BİR AN İÇİN … O AN DA …

Ne var gözlerinde
Daldın gene …
Bir aşk şarkısında
geçmiş günlere
yandın gene …
Gözlerin ağlamaklı,
başın önüne eğik,
cigara dudağında gene …
çekiyorsun derin derin.
Söyle nedir seni üzen?
Söyle …
Bak ellerin düştü iki yanına
gönlün yorgun şimdi.
Bir şeyler anlatıyor çehren
geçmişten …
Yorgun bir edayla için
gelecekte bir şeyler var diyor sana.
Bakma.
Bakma bana …
bakma, güleceksin …
Güleceksin bana
Seni niçin izlediğimi soracaksın sonra.
Bilemezsin
Bilemezsin AHMET’im
GARDAŞLIK diyeceğim sana!

hayali_cihan_deger BİR AN İÇİN ... O AN DA ...

Yaşamayı Deneme

Yüreğimde ince bir sızı…İşsiz ve yalnızım
yıllar önce bıraktığım yerde sen yoksun
birkaç gündür sicim gibi yağmur yağıyor
bulutlarda bana düşman kesildi
üstüne üstlük ayakkabılarımda aşındı.
cebimdeki son parayı da harcadım
tuttum bir kitap aldım eskiciden
şiirle süslü bir roman.
Şaşıyorum kendime bazen
aklımdan da şüphe etmiyor değilim hani
o parayla sımsıcak bir çay içer
karnımı doyurabilirdim. Kendime değil de
atılacak bir kitaba acıdım.
Zaten senden artakalan hayatımda şiirler
romanlar yazmayı düşlemiştim. Kim bilir
belki de yarım kalan hayatımıza acıdım,
kitabı aldım yüreğime bastım.
-Hapisten çıkalı aylar oldu
ve ben hâla yaşamaktan korkuyorum
Oysa…Ne büyük hayallerimiz vardı.
Her tarafta su birikintileri….
Ayakkabılarım da su almaya başladı
batan bir gemiden farkım yok
kuru hiçbir yanım kalmadı. Üstelik
Ülserimde azdı. Delicesine yorgunum.
-Her tarafı örümcek ağı bağlamış evi(iz)e
döndüm. Her şey toz toprak içinde.
Yılar önce bıraktığım yerde sen yoksun
yüreğimde onulmaz yara…Yapayalnızım
Ev bıraktığın gibi… Doğum günü hediyen mavi
vazo, kurumuş kır çiçekleri hepsi yerli yerinde
Sen yoksun… Ev buz gibi yakacak hiçbir şeyim
yok. Soğuk sobanın yanına çöktüm. Ürkek mum
ışığıyla yepyeni umut doldu içime,
elimde aldığım kitap…Adı
YAŞAMAYI DENEME….

Umman Şahiner

umman+sahiner Yaşamayı Deneme

Unutulmuş Bir Yaz İçin

anımsa bizim unutulmuş bir yazımız vardı
kıyısından çocukların dokunarak geçtiği
yaz kirli denizlerin körfezine çekildi
biten o yaz mıydı düşün istersen
bir taşra melankolisine kaptır kendini
-şimdi anımsanması gereken birşeyler vardır
bir çığlık kadar sessizlik de anımsanır
hoyrat sevinçlerle sularında yüzülen
olağan duygularla yüreği örten
bir aştan geriye suskunluk kalır-

yazdan ne kaldı sana yazdan ne kaldı
birkaç dize ölü ozanların gezindiği
kimsesiz romanlara sığınan yürek ağrısı
denizle aranızda ortak dil gibi
usulca çoğalan yaz kederleri
-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-

yaz bitti mi diye sorma yaz çoktan bitti
yedeğinde karartılmış sevgiler taşıyarak
nasıl özlendiğine tutkunlar gibi şaşarak
korkarak geldiği yollardan geri dönmeye
sıradan geçen bir yazın yanına gitti
-bir aşkta sıradan yazlara da yer vardır
sıradan bir aşkın sözlüğü gittikçe daralır
artık ne fısıltı gibi ilk ürpertiler
ne geceyarısının büyülü güzelliği
ayrılıklar gelir kapımıza dayanır-

incelik gibi bu şiiri bıraktı yaz giderayak
bir ozan olsam bana sorulmaz derdim
sorulsa da o yazdan inceliğin hesabı
yazık ödenmemiş bir borç gibi karşımda
uçucu bir yazdan kalanların toplamı
-de ki o umutsuz duruşunun ardında
kendinden bile sakladığı yaraları
gün gelir onulmaz özlemler gibi
ıslıkla söylenen bir aşk türküsü olur
unutulmuş yazın kırgın yolcusu
sevdalı yüreğini kıyıya vurur.

