Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun’dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla’sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe’den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır’ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.

Neyzen Tevfik

neyzen+tevfik Anladın mı?

Kuş sesi ürkek

I.
çağıran sesim
kuş sesi ürkek

korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti

çağıran sesim
kalbin saatini kurma vakti

o süslenmiş tabuttan hafiflik alınmalı
tren rayları ve çile
herkesin biraz ağzı ve kaderi

metalden gül dökmüş anneleri
kadın mutlu
adam kamyon kadar ağır

çağıran sesim
kuş sesi ürkek

II.

bir nefes olduğu için bu şiir
yola çıkmış olana ay ve çokça güneştir

nasıl da göresim var
söylesem utanır

yakın durmak için
yaslandım öylece denize

acemiyim yine
ezber edilmiyor aşk

zora düşmüşüm, yüzüstü
sevmişim aslanın gözlerini

benden doğru beyaz
kalbin saatini kurma vakti

çağıran sesim
kuş sesi beyaz

III.

balkız çiçeğinden yoğurmuşlar da
nazdan bir oyuncak yapmışlar

halini sorsan bana
bahçelerden bahçelere gül aşırmışlar

bir eksiğim olsa, çeşmenin suyu kesilse
geç kalmışlığın kalır aklımda

anaç kuşun ağzı ile tutturduğu
ve sonra saklandığı, çöpten yuvayım

çağıran sesim
kuş sesi kırmızı

ne mi olurdu erken uyusan
ayaklarım dolanır, gece aceleye gelirdi

şarabın aklında zehirli bir ok
testinin dibini vurmakta

IV.

pusatsız çıktım
nasıl hafifse yalınayak koşucu

bir gülü anlatmak için
sana başvuruyorum

meydana çıkarken
çelikten bir bilek olduğun için

çamurun apaydın olduğunu
daha yüce bir el arzuladığını öğrendim

kuş sesi beyaz
bir su kaynağından kalktı yürüyor

yalnız elleri ile direnir
kalbi yanında vur emri olan

V.

seni bilmek mi tehlikeli
yoksa unutmak mı felaket

sevince boyadın, dünyanın o eski şehrini
alnımdan geçen bu süt nehri

kuş sesi beyaz
senin elinde güneş doğuyor

yarından söz et; o uçan ak bir kuştur
uzasın saçların, bir kadından ilham alır
her denizin kabarması

sen az söyle ben çok bilenirim
benimle başla bir çocuğu büyütmeye

derimin altında harp sırası almışız
derimin altında zenciler yıkanıyor

iyi ağırla beni kadın kadın olsun
erkek erkekliğini doğursun, yorsun

VI.

çağıran sesim, kalbin sorgusu
kendine sakladığı neşidesi süleyman’ın

gönlüne Allah
uzuuun bir neşe olarak insin istedim

bir yağmur damlası gök kadar ağır
örtün, senin örtün beyaz yanımız
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma

durdu her şey kafamın içinde
kıpırdasam bozulacak düzen

kanatlarından kuşlar çıktı
senin kuşların

ak köpük ve yaratılması güneşin
tüylerine sürtünmesidir kanatsız bir kelebeğin

VII.

göz göze bakamasak da
parçalara bölünüyor zaman

kançiçekleri tutuyorum
gebe yanım şiirin içine düştü

çocukları seviyorum senden sonra
eşikte yatmakla sınıyorum kendimi

kızkardeşisin hasan’la hüseyin’in
ellerin ferahlık vermeli

çağıran sesim
kuş sesi yalaz
toprağın tenime sokulması var

inandım inandın inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine

VIII.

