Karşılaşırsak Yıllar Sonra

Karşılaşırsak yıllar sonra
(Bilirim bu karşılaşma
umulmadık şehirde ve
zamanda olacaktır)
Tek isteğim bulabilmektir yüzünde
O yürek yeşerten gülüşünü
Unuttum sanma
Bir de gözlerini isterim
Eskisi gibi derin

Günlerin mirası
Alnımdaki çizgiler
Çoğalmış olacaktır karşılaştığımızda
Bacaklarım bildiğin gibi
Eski çevikliğinde
Bıyık bırakmış olursam şaşırma
Hiç bıyıklı görmedin beni

Varsa yeni şiirlerim
Çıkarıp koynumdan veririm sana
İleride “nerdedir şimdi” diye merak edersen
Nerde olduğumu
Söyler şiirlerim sessizce

Gelince ayrılma zamanı
Birbirimizi gözlerimizde bırakıp
Kavuşturmasa da karşılaştıran
Yeni şehirlere yürürüz

Yürürüm ayrılıklara yalnızlığımla
Yürürüm dudağımda yanağının tadı
Ve yüzün gözlerime çakılı

Naim Kandemir
naim+kandemir Karşılaşırsak Yıllar Sonra

Bir Gün Çıkıp Geleceğim

Bir gün çıkıp geleceğim
Yağmurlar altında şemsiyesiz
Nemden çürümüşse de ciğerlerim
Damlalar gözlerimde buharlaşır.

Kapı çalınışları da unutulur
Aykırı konuklardan, uzak yaşayışlardan
Biraz çekinik
Eskisi gibi vururum kapını
Birden karşımdasındır
Gözlerin bildiğim gözlerin değilse
Bakma bakamam
Anlarım yanlış kapıdır çaldığım

Bir gün çıkıp geleceğim
Görünce pencerende ‘yeşil panjurları’
Yüreğim daha bir bende
Çekip gideceğim.

Naim Kandemir
bir+gun+cikip+gelecegim Bir Gün Çıkıp Geleceğim

Çığ

Her şey giz içinde
Giz içinde herkesçe bilinen bir gece
Cinlerin cadıların mekanıdır sessiz bir orman
Başkaları duyacağı kadar duysun
Sen bağır
Çığ düşürecek dağlar benim içimde

Tek başına bir çiçek ne kadar anlar sevildiğini
Ah kim öğretti aşkı sana böyle
Kim gösterdi erken olan çiçekleri
Ya kimindi bu bölüştüğümüz yalnızlık

Herşey giz içinde
Giz içinde herkesçe bilinen bir gece
Cinlerin cadıların mekanıdır sessiz bir orman
Başkaları duyacağı kadar duysun
Sen bağır
Çığ düşürecek dağlar benim içimde

Yasin Erol

c%C4%B1g+nihat+behram Çığ

Düşünen Çocuktur Baba

yıllar önce bir gece babam
unutup yorganın altında
gözleri çakmak çakmak çocuğu
anlattı anneme tane tane
dünyada ondan daha güzel başakların olduğunu

ertesi gün sofrada
annem bir tuhaf bakarken babama
anladım onun
anneden çok bir kadın olduğunu

bir gün toprakta uyurken
karıncaların tanrısı kadar sessiz
eğilip yeryüzünün en güzel yüzüne
dedim anne
senden başkasını sevse de bu adam
korkma ben varım
çünkü düşünen çocuktur baba

Yasin Erol

blogger-image-338751699 Düşünen Çocuktur Baba

Yitik

kaç kadın çözülüp giderdi
saçlarından uzamış kederleriyle
kaç kadın
çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gündüz gecenin yarısıdır
insan sevince
saçları örülmeye muhtaç kız nereye
nereye yaşamın ortasına tutturulmuş bu genç gülümseme
nereye bozkır yaşamları
kaç adam çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gece gündüzün yarısıdır
insan terkedilince

Yasin Erol

yasin+erol Yitik

Çınlama

Bin çeşit sarının içinden geçtim. Yollar kirpikti. Evler
yapraktı. Kocaman bir ağaçtı gökyüzü. İnsanlar
toprağın elleriydi. Bulutların kum saatinde bir büyük
zaman. İçimde sözünü bulamamış hayatların gizi.
Çaresiz iyiliktim. Ekimdi, kasımdı. Bir kadın bembeyaz
susmuştu. Dışarda gecenin siyah lalesi. Camlar acıydı.
Ağzımda karıncalanmış bir dünya. İğde kokularından
yaz ölüleri. Soğumuş sözdüm. Gözlerim çocukluğun
yıldızları. Her arzu bozkırla yaralanıyordu. Yağmurun
raylarında bir tren. Bir istasyon unutmaktı öteki
gökkuşağı. İnsan geçmişi değil geleceği bağışlarmış.
Alnımda ışığı kalmamış harfler. Gittim, anıların kederine inanarak.

