Sol Elle Tutulan Günlük
22 Mart 2004
Senin izninle ulaşılması
tutkuyla, bazen delicesine
istenebilecek, güzel, mutlu
ve ölümü kapısından içeri sokmayan
sonsuz bir gelecek olduğuna
inanıyorum elbette, Rabbim.
buna umutla, coşkuyla
inanmak ister herkes.
çünkü yoksa böyle bir gelecek,
yani böyle bir inanca dayanak
bulunamıyorsa eğer,
o zaman her şeyin,
geçmişin, şimdinin ve geleceğin
ve onların sahibi olarak Senin,
herkes için
peşinen kaybedilmiş olduğunu
kabul etmek gerekiyor, Allah’ım.
ne olacak bu halim benim, Allahım?
insanların diline çevirmek için
Senin, rüzgârla, bulutla,
yağmurla yazdığın muhteşem şiirleri,
bıraktığım yerden
kalemi elime almayalı
belki bir aydan fazla oldu.
dün ‘kitap sarhoşluğum tutmuştu yine;
onca darlık içinde
bir kucak kitap aldım yine sahaftan.
ve eve dönerken yolda kendi kendime,
“kitapların kendisi, dedim
puta tapınmayı men etmeselerdi,
benim gibiler için kolayca
puta dönüşebilirlerdi.”
Sana sığınıyorum
böyle bir sapkınlıktan!
Son günlerde,
ortada aksayan bir şey,
bir suç, bir yıkım
olmadığı hallerde bile
kendimi suçlu, değersiz
ve çaresiz hissediyorum.
bunun ne kadarı hastalık,
ne kadarı sağlık?
bilmiyorum, bilemiyorum.
“elli beş yaşını geçtin,
şair olmak şöyle dursun,
adam olabildin mi?”
insanın çok daha erken yaşlarda
oyunların içinde bile
kendine sormaktan sakındığı
bu tür taşlı dikenli soruları
sakınmadan yüzüme çarpan biri,
ayrı bir benlik peyda oldu
son zamanlarda bende.
uçurumların birinden ötekine,
ip üstünde gezinen,
abartılı ayna seanslarıyla
kendini kırbaçlayan
kendinden yılgın biri…
Rabbim, yardım et bana,
beni bana karşı koru;
beni kendi önümde küçültme,
sahip çık kuluna,
kendi ayakları altında çiğnetme onu!
yolumun üzerine
çıkacağı güne kadar, ölümün,
Sana doğru bir kaç adım olsun
atmış olayım istiyorum, Allah’ım;
ama bildiğim, alıştığım şeyler
yeni öğrendiğim, keşfettiğim şeyleri
öyle çabuk benzetiyorlar ki kendilerine,
attığım adımlar hep
birbirinin tekrarı gibi geliyor bana
ve başladığım yerden
öteye götürmüyorlar beni.
oysa, Sana doğru bir adım,
ötekilere benzemeyen bir tek adım
atmayı başarabilsem,
eminim, Sen de orada olacaksın,
Sen ve Senin büyük sanatın,
Sen ve büyük arınma,
Sen ve büyük dirilme!
Cahit Koytak