içinin ılık duru nehri ile gel
çağıran sesim
kuş sesi ürkek
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma

gelip durmuşsun dilimin ucunda
şarkı ve şiirlerin tarhında
ve de kalbin

ben illa gelirim üzümün bereketiyle
saçlarımda sevilmek ağrısı var
diyor gibisin, duydum

kuş olur gelirsin
bir kanatla bir kalbe
bir bakış zamanında kuşlar ancak girer

sevgili ellerin türlü tatlar yoğurur
kimsesiz çocukları alırsın soframıza
biter rızıktan yana korkumuz

ben daha ağlamadım
sen o zaman gör nasıl güzel oluruz

IX.

yağmur yağdı sana benziyorum
bir bahaneyle bir daha benziyorum sana

dileniyorsun çaresizliğim
biraz daha yanlızlık yağıyor

bu akşam, bir başka yerde olduğuna inanıyorsun ya
yanılıyorsun, işte şuradasın
ihtimal bir aynayı sevindirmeye kalktın

çok durmaz aynada görüntü
göğün sancıdan karın vermesidir ebemkuşağı

eski güzel kadınlar gelip sende durdu
kalbin saatini kurma vakti

imdaaat, kalbim
sen nerdesin ben nerde nerdeyim

X.

valide cami avlusunda kendi şiirimi okuyorum
ismihan sultan dinlesin diye

elinin en güzel parmağına
şiirden en güzeli bir yüzük yakıştırıyorum

ağustosu hazırladın getirdin eylülü
sözü dinlemek kolay sükutu duydum

delirmiş kadınlar kedilerle konuşur
şair adamın kendisi ile konuştuğu gibi

inandım inandım inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine

XI.

korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti

isyan isyanın içinde diş
isyanın çevresi tuzak

gülü sevme hallerinde hata yapar insan
kalbin kendisi için
et olmadığı anlamı için
bağışla, geç kaldım

kuşanmalar ve gitmek kadının getirdiğidir
sar beni, duvar diplerinde kalmasın serinliğim

her şey için aramızda bir yer olsun olmasına
kara olsun deniz olsun, insan olmasın

çekiç olan arzum bir kuştur
sen bir kuşsun, kuş sesi sıcak soluk

XII

tüm kelimelerin sabıkası var
kimi vurulmuş
kiminin yüzükara

bir suskunluğum var bana benziyor
nasıl dilersen öyle bil

kürtçede uçsuz bir namazgahtır mezopotamya
senin bakışına kardeş, kanatlan gel turaç

her bakışım aşk gibidir, odalarına girmelisin
odalarında güzel çocukların rüyaları, ellerini katmalısın

ben kadının yüzünde
cenneti ve cehennemi de gördüm

hoşgeldin turaç
kalbin saatini kurma vakti

Mahmut Avcı

mahmut+avc%25C4%25B1 Kuş sesi ürkek

Masada Senin Gülümsemen

yastığıma birikmiş saç tellerin
her birine yazılası bir şiir

en güzel yerin gözlerin desem…
seni seviyorum diye anla bunu.
gözlerini seviyorum,
gözlerin çingene çiçekçinin bahanesi
bir yavru kurbağaya dokunsan onu da…

bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen
bir bakışın var ki,
masa ile aramızda dert oluyor

hani yoksun, hani bir ses olur
kokun sarar odayı,
en güzel ağzından genişler göğsümün kafesi

erisin istiyorum kınalı ellerin avucumda
hani ben, heybesinde karanfil kurusu çelebi
yaktım bütün eski haritaları
vakit şimdi tamam,
bir duanın en makbul yerindeyiz
ben solda duruyorum, sen sağ elim

hafifler gövdem sana gelirken
boğazda martı olurum
uzar gövdem tren olur
müjde taşır bir iç şehre
bilek olurum Ferhat’ın gürzüne
Zin’in saçlarında Mem’in elleri
kendimce seni seviyorum

bir dilek, bir dilek daha
dün geçti, yarın bir çocuk sevinci

Mahmut Avcı

masada+senin+gulumsemen Masada Senin Gülümsemen

Beklerken

Adını verdim sol tarafımdaki ağrıya
Kötü bir şey demek değil bu kötü bir şey değil
Kötü bir şey değil bu şikayet etmiyorum
Bekliyorum..

