En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
az sonra beni çağırırlarburalı değilim yanımdamemleketimi bildirir bir belge getiremedimüzgünümhiç kimse fotoğrafımı çekmediizin vermediğimuygun durmadığım söyleniyor/-aksine efendimbenim annem belirlenemedi/birazdan beni çağıracaklarını umuyorumsigaramda yol görünüyorburdan da dengimi tutuyorumbol miktarda Eylül biriktirmiştim/aslında kasım demek istiyorum/ker*** duvfar diplerinden topladımkoynumdabütün ceplerimdeAkdeniz kıyısından devşirdiğimrenkli çakıllarkaydırak taşları midye kabuğuve ince kumun içindelersigaramda yol görünüyoryakında beni çağırabilirlerAnne’m en gizli sırrını sonuçta ‘Ay’a …
Şub 23
Biliyorum Birgün bu şehirden gideceksin Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda Elinde ufak valizin Ne yapalım hayat bu Yaşamak biraz böyle diyeceksin İçinde hür maviliklerin özlemi Küçük odanı, kitaplarını Ve mahsun bırakıp göklerle başbaşa beni Biliyorum, Bir gün bu şehirden gideceksin…! Fethi Giray
Şub 23
yedi kat arzımdasın bir barak havasıyla yanık annelerden yansıyan gök taşını hangi hışım saplarsa toprağa yahut mavzer kurşununu ete öyle düştü yedi kat göğünden yüzün yedi kat arzımdasın dilim lal kısıldı sesim tükendi dad kelimeleri feryadımdan içimde bir iltihab son kanserim miydin geliştin gene mi yanlış adrese geldim yoksa yanık bir anneden yansıyan bir barak …
Şub 23
Senin resmini yaparkenParlak kırmızıyla lacivertiBirbirine karıştırıyorum.Söyle bana ey gelincikToprakta ne al, ne lacivert,Ne kırmızı, ne de sarı varkenSen nasıl boyuyorsun böyleÇiçeğinin yapraklarını?.. Nakagawa KazumasaÇeviri: Sami Akalın
Şub 23
Acı, hassasiyetini kabuklaştırıyor insanın.Ölmek galiba bu.Ayrılığa alışmış gibiyim.Tevekkül, teslimiyet.Ve heyecanların gün geçtikçe kararan pırıltısı……Alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı.Artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum.Nemli bir tomar gibi.Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.Galiba ihtiyarlıyorum… Cemil Meriç
Şub 23
Ölüm kapımıza hızla yaklaşanAlaca kanatlı bir atlıdır şimdiNal sesleri içimizde yankılanan.. Oysa vakit çok erkenÖpünce seni gözlerindenYolculuk başlayacak.. Sen de yoksun başucumdaGözlerimi kim kapayacak? Şinasi Özden
Şub 23
”Ölüm, mahşer günü bir siyah koç suretinde getirilip boğazlanır” bir siyah koç gibi öldürüldü ölümüm kızıl çığlıklara döndü izdüşümüm ölüm ölüm alacak elinizden ‘ıyşınız aşığınız diye delik delik kaçtığınız ölümlerinizden bir yudum ölüm bir yudum ölüm veriniz nerde yok mu ölümleriniz dininiz mezhebiniz aşkına ölememekten döndüm şaşkına rabbiniz taptığınız aşkına bir yudum ölüm bir yudum …
Şub 23
söylemedi deme gidiyorum geldiğim yere arkama çalı toynaklarıma telis bağladım iz bırakmadan en sessiz gidiyorum cari sadakam nakibim /yeryüzünde bid’atım/ menend ü rakibim terekem yok sıfıra çarpıldı hikmet-i vücudum alacağım kimseye borcum yok varis bırakmadan gidiyorum kimse bilmeyecek var olmuşum olmamışını gidiyorum kefensiz sedasız nam u şöhretsiz gece nevbetinde aydım şekibindim /olmayacak yoruldum/ gelmeyeceksin sabahı …
Şub 23
Hep bilinen yaşantılar,Hep bilinen imgeler.Nasılsa bir düşte birleştiler,Sonsuz yeni biçimlerle. Hep bilinen duygular,Hep bilinen sözcükler.Nasılsa bir şairle buluştular,Sonsuz yeni şiirlerle. Sarhoş olunca anlar insan şarabın gücünü,Aşka düşünce aşkı:Siz benim şiirlerimi yazamazsınızBen sizin düşlerinizi göremem. Hu Şö Çeviren : Halil Bener