Şiirlerden Dökülen Yapraklar

Güneş’e

aşk sevgilim
ayın yüzüne yazılmış güzel bir şiirdir
aşk ağacın tüm yapraklarına resmedilmiştir
kazınmıştır aşk…
serçelerin kanatlarına, yağmur damlalarına
lakin benim ülkemde sevgilim
bir kadın ne zaman bir erkeği sevse
taşlara tutulur

Nizar Kabbani

Islak mı ıslak
bir dalda kalmak için
çırpınan yaprak

Ahmet Necdet

Döküldü fesleğenin yaprakları:

Sesleri hâlâ kulağımda.
 
Süreyya Berfe

Nasıl da yaprak gibi..
Düştüm
Göğüslerinin arasına

Keşke sevgilim
Yapraklarım dökülmeden önce
Ulaşsaydı bana
Selâmın
Selâmın

Ebdulrehman Mizûrî

Her yıl bir yaprak daha düşüyor çınardan
Yaşlı bir aslanın boynu bükük dönmesi gibi ormana
Dibine kadar mağlûp, dibine kadar mağrur, dibine kadar munis

Cihan Oğuz

Annemin dargın
Yaprağıydım ben…

Arif Damar

yaprak dökümü
elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır
elli bin film seyrettim yaprakların dökümünü gösterir
elli bin kere gördüm yaprak dökümünü
düşüşlerini ,sürünüşlerini, çürüyüşlerini yaprakların
elli bin kere duydum ölü hışırtılarını kunduramın altında
avucumda ve parmaklarımın ucunda
ama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimi
hele bulvarlarda yaprak dökümüne
hele kestaneyseler
hele çocuklar geçiyorsa oralardan
hele güneşliyse hava
hele iyi bir haber almışsam o gün dostluk üstüne
hele o gün sancımıyorsa yüreğim
hele sevdiğimin beni sevdiğine inanıyorsam o gün
hele o gün insanlarla ve kendimle aram iyiyse yaprak
dökümüne rastlamak burar içimi
hele bulvarlarda yaprak dökümüne
hele kestaneyseler.

Nazım Hikmet

Esridi dönmekten altın yapraklar
Pembemsi suyunda havuzun,
Ve hafif bir kelebek sürüsü gibi
Uçtular yönünde bir yıldızın.

Sergey Yesenin

Yaz yağmuru sıcak:
Nasıl ki ağır bir damla düştüğünde
sarsılır tüm yaprak.
İşte öyle sarsılır yüreğim
sen düştüğünde içime

Erich Fried

annemde ilk yer sarsıntısı
yaprak kasırgası

Mehmet Müfit

Her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. Kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını bekleyemez. Çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür. Ve sonra, sonra ağaç meyvesini kaybeder. – Ya sonra? – Sonra yapraksız bir bahçe. – Yapraksız bir bahçe mi? – Farsça bir şiir. Yapraksız bir bahçe. Güzel olmadığını söylemeye kim cesaret edebilir?

Abbas Kiarostami

iki gündür dolanıyorum sokakları kurumuş yapraklar gibi.

Burhan Eren

Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak.
Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

benim için yapraklar topla, yatağını lekele.

İlhan Berk

Orhan Veliden istanbulu dinliyorum
Belgrat ormanında sarı yapraklar
Yeter ki bana yeşil görünsün
Kuruyan o dallar çiçek açsın
Dökülen şiir nağmeleri
Yeniden yüreğimde kalsın
İstanbul bana bir şiir söyle.

Naser Neşo

Sen bambusun,
ben rüzgâr,
sen mırıldanırsın ben yapraklarının arasına karıştıkça,

Alberto Ruy-Sánchez

ben geçerken savurduğun yapraklara dönerim,
sen duru bir yağmur olursun,
ben susamışım, tutkunum
senin yapraklar arasında oynaşan ışığına,
ben bambuyum,
sen rüzgâr.

Alberto Ruy-Sánchez

sessiz oturabilir miyiz seninle?
aramızda yaprakların hışırtısından,
ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan.

Kemal Sayar

Savurdum, eledim, seçtim zamanı
Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nereye gittimse zamansız vardım.

Abdurrahim Karakoç

Kollarıma düştünüz
Solgun periler gibi;
Ruhumla öpüştünüz,
Bir ümid diler gibi…

Şükûfe Nihal

Peşimde kanıma susamış canavarlar var,
gecenin sabaha yakın olan kısmında
çalı ol
yapraklarının arasına al beni,
dikenlerin batmasın ama.

A. Kadir Bilgin

seni severken
yaz güneşi şehvete boğar bahçeyi
kükürt adetleriyle solar bağ yaprakları

Adnan Özer

Yaprak düştü dalımdan
Kuş uçtu, soğuk vurdu çiçeğimi
Üşüyor, titriyorum
Hisseden, ısıtan nerde? …

Mustafa Ceylan

Senin resmini yaparken
Parlak kırmızıyla laciverti
Birbirine karıştırıyorum.
Söyle bana ey gelincik
Toprakta ne al, ne lacivert,
Ne kırmızı, ne de sarı varken
Sen nasıl boyuyorsun böyle
Çiçeğinin yapraklarını?..

Nakagawa Kazumasa

Hangi iklime sığınsam,
Dökülür yaprakları akasyaların,
Neşter vurulur bahara
Kan kaybeder gelincikler…
Solar papatya kokusuz kalır tenim
Ve soluksuz kalır mevsimler,
Bir tek uçurum çiçekleri düşer payıma.

Dündar Sansur 

Gelincik açılmadan önce, kapalı çanak yaprakları badem kabuğu gibi serttir. Bir gün bu kabuk çatlayıverir. Üç çanak yaprağı toprağa düşer. Bu kabuğu açan şey balta değildir, sadece zar gibi incecik, tortop olmuş yapraklardır. Çiçek açıldıkça neon pembesi yapraklar kırlarda görebileceğiniz en arsız kızıla dönüşür. Sanki çiçeğin çanağını çatlatan güç, bu kırmızının kendini gösterme, görünür olma isteğidir.

John Berger

Bir Yaprak dökümüdür dört yandan.
Bir dostun, seninle ağlamış gülmüş,
Bir sabah gazeteyi açarsın ki:
Ölmüş!”

Ziya Osman Saba

Şu âlem, âyân ettiğin bize,
Ağaç, dal, yaprak, meğer her şey mu’cize!

Ziya Osman Saba

Keder gibi ödünç
kahkaha gibi karanlık
neş’e gibi yapraksız
ve kasaba gibi akşamsız
bu şiir peşimden
bir başkası gibi geldi

Haydar Ergülen 

Bir kilim ser odama, dört köşeli
Üstünde asma yaprakları olsun;
Dost yüzlü gölgeler içinde,
Misafirim olursun.

İlhan Demiraslan

“Yaruk soruyor:
-Yaprak mısın,
Yaprağın gölgesi mi?
(Ağacım diyemiyorum)”

Seyhan Erözçelik 

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

Turgut Uyar

Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,

Metin Altıok 

çiçekler sulasan, kurumuş yaprakları kessen
sözgelimi tırnaklarını yemesen
akşamları erken yatsan iyi olur.

Edip Cansever

hangi ağacın yapraklarını
siyah kadifeyle örttün Ölüm?
hangi Söz’ü bana verdin
de benden geri aldın,
ey Dil?

Hilmi Yavuz 

kanlı bir karanlıktı gördüğüm
ben mi çok geniştim dünya mı çok dardı
nasıl yaprak yaprak açılıyordu
vahşi bir bitki gibi içimde keder
ağaçlar sonbahara azalıyorlardı.

Attila İlhan

Yeşil yaprak, alaca gölge, düşen yıldız
Bir gün en büyüğü karşısında gerçeklerin
Maceramız yarıda kalmalıydı…

Turgut Uyar 

Babamın sözlerini hatırlarım
O güzel köyü Geyve boğazındaki
Gözlerime bir büyük yaprak açılır

Turgut Uyar

Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi

Sezai Karakoç 

“…ve her şey bir kader iledir.”
ey atını uçurumlara süren çocuk
terkisinde taşıdığın rüzgarla
acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün

Arif Ay

yaprakları anlıyorum, yere yaklaşan
gökyüzünün dilini çözdüm
geçtiğim yerdeydi cennet, şimdi
buz tutmuş bir cehennemi yürüyorum
güller vazgeçti, çocuklar bekliyor

Nuri Demirci 

üstümde üçbin yaprak yüzbin ipekböceği
dinle toprağa batık bir ören söylüyor
– üstümde üçbin yaprak yüzbin ipekböceği

Cemal Süreya 

benim ölmüş olmamı
hiç bir yaprak damarından
hiçbir su özünden atamayacak beni
ortaya benim ölümüm sürülecek
pey akçesi olarak

İsmet Özel

ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için

Arkadaş Zekai Özger 

bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
ölümden anlayani ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.

İsmet Özel

Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim
Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu…

Attila İlhan 

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
Fark etmez anne – toprak ölüm maceramızı.

Yahya Kemal Beyatlı

sarılayım diye sana geldim
oysa gördüm yapraksız bir dalsın
umudumun gözünde sen
ölümün gülümsemesisin

Furuğ Ferruhzad 

İnsandır…
Sonunda solacak,
kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek
geldiği toprağa dönecektir.

Nihat Behram

Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Tuğrul Tanyol 

Durdum, hazin hazin, acıdım kendi halime
Aksetti bir dakîka uzaktan hayâlime,
Sakin Emirgân’ın Çınaraltı’nda kahvesi,
Poyraz serinliğindeki yaprakların sesi.

Yahya Kemal Beyatlı

Öyledir benim sevdam
Bir kuş uçuşu uzaklıkta değil
Yanı başındadır her zaman
Burkulur kalır bir ağaç gibi
Dalları uzar yeryüzüne
Yaprakları dosttur gün ışığına

Ahmet Ada 

Bir zamanlar öyleydi
Diyelim duruyordun bir ağacın yanında
Kış oluyordu diyelim, tek yaprak olmuyordu dallarda
Şimdi kimse inanmaz buna ama
Çiçekle donanıyordu ağaç bir anda
Kuşu bile oluyordu hatta

İsmail Uyaroğlu

Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Edip Cansever 

Belki de yenilenmeli ağaçlar.
Boyalar devşirilmeli
mevsimin yapraklarından,
haşarı erguvandan.

Enis Batur

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
Büsbütün viran oldu dağlarım
Ezberimdeki türküler de savrulup gitti
Ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
Sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

Ahmet Telli 

kurumuş ağaç kabukları yaşadım diyor
birden başlıyor ıslak sabahlarıyla günlerimiz
dudaklarımız söğüt yaprakları kadar memnun

Ömer Faruk Toprak

Ah, güney deyince bir yaprak kopar içimden,

Arif Damar 

Bir ağacı uyur görürseler, uyandırmasınlar,
Güneyde kalmış böyle güzel ağaçlar vardır,
Duldasında bir an dinlendiğimiz o ağaçlardır,
– Herşeyi o ağaçlar bilir dostum, o ağaçlar bilir! –
Biz yaprak misali olduk artık, bize birşey sormasınlar.

Arif Damar

İndirin perdeleri, indirin perdeleri…
Sonbahar ağaçlarda ağlarken yaprak yaprak.
Hışıldayan bu altın yağmuruna dalarak,
Dinleyin içerimde serinleyen kederi.

Ziya Osman Saba 

rüzgarları kışkırtan yapraklar gbi
yapraklar gibi dökülüyorsa
ve gülüyorsa yine de kuşlar
gülüyorsa sevdiğim
nedendir hep bir kırgınlığı dolaşmak
nedendir
savrulan bu gençliğim

Sıtkı Caney

Yapraklar, yel esince erken düşüyor bu güz,

Ezra Pound 

Biraz önce başlayan bahara dair
yeni ne anlatıyor yapraklar?

Nerede yaşar yapraklar kışın
köklerin yanında mı gizlice?

Pablo Neruda

Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında rüzgâr
Teşrin yapraklarıyle oynar.

Yahya Kemal Beyatlı 

Ağaca bakarım seyretmek için kendimi
Tutkuya bürünmüş ağaç benim işte
Köklerim derinlerde ısıtır denizi
Yapraklarım yağmuru çağırır sürekli

Ahmet Ada

sana da yağdı mı kar
gözlerine usul usul
ince bileklerine kirpiklerine
son yapraklarına
kalbindeki umutsuz dalların
usul usul
sallandı mı senin

sana da yağdı mı kar

Mehmet Can Doğan 

Size bir olay anlatayım, çok kısa
Bir kış günüydü, kar yağıyordu
Gök sapından boşalmış papatya yaprakları gibi duruyordu

Edip Cansever

bense varacağım yere belki varmıştım
güneş yaktığı zaman yaprak sarardığında
kışları kar altında ve dağlarda her bahar
sana kalbin en gizli bilgisini ısmarlamıştım

Sıtkı Caney 

Ah, bu düşen yapraklar, donduruyor içimi,
devamlı, suskun; yüreğimi parçalayarak…

Giosue Carducci

Yapraklar renk değiştiriyor, acıklı

Kenneth Rexroth 

Bir sözcüğün içinden geçiyoruz seninle,
ufacık bir sözcüğün, yaprak gibi, kırlangıç
gibi… ilerden gelen şu çağıltıyı dinle
karanlıkta: Derin bir suyu usta bir dalgıç
gibi geçmemiz gerek…

Sait Maden

yaprakları anlıyorum, yere yaklaşan
gökyüzünün dilini çözdüm
geçtiğim yerdeydi cennet, şimdi
buz tutmuş bir cehennemi yürüyorum

Nuri Demirci 

yürürdüm, sakin ve yaprak döken sokaktan
içinde aşk olan şeyleri arıyordum

Tuğrul Keskin

Emirgân,
kan altında kalır o saat,
canı çekilir erguvanların,
Usul bir yaş yürür ,
yaprağın damarında;
yaprak çürür..
damar çürür..
an çürür…

Üryan 

Bir kez ‘seni seviyorum’ de!
Dudakların eğer
Dört yapraklı yoncaya değerse-
Çiçek tarhlarında düş gülleri açar

Else Lasker-Schüler

Ey gül neye böyle ser-nigûnsun
Kim attı seni bu reh-güzâre
Yaprakların öyle pâre pâre
Topraklar içinde rû-nümûnsun

Abdülhak Mihrünnisa 

yaşarız burada bir tek bitki gibi
Yapraklarının anlamını bilmeyen.

Pablo Neruda

Ağaçlar yitirmişler artık ağaçlıklarını gözümde.
Dallara rüzgarda yelken açtıran yapraklar da tükenmekte.

İngeborg Bachmann

Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin
Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenirde yanar

Nurullah Genç

Yapraklarının altında deniz desem
Ağaç desem bir kara ağaç
Yürüyor içimde denize doğru
Deniz içimde dumanlı orman

Ahmet Ada

Topraktan gelen ağaçlara
Tutundukları ve gizli çekmeceler açtıkları
Ve içine geleceğinden emin anılar
Nur topu ceviz yaprakları
İlk sevgili yaprakları
İlk şiir sıcaklarını koydukları

Cahit Zarifoğlu

dalda
yalnız ve dağılmış bir elma
yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
gelen akşama
geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
bu kahır sessizdir

İlhami Çiçek

Yaprağa düşen yağmurdur
yapraktan düşen damla
Ne yapabilir, rüzgârından
merhamet dilemekten başka.

Mahmut Temizyürek

Gelip geçenler, yağmur altında
Bu adam tek başına ne geziyor, diyecek.
Yapraklar yollara dökülecek.

Cahit Külebi

Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.

İsmet Özel

Yağmur yağdı bugün, savrulan yapraklar
Sürüklendi bir süre dilsiz sokaklarda.

Şükrü Erbaş

Düşen yaprakları dağıttı akşam yağmuru.

Yu Hsuan Chi

içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
hüzün kokuyor çiçeğim
hangi yağmurları müjdelersen müjdele
yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
aşk da küstü
kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Nuri Can

Küpeler takacağım kulaklarıma ikiz iki kirazdan ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim.

Sohrab Sopehri

Aldatma kendini:
olmayacak Nuh’un gemisi
kurtaracak seni –
uçacak güvercini
getirecek yaprağı
olmayacak.

Oruç Aruoba

Elveda benim her mevsim dalları kırılan
Sıska çelimsiz
Ama son yaprağına son eriğine kadar cömert erik ağaçlarım

Ne zaman yolum düşse
Gözlerimi yumup sizi hatırlayacağım.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bacaklarının daraçısında
Bir yumak
Bir kırlangıç yuvası
Bir söğüt yaprağı susuz ve erkenci
Bir mermi yatağı derin ve pusuda
Bir saat kapağı tık diye açılır
Bir tünek dalgın güvercinler için
Yabancım diyorum ona
Geriye kalan bütün kelimeleri de
Kamulaştırıyorum böylece,

Cemal Süreya

hüzün ceketimin iç cebinde bir tütün yaprağı gibi

Cafer Turaç

Bütün o aşkları yazdı da ne oldu
Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden
Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü
Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden

Hilmi Yavuz

Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine
Kupkuru
Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi
Kalbim, diyorum
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına sevgili.

Edip Cansever

Bir yaprak düşüverdi yere çırpınarak.
Ardından salınarak bir başkası indi…

Ransetsu

Ben bahçelerin nefes alışlarını duymaya yakınım.
Ve zulmün sesini işitirim ben, bir yapraktan döküldüğünde

Sohrab Sepehri

Ağaçların ölü dalları, yeni yaprak veremedikleri gibi, eskilerini de dökemezler.

Oruç Aruoba

Güz çoktan gelmişken dalının ucunda yeşeriveren ince Çam yaprağı gibi…

Oruç Aruoba

Gece, yağmur gökgürültüsü
Sallanıyor ağaçlar, göğe karışıyor sesleri
Yaprakları görünmüyor
Benim seninle olduğum gibi

Süreyya Berfe

Bir dal verdi sevdiğim
Üstünde sarı yapraklar.
Yıl desen,geçer gider
Sevdaysa yeni başlar…

Bertolt Brecht

Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır
Yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
Hışırdayan rüzgârdır Yaprak hışırdamaz

Birhan Keskin

Nasıl hatırlanırsa bir yaprakta bir orman bu kez o olsun beni sana hatırlatan.

Birhan Keskin

Parça parça göçüyoruz yaşamdan
Güzün dökülen yapraklar gibi.

Nuri Erkal

Koşamam, kök salmışım ve dikenli yaprak acıtır canımı

Sylvia Plath

Rüzgarlar, yapraksız ağaca feryat figan edecek;
Ama, kimse benim için iç çekmeyecek.

Richard Henry Wilde

Yapraklar gibi dökülüyor saçlarım sen dokunmayınca.
Bilirim seversin kızıl yaprakların kopuş anını görmeyi.
Hadi, gel seyreyle son baharımı.

?

Herkes gitti, kimse dönmedi
Yaprakla örtülü asfalt yolda,
Uzun zaman kimseyi beklemeyeceksin

Anna Ahmatova

Ardıç ağaçları… Bana da bir kuş, kaderinizden
Yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı…

Şükrü Erbaş

Çok görmüşlüğüm var böylelerini,
Omuzlarına ağır gelir kader;
Kararsız, rüzgârda yaprak misali;
Gözleri kısık lambalara benzer;
Kalpleri işler kapıları gibi.

Guillaume Apollinaire

Ruhum,
İlhan Berk köprüden geçiyor duyuyor musun?
Bir serçe yavaş yavaş uçuyor
Bir balık başını suyun yüzüne çıkarmış bakıyor
Düştü düşecek dalından bir yaprak.

İlhan Berk

5: bu solmuş çiçeklerin altında kimse yaşayamaz
gösterişli yırtılmalar bundan böyle bir beden bol gelsin
cüzdanında iki yaprak glayöl taşıyan bir çocuğa
“-niye?” “-ne niye?”

Enis Akın

Deniz de çekildi aramızdan
Yaprakları yumuşattı yel
Bir tüy gibi düştü önümüze
Ayrılık!

Kadir Aydemir

Ey bâd-ı muganni ki hadâıkda verirsin
Her nağmeye, her saza muâdil
Yapraklara bir dil…

Cenap Şahabettin

Düşler anıların kız çocuklarıdır. Sen yaprak bakışlı küçük kız, eğil bir yol öpeyim yanağından.

Cemal Süreya

Unuttuğum bir bitkinin yaprakları gibi
Göğsüme değerse kurşunların, ne çıkar?

Ülkü Tamer

aklı zorlayan bir yer o perdenin ötesi.
bir bahçe. gerçekten buraya bahçe mi demeli?
ağaç, yaprak, meyve, kuş hepsi tamam
tastamam hepsi.
sanki biraz önce tamamlanmış gibi.

İsmet Özel

Akşamın tek bir ağaç gibi
Dal budak saldığı sular
Çocukluk rüyalarının bahçesi!
Sakın kimse el sürmesin dallara,
Yapraklar, meyvalar olduğu gibi kalsın
Benim uykum boyunca!

Ahmet Hamdi Tanpınar

O nefti yapraklarıyla gelmiş
O aksarı çiçeğiyle
Ne hevesle gelmiş kim bilir bu güzelliğe!
İnsanoğlu beni görsün diye mi?
Can Yücel
önceleri bir kuru daldım ama; tuttum yapraklar açtım, seni görünce dünyaya.

Metin Altıok
o eski hüzünlerin aldığı biçim;
harflerin ormanında çok çok dolaştı;
ağacı, yaprağı, çiçeği aştı; -ama yok!
bir karşılık bulamadı melâl’e…

Hilmi Yavuz

güzün yaprağın umutsuzca dala tutunması 
petrole bulanmış sülünün ovaya son bakışı gibi 

Tuğrul Keskin

özlemlerini hiçbir yere yazmadı
bir gül yaprağına yazmıştı
saklar onu cüzdanında hiç soldurmadan

Tuğrul Keskin

Kısacık bir an’dık: kuşların Boğaz’ı geçişi gibi rüzgârın tozları savuruşu gibi yaprağın toprağın yanağına değişi gibi sevdik… 

 
N.Yesilyurt

kim beni çağırdı: sohrab!
tanıdık bir sesti, havanın yaprağı tanıdığı gibi.

Sohrab

Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.

A .S. Puşkin

Dalından düşen bir yaprağın kaderini yaşıyorum

Mustafa Özçelik

Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da…

A.S.Puşkin

ağaçkakan kimin şiirini yazar ağacın defterine?

neden toprağın altında arar
yıldızları salkımsöğüt?

cırcırböceği
neden yaprağın sesine sarmaz uykusunu?

bütün bu soruların yanıtlarını
yıllar sonra sende buldum. nesli.

