Kategori: Şiir

Seni Ben Nasıl Sevmem

hani bir çocuğun sımsıkı sarılıpbir bebeği öpüp koklaması var yao’sun işte senben seni nasıl sevmem kimileri gövde sanıp karanlığıdarmadağın sığınırken içinesen aralayıp gözyaşlarınıgülüşünü serpiyorsun üstlerine vakitsiz birer ölüm sanki gecelerbir bakımlık ay düşüyor herkesin payınave hiç dönüp de soran olmuyoreklenen hangi düşler bir sonraki sabaha bildik bir nehrin sularına kendini bırakıp da gidilecek başka denizler …

Devamını oku

İki Düş Arasında Beklenti

Ablan çiçekli şapkalar yapıyor mu geneÜstüne buğulu yaz tülleri serpiştiriyor muKadife sesleri, ibrişim kokulanDolduruyor mu dört bir yanıKüçük küçük güneşler halindeMakaslarda geziniyor mu parmak izlerinOnca uzaklığındaki benGeçiyor muyum belli belirsizGözlerinin içdenizlerindenNasıl mı ,Nasıl yaratılmışsa boşlukKendine bakan irice bir vişneden.HaniElini alnına koyup daDaldığın olurdu ya bazenDalgınlığının ipekli giysinle birlikteHiç değinmeyen bir hışırtısı olurdu yaKime duyuruyorsun o …

Devamını oku

ESKİ GÜNLERDİ

Eski günlerdi, evlatYürek ile gülünürdüve gülünürdü gözlerle;oysa yalnız dişleriyle gülüyorlar artık,aranırken gölgemin peşindenbuza kesmiş gözleri. Öyle zamanlar da vardı elbetyürek ile el sıkışılırdı;geçti gitti tümü, evlat.yüreksiz el sıkışılıyoraranırken diğer elbenim boş ceplerimi. “Burası evin,” “yine gel,”diyorlar, ve tekrar geldiğimdeve hissettiğimde evimdeymiş gibibir defa, iki defa,üçüncü olmuyor hiç-kapanmış buluyorum tüm kapıları üzerime. İşte böyle böyle çok …

Devamını oku

Otuzbirinci Nesil

Yeniden yaşamaya başlamadan önceYapılacak işlerim varGörülecek hesaplarımKötü kişi oldum kendimleKendimden özür dilemeliyimSırf aynı şehirde yaşıyoruz diyeYakışır mı onca sokağın ırzına geçmekHem ne akla uydum da yazdım o mektubuHadi yazdım neyse, ne bok yemeye yolladım! Yeniden yaşamaya başlamadan önceİyice bir yıkanmalıyımBir çivit mavisinde çitilemeli günlerimi gecelerimiTırnaklarımı kesmeliyimSokağa çıkınca ilk iş bir maden suyu içeceğimİstanbul’da olsam İstanbul’da …

Devamını oku

BAHARDA GÜZ ŞARKISI

Gençlik, bir hazine, kutsalmışçasına,Gittin artık bir kere, dönmemek üzere!Ağlamak istesem, ağlayamıyorum öyle ya…,Ve ağlıyorum kimi zaman, istemesem de. Çoğul idi göksel olan, o günlerde,Öyküsü kalbimin böyledir.Tatlı bir kız vardı, hem deBu dert dünyasında, keder. Bakardı saf şafakmışçasına;Güler, bir çiçekmişçesine.Koyu saçları tamamıylaGeceden ve acıdan örülme. Ürkektim bir çocuk gibi ama.Oldu o, doğal haliyle,Benim kürkten aşkıma,Herod ve …

Devamını oku

Kırk Yaşın Eşiğinde Bir Şiir

Küçük heyecanlara paydosÇünkü rüzgarla aynı yaşdayımÇünkü güneş kardeşimBir ırmakla şevişmekteyim Bana artık dingin olmakBana yalınlık yaraşırİçimde şiirin güzelliğiYaşamak sevinciyle yarışır Güzeller güzeli ömrümSana gitgide sevdalanıştayımNice emeklerle dokunmuşBir ince, bir nazlı nakıştayım Küçük tasalara, tutkulara paydosÇünkü evrenle aynı yaştayımBaşsız sonsuz doyumsuzBir başdöndürücü akıştayım. Ataol Behramoğlu

Kız Kardeşimin Türküsü

Göklere inanırdım eskiden,ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana, ölü kentleri, unutulmuş ormanları, boğulmuş gürültüleriyle. Gök şimdi yaralı bir martı,süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı. Bak bana: ne kadar çıplak ve suçsuz duruyorum önünde. Üşüyorum, bacım. Kim getirecek bize ellerimizi ısıtacak güneşi? Susuyorum. Dinliyorum. Kimseler geçmiyor gecemizin karanlık sokağından. Yıldızlar kazaya …

Devamını oku

Elini Uzat Bana

Tıpkı senin gibi ben de katlanıyorumkaranlığı bitmeyen ayrılığa.Neden ağlıyorsun? Ağlayacağınaelini uzat bana,söz ver yeniden geleceğine bir düşte.Sen ve ben bir acılar dağıyız.Sen ve ben bir daha buluşamayacağızbu yeryüzünde.Ah, yıldızlarla geceyarısıbana bir selam gönderebilsen. Anna Ahmatova

Zamanın Kitabı

Zamanın uzun tünelinde nesin ki sen, geçmişin yankısı, geleceğin sedasından gayrı?  doğmadan önce yazılmıştı senin yazgın,  öncesi ve sonrasıyla hayatın.  Ne doyacak açlık vardır orada, ne uyuyacak ölüm,  ne de doyuma ulaşacak aç gözlülük.  İnsanlar sırlarıyla şaşkın,  bilselerdi keşke onlarda varolan esrarı… Mihail Nuayme

Mürşidim Kocakarı

içinde sanki ömrün bütün pazarları,koskoca ve dingin bir ev hayatı, ılık ılık akan ve hayata dair alabildiğine şey gizlidir. süte benzetirim bu şiiri, bir de güz öğledensonralarına. i kendimi çok ölü hissediyorum bugünlerde bir güneş düşüyor bir yağmur damlıyor kendini bıçaklıyor günler çirkin bir kız güzel bir kızdan özür diliyor kendimi katil hissediyorum esmiyor diye …

Devamını oku