Doğu-Batı Divanı’ndan

Ne çok taşındık! Nasıl dolaştırdık
bunca umudu, terkedilişi,  kaybetme
ve kaybolma duygusunu? (s.15)

Gerçekten de bir yanlışı bir başka yanlışla
düzeltircesine,  telâşla savrulmuştuk oradan
oraya: Kimi getirsek gözümüzün önüne kırık
dökük eşyaları çağrıştıracaktı. Yitirilen bunca saf hedef,
geridönüşsüz kararların yıprattığı uykular,
sabah uyanınca yüzümüzde patlayan
yalnızlık damarı ya da yanımızda yatan yabancının
bir akıntıda hızla uzaklaşan gövdesi: İçimizde
toplananlar çapraz sağlamada bulduğumuz şaşkın
bir eksiği kapatmaya asla yetmeyecekti.  (s.16)

“Bilemiyoruz” diyordu son yıllarında,
“Tahmin edebilir mi bir kırlangıç gerçekten de
fırtınayı? ” (s.20)

Anlaşılmaz oysa insan: Nasıl birdenbire
başlayan yağmur uzaklaşıp gitmişse biz daha
şemsiyeyi açmadan.  (s.20)

Sorulsa,  bütün sorular ağır gelecekti.  (s.26)

izini; düşünebiliyor musun: Aylarca aramış her
yerde, her an: Bir gün gelmiş, belli ki sınırı var
umudun ve arayışın, De Quincey gibi sabit fikirli
bir adama bile -kaybettiğini anlamış Ann’i,
hoş gerçek miydi kurmaca mı bunu kestirmek güç,
hele ki Coleridge’le yarıştırırcasına afyon yuttuğunu
unutmazsak.  (s.27)

…Merak etmişimdir hep:
Çocukluk arkadaşları ile yeniden başka bir hayatı
paylaşabilir mi insan? (s.28)

Ağrısına katlanamadığın bir an gelir,  (s.30)

…içimizde
zonklayan birini söküp atmamak için
ağrıyı korkudan fazla sevmek gerekir. (s.30)

Chateaubriand’ın René’sinde rastladım -bilmem
sever misiniz?- onu nerdeyse tarif eden bir
cümleye: “Yorgun düşmüştü sevilmekten” diyor
bir kahramanı için kitabın – kadınlardan başını
alamadı hiçbir zaman, uçlara sürükledi kendini, (s.37)

çekip gitmiş güneşin bıraktığı soğuk iz. Elleri
titriyor, bu kaçıncı kadehte. Uzun bir metastazdır
viski ve güzellik: Kendi kendine demir alan bir gemi. (s.40)

sonsuz bir derbederlikten söz edilebilirdi, hazırdı sanki
gitmeye: Aslında çoktandır geciktiği uzak bir yere. (s.44)

Konuşmayı denedimdi tabii, ama siz de bilirsiniz ya
belli bir yaştan sonra çok karışıyor düşünce örgüsü
insanların: O anda aklından geçenlerle geçmişin
sınırlı bir dilimi durmadan içiçe geçiyor ve bir tek
kendilerinin mantığını kavradıkları bir düzenden
sökün ediyor görüntüler ve kelimeler ve birkaç işaret.

almışlar haberi, hâlâ aklı almıyordu anlaşılan,
ihtiyar bir adam neden hayattan öyle vazgeçer. (s.46)

söküp taşıyordu notaları. Genç bir çift izin
almadan ilişti masaya, Avram’ın soru bile
sormaksızın getirip önlerine koyduğu iki susuz
rakı bardağı gibi uçarı, katılmışlardı neşeyle
peçeli kırık geceye. Adam, yorgun yalnızlığının
içinden, sazların dinlendiği bir an hatırlamıştı
Kemanî Sahak efendinin o unutulmaz unutulmuş
valsini: “Git kendini çok sevdirmeden”. (s.51)