Ülkü Tamer

Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm
Sen hangi sersem haydut…

Birhan Keskin

Nerden bakarsan elinde kalıyorum..
Öyleyse bırakma / sarıl..
Bahar geçti de / ben yaprağa nasıl söylerim, ağlarken düştüğümüzü..

Sıdık Bakır

Bir yaprağı
Eğleniyor uzakta,
Dökülen kiraz çiçeğinin.

Takahama Kyoshi

gül yaprağı gibisin yastığımda
saçlarında yosun kokusu
hangi limanlardan geldin
hangi mavilerde yıkandın

Emre Gümüşdoğan

“Esmekten vazgeçiyorum.” dedi rüzgar. 
Kılı kıpırdamadı yaprağın… 

Sahir Üzümcü

bir ağacın titreyen yaprağına koy beni
bir kez olsun, yaralı bir İstanbul say beni
zehir akıt içeyim a hanedânım, bir su ver
a cellâdım, a kahrım, a zindânım, bir su ver

Nurullah Genç

Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.

İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!

A .S.Puşkin

Rüzgârla yaprağın aşkı
Neyse dört mevsim
Öyle süreceksin.

Şükrü Erbaş

Anılardan anılara sallanan bahçe
Hangi yaprağı koparsam son anı avucumda kalıyor iyi.

Edip Cansever

dalından düşen yaprağım,
yerine çürüdüğüm,
ucundan tutamadığım,
kapısına varamadığım,

Gökhan Özcan

bana biçilen bu ölüm armağan mı bela mı bilemedim
eğildim dünyaya yüzünün yaprağına değdim

Veysi Erdoğan

Ölü yaprağa kim verebilir geri
Rüzgarın alıp götürdüğü kokuları?
Baygın parlaklığı kim verebilir!

Gerard de Nerval

Dere gibi usulca
akıyor nefesi.
Titriyor gözkapakları
defne yaprağı gibi.

Gabriela Mistral

dalında unutulmuş bir üzüm tanesiyim belki
belki bir söğüt dalının efil efil titreyen yaprağıyım
uzak bir iklimde esip geçen rüzgarlara ağıt yakan

Nuri Can

bir yaprağım eski, bu parkta,
senin elden ele dolaştırdığın.
ölü kuşlar mevsimi: güz! diyordum

Koray Feyiz

Dalından düşen bir yaprağın kaderini yaşıyorum

Mustafa Özçelik

Bakakaldım 
bindiğin taksinin ardından 
onlar ki her mevsim 
sarı birer sonbahar yaprağıdır 
terk ettiğin kentin sokaklarında 
rüzgarla savrulan

Sunay Akın

Senle ben,
iki yaprağıyız çam ağacının;
bir gün kuruyup dökülse de
hiç ayrılmayan birbirinden.

?

gül yaprağı düşse 
kanıyor bu yara 
duruşun bakışların 
böyle demiyor ama 
bildim mi?

Zeynep Uzunbay

Her aşkı feda edebilecekmiş gibi duran çelik bir kalp taşıyormuş gibi asi, umarsız ve ifadesiz bakışlarla yürümelisin…
Fakat hiç kimse bir yaprağa gözyaşı dökebilecek olmanı anlamamalı!

Tarık Tufan

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma 
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Erdem Bayazıt

Hayatı bir yaprağa bakarak da öğrenebilirsin

Engin Turgut

Bir sonbahar yaprağı gibidir hayatım, 
Ayın solgun ışığında titreyen; 
Çelimsizdir dokunuşu, kısadır randevusu, 
Huzursuzdur ve hemen son bulur. 
Yaprak düşüp yok olmadan, 
Yandaki ağaç, gölgesiyle ağlaşacak. 
Rüzgarlar, yapraksız ağaca feryat figan edecek; 
Ama, kimse benim için iç çekmeyecek.

Richard Henry Wilde

Hiç kimseye söylemedim;
Çirkin bir yaprağa aşık olduğumu.
Bulutları beklerken göğün mahrem yerinde
Sevgilimin tenine rüzgarların dokunduğunu.
Nihayetinde bir damlaydım,
Pıtırtımdan başka neyim ola…

Mustafa Nazif

bir söğüt dalının yaprağına gömün beni
bahar gelince, umutlar yeşerince
sevişince kumrular
ürperen bir yaprağı öperken dalında seher yeli

Nuri Can

Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum

Cahit Zarifoğlu

seni yatıracağım ellerimde
bir ıhlamur yaprağı gibi
seni yatıracağım göğüslerimde
menekşeler gibi
seni yatıracağım gözlerimde
bir yağmur suyu gibi…

Lale Müldür

Ben kapını çaldığımda,
Kalbinin kapılarını aç.
Ben içeri girdiğimde,
Sen orada ol.
Ben gülünce gözlerimin içi gül gül,
Dalım ol, yaprağım ol, bahçem ol.

Sahir Üzümcü

Annem var, ağaç yaprağından daha güzel,

Sohrab Sepehri

Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.

Cihan Oğuz

Bizi kendimize sala yaza göçtü babam,
şarkılar söyleyerek dalından düşen her taze yaprak aşkına…

E. E.Cummings

Saka kuşunun
yapraklardaki sesine kandı sesim.
Orada kaldı.

Süreyya Berfe

ağacın kederi yapraklarından
aşklar yerle bir oluyor gazelden önce

Haydar Ergülen

Sabahın buğusu, suyun köpüğü, ışığı yaprakların
Azalan ağzından öğrendim her şeyin bir ömrü olduğunu.
Beni sana bırakıp seni bana ekleyerek
Gittim, aşkı ayrılıkla emzire emzire…

Senden başka kimseyi aramadım gittiğim yerlerden.

Şükrü Erbaş

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbetten kara haber var

Anonim

Ağaçlardan-dallardan
Etrafa saçılan,
Adımlarımızı kuşatan
Ezilmiş yaprakların eşliğinde,
Sabahların uykulu sessizliğinde
Yeniden dünya’ya gelmişçesine
Bu cennet kıyıları dolaştım;
Tüm üzüntülerden arındım.

Necdet Evliyagil

Sesini yapraklara kazırdım
Göğüsünü Şam güvercinlerine benzetirdim
Ve denize uzanmış bir balkona

Nizar Kabbani

bahçemde,
kanayan; ama sessizce kanayan bir ağacın
melali kuşanan yapraklarını
iki güvercin okşuyor kanatlarıyla

İsa Karaaslan

çiçeğini özleyen kirazın yapraksız dalına
bir kuşu salıyor rüzgarı uçacağı yön belirsiz
iki göz/ çarpan bir yürek/ camlardan akan bakışlar

Ahmet Özer

Sen mektubundan çıkan yaprak kadar narin
–Benim dudaklarım kadar hırçın–
Çiçek tozları kadar uçucu
Bir ağaç gibi dayanıklısın

Osman Serhat Erkekli

Çınarlar yapraklarını döküyor dökme isteğinden
Kumrular sokağında sıradan bir kadın aşktan söz ediyor
Sözcükleri eski bir alışkanlık bildiğinden
Omzumda bir el azar azar büyüyor
Ne gitmeleri biliyorum ne kalmaları
Gecede şiirin izini sürüyorum
Artık hüznü ustaca yaşamanın zamanı

Yasin Erol

Çürümüş yapraklar akıyor ağaçlardan, suçsuz bir kalbi parçalamışlar
Lodos yüzlü bir kadının gül sancısı tutmuş, taşa dönüşmüş şebboy.

Engin Turgut

Ardıç ağaçları… Bana da bir kuş, kaderinizden
Yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı…

Şükrü Erbaş

Nerde o çılgın neş’en
O yaprakların çiçeklerin meyven
Hepsini götürdü mü sonbahar
Harp görmüş bir şehir gibi gamlı
Dokunaklı halin var
Erik ağacı

Zihni Hazinedaroğlu

Yapraklar düşmede bilinmez nerden,
Gökkubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki
Yapraklar düşmede gönülsüz
Ve geceler ağır dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan
Kaymada yalnızlığa
Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor
Nereye baksan hep o düşüş
Ama biri var ki bu düşenleri tutuyor yumuşak ve sonsuz.

Rainer Maria Rilke

biraz sonbahardınız
ne çok severdiniz harami rüzgârları
güz gülleri açarken gamzeler
yeşile yasaklı dallarınız
yaprak dökerdi en kuytunuza
bir bulut saklardınız gözlerinizde
hüzünlü şarkı gibi
yağardınız geceye

Nuriye Zeybek

Ben şimdi oğlumun yanında kalırım
Onun kırmızı yapraklardan yapılmış
Bir zamandışılığı vardır
Beni anlamaz
Anlamaz, niye anlasın
Anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz

Edip Cansever

gitme, ateşime su ver. yitirilecek bir an bile
yok… aşılacak tepe, yürünecek çöl… sararmış
bir yaprak yalnızlığı var içimde. çaresizim,

Betül Tarıman

Tazeden bir yaprak
Ağır aksak bir aşktır şiir

Archibald Macleish

Nereye gittin ki dökülmüş yapraklar arasında
Güzel kış güneşim ey güzel kış güneşim
Dokunduğu şeyin rengine giren
Öyle genç kara ve yeşil
Gölge ağaç hava güneşim

Aragon

Ölünce yaşamalıyım
Defne yapraklarında
Sakın ola ki silahlarda değil.

Aziz Nesin

İşte son gül soluyor
Gizli ve kinli eller
Yaprakları yoluyor
Çiçeklerle beraber.

Nurullah Ataç

Ve batı rüzgarının esintisi
Ağaçların yaprakları arasında dolaştırır seni

Celadet Elî Bedirxan

Güz yaprakları gibi çiğnettin temizliği
Çürüdü göğsündeki iki küçük böğürtlen,
Yazık, acılar bile bırakıp gitti seni.
Oysa ki pırıl pırıl umut ışığımdın sen.

Cahit Külebi

Ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim
Taşları ve o ana sevgisini emen
Bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan,
Bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazık ki
Sanki özenle boyanmış ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi,
Pek yakında bütün yapraklarından birer birer döküleceğini bilmeden.
Benimle karşılaştırılırsa, ölümsüz sayılır bir ağaç
Ve bir çiçek o kadar uzun boylu değildir belki, ama kalkışmanın anlamını bilir,
Bense ömrünü bir ağacın, cesaretini istiyorum bir çiçeğin.

Sylvia Plath

Yapraklar dans ediyor
Uzun uzun yağmur yağacak
Bu akşam hareketimden evvel
Ağaçların çiçek açtığını görmek istiyorum

Philippe Soupault

Dökülüyor kavaklı yola sarı yapraklar,
içinde sevgililer gidip gelirken yine.
Ve güzün kadehinde belirsiz bir şarap var,
ki güllerin, ey bahar, düşecektir içine.

Rubén Dario

baca sessiz, dinler durur
gecede tutsak şeyi ve eski yağışları
düşen tüyler ve yapraklar gibi

Pablo Neruda

nereden hızlandırdın acının ateşini,
birden, yolumun soğuk yapraklarının arasında?

Pablo Neruda

Kapıdaki baharı yaprak selini sarı kanaryayı
Ölümsüzlüğünün kar yığını – granit yığınını – su yığınını
Anlat durmadan

Cahit Zarifoğlu

yine güze, kahrolası yine güz
yapraklar yapraktan çok
sallanan ellere benziyor
merhabasız elvedasız sallanan ellere

Hamdi Özyurt

Geleceğe ve sonsuzluğa uzatır yapraklarını
sürgünde bir kıral gibi, ülkesi olmayan
Bırakır kılıcını toprağa
rüzgar ve büyüyle gelen adam
Geriye uzak bir uğultu kalır ve kimsenin yak basmadığı bir orman.

Onat Kutlar

Size bir olay anlatayım, çok kısa
Bir kış günüydü, kar yağıyordu
Gök sapından boşalmış papatya yaprakları gibi duruyordu

Edip Cansever

soruları cevapsız bırakmayı öğrendim senden
bir budala gururuyla dolaşmayı anılarda
yeri unutulmuş,
hiç umulmayan bir yerde bulunmuş
yanlış ağaçlarda bitmiş yapraklar gibi
yabancılaşmayı

Baki Aytan T.

“hazar rüzgarı”nda dökülmüş
“hasta yapraklar”a mı üzülmedik!
serçelere mi acımadık, kış günlerinde
kendimizi unutarak!

Rıfat Ilgaz

bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrinlerden / kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı

atilla ilhan

Yolun kıyısında duran
yapraksız, tozlu ağaç
işte bir şiire girdin.
Artık yalnızca
bir ağaç
değilsin.

Ahmet Erhan

Korkudan uykusuz
Sarı yapraklar-
Fırtına esecek diye.

Kadir Aydemir

yalnız bir ağacın öldüğü yerde
üç kere döner kuşlar
sunmak için kederi yaprak perilerine

Ayten Mutlu

Peki ne anlama geliyor bu ‘daha ilerde’ sözü?
Neden senin suçun olsun, kuşkusuz, yaprakların
arasında kalman-
güzel, yalın, sıcaklığının altın çizgilerinde?

Yannis Ritsos

Islak süpürgesiyle yağmur süpürür
Döküntüsünü kırlarda söğütlerin.
Tükür yaprakları rüzgâr, öbek öbek tükür!
Ben de senin gibi bir serseriyim.

Sergey Yesenin

Kalbimin yapraklarını gör ve git!
Tufan gibi inşa et hüznün dallarını,
Gül idik, gülleri derip git.
Ki ben gül ağacıydım,
Tufanın ayakları dibinde oturan…
Vücudunun bütün dallarını,
Tabiatın hışmıyla kır!

Ey kervancı

Düşünürken buldum kayayı.
Otlarla konuşmaktan geliyordum.
Ölü bir yaprak, adını unutmuş bir sokak,
sav dolu bir tümce, suçlu bir ırmak,
bir de partal bir kuş yürüyorduk.

İlhan Berk

yapraklar ve kadınlar
o kadar derinler, o kadar
yoğunlar ki…
birbirleri gibidir…

Hilmi Yavuz

Umutla beslerim göçük yanımı
İzin verir yüce gönüllü hüzne
Şaşkınlıkla bakarım biçer gövdemi
Yapraklar için konuştuğumdan
Toprağın uzundur sessizliği

Ahmet Ada

İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
Yalnızlık bir başına kalmıştır.

Edip Cansever

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla

Edip Cansever

Bütün yapraklarım “sevmiyor” diye,
ucuz bir hediye olamam gerçi,
ama bilinir ki;
ne zaman bir çiçek dalında kurusa,
bir sevgili daha çok üzülür.

Özge Dirik

Ben ağacım bilgim de ona göre
Rüzgârlı havalarda konuşabilirim
Bilmem gurbet sıla farkı
Ayaklarım olmadığından
Köklerim toprakla kardeş
Zamana alışık yapraklarım
Acımaz kırsanız dallarımı
Korkmuyorum sizler gibi ölümden
Çünkü toprağa karışınca
Tekrar ağaç olmanın çaresini bilirim

Oktay Rıfat Horozcu

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

Pablo Neruda

Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil
yaşlarla kaplı yüzler / boğazımıza yapışan eller
ve yapraklarından sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı, acıyı kanımızla tatmış bir günün

Pablo Neruda

sıçrayan sudan mı
irkilip dökülüyor
sarıgülün yaprakları?

Basho

Ne meleği? Ah geceydi gelen
ağaçlarda yaprakları ilgisizce kımıldatarak.

Rainer Maria Rilke

Öyle kimsesiz kaldım ki
Öyle bomboş
Yapraklar ağladılar bana
Sonra, tıpkı bir gözyaşı gibi
Düştüler son yapraklar
Ne önceleri, ne de sonra
Hiç böyle yalnız kalmamıştım
Bu kadar
Ve kimi beklerken olmuştu
Hiç mi hiç hatırlamam.

Pablo Neruda

kuzum
bir akıl hastasıyım ben
hem de en güzelinden
şizofren
yaprakların rüzgarla sevişirken
çıkardığı sesleri çığlık bilmem
her bakıştan kamyonlar yüklü
anlamlar çıkarmam
bu yüzden

Müşir Fuat

asıldım yüreğinizin kapısına
acıyı sevince bölerim
su gibi yaprak gibi gülerim
çıkmayın dokunmadan bana

Nevzat Çelik

Hangi umuda sığınsam,
Döker yapraklarını bir bir,
Solar bütün kardelenler, payıma öksüzlük düşer yine.
Göç eder güneş, meçhul sahillere…

Dündar Sansur

Adım koptu benden,
sığ yerinden ırmağın geçti öteye,
geçti güz rüzgârından
akıntıya kapılmış yapraklar arasından
birbirimizi ancak duyabilecek uzaklıktayız artık

Maria Banuş

Ağaçlar soyunurken birer-ikişer
Tam kalbinin üstüne bir yaprak düşer.
Tut ki şairsin, duramazsın kaskatı;
İmdada çağırır sevdiğin san’atı,
Bildiğin şiirleri belki yüz kerre
Söylersin, ağlarsın; sonra eskilere,
Deli çağlarına dönersin, ümitle…

Gültekin Sâmanoğlu

kaçıp uzak koyakların yaprak kokularını bulsam da hep aynı yerdeyim
ölü bir dostun son bakışına mı benziyorsun, acı gibi değil, değil matem gibi
dönüp dönüp seni buluyorum sanki hep senden korktum hep sevdim seni

Faris Kuseyri

Dökül ey yürek, zaman ağacından,
dökülün yapraklar, kim bilir ne zaman
güneşin kucakladığı, soğumuş dallardan,
dökülün, büyüyen gözlerden dökülen yaşlar gibi!

İngeborg Bachmann

Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Metin Altıok

bakır bir tasta iplerle oynayan ruhum
dökülen ceviz yapraklarından anladı değiştiğini mevsimin
kırdım çerçilerin, attarların yüzleriyle çalışan saatimi
kurudu kuyu, babamın gözyaşları doldurmaya yetmedi

İbrahim Halil Baran

bir yaprak bir yaprağa
……………doğru uğuldar:
ve der ki onu yaşasan da
……………yaşatsan da bir

Hilmi Yavuz

okşayışın yeşil dalı olan elimi
ölü yapraklarla seviştiriyorsun

Furuğ Ferruhzad

İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!

A .S.Puşkin

Bir tek yaprak vermedi bu yıl:
Başını mı dinliyor okaliptus ağacı?

Süreyya Berfe

Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar…

Melih Cevdet Anday

Adı Yeşil bir genç kızdı
Çıktı birgün aşkmerdiveninden
– Yaprakları ince uzun
İki keçeli basamak
Sivrilerek uca doğru ışığa –
Çıktı… çıktı…
İnmemek üzre bidaha

Can Yücel

Ganj cılızlaşmıştı ve bitkin yapraklar
Yağmur bekliyordu, kara kara bulutlar
Yığılırken çok uzaklarda, Himalayalarda.

Thomas Stearns Eliot

Dağlara sinmiş huzur,
En küçük kıpırdanış yok yapraklarda,
Kuşlar ormanda suskun,
Sabret yakın birgün sende huzur bulursun.

Johann Wolfgang von Goethe

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Ahmet Muhip Dıranas

çiğ mi yazar, çiy mi, yaprak aşkın adını
konuşup durmuştuk bir eylül gecesinde
çiyler çoktan kurumuştur kirpiklerinde
eylülü bekleyemez bazen yapraklar

Ayten Mutlu

Aralamış pencerenin perdesini
yaprak güzeli
Uzanmış bakıyor saf saf
bir çocuk gibi
Söyle diyor haydi
bir şiir yaz
bırak tembelliği

A. Kadir Paksoy

sarılayım diye sana geldim
oysa gördüm yapraksız bir dalsın
umudumun gözünde sen
ölümün gülümsemesisin

Furuğ Ferruhzad

Ve güneş ve ay ve yıldızlar
Ne kadar güzeldi ne kadar.
Yaprakçıkları taşıyan dallar
Hevesle, aşkla uzadı, boy verdi..
Sevdi yanıbaşındaki fındık ağacını,
O garibe önce kokusunu iletti, nereden gelmişse,
Sonra yapraklarını dokundurarak belli etti
Komşuluk sevincini..

Coşkun Ertepınar

Başım artık, onu taşımak ne zor !
Başım , günden güne kayıtsız bana.
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,
Acı rüzgârların çektiği yana.

Necip Fazıl Kısakürek

İnsandır…
Sonunda solacak,
kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek
geldiği toprağa dönecektir.

Nihat Behram

bense varacağım yere belki varmıştım
güneş yaktığı zaman yaprak sarardığında
kışları kar altında ve dağlarda her bahar
sana kalbin en gizli bilgisini ısmarlamıştım

Sıtkı Caney

Gülecek, koklayacak ne var ki
yapraklardan, gökyüzünden başka.
Ama çok şey yaparız sen istersen,
usulca sarılırız birbirimize
karanlık bir odada.

Yevgeni Yevtuşenko

Saksıda incilendi yapraklar senin için,
Söylendi gelmez diye uzaklar senin için…

Faruk Nafiz Çamlıbel

Dalına küsen bir yaprak gibi

kapı aralandı ve çıktım

Cafer Turaç

Rüzgarı yok yine de fısıldaşır yapraklar

Han Şan

adını sordum ağaca dal titredi, oynadı yaprak

Arife Kalender

Gazelimi al aşktan güze say beni
say ki yaprak olup düştüm dalına

Haydar Ergülen

Ey bulut, o giydiğin nemli, soğuk gocukla
Gel, yapraksız bahçede gökyüzünü kucakla.
Bahçe yalnız başına bütün gün, gece gündüz,
masum, üzgün ve sessiz.

Mehdi Akhavan Sales

Bazı ânların altında 
Ölü kelebek mezarları 
Ahdlar, anıtlar, ukdeler… 
Arasında yaprakların 
Kalbim, güzel başlangıç 
O resimli mağara 
Bir göçükte ağzı kapanır mı onun da

Mahmut Temizyürek

belki umurumdasın evet umurumdasın
bir yaprak düşer yere; çıt. işte sonbahar
gibisin, ıslaksın, çok uzaktasın

Altay Öktem

belki yine seviyordur diye bir papatya kopartıyorum
yapraklarını yoluyorum, çiğniyorum, zıplıyorum üstünde
nasıldı bu fal, yani nasıl açılırdı bir kapının kilidi
anahtarı deliğe sokmadan önce

Altay Öktem

Nazlı için.
Düş—
tü! Yaralı ece, bir yaprak
inceliğinde ve göğsünde
kırmızı çiçekleri, kurak
bir iklimden kopuk, öylece,

Seyhan Erözçelik

oraya acıdığım yere
dokunduğun zaman
bana iyi geliyorsun
ama her zaman değil
seni beklemektense
oraya taze bir yaprak
koyarım daha iyi

Lale Müldür

Ağaçlarda yapraklar, çok yapraklar olur benim ülkemde.
Meyve vermemekte özgürdür dallar.

