İşteGördünDemek ki böylePencere pervazını —kirli çok—Boyası dökülmüş yer yerLekeler lekeler lekelerİşte, gördün, demek ki böyleKoruklar sarkmış her yandanDonuk, tozla kaplı koruklarVe lacivert bir görülmeyleVeLimanın insan kokulu gürültüsüyleİşteGördünDemek ki böyle.Gördün, görüverdin hemenDemir arabayı rayların üstündeVe tahta bacaklı adamı —güneşe bakan—Bakışlarında bir zamandışılık —öyle—GördünDemir arabayıRayların üstündeVe tahta bacaklı adamıGürdün, görüverdin hemen. DuydunDuydun ki o boşluk sendin. KatedralAyrıca …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Seniha’nın Günlüğünden 6
— Kapının arkasında ne var— Hiç!, hiçliğin adı— Kapının arkasında ne var— Kapının arkasında mı? tanrı— Kapının arkasında ne var, kapının— Bilmem ki ne var arkasında kapının— Kapının arkasında ne var— Bir bahçe, bir su kovası, içi boş— Kapının arkasında..— İncil— Kapının arkasında ne var— Bir tepe, boşaltılmış onun da içi— Kapının arkasında ne var— …
Şub 23
Ölü Sirenler
Gerçekte duymadığım sesler bittiÖğleye doğru bir gök gürültüsü yalnızKarıştırdı ortalığı bir süreGök akıttı bir parça yağmurunuVe deniz kuşları umutsuzArıyorken kokularını gölgelerindeSıyırdı bir iki bulutu güneş deYığılıp kaldı yorgunDenizin gözbebekleri üstünde.Bir uyum muydu durgunluk, fırtınayıGök gürültüsünü de barındıran içindeDuyuyorum o tanıdık sesi yenidenTiz bir çıngırağı andıranBenzeyen zil sesine deDaha önce unutmuşum gibi denizdeYankılanıp durdu ara vermeden. …
Şub 23
kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi
sana her geldiğimde ölüm hissiylekurumuş ve ağacından ayrılmışbir yaprak gibigeri veriyorsun hayata benisaçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun senağacın toprakta gördüğüsünseni ben ufalayamamsen ben dağıtamamben sana hiç kıyamamseni toprak çürütsünağacın toprakta gördüğüysembilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan
Şub 23
Nasihatler Kitabı Yunus Emre
Bismillahirrahmanirrahim Padişah’ın hikmeti gör neyledi;Ateş, su, toprak ve yele söyledi. Getirdi toprağı çekip besmele,Kendi de hazırdı orda heybetle. Toprakla sudan yaratıp bir cisim,Verdi bu cisme Âdem diye isim! Sonra rüzgâr gelip kuruttu onu,Âdem’in cismi ondandır, bil bunu! En son ateş gelerek ısıttı onu,Isınınca girdi bedene canı. “Can tene girsin!” diye ferman oldu,Padişah emri ona derman …
Şub 23
Aklıma Düştüğünde
eşime, Sen aklıma düşünce ellerim tutuşuyor ellerimSen aklıma düşünce yetmişinde ihtiyarKüçük bir sokakla arkadaş, biraz daha yaşasa sanki kıyamet kopacakSen aklıma düşünce Parmak izlerinden tanınıyor; parkta …
Şub 23
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde;Bakıcak di’dar görünür, o şâr’ın kenâresinde. Nâgihan ol şâr’a vardım, anı ben yapılur gördüm;Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde. Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar;Allah’ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde. Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır;Ârifler cânı satılır, o şâr’ın bâzâresinde. Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir …
Şub 23
Vakit Sarı Tunç Kara Demir
İnsanın delikanlılığı üzerine konuşalım Parmağıyla bir zincir sallayarak geçiyor önümüzden Bu bir müzik De ki balyozlanan kaburgalar İşkence odaları hayır diyorum ki Kulağımızı dayadık mı kumluklarına Kadırga kırıkları deniz dibi fısıltıları Elbette bu suçları Bu suçları Bakın nasıl utanıyorlar İnsanlık bizde kalsın fakat Allah Onları sorguya çekecek Bir zebani düşünemeyiz daha Dünyaya ait beş duyumuzla …
Şub 23
Kar Kar
Farı, kalbim, farı daKapına yığılacak karlarıKürüyeme! Ben senin necinim, kalbimKulun, kölen, müneccimİşlerin, açmazlar – – koş aç, koş aç! Rafında kapkacak, torbada unAl bir lenger karDeve hamurunu kendine kendin! Yokum ben, bıktım, gerçek bıktımKapan derdinle içerdeAcılar mı anılar mı kar kar. Behçet Necatigil
Şub 23
Medüza
Naci’ye Derin, sessiz, iyi, böyleceGüz, ölülerini bırakan kuşlarYer kalmadı acıya ülkemizdeDerin, sessiz, iyi böyleceGün ortası alacakaranlık bakışlar Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimizBiz o renksiz, o yalnız, o sürgün medüzalarAşar söylediklerimizi çeker giderizÜlkemiz, toprağımız, her şeyimizKıyısında camların bozbulanık rakılar Çizeriz yeryüzünü kaygısız ayaklarlaYüzümüzdür bir yağmur ağırlığınca düşerSonra pek anlamadan içkiler ne çabuk biterNe kadar konuşursak o …