Şiirmiş, aşkmış, iyilikmiş… bir çınlama boşlukta…
kaldım öylece…

Şükrü Erbaş

siirmis+iyilikmis+askm%C4%B1s Çınlama

İstersen

Gece kederli bir insan gibi
Gelip dokununca omuz başlarına
Çocukça bakışlarına
Büyük adamlar yerleştirmeyi unutma
Avuçlarını sıcak tutacak bir gül bulunsun yanında
Unutma
Hüzündür bu dile kolay
Aşkın arka bahçesinde hızla yetişen
Hırçın çocuk oydu
Başka çocuk sanma
Acılardan da yarar um
Kırlarda yalnız yaşayan ağaçlara tutunarak büyü
Beni unutabilirsin
Ama bunları unutma

Yasin Erol

askin+arka+bahcesi İstersen

Kanıyorsan

Kanıyorsan eğer
Gece de bir şiirde
Şiirlerimden bas kanayan yerlerine

Benimle senin aranda
Yetişkin bir ten uzaklığı
Benimle senin aranda
Arada kalmış sözcükler

Taşların sekişinden belli
Bu su bir kez bile anlatmamış kendini
Sulara parmak uçlarıyla dokunan taşlara sorsan
Su anlatmak istememiş kendini
Eğer anlatsaymış
Bu gök burada duramaz
Bu deniz de koylardan istermiş sakin sularını

Benimle senin aranda
Uslu durmayan bir hüzün
Benimle senin aranda yazılmış şiirler
Kaçışmasın diye sözcükler
Masaya yüzükoyun yatır sayfaları
Ve büyüyen yaralarımdan göster onlara
Onları korkut

Şimdi kanıyorsundur
Usulca düşür gözlerini içine
Gece de bir içimizde

Yasin Erol

simdi+kaniyorsundur Kanıyorsan

Yüreğe Uygun Acılar

bir sağ omzum vardı
bir de sol omzum
bir kez bile koymadın başını

insan yüreğine uygun acılar yaşamalı
adı kötüye çıkmış bir iklimde fazla kalmamalı
yüzü yeşile dönük de olsa
her mevsimce benimsenen bir ağacı sevmemeli
ve uykuları göçebeleşiyorsa
bedeninde birer sığıntı gibi duruyorsa rüyaları
oturup yatağını kollamalı

kışlara koşar adım giden güneş
bahçelerin dışında büyümeyi
aklına koyan ahlat ağacı
ve terli avuçlarımdan
tekin olmayan sulara inen geyik sürüleri
beni yalnız bırakıp gitmeyin
gitmeyin anlayın işte
ben onu çok özledim

yüzüne bakılmaz bir yalandı beni sevdiğin
yüreğimin akıl sır erdiremediği bir yalan
bir türlü yüreklenip resmine bakamıyorum
kalbimin rutubetinde
şimdi yüzüne kirli bir esmerlik çöreklenmiştir
saçların ve aseton kokan tırnakların uzamıştır
ve yıldız yüklü gecene
becerikli bir ay bile konmamıştır

dolunay tozlu köy yolunda
beni bekliyordur şimdi
elbet aklımı alacak bir öpücüğü daha vardır
babamın
ve annemin kötü günler için sakladığı
saçlarımı okşayacak ellerinden kalmıştır

iklimlerin silkelediği bir bahçede
ağaçlarda aldatıcı bir kahkaha gibi
patlayınca kuş kanatları
yüzümü güneşe çevirip terli avuçlarımı
kurutacağım
uzayan tırnaklarımı ve saçlarımı seveceğim

yüreğim
sen beni anlarsın
ya omuzlarım
onun bir kez bile başını koymadığı omuzlarım
asıl onları nasıl avutmalı

Yasin Erol

yurege+uygun+acilar Yüreğe Uygun Acılar

Yüreğimin Acemi Elleri

Yüreğinde yerini değiştirdiğin bir sevgiyle
Bahçelerinde evlerin dinlendiği o yerdesin
Bütün günahlarını biraraya toplayarak
Uzakların neden sinsi birer bıçak gibi
Durduğundan söz etmektesindir

Sen şimdi camların ardında buğulanan gözlerinle
Yağmura sarılacak kadar hüzünlüsündür
Rüzgara alışık kavak ağaçları gibi sessiz
Yüreğimin acemi elleri arasında
Ufalanan ekmek gibisindir

Bil ki bunlar bozkırca sezgilerden değildir
Birazdan başına üşüşür yıldızlar
Gecede ömrünü yarılayan kelebeklerin
kırılmalarını duyarsın
Eğer ağlayacaksan dilinin altına
bir ağaç parçası yerleştir
Güleceksen dudaklarını örtecek büyüklükte
bir bulut bulunsun yanında

Yerini yadırgayan bir ay dolanıyor gecede
Karanlık desen ölçülü salmış susmalarını
Aşkı utandıran bu hüzün de ne
Sen benim yüreğimin acemi elleri arasında
buğulanan ekmeğim değil miydin
Sen değil miydin
Bir çocuk yüzünden ekmeği öper gibi öptüğüm

Haydi ince ayarlanmış bir gülümseme seç dudaklarına
Çekip çevir şu karanlığı gözlerinle
Kaldır başını
Bak gökyüzüne
Gökyüzü dedikleri ilkel maviliğe
Mavilikte gizlenmiş bulut izlerine
Say ki bu bir rüyaydı
Say ki ben konuştum sen dinledin
Beni merak etme
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere

Yasin Erol

yuregimin+acemi+elleri Yüreğimin Acemi Elleri