Rene Char

kuyuya düştümü çıkmaz
oradan
oraya
savrulan yaprak
rüzgârı götürür
çağrıldığı yere

Tuğrul Tanyol

Gün ağarmış, yapraklar
derin bir sessizliğe bürünmüş,
yelkenleri suya indirmiş rüzgâr,
gece bitimi iki sevgili sanki,
söz tükenmiş, aşk sütliman.

Saygyo

mürekkep bitti,
daha yazacak onca şey
vardı, unutuldu
ve çizildi üstü…
aşk güz yapraklarına büründü

Tuğrul Tanyol

Düşler
Ne kadar safsalar o yükseklikten düşer ölürler
Şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
Eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca

Furuğ Ferruhzad

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için

Arkadaş Zekai Özger

Yaprakları gizlice öpen yağmur altında
yürüyoruz biz bize ve öylesine.

Veselin Hançev

Benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak
üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var
güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin
o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye
benziyor adamakıllı serserin olana kadar

Haydar Ergülen

Düştüğüm yeri kendime de söylemedim
Kopan zambak yapraklarından ellerim

Özlem Sezer

Akşamüstleriyle boyadım vazgeçen ağzını
Parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız
Salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul
Hiçbir rüzgarın duruşunu bozamadığı
Bütün yağmurları topladım yapraklarına.

Şükrü Erbaş

Küçücük bir bakışın
Çözer beni kolayca
Kenetlenmiş yapraklar gibi
Sımsıkı kapanmış olsam
Yaprak yaprak açtırırsın

E.E.Cummings

Beni kırdın
Sen de kayıpsın ama dedi göz ucuyla
Gökyüzünün susmasından alınmış
Bir kızın yağmursuz küskünlüğü
Sen ki ağacını beğenmeyen yaprak

Süleyman Unutmaz

Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim
Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu…

Attila İlhan

Yeşili kasvetli bir hüzün boğar;
Hazanla her yana yapraklar yağar.

Fethullah Gülen

Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.

Cihan Oğuz

derdimi ancak papatyalara açabildim
şimdi onlar taç yapraklarını yoluyorlar

Mustafa İslamoğlu

Hatıra defterinin arasından düşen
bir kuru yaprak verdi seni ele
yaşadığımı sanıyordum ya
anılarının arasına çoktan girmişim bile..

Mustafa İslamoğlu

ki ölüm gelir yağmur ilk bahar yapraklarına konar

Köksal Özyürek

bana gelince ben
hazan yüzlü bir adamı aradım hep
bir sonbahar günü beyaz pardesüyle
kurumuş yaprakların üstünden
kapımı çalmasını bekledim
gelse ne olacaktı
onu da bilmiyordum ya

Lale Müldür

senin karmaşan ve sana ait
bilmediğim ve bilmek istemediğim
onca şey. buna benzer çözemediğim
birçok şey ormanda sarı yapraklar
birer ikişer düşmeye başladığı
zaman saçlarının arasından.
sarı bir yaprak fosili boynunun
tam kenarında.

Lale Müldür

Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

Yahya Kemal Beyatlı

Yanlış düşler içinde dalgın dalgın yürüyen
Başını çarpıp kanatan ara-sıra gerçeğe
İkide bir karıştıran ağaçta
Bir dal mı olduğunu yoksa yaprak mı

Abdülkadir Budak

Ve sevincim doğduğunda, çatıya çıkıp haykırdım:
“Gelin komşular, görün, gülümseyen güneş oldum!”
Ama hiçbir komşum gelmedi sevincimi görmeye
Aylarca sürdü şaşkınlığım, unutuldum, yalnızdık.
Ve sevincim solgun, güçsüz büyüdü; benden başka
Hiçbir yürek ona sevgi duymadı, öpmedi hiçbir dudak;
Ve sonunda her canlı gibi öldü sevincim, yalnızlıktan…
Ve şimdi öldü sevincimi, ölü hüznümle anımsayabiliyorum.
Ve yüreğimde kardeş anıları, rüzgârda mırıldanıp düşen
Suskun ve solgun güz yapraklarını andırıyor şimdi…

Halil Cibran

Artık yapraklar da dallarına ağır geliyor

İdris Ekinci

Koşarken ardından sokak sokak
Sararan yapraklar ki savrulur
Hüzünlendirmez beni asla
Aşktır çünkü anlam veren onlara da

Ahmet Ada

Bir ağacın ilkyaz eşiğinde
Leyli leylim yaprak dökmesi.
Bilene ağıt gibi oturur
Burda bir kadının gamsız gülmesi…

Şükrü Erbaş

Bazen rüzgârın uğultusuna karışıyor,
Bazen ağustos böceğinin teranesine
Büyük Bahçıvan’ın beni çağıran sesi,
Eylülün sarı yaprakları çağırması gibi
Ve gecenin, sarhoş kelebekleri…

Cahit Koytak

Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Sen elimden tutunca
Bir mavilik çökerdi gözlerime
Sonra tüm denizler çekilir
Bir orman uğultularla sarsılır
Bir güvercin sürüsü havalanırdı
Kış bürümüş yüreğimden
Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Tuğrul Tanyol

Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını,
Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla.

Ziya Osman Saba

Karıştın mı tüm varlığınla karışacaksın doğaya
Şiire tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzattın mı bir kez çocukluğu “Kuş Ayak”
Bir öğle uykusu gibi, bir yaprak gibi, bir masal gibi dinleneceksin

Haydar Ergülen

Şimşeği kuşanmış yüzünün binlerce anlamı, çoğalan..
yüzümde soluğun; binlerce aralanmış damla..
açıyor dallarını sonuna dek; orman, örtüyorsun beni..
yüzün.. soluğun..baştan sona yaprak denizi.

Şerif Erginbay

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

Orhan Veli

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…

Ahmet Haşim

Toprağın iştahıyla dallardan
kuruyan yaprakları topluyor rüzgar
üşüyen çocukların teniyle kelebekler
sindi solgun çiçeklerin dibine
göğün karaşın kıvılcımları kırlangıçlar
tel tel sıyrılıp bulutlardan
göçtü uzaklara
yaz bitti…

Nihat Behram

dokunsalar akasyalar gibi yaprak dökerdik

Ahmet Telli

Bu ne biçim sonbahar
Ben anlamadım
Yapraklar yeşillenmek istiyor…

Nakata

Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.

Jacques Prevert

ilk gördüğümde yaprakta uyuyordu
düşmekle tutunmak arası
su içecekken şırıl yağmurdan
beklemek kadar sonsuz
dudağımın kenarına oturup beni seyretti

Baki Ayhan T.

hangi tuzak kurulsa bilirdi düşmeyi
uzun yol sürücülerinin yalnızlığını anlar
avuçlarında biriktirirdi bütün sessizlikleri
kalbinde karışık görüntüler saklardı
diriler kitabına baktım, yok
ölüler defterinde, yoktu
duyar gibi olurdum soluklarını
yaprağın kenarında üşürken
beni de alacaktı sanki yüzüme baktı

Baki Ayhan T

Keyfim yerinde, mutlu edebilir beni;
Açan bir çiçek, düşen bir yaprak.

Matthias Claudius

Bir tezgahtar parçasıyım ben
Kendime alıştım bodrum katlarında
Geceleri yokluğum karşıladı beni
Kuru yapraklar sererdi merdivenlerine

Didem Madak

Bir sonbahar yaprağı gibidir hayatım,
Ayın solgun ışığında titreyen;
Çelimsizdir dokunuşu, kısadır randevusu,
Huzursuzdur ve hemen son bulur.
Yaprak düşüp yok olmadan,
Yandaki ağaç, gölgesiyle ağlaşacak.
Rüzgarlar, yapraksız ağaca feryat figan edecek;
Ama, kimse benim için iç çekmeyecek.

Richard Henry Wilde

Nasıl hatırlanırsa bir yaprakta bir orman
bu kez o olsun beni sana hatırlatan.

Birhan Keskin

Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi
Birden
Nasıl yalnız olduğumuzu anladım
Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan

Cahit Zarifoğlu

Trabzon hurması ağacına döndüm
Tüyüm tüsüm döküldü, yapraksız kaldım
Yine de meyvaya duruyorum bu cıbıl halimle
Tepeden tırnağa
Turuncu turuncu
Kütür kütür
Bu benim sonbaharım
Bu benim son gürlüğümdür

Can Yücel

Doğrudur küçücük bir kuş olduğu
Oho, büyüyüp öğrenecek daha
Ölü kuşların konuşmadığını
Çürümüş otlar yapraklar arasında

Ahmet Ada

bir toprağa ad söyle coğrafyasını bilsin
yağmur ormanlarında her ağaç konuşamaz
köklerimizin yanıp yapraklarımızın üşüdüğü
yağmuru, ince uzun dallarından düşürmeyi
salkımsöğüte bıraktılar

bugün çok fazlayım kendime
birazımı al

Arife Kalender

Gazelimi al aşktan güze say beni
say ki yaprak olup düştüm dalına

Haydar Ergülen

Kal biraz. Üzerime ger sessizliği
bir serin çarşaf gibi. Sınırsız. Beyaz.
Öldü yaz. Akıyoruz kuşla, yaprakla
dalgın gecesine bir uçurumun.

Sait Maden

ben ona sabah olamasam da
dingin bir ikindi olayım istemişimdir
her şeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin
yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına
serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
dinlendireyim istemiştim
üşütmek istememiştim.

ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
gecikmiş… ince… güzel ve uzak…
biraz da kendime istemiştim
sevgi adına

Şükrü Erbaş

Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok gibi,
Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.

Yahya Kemal Beyatlı

sen ve ben
dalında eğreti güz yaprakları
aramızda uçurum rengi bıkkınlık
varız zannederek yok oluyoruz

Ayten Mutlu

günbatımına doğru bir sepetin içinde
asma ve incir yaprakları üzerine dizilmiş
renk renk incir ve üzüm getirdiler.
yolculuğun sonuna yaklaşmıştık.
bir akşam vakti,
tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
bir denizkızı istedim.
gittiler ve bir daha görünmediler.”

Akgün Akova

(Nerdeyim
Kelebeklerden dokunuşlar alan bir yaprak gibi inceyim
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği
Amansız bir güceniğim.)

Edip Cansever

Bizim araladığımız kapıdan girer rüzgâr
O da bir başka gökyüzünün sürgünüdür
Bir yandan bulut taşır köklerimize
Bir yandan yapraklarımızı döker gider…

Şükrü Erbaş

suyun gözesine düşen sarı yaprak
dönendi dönendi akıp gidemedi

Gülten Akın

şimdi sen bile bu şiir için
çeperleri kapanmış, kendi başına bir ses,
kışın soğuk balıklardan takviminde
sadece kendine dökulen bir yapraksın.

yalıçapkını yeni bir sözcüğe uçuyordur şimdi
bilmediğimiz bir lugatta.

Adnan Özer

Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden

Victor Hugo

bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

Nurullah Genç

Baharlar yazlar geçer sonbahar gelir;
Ömrümün yaprakları dökülür bir bir;
Şarap iç, gam yeme, bak ne demiş bilge:
Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.

Ömer Hayyam

Yaprağa düşen yağmurdur
yapraktan düşen damla
Ne yapabilir, rüzgârından
merhamet dilemekten başka.

Mahmut Temizyürek

Hep mutlu ol yaprak, güz nedir bilme…

Rafael Alberti

Öyle kimsesiz kaldım ki
Öyle bomboş
Yapraklar ağladılar bana

 
Pablo Neruda

Ben bahçelerin nefes alışlarını duymaya yakınım.
Ve zulmün sesini işitirim ben, bir yapraktan döküldüğünde
Bir ağaç arkasında nurun öksürdüğünü ben duyarım

Sohrab Sepehri

Yalnız bir adam tanıdım
Yüreği maviydi,eylüldü gözleri.
Hazan yaprakları gibi buruktu
Dilinden dökülen sözleri.

Figen Yıldırım

benim bahçem yoksuldu
iki dala bir yaprak düşerdi ağaçlarımdan

Özdemir Asaf

Seninle yaşayan ben değilim
Yere düşen yaprak

Süreyya Berfe

Bir dal verdi sevdiğim
Üstünde sarı yapraklar.
Yıl desen,geçer gider
Sevdaysa yeni başlar…

Bertolt Brecht

Kocamış bir çınar gibi yüreğin
Dallarına hüzün yağar
Kökü yedi kat altında olsa da yerin
Yaprakların güneşe sevdalı

Ali Haydar Timisi

Ruhumu hüzünlerle incitmeyin, devran benim
Göğüm sizinle gölgesiz, güneşiniz kolay gelsin
Nice görüşmeyeli
Zamanı gözlerinizle aldattım, başım dönüyor
Bilirsiniz sizi anımsadığım tan vakitleri
Tepeden tırnağa yaprak ve çiçek kesilirim.

Hüseyin Cahit Kerse

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense

Ahmet Telli

Bana ne sessizlikten?
Yaprak değilim ben

Haydar Ergülen

Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm
Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan.
Daima daha taze, daima yeni baştan
Turnam bir gün bırakmıyacağım peşini,
Sen nereye, ben oraya, adım adım
İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım..

Turgut Uyar

Bir anıyı bir şehre bağlayan
Hat üzerinde
Kendine kıvrılmış, kendine kurumuş
Yapraklar iyileşmez.
Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır
Yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
Hışırdayan rüzgârdır
Yaprak hışırdamaz

Birhan Keskin

Bu şiiri yazan, caddelerde
Seninle başbaşa yürüyecek.
Gelip geçenler, yağmur altında
Bu adam tek başına ne geziyor, diyecek.
Yapraklar yollara dökülecek.

Cahit Külebi

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

Ataol Behramoğlu

Ne yapsan en başa dönülemiyor
Ne yapıp yapıp dalı unutmalı
Rüzgârla yere düşen sarı yaprak

Afşar Timuçin

Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.

Bejan Matur

Birgün bir parkta otururken biliyorum
Bir el yağmurlarla dokunacak omuzuma
Bir çift göz, bir davet, bir kalp
Çoluğu çocuğu terk edeceğim
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak

Turgut Uyar

sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de
yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz
dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir
gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir

Haydar Ergülen

Bahçenin nefesini duyuyorum.
Ve karanlığın sesini bir yapraktan düştüğünde.

Sohrab Sepehri

ey sevgilim! ey tek sevgilim!
ne çok kara bulut var güneşin şölenini kollayan!
sanırım uçuşu düşlediğin yolda göründü o kuş
ve sanırım hayalgücünün yeşil çizgilerinde
oluşan o taptaze yapraklar
sabah esintisinin isteğiyle nefes alıyorlar

Furuğ Ferruhzad

ve hep bir yaprak değil miyiz ki
bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
özdalımızı
topu topu bir mevsimi yaşarız işte
müşa’şa’ bir sonbahar figüranıyız
hepimiz de

İlhami Çiçek

Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?

Şükrü Erbaş

Kalp, rüzgarın önündeki bir kuru yaprak gibidir, bir o yana bir bu yana savrulur

Hz. Muhammed

Bilirim gücünü sözcüklerin. Esip geçmiş de bir rüzgâr
bir halayın topraklarına düşmüş taçyapraklarıdır bunlar.
İnsandır bütün ruhu, dudakları ve bütün iskeletiyle.

Vladimir Mayakovski

“…ve her şey bir kader iledir.”
ey atını uçurumlara süren çocuk
terkisinde taşıdığın rüzgarla
acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün

Arif Ay

yazık
ben
kandan, kanlı destanlardan başka sözü olmayan
ve gururdan, kendini hiç bu kadar alçaltmamış olan gururdan ibaret
bütün hatıralarımla
şansımın son deminde beklemekteyim
ve kulak veriyorum: ses yok
uzun uzun bakıyorum: yaprak kımıldamıyor
ve bütün safiyetin benliği olan adım
mezarların tozunu bile
kımıldatmıyor artık”

Furûğ Ferruhzâd

ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasında,
sorarak kendime nasıl, ne zaman
ödeyeceğim diye şu bahtımı

Pablo Neruda

uçurumlar ki sende büyür
dağdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim

Nevzat Çelik

Ve fırtına bir yığın kara yaprak bıraktı

Pablo Neruda

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

Pablo Neruda

Koşamam, kök salmışım ve dikenli yaprak acıtır canımı

Sylvia Plath

Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?

Cahit Sıtkı Tarancı

Her şahsâr şimdi – ne yaprak, ne bir çiçek! –
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…

Cenap Şahabettin

Aşk,dostluk!.. Hepsi dökülür yapraklar!
Çıplak bir ağaç durgun suda aksin.
Yalnızlık dediğin hayatta başlar;
Kabir boyunca devam etmek için.

Cahit Sıtkı Tarancı

Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
Ağac yaprak verir, sır vermez rüzgara
Ve kış yaz,
Dalda kuş eksik olmaz
Dağ başında duman
Yalnızlık nedir göreceksin
olduğun zaman.

Cahit Sıtkı Tarancı

Anımsıyorum (onu) ve yaz gelip geçiyor. Güz yeli
yaprakları dökecek birazdan.
Yağacağını düşündüğüm ince yağmurlar başlayacak
ve ıslatacak, gece ve gündüz, usulca.
Unuttuğum sözcükleri anımsayacak mıyım? Bilmiyorum.

Ali Püsküllüoğlu

Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım
Ruhi Bey öldü
Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım
Bir daha görmek için ölümü
Çelenkler yığılacak avluya
Ki benim sayısız ölülerime
Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar
Sevgiyle
Ve babam elinde gümüş kırbacıyla
Bir başına bir ölü
Annem bir limon görüntüsünün önünde giyinmiş ölümlüğünü
Ölüler halinde duracak onlar da
Dışımdaki ölüler, içimdeki ölüler
Bir alaşım halinde, donuk güneşin altında

Edip Cansever

Rüzgarın birbaşka eser akşamlarında
Sonbahar bir başka sarıdır yapraklarında
Yedi tepen gelinlik giyer kışlarında
Çiçekler erken açar erik ağaçlarında
Yazı yaşayamaz olsamda kıyılarında
Sen benim ilk ve son aşkımsın İSTANBUL.

Ender Şahin

içimde yapraklanan bir ağaç vardı

Hüseyin Avni Cinizoğlu

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Nazım Hikmet Ran

Vadideki zambağın solgun ve ıslak
yaprakları kadar soğuk
Yanıma uzandı, şafakta

Ezra Pound

Dalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca
Usulca dokunarak kadının ellerine:
“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”

William Butler Yeats

Sonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha
durdular gölün o ıssız kıyısında.
Ölü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının
Döndüğünde
Sessizce topladığını onları, gözleri
Göğüsleri ve saçları gibi nemli.

William Butler Yeats

Bir söğüt altındaydık.
Bir yaprak kopardım üstümdeki daldan dedim:
Açın gözünüzü bundan iyi âyet mi istiyorsunuz?
İşitiyordum konuşuyorlardı aralarında:
Seher bilir, seher!

Sohrab Sepehri

Gözlerini süzüyorsun
Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda
Bir daha yüreğini kaparsan bana
‘Bu yaprağı parampaça yaparım’
Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı
Ağız ağıza sin ve cim harfleri
Ateş kararıyor, bu içimin alevleri
Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi

Cahit Zarifoğlu

Ümidim yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
İstersen rüzgara salıver gitsin

Necip Fazıl Kısakürek

Kapının dışında, kırmızı yapraklar düşmüş yerlere
Beklediler gelişini. Niçin süpürüyor onları şimdi?

Yu Hsuan Chi

Yaprak dolu bir avluda, hızlanıyor mutsuz rüzgâr
Geçerek perdemin üzerinden, batıyor biçare ay

Yu Hsuan Chi

Minnacık bir balık bir yaprak gördü
Körpe – yeşil – ve yemiş bahar güneşini
-yaprak değildi
Bahardı gördüğü-
Ve o düşle fırladı denizden
Ve düştü kaldı
Balık ki yaprağı görüp sarhoşladı
O ben’im işte
Erik ağacından düşen yapracık
Damarlarında hâlâ özsuyun hazzı
Bir gözyaşıyla
Sapından sarkan
Yaprak ki düştü erik ağacından
O ben’im işte
Ve çiçekler arasındaki erik ağacı
Güneşe ve yağmura dikmiş gözünü –
-Güneş ki olduracak meyvasını
Yağmur ki besleyecek meyvasını
Meyva ki sürdürecek erik ağacını
Ağaç ki çiçekler arasında
O ben’im işte
Ve meyva ki güneş kokar
Usulcana erir ağzında
Ve bir an emip de çekirdeğini
Ya yere atarsın ya da denize
O çekirdek ki mutlu
O ben’im işte

Zareh Yaldızcıyan (Zahrad)

kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi,
sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın
(dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gününü

Edward Estlin Cummings

Her geçişinizde farklı bir koku sunardı ,
Yapraklar ve kozalaklar.

Her geçişinizde farklı bir koku sunardı ,
Yapraklar ve kozalaklar.

Antanas Baranauskas

sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de
yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz
dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir
gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir

Haydar Ergülen

Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can Yücel

Titreşirdi rüzgarla güneşli yaprakları;
Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından,
Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı gece,
Motor sesleri duyulurdu uzaklardan.

Can Yücel

Fısıl fısıl binlerce dudaktı yaprakları
Dalcıkların kuytularda;
Onların da kopmuş birer yaprak, dudakları
Akıp gidiyor sularda.

Ahmet Muhip Dıranas

Bazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.
Dolardı aydınlık olup, odama.

Ahmet Muhip Dıranas

Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Tıpkı yaz göğü gibi
Yüzünü yapraklara resmederdim
Sesini yapraklara kazırdım

Nizar Kabbani

kelebeğin
benden daha yiğit olduğunu gördüm
ateş dedi / yandı
eylülün sarı yapraklarında yeşeren aşkın
newroz ateşlerinde
halaylar çekmesini düşledim
ateşimin alazı sende
eylülünün soğuk külü bende kaldı

abdurrahman adıyan

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan

Hiçbir şeyin adı kalmamıştı:
uçuyordu boşluğumuzda ne varsa.
Yaprak beni yargıladı binbir gece.
Suyun kıyısına geldim duymamaya.
Adımın bir öyküye yetmediğini gördüm.
Badem ağacına giysisini asıp giderken
gördüm onu son kez, gizlice.

Şerif Erginbay

Güneş açardı
ıslanmış yapraklarımıza
bir tomurcuk patlardı dalda

Neşe Yaşın

Tomurcuklandı çiçekleri ağacın
Ötüştü bütün kuşlar.
“Alayım mı onları elinden?” dedi
Esintiyle rüzgâr.
“Hayır” dedi sallanırken ağaç,
Titremeden yaprak yaprak.
“Çiçek açıncaya kadar
Onları rahat bırak.”