…”Ne arıyorsun
burada bu halde?” diyebilmişti, koluyla ağzına
giren damlaları silerek. Ancak o zaman başını
kaldırıp bakmıştı kadın, aylardır duymadığı
sesin geldiği yüze. “Kaybettim oyunu değil mi?”
demişti önce – ama bir soru gibi çıkmamıştı
sözün sesi: “Film de bir boka benzemedi zaten.”
Öylesine açıktı ki bunları artık kimseye
söylemediği: “Her gece buraya geliyorum aslında,
seni göreceğimi umduğumdan falan değil, içeride
ışık yanıyor ve bana çok iyi geliyor bu.” (s.65)

Herkes farkında oyunun da, rol gereği dalgın.  (s.66)

Keder kuşlarını bende gördüm.

Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün,
unutmam ben ayrıntıları, kimdi
hatırlamıyorum tabii, ne önemi olabilir (s.79)

“Kapattığın fincanın içinde kaldın. (s.82)

Bir yanlış anlamalar zincirini Zaman,
hiçbir şeyi sırayla yaşamaz insan: (s.90)

kimseye ulaşmayacak bundan böyle, durmadan
mektup yazıp doldurduğunuz şişeler.” (s.92)

“Kimsenin, hiçbirimizin gelmezdi
aklına, işin bu boyutlara varacağı.” (s.104)

İnsan önce kendisinden yola çıkmayı öğrenmişse
dönüp gene kendine varır.  (s.109)

Bir şiirin yükünü, sığasını, genleşme eğilimini belirleyen etmenler onu doğuran atmosfere sıkı sıkıya bağlıdır. Yükleme, istif, şiirin daha çok eksiltmeyle yazıldığını bilen biri için riziko dolu kavramlardır.  (s.126)

içine girmeye çalıştığım resmin dışındayım ben. (s.127)

Bir gün nasılsa yolumu yitirdim, bir daha onu bulamadım. Kimse, bile isteye, evini yurdunu terketmez: Kişiyi saran koşullar, kuşatan vakit, sıkıştıran ötekiler hazırlar izlerin silinmesini. Neden sonra, nice çırpınışın ardından, yeniden kendi evini yapmaya kalkışır. Onu üzerine kuracağı yer kalmamışsa evini oradan oraya taşıyacaktır.  (s.128)

Bulamıyordu ki kimse, en doğru kelimeyi. (s.135)

 

Enis Batur
Doğu-Batı Divanı I

enis_batur_divani Doğu-Batı Divanı'ndan

Kırmızı Yayınları

Hâfız-ı Şirâzi’nin Gazellerinden Seçme Beyitler

Aşk kolay göründü ilkin ama,
ne güçlükler çıkmadı ki sonra.
Umut içindeydi aşıklar
sabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü,
getirecek misk kokusunu diye.

*

Gece karanlık;
Dalgalar ürkütüyor,
Girdap korkunç!
Ne bilir halimizi sahilde olanlar!

*

Nereye gidersin gönül böyle acele nereye?
Geçti gitti vuslat zamanı; hey gidi hey!

*

Bırakmadılar gönlümde sabır;
hân-ı yağmâya döndüm!

*

Çalgıcıdan, meyden dem vur,
Arayıp durma feleğin sırrını.
Hikmetle çözen çıkmadı;
çıkmayacak zira bu muammayı

*

Güzelliğine bulunur şu kusur ancak:
Olmaz güzellerde sevgi ile vefa.

*

Halden anlayanlar, size diyorum:
Gidiyor gönlüm elimden.
İçimdeki sırlar çıkacak ortaya, eyvah, eyvah!
Parçalandı gemimiz;
Ey uygun rüzgar; es haydi;
Olur ya,
görürüm yine sevgilimin yüzünü.
On günlük dünya hevesi
bir masal
bir yalan

*

Hey gönül,
gitti gençlik elden.
Dermedin hayattan bir demet gül.
Yaşlandın artık,
gösterme hüner ar namus adına.

