Çocukların uçurtmalarına benziyorsunBiliyor musun…Rüzgarları hiç dinmeyen bir mavilikteGüneşli sular gibi gülümsüyor yüzün.Ve ben çok aşağılarda Katı ülkesinde toprağınTutulmuş heyecanınaTitreyerek izliyorum süzülüşünü… Bir hazin hızla uzaklaşıyor her şey. 1986 Şükrü Erbaş.
Kategori: Şiir
Şub 23
Bir Yerim Olsun Benim de
sana söylediğim bütün sözleri toplabir tanım çıkar onlardan kendinceher hecesine yüreğini koyarak…duyguları avuçlarında bir mahzun oyuncakakşamın eteklerinde sabah düşleri kuranbir çocuk resmine benzesin en çokgecikmiş ve gücenik…o derin yalnızlığına yeraltı mağaralarının sularını kıyısız rüzgârlarla yıkamak isteyenbenzesin, mevsimi olmayan bir çiçeğinrengini dünyaya salarkenkio tedirgin, tutkulu çığlığınayerleştir ortasına beni… ve sonra çek çıkar bir gülüşünlebütün mutsuzluk resimlerinin …
Şub 23
Yakarış
gözlerindeki kederi öperimalın kırışığında kanat çırpan sevgiyiöyle yıkık durma ne olurakşama düşen gün gibi. o büyük sırrını öperimbir hazine gibi üstüne titrediğiniçindeki güneşini duygularınıngeceye düşen o çiy tanelerini… sesini öperim çocukyüreğinin, kirpiklerinden sızano dilsiz ince türküsünüöyle mahzun durma ne olur. gülüşünün aylasıyla büyülüo derin göllerini gamzelerininiçinde ömrümün yudum yudum yunduğuo en temiz yerlerini öperim. seni …
Şub 23
Bir Sonuca Varamadım
Hem sanık hem yargıç rolünü bırakAslolan yaşanandır, doğayı düşünsene birNe kimseyi suçlar, ne suçludur bir başınaHerkesin ömrü kendinin hem yanlışı hem doğrusudurVe insan ölüme ancak anılarını götürür…Dokunmak ne zaman sevmenin dili olduysaHalka halka yankılandı parmaklarımda sesinUzak dost, nazlı konukSözlerinin ipoteğinde kaç yıldır yaşadıklarımBoğuldum çırpına çırpına iki duygu arasındaYine de bir sonuca, bir sonuca varamadım… Şükrü …
Şub 23
Çığlık
Yankısı boşlukta kalmış bir içli çığlık,Elektrik direğine tebeşirle yazmışlar:Seni seviyorum Direnip durdu günlerceZamanların bulutundan süzülenHüzün yağmurlarınaTuhaftır silinmedi. Kimdir, hangi çalkantıdaSalmıştır çığlığını yolların ucuna?Almış mıdır bir yazıda donup kalmış titreşimiYüreğinin ocağına o gönül üzüncü? Sevmek derinimizde gülü solmuş bir zamanGeçtik her seferinde aynı soruylaDüğümlemiş bir duyguyu çözüp bağlayarak:“Sevdiğine yanıt vermedikten sonraBaşka kime yanıt verir yeryüzünde insan?” …
Şub 23
Eksilmesin İmgen
Bana verdiğin mutluluğu Paylaşacak kimsem yok Sevincimi içime Ve yalnız taşıyorum.(Biliyorsun ya Susarak yaşamak zorundayım seni) Bu yüzden gecelere ve sözcüklere Bölüyorum ağırlığını Yüzünü gözbebeklerime çiziyorum Kırık kalemleriyle kirpiklerimin Baktığım her yerde seni göreyim Ve eksilmesin diye imgen Uykularımda bile Ömrümün evinden Sır vermez derininden kalbimin. Şükrü Erbaş
Şub 23
Akan Suyu Yakalayıp Durdurmaktır Meâl
kimse tanımasın için onlarışairler kimi sözcüklerini yok ettiler bütün öyküleri yazıp tükettibir kendi öyküsü kaldı dışarda kuşluğun son kuşu çekilirkensular uzaklaşır kıyı genişler işaret tırnağım boyandı, çıkmazbir kölenin gövdesine döndü gövdem en ağır sınavdan en saf olan geçeröder, geçer Gülten AKIN
Şub 23
Seni Ben Nasıl Sevmem
hani bir çocuğun sımsıkı sarılıpbir bebeği öpüp koklaması var yao’sun işte senben seni nasıl sevmem kimileri gövde sanıp karanlığıdarmadağın sığınırken içinesen aralayıp gözyaşlarınıgülüşünü serpiyorsun üstlerine vakitsiz birer ölüm sanki gecelerbir bakımlık ay düşüyor herkesin payınave hiç dönüp de soran olmuyoreklenen hangi düşler bir sonraki sabaha bildik bir nehrin sularına kendini bırakıp da gidilecek başka denizler …
Şub 23
İki Düş Arasında Beklenti
Ablan çiçekli şapkalar yapıyor mu geneÜstüne buğulu yaz tülleri serpiştiriyor muKadife sesleri, ibrişim kokulanDolduruyor mu dört bir yanıKüçük küçük güneşler halindeMakaslarda geziniyor mu parmak izlerinOnca uzaklığındaki benGeçiyor muyum belli belirsizGözlerinin içdenizlerindenNasıl mı ,Nasıl yaratılmışsa boşlukKendine bakan irice bir vişneden.HaniElini alnına koyup daDaldığın olurdu ya bazenDalgınlığının ipekli giysinle birlikteHiç değinmeyen bir hışırtısı olurdu yaKime duyuruyorsun o …
Şub 23
ESKİ GÜNLERDİ
Eski günlerdi, evlatYürek ile gülünürdüve gülünürdü gözlerle;oysa yalnız dişleriyle gülüyorlar artık,aranırken gölgemin peşindenbuza kesmiş gözleri. Öyle zamanlar da vardı elbetyürek ile el sıkışılırdı;geçti gitti tümü, evlat.yüreksiz el sıkışılıyoraranırken diğer elbenim boş ceplerimi. “Burası evin,” “yine gel,”diyorlar, ve tekrar geldiğimdeve hissettiğimde evimdeymiş gibibir defa, iki defa,üçüncü olmuyor hiç-kapanmış buluyorum tüm kapıları üzerime. İşte böyle böyle çok …