Her şey değişirkenyalnız biz aynı kaldıkküçücük üç beş kişigeçmişle oyalandıkyollar bitmez gibiykendüşlere ulaşılmazkonuşmadan kaybetmedenyaşanmadan anlanmazuzak, her şey çok uzaktek sesin yakın banayok her şey bitmemişseni bana hatırlatantaksinin camındanvuran rüzgârla ayıldıkyorgun, uykusuzanıları aradıkYoruyorsa artık senieskinin eğlencesideğişen sen misinsen misin? Yorgun görünüyorsun biraz uzan istersensever gibi yapma artık daha henüz vakit varkenbir kaç yaralı ruh, birkaç bira …
Şubat 2021 archive
Şub 23
bir gönlün içine dalar gibi
Ezan saatinin karanlıkları başlar ve Nizam cihetinin İstanbul üstündeki ufukları kan ve mercan kızıllıklarıyla tutuşur yanarken, çiçeklerin daha susmamış kokuları, insanları uzak ve güzel gösteren akşam renkleri, sükutun ve karanlığın tadları gönlümüze dolardı. Bu loş saatlerde biz köşkün önüne dönmüş olurduk. Ve lambaları lezzetli çiçekler gibi açılmış köşke bir gönlün içine dalar gibi girerdik. Abdülhak …
Şub 23
Akşam Şarkıları
Sana âşık olmayı unutmuşumIssız bir kemanı bölüşmekten yorgundun senÖnüne bakmaktan yorgundunSaçlarını düzeltir gibi yapan ellerinleSigarayı usulca tutan ellerinleElbiselerin için siyahlar toplayan ellerinleÇok yağmurlu şarkıların o yanlış hüznüne tutkundun sen Sana bakmayı unutmuşum en çokEzberimde kalmış o yoğun cumartesiAnlatılmamış boş bir sokakmışKendi denizinin sularında durgundun senYetmemiş kımıldatmaya yüzümün kıvrımlarınıKokundan havalanan kelebekler, sessiz cinlerDönüp dolaşıp yine senin …
Şub 23
Bana Olanlar
ben deniz konuşmak istiyorumyokluğunun içinde oturuyorum kızıyım İbrahimin beş kez değişti nüfus kimliğimhayaletlerden korkmam zaman derler, -her şeyi değiştirirher şey bellidir, sıralı ve isimlibir ayak sesi yoksehpanın tıkırtısırüzgâr hışırdıyor hızlanacak belliinsanlar evlerineevlerden mezarlara çekildi-tekmelenen bir iskemle nedir onu kötü yapan, ölümü. bir daha olmayacak! hiçbir şey –dokunduğunuzkalmayacak dileklerim sende gerçekleşmeyecek gerçekleşecekbir dilekvarsa indimde solacaksoluyan kabarıp …
Şub 23
nerde bir sevda kelimesi
Şu gördüğünüz masaya bir aşk şiiri yazmak için oturmuştum sevgili insanlar muhterem konuklarım Pazenle kaplama parmaklar Elele tutup denizlerin üstüne basarak Dalgaları mahçupluk duvarlarını aşarak Bir aşk şiiri biçimlemek için başlamıştım. Deyin ki resitalim Çekiştiriyor bıyıklarımı yakalarımı Konfenksiyoncu kızlar Nasıl bilebilirler kimim nasıl tanırlar içimi Kertenkele gibi duruyorum bir an altında tunç bir güneşin Papatyalar …
Şub 23
Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar beni neden sevmezler Erkan
Hâlbuki ben bu halde bile caizim onların hançerlerineBu halde bile boğulmadım boğdurulmadımEski tüfeklerden adım geçer de dönüp bakmazlarmışAteş olsun almazlarmış kırmızısı uçuvermiş dudaklarınaİstemedim tek buse ne nazda ne hazda gözüm varMedrese cesetlerine nazır masallarda yıllar önceSene 99 ben İstanbul acemisi yıllar önceİnmişim trenlerden adım yakama ilikliMustafa Kutlu’dan çıkmışım vermişim şiirlerimiTalebeyim ama talip değilim ne yeşile …
Şub 23
Alerji
Beni kırdınSen de kayıpsın ama dedi göz ucuylaGökyüzünün susmasından alınmışBir kızın yağmursuz küskünlüğü Sen ki ağacını beğenmeyen yaprakYüzüğe sığınan ağıtYürüdüğün sokakların hatırasısınBana kalsa gölgeni yere düşürmemToprakta bırakmam iziniYarım kalmış ruhlarla açılmasanBahçeler toplanmaz yalnızlığındaParmaklarında ince uzunDindirirsin bir hayaliKendinin imgesisinSadece ölümün beğendiği Ey denenmiş yanılgıların tamircisiEvlerde insanlarda aşklardaVe yüzünün benim olan taraflarındaHayattan nem kapanO bakımsız alerji Bırakın …
Şub 23
Bir Şiire Krallığım
En zoru cumartesi sabahlarıdır bilir misiniz?Noktalama işaretleri bile soğuktur soğuktur soğukturKahvaltı telaşına kaptırıp kaptırmamakla kendimiGülümseyip gülümsememek arasında kendimiHadi uzatayım birazdan Sultanahmet fetişizmine kendimiArasında darmadağın kalmışlığımdan yıllardır bilirimKalp ağrılarımdan bana kalan sabahlardan bilirimLa bohem hayatların mirasından bilirimNe ağzımda acı tadı kahvenin ne penceremde güneş takvimleriSanki Mikalengelo “Kalk ve yürü!” dedi Musa heykelineOndan bilirimİnandığım yanlışlardan inanmadığım doğrulardan …
Şub 23
bir barbar kendin tartar bir barbar aşağlarda
ey susam!.. ey karanlık!.. ey borçlarını ödemeyenler!..sen o ses misin en aşağılardan gelen!..karıştırın bütün otları o aşağlardayıkın benim güvenimi,soğuk bir at olsun seslendigim ses, yıkın!.. ben koşarım aşağlara, koşarımyıkanacak boğulacak su bulsam… ey her şey!.. ey beni gülünç eden bitki sapları!..sessiz katlanmalarıyla… içimde ölmüş çocukları sallayanvazgeçilmez uğursuz şarkının salıncağı!..ben durmadan en utandırıcı şeyleri hatırlasam.nasıl camsı …
Şub 23
umarsız ve ifadesiz bakışlarla yürümelisin…
Kayan her bir yıldıza selam durup, taş atan avuçlarını okşamalısın çocukların.Sonra Mekke’den gelen rüzgara yüz sürmelisin.Eski zamanlardan kalma selamlar doluşmalı koynuna…Taşın altındaki siyah adamın iniltilerine kulak kesilmelisin ve hayat her sabah yeniden yaratıldığında ,SEN yeniden ayaklarının altında kanayan yaralarını sarmalayıp yürümelisin…Dikbaşlı yürüyüşlerin olmalı…Her aşkı feda edebilecekmiş gibi duran çelik bir kalp taşıyormuş gibi asi, umarsız …