Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Eylül

“Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka…”(Cemal Süreya) Eylül Furuğ Ferruhzad’a Saatlerce masanın üstündeki telefona baktı. Elleri koynunda… düşündü… düşündü… ve nihayet düş/ürdü… koynundan… ellerini… Bir de sıkı sıkıya tuttuğu yeşillerini. “Olması gereken”, dedi… ”Çünkü güz geldi.” Tüm sabahlara gölge düş-tü… ”Eylül düştü… Düş-tüüüüüüü!” diye bağırdı Güneş ardından. Eylül de anladı… Hiçbir şey artık aynı …

Devamını oku

Senfoni

Önce sesin gelir aklımaÇaresiz kaldıkça hep seni düşünürümGüzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçliSonra cumartesi günleri gelirSonra gökyüzü gelir hemen kurtulurumBir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerimSavaşta ve barışta, karada ve denizde,Düşkünlükte ve esenlikteZamanımız apayrı bize göreYanyana olduk mu eleleAç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahatSen yanımdayken ister istemezGeniş …

Devamını oku

Frida Kahlo: Aşk ve Acı

Bedenim bitkin. Ve bundan kaçmam mümkün değil. Tıpkı hayvanlar gibi kendi ölümümün gelip de yaşamımın ta içine yerleşmeye başladığını duyumsuyorum; bu öylesine güçlü bir duygu ki, tüm mücadele olanağımı yok ediyor. Herkes benim mücadele etmeme öyle alıştı ki, kimse inanmıyor bana. Yanılmış olabileceğimi düşünmeye cesaretim yok artık, bu tür parlak fikirler gitgide daha az geliyor …

Devamını oku

en ağır yük yalnızlığım

şairler ekmek satın alırfırıncı şiir okur mu şairin karnı acıkmasaşiir yazar mıydısakalının telleriyleBeyoğlu’nda şairini bulmadığı için miintihar ettiyazılmayan şiiryoksa okunmayacağı için mi tuzluğun içinde pirinçtir şiirgün gelir kıtlık olurpişer gizlice… şiir şişman olduğunapişman değildirçünkü her şiirin bir kocabin metresi vardır çocukları olsun diye miçirkin bir şiir kitabıyanına konmasını istergüzel bir şiir kitabı mı bir kadının …

Devamını oku

SUSMA

mahçup bir töre’nin emanetidir çekingenliğimbakamam gözlerine konuşurken.aldırmabu toprakların harcıdır yüreğime katılan kadim hüzünne yapsan nafile, ağlarken bile yalnız ağlarımşaşırmayeter ki; konuş, yeter ki; susma, esirgemeen onulmaz yaralarıma deva ihsan eden sözlerini yoksa aşikâr bir cinneti büyütürüm gözlerimdekızıl kıyamete çeviririm gittiğin yollarımekân olmaz sana bedduamı yüklenen dağlarhadi konuş ne olurkatliamları anlat, işkencelerde bir gül gibi solan …

Devamını oku

Yarın Erkenden

– Ölen kızı için – Yarın erkenden kırlar ağardığı zamanGideceğim…biliyorum beni bekliyorsun bak.Geçip gideceğim dağlardan ormanlardan,Daha fazla kalmayacağım senden uzak. Gözlerim düşüncelerime saplı yürüyeceğim,Duymadan hiçbir haber, hiçbirşey görmeden.Yalnız, kimsesiz birbirine kenetli ellerim,Gideceğim, farkı yok gündüzümün geceden. Ne uzaklarda Harfleur’u saran perdelereBakacağım, ne de inen altın renkli akşama.Kavuşunca bir bağ yeşil çoban püskülü veBir çiçekli funda …

Devamını oku

Başkalarının Acısına Bakmak

“Bütün yaşantıların ortasında sözcüklerin, düşüncelerin ağırlığını taşıyacağını düşünmek son derece zorlaşmış bulunuyor. Savaş, sözcükleri tüketip bitirdi; sözcükler iyice zayıfladı, sözcüklerin ileri tutar bir tarafı kalmadı. (Henry James)” (s.25) “Fotoğrafların bugün hayal gücünü aşan bir ağırlığı vardır; tıpkı dün basılı sözcüklerin, daha önce de konuşma dilinin olduğu gibi. Çünkü baştan sona gerçek görünüyorlar. (Walter Lippmann)” (s.25) …

Devamını oku

Kabuk Adam

“Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.” (s.1) “Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir.” (s.30) “Yalnızlığa öyle alışmıştım ki bir başkasının ilgisini ancak bir tehdit olarak algılayabiliyordum. Yabani bir hayvanın insan …

Devamını oku

Kalanlar

“Ben bendim. Zaman, yaşanmış zamandı. Bir kaç yaşanmamış gün de eklenmişti bu zamana. Kemerle bağlanmıştım. Acılarım vardı…” (s.12) “Beni öldürdüm, her insanı öldürmek kanısı ile öldürdüm.” (s.16) “Mevsimler değişiyor. Bunlar Vivaldi’nin dört mevsimleri gibi değil, dinlendirici olamıyorlar hiç.” (s.20) “Haykırmak istediğim çok şey var. Büyük kayıplar yıkacak değil bizi. Açıkça birbirimizle konuşamıyorsak ben ağlamak, bağırarak …

Devamını oku

senin de mazin var mı

kâkülünü gözlerininüzerine indiren çocukşubat, ne çok yaralamışbakışlarınıüstelik böğürtlen çiziği dizlerinyeni hikayelere varmadan iğde çiçeğine derilimevsimler vereceğimsana.okşanmamış saçlarınaakikahadi gülümse durma… saçlarını bir yandanbir yana deviren çocukiçeri girbirazdan yağmurları başlarbu şehrin…üşürsün. bilmem sen de yıldızlarısayar mısınsenin de mazin var mısende durup durupağlar mısın kırmızı