Metin Altıok’un bir uyarısı var ki, bunu söylemeden geçemeyeceğim:“Şurası unutulmamalıdır ki hiçbir şiir salt imgeden ibaret değildir. Çünkü şiirin soluk alması gereklidir. Salt imgeye dayalı şiir tıkız bir şiir olur. Daha doğrusu şiir olmaktan çıkar. (…) İyi şiirde imge şiire kan pompalayan ve sonra yine kanla dolan yürek gibidir. Eğer imgeyle sözcükler arasında böyle bir …
Şubat 2021 archive
Şub 23
Ateş Çemberi (Neco)
I. “Dün akşam yolda gördüm/ Seni yıllardan sonra” çalıyordu radyoda. Dükkândan dışarı taşan sese zaman zaman şişko kebapçının çırağı eşlik ediyordu alüminyum tepside üzeri tabakla kapalı kebap servisini taşırken. Şükran Ay söylüyordu şarkıyı. Bayram yine içiyordu. Tekel bayiiydi. Kışlalar Caddesi’nde büyükçe bir dükkânı vardı. Üstten kesilmiş inci bıyığı, siyah geriye taralı, briyantinli saçı, yumurta topuklu …
Şub 23
Bir Molla Kasım gelir
Ben dervişim diyeneBir ün edesim gelirTanıyuban şimdidenVarup yetesim gelir Sırat kıldan incedirKılıçtan keskincedirVarıp anın üstüneEvler yapasım gelir Altında gayya vardırİçi nâr ile pürdürVarıp ol gölgelikteBiraz yatasım gelir Ta’n eylemen hocalarHatırınız hoş olsunVaruban ol tamu’daBiraz yanasım gelir Ben günahımca yanamRahmet suyunda yunamİki kanat takınamBiraz uçasım gelir Andan Cennet’e varamHak’kı Cennet’te göremHûri ile gılmanıBir bir koçasım gelir …
Şub 23
Gündüzünü Kaybeden Kuş
Hacı Süleyman, şafaktan beri elde çifte, önde köpek, kıyı kıyı taban tepiyordu. Tanyeri uyanırken, keklikler derelerden, yamaçlardan cak cak cak cak cak cacak cak ederek, yeni doğan günü bütün kuşlar, böcekler, çalılar, dağlar, taşlar ve denizlerle esenliyorlardı. Ne bir kuş, ne de bir böcek olan Goethe’nin bile ölürken ve kapkara sonrasızlığa göçerken son çağırışı “Işık! …
Şub 23
Ermeni Balıkçı ile Topal Martı
Topal martı ile balıkçının konuştukları bile görülmüştür. Önce martının laf attığına kalıbımı basarım, diyeceğim. İlkin balıkçının martıya laf atmasının mümkünü yoktur.Raviyanı ahbar işbu muhavereyi şöyle naklederler:Martı:Balıkçı:—Susacak mısın topal, sabah sabah?..Martı:Balıkçı:—Patlamadın ya! Daha nişana varmadık.Martı:Balıkçı:– Gözünü seveyim topal, sus… Sus da bir yan evvel (bir an evvel) varalım şu nişana. Martı:Balıkçı:—Zo bu kadar laf ettiğine bakılırsa …
Şub 23
Güvercin Avlayan Martı
“Terasta yemlerini yiyen güvercinlerden biri aniden başının üzerinde kurşundan bir gölge hissetti. Çatıya tüneyen martı, şişmanlığından umulmayan bir çeviklikle güvercinin tepesine kurşun gibi inmiş, zavallıyı yerden iki metre yükseklikte vurmuştu. Galiba sivri gagası ile karnını deşmişti. Bir an, ama sadece bir an çıkıp şunu taşla mı olur, kurşunla mı olur vurayım diye geçti kafamdan, o …
Şub 23
Nazar
Gece, Leylâ’yı ayın on dördüKoyda tenha yıkanırken gördü.“Kız vücûdun ne güzel böyle açık!Kız yakından göreyim sahile çık!”Baktı etrâfına ürkek, ürkekDedi: “Tenhâda bu ses n’olsa gerek?”“Kız vücûdun sarı güller gibi ter!Çık sudan kendini üryan göster!”Aranırken ayın ölgün sesini,Soğuk ay öptü beyaz ensesini,Sardı her uzvunu bir ince sızı;Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.Soldu, günden güne sessiz, soldu!Dediler …
Şub 23
Bir Ağaç Karşısında
Soğuk bir kış günü, karanfil almak için çiçekçi dükkânına girdim. Tatlı bir yaz hararetiyle ısıttırılan bi yerin havası, nibâti usarelerin hafif, sert ve yeşil buğulariyle dolu idi. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar, bana gösterilen sandalyede oturdum. Mes`ut bir insanın hayâl evi gibi, iklim, mevsim, yer ve zaman dışında meyl ve hevesin arzu edebileceği her türlü renkte …
Şub 23
Niye Gitmeli Türkiye’ye
Mum örneği parlıyor tüy çiçekleri çalılar arasında ,Ve bahçe afyon sarhoşluğu ile titriyor gibi,Niye gitmeli Türkiye ‘ye? Leylaklar kokuyor burada da,Yarım ay doğuyor solukça, Boğaz içindeyiz sanki.Tramvay geçerken çalıyor zilini,toz, gürültü,Dudakların rahatlokum gibi tatlı, sanki parlak bir halı,Otlar kesilmemiş burada uzun, tüylü,Ve arkamdaki yeşil şalsa Peygamberin cihat bayrağı.Yalnız kaldık haremde Bey ile gözdesi gibi…İçebiliriz gözlerimizle …
