Kategori: Şiir

Yırtılan Kâğıt Gibi On Yıl

Şimdi anlıyorum insanlarNeden ölümsüz olmak isterÇünkü yetmez yaşanacaklarÇünkü bitmez özlenecekler BindokuzyüzseksenyedideÖlümsüzlük akla gelmezdiBindokuzyüzseksenyedideÇünkü ölüm düşünülmezdi BindokuzyüzseksenyedideGelecek yoktu aklımızdaŞimdi gelecek geçmiş olduGeçmiş gelmeyecek olsa da BindokuzyüzseksenyedideGökyüzü daha mı geniştiDaha çok insan ısınırdıGüneşler açtığında sanki BindokuzyüzseksenyedideDünya bitmez görünüyorduÇay tabağında şeker gibiOn yıl geçmez görünüyordu BindokuzyüzseksenyedideHerşeyi biliyor gibiydimYırtılan kağıt gibi on yılGürültüyle geçti bilmedim BindokuzyüzseksenyedideÖlümsüzlük akla gelmezdiBindokuzyüzseksenyedideÇünkü ölüm …

Devamını oku

Huzurunda Biraz Yenileceğim

Seninle iki satır konuşmak için gayretler aldımBize gelişi üç yeni zelanda dolarıİnandım hep kontradan gelen yalanlaraMüdahale istedim iktisadi birimlerdenSana, bana ve tüm geçmişlerimizin ruhunaEnflasyonum düştü, işsizliğim artıştaİyi olmayacak hastanın ayağına yanlış teşhisCebimden piyasaya temsili kavimler göçüKuraklık, açlık hiç yoksa parasızlık Gıyabında biraz seveceğim seniBir mektup yazacağım uzun yıllar sonrasına Seninle iki satır konuşmak için harfler …

Devamını oku

Eski Bir Albüme

İkide bir çıkıp geri geliyorsun hüzün,Yanarak sona eriyor altın rengi bir gün. Kibirsizce boyun eğer acıya her sabredenHoş bir sada ve hafif bir çılgınlıkla çınlayarak.Bak! akşam oluyor daha şimdiden. Tekrar geliyor gece ve inliyor bir ölümcülVe acısını paylaşıyor bir başkası. Sonbahar yıldızlarının altında korkarakHer yıl daha öne eğilmekte baş. Georg Trakl

Güvercinin Ruhu

Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydıUçar ve huzurlu olurdumÇünkü şiddeti ve kavgaları gördümBu dünyada çok acı çektim. Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyorAllah’ım, senin gücün ve senin huzurun dışındaNereden sığınak bulurum?Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasamYine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim.Beni kararsızlıkla sarhoş ettinSenin yolların ne kadar gizemliSenin yolların ne kadar gizemli. Yüreğimin …

Devamını oku

Ev Karadır

(Bu film 1963 yılında Oberhausen Film Festivali, Belgesel dalında en büyük ödülü kazanmıştır. Metin yazarlığını, montaj ve yönetmenliğini üstlenen Furuğ Ferruhzad, yapımcı İbrahim Golestan’ın yardımcılığını da üstlenmiştir. Furuğ’un ölümünden sonraki festivalde, festival Furuğ’un adıyla onurlandırılmıştır. Film boyunca arka plandaki şiir okuyan Furuğ Ferruhzad’dır) Kara tahtaya yazı: Ev Karadır Bir erkek Sesi (İbrahim Golestan): “Dünyada çirkinlik …

Devamını oku

İle / İlişki Defteri

Birine adanmanın, Kendi hayatımdan kaçmanın bir yolu olduğunu anladım.. Kendimi düşünmekten çok daha kolaydı, Başka birinin mutsuzluğunu düşünmek ve mutlu etmeye çabalamak.. Uzun yıllar boyu. ** Kendime ait bir hayat istediğimi anladım..Sadece bana ait bir hayat..Acıların, düş kırıklarının, korkuların,Olması gerekenlerin, adanmışlıkların,Başkalarının kurallarının yönetmediği bir hayat..Pişmanlık gibi değil..Gitme zamanının geldiğini nasıl anlayabilir insan..Nasıl anlatabilir..Yalnızlığı özlüyorum,Yüzümde gölgeler …

Devamını oku

Melce

Bir kâse su gibi dökülse kumaKuramlar kollayan dik başlı aklım Rüzgârın başıma verdiği şekilYol olsa içimin ormanlarında Unutsam eşyanın gürültüsünRengini suların tadını gülün Günleri bir secde hızıyla geçipErişsem mahşere bir iftar gibi Genişle ey kalbim kardan sözlerleAyıkla ve yıka pıhtılarını Mehmet Akif İnan

Bülbülün İniltisi

Dalında bırakmış kendini bülbülDurmadan üzüntüsünü yinelemeyeŞarkısında bulamadım hiçbir hileTuhaf gelen ezgisineİnsanlar dolduruyorlar plaklarını şiirleriylePlağı bülbülün işte bahçesiBir aruz vezni var bülbüllerin: O da köstekliyor düşüncelerini. Bir şarkısı var bülbülün serbest vezin o daSaklıyorsan bülbüle acınıSayıp döker önünde açıkça türküleriniSaklıyorsan ondan gözyaşlarınıBülbüle gelince duruyor önünde silahsızKomşusu yitirdi mi yuvasınıBöyle iççekip duran dolaylardaAkbaba geçirdi mi kılıçtan dosyalarınıHıçkırıkla …

Devamını oku

Sal

Bir altın damarı parlıyordu ilerleyen mağaranın ağzına doğru,     göz kalınlığında. Orada kalabalıktılar. Birbirlerini     yaşamaya alıştırıyorlardı. Seslerini duymuyordum.Başımı çevirdiğimde ana-damarı gördüm: Tam saçlarımın     hizasından toprağa doğru iniyordu. Kara saçlarımdan     toprağa kadar altın bir rüzgârdı bu.Sal kımıldadı.Sıkıntılı bir ses duydum.Hepsi birden dönüp bana doğru baktı. Canlı bir şey olduğunuGörmek üzereydilerÇerçevenin içinde. Mehmet Taner

Duruş

Ki bazı sözlerin anlamıO sözlerin söylenişindedir Yılların sayısına girmediyse SenihaNereden zaman almıştır Ki bazı durumlara söz yokturHem neden olsunHer durumun dili daha başka durumlardır Ben bu derinliği bu kadarNerden bulayımKi herkes nerden bulsunBulmanın dili aramaktır. Edip Cansever