Björnstjerne Martinius Björnson

Yapraklar erkenden dökülüyor bu güz estikçe rüzgar

Ezra Pound

Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad…

Arif Nihat Asya

Şiir ve sen
Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki
Sol yanımda tarafsız bir orman
Sağ yanımda taraflı bir ağaç
Çağır beni
Derelerin denizleri görme düşü gibi
Al beni
Dışarısı yağmur
İçimde bir yaprak büyür gibi

Yasin Erol

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

Turgut Uyar

Yanıma geldi sonbahar. Bir şeyler söyledi kulağıma
Saint Michel Bulvarı korkudan tir tir titriyordu
Ve yol boyunca şen şakrak yapraklar
Neşe içinde dans ediyordu.

Endre Ady

Hep mutlu ol yaprak, güz nedir bilme,
o kör, ışıklı yılların kokusunu
minicik kıpırtısıyla bana getiren yaprak.

Rafael Alberti

Eğilir dallar ve düşer yaprakları,
Solar o şen günlerin çiçekleri
Ve rüzgar oynar onlarla vadilerde
Ve sel gömer geçtiği her yerde,
Yok olur her şey, güzel bir düş gibi,
Zihinde parlayıp yok olan,

Ebu’l Kâsım Eş-Şâbbî

kaderimiz Stêr’im sadece şu oldu;sessizlik
talihimiz karanlıklarda tohum kanda fidan
karanlık gecelerimizde dallar yapraklar
endişe ve korkularımızda derin bir inilti
talihimiz Stêr’im benim

Mehmed Uzun

Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden
Kar yağsada bu sessiz vadiye, gün bitmesin
Yapraklar üşüse de , çiçekler üşümesin

Nurullah Genç

yaz tüketmiş yaprak gibi dağıldım senden sonra.

köksal özyürek

sende mi esti bu rüzgar
savrulur saçların da şimdi
yapraklar tümden nefti

Arif Ay

Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı.
Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.
Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere.
Zevale akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.
Tenin soluyor.
Gözlerinin feri çekiliyor.
Öbür kıyısındasın artık nehrin.
Güz yaprakları gibi.
Hem dalındasın hayatın hem de düşmeye hazırsın.
Rüzgârı bekliyor gibisin.
İnceldiğin yerden kopmaya hazırsın.
Hoyrat bir rüzgâr artık zaman.
Şimdi ikindi vakti.
Secdeye koy alnını.
Zamanın Sahibini selâmla.
O’na konuş, O’nunla konuş; dualarını fısılda.
Sonsuzluğa tutun hece, hece.
Şimdi ikindi namazı vakti.

Mevlânâ Celâleddîn

Ağaca bakar ağaç olurdum, köpeğe, göğe, serçelere
Yaprağa bakar yaprak olurdum, tırtıla, kuşa, yaşlı teyzelere

Mahmut Temizyürek

içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
hüzün kokuyor çiçeğim
hangi yağmurları müjdelersen müjdele
yeşermez bir daha yangının düştüğü yer

Nuri Can

Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler

Attila İlhan

yüreğimi yaprakların arasına gömdüm diyorum

Lale Müldür

Her işin başı sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varim.

Can Yücel

Kış yapraklarının gerisinde
Anı anı bellekte kalır ya –

Archibald Macleish

Ve işte, orada, evlerin sonuncusunda,
Bir genç kız bakıyor penceresinden, bakıyor merakla;
Saklamaya çalışıyor gözyaşlarını,
Sarı menekşeler ve gül yapraklarıyla.

Johann Ludwig Uhland

Taze yaprak kokusu dolar genzime birdenbire.
Bakarım birdenbire karşımda başaklar insan boyu.
Ayağımın altında toprak boyanır çağla rengine.
Birdenbire çıkıyorum yalnızlıktan,
giriyorum birdenbire beraberliğe.

A.Kadir

Eyy oğul ey veled-i rüzgar
Senin için büyüdüm
Düşmek için bir yaprak olarak kaldığım yerde.

Betül Dünder

Yapraklar dökülüyor
Ömrümün duvarları
Artık çok da sağlam değil

Yaprakların düşüşünü duyuyorum
Geceleyin ayak seslerinin gürültüleri
ya da öpülüşleri gibi çocukların
bir perde gibi düşüyorlar
yaprakların arasında
hatırlamaya çalıştığımız gökyüzünün
kırıntıları

Nathaniel Tarn

Çok görmüşlüğüm var böylelerini,
Omuzlarına ağır gelir kader;
Kararsız, rüzgârda yaprak misali;
Gözleri kısık lambalara benzer;
Kalpleri işler kapıları gibi.

Guillaume Apollinaire

ağaçların sermayesi yapraklarını
haşarı bir çocuk gibi sallıyor rüzgar

Müştehir Karakaya

Bir yapraktın belki
Esen rüzgarlarca kımıldayan

Mustafa Özçelik

Senin yapraklarınla dolmuş bir havuzum
Akşam kurbağalarının gürültüsüyle avunan.

Salih Bolat

seni düşlemeye gün yetmiyor artık
günler bende bakırçalığı
serin rüzgarlarda saçların
yapraklarda sesin
bin yıldızlı gök yaptım gözlerinden
sevgilim demek için geceme

Arif Ay

Ezelden beri mi göçüyorum ben?
Her hayal
kalbe döner
ve vurur bir eski
saatin sesiyle:
-Bana gel.
Kimdir ki o ben,
mevsim
bir yaprak ırmağı gibi
akıp gider içinden

Ahmet Oktay


Yapraklarda dolaşan serin bir rüzgarsın ki
Her gün eser durursun hafızamdan.

Cahit Külebi

ccb85-siirlerden_dokulen_yapraklar Şiirlerden Dökülen Yapraklar

Heybeme Doldurduğum Mısralar I

Bıçak değil avcunda gizlediği
Sessizce yaklaşan adamın
Tek bir ıtır çiçeği.Salvatore Quasimodo

Heybeme Doldurduğum Mısralar II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi 
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını. 
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm. 

İlhan Berk

arayerde bir hüzün büyür gider.

Turgut Uyar

Sabah erkenden su yürüdü arklara. 
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ. 

Süreyya Berfe 

Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz

Cahit Koytak

Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne 
Bir şeyler yapmalı, diyorum – Ama ne? 
Afrika’ya gidelim, diyor, karım içerden 
Kahve içelim muhallebi yiyelim 
Der gibi iyi niyetli 
Günlük vurguyla

Cahit Koytak

Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde
Bülbül neden kenetlenmiş
Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.
Gördüm

Cahit Koytak

Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında 
Ulumak gibi ağlıyorum 
Köpekler koşuyor sağımda solumda 
Tanrım! 
Diyorum sadece 

Didem Madak



İki türlü acı var, biri güncelden doğar
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri;
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar.

Metin Altıok

Îçinde ne zûr var ne telbis
Şi’re ne için yalan diye halk
Yalan ise de tefâvütü var
Hiç ola mı bir zinâ ile calk

Necâtî

Bi-akl-ü-bî-sitâre vü meflüs û mendebûr 
Yoktur cihânda bir dâhi ehl-i kalem gibi 

Necâtî

Kim bilirdi şu’arâ olmasa ger sabıkda
Dehre devletle gelip yine giden şahânı

Nef’î

Okuma nâdâna ey Yahyâ sakın eş’ârını 
Şi’rden yekdir hâr-ı lâyefheme zirâ şair 

Şeyhülislâm Yahyâ

Mecmû’larda şi’rim arar ehl-i tab’ olan
Hâce gibi şehrde ıkd-ı leâl arar

Şeyhülislâm Yahyâ

Nedimâ şi’rimi tertib ederdim korkarım ammâ 
Yaka nazmımdaki sûz u güdâz evrâk-ı divânım

Nedim
Çekdüğüm derdi bilürdi nâlemi gûş eylese
Halüme vâkıf olurdı okusa dildâr şi’r Üsküplü
İshâk Çelebi
Kim bakardı kalbi sâfi olmasa âyîneye 
Sûrete gelmezdi ger olmasa ma’nîdâr şi’r

Üsküplü İshâk Çelebi
Şi’re tevbe nice olur çâr-ebrû dilberün
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r
Üsküplü İshâk Çelebi
Saçlarımda kiraz bahçeleri 
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar 
Hep ben düşüyorum, hep ben,

Didem Madak
Bu yaz bol bol kiraz ye
Heveslerini diri tut.
Dinsin yüzünün gürültüsü
Engin Turgut
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin 
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik
Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın
Ruhan Odabaş

Şehre tepeden bakmak gibiydi onu sevmek
Uykulu sesinde bahçelerle tanış olmak gibiydi
Kirazlar kadar

Süleyman Unutmaz

Bir kuş ötecek şimdi…
Havada bir durgunluk,
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.

Ziya O. Saba

Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu.

Sait Faik

O küçücük odada soluğun
Mavi resimler çizer havaya
Avludaki kiraz içini çeker
Elma, armut, akasya

Ahmet Erhan

-Ve aşk; herkesin ana dili, biliyorum- 
Yitiyor sonra alevler arasında o şiir 
O gemi, kiraz ağaçları, o tutkulu şarkılar

Ali Emre
büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım

Betül Dünder

Kiraz devşirmeye gitmiştin hani
Çilek kokuyorsun vakte yabani
Unutma sana bergüzarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Bahaettin Karakoç

Ah, kiraz çiçekleri
Keşke sizin gibi
Düşebilseydim.

Masaoka Shiki

Say ki bu bir rüyaydı 
Say ki ben konuştum sen dinledin 
Beni merak etme 
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere

Yasin Erol


İnce yazıyla yazılan bu şiir
Kalın duyarlıklara seslenecektir
Kimse yaşarken bir şey okumasın artık
Ölümün şiir herkese yetecektir.Ahmet Erhan

Elleri artık titriyor eski gibi değil
Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor.
Burda bir Ahmet Erhan var uzakta

Ahmet Erhan

Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle.

Ahmet Erhan

Hızla yaşadım genç ölmedim
Bir koşuymuş yaşam geç anladım
Otuzu geçiyorken saate baktım
Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz

Ahmrt Erhan

Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca.Ahmet Erhan

Anne ben geldim, ağdaki balık
Bardaktaki su kadar umarsızım
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..

Ahmet ErhanDünya bir yara olmuşken beni kim sağaltacak?
Ki, kendiyle bile uzlaşmayan biriryim
Ateş bende yanar, su yine bendedir

Ahmet Erhan

Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir ,nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bu gün de ölmedim anne.

Ahmet ErhanBuz üstüne yazmak isterdim
Bütün bu şiirleri
Ve sonra çekip gitmek
Dalgın bir cırcır böceği gibi.

Ahmet Erhan

Şaire ölmek yaraşır, filiz sürerken şiirleri
Tufanların alıp götürdüğü bu toprakta bir tek
Birkaç sözcük mutlak kalacaktır.

Ahmet Erhan

Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu

Onunla ağlaşmayı sessizce
Özlerim bir çiçeği öperken
Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyiAhmet Erhan

Ve şairlerin selaları yükselir meyhanelerden
Çünkü otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır

Ahmet Erhan

Bir cenin umuduna aldandım
Yalnızım sapına kadar… ya erenler
Hüznümün alnımda münhal bir arsası var
Ölüm iki parsel… hayata kandım

Ahmet Erhan

Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam
Çocuğumun belleğini kefenimle silsem

Ahmet Erhan

Beni oğlum, beni oğlum diye
Saracaksın ne zaman
Radikal bir çiçeğim ancak kendi saksısında açan
Annesini seven

Ahmet Erhan

Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi

Ahmet Erhan

Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra

Ahmet Erhan

bu gece şairim
bu gece eylül
bir şey söyleyin
ezan bilen yok mu
yasin içinizde
bu gece şairim
bu gece eylül uçtan uca

Murat Kapkıner/bir resmin vardı koynumda
kısa bir süre
cinler çalmadan önce
and olsun
abdestsiz almadım elime

Murat Kapkıner

tükendi dad kelimelerim
artık dokunmasalar da ağlıyorum

Murat Kapkıner

seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

Murat Kapkıner

anne ban artık iyiyim
perhizim kaldırıldı
yüzlerim artık yamulmuyor
yüzümde bir şiirin tebessümü

Murat Kapkıner

Eylül gölgesi düşmüş güneşe
Ağlamak bir şey degil
Hançer sokuyorlar adamın sırtına

Murat Kapkıner

Sen de yoksun başucumda
Gözlerimi kim kapayacak?

Şinasi Özden

Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika
Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek

Cahit Sıtkı

Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Bir gün ister istemez,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
Dua et, O gün henüz mahşer olmasın.

Cahit Zarifoğlu

İzin verirseniz, şuracıkta, kendi kendime düş görmek istiyorum.

Nuri Pakdil

yarın senden beni soracaklar
kördüğüm toplardı de

Murat Kapkıner

beni ele veren gözlerim
ve sesimi
sonra konu eder
‘aslında orda herşey var’ dersin

Murat Kapkıner


Yarın senden beni soracaklar önce mektuplarımı göster

Murat Kapkıner

Sordum yeni doğmuş bir bebeğe:
-Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
-Annemin sütünü düşleyerek.Süreyya Berfe

Her geçen yıl eşyasızlığa alıştırıyor
eşyasızlığı bana
Soğuyoruz günümüzün gözdelerinden
ısınıyoruz yalına, yalınlığa.

Süreyya Berfe

Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorumAhmet Telli

Ne ay ışığı yürüyeceğim,
Ne sessizlik aşk boyunca.
İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
Gömdüm onu
Aşkla.

Bejan Matur

Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımda hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim.
Kalbim! Neden ben?Didem Madak

Acıklı sözler kraliçesiyim ben
Yağmur bir daktilo kız kadar hızlı
Hızlı daha hızlı
Fazla vaktim kalmadı
Artık ifadem alınmalı.

Didem Madak

Tenekeden bir aydınlıkla kestim
Hayatla ilgili bütün bağlarımı
Hazırım benDidem Madak

Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Hayat hikayem mi?
Tarlaların kıyısındaki gelincikler.

Süreyya Berfe


sandınız ki haz içindeydim
şiirlerle, kitaplarla, dergilerle esrik
tasasız yaşayıp gidiyordum;
dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtların
uzun saplı gelinciklerin donattığı
yaz ırmağı kıyılarında yalıncak!

Ahmet Uysal


Bir sap gelincik iki taş arasında
Bulmuş da boyunu uzatan hızı,
Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda;
Bütün gelinciklerden daha kırmızı…

Metin Altıok


Senin resmini yaparken
Parlak kırmızıyla laciverti
Birbirine karıştırıyorum.
Söyle bana ey gelincik
Toprakta ne al, ne lacivert,
Ne kırmızı, ne de sarı varken
Sen nasıl boyuyorsun böyle
Çiçeğinin yapraklarını?..

Nakagawa Kazumasa


gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda 
işi iş kasabanın 
su yüzlü çocuğun işi iş 
bir de poyraza döndü mü hava 
başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından 
faytonların turuncu tekerlekleri 
yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde 
asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider 
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda. 

Edip Cansever

Hele bir ballansın böğürtlen dikenleri!
Gelincikler bedava,
Gökler sahipsiz
Bahçeler zilzurna..

Bedri Rahmi Eyüboğlu

işte katırtırnakları, gelincikler
bir koku bir koku hanımelilerden,
binlerce altın değer her anım…
bu sevda sultanım, bu başka
—inci küpelerin ne yaraşmış bu akşam,
gözlerindeki kuzgun siyahı aşka.

Turgut Uyar

Dokunmaya kıyamıyorum sana çimen sana gelincik sana mine çiçekleri sana sümbül
Öyle masumsun ki kırlangıç sana getirsin diye gülümsememi bu sevdalı rüzgara veriyorum

Haşim Hüsrevşahi

Gece zeytin topladık, ay karaydı, yıldızlar yoktu, deniz zeytinliğe bıraktı dağılmış ruhumu. Uzakta mezar yazıtlarından esiyordu kırmızı yel. Bana ölümü ve dirimi düşündürüyordu. Çok sevdiğim gelincik tarlalarında uyumak, bir daha uyanmamak geçiyordu içimden. Buluttan seleler zeytinlerle dolduğunda acı çeken yel gibi geçiyordum dünyadan. Bir ağaçla konuşmak, bir kuşla uçmak hafifletmiyordu acımı, varoluşun ezik çarıklarıydım.

Ahmet Ada

Söz ver bana Soran.
Yorulmayacaksın değil mi?
Sen meylettiğinde ölümlere.
Bu sürgünlük çiçeğini ve sonbahar gecelerini gönlüne al.
Uyardım gelincikleri, üşüdüğünde gelip yaslanacaklar yüreğine.
Ama serçeler ve nergisler üzerine yemin ederim, artık yapamam dediğinde,
Ben yine gelir sırtımı sırtına veririm.

Fatma Savcı

Gözaltlarına yerleşen çizgiler
Çocukluğa dönüyorsa,
Aynı topraklarda,
Gelinciklere bakınca,
Aşk başlar.

Bejan Matur

dışımda açıkça bir tazı koşuyor 
ölümlerde yorulup 
bir güle kapanan 
gelincikte bekleşen

Cahit Zarifoğlu

Paslı çit dikenleriyle, hendekler
Kırlarla aramızda, uzar-giderdi.
Uzakta, bostanda, bir baca tüter
Kelebekler parmaklarımda uçar
Gelincikler ateş-ateş dalgalanır ve yatar.
Çocuk gönüllerimizi ezer, ezerdi.

Çelik Gülersoy

ida’nın eteğinde
gelincik aralığından
zambak kapısına süzüldüm
omzum kuğulara değdi
rüyalarınızı ağzından öptüm
şiir sandınız!

Ahmet Uysal

içdenizlerinde yüzme çocuk
hayallerin boğulur dedim de kendime
dile geldi eski bir soru
gelincikler büyüyünce gelin mi olur anne?

Aslı Durak

Yeryüzündeki gelincik tarlalarına, yaban güllerine, böğürtlenlere ve şebboy kümelerine, zakkum pembelerine ve daha nice yol kenarı çiçeklenmelerine… Ne bana ne de sana aittir şiir. Bütün yüreklenin içine düşmüş gökkuşağıdır. Önce göğe sonra yere aittir. Ne güzel bir şiir adaletidir; suskun yıldızlarla suskun yakamozlar arasında gerçekleşen. Değil mi?

Hilmi Haşal

o, dudaklarında mevsimsiz iki gelincik
çıkıp geliyor çalıların ardından

her zaman bir çit aramızda
yürüyoruz şehre doğru

Nuri Demirci

sen yanıma gelince

gelin 
gibi bir gelincik

süslenir

Behçet Aysan

Ah evet
Gelincik var olduğu sürece, şarttır yaşamak!

Sohrab Sepehri

Hiç bir yere çıkmayan
Bir sokak hüznü içimde, güpegündüz
Temmuz bitti, Ağustos ortasına geldik ne çabuk
Asfalt yolun dibinde açmış
Sapı ziftli o gelincik
Bilmeyecek ne var
Gün gibi yalnızlık
Hangi sokağa girsem
Sonunda, kendime çıkıyorum gene
Üzgün bir kuşla üzülen bir gökyüzü üstümde
Ağzımın kenarında
Yılların kırgınlığıyla dolu
Üsküdarca bir gülümseme
Geri verecekmiş gibi eski sevincimi

Ali Asker Barut

Hangi iklime sığınsam,
Dökülür yaprakları akasyaların,
Neşter vurulur bahara
Kan kaybeder gelincikler…
Solar papatya kokusuz kalır tenim
Ve soluksuz kalır mevsimler,
Bir tek uçurum çiçekleri düşer payıma.

Dündar Sansur

sen sen ol kün akşamın yakarısı
ve sevdanın anlamını değiştir
hem tarla hem gelincik
…………………olanla
…………………daha dün
yazdan kalan neyse o ol kün
ve üleştir üleştirebilirsen
kuşlar seninle bitmeden

hem acıyım hem acının
…………………yalvacıyım ben
git!

Hilmi Yavuz

ayrılık kekremsi bir tat bırakıyor damağımda

ellerimde kanıyor kırmızı bir gelincik
gecenin dördünde üryan bir sessizlik

Fulya Codal

şakayık ki dağların lâlesi, seni bekler gizli gizli
her sabah umutla döner yüzünü göğe, bir dua belki dilinde
ve her akşam çöküşünde büker boynunu, döker yüzünü
ertesi güne…

Şiraze

ne içimli bir su
ne kadar duru akıyor!
yukarı insanı ne keyifler sürüyor
ineklerinin sütü hep bol olsun, çeşmeleri kaynasın hep!
görmedim köylerini
çardakları altında kuşkusuz tanrının ayak izleri var
orda mehtap kelamı boyunca aydınlatıyor
yukarı köyde kuşkusuz örme duvarlar kısadır
insanları şakayık hangi çiçektir biliyor
kuşkusuz mavi mavidir orada
köylüler biliyor hangi gonca açıyor

Sohrab Sepehri

yağmur damlalarına alışık olmayan
tam bir çiçekti
adı şakayık

Yasin Erol

Ey gülüm, sen daha dün parçaladın göğsünü
Ama biz ta doğuştan kızıl şakayıklarız.

Hafız

Sen ve ben o soğuk asık yüzlü delikten
Bahçeyi gördük
Ve kopardık elmayı
0 oynaşan ve uzak daldan
Herkes korkuyor
Herkes korkuyor ama sen ve ben
Ulaştık ışığa, suya, aynaya
Ve korkmadık
Ne pamuk ipliğiyle birleşmesi iki adın, söylemek istediğim
Ne de bir buluşma yıpranmış bir defterin sayfalarında
Benim mutlu saçlarımdır söz konusu olan
Senin yanık kırmızı şakayık öpüşlerini taşıyan saçlarım

Furuğ Ferruhzad

şakayıklar ürkek çocuk adımıyla yollara dökülüyor;
vişne ağaçları gölgesine uzanıyor ıssızlığın
seyrediyorum, olgun kiraz gibi önüme düşüyor
acılar,
yalnızlık bu kadar kötü dolanmamıştı dilime,
onu bile okşayıp sırtımda taşıyorum.

Mehmet Sadık Kırımlı

benim ördüğüm saçı başkası çözdü dedim. alaca akşamda
hevesim vardı, yolumda bir kaya duruyor dedim. artık götür
bu şakayık selini. bir kürt baladına kar yağıyor her gece: evdal,
dedim: evdal, daha incit kendini, daha incit dedim. yıldırım
düşür her gecene. ki, kalbini bir gülle değişmeye alıştın sen
dedim. bir yüzüm yaz, bir yüzüm ayaz. olmamıştı meyvem,
ham kopardın dedim. sende dolaşan çöl beni de aldı içine,
talibin unutma dedim. rüzgârın getirdiğini rüzgâr götürüyor.
on yıl önce tanrım öldür dedim. neden hâlâ bir inip bir çıkıyor
göğsüm, kaldıysa akıt zehrini dedim. biliyordun: düşecektim.
biliyordun: olmayacaktım. biliyordun: da neden vurdun
nefesin nefesime dedim. bağışla dedin. parmağını şeyh gâlip’in bir
gazeline koyup bittü dedin.

