Birbirimizin kıyılarına çıkar gibibirbirimizden kıyıya çıkar gibiseviştik o gün iki kazazedebelki de tuzlarımız sevişti birbiriylebiz sanki iki deniz eskisiydik o günve bir daha karayı göstermemek üzereistersen iki denizkızı gibi seviştik de bunaistersen ölü bir balıkçı ve gözütuzlu sirenve su yerine tuzunda boğulur gibi tenlerimizinbazen de tuzunda yeniden doğulur bir sevişmeninruhumuz bile tuz içinde kaldıtuz yalnızca …
Şubat 2021 archive
Şub 23
Gören Kâlp Mağazası
Ziya Mısırlı’ya “Haklı olarak benzetmişler insanlardenizi kadınabir anda değişebilen bu iki ummanınbilmem ki neden doyulmuyor tadına?”(Ziya Mısırlı)* Gören Kâlp Mağazası vaktiylebir şiir telgrafhanesi gibi çalışmış belliZiya Bey’in gönül gözüyle yazıpelleriyle d / okuduğu şu dizelerle“Gurbetin sayfalarında resim gibiyim”“Gecemde güneş doğuyor, gündüzümde yıldızlar”“Cesaret vermeli hatıralar insana” Açık bir mektup gibi ne pulne zarf istiyor Ziya Bey’in …
Şub 23
Bir Resim Olarak
Önceden bir tutam hüzündüm- işte nasıl bilirsenAyaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlereAkşam olurdu; eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardımAklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle. Eski püskü bir resim olarak kimliğimde taşıyorumŞimdi çocukluğumuCeplerimde papatyaları unutmaktan sanık ellerimBir ırmağın kaynağında dinelip, denize kavuşmayıDüşlüyorum gün boyuKulaklarımda uğultusu motor seslerinin. Göğün saçlarımla dalaştığını bilmesem, buna bir ad …
Şub 23
Camdaki Hafıza: Ahmed Rasim, Fotoğraf ve Zaman
Yirminci yüzyıl dönümünde yaşamış en velut, gündelik hayatın türlü hallerine en duyarlı kalemlerden Ahmed Rasim (1864-1932) Servet-i Fünun dergisindeki ilk yazılarından birini fotoğrafa ayırmıştı. “Fotoğrafım” başlığını taşıyan bu kısa deneme, 1891 yılında yazar 27 yaşındayken, yayına henüz başlamış bu resimli derginin onuncu sayısında neşredildi.[1] Ahmed Rasim ekmeğini yalnızca gazetecilik ve yazarlıktan çıkaran yeni nesil Osmanlı …
Şub 23
Oflama
Bir vapur geçiyor önündenVeya bir fırkateynFora etmiş rüzgarlarıKimbilir hangi karşı yakaya…Gömleğim yok ki ütüleyeyim,Gayrı-muntazam bir seferdeyim hep,İçkisiz kalmış bir barmenKendini içiyor kendini yazıyorKaraya vurmuş bir denizde….Nedense el ediyor deniz kızlarıAşna-fişne bir ölümü hatırlatarak…Oh olsun!Sen misin saatlerdir yalnız böyleBir balkonun balkonunda oturan!.. Can Yücel
Şub 23
Benden De Koyu Mai Bir Blues
Senlen raks rakına kalktıktaBaşım ayaklarınlaAyaklarım başınla beraber,Ve oran orama değdikçe,Evler boşalıyorSokaklar boşalıyorBahçeler masalar boşalıyorduBen boşalıyordum,Bizden gayrı kalanBi tek rüzgar vardıYaprakları üfleyen rüzgâr…Senden ayrılınca anımsadımDünyanın bu kadar kalabalık olduğunu… Can Yücel
Şub 23
Islak Öykü
Yağmur duasına çıkmış köylülerAptes almışGöğe el açıpYedi rekat namaz kılmışlarÜç keçi kesmişler sonraSana fazla düştü bana az diyeÇıngar çıkmış aralarındaTabancalar patlamışCandarma yağmış üzerlerine Can Yücel
Şub 23
Bir Daldan Bir Dala
Ölüm bir sarmaşıkGövdemi sarmalıyor,Üst dallara tırmanıyor usum,Uslan Ey Dil Uslan Artıkİhtiyar OlmaktasınŞarkısını mırıldanarakUsulUsul Can Yücel
Şub 23
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşmasından
Öyle gül atıcam ki size gelecek maçtaÂdem abim bilem tutamaz elleri yanar Can Yücel
Şub 23
Yeniden Babaevinde
Iİttim açılmadı kapıittim açılmadıÇitten atladımbahçeyi ot bürümüşçardağın altı boş Asma kocamış, seyrelmiş salkımlarıElimi uzattımmosmor güldüsonra avucuma döküldü taneleriılık, buğulu……ekşiden çok buruktu Sis bastı bahçeyikapı gıcırdadıAnnem seslendiVe yaklaştıkoştukça eteklerinden elmalar yuvarlanankardeşlerimin ayak sesleri IIBeşi bitirmiştimTemiz bir elbise giydimÖlmek istiyordumMis kokulu bir çarşaf serdim yatağa “Okuduğu yeter” demişler“patlıcan biber kızartmayı öğrensin biraz da.”Benim yarınımı konuşmuşlarkomşuları babamla Hiç …