Ağustos

Tam söz verdiği üzre
İlk sabah güneşi perdeler arasından içeri girdi
Ve safran renginde, meyilli bir çizgi
Sedire ulaşıverdi.

Güneşin sıcak cilası
Kapladı yakın ormanı, köy evlerini
Yatağımı, ıslak yastığımı
Ve kitaplarımın arkasındaki duvarı.

Yastığımın niçin ıslak olduğunu hatırlarım
Geleceğinizi görmüştüm düşümde
Birbiri ardısıra, ormanın içinden
Beni uğurlamaya.

Dağınık bir kalabalığın içinden yürüyordunuz
Sonra biriniz hatırlamıştı
Eski takvime göre
Bugün Ağustos’un altısı, Tecelli Yortusu’ydu.

Her zaman böyle bir gün Tabor dağından
Alevsiz bir ışık gelir
Ve sonbahar, bir levha gibi temiz
Tüm bakışlar ona yönelir.

Yürümüştünüz, küçük, dilenci çıplaklığında
Titreyen kızılağaç korusu içinden
Mezarlığın zencefil kızılı çalılığına
Ballı bir petek gibi parlayıp birden.

Gökyüzü ulu komşusuydu
Susmuş ağaç doruklarının
Ve uzaklık çağırıyordu uzaklıkları
Çoktan uyuklamış ötüşlerinde horozların.

Ağaçların arasında, kilise avlusunda
Mezbaha memuru gibi durmuştu ölüm
Ve bakmıştı solgun donuk yüzüme
Ölçmek için mezarım, büyüklüğüm.

Hepiniz işitebiliyordunuz net
Yakınınızdaki bitkin sesi
Benim yiten sesimdi o, peygamberane
Yok olmanın henüz el değmediği.

“Elveda gök mavisi ve altını
Tecelli Yortusu’nun
Bir kadının son okşayışlarıyla yumuşak
Ölüm saatimin acılığı.

Elveda süresiz yıllar
Ve alçalış uçurumlarına
Meydan okuyan kadın
Ben alanıydım savaşınızın.

Elveda gerilmiş kanatların köprüsü
Özgür inatçılığı uçuşun
Şekli dilde açıklanan dünya
Yaratıcılık, mucizelerin çalışma gücü.”

Boris Pasternak
Çeviren: Osman Türkay

agustos Ağustos

Cuma

sessiz Cuma
terk edilmiş Cuma
eski sokaklara benzer hüzünlü Cuma
hastalıklı tembel Cuma
sünen sinsi esnemeler Cuması
bekleyişsiz Cuma
teslim olmanın Cuması

boş ev
sıkıntılı ev
gençliğin baskınına kapalı ev
karanlık ev ve güneşin hayali ev
yalnızlık, fal ve kuşku evi
perde, kitap, dolap ve resimler evi

ah ne denli dingin ve gururla geçiyordu
garip bir su akıntısı gibi
bu terk edilmiş sessiz Cumalarda
bu sıkıntılı evlerde
benim yaşamım
aaah ne denli dingin ve gururla geçiyordu…

Furuğ Ferruhzah
Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

sessiz+cuma Cuma

Ars Poetika

Tazeden bir yaprak
Ağır aksak bir aşktır şiir

Dilsiz
Bir eski çağ madalyonudur

Aşınmış kayalarda biten yosun
Bir dağ kadar yalnız

Bir kuşun kanat vuruşudur
Sessiz – kelimesiz

Şiirdir – gökteki ay parçası
Çakılı şavk şiirdir

Ay doğar – batar
Karanlık yaprakları büyür ağaçların

Kış gelir yaprakların ardından
Anılar doğar – batar

Şiirdir – gökyüzündeki ay
Çakılı durur boyuna

Şiir demek
Gerçek demek

Ağıt değil bunca geçmişe
Kapalı kapı değil – kuruyan yaprak değil

Aşk için şiir
Denizlerin özgürlüğü – yeşeren çimler için

Bir oluşla gelir şiir
Yazmakla çizmekle değil.

Archibald Macleish

sen+bir+siirde+ilk+satirsin Ars Poetika

Karşın

İnanılmaz yalnızlıkla doğdum ben,
inanılmaz yalnızlıkla da gidiyorum-
ölümün öpüşüne karşın.
Sonsuzluğu size bırakıyorum , dostlar…
Bir de
şafağın tortusunda uyanıveren
o incecik ot sapını-
merhametinize.