Kemal Varol

İlkin şakayıkları okşayan parmakların
Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma

Nurullah Genç

Herkes aşktan meydana gelmiş, herkesin ciğeri yaralı, herkes dudağını yummuş konuşmuyor ama, herkesin can bahçelerinde şakayıklar açılmış.

Mevlânâ Celâleddîn

yaşadıklarını
anmak için beyaz bir yazıya
gecedesin, ay ışığına sevdalan
şakayıklara sor.

Behçet Aysan

ya kırmızı şapkalı
gelincik, senin için
göz açıp kapayıncaya
yiter şu bahar
hemen
ölüm gelir
yükselince sular.

Süreyya Berfe

Kırmızı gelincik tarlalarını kim sevmez.
Bir gömleğim olsaydı ahh! Gelincikler
renginde
Güneş de uçurtmam.
Kim tutabilirdi beni
Satmıştım anasını dünyanan.
– Güneş uçurtmamdı benim, dedim.
– Yalan!

Hepiniz bilirsiniz, Güneş’ten uçurtma olmaz.
– Balıklar da mı sevişmez buzun altında?
Diye sordu oğlum.
– Sevişirler be Kerim
Sarhoş olurlar hem öpüştüklerinde.
– Ya kuyrukları?
-Şarap rengini alır kuyrukları.

Bu bir şiirdir.
İsteyen şiire inanır, isteyen balıklara.
İsteyen de Kerim’le bana.
Ne demiş Kuran-ı Kerim,
– İnanmayın şairlere.

Özkan Mert

Kim sever toprağı daha fazla
çam ağacı mı yoksa gelincik mi?

Hangisini yeğlemeli
orkideleri mi yoksa buğdayı mı?

Pablo Neruda 

Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi.

Anna Hebert

İstanbul deyince aklıma,
Stadyum gelir.
Güne, güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal marşı.
Bulutlar atılır top top, pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlıkiçinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız,
İstaseler bir gelincik gibi koparır veririm.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu

Sevmek, yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı; ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir.

Şükrü Erbaş

ki dotmam,
gelinciklerin sırt çevirdiği bu adam,
her gün mezar taşlarına
senin için ölülerden emanet şiirler biriktiriyor…

İbrahim Halil Baran

mirasım bir kitap,
bedenim birkaç şiir olacak.
gelincikler morgundan alacaklar cesedimi…

İbrahim Halil Baran

Gelincik açılmadan önce, kapalı çanak yaprakları badem kabuğu gibi serttir. Bir gün bu kabuk çatlayıverir. Üç çanak yaprağı toprağa düşer. Bu kabuğu açan şey balta değildir, sadece zar gibi incecik, tortop olmuş yapraklardır. Çiçek açıldıkça neon pembesi yapraklar kırlarda görebileceğiniz en arsız kızıla dönüşür. Sanki çiçeğin çanağını çatlatan güç, bu kırmızının kendini gösterme, görünür olma isteğidir.

John Berger

Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara
Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için.
Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana
Bizi bir daha aramayasın diye.

Czeslaw Milosz

Güneş gören bir ev gibi ısındı içim senle, dallarıma
kuşlar, rüzgârlar konar. İşte birini sevmek böyledir
sevgilim, sen daha sevgili bile olduğunu bilmezken
sen bana düşersin, gelincik tarlaları bana, papatyalarla
yıkarım uzayan saçlarımı, sen bir dağa gömer gibi yüzünü
içine çekersin tenine saçılan kokumu, “birini sevmek”
dersin, bana dönüp dokunursun ışıktan parmak uçlarınla.

Şüphesiz ki insan, aşkta unutandır kendini.

Ersan Erçelik

kesildi hayzından gelincik
beyazından tellim kuğu!

anladım geçen anla
incinmeden incisi açmaz
ne hayatın, ne dilin!

Perihan Baykal

gelincik toplamayı kırlardan, sevdiğimiz
kadınlar için, yüz kez yenilmiş, bin kez
yangınlara atılmış temmuz günü,
onlar için yanmayı öğrendim sizde

Ahmet Uysal

Bırak da seni süsleyeyim bir taçla

Sen, sağlığın ve gelinciklerin çocukluğu
Sen saf gençlik, özgür kara bir ışık gibi saf
Söz aramızda Federico
Şimdi kimseler kalmadı kayalar arasında
Bırak da basit olsun sözlerimiz
Sen ve ben gibi basit
Şiir neye yarar çiyler için yazılmazsa

Pablo Neruda

sürülmüş toprak kokuyorsun
biçilmiş çayır
söğütlüğü geçince
her yer çiğdem, gelincik ellerin
baktıkça açıyor yüzün
baktıkça bulutlar ve güneş
serçeler karışıyor gülüşüne

Arif Ay

Gelinciklerle tuzlu suyun sevişmesi miydi
Ne dedin
Sen öyle bir yere gittin de ondan
Geçen yaz
Sürdün dudaklarına gelincikleri, sürdün sürdün
İri bir ruj lekesine benzetinceye kadar
Sonra da öptün kendini, öptün öptün

Edip Cansever

Kalacak tüm izlerin hayatımda.

Gözümden bir damla yaş,
Sızlayıp resmine aktığında;
Bir yer bulabilsem keşke
Bir yer, seni hatırlatmayan;
Kan tarlası gelincik şafağında…

Yusuf Hayaloğlu

Düşlerimiz kırılıp ufalanıp
Gelincikler soluyor dokunmadan
Deniz uzaklaşıyor

Gülten Akın

Yanına bir adam gelir
Ve
Gelincikler artık
Son yazda da açmaya karar verir.
Söyleme aşkı sus!
Sus gözünü seveyim
Aşk kocaman bir gizdir.

Esra Güzelipek

yıldızları havuza bakan
bir bahçenin
çözülmüştüm büyüsüyle

o suya eğiliyordu
bir kuğu beliriyordu

kuğu mu benziyordu gelinciğe
yoksa gelincik miydi kuğu

aklıma bile gelmiyordu bu soru

sözcüklerin sessizliğe çekildiği
o çocuksu ikindide
zaman
geçtiği her şeyi öpüyordu

Enver Ercan

parmak izlerimiz
yakışınca yan yana
baktım
bembeyaz bir gelincikti
yanımda
cennete gitmeden de
şansa inandım
iyi kalpli bir sözcük gibi
yazılınca adıma

Enver Ercan

çünkü avuçlarında Itrî’nin mızrabı
en ince sesini verir çatlamış lir
günlerden iki dal gelincik
başına çekip ateşten eteklerini çıplak bir dansı sürdürür

Betül Yazıcı

ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası
çünki ölümün kanıdır besleyen
bir başka baharın tohumlarını
şuramızda birşey var
bizi onduran şey
acıya saran
umudu kuşatan

Arkadaş Z. Özger

bir buluşma baharı bir gelincik bir çiçek
ağlıyor ötelerden hazan olmuş hayata

Sıtkı Caney

Uzaklarda bir fıstık çamı yarıldı ortasından
Bir kuş ölüsü düştü -sanki-
Bölündü sesler de
Bir faytonun sessizliği de bölündü
Dudaklarını açtın kapadın
Çekilmiş ağlardaki balıklar gibi
Birden gelinciklerle doldu dünyan.
 
Edip Cansever
 

Yenilmeden başkaldırıyor
bozkırın azgın rüzgârlarına incecik boynu ile asi gelincik
Üstünde yürüdüğün köprünün altında çılgınca köpürüyor
günün ilk ışığını uyandıran dalgalar
Ah sevdamın yaralısı yenik gelincik,
ah kara duvaklı gelinim benim
Sokul geceye sokul ve ağla…
Düşlerini süsleyen yedi yıldızın ecesidir
Ve hiçbir serçenin yıldızlara ulaştığı görülmemiştir

Buket Cihan Temür

Gelincik beyinde kırmızıdır,
elma beyinde kokar,
tarla kuşu beyinde öter.


Oscar Wilde

Bir gül bahçesine gömün beni öldügüm zaman
bir gülün rengine, bir şarkının ahengine
bir güz bahçesi gibi solmadan kalbim
öksüz gelincikler gibi bükmeden boynumu
bir bülbül sesine gömün beni gözlerimi yumunca
bağban bilmesin

Nuri Can

düşümde gelincikler
içimde gencecik bir keder var
babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma
diyorum şimdi Fatih de beni anar
ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma
hala gençlik kokar bütün sokaklar
hala gözlerim çocuk
hiç böyle yanmadım şimdiye kadar
içimde gencecik bir keder var

Sıtkı Caney

artık düşümde gelincikler
içimde gencecik yeni bir keder var
ölümü düşündükçe sen
seni düşündükçe yaşamak geliyor aklıma
diyorum senin de en az benim kadar için yanar
hala senin içindir dolandığım bütün sokaklar
hala yüreğim çocuk
hiç böyle sevmedim sonsuza kadar
içimde gencecik yeni bir keder var

Sıtkı Caney

yol olur
düğüm düğüm
devrilir kağnı
aşiretler ve
gelincikler göçer.

Behçet Aysan

Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
yapıştıracaktı –
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos

Ey kimsesiz gelincik!
N’olurdu kuş olsaydın
bir defacık dinleseydim seni.

Süreyya Berfe

siyah
çatık kaşlı gelincik tohumlarına
benzer sezişliriyle
gelişir yapılı kaygılar

Cahit Zarifoğlu

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

siirimizde_gelincik_cicegi Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

seni çok özleyeceğim

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar
Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar

Metin Eloğlu

ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi
şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık.

Refik Durbaş

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;

Orhan Veli

başkalarının yaşadıklarına
tütün ve tuz olan
kelimeler
aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna
düşen pay
kendine kazdığın kar kuyusundan
su taşır herkese kısık çeşmeler

Murathan Mungan

yürek değil çocuklar
içimdeki tütün közü
yakar yakar ısıtmaz

Hamdi Özyurt

Eleni’den önce
Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım
Sabahları, akşamları bilmiyordum daha

İlhan Berk


acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor
ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor
her soluktan bir demet, amfizem gülü elinde
sakallı adam işte, bitlis tütünü sarıyor
dövünüyor çağırıyor göğsünü parçalıyor
ve yaldızı dökülmüş sobalarda yanıyor kemikleri

Tuğrul Keskin

ayyaş hıçkırıkları başlayacak,
tütünün posası çıktı çıkacak;
midem boşalıp boşalıp dolacak,
ben ki, yenmiş yutulmuşsa yüreğim,
– tütünün posası çıktı çıkacak –
ey çalınmış yürek n’eyleyeceğim?

Arthur Rimbaud

herkes silâhını aldı geldi bir alana oturduk
etrafta yangınlar ve kötü tütün kokuları sıra sıra

Turgut Uyar

çünkü seni unutalı, varoş çarşılarında harac-ı mezat eyledim bilgeliğimi
yanımda tütün
bir kaç kitap
biraz intifada
esmer çocuklar ve ıssız bir halk kuşattı sesimi
direndim ve bir baharı emzirdim son umutlarımda

Hasan Tan


Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,

Hasan Ali Toptaş

Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın

Ahmet Telli


Bir yanda parçalanmış teknem durur,
Sert tütünüyle gün bir yanda.

Melih Cevdet Anday

Çıt yok koskoca ovada
Yapayalnız üzümler tütünler


Sabri Altınel

bir nefes tütün bir demet yaprağa
ne kadar benzerse

Bedri Rahmi Eyüboğlu

elleri telaşlı; iş arıyor, anıları ateşe veriyor, tütün sarıyor
öyle ölümsüz ki kadının elleri, her dokunduğu adam diriliyor


Fulya Codal

Ama ben yaşlı bir kadınım artık. Bunu duymaya alışık olmayabilirsiniz, yani bir kadının kendi kendini ele vermesi sizin için şaşırtıcı bir şey olabilir. Olsun. Ben gerçekten yaşlı bir kadınım. Bir zamanlar diri birer aşk ikonu olan göğüslerim şimdi güneşte kalmış bir sigara paketi gibi solgun ve yorgun. Ama içlerinde hala tütün, hala aşk var. Çünkü zaman yalnızca bedeni yakar.

Martha Nicole King

Bana elmadan sıkılmış soğuk sular sunarlardı. Evlerinde oturacak yerim vardı.
Tütün sunarlardı.
Bir dinlenme zamanı kadar birbirimizi duyardık. Alışmak için zorluk çekmezdik.
Çünkü karşıt yerlerimiz kalmamıştı bilirdik. Girintilerimiz çıkıntılarımız uygundu.
Sussak da ses çıkarmazdık.

Turgut Uyar

Rakıdan tütünden beter alışık
Olduğumuz korkunç güzel bir şey var
Tutmuş bırakmaz bizi bir sıkımlık
Canımız çıkana kadar

Cahit Sıtkı Tarancı

Yine söndürüyorum seni
Kül tablama basarak
Önce külün
Sonra ateşin
Son olarak tütünün
Bir iki duman çırpınışı
Birkaç zerre ateş
Söndün işte
Başka sigaralarımla bir olamazsın
Çare ağlamakta mı lizi
Dumanında yorgunluk
Külünde ölüm
Tütününde doğuş
Ateşinde meydan okuma
Ben de ise bu cesaret!
Bu masal biter mi lizi?

M. Hanifi İspirli

Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabaha dek
Belki benim sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak

Ahmet Telli

muhtemelen kaçak uyrukludur tütün
muhtemelen kan ve ağıt yüklüdür
gam kokuyorsa gümüş tabakalarda
fırat’tan nil’e
havva’nın doğurduğu adem’in çocuklarıdır
buralar da sevdalar kaç renktir


abdurrahman adıyan

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

Turgut Uyar

Sade bunlar mı Cahit Külebi!
Doğup büyüdüğün Niksar’da
Kadınlar görmedin mi?
Kaybolur gider sanırdın
Tarla çapalarken güneş altında;
Karanlık odalarda tütün dizerken
Yanıp sönerdi ıslak ıslak
Yeşil tütün renginde gözleri.

Cahit Külebi

ve alkışlanıyor babalar
ki tütün başında
ekmek başında kabir başında

Cahit Zarifoğlu

saçlarında bölünmüş bir şefkatin sımsıcak izi
dudaklarında kaçak tütün tebessümü
ve tokalaşmaları sertçedir, samimidir
kendi renginde akar Kızılırmak
Dicle kendi dilinde çalkanır
ansızın hatırlanmış bir şey gibi

Selim Temo

Yıllarca mektuplarla yaşadım.
Kaçak tütün, yasak yayın
Larla beslendim.
Unutmadım. Unutmadım.

Cevat Çapan

hüzün ceketimin iç cebinde bir tütün yaprağı gibi

Cafer Turaç

bu amansız takip bu olmadık tütün sancısı bu haksız rüzigar bende bir yeri biriktiriyor
bende bir yer var:
oradan usul usul dönüyorum bir elimde asayı musa diğerinde züleyhadan kalma sadaka taşı
dünya durdukça aşk durdukça isyan ya da devrim durdukça ben de durup duracağım oldu mu
bileğime burjuvanın sevdiği o çiçekten çizip çizip sonra sileceğim oldu mu
bir şiir var ham erik gibi vadedilmiş kızlar ant içilmiş incirler gibi bir şiir
ben onu bulup ayrılacağım aranızdan oldu mu
sesim birden hırlamaya dönüşecek bunu beklemiyordunuz kimse beklemiyordu
yalan da olsa çocukluk girilir çıkılmaz bir ırmak olsun, aramızda kalsın, ben sizi seviyorum

İsmail Kılıçarslan

ama bana inanmayın rol yapıyorum
ekmek yiyorum, “nasılsın” lara teşekkür ediyorum
bebelere tütün içmesini öğretiyorum

tüm bunlar bir yana
aslında iyi bir iş arıyorum

Osman Konuk


Acının gurbeti yine acıdır
sılası hani
orda düşlere vakit yoktur
kavrulmuş dudaklarda
kalınca sarılmış tütün gibi
yaşamın ve ekmeğin kahrı
ağır ağır çekilir

Arif Ay

Orhan Kemal romanlarında rastlardım o kadına
hani tütün içen adamını kokusundan sever ya,
tüttüm durdum da onca biri çıkıp demedi:
o sigarayı bir tutuşun var ki adamım
kim görse aşka düşer de kül olur ona!
Başka resmim olmadığındandır bunca kül bunca duman
o da eskidenmiş meğer, sönmüş, yetişemedim
tütünün fiyaka sayıldığı büyülü zaman

Haydar Ergülen

tüter durur
tütün gibi
dün gibi

Perihan Baykal

Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

Cemal Süreya

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden

Bahaeddin Karakoç

Umudun bir bütün olduğunu
Seziyor muyuz yalnızca
Baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
Öyle bir arada güzel
Yaşamanın lezzetini
Kanımızı tutuşturdukça gün günden
Buğusunu saldıkça
Bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

Edip Cansever


Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…

Ahmed Arif

bu yalnızlığı biz yaratmadık
bilakis tütünü bile dost eyledik kendimize

Özge Dirik

Ellerim ıslaktı gözlerim ıslaktı.
Gelip caydırabilirdin beni gitmekten
Oturup sigara içer anlaşabilirdik…

Edgar Allan Poe

Bu şehrin yağmurları mısra mısra ezberimde
Garda Attila İlhan’a benzeyen bir adam
Kendi mi içiyor rüzgâr mı
Belli değil sigarasını
Yakasında üşümüş zifiri bir karanfil
ne düşündüğü seçilmiyor

Ali Asker Barut

Bıraktığın gibi duruyor tablada sigaran
Sekseninci sayfadaki Gorki
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni

İsmail Uyaroğlu / Özlem

Mezarlarınız biraz aralı
Ama atsan
Ulaştırırsın herhal sigaranı

Metin Demirtaş

Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Metin Altıok

Büyük yorgunlukların ardindan oturup sigara içerdi
En büyük zevki yalnız kalmaktı


Cesare Pavese

hücreme temiz çamaşır ve sigara ve selam
yolladığın günlerde de gördüm, yiğittin

Hasan Hüseyin Korkmazgil

İşte ben de o zamandan beri
gereğinden fazla dalmamaya bakarım yaptığım işe.
Çevremde olup biten şeylerle de ilgilenirim.
Birileriyle konuşmak için işime ara veririm çoğu kez.
Bir cıgara içemeyecek kadar hızlı araba sürmekten
vazgeçtim.
Yolcuyu düşünüyorum artık.

Bertolt Brecht


Bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
Devletin bekasının da Allah belasını versin
Malboranın da!

Ah Muhsin Ünlü

Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir
Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda
Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir
Öpülen ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki
Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında
Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle
aynı boyutta
Yalnızca yaşamaktır belki de kimbilir…

Ahmet Erhan

sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

Nevzat Çelik

Sonra sen kendi yolunu çizdin..
Benim ilkokulda resmim zayıftı, pek bir şey çizemedim..
Bir işe girdim, ikisi ciddi beş kadını sevdim..
Beşiktaş’ta bir eve taşındım ve sigarayı bıraktım..
Bulaşık makinem var..
Alttan iki dersim var..
Bir kitap projem var..
Ve sen yoksun..

Ah Muhsin Ünlü

Güz erken geldi,sen gelmedin
gelecektin,ben sigarayı bırakacaktım
nikotin bantları yerine
yağmuru akıtacaktım damarlarıma

Refik Durbaş

Hepsi de ur gibi beni
Sarmıştı ur gibi Ruhi Beyi
O gün sigara içtim akşama kadar
– İkinci gün aldılar sigaramı –
Ve saatler biraz sarardı
Sarardı bütün ayrıntılar.

Edip Cansever

Sesi duyacaksın, “yine mutfakta sen varsın” diyeceksin,
Camlar açık olacak, bir karanfil sigarası kokusu olacak evde,
Boğulacaksın!

Çisel Onat

Son nefesini vermekte aşkımız
Ulaştı sıfırın altında iki yüze
Ah ne şiddetli hava
Rüzgar söze katılıyor
Bu son gece için değil mi
Şiire giriyor soğuk
Kül tablasına, sigaraya

Nizar Kabbani

Farkında değilim mutsuz muyum?
Yoksa mutlu mu?
Aylaklık günlerine idmanlıyım
Hiçbir şey yapmıyorum
Kadehleri soğumakta
Ve sigara içmekten başka…

Nizar Kabbani

işte bir sahne daha: bir sigara yaktıydı babam

Edip Cansever

İki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
İki muhabbet kuşum.
İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim, biri mutsuz
Ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?

Didem Madak

Sigaramı göğsünde söndürüyorum

Ahmet Necdet

Sigara paketimi
masada unutmuşum.
Sandalyede
Tıpkı benim gibi
Oturuyor boşluğum.

Cemal Süreya

kadere inansaydım
sana inanırdım
Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
 

Arkadaş Z. Özger


Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar beni neden sevmez Erkan
Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar beni neden sevemez Erkan

Süleyman Unutmaz

sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım
günlerdir söylüyorum;
sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım

Seyyidhan Kömürcü

Sessizce oturdum bir masaya yüreğim bozarmış
bir bardak çay: demi sevda pınarından
bir resim: avucuna kuş konmuş acının resmi
bir yüz: geçen bıldırdan, yalnızlıktan incelmiş
bir sigara: akşam içilir kederle ancak
bir kitap: “Yokuşu Tırmanır Hayat”

Refik Durbaş

Neden olmasın, yeni yakilan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
Apansız bir yolculukla da

Edip Cansever

bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen
bir bakışın var ki,
masa ile aramızda dert oluyor

Mahmut Avcı

Hastaneye kar yağıyor
Bu bir şiir sayılabilir
Çünkü gözlerim terliyor
Camdan soğuk bir gündemle toplanan
Üşüyen serçelere bakarken
Sırlı kalmış bir sigara ciğerimin sonuna yaklaşıyor
İyiyim derken kendim hakkında
Doktora kötü bir ipucu veriyorum

Mahmut Özkızıl

Bir sigara yakıyorsun, elindeki kadehten yudumluyorsun,
Ve artık kendinde saklı o meçhul mutlu insanın peşinde değilsin,
Sen ki bahtsız birisi değildin,
Sen ki sabırsız da değildin.