Sual olunmaz hikmetinden meleklerin
Ben özlemek derim hasret derim aşk derim
Ne olur bir duble rakıyı paylaşsak derim
Sen gülümsersin uzaklardan
Ben beklerim..

Bu parkların hepsinden vazgeçebilirim
Bu kitapların bu oyuncakların bu meyhanelerin
Bunların işte ne varsa hepsinden vazgeçebilirim gelişini kolaylaştıracaksa
Ama senin bir saatin var bilirim
Bir saatin var senin yüreğime envai çeşit kuşlar konduracak
Kolay geçmese de vakit
Beklerim..

Çok zor geçmişti çocukluğum bahsetmiştim sana
Annemin hep işi vardı babamın hep işi vardı
Çok ağlıyordu kardeşlerim hepsinden bahsetmiştim
Bunları anlatmıştım şikayet etmiyorum
Yeter ki geleceğini söyle bana ara sıra
Ses etmem, beklerim..

Yattığın odaları nasıl da merak ediyorum
Kokladığın çiçekleri dinlediğin şarkıları
Çarşafının kokusunu, tenini ille de tenini
Nasıl da merak ediyorum sokak köpeklerini severkenki hallerini
Bazen koltuğunun altında tavlayla hayal ediyorum seni
Bazen kadere küfrederken geliyorsun gözümün önüne
Bazen sarhoş olup açık saçık küfürlerle giriyorsun rüyama
Uyu diyorsun sonra bana uyu diyorsun, geçecek
Herkes bilir değil mi melekler yalan söylemez?
Bekle der bana evrenin en güzel meleği
Beklerim..

Olur da yanlış anlarsan söylediklerimi
Çok özür dilerim
Bakma marifetmiş gibi anlattığıma
İcap ederse susup tek kelime etmeden
İçimden geçenleri buluttan bir kayıkla yollayıp sana
Beklerim..


Ali Lidar
beklerken Beklerken

Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk

Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk
Öldürürlerse beni ben etmezem inkâr-ı aşk
Zâ’il olmaz haşre dek kalbimde bu efkâr-ı aşk
Her nefes verdikçe zikrim dâ’imâ ezkâr-ı aşk

Arifem fark etmezem hiç Kabe’yi puthaneden
Aşık u rindem cihanda çıkmazam meyhaneden
Bâde-i câm-ı “elest”i nûş edip cânâneden
Mest-i lâ-ya’kil olup oldum edeb hammâr-ı aşk

G. Askerî

ikrar-%C4%B1+ask Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk

Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız

                Siz benim şiirimi sevecek değilsiniz
                Ben de sizin şiirinizi sevecek değilim

İncire ve zeytine
Tur dağına bir de
Yalnızdır diğerlerinden daha yüksekte duran.
İnce saçlı kızlar
Kavruk yüzlü çocuklar
Yazıda ağaç
Yabanda kurt
Üzgün olan, yalnızdır

Örttüğü zaman geceye ve
Aydınlattığı zaman gündüze
Nur dağına bir de
Mağaralar yalnızdır
Kaygılı misafirler ağırlar, saadet günlerinde
Şahit olan ölmemiştir
Ama görünmez,
Güneşe bile bakamayan gözlerle
Yer, içer, sevinir
Bilen söylemez
Söyleyen bilmez nihayetinde

Soluksuz koşan atlara
Ve Kaf dağına
Yeşil gözlü devler yalnızdır
En nadide çiçek
Bulunmaz Hint kumaşı
Yakut, zümrüt, zebercet
Değerli olan yalnızdır

Kuşatma altındaki şehirler yalnızdır, mesela
Kız kulesi, bekar kalır
İki kıta arasında
Ceplerine gün ışığı doldursa da balıklar
Balığın karnında Peygamber de yalnızdır
Sahibinden başka bir şeye sahip olmayan, köle
Dilendiği kapıya kul olan, gedâ
Dengini bulamayan sultan
Sultanı olamayan tebâ

Şahdamarımdan yakın olana
Yakınımdan da yakın olana
Sevgilinin kalbindeki yalnızdır
Her çift tektir
Her tek eksiktir aslında
Sevenin kalbinde yer yoktur başkasına
Sevilen de yalnızdır

            Sizin şiiriniz size benim şiirim bana.

