Requiem

I

Sokağa çıkacağız,
sorumsuz güz çırpınırken
bir kepenkte.

Büyüsek de
yeni olduğunu savunacağız
evrimin.
Uzadığını düşleyeceğiz, sokağın,
çoğaldığını, dar, bir geçenek
gelişimi içinde karıştığını
sarmaşığa. Sıçradığını çamurla,
bulaştığını kararsız bir adıma,
girdiğini içeri,
ürkütücü, yıpratarak, içeri.

Sokağa çıkacağız,
tam
lâmbaların yandığı an:

Susacağız,
susarsak.

II

Gece bir dolama gibi düşecek,
ilkyaz sıyrılırken maviden.

Toprağa çıkacağız,
sürgün.
Yırtılan güllerin arasında,
çoğu kez,
tutamayacağız kendimizi,
yürüyeceğiz.
Boynueğik yivlerine alışacağız
sağanağın.

Çoşku
hafif tüyünden işleyecek içimize.

III

Güneşe gideceğiz.

“Sev bizi” diyeceğiz:
“Kirli, yasak, boşyereyiz”.

“Kazan bizi” diyeceğiz:
“Yokluğuz”.

“Tut bizi elimizden,
uçurumun kenarındayız;
it bizi” diyeceğiz.

Bezelerimiz acıyla
salgılayacak.
Güneşe giderken.

IV

Ateşe gideceğiz.
“İnsana güvenme” diyeceğiz.
“İnsan geçersizdir”.
“Kendine güvenme”.

Ateşe gideceğiz
usumuzda eylül
bir malûl.

“Yak bizi” diyeceğiz.
“Gerekliyiz”.

V

Dışarıda, renk
uzanacak dağa doğru.

Ağaca gideceğiz.
“Öldük biz” diyeceğiz,
“Kıyı çocuktur ve
ayaklarını toplayan çakıldır,
bak” diyeceğiz. ” adanın toprağa
umarsız sınırına,
biz öldük” diyeceğiz.

Acımız dilimize sürçecek,
sevginin tetiğini çekerken
parmaklarımız.

VI

Denize gideceğiz,
aramayı, bulamamayı bilerek.

Ölüme davranacağız; gizli,
dirençsiz.
Sevmeğe yükümlü olacağız:
Korkakça.

Yaşamın kurgusunun
çözüldüğü yerde yiteceğiz,
o anda,
bomboş bir sesle.

VII

Denize gideceğiz. Yağmur
patlarken yüzümüzde.

Gece bir çekiç gibi düşecek.

Enis Batur