Leonardo Lorenz / Öneri

Kalın bir sicim bulundururdu yanında
Ne zaman asacağını bilemezdi insan kendini,
Bir şişe viski de vardı çantasında, her an sarhoş olmak gerekebilirdi
İki paket sigara da vardı, her zaman yeniden başlamak mümkün
Diye düşünürdü,
Tek gidiş bir de tren bileti vardı
Gitmeyi düşündüğünden değil, ama kaçmak zorunda kalabilirdi
Bunların dışında normal biriydi
Her sabah işine gider, akşam evine dönerdi
Hiç anahtar taşımamıştı yanında

Leon Felipe



Garda sigara paketini çıkarttı, yaktı
Garda viskiyi çıkarttı, içti
Ve oradan çıktı yola.

Leon Felipe / Monogami

Çay, sigara, kağıt, kalem:
Kuş sütü eksik.

Süreyya Berfe

anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

Nevzat Çelik

Yolcu vapurunda
Denize karşı
Çayla sigara da içeceğim.

Gülcihan Atalay


hoşçakalın ağız tadları
sıcak çorbam çayım sigaram

Ersin Ergün

Ötedesin o adamın duldasında
Gözkapaklarına bürünmüş adam

Eli her an omuzunda
Eğiliyor sigaranı yakıyor

Teşekkürler sigara dumanı,
Sağolasın o adam!

Cemal Süreya


Sigaram var, ayakkabım var, rakı bitmiş, sen yoksun
Alsın biri ayakkabılarımı, seni bana yürütsün
Canım yanıyor be işte, insafın hiç mi namı yok?
Ben ağlarım, susarım sonra, kimselere demem bir şey
Sen ağlama, susma da ama, bak buna bağlı her şey..

Ali Lidar

upuzun, tenha bir iskelede, yan yana
aradık birbirimizi
o parmaklarıyla oynadı
ben, onun dudaklarıyla içtim sigaramı

omzuma attığı elinden belli
yaşıt olacağız birkaç yıl sonra

Nuri Demirci

ilk nefesimde sigaramın iliğimi emmesi,
kavşakta yönsüz bir tabela gibi kaldığım!..

“alt tarafı aşk!” diyecekler, inanmadan;
beni bir tek zeytin ağacı anlayacak!

Emre Gümüşdoğan

iç içe kırılan dalgadan söz et
iki sevişme arası sigara içimi
yaşamın anahtar sözcüğünü fısılda

Emre Gümüşdoğan


nasıl bilebiliriz aşkın yanmamış bir sigara olduğunu
ve bitmeye başladığını yakıldığı anda

nasıl bilebiliriz aşkın yanmamış bir sigara olduğunu
ve bitmeye başladığını yakıldığı anda

bir erkeğin sevişi
usul usul yaklaşan
sigara dumanı gibi
kendine doğru

Lale Müldür

gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
her nefeste biraz daha kısalırken
bütün beklentileri
duman duman uçuyorlardı.

Ahmet Muhip Dıranas



Kahveyle sigara kadar yakışırlardı birbirlerine

Devrim Sevimay

sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul’a
ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında
akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.

Didem Madak

4c05c-seni_cok_ozleyecegim_sigaram seni çok özleyeceğim

seni çok özlüyorum

İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden

Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse

Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün

Erich Fried

Şimdi hangi yollardan

Siliniyor izleri
Çağ dışı bir çağrıyı
Sigara içer gibi
İçine çekerek.

Behçet Necatigil

ölülerin bakışları misali kıpırtısız bakışlarla
bir sigara dumanına dalabilir insan

Furuğ Ferruhzad

yalnızlık bir barda unutulan sigara paketi gibidir
fark edildiği yerde sahiplenilir
ve hiçbir yalnızlık unutulduğu yerde bulunamaz

insan,
unuttuklarını arar mı..?

Pelin Onay

Yanıma yaklaşıp kibrit istediğinizde
ıssız bir adaya düşen
yalnız adamın
dumanı görülsün diye yaktığı
ateşiydi sizlere
uzattığım

Ve siz
her seferinizde
sigaranızı yaktınız
ama açıktan geçen gemiler gibi
yanınıza beni almadan
gittiniz! ..

Sunay Akın

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,

Furuğ Ferruhzad

Bazen babamla gideriz, çok uzağa değil şuralara
Babamın gençliğine gideriz, benim gençliğime
Birer sigara yakar, vay anasını deriz.

Dilek Kartal

ne şiir çare artık ne üst üste sigara
ya gerçek değil benim gördüğüm
ya ben çok kötüyüm bu ara

Sıtkı Caney

bu şimdi ayrılıkönü yakılmış bir sigaranın ilk nefesidir

Bayram Balcı

Bir sevgili gibi, istediğinde ulaşabilirsin ama ulaşmaman gerektiğini, yollarınızın ayrılması gerektiğini bilmek gibi. 
 
Güneş Bor

Gitgide alışıyorum sana….
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz…
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin…
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun…

Ümit Yaşar Oğuzcan

gömleğini düzenli ilikler kıyıya iner sigara yakar
bir tabureye oturup denize bakar

Hayriye Ünal

Saçlarını düzeltir gibi yapan ellerinle
Sigarayı usulca tutan ellerinle
Elbiselerin için siyahlar toplayan ellerinle
Çok yağmurlu şarkıların o yanlış hüznüne tutkundun sen

Süleyman Unutmaz

sigaranı mı sordun sönmüş şurda duruyor
sönmüş orda duruyor işte
– ama ne kadar ahşap ev varsa yakar yine de

Turgut Uyar

Bazı geceler uyanıp sigara içiyorum karanlıkta
Odamdaki aynada yanıp sönen küçük kırmızı bir yıldızım

Didem Madak

Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu
Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla
Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu
Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla

Nurullah Genç

Kendimi kendime sunuyorum -ben Seniha-
Bunu hep böyle yapıyorum.
Bugün de böyle yaptım
Önce bir sigara yaktım, usul usul giyindim

Edip Cansever

Sigarasını yakıyor o
İyi, yaksın
Bardağına cin koyuyorum
Ağır ağır içiyor
Her şeyin tersini taşıyor yüzü -sanki-
Ve taşırıyor
-Bir şair de olabilir, bir ermiş de-

Edip Cansever

tam nasıl söylemiştin, anımsayamıyordum -belki, yıllar içinde, kafamda o kadar evirip çevirmiştim ki bu tümceyi, tam biçimini artık yeniden kuramıyordum (yıllar sonra, o gün bu tümceyi üzerine not ettiğim sigara paketini buldum: şöyleydi:
“bizim senin ile hiç ilişkimiz olmadı ki…”)
önce hiçbir şey anlamadım; hep de düşünüp durdum; ancak da yıllar sonra, anladım:-
haklıydın

Oruç Aruoba

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

?  Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu

Sana artık Ahmet Erhan diyorlar
Nereye gideceğini yitirmiş
yol, uçurum, dağ, bayır, çöl
Bir kuşun kanadından çıkan kav
Bir kibritin ömrünün, bir tek sigarayla sınırlı olması
– Alkol, kendileri seni seviyor
Her el titremesinin bir fotoğrafını çekmeli
yanık masa örtülerinin, kırık bardakların
Günışığında herşeyin, herşeyin görünmesi
Gibi iğrenç, gibi gerçek, gibi anlamsız

Ahmet Erhan

su içmek, sigara yakmak kadar
doğaldı sizde kaçmak

Hilal Karahan

Aç karnına sigara boş yere sigara
Sonra “tütünler ıslak” ve tafra

İdris Ekinci

ve güvertesinde
sigarasını rüzgâra karşı yakan
bir katil üşür

Sunay Akın

Bir ara çantandan sigara çıkardın ve yaktın. Allahım, bir sigara nasıl böyle güzel tutulur. Hani zararlıydı sağlığa. O ellerin tuttuğu her şey ömre ömür katardı. Ellerinle kutsadığın bir nesne nasıl zarar verebilirdi herhangi bir şeye. Tek bir hareketinle bütün bir sigara sektörünü aklayıp masumlaştırdın sen orada.

Ali Lidar

sigaramda yol görünüyor

Murat Kapkıner

Çayını açık içen
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Büyüklere görünmeden
Bi sigara yakabilirim

Müşir Fuat

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara

Cemal Süreya

haydi sen bütün onlara git benimle
son sigaramdın
gidişin antinikotin

Cahit Zarifoğlu

şarkılıydım o gece
sigaram keyifle tüttü
düşlerimin arasında

Enver Ercan

sahile götürmeli çocukları, insanlar benzemeli birbirine
uzaktan geçen gemiler ilk gençlik yıllarım
demeli baba sigara dumanından bir mask suratında
yaşlanıyorum, çünkü korkuyorum diye sayıklamalı anne
kızımın kalbini karartacak gemiler ufukta

Ahmet Murat

Boynumda menekşe rengi bir papyon
Hafifçe sarkık
Dudağımda bitti bitecek bir sigara
Kenarında dudağımın
Dışarı çıktım.

Edip Cansever

Ne sigaralarda tat kaldı
Ne gönlümü avutur tazeler,
Önümde açık duran tek umut
Kapısı daraldıkça daraldı.

İlhan Berk

sevişme sonrası içilen sigaralar gibi yorgun ve uykuludur yüreğim

Pelin Onay

Gelse
Değişmiş çok, yaşlanmış da
Sigaramı yakıyor durmadan
İstemem diyemiyorum – ama yakmasa –

Edip Cansever

Bir demet kır çiçeğinin içinden,
Bir tanesi olsam ve kendimi saçlarına taksam…
Kahve olsam bir fincan,
Dumanı, kokusu olsam kahvenin,
Sardığım sigara olsam dudaklarında,
Bir öpücük, bir öpücük daha olsam.

Sahir Üzümcü

Sigaralar arasında duman altı bir gençliğim

Ve izmarit sonbaharında yaşam.
Kaçamak gülüşler,
Baktığım yerde durmalar.
Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…

Aslında hayatı keşiş tadında yaşamak,

Lütfü Şener

Kalp şeklinde kültablaları
Kalbimde söndürülmüş birkaç sigaradan kalan kül

Didem Madak

Unutma!
Sabahlar artık gecikir.
İster sağa dön ister sola gözüne uyku değil gidenin hayali gelir.
Kendini şiirlere verirsin.
Elin sigaraya gider her on dakika da bir fena zehirlenirsin.

?

Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer

Ümit Yaşar

uzun sürmedi sokaklarda
kaçak sigara satışından kurduğum düşler

Sıtkı Caney

Sigara tutarlar, canım istemez
Alır, içerim ama

İsmail Uyaroğlu

ben bu şiiri bu baharda bitirirsem bahse girerim
bir mavisine bir de gazozuna bahse girerim
sigarayı bırakırım sekiz saat uyumaya başlarım

İsmail Kılıçarslan

Gardiyan yatağının kenarında,
elinde yağlı ebonit bir jop
ne zaman sigara isteyeceğini bekliyor tutkuyla..
Belinde sallanan anahtarlar
daha önce hiç duymadığın bir özgürlüğün şarkısını mırıldanıyor,
köprü açılıyor,
senin canın sadece sigara istiyor..

Düşsel

olur bırakma sigarayı, siktir et sağlığa zararlı sloganını.. sen
bilmiyorsun, gittiğinden beri izmaritlerde dudak izini aradığımı.

Küçük İskender

bi ekmek bi sigara borcumu
bakkala ödeyip,

Dilek Kartal

Tahminim öğle paydosunda zulada yakar bir acı sigara.

Utku Çakıl

Sigara üstüne sigara yakmasın,

İbrahim Berber

gündelik ayrıntılarda düşünüyorum seni..
çayını karıştırırken mesela,
mesela sigaranı söndürürken..

?

Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu

Cemal Süreya

bir cigara yakıp dalacağım biraz
aynen senin dudaklarını söyler kalbim
hep böyle uzaktan bakmayacağız mutluluğa
dans edeceğiz asfaltında şehirlerimin

Ömer Faruk Toprak

Cigaramı yakar evime dönerim…
-Gidin gemiler, gidin
Vardığınız yerlere selam edin
Gün olur bütün kaygılardan uzak
Ben de gelirim…

Turgut Uyar


Hiç unutmam, Tarancı ile ilk tanışmamda bana ‘Her mısrada bir cigara yaktırıyorsun’ demişti. Şiirin asıl yeniliği buydu. 
 
İlhan Berk

Varılmaz doruklarına yorgun düşer vuslat,
Bir cigaralık nefes olur yaşam!

Dündar Sansur

Senden sonra anlaşılır ancak
Boşluğu herşeyin.
Seninle beraberdir dolu kadehler
Şaraplar seninle aziz
Cigaralar seninle tüter
Ocaklar seninle yanar
Yemekler seninle yenir.

Sait Faik Abasıyanık

Sanırdım
Yanağımın sıcağına göç ediyor kırlangıçlar
Beni anla.
Geçti ömrüm iklimden iklime
Yuva yaptım kaç paket cigaranın bacasına
Yorgunum, kahvem çamur gibi
Batmaya da razıyım, artık beni anla
Yeter ki sen beni
Hiç yazamayacağım bir romanın kollarına atma.

Didem Madak

ha! bazen de hz. ali “cigara” içmeye geliyor

bunlar iyi şeyler
galiba
..

Muhammed Palewi

Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabaha dek
Belki benim sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak

Ahmet Telli

Zincirleme yanar bu garip cigara
Karşıda tüten baca
Anamın memesi burnumda tütüyor

Can Yücel

Bu yüzden bir gün seni bırakırım ya
Tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu.


Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
Ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey bu.

Cemal Süreya

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani kurşun sıksan geçmez geceden
Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
Ve zehir-zıkkım cigaram.
Gene bir cehennem var yastığımda
Gel artık…

Ahmed Arif

Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Attila İlhan

peşin söylemeli ki, sonra bana gücenmeyesin
benim cıgaram var, rakım var
alıştığım insanlar var bunca yıldır
sevdiğim, inandığım
onlarla görüşmeden edemem

Metin Eloğlu

Vazodaki boynu bükük papatya: Konuş benimle
Cıgaramın dumanından dökülen kül: Konuş benimle

Refik Durbaş

Ben cıgara içerim,
kitap okurum,
sana bakarım ben.
Sen oturmuş yemek hazırlarsın.

A. Kadir

Akşam üzeri balkona kuruldu muydu,
Bacak bacak üstüne atıp cıgarayı da yaktı mıydı,

Metin Eloğlu

yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
yitirmiş öpücükleri
payı yok, apansız inen akşamdan
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene
seni, anlatabilsem seni
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini

Ahmed Arif

Beş yılda geçse daha dün bırakmış gibi özleyeceksin.
 
Uğur Ziya Şimşek
facd9-seni_cok_ozluyorum seni çok özlüyorum

İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu

Heceleme beni artık Allah’ım
Bırak okunaksız kalayım
Kaderimin hepsi pek iyi olmasın varsın
Bak, ömrüm eriyor işte
Çocukluk fotoğrafımdaki kardan adam gibi yanı başımda
Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar

Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Saçlarımda dolunay taneleri eriyor
Saçlarımda bir kızılderili reisi
Oturmuş barış çubuğu tüttürüyor
İsmi: Mehtapta öpüşen iki sevgili
Kalbim küs oysa, kalbim yalnız bir kovboy
Nedense şimdi evinden çok uzakta

Saçlarım düşler görüyor
Rengarenk uçan balonlar havalanıyor her telinden
Saçlarımda kiraz bahçeleri
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar
Hep ben düşüyorum, hep ben,
Ben:
İsmim kara bereli iki çocuktan biri
Ben çocuklardan biri,
Fazla yaramaz.
Ne zaman ağlasa
İskambil kupası damlıyor gözlerinden
Rest diyor hep, rest. Ne demekse?
Ben çocuklardan biri,
Fazla yaşamaz
Ne bir sarmanı va okşayacak
Ne zamanı.
Zamanı sarışın bir kedi olarak yarat baştan Allah’ım
Bırak okşayayım.
Esirge ve bağışla beni gerçekten
Bırak düşlerimde kaybolayım.

Bir boş beşik hikayesinin olmayan çocuğuyum.
Kanadı kırılan kartal da benim beddua etsem.
Bir ağıt olarak yak beni Allah’ım
Parmaklarına kına olayım hayatın.
Affet bu siyah ve transparan duayı.
Ben zaten gecenin arka cebinde falçatayım.

Didem Madak

“Yalnızlık nedir?” diye yeniden sordu çocuk
“Aşksız bahar gibi,
Kokmayan çiçek gibi,
Arı konmayan renk gibi” dedi kadın.
Hüzünlendi çocuk,
Gamzelerine iki büyük çaresizlik doldurarak
“Yalnızlık yavrusunun gözlerindeki çaresizlik gibidir” dedi kadın.

Gassan Satar

kokla şair
bu taşı gazzeden getirdim
bu görmüş olduğun kurşun
filistinlin göğsünden çıktı
sen oğuz atayda yüzerken
intihar yeyip intihar kusarken
bir çocuk
adam gibi öldü.

Hakan Albayrak

Bil diye demiyorum ama içimde bir sıkıntı var
adını koymasan da yüzün yüzüme baksa
burada dursan şimdi, içimden rüzgar geçse
eteklerimden dökülen çiçeklerle kaç bahar,
bir çocuk koşsa böyle, gölgesi yorgun düşse
kemikte başlayan sızı büyümenin cezası
gün gelip yerleşmese göğüs üstü boşluğa
neyin var dediğinde cevap bulsam şıp diye
“karnım aç, uykum geldi, öğretmen ödev verdi
üstelik annem kızdı kırdım diye vazoyu”
gözüme baksan sonra, umudum geri gelse

Tuğba Çelik

Gönlüm Avrupanın bir suyunda, siyah, soğuk,
Bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
Başında çömelmiş yüzdürür mahzun bir çocuk
Mayıs kelebeği gibi kağıt gemisini.

Rimbaud

sevinç mi telaş mı
tahtaya kalkmış
çocuk gibiyim karşında

Arif Ay

ve tahtını yitirmiş, çocuksuz sultanların
sedef kakmalı yataklarda kurduğu düşler gibi
parıldayan o dalgalar adına yalvarıyorum sana.
Yalvarıyorum sana, gecenin içinde yelkenler gibi açılıp,
tayfaları çoktan ölmüş bir hayalet gemiyi
yaralı çetecilerin saklandığı çiçek bahçelerine götüren
çocuk yaşta gelin olmuş kızların yatakları adına.

Henrik Nordbrandt

İstanbul’u evlat edinsem
Benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi
Yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak.

Didem Madak

Uzaklaştıkça ölçülere vurması kolaylaşan
Nasıl mı çocukluğum
Geçti mi çocukluğum
Çocukluğum mu – hiç yaşamadığım
Bırakır her yerde kendini hüzne

Türkan İldeniz

İnsanın dönüp döneceği yerdir
Çocukluğu.
Sabah ezanı
Bu yüzden
Müslümanlara
Allahın selamını öğretir.
Allahın çocukluğu
Gündoğumunda
Ölüleri anmakla başlar.
Ve anne ölür
Ezanda ölür anne
Selamı üzerine olan her çocuk
Allahı düşünür.

Bejan Matur

anılarından utanan çocuk
yaşlanınca şaşar kendine
sözcükler dizerek barışır diliyle
söyler, anlaşılır

Gülten Akın

yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

Pelin Onay

ah güzel çocuk konuşmayalı çok oldu seninle
hala susuyor musun
hala seni başkalarından mı dinliyorsun

hala yanakların kırmızı mı
hala güzel bakıyor mu gözlerin
hala sinmiş mi ruhundaki öksüz çocuk
saçlarındaki sıcaklık hala kayıp mı
kimse okşamadı mı saçını güzel çocuk
hiç dinmeyecek değil mi
ruhundaki o sevgi yoksunluğu

Gassan Satar

geceleri altını ıslatan bir bulut muydu o çocuk
kaç damla yağmur yedim de böyle şişmanladım
ki düşlerin kanatlarına bile ağır geldi
bir zamanlar leylakların getirdiği bedenim

Devrim Murat Dirlikyapan

nereye dönsem yüzümün acıyan kalbine
akıyor, üşüdüğüm her sela. sonunda herkes,

ah,yenilir içindeki çocukluğa.

hiç kimse yoktu,kör oldum.çocukluğumun
ürkek elleriyle bir ip gibi dolandım boynumla,
çıplak ve soğuk gecesinde ölüme, defterimi
kapadım.öldüm çünkü her çocuk gibi
kaçırdığım o saklı fotoğraflarda.suları
yorumladım,telaşlı bir tutkuyla geldim bir
nehrin kendine döküldüğü yere .çocuktum
çünkü unutulmuş her çocuk gibi eksik,

ah, unutulmuş her çocuk gibi nezir.

Metin Kaygalak

çocuk
güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel

Cemal Süreya

Şimdi hepsi birden— uzaktan uzağa —
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, ama her şey
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, her şey, her şey.

Edip Cansever

Yeniden yaşamaya başlamadan önce
Adam olmanın çaresine bakmalıyım
Bu haytalığın sonu yok.
Bi şeyler yapmalıyım
Kahvecilik ederim hiç değilse
Avazım çıktığı kadar “Şekerli Biiir” diye haykırırım
Bana varmayacaklarını bile bile
Kızlara evlenme teklif eder gönüllerini alırım
O da mı olmadı tutar çocuklara masal anlatırım
Ben de, bir işe yararım elbet
Değil mi ya ben de insanım
Yalnız işte yeniden yaşamaya başlamadan önce
Abaza çekmeyi bırakmalıyım.

Can Yücel

sesini öperim çocuk
yüreğinin, kirpiklerinden sızan
o dilsiz ince türküsünü
öyle mahzun durma ne olur.

Şükrü Erbaş

kaybettik durmadan, aşk da kazanmadı hiçbir şey
çünkü sen nazlı bir çocuksun ey aşk!

Mahmud Derviş

Gün günden çoğalırken içi boş bir ev şimdi şehrim
sokaksa, kimi kimsesi kalmamış
çocuk
bakışlarında yağmur.

Oya Uysal

Rastladınız mı hiç kalbinizde ki gömülü sevdalara
Zamanla örülü ve artık imkansızlıkla örtülü o aşklara
İlk kimi gömdünüz ki oraya lise aşkınızı mı? yoksa çocukluk mu?