Adige Batur
Sevilen+de+yaln%C4%B1zd%C4%B1r Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız

Güvercin Gerdanlığı

Garip turna bizi senden sorana
Şimdi bir yavruya kuldur diyesin
Aşkın zincirini takmış boynuna
Devr içinde Mecnun oldur diyesin

Gece gündüz ağlar hiç bir dem gülmez
Unutmuş eşini dostunu bilmez
Sevmiş bir güzeli artık vazgelmez
Aşık olmak müşkül haldir diyesin

Terkeylemiş eşi ile dostunu
Abdal olmuş eğne almış postunu
Gelen geçen çiğner oldu üstünü
Ayaklar altında yoldur diyesin

A zalim engeller yolumu bağlar
Yarimin hasreti ciğerim dağlar
Ab-ı revan olmuş durmayıp çağlar
Şol akan yaşları seldir diyesin

Gevheri der bilmem ben ne olduğum
Gurbet illerinde durup kaldığım
Aceplemem beyim şimdi solduğum
Bülbülün mekanı güldür diyesin

Gevheri

guvercin+gerdanligi Güvercin Gerdanlığı

Yalan

Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı
Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum
Mahpuslara affı umumiden…
Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara…

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek…

Melih Cevdet Anday
vanl%C4%B1+minik+muharrem Yalan

Murphy Yasaları

· Tabiat ana daima hatanın yanındadır.
· Çözülen her problem yeni problemler yaratır.

· Aptalların dahi yapamayacağı şey yoktur, çünkü onlar da kendi çapında birer dahidir.

· Smith-Wesson kare as’tan daima iyidir.

· Tek boynuzlu gergedanla birde bir oynanmaz.

· Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır.

· Asla Mrs. Murphy ile ilişki kurma.

· Tünelin ucunda görülen ışık üzerinize gelen trenin farı olabilir.

· Otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, daima aracın en ulaşılmaz yerine kaçar.

· Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.

· Kendinden daha çılgın biri ile asla yatma.

· Emin değilsen mırıldan, başın dertte ise birine yık.

· Kendinden emin olmadığın zaman ikna edici konuş.

· Endişelenme, kısırlık kalıtımsal değildir, çocuğuna geçmez.

· Bir şeyin yanlış gitme olasılığı varsa, yanlış gider.

· 1500 liralık ampul daha önce patlayarak 10 liralık sigortayı kurtarır.

· Kestirme, iki nokta arasındaki en uzun yoldur.

· Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin yok.

· Dostlar gelip gider, düşmanlar birikir.

· Murphy’nin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.

· Hayattaki en güzel şeyler : Ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.

· Kaz ise kazıkla.

· Enayilerin parasını yanına bırakmak ahlaka aykırıdır.

· Elindeki kuşa, başının üzerindekinden daha çok güven.

· Güzellik derinin altına kadar işler, çirkinlik ise kemiğe dayanır.

· Hiyerarşide kişiler yeteneksizlikleri ölçüsünde yükselir ve orada kalırlar.

· Daima yarışta hızlı ve savaşta kuvvetli olan kazanmaz, ama sen yine onların tarafını tut.

· Bir işi tam yapmak için vakit bulunmaz, ama düzeltmek için daima zaman bırakırlar.

· Çok üstüne düşme, bozarsın.

· Pipo akıllıya düşünme şansı verir, aptala eğlencelik olur.

· Öyle bir sistem getir ki, bir budala bile kullansın. O zaman da onu sadece bir budala kullanır.

