Öte

inadı tuttu, astı suratını
yüzü büyük ormana dönük
gitti çitlerin dibine oturdu hayat
oralı olmadım
gölgeye çektim ben de masamı
kıyısına iliştim, eski çalılıklara baktım

o sırada çaldı telefon
yerli malı haftası’nda şiir okuyan çocuk
anlattı durdu
söylemedim ona yüzünü unuttuğumu
sesin mandalina kokuyor da demedim
dedim ki
kirlenmiş bir yakayla dolaşma ortalıkta

sonra ağzı kırık şişelerden esanslı gazozlar içtim
göğüs cebi mendilli ceketler giydim
daha birçok şey
işte, çekirdek yerken çıkardığım sesler falan
düğmelerimi çapraz iliklediğim günler

birden babam öldü
gitti biraz daha öteye oturdu hayat
ben de bir şeyler yaptım
masamı topladım
boncuklu suyla yıkadım telvesi kurumuş fincanı
döküp durdum dalgınlığıma
avcumda bulduğum çayı

başka bir şey, ölüm belki de
sarıyordu beni yavaş yavaş geriye

daha da öteye gidecekti,
bana bak dedim hayata
yukarı çıkan merdiven
iniyor aşağıya da

Nuri Demirci