Sertaç Öner

İçimizdeki çocuk çok düş kurmuş çok bunalmıştır
Yalnızlığımız kadar büyütürüz küçücük bir ışığı
İçtenlikten başka metaımız yoktur dünyaya karşı
Bir ses, bir dokunuş…Öder dururuz ömrümüzle
Pahasını ancak bizim bildiğimiz bir mutluluktur bu

Şükrü Erbaş

yaktın masum hırslarını geliyorsun
şehirden bir çocuk sevdin yine

Cezmi Ersöz

İnanmak, ah, bir çocuk saffetiyle inanmak…

Yaşar Nabi Nayır

ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

Kadriye Yılmaz

Bütün gece seviştiler
Kilere giren iki çocuk gibi

Erdal Alova

Serseri bir çocuk
Üç aylık bir suç tasarlıyor

Necati Cumalı

bir iyi geceler öpücüğü dudaklarıma
bir sarılış çocukluğuma
her şey iyi olacak diyen sesin kulaklarımda
kahretmesin../..inanıyorum sana

Pelin Onay

Şimdi hangi kitaplardan
Öğreneceksiniz onu,
Gelmiyorsa bazı şeyler
Çocukluktan geçerek.

Behçet Necatigil

öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir

İsmet Özel

Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum
Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle
Anlamalıyım artık: yaşadın yeterince!

Victor Hugo

“kendisini kırmayan çocuğa aşık olur oyuncak
ve değil mi ki aşk
oyuncak sanıp yatağımızda sakladığımız
içi bencillik dolu bir silah”

Akgün Akova

Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı;
Geçen gün onu aradım.
“Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum” dedim.
“İsterdim baba, eğer zaman bulabilirsem” dedi.

“Biliyorsun yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle,
Fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba,
Seninle konuşmak çok güzeldi”.
Ve telefonu kapattığımda,
Onun bana benzediğini;
Oğlumun benim gibi olduğunu farkettim.

Harry Chapin

Aşklar, dostluklar, bir arada olmalar
Hangi birine yetiş, geçtim, öderim.
Eşler, çocuklar, ölmüşlerin yakınları
Sonradan katılanlar, kaçtım, öderim.

Behçet Necatigil

Kendi nüfusumuza geçirir gibi,
çocukluk fotoğraflarımızı çalmıştık birbirimizin albümünden

Murathan Mungan

Bir gün olur, hepsi biter
Endişeler, o
çocuk üzüntün
Hepsi biter.
Aydınlanır senin için geceler, güneş gibi görünürsün.
Biraz sabır, küçük
çocuk, biraz sabır!
Ama Allah’ın koyduğu yerde
Yıldızlar daima yalnızdır.

Behçet Necatigil

Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.

Edip Cansever

bazı şeyler… bir gün ansızın kaybolur gider
bulunmaz gibi değil, çocukluğumun gömüldüğü arka odalar,
-oğlum, seni aynalardan derledim;
görünmez adam masallarıyla avunma!
nerdesin baba?

Mustafa Erdem Özler

Düşlerim
karanlık dehlizlerde kaldı,
çocukluk defterlerimin yapraklarında.

Cevat Çapan

sesim bırakıp giderken beni
içimin depremlerinde bir çocuk
asum ve gürültülü susuyor

Müştehir Karakaya

Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda, papuçlarımı atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer…
Ama işte, 85′imdeyim ve biliyorum…
Ölüyorum…

Jorge Luis Borges

şimdi, söyle ali
çocukluğun bu yıl kaçına bastı?

Tuğrul Asi Balkar

o bendim, beni unutma
diyen sesinin çınlamasıyla şaşkın
ellerimi tuttuğunda uslu bir çocuk
gözlerini kapayınca karanlıkta kalan
o bendim
bir düşten uyanmışçasına sersem
bir güle baktıkça solan
bir serçe salıverince köle
aklı hep o şarkıya takılı
gider mi gider gitme desen de

Tuğrul Asi Balkar

sürerse sözüm sürer, masal mı o çocuk şimdi.

Tuğrul Asi Balkar

Beni bir ırmağın kenarında bıraktılar
Her acının bir ömrü var, dedi yaşlı çocuk…

Şehirlere uğrayan mevsimlerle dolaş
Burada taşlar bile tanıktır yalnızlığımıza
Kuşlar, dönecek bir gün
Ve bir kayanın üzerinden izleyecek,
Birbirine yaslı çocuklarımızı…

Şimdi günlerimiz, gecenin içinde ‘çıt’ sesi…

Hayriye Ersöz

Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar. Rüzgâr,
yolu olmayan gökyüzünde gezinir, gemiler batar izi bulunmayan
sularda. Sonsuz dünyaların kıyısında, o büyük buluşmaya koşar
çocuklar.

Rabindranath Tagore

Dün gece ay doğarken
Ormanda ışıkla oynaşan
Bir mor menekşeydi çocukluğun
Keşke o gün koklasaydım seni

Vecihi Timuroğlu

Bir el, son bir kez uzanırsa kâğıtlara
Yazacak ne kalmıştır yaşama ilişkin?
Gitgide kendini biraz daha deşen şiir
Turuncu bir sokakta koşan çocuklara
Şimdi hangi anının büyüsünü sunabilir?

Ahmet Erhan

sahile götürmeli çocukları, insanlar benzemeli birbirine
uzaktan geçen gemiler ilk gençlik yıllarım
demeli baba sigara dumanından bir mask suratında
yaşlanıyorum, çünkü korkuyorum diye sayıklamalı anne
kızımın kalbini karartacak gemiler ufukta
deniz gözlerini alıyor, çocuklar
çocuklar yeni bir iftarın eşiğinde
şehrin dişlerinde bir kamaşma deniz,
deniz tuzla uyandırılmış havva

Ahmet Murat

Çocuklara masallar anlatırdım
Aşkınla saklambaç oynar
Aşkınla sobelendirdik
Seni anlatırdım
Bin çocuk başı ruhuma uzanır uyurdu
Bin çocuk rüyasına sızardı senin güzelliğin

Gassan Satar

ne bir şarkıya nefes kaldı onda
ne rabbin dağlarına heves.
bütün çocuklarına gizli gizli ağlayan
bir kolun sancısı oldu zamanla.
sabaha karşı, mağlûp trenlerin
sararmış istasyonlara yanaşması gibiydi babam.
herkesin kulak kesildiği bir salâ oldu sonunda.
unuturum diye düşünürken
mürekkep oldum ona:

Kemal Varol

çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

Haydar Ergülen


yoksulların çocukluk fotoğrafı az olur

Portatif Zenci

Akşamdır. Çocuklar el ele tutuşup
Dönerler artık okullarından…

Ahmet Erhan

nasıl da zor sevgi aramak resimlerde
bir çocuk olsam kolaydı ama../..büyüdüm

Pelin Onay

Eğildim öptüm yıkık alnından
Uzaktın, kıyamadım sessizliğine
Biraz daha dedim içimden, biraz daha;
Gün olur, onuru güzel çocuk
Acı da yakışır insanın yüreğine.

Şükrü Erbaş

çocuklar kızmazlar bana gidersem
susarlar derslerde -bu iyi- denklem çözmezler
fatih istanbul’u alır mı bilmem
ama maveraünnehir dökülmez!

Altay Öktem

Ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
Eylese eylese beni kararımdan -olmaz ya-
Bir kadın eyliyebilir.

Turgut Uyar

kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin!

İbrahim Tenekeci

Sözgelimi
bir cenaze törenine
katılır gibi yürüyorum sokaklarda
ve iğneyle tutturulmuş
çocukluk fotoğrafım
gülümsüyor ceketimin
yakasında

Sunay Akın

Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Sunay Akın

hiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar.

Ali Ayçil

Bir güzel kanattım öptüğüm dudakları: yanılgı
Paslanmaktan tedirgin demirden bir at
Çocukluğumu yeni zamanlara taşıdı

Baki Ayhan T.

Çoğumuz yetişkin yanlışlarızdır aslında
Katı, güvensiz, kibirli…
Çocuklar yaşar yanıbaşımızda
Gizlice koruyarak güzelim bir sevgiyi.

Narin bir duygudur taşar içlerinden
Karşılıksız henüz ve hazır bağışlamaya.
Soralım kendi kendimize bazen:
Layık mıyız çocuklarımıza?

Ataol Behramoğlu

I
Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır

II
Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden

III
Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler

Sunay Akın / Çocuk Ve Hüzün

ve kısa pantolonlu bir çocukluğun dizleri neden hep kanar
bir de bunu ekleyin

Orhan Alkaya

Çocuklar acıları paylaşmaz demiştim omuz silkerek
acılardır paylaşan çocukları
gün geldi paylaşıldı acılar
çocuklar paylaşıldı

İsmet Özel

Çarmıha gerildiği yaşta İsa’nın
avuçlarımdan tutan
iki çocukla çiviliyim yaşama
aşk bardağını çalkaladığım su olmak
kırılacak eşya taşıyan
bir kamyon gibi gidiyor Ağrıma

Sunay Akın

soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam…

Yılmaz Erdoğan

bu gece susmaya gelsem sana
sıcak bir düşün terine
ayaz yedim bütün gün
bana şarap versen
kırmızı pembe beyaz
içimde küskün bir çocuk var
usulca örtsen üstümü gözlerinle

Zeynep Uzunbay

seni, öyle haksız, öyle mızıkçılıkla
oyundan çıkarılmış bir çocuk
gibi gördükten sonra, dostum,

Cahit Koytak

yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,

Furuğ Ferruhzad

Çocuklar kalır bölünmelerden geriye
yetim çocuklar; ana dilleri öfke

Dilek Kartal

aşağı kattaki teyze çiçeklerini
canı gibi seviyor çocuk gibi bakıyor onlara
ama biz bahçede oynarken horluyor bizi
çiçekleri gibi davranmıyor çocuklara

Eray Canberk

bayramlık hayali kurar çocuklar bitişik odada

Dilek Kartal

Ey ölüm
Bekliyorum seni
Bir çocuk gibi bekliyorum
Dayanıp alnımı
Dizlerime…

Gökhan Akçiçek

Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların

Erdem Bayazıt

Sonra gittin.
Çocuk oldum bir daha, ağladım.
Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
Kitaplar, aşk, her şey.
Herşeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
Keşke nane şekeri gibi mentollü bir buluttan doğaydım
Sonra gittin.
Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
Söz dedim, söz verdim.
Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.

Didem Madak

üçbin yılın cemresi düştü
teki benim olmayan
bir daha düşerse
/çocukken inandığım gibi/
gökten bağrıma bir kor
düşse düşse düşecek
/Bütün cemreler düştü mü çocuklar/

Murat Kapkıner

yalan da olsa çocukluk girilir çıkılmaz bir ırmak olsun, aramızda kalsın, ben sizi seviyorum

İsmail Kılıçarslan

Ey sen!
Düzene düşüp aşka küsünce
Oyuncaklarını toplayıp giden çocuk…
Hala eski aklında mısın?
En sevdiğin turuncu trenin
Bende kaldı…
Farkında mısın?

Esra Güzelipek

eğilmiş, çiçek toplayan bir çocuk bulsam…

Turgut Uyar

çimenlerine yatıp yuvarlandığımız,
izi çıkar unuttuğumuz çocukluğun;
anılara sürünüyor evin kedisi, büyüdü!..

Hüseyin Atabaş

hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
daha da düşersem diye korktum

Küçük İskender

İyileşmez çocukluğum yüzündendir
Bu dalgalar arasında gidip gelişim
Bilge ve güngörmüş martılarla
Benim işim sevinç aşk bana göre
Hele gün başladı mı sancılanmaya
Başıma gelenlerin hemen hepsi
İyileşmez çocukluğum yüzündendir

Afşar Timuçin

Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

Murathan Mungan

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi

Murathan Mungan

Kalbim! Neden ben?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

Didem Madak

can erikleri boşaltıyorsun eteğinden
zambaklar
çocukluğumun giyilmemiş çamaşırları gibi
annelerin arada bir açtığı hülya sandıkları
anıların kokusu var onlarda

Arif Ay

evet, evet
buydu işte
benim istediğim,
isterdim hep bunu,
hep istedim,
dönmek istedim tekrar
bir çocuk gibi
doğduğum bedene.

Allen Ginsberg

Sen miting alanlarında bile
inceden bacılarını kesen çocuk
şimdi harbi harbi ‘kahrolsun (mu) amerika’ya?
Sen camı açık unutsa başı ağrıyan çocuk
Devrim deyip de güldürme lan beni!

Muğayir Muharip

Bulduğu her parayla bakkala koşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Aldığım en büyük hazzı
Seninle paylaşabilirim

Müşir Fuat

kendi küçük kanatlarımı deniyorum

belki takıp peşime bir turna sürüsünü,
bir sözcük katarını,
bir gün geri getirebilirim diye
onlarla birlikte,
çocukluğunuzu, geçmişinizi,
yaşlandıkça alçalan, daralan,
git git mezara benzeyen evlerinize.

cahit koytak

çocuklar
kurtulamazlar yanaklarına konan yaradan
olmadık anda bırakılırlar
sonra
nice sonra
hatta bazen karanlıklarına uzanırken kadar sonra
üzerinde gözyaşı izleri
senelerin izleri ile yol yol kalmış yanakları
mahzun yayılır
ancak görünür güzel dişleri

ve ‘kuşlar da kaderle uçar’

Cahit Zarifoğlu

Koynumda özleyişin kusursuz ürpertisi
güvercinlerim
ve ömrüm sıra huylarıma dolaşan
çocukluk günlerimdeki telaş
ah, sadece şiirle yaşasaydım
giziyle düşteki ışıltının
dallara kuşlar ve sincaplar kadar yakın
gülüşleri dolunnay
öpüşleri sarmaşık
güzelimi her sabah
salkım salkım leylaklar
yağmur ve gonca kokusuyla anarak…

Nihat Behram

çocukluğunun masal küresinden sökülmüş
ülkelerini bir bir geçir madeni ipten
ve bu afyonlu çağın mabedinde tesbih çek

güle ve aşka veda

güle ve aşka veda

güle ve aşka veda.

Ali Ayçil

sessizce ölür sana yazdığım birkaç dize.
duymayınca söylediklerimi (gök)yüzün
âmâ çocuklar derelerde yıkanır,
güneş yüzünü kavurur bir ekincinin,
eski bir ağıt yakar ölülerden bir kadın,
kırılır ismine yazılmış tüm abideler,
çocuklar kırkında dilsiz düşüp ölürler bir bir…

İbrahim Halil Baran

işte yeniden giyiniyor kendini çocuk
bir çiçek gibi kopardı başkalarına uymıyan
yanlarını
kendini üstlemişsin var olmak için susmalar köprü
çocuk çocuk sana bir aşk gerek

Arkadaş Z. Özger

doğuya bakan yüzünle bak bana
ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu
hiç unutma. çocuk gibi olduğumu
söylemiştin zaten.çocuk gibi yazdığımı
biliyorum bu kitapta
kırmızı mürekkeple boyanmış bir
çocuk başı uyuyor kalbimde.

Lale Müldür

karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık

o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin

sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!

Zafer Ekin Karabay

-Ah, aşkların çocuk bahçesi
Neden ömrün çok kısa-

Edip Cansever

Elimi sallıyorum içimden
Buruk içimden
Belli belirsiz.
Yaşlı bir çocuğum ben, çocukların en yaşlısı
Ağzımda sakız tatlısının hiç eksilmeyen tadı

Edip Cansever

Bana ders vermeye kalkma ben dersimi
yıllar önce tek başıma çizgi film izlerken aldım.
Çünkü annesi çok meşgul olan çocuklar
oturup tek başlarına çizgi film izlerler.
Bana empati yapma çünkü annem,
Annem empatinin ne olduğunu bilmiyor..

Ali Lidar

kendini yalnız bir çocukluktan büyütenler
terk edilmek,
bütün çocuk arkadaşlar dağılınca evlere
beklemektir bir anneyi

Betül Dünder

düşlerinin içinden geçecek
uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana
ve severken seni,
sevdikçe seni
hep çocuk kalacağım, biliyorum.

Akgün Akova

Tanrının hüzünlü çocuklarıyız
Gözlerimiz yıldızlarla akraba
Sonsuz küçük şarkılar bahçesi ağzın
Uçurum şiirler baladı ağzın
Hercai düşler, esrik hayatlar ruhun senin
Hepsi ve her şey tuhaf ve yorgun şimdi
Yokluğum seni üzmesin
Gecenin alnına sür atını
Hayat seni korkutmasın
Uçabildiğin kadar uç
Ve şu benim çocuk yüzümü unutma…

Engin Turgut

Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları
Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi

Sezai Karakoç

sen bu şarkıları söylemezsin ayşegül
çocukların ömrü çiçeklerinki kadardır derdin ya
Ganj’ın kenarına oturmuş ağlarken kathya
sen dilini kanatan şarkıları söylemezsin
hayat bilgisi kırık çocukların
yani hangi ırmağın hangi denize döküldüğünü
bir türlü sökemeyen
ve yağmurlu günlerde
bisikletleri aşklara toslayan çocukların
şarkısını sen söylemezsin.

Kemal Sayar

Ya siz,
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?
Nasıldı
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?

Didem Madak

Çiçekler suladım her günbatımı
Çocuklarla konuştum hüznü unutturan
Yalansız hilesiz sevdim seni
Çiçekler çocuklar ezgiler içinde

Ahmet Ada

bilinçaltına eğilip
üstüne yeni doğan güneşin vurduğu
içinden akan denizi gördüm
içimdeki çocukluğu aldırdın

Ümit Aydın

Ürkek adımlarıyla uğrun usul
Gelip sıralı sırasız
Karanlık kıyılarımda duran çocuk…
Örseli duyarlığımdan kalın örtüleri
-Kaba örtüleri, kara örtüleri-
Kaldıran çocuk…kaldıran çocuk…
Herkesin gerçeği kendine biricik
Bir beni söyletip de böyle kısacık
Bu yağma yürek, bu talan sevgi
Bu ucuz ten pazarını
Yazdığını sanan çocuk.
Herkesin gerçeği kendine acı
Herkesin acısı kendine biricik.

Şükrü Erbaş

Nasıl anmazsın o çocukluk günlerini!
Dalda bülbülü vardı, gökte beyaz bulutu.
Annem vardı, babam vardı.
Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz,
Bir beyaz âlemdi kış.
Başkaydı günesi, böyle değildi ayı.
Artık istemiyorum yaşamayı!
Bir gün ver bana Tanrım,
Ta çocukluğumdan kalmış…

Ziya Osman Saba

44d83-kiraz İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu

Şiir/lerde Çocukluğumuz

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk…

Necip Fazıl

Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma,
meraklıdır ölülere çocuklar.

Nazım Hikmet

çünkü Zeynep diye bir kız çocuk
“canavarın zamanı yoktur” demişti
yıllarca araştırdım bulamadım aslını
belki de haklıydı, kimbilir

Turgut Uyar

Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı

Murathan Mungan

“Dostça gülümsedi. Bu gülümseme sanki bana değil de çocukluğuma gitmiş gibiydi.”

Romain Gary

özlüyorum pişirdiği ekmeği kahvesini
dokunuşunu
çocukluğum büyüyor içimde
günden güne.
göz kulak oluyorum kendime
ölürsem çünkü
utanırım annemin gözyaşlarından

Mahmut Derviş

başını cama dayayan çocuk hoşçakal
ben burada kalıyorum güneşin altında
anteni çıkar radyonu aç düşlerini unutma

Ahmet Güntan

kocadım, geri ver çocukluğumu anne
eşlik edebileyim diye
küçük serçelere
…dönüş yolunda
senin bekleyiş yuvana. 

Mahmut Derviş 

Çocukluklardı bilincimin iskeleti
Çocukluklar mutfakta unutulan annemdi
Çocukluklar sarı ışıkların uzak odalarında
Çocukluklar yüklemi ertelenmiş cümlelerdi

Süleyman Unutmaz

biz iki çocuktuk, şimdi çok eski
isimler gibi hatırda dursa da dile gelmeyen
şiirler gibi kimse anlamayacaktı zaten
bizim birbirimizden ne anladığımızı

Haydar Ergülen

biz iki çocuktuk, iki arkadaş
birbirimizden başka kahramanımız yoktu
gözlerimiz arkadaşlıkla dolu dolu
çıkıyorduk filmlerden, romanlardan da
sessizce yürüyorduk birbirimize çıkan
içimizdeki en uzun yolu

Haydar Ergülen

Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni

Cemal Süreya

Tek çocuk olduğum günler gibiydi. Yaz tenhası cami
avlusunda o öğle saati, annemin tabutuyla ..

Sennur Sezer

Çözülüyor ruhundaki sıva, dökülüyor duvar 
derin bir oyuk açılıyor içindeki mağarada 
yıkılıyor kalbini koruyan oda, oradaki vaha 
dönüşüyor güven duygusunu yitirmiş bir çocukluğa

Yücel Kayıran

tahrip gücü yüksek bir çocuk
hayatı budama peşinde şimdi.

o’na anlatmaya çalışıyor hâlâ;
birbirine sarılan iki uçurtmanın
bir daha asla uçamayacağını…

Özge Dirik

Annesinin dizlerinin dibinden
hiç ayrılmayan
uslu bir çocuk gibidir
limandaki deniz
ama sokağa çıkıp
dalga olmak geçer
yüreğinden…

Sunay Akın


“…ve her şey bir kader iledir.”
ey atını uçurumlara süren çocuk
terkisinde taşıdığın rüzgarla
acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün

Arif Ay

ben, bir afgan, bir ıraklı; filistinli bir anne…
çocuğumu öldürürler; tanrı esirgemez; niye?

Gazze Avazı

Annenin yüzünü hatırlarsın bunaldıkça
Anneler, Allah gibi ancak bunaldıkça hatırlanır

İlhami Atmaca

sanki bir çocuk
daha ilk gülümsemesiyle birlikte yaşlanmıştır

Furûğ Ferruhzâd

Adam dalı en nihayet bir çocuğa verdi.
Çocuk dalı, dal çocuğu kucakladı.
Ortada ne dal, ne çocuk, ne el kaldı.
Adam, memnun, mesut, dudaklarında bir ıslık, çekip gitti.
-Kim bu adam ya…

Mustafa Kutlu

Zamanla değişir
Büyür insanlar
Rüyalar çocuk kalır…
Oysa, yaşlanmak vardı seninle
Ve paylaşmak tüm yaşamı
Sabahı birlikte karşılamak
Birlikte yaşamak akşamı…
Başaramadım sevdiğim,
Bağışla…
Sevdalar çocuk kalır…

Suna Tanaltay

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da…
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya…
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.

Cezmi Ersöz

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler

ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

Furkan Çalışkan

Bülbülden kanaryadan geçtin
Bile bile girdin – labirentin
Bir sır yüklendin – dörtnal
Ak çocukluğun
Ak gençliğin toprakları

Cahit Zarifoğlu

Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra

Cahit Zarifoğlu

Bedir efendi durdu selayı dinledi – Kim’ola –
Evlerden yarış atları gibi çocuklar fırlar
Daha ilk namesinden alırlar ölüyü
Burunlarıyla kim ölmüş sorusunu soluyarak
Yokuşlara bir nefeste bayılırlar
– Öyle bir çocuk tanıdım
Karşılışınca başka çocuklarla hızlandı

Minarenin kapısında bir çocuk halkası
Müezzinle inecektir ölü
Ölü çağırır çocukları alıştırır camiye
Ve ölüyü eve ulaştıran çocuk
Kutlu çocuktur
Taşıdığı haberle masum onunla dopdolu ve büyük
Ölü adı taşıyan çocuklar dönüşlerinde

Cahit Zarifoğlu

Bulutların ipek gölgesi
Çocukların yüzünde hışırdıyor.
Çember çeviriyorum çocuklarla beraber
Elime çember almadan.