· Herkesin zengin olmak için yürümeyen bir planı vardır.

· Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.

· Borç alabilmek için önce ona ihtiyacının olmadığını kanıtlaman gerekir.

· Tamire kalktın mı bil ki, daha çok zaman ve daha pahalıya çıkar.

· Her şeyin %90’ı posadır.

· Üniversite hocaları başkalarının sorunlarına en liberal, üniversitenin sorunlarına ise en muhazafakar çözümleri getiren kişilerdir.

· Yasama organı çalışma halindeyken, insanların hayatı gibi, mülkiyet hakkı ve özgürlükler de tehlike altındadır.

· İnsanlar gerçekleri arar, fakat hep kendi görüşleri doğrultusunda ilerler.

· Atı suya götürmek iş değildir. Marifet atı suda sırtüstü yüzmeye razı etmektir.

· Aynı taksiyi birden fazla gazete muhabiri paylaştığı zaman, taksi ücretini önde oturan öder.

· Aynı taksiyi kaç muhabir paylaşırsa paylaşsın ve taksi ücretini kim öderse ödesin, bütün muhabirler taksi ücretini masraf listelerine yazarlar.

· Bir siyasi partinin kuruluşu, bir siyasi hareketin sona ermesi demektir.

· Yeni kanunlar, yeni kanun boşlukları doğurur.

· İnsanlar diledikleri gibi davranabilecekleri özgür bir ortama kavuşunca, birbirlerini taklit ederler.

· Popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.

· Çok denenmiş yollar, hiçbir yere çıkmaz.

· Direnen, yücelir.

· Aşırılar buluşur.

· Yeni kravat, çorba çeker.

· Dükkanda ayağa uyan ayakkabı, en çirkin olan ayakkabıdır.

· Vitrinde gördüğün hiçbir mal, sizin alabileceğiniz kadar ucuz değildir.

· Seyahate çıkarken, ihtiyacınız olan elbiselerin yarısını ve ihtiyacınız olan paranın iki mislini yanınıza alınız.

· Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız.

· Tereyağının sertliği ile üzerine sürülecek ekmeğin yumuşaklığı doğru orantılıdır.

· Vücut banyoya girmeden, telefon çalmaz.

· Yanlış numara hiç meşgul çalmaz.

· Yeni alet almadan, kaybettiğiniz eski aleti bulmanız mümkün değildir.

· Dakikanın uzunluğu, umumi hela kapısının hangi tarafında olduğunuza bağlıdır.

Murphy iyimser bir insandı…..!

· Eğer bilgisayarınızda bitirilmesi ölüm kalım meselesi olan bir iş varsa yemeğe çıkmanın tam vaktidir, çünkü elektrik kesilecektir.

· İşler yolunda gitmediği zaman gülümseyen bir kullanıcı, üzerine suç atacağı bir programcı olduğunu biliyordur.

· Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.

· Birine bir iyilik yaparsanız, o iyilik göreviniz haline gelir.

· Konuşmanızda bir yanlış yapana kadar kimse dinlemiyordur.

· Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya kalkarsanız, makine çalışır.

· İki monolog bir diyalog oluşturmaz.

· Başarı daima yalnızken, başarısızlık ise herkesin içinde vuku bulur.

· Ne hakkında konuştuğunuzu bilmiyorsanız, her şey mümkündür.

· Olumsuz beklentiler olumsuz sonuçlara götürür. Olumlu beklentiler de olumsuz sonuçlara götürür.

· Uzman, bulunduğunuz yere dışarıdan gelen herhangi bir kişidir.

· Gizli evraklar fotokopi makinasında unutulur.

· Bir berbere asla saç kesimine ihtiyacınız olup olmadığını, bir satıcıya fiyatlarının iyi olup olmadığını sormayın.

· Başa çıkamayacağınız bir hata durumunu asla test etmeyin. Düzeltemeyeceğiniz yanlışı aramayın.