*

Hafiz,
katlanıver gece gündüz sıkıntıya.
Bir gün
-nasıl olsa-
ereceksin muradına.

*

Son yatağı bir avuç toprak olan zâta de ki:
Sarayının eyvanının göklere kadar
yükseltmenin mânâsı ne?

*

Bu yolun meyhanesinde biz de yurt tutalım.
Çünkü yazgımız ezelden beri böyle yazılmış.
Akıl bir bilse ki gönül onun zülfünün hevesiyle
nasıl da mutludur; akıl sahipleri onun zincire
benzeyen zülüflerini koklamak için deli
divane olurlardı.

*

Gönlü aşk ile dirilen ölmez asla
Alem ceridesinde yazılıdır bizim aşk
meyhanesine devamımız.

*

Ey rüzgâr,
Düşerse yolun dostların gül bağına
Unutma aman,
ilet haberimizi cânana.
Deyiver bizden sevgiliye;
Unutmaya çalışmasın adımızı.
Unutkandır; biliriz;
Zaten anmaz ki adımızı.
Gönül verdik dilbere;
hoş olur mestlik gözünde.

*

Dinle bak, Hafiz dua ediyor. Dinle ve âmin de.
Şeker gibi tatlı dudağın bize kısmet olur inşallah.

*

Ey derviş;
ne halden anladığın var,
ne hal hatır sorduğun.
Bana kalırsa,
ne affedilmek umurunda
ne sevap düşüncesi.

*

Su başı çok uzak bu çölde.
Gulyabanî aldatmasın serapla seni
aman aman!
Pîrlik yolunda neyinle gidersin be gönül!
Gençliğin geçmiş hatâ ile,
heder olmuş.

*

Kaderde varmış
Lâl renkli şarapla hırka yıkamak.
Mümkün mü hiç değiştirmek!
Harap olmaktaymış Hafiz’ın baht açıklığı
Ezelî takdir atmış onu meyhane meyine.
Dönüyor şimdi devran muradımca.
Kul etti felek şimdi beni Hâce-i Cihân’a.

*

Masalı bırak Hafiz; biraz da şarap iç. Zaten gece
boyunca uyumadık; mum ise masal dinleye
dinleye yandı.

*

Gönlüm ve dinim gitti elden.
Yine de sevgilim azarladı beni:
Oturup kalkma bizimle!
Güvenilir biri değilsin sen!
Bu mecliste biraz olsun güzel güzel oturan gördün mü?
Oturup da, sohbet sonunda pişman olmadan kalkan gördün mü?

*

Görüyor musun? Bir taş gibi sağlam görünen
tövbenin temeli, bir cam kadehle nasıl da kırılıverdi!

*

Vara yoğa incitme kalbini; mutlu olmaya bak.
Çünkü her olgunluğun sonunda nasıl olsa yokluk var.

*

GAZEL 26

Zulf âşufte vu hey kerde ve handân leb u mest
Pîrehen çâk u GAZELhân u surâhî der dest

Nergiseş arbedecûy u lebeş efsûskunân
Nîmşeb-i düş be bâlîn-i men âmed benişest

Ser ferâgûş-i men âvurd, be âvâz-i hazin
Goft: Ey âşık-ı dîrîne-i men! Hâbet hest!

Âşıkî râ ki çonin bâde-i şebgîr dehend
Kâfir-i aşk buved, ger neşeved bâdeperest.

Boro ey zâhid u ber dordkeşân horde megîr
Ki nedâdend coz in tuhfe be mâ rûz-i elest

Ançi û rîht be peymâne-i mâ, nûşîdîm
Eğer ez hamr-i bihiştest veger bâde-i mest

Hande-i câm-i mey u zulf-i girihgîr-i nigâr
Ey besâ tövbe ki çun tovbe-i Hâfiz beşikest

Gazel 26

Saçları dağılmış, hafiften terlemiş, dudaklarından
gülücükler saçılıyor; çakır keyif olmuş.
Gömleğinin yakasım açmış, GAZEL okuyor; elinde
şarap sürahisi.
Nergis gibi mahmur gözleri kavga arıyor sanki.
Dudakları hayıflanmakta, işte dün gece bu halde
iken baş ucuma gelip oturdu.
Başını kulağıma yaklaştırdı ve hazin bir sesle
dedi ki: “Benim eski âşğım! Uykun mu var?”
Âşığa böyle gece şarabı verilir de bâde düşkünü
olmazsa, aşk kâfiri olur çıkar!
Git be sofi işine! Tortulu şarap içenleri eleştirip
durma. Elest günü bize bundan başka armağan
vermediler ki.
Kadehimize ne koyduysa, onu içtik; ha cennet
şarabı, ha üzüm şarabı.
Mey kadehinin gülümseyişi ve sevgilinin düğüm
düğüm saçları Hafiz’ın tövbesi gibi nice tövbeyi
bozdu.

*

Âhir be çi gûyem “hest”? Ez hod haberem çun nîst.
Vez behr-i çi gûyem “nîst”? Bâ vey nazarem çun hest
Şem’-i dil-i demsâzem benşest çu û berhâst
V’efgân zi nazarbâzân berhâst, çu û benşest

Peki, ne diye “var” diyeyim? Çünkü kendimden
haberim yok. Niçin “yok” diyeyim? Gözüm ona
çevrili çünkü.

O kalkınca, gönlümün kafadar mumu söndü.
O oturunca, ona hayran hayran bakanların feryat
figanı yükseldi.

*

Be cân-i hâce vu hakk-i kadîk u ahd-i dürüst
Ki mûnis-i dem-i subhem duâ-yi devlet-i tust

Hâce (Kıvâmuddin)’nin canına, aramızdaki eski
hak hukuka yemin ederim; sabahlan, en yakın
dostun olarak benim işim, senin devletine dua etmektir.

*

Efsûs ki şud dilber u der dîde-i giryân
Tahrîr-i hiyâl-i hatt-i û nakş ber âbest!

Yazık ki dilber gitti; yaşlı gözlerimle onun ayva
tüylerinin hayalini düşlemek suya yazı yazmaya benzer.

*

Hâfiz her an ki aşk neverzîd, vasi hâst
İhrâm-i tavf-i ka’be-i dil bîvuzû bebest

Hafiz, âşık olmadan vuslat isteyen kişi gönül
Kâbesini tavaf etmek için abdestsiz ihrama bürünen kişi gibi olur.

*

An şeb-i kadrî ki gûyend ehl-i halvet imşebest
Yârab in te’sîr-i dovlet der kudâmîn kevkebest?

Sevgiliyle baş başa kalman bu geceye kadir gecesi derler.
Tanrım, böyle bir devlet hangi yıldızdan gelebilir ki!

*

Tu hod visâl-i diğer bûdî ey nesîm-i visâl
Hatâ niger ki dil ummîd der vefâ-yi tu best
Zi dest-i covr-i tu goftem zi şehr hâhem reft
Be hande goft ki hâfiz boro! Ki pây-i tu best?

Ey vuslat rüzgârı! Vuslaat vaadin başkasınaymış!
Şu hataya bak! Gönlüm kalktı, senden vefa umar oldu.
“Bana çektirdiklerinden dolayı şehri terkedeceğim” dedim.
Güldü de “Hafiz! Git hadi; seni tutan mı var!?” dedi.

*

Ey muddeî boro ki merâ bâ tu kâr nîst
Ahbâb hâzirend, be a’dâ çi hâcetest?

Hey iddiacı; git işine! Seninle alışverişim yok.
Dostlarım burada; düşmana ne gerek var!

*

Hemçu gerd in ten-i hâkî netevâned berhâst
Ez ser-i kûy-i tu zanrû ki azîm uftâdest

Şu toprak bedenim senin sokağına çakılıp kaldığı
için toz gibi havalanamıyor.

*

Nasihati kunemet; yâd gîr u der amel âr
Ki in hadîs zi pîr-i tarîkatem yâd est

Gam-i cihân mehor u pend-i men meber ez yâd
Ki in latîfe-i aşkem zi rehrovî yâd est

Rızâ be dâde bedih vez cebin girih bugşây
Ki ber men u tu der-i ihtiyâr negşâdest

Mecû durustî-i ahd ez cihân-i sustnihâd
Ki in acûz arûs-i hezâr dâmâdest

Nişân-i ahd u vefa nîst der tebessum-i gul
Benâl bulbul-i bîdil ki cây-i feıyâd est

Hased çi mîberî ey sustnazm ber Hâfiz?
Kabûl-i hâtir u lutf-i suhen hodâdâdest

Bir öğüdüm var; dinle ve uygula.
Bu söz tarikat pirinden aklımda kalmış.
Dünya gamı çekme ve öğüdümü aklından çıkarma.
Şu aşk latîfesini de bir yoldaşımdan duydum.
Sana verilene razı ol ve alnındaki hoşnutsuzluk ifadesini sil.
Çünkü seçenek kapısı ne senin ne benim yüzüme açılmıştır.
Karaktersiz dünyadan ahde vefa arama.
Çünkü bu kocakarı bin damada gelin olmuştur.
Gülün tebessümünde ahit ve vefa işareti yok.
Aşık bülbül, inlemeye bak sen.
Çünkü feryadın tam zamanı şimdi.
Ey şair bozuntusu! Niye kıskanırsın Hafiz’ı!
Şiir gücü ve söz güzelliği Allah vergisidir çünkü.

*

Yek kıssa bîş nîst gam-i aşk vin aceb
Kes her zebân ki mîşinevem nâmukarrer est

Aşk gamı dediğin, olsa olsa, bir hikayedir; ama
şuna şaşıyorum: Kimin ağzından dinlesem, hiç
tekrar edilmemiş gibi geliyor bana.

*

Der âstîn-i murakka’ piyâle pinhân kun
Ki hemçu çeşm surâhî-i zemâne hûnrîz est

Şarap sürahisi ile adam gibi adamı bir arada
buldun mu akıllıca içki iç; çünkü zamane çok fitneci.

*

Irâk u fârs girifti ki be şi’r-i hoş Hâfız
Biyâ ki novbet-i bağdâd u vakt-i tebrîz est

Hafız, güzel şiirlerinle Irak’ı, Fars’ı fethettin.
Haydi bakalım; şimdi de Bağdat ile Tebriz’e sıra geldi.

*

Hâfizâ terk-i cân goften tarîk-i hoşdilîst
Tâ nepindârî ki ahvâl-i cihândârân hoş est

Hafiz, candan vazgeçmek mutluluğun yoludur.
Sanma ki dünyaya hâkim olan hükümdarların hali pek hoştur.

*

Behâh defter-i eş’âr u râh-i sahrâ gîr
Çi vakt-i medrese vu bahs-i Keşf-i Keşşâf est

Fakîh-i medrese dey mest bûd u fetvî dâd
Ki mey harâm velî bih zi mâl-i evkâf est

Şiir defterini iste ve kırların yolunu tut. Ne
medreseye gitmenin, ne Keşf-i Keşşâf okumanın
zamanı şimdi.
Dün medresenin fikıhçısı sarhoşken fetva verdi:
Şarap haram olsa da, vakıf malından iyidir.

*

Hadîs-i muddeiyân u hiyâl-i hemkârân
Heman hikâyet-i zerdûz u bûriyâbâf est

Hamûş Hâfiz u in nuktehâ çun zer-i surh
Nigâhdâr ki kallâb-i şehr sarrâf est

Bir tarafta şair taslağı olan iddiacılar, öbür tarafta
meslektaşımız olan şairlerin hayal güçleri.
Sırmacı ile hasırcıyı kıyaslamaya benzer bu durum.
Hafiz; sus ve hâlis altın değerindeki bu özlü
sözleri korumasını bil. Çünkü şehir kalpazanları
aynı zamanlıda sarraftır; şiirin iyisini kötüsünü
birbirinden ayırırlar.

*

Ey tevânger mefurûş in heme nahvet ki turâ
Ser u zer der kenef-i himmet-i dervîşân est

Bir ufuktan öbür ufka kadar her yerde zulüm
orduları var ama, ezelden ebede kadar da
dervişlerin zulme engel olma firsatları vardır.

*

Anki der tarz-i GAZEL nükte be Hâfiz âmûht
Yâr-i şîrînsuhan-i nâdiregotâr-i men est

Hâfiz’a GAZEL tarzında incelikler öğreten, benim
tatlı dilli, az ve öz konuşan yârimdir.

*

Günâh egerçi nebûd ihtiyâr-i mâ Hâfiz
Tu der tarîk-i edeb bâş, gû “gunâh-i men est”

Hâfiz, kabahat etmek bizim elimizde olan bir şey
olmasa bile, sen yine de edep yolundan ayrılma
ve “Kabahat benim” deyiver.

*

Bâ ki in nükte tevan goft ki an sengîndil
Kuşt mâ râ vu dem-i îsî-yi meryem bâ üst

Bu derdimi kime açabilirim? O taş yürekli
sevgilim öldürdü beni! Ama ölüleri dirilten İsa
nefesi yine onda!

*

Dârem umîd-i âtifetî ez cenâb-i dûst
Kerdem cinâyetî yu umîdem be afv-i üst

Sevgilimin katından şefkat umuyorum. Bir
kabahatim oldu; şimdi umudum onun affında.

*

Omrîst tâ zi zulf-i tu bûî şenîde’em
Zan bûy der meşâm-i dil-i men henüz büst

Uzun zaman önce zülfünün kokusunu almıştım.
Hâlâ o koku gönül burnumda durmakta.

*

Düşmen be kasd-i Hâfiz eğer dem zened, çi bâk!
Minnet hudây râ ki niyem şermsâr-i dûst

Düşman Hâfiz’ı kötülemek için konuşursa, bundan niçin korkayım?
Tanrı’ya şükür; dosta karşı utanacak bir şey yapmadım.

*

Men-i gedâ vu temennâ-yi vasl-i û heyhât
Meğer be hâb bebînem hiyâl-i manzar-i dûst

Ben yoksul nerede, ona kavuşma arzusu nerede!
Sevgilinin yüzünü görsem, ancak rüyada görebilirim.

*

Râhîst râh-i aşk ki hîçeş kenâre nîst
Ancâ cuz anki cân besipârend çâre nîst

Hergeh ki dil be aşk dehî, hoş demî buved
Der kâr-i hayr hâcet-i hîç istihâre nîst

Aşk dediğin yol, sonu olmayan bir yoldur.
O yolda can vermekten başka çare yoktur.
Aşka gönlünü teslim edersen, hoş vakit geçirirsin.
Hayırlı işlerde istihârede bulunmaya gerek yok.

*

Devlet ân est ki bî hûn-i dil âyed be kenâr
Veme bâ sa’y u amel bâğ-i cinân in heme nîst

Devlet dediğin gönül kam dökülerek elde edilir.
Yoksa, çalışıp iyi amel ile kavuşulan cennet
bahçeleri sadece bunlar değil.

*

Mebâş der pey-i âzâr u herçi hâhî, kun
Ki der şerîat-i mâ gayr ez in gunâhî nîst

Aman kimseyi incitme de, ne yaparsan yap.
Dinimizde bundan başka günah yok.

