Kategori: Türk Şiiri

Diğer Kayıplar

1 ahmet bir kadın dehlizlerinde kayboluyor‘garplılaşmanın neresindeyiz’ diye soruyorkasılırken o kadının geçmişinde bedenihiçbir yerindeyiz ahmet, aşkın da garplılığın dahiçbir ışık yok tünelin ucundahiç alkış yok ahmet bu temsil-i ömrün sonunda. ışıklı bir caddede yürümek gibidir sevmekahmet, kalbinin kitabını yürümek gibidiryağmurlu bir havada ilan-ı aşk eylemek hayrettin de kayboluyorama o nişanlısının masa işlemelerindenkendine bir şiir hazırlayarak …

Devamını oku

35

işte kayıp giden bir gezegentuhaf bir soğuma orman diplerindevaşakların irkilmesiailenin saadet saatindetık diye durması yelkovanınömrün en canlı yerindeizlerin yitip gitmesiçölün derinliğinde 35 yaşımdan ardıma bakıyorumsaklayabildim mi kendimi ânın gürültüsündensırrımı bildim mi ayak sesindenbir yurt olabildi mi bana dünyave kurtarabildim mi hikayemigüzel bir sözle bitmek hevesinden 35 yaşımdan bakıyorum da ardımayok sanki, olamaz bir ömrü dönüştürecek …

Devamını oku

Ricat

Kelimelere inanabilir miyizİnandığımız gibi dünyanın döndüğüne Denkleri toplayın yoldaşlarHavada korkunç ve ağır bir şüpheSavaşı kaybetmiş olmalıyızEve dönme zamanıAy kente girmeden önce Kitaplarımız açık ve târümarNasıl olsa bir rüzgârBir gün onları okşarBelirir bir işaretAşk ve ölüm kaldığı yerden başlar Ruhsat verilinceye kadarSaklar bizi rüyalar Yüzlerde bize dair bir imaOkuyacağız eve dönerkenMağrur bir edâ içinHayır henüz erkenTürküler …

Devamını oku

Gündüz Yarasaları

I.Neyiz ki biz?İlk ışınları görününce güneşin,Kaparız tepenin gözkapaklarını —Çam değiliz ki, kollarımız açıkÜrpererek karşılayalım donuk ışığı.Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.Tanımayız alacakaranlığı delen,Tepelerin arasından seçen bakışı. —Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.Gündüz yarasalarıyız biz. II.Geceyi düşleriz gündüzken,Geceyken de gündüzü, —Yitirebileceklerimiz yitiktirOnlardan uzaktayken — amaÖzleriz, döneriz yenidenYitirmedenYitirebileceklerimiziYitiremediklerimize.Yitirebilirdik, deriz;Ama yalnızca bir fiil çekimi bu —Tutsaklıklara bağlamışız …

Devamını oku

Sallanan Eller

Zeynom: Giderken dalgaların ardından baktım sana yıllardan sonraHiçbirşey eskimemişHerşey yepyeniOlabilir mi? Ne çok duygu yaşanıp geçmişDenizde sürüklenen iki somun ekmekYemyeşil bir sarmaşık, kökleri kopukNe çok yol, ne az varış Güneşin kuruttuğu, rüzgârın savurduğuKarın soğuttuğu, onca iççekişGünlerin yavaş akışla oluşturduğuNe az yer, ne çok geçiş Geçmedik belki, gitmedim belki benSen orada uzaktan el sallarkenRüzgâr sustu, dalgalar …

Devamını oku

Baltalanan İncire Ağıt

Duvarda kaldı köklerinçıplak, utanmış.Toprağa saçıldı dallarınkopuk, parçalanmış. Bir boşluk esniyoreski yerinde.Kumru gelince sekiyoreksikliğinden. Yongalar arasındankokulu, kuruyanbir hava yükseliyormartılara ulaşan. Yokluğun bile yokolacakboşalamadan, baharda.Ben de giderim artıkburalardan yakında. Oruç Aruoba

Önce

14 Eylül Canım –işte yalnızca bunu yazdım; ne yazacağımı bilmiyorum, düşünmedim de – öylesine, bu sözcüğü yazdım:-Canım,içimden akmağa çalışan özlem türkülerini geri itiyorum; onların yeri burası değil. – ‘Karar verme’, ‘istemeyi isteme’ demiştim. Bunlara şunu eklemek gerek : h i ç k u ş k u d u y m a m a. Hem bu …

Devamını oku

Ey başı kesilmiş ney; dilsiz, dudaksız olarak sırlar söyle!

• Ey güzel sesli ney! Çıkardığın seslerle gönüller almadasın. Hoşsun, güzelsin, sıcak sıcak nefes vermedesin. Soğuklukları silip, süpürmedesin. • İçin bomboş, ne boğum var, ne başka bir şey! Sen dertlere düşmüş, perişan olmuş gönüllerden, dertlere düşmüş canlardan derdi, elemi almakta, onları da kendine döndürmekte, böylece de dertli, kederli, elemli kişilerin yerine sen feryad etmekte, sen …

Devamını oku

biri gül yakmış olmalı ocakta

biri gül yakmış olmalı ocaktasanki genişlemiş gibi dam İlhami ÇiçekBu Hüznün MesnevisiKetebe Yayınları

Biz (Zaten)

önce…Çeşitli, birçok kaynaktan akıp biriken öfkemiz,öyle olur ki, (belki) zavallılığı içindepek de haketmediği —belki, layık bile olmadığı—bir biçimde, boktan birinin kafasında patlar:Aslında, o çok daha beterini haketmiştir; ama,işte layık değildir buna aslında. Öfkemiz kördür— en çok da ayna karşısında… Öyle olur ki, bir sürü yönden üzerimize çullanançeşit çeşit baskılar, bir basınç kaçağındabiraraya gelip, suratımızın önünde …

Devamını oku