“hay’dan gelen hu’ya gider”

Erir gider kulağımda
O uzak seda
Namesi kalır

Çileden çıkar hatırladıkça
Bir uzun veda
Esamesi kalır

2006 Haziran’ı başladı – 2007 Haziran’ı bitti.

Kaan Demirdöven
Kaan+Demird%C3%B6ven "hay'dan gelen hu'ya gider"

Aşk İçin Prelüd

AŞK İÇİN PRELÜD -1-

İstasyon önünde bir top ağaç

ağacın
gölgesinde

ben

ve uzanıp giden
sapsarı bir tül

bozkır

ve bir türkü

“daha senden gayrı aşık mı yoktur
nedir bu telaşın vay deli gönül”

ve bir tren

ne bir düdük çalar
ne el eder

kar yüklü yağmur yüklü

kalbim gibi
keder yüklü
bir tren

durmaksızın geçer

o böyle bir akşam böyle bir trene
bineceğini düşler

ben
böyle bir akşam böyle bir trenden
ineceğimi
avunuruz.

AŞK İÇİN PRELÜD-2-

sevdalar vardır
derin kuyularda
eski sarnıçlarda
yaşar
gün görmüş
acılar bilmiştir

direnir

kim bilir kaç işgal geçirmiştir

yurdum gibi.

AŞK İÇİN PRELÜD -3-

sen yanıma gelince
yıldızlar
koşuşur karanlığa

güvercinler
ayaklanır

rüzgar rüzgarla konuşur

büyülü bir gülüş olur zaman

savrulur
yanık ekinlerin tınazına.

AŞK İÇİN PRELÜD -4-

sen yanıma gelince
bahar

dallarını kuşanır

zümrütten bir
zümrüdüanka

kanat vurur içime

solar kanla işlenmiş

narçiçeği
kanaviçe

sen yanıma gelince

ve nakkaşlar

yüreğimin nakkaşları

yorulup

uzun bir uykuya dalar
sen yanıma gelince.

AŞK İÇİN PRELÜD-5-

sen yanıma gelince

gelin
gibi bir gelincik

süslenir

sulardan aynalarda

yel değirmenleri
öğütür ne varsa

kederi

ve belki

bir milyon
istiridye avcısı
inciler
çıkarır

sütbeyaz
bir sevdanın

diplerinde.

AŞK İÇİN PRELÜD -6-

ayrılıklar bildim acılar
yaşadım

okudum

tahir ile zühreyi
kerem ile aslıyı

ve ferhat ile şirini
ağlamadım da

senin öykünü duyunca
dayanamadım

kendini zeytin ağacına asan

on iki yaşındaki
kuma.

AŞK İÇİN PRELÜD -7-

süngüler aşkı yasaklayamaz

uzansam tutabilirim ellerini
süngüler

düşleri
yasaklayamaz

bir dahaki duruşmada

giy
gelinliğini

düşlerde olsun

ilk
gecemiz.

Behçet Aysan

siir+blogu Aşk İçin Prelüd

Semender

kurtarılmış bir kalptir taşıdığın
senin, ne bakırdan bükülmüş
ne de geçirilmiş bir değirmenden
kimselere benzemeyen.

kurtarılmış bir aşk yaşıyorsun
sen, ne paranın kiri sinmiş
üstüne, ne yalan safran gibi
almış rengini onun.

hiçkimse de olmayan bir aşk

alevlerle
sevişen
bir semenderin kalbi gibi.

Behçet Aysan

semender+(2) Semender

Bir Şiirin Gelişi

İlmekler atar
günlerin yatay rüzgarlarına
bir yağmur başlangıcı gibi belirsiz.

Uzakta boşanan bir yayın, açık havada
çınlayan çekiç seslerinin ve bir omuza
yaslanmış ağlayan güzel bir yüzün
parmak uçlarıyla gelir, yaklaşır.

Nedensiz bir kıra çıkma isteği
ya da çok eski bir kitabı yeniden okumak.

Bir kazıya hazırlanır gibi, bir yolculuğa.

Bir tahliye sabahının hüznü tarayan sevinçleriyle
aşar duvarları ve gelir konar
kanatlarıyla yabancı bir kuşun.

Bir uzaklığın habercisidir demir kapılardan
çamurdan, korkulardan, bakan yüzlerinden
küçük çocukların alınlarına
yirmi yıl sonraki ölüm hükmünü
mührüyle şimdiden basan sultanın
kanlı topraklarından.

Bastırır sevgilinin tutkulu gövdesiyle
derin sularına koyu mavi bir akşamın.

