En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündüÇocukların günü gibi bir gündüKahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktıHiçbir şey açık seçik görünmüyorduKocaman bir bahçe olmalıydı, orda burdaTavuskuşları olmalıydı, herbiriÖyle bir başına hiç kımıldamadan duruyorduSaniyeler sümbüller gibiydiSaniyeler sümbüller gibiydi dokunsam iki parmağım arasında akıyorduKısacık bir gündü. Bir kişi bile yoktuHayrünnisa ile ben vardımSeylan taşları ile işlenmiş bir iğne vardıYansıyan …
Şub 23
Yalnızım bir kompartımanda Bir hızar testerisinin yaz ışığı ufuk hattından Ağır ağır gözlerime geliyor köşede rüzgar Tozla yıkıyor söğüt dalını çocuk Onaltı bağımsız devlet büstünün Sarkan bıyıklarını düzeltiyor zaman Düşündükçe koyu bir renk alıyor Buraya uzun bir yol boyunca Kurulu bir kumpanya çadırlarından Tuğla harmanlarından geldim her ateşin Çemberinde yanarak ve darağacında Kurutarak dikişsiz gömleklerimi …
Şub 23
Kendine esen rüzgarla derinleşen yüzü bir adamın durur ve ormana bakar, bu benim. Damarların ugultusunu duyar bir sarnıçtan gizli bir kente döşenmiş su yollarının Ağaçların sararmış yaprak uçları dalarken gökyüzünün karanlık denizine kökler büyülü bir ışıkla aydınlanır ve toprak yabancı bir mimariye açılır, bana ait olan. Yalnızlık, doğunun bildik çarşısı kendi alışverişiyle canlanır, yeni bir …
Şub 23
Sen de bilirsin hüznün incelmişliğini,Fırınında değil, mezecilerinde bulunur kalbimizin, Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse…Senin verdiğin hüzün kedere dönüşüyor gitgide.Sabah güneşi vuran doruklardan,Pembe rengi sildim şimdiki halde…Tipiyi çağırdım, göz gözü görmesin yine.Gözlerime ilgisizlik bulutları ardından,Kış güneşi gibi soluk, serin bak.Her zamanki bakışınla muhakkak,Özlem bulutu çözünür, taşkın olur.Sabah güneşi vuran doruklardan,Pembe rengi sildim bugünlerde;Dağdan kereste …
Şub 23
Güle sevdalanan, dikenin sataşmasından korkmaz,Sevgilinin yüzüne hayran kalan, başkalarından korkmaz.Kendi başından geçmiş, cesaretli delikanlı,Kan döken hançerden, darağacından korkmaz.Mansûr gibi “Ene’l-Hak” diye haykıran,Sırlardan habersizlerin kınamasından korkmaz.Ey hazine ve mücevher arayan, düşünme yılanı;Hazineyi ve cevheri götürecek olan yılandan korkmaz.Sevgilinin yüzünün ışığına aşığım, korkum yok ateşten,Gönlü yanık kelebek, ateşten korkmaz. İmâduddîn-i Nesîmî Çeviren; Nimet Yıldırım
Şub 23
Daha çocukluğumda,Dinlemiştim bu masalı:Su, rüzgâr ve namusBir gün saklambaç oynamışlar. Önce su saklanmış;Fakat çabuk bulunmuşDerin vadiler arasında… Sonra rüzgâr saklanmış,Onu da bulmak kolay olmuşYüksek dağların tepesinde… Sıra namusa gelmişO da şöyle söylemiş: Dinleyin bir kere,Ben kaybolursamBulunmam hiçbir yerde…İşte, o günden beri namus kaybolunca,Bulunmaz hiçbir yerde. Sándor Petofi
Şub 23
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!Sazı bir kere eline almaya göresin,bir görev yüklendin demektir, bilesin,çok ağır bir görev, ve belâlı.Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,bırak elinden o kutsal sazı,sana burda hiç kimse kulak asmaz. Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,çok eskilerde bir Musa vardı hani,işte biz …
Şub 23
Bir düşünce kurcalar kafamı:Yatakta, başım yumuşak yastıkta mı ölmeli?Yoksa bir karanfil gibi mi solmalı yavaşça,gizli bir kurdun içten içe kemirdiği?Sessiz sedasız eriyip gitmeli mi yoksaboş bir odaya bırakılmış mum gibi?İstemem, tanrım, böyle bir ölüm istemem!Ölmeyi dilerim ben, ölmeyi birdenbire:Ayakta, yıldırımla parçalanan bir ağaç gibi,kasırgayla devrilen bir ağaç gibi ölmeyi,uçuruma yuvarlanan bir kaya gibi,tepeden tırnağa titrete …
Şub 23
Sen ey, o uykulu savaşçı, kumlar üstünde,Yorgun bir su ısıtıyor güneş saçlarındaVe bir günlük yakarak düşman yanağında,Karıştırıyor bir aşk içkisini gözyaşıyla. Duruk sessizliği ak yalımın, üzüntü içindeDedirtti, ey benim ürkek öpüşlerim, sana:“Tek bir mumya olmayacağız seninle aslaBu mutlu palmiyeler altında, eski çölde.” Ama ılık bir nehirdir işte saçların,Ürküsüz boğmak orda bize tebelleş ruhuVe bulmak o …
Şub 23
1 Bu gözyaşları ne?Doğudan esen bir rüzgâr ne?Yakınmalarıyle yüklübenim yitik insanlarımınve yurt özlemiyle boğazlanmışve kaskatıbu rüzgâr ne? Toprağı ve ufku doyuranbu sesler ne?Ovanın umutsuzluğunu döken,çırılçıplak,bu sesler ne?Yüzüme, gözüme,yüreğime, boğazımaçiy gibi, kan gibi yayılan,kölelik kokusunu boşaltanbu sesler ne? Bu gözyaşları ne?Doğudan esen bu rüzgâr ne? 2 Sizi çağırıyorum sizi.Sıkıyorum ellerinizi.Kucaklıyorum ayaklarınızın altındaki toprağıve diyorum ki:Yaşamım sizin.Sunuyorum …