Haydar Ergülen

unutulmus+bir+yaz Unutulmuş Bir Yaz İçin

Kalbî Hüseynî

                                                   -Kalbî temiz Mahmut’a-

Şiirin Kerbelâ’yla başladığını anlamak için bu yaşa geldim,
Kerbela yazdır ve şiir kış, galiba ikisinin de aynı çöl
olduğunu görmek için hayli bekledim, ömrün güzündeyim
demek ki, ömür bir rinyetten ibaret yaz gibi, tez
geçiyormuş, ben de gözümü kapadım açtım, hep güzü sevdim,
nisandan yoruldum, haziran iyiydi geçti hemen, ve kendimi
güzü beklerken buldum, beni de bekleyen var diye umdum,
vardı yoktu, Hüseyin Kerbelâ’da, çölün gözleri doldu, dedem
Hüseyin Efendi’den yadigar Fuzuli’nin “Saadete Ermişlerin Bahçesi”
gözyaşlarıyla taşkın bir nehir gibi okunmayı bekliyordu,
daldım çıkamadım: Her dem gözyaşı, her cem Kerbelâ!
İlk orada unuttum çocukluğumu, kalbî hüseyni akışlı bir nehri
taşımak neymiş gözlerime orada bildim, ve daha bu güz kendime
geldim: Auswitzch’den sonra da yazılmalıymış şiir, Sıvas’tan
sonra da, çünkü şiir çöldür bize ve her Muharrem’de kanlı
su yerine geçer, İmam Hüseyin ve kalbî hüseynî doluların aşkına,
unutmak düzyazıdır, şiirse şehitlerin çığlığı: Bir yudum su
istemeden bekleyenin muzaffer yenilgisi, “Tuz Günleri” ,
“Kanlı Düğün” , ve “Biz kırılırdık daha da kırılırız” suçsuzluğu,
çocuktum, çölde okudum masumlarla ve çok susadım,
babaannem su verdi almadım, bir cümleden de şehit olurdu
insan ve ne yazsa şair olmak istemezdi Kerbelâ’dan sonra,
olmasın, Kerbelâ’nın şiiri kalbimde hâlâ, ve çöl sürüyor:
Hüseyin Kerbelâ, Lorca Granada, Behçet Sıvas, Deniz Ankara…

Haydar Ergülen

kalbi+huseyni Kalbî Hüseynî

Özgeçmiş Yazmak

Ne yapmanız mı gerek?
Başvurunuzu tamamlayın
Ve özgeçmişinizi ekte yollayın

Ne kadar çok yaşarsanız yaşayın
Özgeçmiş kısa olsa iyi olur.

Az ve öz, iyi seçilmiş gerçekler kural olarak konulmalı,
Adresler manzaraların yerini tutmalı,
Titrek hatıralar titremeyen tarihlerle değiştirilmeli,

Bütün aşklarınız arasından, sadece evliliğinizden bahsedin;
Bütün çocuklarınız arasından, sadece doğmuş olanları yazın.

Kimin sizi tanıdığı sizin kimi tanıdığınızdan daha önemlidir.
Yalnızca yabancı ülkelere yaptığınız yolculuklardan bahsedin.
Nerelere üye olduğunuzu söyleyin, fakat neden üye olduğunuzu değil,
Aldığınız ödülleri söyleyin, fakat nasıl kazandığınızı değil,

Sanki hiç kendi kendinizle konuşmazmışsınız gibi yazın öz geçmişinizi
Herzaman kendinizi arka planda tutaraktan, kol boyu uzakta.

Köpekleriniz, kedileriniz ve kuşlarınız, tozlanmış mallarınız,
Dostlarınız ve düşlerinizi sessizce es geçin.

Kendiniz olarak sattığınız zatın,
Fiyatı sizin fiyatınızla bir değil,
Ünvanı özgeçmişdeki ünvana benzemez,
Ayakkabısının numarası gittiği yere uymaz.
Ayrıca, bir tek kulağını gösteren fotoğrafını da unutmayın.
Önemli olan ne işittiği değil, kulağının biçimidir.
Duyacak ne var ki zaten?
Kağıt doğrayan makinaların gürültüsünden başka.

Wislawa Szymborska

ozgecmis+yazmak Özgeçmiş Yazmak

Keşke dikenler anlayabilse

Ey şu mezarlar arasında oturan!
Yatanları toprak ve kurt olmuş çoktan!
Ey dostum şu ağladığın kimse var ya;
şüphe yok,
ya bir sırdaş, ya bir dost, ya bir kurt,
ya da de ki en iyi insan.

