Ben Şiir Yazmazsam

                    Gece, yalnızlığımıza çekilen gök-perdeyse
                                             şiir içerdeki aydınlığımızdır.

Ben şiir yazmazsam
Yitirir dilini içimdeki çocuk,
Dünya bir mahzun olur.
Çıkarır giysilerini sözün teninden
İmge denilen o esrarlı konuk,
Nesneler kendince görünür.

Gökyüzü mavisini vermez
Göğsündeki buluta.
Kirlenir yağmurun rengi,
Yağmaz ben yazmazsam.
Yar saçı kadar ince
Bir rüzgârla öpüşerek
Bulutlar üstümüze.

Bir kulak çınlaması,
Bir kirpik kırılması
Ömürler veren anlık bir düşle
Üzgün ve güleç
Buluşmaz her akşam
Dışardaki dünya ile
İçerdeki adam
Ben yazmazsam.

Gelin çeyizi gibi
İşleyip duygularını
İnce güzellikler içinde
Söyleyemez sevgisini kimse.
Yazmazsam ben
Gözleri bayram o gönül üzüncüne
Şiirler okunmaz sitemli
Titrek bir sesle
Durup yüreğinin kıyılarında.

Bir sonsuz yalnızlık içinde
Üşür ölülerimiz mezarlarında
Sevgiyle anılmamaktan.
Ben yazmazsam
Unutur insanlar, şikâyet edip
Unutulmaktan
Her yeni günle giden birini daha
Yükleyip kusurlarını
Zamana ve hayata.

Akşamı göğüsleyemez o yalnız
İncinir evlerin gölgelerinde
Evine boş dönen baba
Anne dağılır, odalara yılgın
Ben yazmazsam
Akıtıp acılarını ince bir türküye
Katlanma gücü bulamaz hiçbiri
Geniş bir yürek
Ve engin bir dirençle
Kavrayıp hayatı iliklerine dek.

Ve ben şiir yazmazsam
Çoğalmaz nar taneleri gibi
Görüntülerin güzelliği
Çocukluktan çıkar çıkmaz
Yaşlanır insanlar
Sevgi bile yük olur acemi yüreklere
Bir sorular yığını olarak
Kavranmamış kalır dünya.

Şükrü Erbaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.