· Bir deney sonuç veriyorsa bir yanlışlık olmuştur.

· Bir proje üzerinde çalışırken işi bittiğine inandığınız bir aleti yerine kaldırırsanız ona derhal ihtiyacınız olacaktır.

· Her yol başarısızlıkla sonuçlandığında talimatları okuyun.

· Araba kullanmayı öğrenene kadar gerçekten küfretmeyi öğrenemezsiniz.

· Beklenmedik bir anda ele geçen boş vakit, mutlaka boşa harcanır.

Murphy’nin İş Yasaları

· Ne anlama geldiği belli olmayan her şeyi ‘miscellaneous’ klasörü altında toplayın.

· Bir toplantının bitiş saatini ve bir kokteylin başlama saatini ASLA GEÇİKTİRMEYİN.

· Hata yapmak kula mahsustur, bağışlamak Allah’a mahsustur yönetim kuruluna değil.

· Bir şeyi ilk seferde doğru yapmaya asla zaman yetmez. Ama baştan yapmak için hep yeterince zaman vardır.

· İşinizde iyiyseniz bütün işler başınıza kalır. İşinizde çok iyiyseniz nasılsa altından kalkarsınız.

· İşyerinde bir insanın otoritesi, gömlek cebinde taşıdığı kalem sayısıyla ters orantılıdır.

· İşi nasıl halledeceğinizi bilemiyorsanız, hızlı hızlı yürüyün ve endişeli görünün.

· Cuma günleri bir şirkette hasta adam bulamazsınız.

· Şirkette birinin ünvanı ne kadar uzunsa yaptığı iş o kadar önemsizdir.

· Şirkette bozulan bir makine, tamirci kapıdan içeri girdiği sırada aniden çalışıverir.

· İş bir kere çorba olmuşsa, düzeltmek için yapacağınız her şey durumu daha da berbat eder.

· Başarı sadece şans meselesidir. İnanmazsanız çuvallamış birilerine sorun.

Murphy’nin Savaş Yasaları

“Ters gidebilecek bir şey mutlaka ters gidecektir. Hatta bu tersliğin en az mümkün göründüğü anda bile”. Mühendisler bu sözü çok severler ve Murphy yasası olarak isimlendirirler. Oysa askerlerin “Murphy bir iyimserdir” diyen O’neil yasasını benimsemek için geçerli sebepleri vardır. Savaşma, doğası gereği karmaşık ve sonu belirsiz bir görevdir. Savaş ve bitip tükenmeyen savaş öncesi hazırlıklar önceden kestirilemeyen bir çok sorunla doludur. Bu sorunlar, mücadelenin başlangıç safhasında, yani kullanılan silahlar, taktikler, doktrinler ve orduların kalitesi arasındaki farklar ortaya çıktığında daha belirgin hale gelirler. Savaş her iki taraftan da insan öğütmeye başlayınca herşey daha iyi anlaşılır. Artık daha hassas planlar yapılabilir. Bütün bunlar olup bitmeden önce, önemli faktörler bir türlü doğru olarak tespit edilemez.

Murphy yasasının en çok kurbanı olan piyadeler, ortak gözlemlerini “Murphy savaş yasaları” olarak bir liste haline getirmişlerdir. Farklı piyade birliklerinde, ayrıca yabancı birkaç orduda da bu listeyi değişik şekillerde gördüm. Kötü haber tez ulaşırmış. Aşağıdaki liste bunların bir derlemesidir. Listedekiler, kara muharebesinin ilginç taraflarını sergilemektedir.

· Siz süpermen değilsiniz.

· Geritepmesiz tüfekler geri teperler.

· Baskı ateşi baskı altına almaz.

· Aptalca görünen bir şey işe yarıyorsa o şey aptalca değildir

· Göze çarpan (belirgin) bir görünümde olma, hasmının ateşine maruz kalırsın.

