Şubat 2021 archive

Azrail a.s. geldiğinde paydos zilini çaldığı için boynuna sarılmak

Ahmet – Yazdıklarınız aklıma Murat Özel’in mısralarını getirdi: “Sorulacak bir soru varsa / Kendimizden başlamalıdır / En bilinmezi kendisidir insanın / İstese de atlayamaz, boş bırakamaz / Dünya denen şeyin de özeti / Selahaddin Eyyubi’nin tabutundan sarkan eli / Buradaki rızık buraya kadarmış dendiği vakit / Başlayan asıl filmdir” Ömer Doğan – Her nefis ölümü …

Devamını oku

Betül Mardin’den Kadınlara Öğütler

1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah. 2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak. 3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de. …

Devamını oku

Kültür, “şuracıkta kotarılan” bir sistem olabilir mi?

Kültür, bir şeye cesaret edebilme sorunudur, diyor Tezer Özlü. Üzerine bazen düşünür, bazen de hayatın talepleri öyle gerektirdiği için düşündüğümüzü bile bilmeden o adımı atarız. Kültür bir lüks değildir o takdirde. Damlaya damlaya, bazen de gürül gürül akarak bir medeniyete lâyık olmanın birikimini sağlar. Kültür gibi sanat da, insan varlığı üzerine düşünme konusunda bir tazelenme …

Devamını oku

Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler

Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünlerUslanmadı gitdi gör o dîvâne disünler Peymânesini her kişi doldurmada burdaŞimden gerü bu meclise mey-hâne disünler Dil hânesini yık koma taş üstüne bir taşSen yap anı iller ana vîrâne disünler Gönlünde senin gayrü sivâ sûreti n’eylerLâyık mu bu kim Kâ’be’ye büt-hâne disünler Yahyâ’nın olup sözleri hep sırr-ı mahabbetYârân işidüb söyleme …

Devamını oku

Cihânda Aşık-ı Mecrûha Sanma Râhat Olur

Cihânda ‘âşık-ı mecrûha sanma râhat olurNeler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur Ölünce dermeni kalsun çıkarmanız dildenTahammül eyleyemem ol da bir cerâhat olur Le’îme renciş-i hatır verir kerem etmekMukayyed olmasun erbâb-ı dil ki zahmet olur Zamânede yine bir berk-i ‘îş girmez eleFelek müsâ’ade itmez ne bî-mürüvvet olur Yakında kûy-ı harâbâta uğradım YahyâNe hûb cây-ı safâ …

Devamını oku

Müslüman Kadın Olmak

Müslüman kadın olmak bu dünyada,İçi kabararak dehşet saçan yer sarsıntısından,Şakağına dayanmış buz gibi namlunun soğukluğundan,Aylardır açlıktan kıvranırken kırışmış bedeninle,Dostların diyete girerken aşırı semirmektenBir kuru ekmek bulamamaktan daha zordur. Ali Şeriati

Ahanda’dan Karacaahmet’e 80 Yıllık Bir Şiirin Öyküsü:Hasan İzzettin Dinamo’nun Şiirleri

Yedi yıl boyunca Yemen’de savaşan ve ardından çocuklarını Akçaabat – Ahanda’dan İstanbul’a götürerek daha iyi bir yaşam sürmek isteyen Ahmet Çavuşla Şakire’nin 8 çocuğunun yokluk ve hastalıklardan ölmeden kalan üçünden en küçüğü Hasan İzzettin, 1909’da doğmuştur. Kısa bir süre sonra babası ve annesini kaybederek devlet korumasında yetişen Türk edebiyatının en önemli roman kahramanlarından sayılabilecek Dinamo’nun …

Devamını oku

Dokuzuncu Sonnet

Yağmur yağıyor, kış yağmuru şakır şakırGecekondumuz birkaç yerinden yine damlıyor.Üstümüz eski püskü, tel dolap tamtakırUmutsuzluk aç karga sesleriyle bizi selamlıyor. Pusmuş kilimin üstünde altın gözlü sarmanBir huzur müziği üflemede mırıltıları.Gürültüler kopmada evin ardında zaman zamanDağı çökertmekte üstümüze yağmur suları. İçiyoruz Şerife’nin yorgun eliyle koyduğu çayıIsınıyoruz, peri padişahının sarayıBizim gecekonduyla hemen yer değiştiriyor. Tepe koptu dayandı …

Devamını oku

Meydan Okumak

Bizde neden ağlayan bir Fuzulî çıkmışŞimdi anlıyorum bunu derinden.Kaç Fuzulî, Fuzulî olmadan önceKahrolup gitmiştir üzüntülerinden. Öyle çekmişim kiArtık benden sonraBirkaç satırımın yaşaması bile bana vızgeliyor.Artık bahçemdeki yemişlere ne güleryüzlü bir dost ne hırsız geliyor. Demek, diyorum, bu duruma gelirmiş budana budana bir şair.Ölümsüzlüğe sırtını dönmüş şiirArtık acıya meydan okuyabilir. Hasan İzzettin Dinamo

Yirmi birinci yüzyılın insanlarına

Bir Eyüp sabrıyla bekledimSabahı olmayan gecelerde.Gül dalları yerine demir çubuklar vardıMünzevî-münzevî pencerelerde. Dört uzun yıl boyuncaDışarda koskoca bir doğaBaştan çıkaran kokularıyla doldurdu yolları.Her bahar göğün kapılarındaŞarkılar okudu tarla kuşları. Apak bulutlar geçti habersizÂşıklığımdan, şairliğimden,Bahar yağmurları bensiz yağdıEbemkuşağı açtı bensiz. Bir Eyüp sabrıyla bekledimGübreliğinde günlerimin,İnsanlar olmadı farkındaEn küçük hünerimin.Ne de bir kimsenin haberi oldu varlığımla yokluğumdan.Yalnız, …

Devamını oku