Pırıltılı balıkları bilinen sözcüklerin
hızla geçerler henüz hiç bir gezginin
ulaşamadığı kaynağa doğru.

Ve bir kayadan
kırınca bir acının zincirlerini
uçmak ister yeryüzüne
bu ateş yıllarından konuğu.

Henüz yazılmamış olan şiir.

Onat Kutlar

bir+siirin+gelisi Bir Şiirin Gelişi

Penceremden Görünmeyen

Çamağacına

Duman renkli ve kocaman bir karganın
Kumlu dalgın kanatları ardından
Denizin derinliklerine açılan
Akdeniz güneşinde çürümüş ahşap
Ve kuytu yosunlara çalan teknenin
Reçine kokusuyla tanıdığım

Çamağacına

Bol sisli bir kışın ormanından
Karlı gelin telleri taşıyan
Gümüşten yapraklarla örtülü
Uysal ve uzun boynunu bahçelerin
Ve benim toprağıma eğmiş
Gülümserken bir eşkiya rüzgarın
Söküp uzaklara götürdüğü

Çamağacına

Bir akşamüstü kayboluşu
Penceremin daracık sahnesini
Lacivert ve kadife ve kesin
Birinci perdesiyle kapayan
Günlerimi çok eski bir oyunun
Gözgözü görmeyen karanlığında
Ortaçağ panayır soytarılarının
Küt ve kıvırcık sakallarıyla
Durmadan dekor değiştirdikleri
Öfkeli aralığında bırakan

Çamağacına

Şimdi rüzgar geçiyor penceremden
Gövdemin kuruyan kavalını
Kırmızı türkülerle donatarak
Senin ormanından sayısız ağaç
Ve düslerimde bembeyaz yıkadığım
Teninden coşkun sular geçiyor
Kapılıp sürüklenen ırmağa
Kıyıların danteline alışkın
Ellerim birden ulaşıyor

Çamağacına

Öperken yapraklarını acıyla kısık
Sesli kuşlar bakırlayan yüzünün
Bahçesinde yediğim vişnelerinin
Kabına sığmaz sevinci ve tutku
Yırtarken demirden kuşağını
Ağır bir işçi gibi ölümün
Beni yaşamanın kavgasına
Yarışta bir tay gibi fırlatan

Çamağacına

Seni bir çok daha görmek için
Dallarına basıp yaylandığım
Şiiri katıksız dolambaçsız
Bir önsöz olsun diye yazdığım
Senin adınla karıştırıp
Adını yüreğimin canına
Kazıdığım ve şimdi bir akşamüstü
Penceremden ansızın görünmeyen

Çamağacına

Onat Kutlar

penceremden+gorunmeyen Penceremden Görünmeyen

Deme

Bu ne bitmez yolmuş, deme
bitmedik yol yok.
Bu ne aşılmaz dağmış, deme
aşılmadık dağ yok.
Bu ne erişilmez ülkeymiş, deme
erişilmedik dağ yok.

Kendini kapıp koyverme.

A.KADİR

adagio Deme

Dağ Başında

Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.

Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki.
Mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabak çekirdeği.

Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben.

Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.

Hayır, güzelim,
hayır, ceylan bakışlım,
hayır, kafamın ateşi, hayır,
hayır, yüreğimdeki.
Şu anda mümkün en güzel olan tek bir şey vardır:

Yanarak sevmek seni.

A.KADİR

allegro Dağ Başında

Viva Celevbato

bu gece ne bir yıldız, ne ay var yaşlı gecede
hüzne yer yok yüreğimizde hüzne yer yok
nasıl olsa kıramazlar filizlerini
mutluluk pınarından kaynaklanan sevgimizin
çabuk gelir geçer yaz yağmurları
bu gece ne bir yıldız ne ay var yaslı gecede
yine de hüzne yer yok yüreğimizde

A.KADİR

h%C3%BCzne+yer+yok+y%C3%BCre%C4%9Fimizde Viva Celevbato

Güvercin Gerdanlığı

Kuşkusuz en ufak engeller dahi en ateşli gayreti soğutmaya, dostluk bağına senin kadar sıkı bağlanmayan insanların belleklerindeki anıları silmeye yeterlidir.

İbn-i Hazm

guvercin+gerdanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1+ibni+hazm Güvercin Gerdanlığı

Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir .

Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir .

Nazan Bekiroğlu

Bir+seyin+son+kez+oldugunu+bilmek+yak%C4%B1c%C4%B1+bir+bilgidir Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir .