En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Birine kızıyordu delikanlı:–Ah! dedi, bi bilsem onun kim olduğunu! Usluluklar içindeydi kızın gözleri:–Ya yoksa, dedi, öyle biri? Ya kızacak bişey yoksa. Yol boyunca konuşmadılar artık, kara kara düşünüyordu delikanlı: Ya yoksa öyle biri…Ya kızacak bişey yoksa? Yıllardır su verdiği, üstüne titrediği, biliyordu, o içindeki sevgi, o pırıl pırıl hançer öfkesiz kalırsa paslanacak… Kızın aklı ütülü …
Şub 23
Sen gidiyorsun ya işine yetişmek içinSaçlarını, gözlerini, elleriniNeyin varsa toplayıp gidiyorsun yaHer seferinde bir şey unutuyorsun sıcakTermometrede yükselen çizgi çizgiKim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülenİnsan insan bakan gözbebeklerinBeni tutsa tutsa gözlerin tutar ayaktaBeni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir banaÇalışma gücü yaşama direnciMutluluk gibi kazanılması zorMutluluk …
Şub 23
Ne sigaralarda tat kaldıNe gönlümü avutur tazeler,Önümde açık duran tek umutKapısı daraldıkça daraldı. Her gece gökte bir küçük yıldızSeninleyim diye el ederNe onun uzaklığı azalır,Ne benim içimdeki kederler. Kırların kokusu bile duyulmuyor,Yeşeren otların, sararan otların, yanan otların.Hatıralar kervanlar gibi gitti giderYağmuru bile kalmamış bulutların. Aldatır beni küçük yıldızım,Atlar gibi soluyarak kanımı içer,Bir yandan tarlalar yeşerir,Bir …
Şub 23
Geçmiyordu bir kartal gölgesi bile kızgın kayalardanYerinde kalsın istiyordum yüze vuruyorduPaslı demirler o, o ezik saçlarBatık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğuYüze vuruyordu Hadi gittimDönüp dönüp ardıma baktıktan gitmek mi buKırık plâklar bir kış gülü yüze vuruyorduBir şey katmaz aşka eklesem birleştirsem biliyorumKanatlı balıklar eski çerçeveler yüze vuruyordu İstesem de birini takamam silindim fotoğraflardanYaz kumlarında kurumuş …
Şub 23
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlarben yaşarken koptu tufanben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainather şeyi gördüm içim rahatgök yarıldı, çamura can verildilinç edilmem için artık bütün deliller eldekazandım nefretini fahişelerinlanet ediyor bana bakireler de.Sözlerim var köprüleri geçirmezkimseyi ateşten korumaz kelimelerimkılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarınauçtum ama uçuşumradarlarla izlendigayret ettim …
Şub 23
Ben gidince hüzünler bırakırımBu senin yaşadığındırBir ev sıkılır kadınlardakiSeni sevmek bu kadar mıO benim yaşadığımdır Bazan da bir yerde kuşlar vardırNe uçmak, ne görünmek içinBir karanfil pencereyi delerBir kapı kendiliğinden kapanırİstesek sevişirdik, ama olmadıBiz değil yaşayan acılardır. Gitsem de her yerde biraz vardırHatırda zamansız bir plakBir otel kapısı, biraz istasyonVardır o seninle birlikte olmakBuluşur çok …
Şub 23
Başka birinin yazdığı senaryoda Sonra uzun bir sessizlik girdi araya.İkisi de hareket etmiyordu, kadınarasıra kalkıp müziği değiştiriyordubir tek. Kavgacı gençliği geçiyordugözünün önünden adamın, öfkelikırgınlıkları, örtünme dönemlerive ditlenme günleri – birikmişsusuzluklar, yıkılmış iskambil kuleleri,kaybolan arkadaşları : Yoldan çıkanlar,bambaşka yollara girenler, yolda ölüpgidenler. Hepsinin arasında biriki andıparıldayan : Belki beklenmedik bir mola,belki de sürgünde açmış bir parantezçiçeği. …
Şub 23
Artık ne pencerem var seni koyacakNe masam,Sevgilim de yok bu şehirdeÇiçek seni alıp ne yapsam? Cahit Külebi
Şub 23
sen elmayı güldürürsünsenin elmaya su verdiğin gündücamı sevindiren yelkenlinindenizcilik kitabından kaçtığı gündü cam daha başka kardeşlikleri deaçığa çıkarır, hatta onları unutanları dayokluk içinde elmayla aydınlatır yoksa bir ermiş niye çıkarsınsakinlerin denizinden aynı balığı su da çiçekten nasibini alırelma da yeraltı ermişindencamdan çekilen de aramızdan sayılır-usta bu tahtalar boyasızellerini yüzüne göürme usta, hembiz kaldık, onları suya …
Şub 23
Ve elbetGözlerin sularımdan çekilinceürkek bir ceylanla anlaşırımyüzünün çok yakını olan bir limanadilinin ve ağzının verdiği baş dönmesinebahçeni tutan tavşanlara sığınırım Karnımdan geçilmiyor moraran ağzımKovalanıyorumİkindi zaman karanlığı iç çarşılarey şafak bir askerle anlaşÇünkü namluya sürüldünİşte burda bir ordu yürüyen karnımdaİzim sürülüyor köpeklerin sürünerek yaklaştığıAnlaşılıyorHatırlarımıza dokunulmamışFakat el konmuş aşkı yaratırken kuğularınGeleceğimizin serin suları ve göllerine Ey kadın …