· Gereksiz yere silahını çekip ateş etme, çevrendekileri sinirlendirirsin.

· Şayet emin değilsen silahını dolu kabul et, muhtemel her hedefi ateş altına al.

· Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma

· Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.

· Eğer hücumun iyi gidiyorsa, pusuya düşmüşsündür.

· Nereye döşediğini hatırlamıyorsan, mayının seni hedef alıyor demektir.

· Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.

· Önemsiz görünmeye çalış. Düşmanın cephanesi azalmış olabilir. (hedef olarak seni seçmesin)

· Mevziden daha ileride isen, dost topçunun daha yakına ateş edeceğini unutma.

· Önemsemediğin düşman şaşırtma harekatı esas taarruzdur.

· Kolay yol her zaman mayınlanmıştır.

· Önemli olan şeyler daima basittir.

· Basit olan şeyler her zaman zordur.

· Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.

· Üstüne gelen ateşin geçiş önceliği vardır.

· Muharebeye hazır hiçbir birliğin denetlemeden geçtiği görülmemiştir.

· Denetlemeye hazır hiçbir birliğin muharebeden başarı ile çıktığı görülmemiştir.

· Takım çalışması esastır. Bu, düşmanın üzerine ateş edeceği diğer kimselerin (hedeflerin) varlığını sağlar.

· Eğer düşman menzil içinde ise sende öylesindir.

· Dost ateşi, dostun ateşi değildir. (seni de vurabilir)

· Yapabildiğin her şey vurulmana yol açabilir. Hiçbir şey yapmaman dahil.

· Düşmanın içeriye giremeyeceği kadar mevziini mukavim (güçlü) yaparsan, sende içinden çıkamayabilirsin.

· İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.

· Üstüne gelen düşman ateşinden daha isabetli olan tek şey, üstüne doğru gelen dost ateşidir.

· Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.

· İki taraf da kaybetmeye başladığına inandığı anda, ikisi de haklıdır.

· Profesyonellerin ne yapacağını kestirebilirsiniz, ama dünya amatörlerle doludur.

· Her hava koşulunun yakın desteği kötü havada işlemez.

· Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.

· Gerçekten kontrol altında tutulan tek arazi, üzerinde ayakta durduğun toprak parçasıdır.

· Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.

· Arka kademedekiler yani muharip olmayan birlikler her yerdedirler.

· En yeni tank tahrip silahı bir diğer tanktır. Bu nedenle tanklar hep birbirleri ile savaşır ve piyadeye yardım edecek vakit bulamazlar. Asıl amaçları bu olduğu halde.

· Hassas bombardıman normalde artı/eksi bir mil içinde isabetli olur.

· B52 ve C130 uçakları ile yapılan misket bombardımanı çok isabetlidir. Bombalar her zaman yeri bulur.

· Murphy bir 11b idi. (11b Amerikan Kara Kuvvetleri’nde piyade avcı eri için kullanılan kod no’sudur.)

· Kusursuz planlar kusursuz değildir.

· Kolay yol genellikle ölümünüze yol açar.

· Üniforması daha gösterişli olan taraf kaybeder.

· Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.

· Eğer düşman dışında her şey azalıyorsa, savaştasınız demektir.

· Muharebenin ilk bir kaç saniyesi içinde hiç bir planın geçerliliği kalmaz.

· Cephane pahalı, hayatınsa ucuzdur.

· Muharebede malzeme harcamak mezar kayıt formu doldurmaktan daha kolaydır.

· Eğer düşmanı göremiyorsan, o seni hala görüyor olabilir.

· Son koruma ateşi, koruma sağlamaz.

· Savaşmadan kazanabilirsin, fakat bu çok daha zor olur. Üstelik düşman işbirliği yapmayabilir.

Murphy’nin Evlilik Yasaları

· Evliliğe başlamak, bitirmekten daha kolaydır. Ve suçlu daima eşinizdir.

