Kimse onaramaz aşkın yıpranmış kumaşınıtıpatıp biçmiş içimize o usta makastareğirip ipek ipliğini göğün mavi ipeğindengeçirmiş acılarımızın paslanmaz iğnesinehiç benzemez o umutlarımızın çürük ipliğiyleteyelliyerek diktiğimiz günlük giysimizeaşk ruhlarımıza giydirilen bayramlık giysiışıldar üstünde sevincin elmas düğmelerioyulmuş iki yürekten dökülmüş bir tokatam bir oturmuşlukla geçer uçları birbirine Aşktır hor kullanılmadan taşınacak giysiÇünkü bir kez delindi miydi yamanması güçonu …
Kategori: Şiir
Şub 23
Burası
Şimdi nerde olmak isterdimKadıköy’de Fikirtepesi’ndeMurat Sineması’nın karşısındaki kahvedeYa daSarıyer’de iskeleye çok yakın bir evde AmaBurası da iyi Halim Şefik Güzelson
Şub 23
Trenler De Gecikir
İnsan sessizlikte ve asansörlerde yaşlanmıyorBizim için cennetten yer ayırtacak diye uğurluyorsun ölüleri İnsan haksızlığı ve atların titreyişini sevmiyor Çünkü tatlı tatlı yaşlanmanın da keyfi yok Kimsenin kimseye aşkı Ortadoğu’da planları altüst etmiyor Mermisini evde unutmuş avcının şaşkınlığı Namlunun ucundaki kuşun hakikatine kader Üzülme sen en güzel yarının bir öncesisin Sen en kötü günün ta kendisisin …
Şub 23
Güç Bela Kurulmuş Cümleler
“Ben demek kör şeytana yakışır” Dedem Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim Çaresizlik nedir, çare nedir bilmeyenler için? Ben artık hiç bir şey olmak istiyorum. Galiba büyüdüm. Yok bir teselli yaşamak gailesine Bir türlü kapanmadı bilanço yazılmadı veresiye Her gün yoklamalarda var yazılmış olmanın hüznü Bir zaman sonra hangi şarkıyı söylesem eksik …
Şub 23
Galata Köprüsü
Dikilir köprü üzerine, Keyifle seyrederim hepinizi. Kiminiz kürek çeker, suya suya; Kiminiz midye çıkarır dubalardan; Kiminiz dümen tutar mavnalarda; Kiminiz çımacıdır halat basında; Kiminiz kustur, uçar, şairane; Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; Kiminiz bulut, havalarda; Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı, Şıp diye geçer Köprünün altından; Kiminiz düdüktür, öter; Kiminiz dumandır, tüter; Ama …
Şub 23
Veda
Ne ay ışığı yürüyeceğim, Ne sessizlik aşk boyunca. İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda Gömdüm onu Aşkla. Bejan Matur
Şub 23
Her Kadın Kendi Ağacını Tanır
Sana geldiğimde Kanatlarını, Siyah taşlarla örülmüş O ıssız şehrin üzerinde açacak, Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek Ve acıyla bağıracaktım. Her kadın kendi ağacını tanır. Uçtum o gece. Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim. Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum. Bejan Matur
Şub 23
Beyaz Meselâ
İnsan duvarları olmayan tapınaktaBir gece uyusaSanıyor ki kederi azalacak.Ama yetmiyorBezler bağlıyorBulduğu her ağaca.Hikayeler anlatıyorİnanıyor aşkın hep olacağına.Oysa aşk biterDinginliği başlar göllerin.Bekleyiş,Sonsuz mavi bir göz olurCamdan ve gittikçe uzayan.Acı verir bazan renklerBeyaz meselaKuş gibidir insan beyaz bir yataktaÖlümü gibi çocuklarınSoluğu kesikSuda dolaşan. Bir kaya mezarında ağlayan adamÖlülerini suya ve göğe gömüp,Gelir acısıyla avunmaya.Dua ve kuş gibidir …
Şub 23
Ölümün Bıyıklı Bir Resmi
Bilmiyor Rembrandt daha, yalnız peynirden ve akarsulardan konuşuyor değirmenci Felemenk;nice acılar süzdü paletinden Paris yollarına düştü ama henüz Van Gogh da çırak.Cesaretin bebeklikten başladı, boya dediğin zaten tüfek gibi kullanılır haylazlığa, şuna buna karşı.İki tur danstan sonra alnın alnından öperdi ustan Picasso masmaviye kesince birazdan bu kırk yıllık kavak.Boş ver ılımanlığa falan nasılsa vaktin var …
Şub 23
Aracı
Bağlı kollarımı çözmek kimin aklına gelirKelepçeli o zamanlarBir kız kaşıkla su içirirBaşımı çevirince -yeter demekti bu-Kaybolurdu Büyük ağaçların gölgesiyleGeldiği çok olduArada bir geceleri yarı çıplakVe daha çokSaçları uzadıkça Denize inerdikBen yüzerdim o girmezRıhtımdan suya bakardıDenizden çıkardımYok ŞaşırmazdımBen onun doğumunu bilirimDoğmadan öncesiniYokluğunu Oktay Rıfat