Bojana Apostolova
Çeviren : Kadriye Cesur

Bojana+Apostolova Karşın

Fırtınadan Sonra

Hava, gelip geçen fırtınayla dolu.
Canlandı her şey, ve bir cennet ferahlığında solmakta
Leylak, bir tazelik akımını çekmede içine
Her yana dağılmış mor salkımlarıyla

Hava değişimi diriltti her şeyi,
Doldurmada çatı oluklarını yağmur;
Fakat gitgide aydınlığa doğru değişmede gök
Kara bulutların ötesi masmavi

Sanatçının eli daha bir güvenle
Arındırmada her şeyi tozundan, kirinden;
Yaşam, gerçeklik ve olup bitenler
Yepyeni çıkmada onun atölyesinden

Yaşanmış yarım yüzyılın anıları
Gelip geçen fırtınayla tersine dönmede şimdi,
Yüzyılımız çıktı vesayetinden onun
Geleceğe yol açmanın zamanı geldi

Yeni yaşamın yolunu arındıracak olan
Artık sarsıntılar ve dönüşümler değildir;
Bir şeylerle alevlenmiş ruhun
İçtenliği, fırtınaları ve cömertliğidir…

Boris Pasternak
Çeviren: Cemal Süreya

f%C4%B1rt%C4%B1nadan+sonra Fırtınadan Sonra

Bir Komşu Kızı İçin

Güneşin korkusuyla, gizlendim elbisemin ardına.
Can sıkıcı baharda, üşençle kalkıp giyindim.

Nadide bir mücevher bulmak kolaydır.
İyi bir adam bulmak neredeyse imkansız.

Yastıkta gizliden dökülmüş gözyaşları,
Açılan çiçekte kırılmış bir kalp.

Eğer Sung Yü’nün gözüne ilişebilseydim,
Ne derdim olurdu ki, bitişik evdeki delikanlıyla?

Yu Hsuan Chi
Çeviri: Ayten Mutlu

bir+komsu+kizi+icin Bir Komşu Kızı İçin

Güz Temizliği

Yürek evimi
Derlerim topladım dikkatlice;
Gereksiz ve
Kullanılmaktan yorgun düşen
pılı pırtıyı attım,
def ettim başımdan
uzamın tazeliğini
kapatan ıvırzıvırı-
kompleksli kaprislerimi,
çağcıl elde edişlerimi,
günlük kibrimin anlamsızlığını…

Sonra sözcük sözcük
Topladım simanı bir cümlede.
Ve noktayı koymadan önce
Yüreğimi işittim:
“Bir yastıkta kocayalım.”

Bojana Apostolova
Çeviren : Kadriye Cesur

bir+yastikta+kocayalim Güz Temizliği

Bulut

Ortalık karardı, serinledi birden,
güneşle benim aramdan geçti kocaman bulut.
Süratle ilerliyor, yakında dokunacaktır sana
Gölgenin öteki ucu.
Ne yapıyorsun şu anda? Yarın ne yapacaksın?
Bulutlar gibi eriyip gidiyor günler.
Alnım omzuna dayalı olarak ihtiyarlayacağım
sanıyordum oysa ben.
Düşlerime girersin belki huzur içinde
uyuyabilirim iri vücudunun yanında senin.
Senin gülümseyen ruhunun yanında-huzur içinde.
Gülümseyerek söylüyorum bunu.
Burası geniş ve sakin, yaşamını değiştirmiyor
kimse.
Bulut
geçip gidecek.
İleride yaklaşan geceden başka bir şeycik yok.

Ekaterina Yosifova

art+nude+teens Bulut

Kaktüs Kadın

Fırlatıyor iğnelerini kaktüs kadın
Sarınca bir erkek kokusu tuz çölünü
Baldıranlar akıyor memelerinden
Kıl damarlarında yeşil zencar

Bakışı bir ısırganlar gecesi
Sesinin sabahında okunmamış kitaplar
Bir erkekçik kuşu yiyor
Bacağındaki kısırböceğini

Fırlatıyor iğnelerini kaktüs kadın

Günleri
Yaşam süsü verilmiş bir intihar

Erdal Alova

kaktus+kadin Kaktüs Kadın

Elektrik

Tam zamanında çalan telefon
artık eskisi gibi devam edemezsin yarım kalan cümlene
harfler, ses dalgaları, tinsel-çekim.

Habersiz bir buluşma hazırlığıydı ömrümce Yazdığın her şey.

Ben gördüğüm bir düşten kurtarıp dünyaya getirmişim birbirimizi
bir kaderi büyütmüştüm her rastlantının büyüsünde.

Kendi kendimizle sevişmekten bizi yorgun düşüren Yazı
elektrik, hava kirliliği, sis ve İSKİ skandalı
istesek de istemesek de. Elektrik, elektrik, elektrik.

Korkarım bu şiir planladığın gibi bitmeyecek Memet.
Korkarım kader diye bir şey var rastlantıyla Yazılan
İstemesem de kader diye bir şey var

ve elektrik. İklim gibi biri Moira
nereye bağlanabilir ki bir oturma-izniyle ya da nereye ayrılır
yıkılan Yerüşalim’den başka…

Hem artık ben yıkılamıyorum bile, biliyormusun?

Artık sormuyorum bak, ne demeye gelir Yazmak, ne demeye aşk
düşkırıklığı, yalnızlıklar ya da intikam.
Hep üç şey var-Birincisi: geleceği hatırlamak
Öteki: tanımak ilk kez gördüğün birini. Derken: elektrik.

Elektrik. Gerisi şiir, Yazılan.

[Hem hiçbir şiire yaramaz kendi Yazgısından korkan insana.]

Mehmet Yaşın

elektrik Elektrik