insanlar zamanı boğuyorlarkelimeler tükendiğindeşehirleri rehin alıyor göklergözlerim öksüzleşiyor anne sahipsizliği dolanıyor dilimeo eski çıkmaz sokakların/kapı önlerindesevince doyamayanların korkunç bir ihanete uğruyor evlerbir körelme giriyorbeynimin en izbe yerlerinegözlerim hüzne kesiyor anne bir yüzü valeye yorumlananbir yüzüne yürekkızı konulanbir madalyon adınagözlerin yağmalanıyor anne bir ulusal savaşta döktüğüm kanen son tükenişime rölansinsanlar süreğenliğimi yerle bil ettilergözlerime yağmur yağıyor …
Kategori: Şiir
Şub 23
Yok Artık Sandalla Çıkmak Mehtaba
Yok artık sandalla çıkmak mehtaba,Bitmese de gece kolay kolay,Gönlümde aşk ateşi yansa da hâlâVe hala tepemizde parlasa da ay. Eskitir zamanla kılıç kınını,Yıpratır insanı şu deli gönül,Kalp bile bir an keser hızını,Dinlenmeye yatar gül ile bülbül. Aşkın anayurdu olsa da gece,Ve dört nala koştursa da sabaha,Yağsa da bir ışıltı ince inceYok artık sandalla çıkmak mehtaba. …
Şub 23
Şairin Ölümü
Hüzün içinde yürüyen dört insan omzununAnlamaz birçokları sonsuz güzelliğindenSözcükler çıkagelir umulmadık bir vecdleDönülmez serüvenlerin gülünden dikeninden Yüzü kanlı kız çocuklarının göz uçlarındanSıyrılır da anlamı dört insan omzununDönülmez serüvenlerin sevincinden hüznündenBeslenir alevleri bu delişmen uykunun. Nazir Akalın
Şub 23
İkindi Güneşi
Bu oda – ne kadar iyi bildiğim bir yer burası.Şimdi bu da, bitişik oda da işyeri olarakkiralanmış. Acentelerin, tüccarların,şirketlerin yazıhanesi olmuş bütün ev. Ah, ne kadar bildik bir yer bu oda. Bir divan vardı kapının yanında,onun önünde bir Türk seccadesi;hemen yanında, üzerinde iki sarı vazo duran raf.Sağda, hayır, karşıda, aynalı bir dolap.Ortada yazı yazdığı masave …
Şub 23
Ondokuzuncu Asır
1.Erişti evc-i kemâlâta nûr-ı idrâkâtYetişti rütbe-i imkâna kısm-ı mümteniât 2.Besâit oldu mürekkeb, mürekkeb oldu basitBedâhet oldu tecârible hayli meçhûlât 3.Mecâz oldu hakîkat, hakîkat oldu mecâzYıkıldı belki esâsından eski mâlûmât 4.Mebâhis-i felek ü arz ü hikmet ü kimyâDeğil vesâvis-i ezhân ü vehm ü temsilât 5.Mesâil-i nazarîye tecârib oldu senedErişti hadd-i yakîne fusûl-i zanniyyât 6.Ukul-i zâhire sâid …
Şub 23
Veda: Yas Tutmak Yasak
erdemli insanlar nasıl sessizce göçüp gider,ve ruhlarına,’hadi bakalım!’ diye fısıldarlarsa;kederli dostlarından bir kısmı”işte nefes durdu” der,“hayır daha değil.”derken bir kısmı da; tıpkı öyle eriyelim biz de, sessizce;sel gibi gözyaşları, fırtınalı iç çekişler olmasın.mutluluğumuza saygısızlık etmeyelim bence,inancı tam olmayanlara aşkımızı açmayalım sakın. zarar ve korku getirir yerküre sarsıntısı;nedir, ne oldu diye herkes sorar durur;oysa gökkürelerin sarsılmasıçok …
Şub 23
Düello
parçalanmış bir aynadanakışları esmer bir yüzyansısını görüyorumperçemleri akdenizlibakışları simli sündüsparçalanmış bir aynada. ah! benim bu deliliğimıssız bir ada arıyoryanaşıp çıkınca, şaşkındolaşmış çok önceleriyabanıl ayak izleriah! yazık orda binlerce. titrek bir mum ışığındayeniden sarsak yüreğimasla anmayacak aşkıbir kez daha yapmayacakyine çarpıp kayalarasu almakta, su almaktabatmaktadır köhne kalyonyıldızları sönmüş gece. bir yaz günü oldu bunlargri yağmurlar yağıyorduçekildi …
Şub 23
AŞK ATINA BİNEN SÖZÜN ZAMANDA YOLCULUĞU
SÜMER’DEN, YOLUNU ŞAŞIRAN KRAL’A; GÜLEÇ AŞK BİLGESİ’NDEN, KARAC’OĞLAN’A, ANADOLUNUN ŞİİR BAHÇESİNE,AŞK ATINA BİNEN SÖZÜN ZAMANDA YOLCULUĞU Çöl…Bedevi özgürlük…Kum tanelerinin arasında savrulan bir yanık gözyaşı,bir derin “ya leyli” değil mi hayat..Çöl kadar ölü ve sessiz, çölde batan gün kadar dingin,çöl kadar kımıltısız…Çöl kadar öfkeli ve acımasız değil mi…Bir o kadar derin…Çöl gecesi kadar gizemli değil mi …
Şub 23
Karmakarışık
Bir okla yaralı kalbim,Boyacının sandığında;Güvercinim kâğıt helvasında;Sevgilim kayığın burnunda;Yarısı balık,Yarısı insan;İn miyim?Cin miyim?Ben neyim? Orhan Veli
Şub 23
Ben Aşkı Bir Üveyikten Satın Aldım
Ben aşkı bir üveyikten satın aldım, yaşım onaltıO zamanlar bakır rengiydi dağlarDaha şıvan düşmemişti böğrümeDaha deli deli esmemişti rüzigarKalbim acıya düşmemiştiSanırdım bütün ırmaklardan koşacaktımHalayda delikanlı başı olacaktımBıyıklarım yeni terlemişti Gurbetiİsmail dayımın gönderdiğiKuru üzüm ve fıstıknanBir de İstanbul fotoğraflarındanTanımıştım Hey deli yanımTürkülerim ince gül dalımGönül közümVerdiğim sözümNe zaman duman olsaMunzur`un doruklarında kalırdı gözümArada bir durup Fırat`a …