Tag: Cahit Koytak

Cennette Sessizlik

bülbülleri, sakaları bombalarla susturduktan sonrahasbahçede hayallerin erişemeyeceği sessizlik başlar:büyük hayaletin, ‘insanlığın’ sessizliği…buzulların sessizliği,buzdan ve külden meleklerin sessizliği. tanrıyla, önce çığrışarak,sonra onun sessiz ve kıpırtısız diliylekonuşmayı deneyenfelluceli anaların çoğalttığı sessizlik… gökçe kozalaklarıhavan mermileri halinde başımızda patlayankutsal bilgi ağacının;tüveyçleri, katledilen bebeklerin beyinlerinin zarıve gözlerinin akı olup yüzümüze saçılangökçe minelerin, hatmilerin,hüsnüyusufların sessizliği. – akbabanın süslenip püslenipyüreğimin başına konmasından,orada …

Devamını oku

Genizden Konuşan Prens

Tanrı sendenyazdıklarını suluboyaylaanlatmanı isteseydibay edward estlin cummingsmuhtemelenbiraz görünür olsun diyekanatlarının ucuhafifçeyeryüzünün toprağına bulanmışuhrevi bir kelebekresmi yapardın bir çocuğun alt çenesinekonacağı tutmuşşaşkın bir kelebek. ben sendeişte o resimdeki kelebeğiürkütmemek içinaltmış dokuz yaşına kadarçenesini kıpırdatmadan tutanyani genizden konuşanyahut pek pek arada ıslık çalanşairi görüyorve diyorum kibak estlin, ne ezra pound, ne t.s. eliotne de bir başkası değil …

Devamını oku

Dua’ya Dair..

“Bize Dua’dan söz et!” Bunun üzerine de şunları söylediTanrı-Elçisi: “Sıkıntı ve ihtiyaç içindeolduğunuz zamandua edersiniz;keşke, neşeyle dolup taştığınız zamanlarda dua edebilseniz!bolluk içinde yüzdüğünüz zamanlar dadua edebilseniz! Çünkü sizin benliğinizin, sizinkendiliğinizin,yaşayan küllî varlıkta açılmasından,genişlemesinden başka nedir ki dua! Ve daha huzurlu olmanız için,içinizdeki karanlıkları,içinizdeki katılıkları boşluğa boşaltmakduayse eğer,daha neşeli olmak içinkalbinizin şafağını dışarı saçmak daduadır. Ve …

Devamını oku

Ölümün Estirdiği Düşünceler

I İyi şairler vaktinde ölmesini bilirler;Büyük şairlerse, hemen her zamanŞiirlerinden önce ölürler. Aslına bakarsanız, şairler iki kere ölürler,Bir kendi ölümleriyle,Bir de şiirlerinin ölümüyle. Ama bir kere de dirildiler mi,Şiirlerinin sayısı kadar dirilirler,Okurlarının sayısı kadar dirilirler. Bir kuşun, tüylerinin, teleklerininSayısı kadar çoğalıp, çoğalıpKuş katarına dönüşmesi gibi bir şey, bu. 12 Haziran 2008 II Bir şeyler öğrenmek …

Devamını oku

Kokuların Anası

öpüp koklarken sırma saçlarını toruncağızınızınbirden ölümü hatırlarsınız! sunmak için çocuklarınızın sevgili anasına,diyelim ki, bir süsen çiçeği kopardınız.uzatmadan refikanıza,koklarsınız o çiçeği, değil mi ama.işte yine onu hatırladınız! ve çekerken ciğerlerinize kokusunu,kapağını açınca, gezegenin ta öteki ucundansize postalanmış kitabın,bakın yine, bakın yine onu hatırladınız! ah, hatırlarsınız, birden hatırlarsınız,soluk alan her şeyde.her ağızda, hr yarıkta ve her çatlakta,her …

Devamını oku

Eski Sahneler Eski Oyuncular

Ablalarıma, ağabeylerime  ve küçük kardeşime… daracık uzunca bir hol,mutfak olarak kullandığımızbir ‘tandır evi’ ve tandır evine açılan,yoksullara vergi bir mizah zevkiyle‘kuyu’ dediğimiz,Yusuf ’un kuyusundan hallice,yeraltında, eski kilerden bozmaon metre karelik o tek odadatam on kişi yaşıyorduk: yedi kardeş, anne-babave ‘abla’ diye çağırdığımız,ermeni tehcirindemerhameti sonsuz Tanrı’nınkuyuların bu en rahme benzeyeninde‘sıtar’ ettiği, dulların en güzeliinananların hası,yetmişlik Fadime …

Devamını oku

Divanenin Duası

yaza yaza, kaza kaza,içimde sonsuzun kapısınıaçmadan ardına kadar, yonta yonta aklın taş ocağındakuşa benzettiğim sözlerinkanat takıp da koltuk altlarına, dualar, şükürler, şiirler niyetineuçurmadan göklere,ölmek istemiyorum, ölmek! bir on yıl daha, Allah’ım,bir on yıl dahabu divane çırağına! Cahit Koytak