğuk duruşlu nesnelerle iç içe kayan Ey zaman ey yalnızlık ey günün zorlu geçidi dışarıdayız şimdi: Kıvılcımlanır ve çınlar yollar Meydanlarda sıçrayan fıskıyeli havuzlar Ye bahçelerde öyle genişler ki dünya Giysiler içinde geçer devran ve bütün bunlarla Bir başkasından tam başka gidilirdj ve gidiliyor Ey muhteşem zaman …
Şub 23
İlkyaz Haikuları
sıçrıyorkör bir serçeçançiçeğinin üstüne GYODAI geri dönüyorum kırgın ve öfkelisöğüt bahçede bekliyor beni RYOTA şu kiraz çiçekleri bırakıp beni hayrangittiler bu dünyadan ISSA at dışkısında kırmızı erik çiçeklerinasılda ışımakta BUSON onu kıran insana sunuyor kokusunuçiçekli erik dalı CHIYO-NI ay batıya uzanırken doğuya kayıyorgölgesi çiçeklerin BUSON çiçeklenmiş erik bekliyor ev sahibinibahçede KİKAKU söğüt unutmuş köklerinitaze otlarda …
Şub 23
Herat ta Mutluluk
Ta buralara geldimÇekerek bu çizgileri,Öylesine;Yeşilli mavili bir cami,Altı yassılmış bir minare,İki ya da üç mezar,Ermiş bir şairin anıları,Timurla soyunun adları. Rast geldim yüzgünlerin rüzgarına.Kumla örttü geceleri,Kamçıladı kaşımı, kavurdu göz kapaklarımı.Şafak:Kuşların saçılmasıVe taşlar arasında köylülerin ayaksesleri olanSuyun söylentiler yayan sesi.(Ancak su da aldı tozdan nasibini.)Ovada homurtular,GörünüşlerYitişler,Kil sarısı kasırgalarDüşüncelerim gibi, dönüyorlarOtelin odasında, tepelerde:Bir develer mezarlığı bu diyarVe …
Şub 23
Hiçbir Şey Olmuyor İki Kez
Hiçbir şey olmuyor iki kez ve olmayacak da. Bu nedenle işte deneyimsiz doğmuşuz ve rutinsiz öleceğiz. En aptal öğrencileri olsak da dünya okulunun yinelemeyeceğiz dönemi ne kışın, ne de yazın. Yinelenmeyecek tek bir gün bile, birbirine benzer iki gece yok. Ne aynı olan iki öpücük, ne de gözlere bakan aynı bakışlar. Dün, hani birisi adını …
Şub 23
Bazıları Şiir Sever
Bazıları –yani herkes değil. Herkesin çoğunluğu bile değil ama azınlığı.Okulları hiç sayma, orada zorunlu,ve şairlerin kendileri,olsa olsa her bin kişiden ikisi. Sever –ama kimisi de tavuk suyuna şehriye çorbası sever,kimisi yersiz övgüleri ve mavi rengi sever, kimisi modası geçmiş atkı sever,kimisi haklılığını kanıtlamayı sever,kimisi bir köpeği okşamayı sever. Şiir –ama ne menem bir şeydir şiir?Bir …
Şub 23
Sekizinci Ağıt
Tüm gözleriyle görür yaratık açıklığı. Yalnız bizim gözlerimiz sanki tersine dönmüştür, yaratığın çevresine kurulmuş birer tuzak, onun açık kapısının ağzına. Dışarda olanı biz yalnızca yüzünden öğreniriz hayvanın; çünkü çocuğu daha küçükken geriye doğru çevirip, görsün diye zorlarız biçimlenmiş olanı, açıklığı değil, hayvan yüzünde o derin mi derin. Ölümden özgür. Yalnız odur gördüğümüz; özgür hayvan sonunu …
Şub 23
Altıncı Ağıt
incir ağacı, öteden beri anlam yüklüdür gözümde senin çiçek açmaya nerdeyse hiç yer vermemen ve tam vaktinde kesin kararlı meyveye, övgüsüz, iletivermen en katkısız sırrını. eğik dalın, çeşme borusu gibi, sürer özsuyu hep aşağı doğru ve yukarı: uyanmış uyanmamışken, sıçrar uykusundan en tatlı başarının mutluluğuna. bak: kuğudaki tanrı gibi. … bizse geç kalırız, ah, çiçeklenmeyle …
Şub 23
sessiz rüyalar görmek istiyorum
sessiz rüyalar görmek istiyorumve onların zarif parlaklığıyla odamı kabule süslemek istiyorum ellerinin ellerim ve saçlarımın üstünde olan duasını geceme götürmek istiyorum insanlarla konuşmak istemiyorum böylece sözlerinin yankısını (ki o bir sır gibi beni titretir ve sesi varlıklı kılar) kaybetmeyeceğim ve akşam güneşinden sonrahiç bir ışıkta daha fazla görmek istemiyorum gözlerinin ateşinde tutuşan binlerce sessiz kurban …
Şub 23
Zeytinlik
Kurşunî yapraklar altında çıktı yukarlara kurşunî hep ve zeytinliklere karışırcasına; toza belenmiş alnını gömdü sonra kızgın elinin tozluluğuna. Hepsinden sonra bu. İşte buydu sonu. Gözlerim körleşirken gitmeliyim ben; neden istiyorsun bunu, var olduğunu neden söyliyeyim, seni artık bulamazken. Artık bulamıyorum seni bende, hayır. Başkalarında da. Bu taşta da yoksun sen. Artık bulamıyorum seni. Yalnızım ben. …