Cahit Sıtkı Tarancı

yaşamak dediğin anlamlı bir sıkıntı
ve yıkılmak elbette bir çocuk hırpalanınca

Veysel Çolak

Orda elinde bir simitle ,ufak,
süzgün bir çocuk,çocukluğum işte;
Nasıl kaçıyor benden, nasıl bir bak,
Yaban domuzu görmüş gibi düşte.

Ahmet Muhip Dranas

Büyüyen bir his var şu ıssızlıkta çocukluğumu hatırlatan
bir koşma isteği… Uzun uzun

Mehmet Yaşın

sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim

Pelin Onay

Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

Sezai Karakoç

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan-burdan
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan

Behçet Necatigil

Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum…

Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim…
-Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam
Bir tek kapının sesini.
Arıyorum aklımda bir ninni bestesini…
Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler.
Güneş, getir bir bayram sabahını.
Açılın açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar,

Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim…
-Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam
Bir tek kapının sesini.
Arıyorum aklımda bir ninni bestesini…
Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler.
Güneş, getir bir bayram sabahını.
Açılın açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar,

Ziya Osman Saba

Ah! haksız yere hırpalanmış sahipsiz çocukluğum.
Birer deniz feneriyken karanlıkta anneler
fırtınada kaybolan bir gemiydi henüz zaman
fırtınada bir gemi,
bir gemi kâğıttan.

İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla
indi akşam.

6062e-cocukluksiirdir Şiir/lerde Çocukluğumuz
Oya Uysal

Anılarımdaki güllere bakılacak olursa
Aylardan mayıstı ve biz çocuklar,
Bakakaldık ardlarından, olanlardan habersiz,
Ama bir şey kopuyordu sanki içimizden,
İşte bu duyguyla uzun uzun el salladık.

Öğlene doğru ninem döndü,
Daha da kocalmış,
Babamla annem döndü,
Gözleri hâlâ nemli.

Şimdi sormanın vakti değildir diye,
İçimde büyüyen çocukça bir merakla
Bekledim, bir şey sormadım kimseye.
Halamla oğlu gelmediler o gün,
Gelmediler…,

Suat Engüllü

şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer

bir çocukla geçirdim
en son gecemi
yağmurun şarkısını öğretti bana
kayanın yalın ışıltısını

Zeynep Köylü

Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet Özel

babası erken ölen her çocuk gibi

Jan Ender Can

Geçen gün bir kadın gördüm,
Kucağında bir çocuk vardı.
Yüzü kehribar rengindeydi.
Ne oldu sana bebek dedim
Noldu da böyle zayıfladın?
Çocuk yüzüme bakıp güldü.
Geçen gün bir çocuk gördüm
Yüzü kehribar rengindeydi.

Cahit Külebi

yerimi çocuklara veriyorum
parklarda ve otobüslerde
çocukları büyüklerden çok seviyorum.

Şükrü Erbaş

Ben şiir yazmazsam
Yitirir dilini içimdeki çocuk,

Şükrü Erbaş

sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım

Pelin Onay

Son çocukluk da bitmişti ömrümde

Adnan Yücel

Evimizin bahçeye açılan avlusu sanırdım hayatı…
yeşillere boyanmış masum çocuklardandım.
kaybettim yaşarken ben birkaç rengimi
giydim erken erken üzerime dar gelen grilikleri
ama umudum var…
biliyorum ki ben bulamasam bile renk çemberimi
dönüp bir gün o çember bulacak beni….

Akide Ufuk Türkelli

Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır
Karpuz kokusu uğurlar sizi görmezsiniz
Her sokak aslında bir patikadır

A. Hicri İzgören

Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim

Ahmet Telli

Göynü çocuklukta kalan ben varım,
Aşkım öğrenmedi günah olmayı..

Faruk Nafiz Çamlıbel

bizler için hala biryerlerde çalınan
sis çanları var
belki bir gün buluşur diye
aynı ormanda kaybolan çocuklar

Murathan Mungan

artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan
Biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz
Ne güzel çocukluktu
Büyük çocukluktu yaptık işte

Küçük İskender

hüzünlüdürler ırak’a giderken kaçakçılar
çoğu çocuk ekmek peşinde namus uğruna
katır kervanlarında dönüşler sevinçlidir
sıcaklaşmış eller yürekler kanatlanmıştır

abdurrahman adıyan

Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde

Kemal Sayar

Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

Nuri Pakdil

eskiden olsa eteğimi çekiştirip
beni kandırırdı içimdeki çocuk
üzüleceğimi bile bile
gözlerine buzdan sarkıtları sen mi yerleştirdin?
ki artık ağlayamıyor bile
onu bu kurak duygusuz ve yeşili az topraklarda
her şey iyi olacak gibi asılsız vaatlerle büyütüp
hayata kazandırmam olanaksız
o çok sevdiğin korkularını
her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak
içimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum

Pelin Onay

Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sanki ilk benim duyduğum garip anlatılmaz duygular
Sürse daha ne kadar sürer bu bilmiyorum
Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar?

Ahmet Erhan

Şekere ve mazota inanan oğullar
Devlete de inanmışlardır mecburen
Her şey yeni bir spor ayakkabısı kadar çocuk
Bir sofrayı doyurmak kadar erkekçedir
Olsundur ve şükürdür
Oğullar çünkü
Kadere, nasibe ve rızka
Oğullar en çok, Allaha inanmışlardır

Dilek Kartal

düşümde gelincikler
içimde gencecik bir keder var
babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma
diyorum şimdi Fatih de beni anar
ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma
hala gençlik kokar bütün sokaklar
hala gözlerim çocuk
hiç böyle yanmadım şimdiye kadar
içimde gencecik bir keder var

Sıtkı Caney

İstanbul deyince aklıma,
Sait Faik gelir.
Taşında, toprağında, suyunda,
Fakirin fukaranın yanı başında.
Hey Allah’ım, en güzel çağında Sait’e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir.
Sait, Sait olurda nasıl dayanır,
Mavi gözlü çocuk boş verir ölüm haberine.
İhtiyar balıkcı pis pis düşünür.
Bir zehir yeşilidir açılır.
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın.
Bir yeşil ki kasıp kavurur.
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkcı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili.
İstanbul çalkalandıkca bu denizlerde dipdiri,
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Sait’in şiiiri.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu

bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim..

Ali Lidar

Arada bir giderdim çocukluğumu bulmaya
Gitmek gelmiyor içimden büyüdüm artık

Abdülkadir Budak

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım

Ahmet Telli

Şanssızım diyemem ben kendi payıma
Oluyor böyle şeyler ara sıra
Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim
Bütün çocuklar anlar da

Cemal Süreya

Benim suçum yok!
Bir çocuktan bir çocuğa geçen
su çiçeği gibi bulaştın bana!

Küçük İskender

pas tutmuş balkonlarından çocukluğumun
babam eve çağırıyor bizi

Derya Önder

Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak bir şey arıyoruz, kime
Merhamet istiyoruz, kime
Bağışlanmak istiyoruz, kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil miyiz
Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol bulduk sana geldik
Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlar da ellerimizin büyük boşluğu

Mevlana İdris Zengin

a4d83-cocukluk_siirleri Şiir/lerde Çocukluğumuz

yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

Salih Mirzabeyoğlu

bu gece sen beni çocuk say allahım…

Zehra Betül Ç.

Tenin cam tapınağı. Arzu kör__
elirse, tekrarlanmaz kalpte,
çocukluğun o beyaz sabahları.

Vural Bahadır Bayrıl

Bilemiyorum yıllardır neredeyim?
Hergün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su,
Kolundan tutup gitmek istediğim kadın,
Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu,
Ve Rabbim senin adın!
Yıllar var ki içindeyim hayatın.
Anıyorum gençliğimi, özlüyorum çocukluğumu,
Fakat bilemiyorum yarını.

Ziya Osman Saba

bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz
doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam

Turgut Uyar

Annemin sonsuz giysileri, bir telaşı bileyen tramvay….
Ben ne güzel çocuktum yalnızlıkların ardından!

Turgut Uyar

çocukluğum geçiyor aklımdan
serin gölgeler akşam üstleri uçurtmalar saklambaçlar
anımsa son oyunda bu yana bulunamadığını

Abdullah Eraslan

bir çocuk nasıl kandırılır
daha kayıtlara alınmış tek bir sevişmesi bile yoksa
kendini dolu dizgin inandırabileceği bir yalanı

Seyit Pelitli

Tabut kalın ciltli bir kitaptır
Senin de çocukluğun bir ceviz tabut muydu
Usulca bırakılan denize?

Hilmi Yavuz

işteo an özleyeceksin
eski sevgilini değil
pili bitmiş oyuncak ayını.
yanından ayırmadığın, yatarken sarıldığın saflığını
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
o küçük kız çocuğu değilsin artık
ama birgün sen de ağlayacaksın!

Ceyhun Yılmaz

Bir yerde aldanma da bitiyor
Masaldan sıkılan çocuğun gözleri

Müştak Erenus

Anam kanları kuruyan
Kavga ayıran bir kargı elinde
Kara ocağın taşlarına
İşaret koydu çocuklarını
Belinde gezdiren babamın
Beyaz yazılarla kazandığı adları

Cahit Zarifoğlu

yukarda dediğime bakma aslında
başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler

Turgut Uyar

yüzüme bakıyor arada bir
bekler gibi bir okulun dağılmasını
Söylemek istiyorum ona
saçlarımı geriye tarama hakkının
yalnızca onun olduğunu
ve okşanarak uyandırılmak isteyen
o eski çocuğun
hala içimde uyuduğunu

Nuri Demirci

en çok çingeneye kızdı hayatta
çocuk fallarda çıkmadıkça
saydı sövdü. suçüstü yakalandı

Arzu Eşbah

Ben kara gözlü bir çocuğum, kendime masallar anlatacağım..
Bir masala tutununca ellerim kanasa da,
Uyuyunca geçecek, biliyorum,
Kendimi dizinde uyutacağım…

Ali Kınık

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Metin Altıok

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!

Can Yücel

Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın
Bir ırmağa usulcacık yağan kar
Her gece okunan bir dua çocuklukta
Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Ataol Behramoğlu

bugünün çocuklarının
yaşayacakları pişmanlıkları taşıyorum içimde

Salim Çalık

çok eskiden kalma o mırıltı
çocuk yaşta öğrenilmiş bir dua
rabbiyesi silinmemiş yüzler arar
sevap yazmak için melekler

Suavi Kemal Yazgıç

Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara…

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek…

Melih Cevdet Anday

Çok zor geçmişti çocukluğum bahsetmiştim sana
Annemin hep işi vardı babamın hep işi vardı
Çok ağlıyordu kardeşlerim hepsinden bahsetmiştim
Bunları anlatmıştım şikayet etmiyorum

Ali Lidar

bir dilek, bir dilek daha
dün geçti, yarın bir çocuk sevinci

Mahmut Avcı

kimsesiz çocukları alırsın soframıza
biter rızıktan yana korkumuz

Mahmut Avcı

Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi

Sapanım, kalkanım ilk aşkım, son aşkım ve aksamayan o eski
Yürek
Ben şimdi annemin çağrısını beklemesem de çocuklar gibiyim
Ben şimdi kendime yanaşıyorum, biraz ürkek biraz tenha.

Cafer Turaç / Gece Yarısı Başlayan Bir Hüzünle

Parka girmem yasaklanmış çocuklar korkuyormuş
Oysa herkes basıyor ben çimlere basmıyorum
Ali Lidar

Bir şair olabilirdim; 
çünkü nereye gidersem gideyim 
tepemde dolaşmasını istediğim 
ipsiz bir uçurtma icat etmekti, 
çocukluğumdan beri, en derinlerdeki emelim.


Cahit Koytak

Evden kaçmak için yolu geçmeyi
yapsa yapsa bir çocuk yapar.
çocuk değil ki artık
bütün gün sokaklarda sürten bu adam
üstelik evden de kaçmıyor.

Cesare Pavese

* nedir yaşlılık? 
iki yöne büyüyen bir bitki: 
çocukluğun şafağı 
ve ölümün gecesine.

Adonis

Tanrı, biz çocukken,
Yanımızda dolaşır.
Küpemize dokunur
Ve kolyemize.
Pabuçlarımıza ve kurdelamızın
Kızçocuk olmak kıvrımına girer
Saklanır.

Bejan Matur

Toz toprak içindeki çocuk erik yiyor.
Şimdi inandım baharın geldiğine.

Süreyya Berfe

Sevgiliye özlem bir bisiklettir
Öte yandan yoksul çocuk düşünde
O kadar özledim ki sevgilim seni
Bütün yoksul çocuklar bisikletlerde

Abdülkadir Budak

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Abdülkadir Budak

Ustalık kazanılır; ama çocuk olmak yitirilirse, şiirin büyük damarlarından biri yok olur.

İlhan Berk
Soğuklar başladığında
Atlılar gelmişti bizi almaya
Yaşlı ve tuhaf atlılardı
Korkutmuşlardı bizi
Kar yağmıştı bakışlarına.
Ve hiç konuşmadan bizimle
Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne
Konaklara götüreceklerdi bizi
Rüzgârla uğuldayan konaklara

Bejan Matur

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Ataol Behramoğlu
Seni düşündüğüm zaman
İçimde bir çocuk bahçesinin kapıları açılıyor
Dünyanın bütün çocukları doluyor içeri

Ataol Behramoğlu

hiçbir şey avutmuyor beni artık
büyüyen çocukları izliyorum yalın düşlerle
acılarla büyüyen çocukları sessizce

Ayten Mutlu

Bir günlük çocukluğa, bin yılını verirdin
Ama çocuk olmadın bir gün bile
(Büyük insan gibidir benim yavrum)
Sen şimdi sessiz bir deniz kıyısında
Dönüşsüz büyümüşlüğünle durmadan
Panayırlar, balonlar, kayıklar özlüyorsun

Afşar Timuçin / Yaşanmamış Çocukluğun Türküsü

çocukluğudur insanın adı

gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor.

Bir azarlanmayla ölümünü düşünen çocuklar gibi.

İçine çekilip de soğuktan
Oyuncağını orda bulamayan
Bir çocuk gibi
-Evet, hiç çocuk olmadı Cemal
Olmayacak da-

Edip Cansever

Bir ceviz ağacı tanıyorum çok eskilerden
Onunla biliyorum çocukluğumu.
Daha, kuru kabuk bir kozken
Toprağa ellerimle atmıştım
İçinde dallar saklayan tohumu.


Coşkun Ertepınar

Yaşım kırkı aştı diyordum, yaşım,
Başım hala çocuk,
Hala dayanacak yer arar başım…

Coşkun Ertepınar

Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.
Son çağda bu olaylı tarih sona erer.
İkinci çocukla her şey biter.
Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiç bir şeysiz..

William Shakespeare

yuvasini_bozdugum_kuslarc4b1n_ahi_desem yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuksun

ki çocukluk diretirken hala çok uzaklarda
burda
avaredir gençliğim

Sıtkı Caney

Babam Kel Hasan Usta’ya

“Babam ve Ustam” çıraklıktan yetişen iki mektup
pulsuz, zarfsız, kâğıtsız
birbirine emanet iki çocuk

Haydar Ergülen

ona hemen: Baba hangimizin oğlusun sen?
Kardeş olurduk hemen ev büyürdü ikimizden
yok olurdu oğulda yer bulamayan babanın suçu,
yağmur çocukluğun çatısından gidince anlaşılır yokluğu
Şimdi bir başına kalan ev gibiyim gibiysem
bir başka yetim olan şiirin suçu yok bunda
ev neyse şiir odur, babadır neyse oğul da!

Haydar Ergülen

Kaçamadım şerrinden şamarından feleğin
Daha tüysüz bir çocukken dilim dağlandı
Yasaklarla korumaya alındı bütün düşlerim

A. Hicri İzgören

ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş
bir çocuksun. vazgeç sözcüklere kalbini eklemekten.

Murathan Çarboğa

Herkesin kaybettiği aşkı ben de bulamadım
küçük bir oğlan gibi, sanki acının mutluluk
olduğuna inandırmışlar da çocukluğumda
inanacak başka bir şey kalmamış bana

Haydar Ergülen

Neden ölmedik ki ikimiz de
çocukluğum ölüverdiğinde?

Pablo Neruda

İnsan kimi gemileri ne de çabuk unutuyor
Binmiştik sözde,
Bir çocukluk yatıyor
Battığı yerde.

Sağım solum doldu. Zil çaldı. Bu kaçıncı?
Bir telaştı geçti, oturdu hepsi.

Behçet Necatigil

 
yerli malı haftası’nda şiir okuyan çocuk 
anlattı durdu 
söylemedim ona yüzünü unuttuğumu 
sesin mandalina kokuyor da demedim 
dedim ki 
kirlenmiş bir yakayla dolaşma ortalıkta

Nuri Demirci

Çekip aldım çocukluğumu
mızıklanmış oyunlardan
Yoksun diye

Ahmet Günbaş

Günleri çocuk sesleriyle bezeyelim 
Duruşun yakışmıyor bayram sabahına 
Gitme baba

Ahmet Günbaş

Konuşuruz bunları yani çocukluğu
Yani yaşlılığı, yıkım taşlarını, nedense
Bize sıkça uğrayan parsı anne

Ahmet Ada

Sarkıttığım kuyuyu. Görebilir miyim
Ne kaldıysa, ne kaldıysa çocukluktan

Ahmet Ada

getirir akla çocukluktan bilinmez hangi soruları
kar gecesi uyandırır ölüme değgin korkuları
yalnızlık bir samanyoludur genişler düşüncede 

Attila İlhan 

kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin! 

İbrahim Tenekeci 

hatıra değil içine düşen kar tanesi,
düş değil peşinde gördüğün kâbus
soluk soluğa çıkıyor yüzünün yeraltından
çocukluktan mahsur kalmış her ben 

Yücel Kayıran 

sen, güzel çocuk, göçüp gidiyorsun;
belki de solgun bulut karşılayacak seni
şuracıkta yalnızlıklarında
akşamın ve dağılıverecek senin gibi narin. 

Giosue Carducci 

yaprakları anlıyorum, yere yaklaşan
gökyüzünün dilini çözdüm
geçtiğim yerdeydi cennet, şimdi
buz tutmuş bir cehennemi yürüyorum 
güller vazgeçti, çocuklar bekliyor 

Nuri Demirci 

orda bir iğde ağacı kanar
silah susmaz, tanklar ezer, unutulur odyurdu
söğütgülü döker yaprağını, dünya susar
ağlar çocukluğum, yıkılır taht, susar sureler

Tuğrul Keskin 

seni sevdiğimden söz ediyorum herkese
kırlangıçlar gidiyor bir ırmak devrilip gidiyor
o çocuk yüzlerce fotoğraftan çıkıp gidiyor
sessizce bakıyorum, orada bir begonya soluyor 

Tuğrul Keskin 

Kalbim çocuklaşır ansızın
Ve haykırır. 

Else Lasker-Schüler 

Ruhum, karanlıkta kaybolan çocuk 
Gibi başucunda ağlamaktadır. 

Cevdet Kudret Solok 

En doğrusunu
yürek söyler
babalar gidince
kendi gölgesini görür çocuklar 

Neşe Yaşın 

Aradım büyülü günlerini çocukluğun
Otlar ve olgun başakta 

Ahmet Ada 

Gitsem gelmesem çocukluğuma Kevser
Siyah beyaz bir kare çiçekleri sulayan annem
Azar azar silinecek bir görüntü 

Ahmet Ada 

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde 
Daha ilk güzelliğinde 
Alnını iki dağın arasına germiş 
Bir devin göğsüne benzer 
Göğsünden dualar geçermiş 

Cahit Zarifoğlu 

çocuklar baştan sona kadınlara düğmeli 

Cahit Zarifoğlu 

ve kalbinde allah yazan çocuk 
kızlar hızlanan gelinler 
erkeklerde insan uğultuları 
çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan 
ve dönülen bayrak 

Cahit Zarifoğlu 

yüzümü sürdüğüm
her kapı gibi
kapandım
beni büyük bir cezbeyle
yakan
aşkın ayakucuna.
oysa sırrımı verdim
kırıldığım veçocuk kaldığım
aşklara.

Metin Kaygalak

denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.

Şükrü Erbaş

Ah bu nisan yağmurları
Hüznünü kaybetmiş çocuklar gibi şaşkın
Yağıp bitiyor

Edip Cansever

İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla
indi akşam.

Oya Uysal

Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet Özel

Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır

A. Hicri İzgören

Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.

İbrahim Tenekeci

Ve çocukluğumun oralardan
Bir gökkuşağı mesela
Sığdırabilir miyim diye…

Cahit Koytak

Ne güzel ıslanıyor ilkyaz
Ne güzel, ne güzel, ne güzel
Denize zorla sokulmuş
Ağlamaklı bir çocuk gibi.

Edip Cansever

işte hep böyle kocaman bir çocuk olarak kalacağız
kitabaralarında çiçek kurutarak
şiirler de kuruyacak. hayatımız gibi
ve şiir kurularını yakmak isterken
yağmur sonrasının hüznünde küllenecek aşkımız

Bayram Balcı

– gülümseme gözlü küçük çocuk
pişmanlığı yüklenip uzaklaştığın gemi
yağmurlara nokta koyan hangi limanda demirli?-

Neriman Calap

Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar 
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi 

Erdem Beyazit

Ölüm bir melek elinde gelir 
Ve öper usulca çocuk yüzleri. 
Belki bir gün kurtuluruz 

Erdem Beyazit 

Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez 

Erdem Beyazit 

dolapderelerde çocuklar, ayağının su aldığı yerden büyür
sen, çocuklar çiçektir diyordun di mi
çocuklar çiçek/ he ya !

Dilek Kartal 

Çocuk olsam yeniden.. 
Bir tek düştüğüm için acısa içim, 
Ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece… 

Cemal Süreya 

Bulduğu her parayla bakkala koşan
bir çocuk olarak karşındayım, benim
aldığım en büyük hazzı
seninle paylaşabilirim

Müşir Fuat 

Sen aradığın yaşamı bulamayacaksın! 
… 
Artık bana çocuk sevinci verilsin! 

Gılgamış Destanı

cocukluk_hatiralari_kugunun_konmasi_gibi ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuksun