Aynı Topraklarda

Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.
Çocukluğumla aramda ölüm var.
Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.
Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,
Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.
Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.
Ve yanımda soyunmuş derisiyle bir yılanın, çok istese
Lapis olacak mavi bir taşın rehavetiyle bakınıyorum.
Neresi yurdum?
Güneş belki de.
O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa.
Mezarları hatırlatarak, küçük bir kızın yanağından öper ve
Hoşça kal der. Dön annene.
Git ve unut yaradılışı.
Güneşe bakarak kanını akıtmış arkadaşını
Ve yılanların hikayelerini unutmalısın.
Gözaltlarına yerleşen çizgiler
Çocukluğa dönüyorsa,
Aynı topraklarda,
Gelinciklere bakınca,
Aşk başlar.

Bejan Matur

Ayın Büyüttüğü Oğullar

gelinciklere+bak%C4%B1nca+ask+ba%C5%9Flar Aynı Topraklarda

Geçiş

Mazi köyünde, hatıralar gölgesinde kal !
Yaklaştığın tâbiati günlerce seyre dal!

Dağlar başında zevkini aldındı varlığın,
Bulsun bu zirvelerde huzûr ihtiyarlığın.

Akşam, çoban sadâları artar, güneş söner;
Gür çırıgıraklarıyle davar yaylâdan döner;

Havlar zaman zaman gece ufkunda bir köpek,
Gönlün hüzünlenir bunu duydukça ürkerek.

İnsan bilir cihanda nedir ömrünün sonu;
Ömründe bir dakikacık etmez hayâl onu.

Hiç şaşmıyan saat gibi işler durur kader.
Birgün saat çalar… Çok uzaktan gelir haber…

Artık güneş görünmez olur, gök bulutludur,
Rahatça dal, ölüm sonu gelmez bir uykudur.

Yahya Kemal Beyatlı

guvercin+gerdanligi Geçiş

O Taraf

Gördüm ölüm diyârını rü’yada bir gece
Sessizlik ortasında gezindim kederlice.

Durmuş saat gibiydi durup geçmiyen zaman.
Donmuş sükût içinde güneş görmiyen cihan.

Hâkimdi yerde ufka kadar uhrevî vakar;
Bir çeşme vardı her tarafından ziyâ akar;

Geçtikçe bembeyaz gezinenler üçer beşer;
Bildim ki âhiret denilen yerdedir beşer.

Baktım hüzünle her birinin benzi sapsarı.
Sezdim ki gövdesizdi, hayâliydi boyları.

Bir başka semte doğru dönerken bu gezmeden
Bir tas ziyâ alıp içiyorlar o çeşmeden;

Allâh’a şükredip duruyorlar ve kol kola,
Sessiz, yavaş yavaş dalıyorlardı bir yola.

Naklettiğim gibiydi bu rü’yâda gördüğüm.
Rü’yâ bu. Yoksa başka bir âlem midir ölüm?

Yahya Kemal Beyatlı

o+taraf+yahya+kemal O Taraf

Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup

Saçlarım daha alnımın üstünde dümdüz kesiliyken
Ön kapının orda oynardım, çiçek koparırdım.
Sen atçılık oynayarak bambu değneklerinde gelirdin,
Çevremde gezinirdin, mavi eriklerle oynayarak.
Böylece yaşar giderdik Chokan köyünde:
İki küçük insan, tasasız, kuşkusuz.

On dördümde, Efendim, evlendim seninle.
Hiç gülmedim, utangaçtım çünkü.
Başımı öne eğip duvara baktım.
Bin kere çağırıldım da hiç ardıma bakmadım.

On beşimde, somurtmayı bıraktım artık,
Toprağım seninkiyle karışsın istedim
Her zaman seninkiyle, her zaman.
Durmadan üzülecek ne vardı?

On altımda, benden ayrıldın.
Uzak Ku-to-yen’e, ırmağın oralara gittin,
Beş aydır uzaktasın.
Maymunlar üzgün sesler çıkarıyorlar yukarda.

Ayaklarını sürüdün giderken.
Kapının yanını şimdi yosun bürüdü, çeşit çeşit yosun
Öyle kök salmışlar ki temizlenmiyorlar!
Yapraklar, yel esince erken düşüyor bu güz,
Çifte kelebekler Ağustosla şimdiden sarardı.

Batı bahçesinin çimenleri üstünde;
İncitiyorlar beni. Yaşlanıyorum.
Kiang ırmağı kıyılarından geçip geliyorsan
N’olur bana önceden haber sal,
Çıkıp giderim seni karşılamaya
Cho-fu-Sa’ya kadar.

Ezra Pound

Çeviri: Ülkü Tamer

ezra+pound Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup

Dudağında Yangın Varmış Dediler

Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevda seli oldum, taşarak geldim.

Kapılmışım aşk oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefaya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü,
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.

1937

Neyzen Tevfik

Duda%C4%9F%C4%B1nda+yang%C4%B1n+varm%C4%B1%C5%9F+dediler+geldim Dudağında Yangın Varmış Dediler

Kendine Veda

Son da değil baslangıç da
Ne kadar az ne kadar çok’uz
Her yerde ayak izimiz
Ne kadar çok özel’iz

Gün geceden kısa bu aralar yoğun bakımda
Bir acı aldı bir ağrıya terfi etti kendini
Sözden alacaklı kalmasın diye anı
Bir karalama defteri gibi
Ömrüme iliştirdiğim o serseri
Şiirle aldattı seni

Ne akciğer ne kalp yetmezliği
Acı da yok hayret
Aklın durduğu yerde bir sayıklama
Sanki mor salkımın günbitimi

Bir duble sevinç bir çimdik kahkaha belki
Kimlik kartı gibi kaybedilmiş hükümsüz
Bir intihar mektubu gibi kendine veda

Belki de boyumdan büyük bir şeydi üç harfli niyet
kırk derecede atıyor şimdi bütün nabızlar
Yolcusunu bekliyor feriştah
Hicr’indan bir yol görünüyor
Bir harf daha düşüyor adımdan

Zar tutuyorsun tanrım

A.Hicri İzgören

kendine+veda Kendine Veda

İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi

Günahkârım fakat ben,
Af isterim Rabbimden.
Ya da kanımı dökecek bir vuruş isterim.
Kılınç ya da mızrakla deşilip çıkmış ciğerim.
Ta ki beni gören samimice desin,
Şu savaşçıya Allâh rahmet eylesin…

Ey nefis!
Bakıyorum cenneti hiç istemiyorsun.
Boş bunlar,
Kalbim mutmaindir ki sen,
Su kırbasındaki bir damla susun,
Ey nefis çarpışmasan da bir gün öleceksin.
İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi,
Ne arzularsan o verilir sana ey benliğim…

Nefsim bir isteksizlik var sende,
Savaşacaksın dilesen de dilemesen de.
Hani çoktandır yoktu sende ölüm korkusu,
Ca’fer, ne güzel geliyor Cennet kokusu…

-Çekilin kâfirler Nebinin yolundan bugün,
Vururuz yoksa boynunuzu inkâr etmiştiniz dün,
Öyle bir vuruş ki ayırır gövdeden başı,
Hatırlatmaz insana ne dost ne arkadaşı…

Abdullâh Bin Revaha (Ra.)

olum+guvercini İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi

Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime

Fecrin aydınlığı gibi bir kitap getirdi resûlüllâh bize,
Hakkı görmez kör bir toplum iken erdirdi bizleri hidâyete;
İnanıyor kalblerimiz, o doğruyu söyler kesinlikle,
Müşrikler uyurken gaflet içinde; geceleri
Rabbiyledir o, bütün kalbiyle…

Senin lütuf ve inâyetin olmasaydı yâ rabbi,
Veremezdik sadakayı, bulamazdık hidâyeti.
Sen kereminle gösterdin bize niyaz ve ibadeti;
Ulaştır bizi huzur ve emniyete yâ rabbi!
İhsan eyle bizlere düşmana karşı sebat,
Düşmanın işidir ancak fitne ile fesat,
Tek arzusudur bizlerin sulh ve salah,
Yâ rabbi! düşmandan eyle bizleri necat…

Allâh bize hidayet etmeseydi eremezdik hidayete,
Ne zekat verir, ne namaz kılardık,
Kâfirler saldırdı bize,
Geri durduk fitne çıkarmak istediklerinde…
Can feda sana ya Resulallâh, bağışla bizi,
Düşmanla karşılaşma anında,
ayaklarımızı sâbit eyle yâ Rabbi

Günlerce taşıdın beni savaş meydanına,
Bundan böyle, başka teklifim olur mu sana?
Ayrıldı yollarımız; şimdi bir tek niyazım kaldı rabbime:
Rızası yolunda ulaştırsın beni makam-ı şehâdete.
Dönsün kardeşlerim, beni yalnız gömüp Şam ülkesine,
Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime.
Azrum, sadece ulaşmaktır makam-ı şehâdete;
Arkamda kalsın neyim varsa, servet, ev ve bahçe..

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)
(İ. Hacer, 2: 307)

Arkamda+kals%C4%B1n+neyim+varsa Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime

Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle

Allah’tan dilerim Senin için yardım ve nusreti,
İhsan eylesin Sana da, Musa’ya verdiği sabır ve metaneti;
Allah şahid! Ben olmuşum akıl ve basiretli,
Gördüm hep Sende, her büyük hayır ve fazileti.
Allah’ın Resûlü olduğuna getiririm ben şehadeti .
Senin hayrından uzak kalan nefsine eyler ihaneti;
Senin hak Peygamber olduğuna karşı çıkan kâfiri
Mahrum eylesin Yüce Allah ondan inâyeti.
Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle,
Bizleri dualar ile yolcu edicilerin en şereflisine.
Dostlar içinde hayırda kimse yetişemez Kendisine;
Salât ve selâm olsun Allah’ın Sevgili Habibine.

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)
(İ. Esir, 3: 130)

gul+kokulu Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle

Bir Değirmendir Ölüm

Allah’a yemin ederim, attan ya inecek veya indirileceksin.
Hele niye duruyorsun, ayağına gelmişken cennetin?
Ey nefis, vuruşup öldürülmezsen de ölüm seni bulacak.
Bir değirmendir ölüm, bir gün seni de alıp öğütecek.
Neyi arzuladıysan dünyada, bunlar hep sana verildi.
Doğru yolda ilerlersin, eğer istersen arkadaşların gibi şehâdeti.

Abdullâh Bin Revaha (Ra.)
(İ. Hacer, 1:239)

bir+degirmendir+olum Bir Değirmendir Ölüm