· Eğer size evlilikten söz eden yalnızca anne ve babanızsa durum sizin için son derece mutsuzdur.

· Sakın para için evlenmeyin. Çok daha uygun koşullarda borç bulabilirsiniz.

· Eğer evlilik eğlenceli bir şey olsaydı, nikahı belediye memuru kıymazdı.

· Evli bir çiftin aynı konuda “evet” dediği son yer nikah masasıdır.

· Evlilik güzel bir ilişkiyi bitirmenin en kısa yoludur.

· “Aşk ve Evlilik, tıpkı at ve araba gibi birlikte yürür.” En son ne zaman at arabası gördünüz?

· Aşkın gözü kör olabilir ama evlilik insanın gözünü açıverir.

· Eşlerden ilk uyuyan her zaman en yüksek sesle horlayandır. Suçlu her zaman eşinizdir.

· Eğer erkekler kur yaptıkları dönemdeki davranışlarını evlilikte de sürdürürlerse boşanmalar azalır, iflaslar artar.

· Ne zaman ve nerede evlendiğinizi anımsarsınız ama niçin evlendiğinizi anımsayamazsınız.

· Erkek, eğer karısında artık bir hata bulmuyorsa, boşanmış demektir.

· Her başarılı erkeğin arkasında edepsiz bir kaynana vardır. Her başarılı kadının arkasında aşağılık kompleksiyle kıvranan bir erkek vardır.

· Televizyonda 27863 bölümlük Brezilya dizilerini izledikçe “evliliğinizin iyi gittiği” inancınız artar.

· İyi bir kavga en başarılı doğum kontrol yöntemidir. Anlık barışlarda bunun tersi olur.

· Eğer birisi eşinizi elinizden alırsa, ona yapacağınız en büyük kötülük, birlikte yaşamalarına izin vermenizdir.

· Masallarda çiftler aşık olurlar, evlenirler ve yaşamlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar. Bunlara masal denmesinin nedeni de budur zaten…

Murphy Kimdir?

1917 doğumlu Edward A. Murphy Jr. ABD Hava Kuvvetlerinde 1949’da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi. İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981). Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu. Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi. Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı. Bir kaç ay içinde “Murphy’nin Kanunları” mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958’de de nihayet Webster’in sözlüğüne girdi.

Murphy Kanunu:

Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından “Anything that can go wrong will go wrong” “yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider” olarak emrindeki proje yöneticisi George Nichols’un yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir. Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.

murphy+yasalar%C4%B1 Murphy Yasaları

Kiraz Çiçekleri

Kiraz Çiçekleri her yıl yeniden açarlar Kyoto’da. Genç kızlarının kalbi ürkektir, mutlulukları ise mevsimlik kiraz çiçekleri gibi geçicidir.
*
Çieko, parmaklığı tutup uzun süre baktı arkasından. Naeko, hiç dönmedi. Çieko’nun perçemlerine düşen hafif bir kar hemen eridi.
*
Çieko: “Mutluluk kısa sürer, yalnızlık ise çok uzundur. Böyle değil mi?” dedi. “Yatalım da öyle konuşalım bundan ötesini …”
*
“…Bahar ne çabuk uzaklaşıyor, değil mi?”
*
…Sadece bir yıl için de olsa severek kullanılacak obiler dokumak daha hoşuma gider.
*
Ben kendi payıma torunların torunları için kimono kuşakları dokuyayım istemem…
*
Çieko, kocamış ağaçların gövdesinde yine menekşeler açmış olduğunu görünce: “Bu yıl da açtılar!” diye aklından geçirdi…
*
“…kiraz çiçekleri altında bile yalnızlık duyulduğu saatler olur; herşey insanın kendisini o anda nasıl hissetmesine bağlı !…”

Kiraz Çiçekleri (Kyoto) / Yasunari Kawabata

Altın Kitaplar Çeviren Ahmet Hisarlı 1969

kiraz+cicekleri Kiraz Çiçekleri