Hemşirem İçin

-Nineme-

Biz çocuktuk, seni defneylediler
Bî-vefâ kumlara bî-kayd eller.
O zamandan beri, müştak’u zebûn.
Ne zaman Kıbleye dönsem dil-hûn,
Seni bir mafhede pûyân görürüm;
Sonra kumlarda perişân görürüm.
Bir diken belki delîl-i kabrin.
Develer belki ziyaretçilerin;

Kim bilir, belki de. pâ-mâl-i gubâr.
Ne diken var, ne ziyâret, ne mezâr;
Ne de sen… Bense bugün derdimle
Seni inletmeye geldim, dinle.

Dinle her nerde isen, her ne isen:
Toz. bulut, rûh, melek, taş ya da diken;
Bunların hepsini giryân edecek
Bir cinâyet ki… Cinayet, gerçek!
Bir cinâyet ki kavânîn, edyân
Koymamış ismini; lâkin vicdan,
O büyük hâkim, o kânûn-ı mübîn
Veriyor hükmünü: Lâ’net, nefrîn!

Bu lanetiyle takat muztarib mi vicdanın?
Sorun fazileti tahkir eden esâfilden.
Sorun tabi’atı terzil eden erâzilden;
Bu lâ’netiyle, evet, muztarib mi vicdanın?
Sorun şu ismeti tesmîm eden o kaatilden.

Tevfik Fikret

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.