Kategori: Şiir

Anımsama

IBak, anımsıyorum öğrenciliğimizi…Merdivenlerde rastlıyorum sana, rengim atıyor,Sen henüz farkımda değilsin ve bundan dolayıHazırcevap kesiliyorum tamamen. Seni düşlüyorum…Ne söylesem sanaFısıltıyla söylüyorum, gülümsüyorum,Patlamış şeftali tomurcukları sanıyorumGiysindeki düğmeleri.Bir bilsen, nasıl arzuluyordu yüreğim seni,Nefesine atışlarını nasıl bağladığını… Sen artık farkımdasın ve bundan dolayıDaha da artıyor başkalarıyla sohbetin. II… Bak, el ele tutuşmuşDolaşıyoruz en eski semtleri.“Uzağa gidelim, görmesinler”.Demiyorsun artık eskisi …

Devamını oku

Gölge

Geriye bakmaya zorlama beni hiçbir zaman,Biliyorum, yol aldıkça ardımda kalıyor hayatVe hak ettimse gerçek tutku,Cesedime bir ışık olarak vuracak. Henüz toprağa gölgesi düşüyor,Başka bir dünyaya göçen bedenin,Kurumuş ve parçalanmış olarak,Yüzükoyun düşüyor ve acıyla ağlıyor. Ve benim yerime başkaları deniyor,Dağa dönüştürmeyi gölgenin ağlamasını.Oysa o tek başına ve bir yabani hayvan gibiKendi tükürüğüyle sağaltıyor yaralarını. Benim gölgeye …

Devamını oku

Savaşa Karşı

Kimdi korkunç kılıcı icad eden?Ne vahşi, ne katı yürekli adammış.Kan dökülüyor o gün bugün sel gibi,Savaşlarla sarsılıyor insanlık. Artık ölümün yolu kısa ve korkunç.Belki suç, kılıcı icad edende değil.Vahşi hayvanları öldürelim diyeBize armağan ettiği aracı belkiBizler kardeş kıyımı için kullandık.Başımıza gelenler, hep altın yüzünden;Tahta çanaklarla çorba içtiğimizdeSavaş nedir bilmezdik. O zamanlar,Kaleler, kuleler, surlar yapılmamıştı;Sürüsünün yanında …

Devamını oku

Yollar

Bir lâmba hüznüyle Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi; Söndü göllerde aks-i girye-veşi Gecenin avdet-i sökünüyle… Yollar Ki gider kimsesiz, tehî, ebedî, Yollar Hep birer hatt-ı pür-sükût oldu Akşamın sîne-î gubârında. Onlar Hangi bir belde-i hayâle gider, Böyle sessiz ve kimsesiz, şimdi? Meftûr Ve muhteriz yine bir nefha-yi hayâl esiyor; Bu nefha dalları bî-tâb ü bî-mecâl …

Devamını oku

Saat Kaç?

Şimdi vakit çok geç olmalı.Keder yürekte geçirdi geceyi…Gene de huzur vermiyor acı pişmanlık-Saat kaç, saat kaç? Penceremde duruyorum, değişmiyor gece,Bütün bir sonbaharı başıma yıktı.Şimdi ancak üç olabilir, belki de-Saat kaç, saat kaç? Saat üç çeyrek olmalı,Dışarı bakınca hava karanlık.Garın gongu çalıyor onüçüncü kez-Saat kaç, saat kaç? Düşüncelere karışmış karanlık koridor,Gecenin arabacısı seçemiyor yolu.Gene acı acı …

Devamını oku

Şarkılar

Güller, servi dalları, sırma tellerle,Bir tabut gibi,Süsleyerek bu kitabı sevimli, hoş,Koysam içine şiirlerimi. Aşkı da koyabilsem! YeşerirAşkın mezarında huzur çiçeği,Büyür, açar koparılır-Benim için açması, ben ölünce! İşte şiirler, Etna’nın lavlarıGibi taşkın nağrımdanKıvılcımlar saçarak fışkırdıEtrafa bir zaman. Şimdi hepsi sessiz, ölü adeta,Donmuş, katı, buğulu,Fakat canlanırlar eski ateşte,Esse üstlerinden aşkın soluğu. Dile gelir kalpteki duygular,Aşk soluğu çiy …

Devamını oku

Siper Sanatı

Alışmak geliyor, çıkmıştır yolaBıkmadan ölmek yok, insanlarından.Geçmiş aradan şu kadar zamanBurada hayat var mıdır, vardırHiç kimse olmasa da. Üzülürüm diye gitmediğin yerDoğduğun sokak, büyüdüğün ev-Göç alan şehirler gibi gözlerinYeşil bir harmandan dönersin her günHep aynı sevinçle, pek bilmediğin. Güneşi ezanla alıp bırakanSenin tertemiz dilin ve dininGeçerken içinden dağ köylerininDünya durdukça dönecek olanGörürsün orada kalplerden derin …

Devamını oku

Yalnızlıktan Sarkan İp

Her dökülen yaprakta susayan bir şey gördümÇeşmelerin dibinde büyümeyen ağaçlarYaklaştıkça ışığa çözülüyor hâlelerSaklıyorum kendimi yalnızlığın yerine Öylesine doğmuyor güneşin yedi rengiUzunca bekleyişin buğusudur ısıtanÖzlüyorum elinin değdiği pınarlarıNe varsa besliyorum yalnızlığın evinde Semiha Kavak

Ey Süleyman

Ey Süleyman…Kurşun izlerini taşıyor şimdi, Sinagog kürsüsünde levhalarÖlümlerin bedelidir, yakılıyor Ulu Cami minberinde ağıtlarMıhlanan duaların ayinine şahit, Surp Giragos’da mihraplar Ey Süleyman…Şeyh’in meydanında, sabilerin yün saçını savurmuyor rüzgârAslanlı çeşmede şarıldayan bereket su yerine, ağzında kanlarHevsel gül bahçesinden, barut kokluyor elleri kınalı nişanlılar Ey Süleyman…Toprak kana doymamış Hüsrev’de, diri diri şühedayı ağlattılarÜstüne yağıyor Behram’da, günahlarının karşılığı …

Devamını oku

Güneş Yaprak

Güneş Yaprak Kışın-tam ortasında bir bahar günü idi…Güneş! ışıl ışıldı… Hafif rüzgâr altında çırpınan sarı, yeşil yapraklar pırıl pırıl…Altın renginde iri bir yaprak gözlerimi öyle kamaştır­dı ki.Kocaman bir çınarın bu tek yaprağı idi…Bir mevsimlik hayatın son yadigârıydı bu…Güneşin içmiş içmiş altın ışıklarını; benliğini kaybet­miş, şeffaf bir hale gelmiş… Bir avuç ışık olmuş, bir avuç güneş …

Devamını oku