Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş

Dünyada tükenmez murad var imişNe alanı gördüm ne murad gördümMeşakkatin adın Murad koymuşlarDünyada ne lezzet ne tad gördüm Ölüm var dünyada yok imiş muradGünbegün artıyor türlü meşakkatKalmamış dünyada ehl-i kanaatİnsanlar içinde çok fesat gördüm Nusveran-ı Adil nerede tahtıSüleyman mührünü kimse bıraktıResul-i Ekrem’in kanunu haktıHer ömrün sonunda bir feryat gördüm Var mıdır dünyaya gelip de kalanGülüp …

Devamını oku

Geçen Şey

Kocaman yıldızlar altında ufacık dünyamız, Ve minnacık bir “hane”: Kokar kır çiçekleri gün ağarmadan, Anısız, uykusuz, Kokar nane. Ta öncelerden beri mestolmuş herkes, Bir bakıma her şey “mestane”. Hayal edilir nazlı yar yönlerden, Aşk ile kuşlar süzülür, Değisir gökler şahane. Farkında değil gönül, Sanki hepten divane; İçimizden, dışımızdan Geçer vakit Zalim, zalimane ! Fazıl Hüsnü …

Devamını oku

Tutunamayan (Disconnectus Erectus)

Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. Yalnız pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer.) Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez. Genellikle başka hayvanların yuvalarında (onlar …

Devamını oku

Hastane Ciddi Bir Yerdir

Hastane, ciddi bir yerdir. Az önce söylendiği üzere, ölümü geciktirmeğe çalışanların yeridir orası. Sellemehüsselam girilmez. Girmenin haracını vermek gerekir; bu haracın hemen hemen tümü yüz suyudur. Ama, yüz suyunun da çeşitleri vardır. Hastane, ölümünü geciktirmeğe çalışanların, daha doğrusu yazgısının kendisine haksızlık ettiğini düşünüp, bu yazgının ancak değiştirilmek, en azından el katılmakla gerçek yazgı olarak gerçekleşeceğine …

Devamını oku

Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu

Bütün o aşkları yazdı da ne oldu  Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden  Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü  Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden Hilmi Yavuz Bakış Kuşu, 1969 ‘İkinci adresi’, Ankara, Bodrum değil, The Marmara’dır. Özellikle, yaz ikindilerinde Taksim’in akışan kalabalığını, kimi zaman ‘bir nehrin dalgınlığı’yla kimi zaman Orhan Veli’nin ‘İstanbul’un orta yeri …

Devamını oku

İnsanlar II

Her zaman, fakat bilhassa Beni sevmediğini Anladığım zamanlarda Görmek isterim seni de Annemin kucağından Seyrettiğim insanlar gibi küçüklüğümde… Orhan Veli 

Yenidoğan

1 Mektupsuz koma beni.Bir daha, bir daha yaz adını mektubun sonuna.Bana güler yüzünü gönder.Yenidoğan’ı anlat. 2 Günün hangi saatte battığını görememiştik,tepelerin arasındaydık çünkü,sen evlere bakıyordun,yüzündeki o çocuksu cesareti inceliyordum ben. Evler dağları sırtlanmıştıkorumak için kendilerini çaresizlikten,ocaklar yeryüzünün çamurunu yakıyordu. Klarnetçiler, matbaa işçileri, bakkal karıları dolaşıyordugünün battığı saatten sonra sokaklarda. 3 Saçlarının her teli bir dinamit …

Devamını oku

Kaçak Yaşamak

güz gelse yağmur yağsa yorgun olsaközlesek uykuları yatakları yalnızcabir anne gibi bizi oralara götürsenhiç bir şey düşünmeden uyusak biz çocuklar gibiyiz içli ürkek başıboşyoruluruz günlerin gürültüsü içindebizi dizine yatırıp masallar söylesenhiç büyümesek korkmasak belki de döğüşmesekyaşama kavgasında 1962 Eray Canberk / Kuytu Sular

Elde Var Sıfır

   22 yıl reklam yazarı olarak çalıştım, bir yıl üniversitede araştırma görevlisi olarak bulundum, bir-iki başka işle birlikte, toplam 27-28 yıllık bir çalışma hayatım oldu. Son bir yıldır da ‘evdeki adam’ durumunda oturuyorum, Türkçesi işsizliğe çalışıyorum. Doğru bir Türkçe oldu mu emin değilim ama, işsizliğin Türkçesi böyle cümleler kurduruyor insana.   Ordan burdan, hayattan, insanlardan, anılardan, …

Devamını oku

Sessiz Vedaların Kışı ve Anne Michaels

Kıpırtısız bir gölün kıyısında, boyunlarını çok hafif bir rüzgârla eğen sazlıkların arasındaki sarı nilüferlere bakarken kökleriyle yuvalarına tutundukları ilk ânı hayal ettim. İnsandan çok daha uzun yaşayabildiği söylenen o mahcup bitkiler için zaman yoktu. Tohumlarını tabiata savuranları tanımıyor, bildikleri hayatla hiç vedalaşmayacakmış gibi sessizce salınıp duruyorlardı. Eğer insanın bitkilerle ilişkisi hakkındaki çok eski gerçekleri bilip, …

Devamını oku