Lakin,
yarın onu unutacaksın.
Bana gelince;
toprak altındayım ömrümce,
söküyorum kokuşluğumun artıklarını,
nice değerli istekler önemsiz oluyor hemen,
fani yaşamımızın bir anında ve de aniden.

Ey kuruş kuruş servet yığan!
Gündüzünden evvel, gecesini tüketen,
günlerin de yıllar gibi beyhude!
Altından gayrı rengi kalmamış,
bir kör gibi nereye gittiğini bilmeyen…

Mihail Nuayme

mihail+nuayme Keşke dikenler anlayabilse

Gülün niçini yoktur, açtığı için açar

Mesih bin defa Beytlehem’de doğsaydı bile, sende doğmamış olsaydı

Ebediyen mahvolmuş olarak kalırdın. 
Ne yazık! Biz insanlar, neden ormanın küçük kuşları gibi değiliz, 
Her birimiz sevinçle kendi havasını vererek hep birlikte çığlık atmıyoruz. 
Gülün niçini yoktur, açtığı için açar, 
Kendine dikkat etmez, onu görüp görmediklerini sormaz. 
Eğer Cennet daha önce sende değilse, 
İnan bana, hiçbir zaman oraya giremezsin. 
Ey soylu ruh, kopart bağlarını, bırakma kendini böyle zincire vurulmuş olarak, 
Tüm azizlerden daha ihtişamla Allah’ı bulabilirsin. 
Çiçek aç, ey donmuş hıristiyan, Mayıs ayı kapındadır, 
Ebediyen ölmüş olacaksın, eğer burada ve şimdi çiçek açmazsan
Kendime kapadığımda onu, merkezim;
Aşktan eridiğimdeyse içinde, çemberimdir.
.
Johannes Scheffler (Angelus Silesius)
Kerubin’lu Gezginci
Angelus+Silesius+gulun+nicini+yoktur Gülün niçini yoktur, açtığı için açar

Şiir Belki

şiir belki

benim sana aşık olmamdır
ve senin de
her kimi istiyorsan
ona…

Nahid Sereşki
Çeviren: M. Bülent Kılıç

siir+belki Şiir Belki

Çıkmaz Sinir

Dün hayatıma bir köpek girdi
Köpek, basbayağı köpek, sokak köpeği
Dün girdi, dün 22 nisan salı
Şapkamla beraber oturuyordum,
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı şehirde
Aklımda yalan yere fiiller
Yapayalnız, ben bana oturuyordum;
Bir köpek geldi, hayatıma girdi
Köpek, basbayağı köpek, sokak köpeği…
Bakışlarımız birden buluşuverdi
Evvelâ gözlerim baktı, sonra ben baktım
Kucağıma aldım sonra, sevdim okşadım
Simitçi geçseydi simit ısmarlardım
Küçük küçük doğrardım önüne,
Simitçi geçmedi avucumu yalattım
Köpekti ama anlayışlıydı
Öyle köşede kalmış, öyle korkak
Evvela benim gözlerime baktı, sonra ben baktım…
Gölgemi gördüm yerde sonra, seni hatırladım
Bir tekme yapıştırdım köpoğluna
Baktım saat kulesi orda, akrep altıda
Baktım insanlar eski yaşamlarında
Baktım bir şarkı almış gidiyor dudaklarımı
Gölgemi gördüm de yerde, seni hatırladım
Belinin ortası budur diyerek
Bir tekme yapıştırdım köpoğluna…
Cemal Süreya

cikmaz+sinir Çıkmaz Sinir


Küçük Naat

Göz seni görmeli ağız seni söylemeli
Hafıza seni anmak ödevinde mi
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli
Sen eskimoların ısınması sevgililer mahşeri

Aklım yeni bir akıldır çiçeklerden
Mantığım mantığın üstünde yeni
İçimde Nuh’un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden

Göz seni görmeli ağız seni söylemeli
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli

Yüzlerce yıl geçiyor belki bir bulut geçiyor
Ben yeni doğmuş bir çocuk gibi
Herkesin konuştuğu dilden mahrum
Ama yepyeni bir dil konuşmanın sevinci

Bütün deniz kıyılarında seni anmalı
Sen buzulların erimesi eskimoların ısınması

İkinci sokaklarda bandolar mızıkalar
Yaklaşan çok yaklaşan muhteşem bir gün var
Bütün yollarda zafer takı
Eriyen kar derin denizlerde katafalk

Gün doğuyor her yer çiçek ve kar
Bütün çocuklar kurtuldu demektir

Göz seni görmeli ağız seni söylemeli
Hafıza seni anmak ödevinde mi
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli
Sen eskimoların ısınması sevgililer mahşeri

Sezai Karakoç

kucuk+naat Küçük Naat