Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Yolun Sonu

TIR şoförleri eskiden
çok garip gelirdi bana.
Git git bitmez yollarda
aylar yıllar boyunca
varamadan insan nasıl yol alır?
Şaşardım hep, nasıl sabreder,
nasıl dayanır sonsuz yollara?
Biliyorum ki şimdi oysa
(yaklaşırken yolun sonuna)
uzun yol dayanılmaz değilmiş,
yanlış düşünmüşüm onca zaman:
Hiç bitmemesi değil yolun,
bitmesiymiş korkutucu olan.

Roni Margulies

Birden

Tutunmuş ucuna uzun bir dalın
sorunsuz sandığı bir dünyada
usul usul salınırken rüzgârda
hafifçe sararmış bir yaprağın
kopup düşmesi gibi yere birden,
evlere yakın uçmayı seven
kıvrak, oynak bir güvercinin
hızla çarparak şeffaf camına
dışa doğru açılan bir pencerenin
baygın düşmesi gibi yere birden,
bana da bir şey oldu birden.
Nasıl oldu?
Ne zaman oldu?
Anlayamadım.
Hiç beklemiyordum.
Yaşlandım birden.

Kamyonlar

Hafriyat kamyonları geçti dün önümden yine,
arka arkaya üç tane, dopdolu, tepeleme,
harf taşıyorlar bir yerinden kentin bir yerine.

Başkasının Yüzü

İşte bu şekilde, seninle aramızdaki yolu yeniden inşa etme arzusuyla, tam tersine seni yok etmeyi isteyen bir intikam hissi içimde durmaksızın birbirleriyle savaşıyorlardı. Sonunda ikisini birbirinden ayıramayacak duruma gelmiştim. Okumu sürekli sana doğrultuyor olmam benim için günlük bir alışkanlık halini almış ve aniden kalbimde bir avcının yüzü nakşolmuştu.

Son Tren

Son Tren

Bozkırın orta yerinde

diz çöküp toprağa

tren geliyor mu diye

kulak dayamış gibiyim

uzayıp giden raylara…

Gelen kapkara bir tren

hızla önümden geçerken

atlayıp ben de giderim

diye düşünürdüm eskiden,

her neresiyse gittiği yer.

Ses vermiyor şimdiyse raylar.

Sallanan son eller sallanmış,

uçup dağılmış son duman,

ne gelen var, ne giden,

kapanmış bütün garlar,

kalkıp gitmiş son tren.

Arkadaş Zekai Özger”den Mektuplar: “ama insanlardan umutsuzum, bıktım yıpranmaktan, eskimekten, yorgunum, şimdilerde dinlenmeliyim biraz

Arkadaş Zekai Özger”den Mektuplar: “ama insanlardan umutsuzum, bıktım yıpranmaktan, eskimekten, yorgunum, şimdilerde dinlenmeliyim biraz, yeni serüvenlerin olasılığına atılamam. biraz toparlamalıyım kendimi

Deniz Kızı İçin Şiirler

gene şiirlere dönmeliyim, dargın ve uzak
bir gülüşü parçalayarak içimde
yaşamım hep böyle sürüp gidecek
karşılıksız soruların bildik seyrinde

gene şiirlere dönmeliyim, yenilmiş
binlerce kez taşlanmış bir adam olarak
şiirde kazanan aşkta yitirirmiş
zar tutanlar gülebilirmiş ancak

gene şiirlere dönmeliyim, öyle kırgın
öyle yalnızım ki, sığmıyorum sözcüklere
gene şiirlere, şiirlere sevgilim
burgaçlar yaratarak yorgun beynimde…

BİR KEDERİ DUYUMSAMAK

Sözcüklere tapındım. Anlam kendisiydi imgenin,
yaşadıklarım değil yazdıklarımdı gerçek;
öyle sandım kururken ırmak yatakları.
Üzünçle bakarken kışa yürüyen bahçeye
Anladım; Ipıssız kaldım artık;
bir sözcük değil sadece
çürüyecek bir gövdesi var ölümün.

YILLIK BAKIM

Anılardan Kurtulun!

Ama anılarım neydi benim? Babamdan, amirlerimden, karımdan, polislerden ve komutanlardan kurtarabildiğim ne kalmıştı?

Nive erkeklerin de bir çeyiz sandığı yok acaba? Niye gömülmüyoruz onunla ve sevdiklerimizle?

Az Kaldı Kışa

Tuhaf: Bu kasvetli günde farkettim:
“yaşlanıyorum” diye geçirirken:
tutmuş çelik. ön bahçeye diktiğin.
Bir tebessüm kalsın sana benden:
bir güle değmiş gibi ol masamda,
her sabah o ciltlere dokundukça:
tozlarım evrende kımıldanırken.

Üşüdüm, lodosa çevirdi rüzgâr:
kumdu sanki, ayetler akıp gitti:
gönlümde açıyarken uçurumlar.
bilemedim en çok kimi sevdimdi.
Hazırım gelecek olan kargışa:
son leylekler gitti. Az kaldı kışa:
duydum: tıkır tıkır ölümün saati.