*

Kadem diriğ medâr ez cenâze-i Hâfiz
Ki gerçi gark-i günâh est mîreved be behişt

Hâfiz’ın cenazesine katılıp yürümeyi esirgeme ondan.
Çünkü günaha batmış olsa da, cennete gidecektir.

*

Dey goft tabîb ez ser-i hasret çu merâ dîd
Heyhât ki renc-i tu zi kânûn-i şifâ reft

Ey dûst be porsîden-i Hâfız kademî nih
Zan pîş ki gûyend ki ez dâr-i fenâ reft

Dün doktor beni görünce iz geçirip “Vah vah vah!
Senin hastalığının tedavisi İbni Sînâ’nın
Kânûn ve Şifâ kitaplarında da yok!” dedi.
Ey dost! “Hâfiz bu fânî dünyadan göçtü gitti”
denilmeden önce bir hal hatır sormaya gel.

*

Şud çemân der çemen-i husn u letâfet liken
Der gulistân-i visâleş neçemîdîm u bereft

Hemçu Hâfız heme şeb nâle vu zârî kerdîm
K’ey dirîgâ be vidâeş neresîdîm u bereft

Güzellik ve hoşluk çimeninde salındı ama daha
biz onun vuslat gülistanında dolaşamadan çekti gitti.
Hafiz gibi gece gündüz ağlayıp inledik.
Eyvahlar olsun; vedalaşmamıza fırsat kalmadan çekti gitti!

*

Ber berg-i gul be hûn-i şakâyık nuvişte’end
K’ankes ki puhte şud mey-i çun ergavân girift

Gelincik kanıyla gül yaprağına şöyle yazmışlar:
Pişip olgunlaşan kişi erguvan renkli meye sarıldı.

*

Der râh-i aşk merhale-i kurb u ba’d nîst
Mîbînemet iyân u duâ mîfiristemet

Aşk yolunda uzak, yakın davası olmaz.
Seni apaçık görüyor ve dua gönderiyorum.

*

Tâ dâmen-i kefen nekeşem zîr-i pây-i hâk
Bâver mekun ki dest zi dâmen bedâremet

Ey gâyib ez nazar, be hodâ mîsipâremet
Cânem besûhtî yu be dil dûst dâremet

Ey gözlerden uzak olan sevgili; seni Tann’ya emanet ediyorum.
Canımı yaktın ama ben seni gönülden seviyorum.

Toprağın altına kefenimin ucunu çekmedikçe,
elimi eteğinden çekmeyeceğim; inan buna.

Hâfız-ı Şirâzi
Çeviren: Prof. Dr. Mehmet Kanarhafiz-gazelleri Hâfız-ı Şirâzi'nin Gazellerinden Seçme Beyitler

Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu

Akdua

ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar
(zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur
senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez

ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar
(zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur
senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz

şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer

Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!
Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!

Ece Ayhan

Bayılırım kır zambaklarına, uzak,
çaresiz hep birini bekleyip duran;

Rainer Maria Rilke

onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
                           gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.

Behçet Aysan

Garip bir intihar gibi arada bir hatırlanan
Kan göğü götürür yüreklerde
Ve gülümseyerek deler geceyi
Kendi zehirinde açan zambak

Metin Cengiz

Ne gül, ne lâle, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar,
Ne Şam semâsını yâlel’le dolduran şarkı,
Ne Zahle’nin üzümünden çekilmiş eski rakı,
Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhât!

Yahya Kemal

— Bir günlüktür saltanatı zambakların, güllerin

Jose Maria de Heredia

Ne güzel  geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,

Ahmet Hamdi Tanpınar

Solgun zambağın güzel kokusu
Düşlerime bir süs gibi çöküyor.
Zambaklar kıyamet habercisi,
Bu dünyada kalmayacaksın, diyor.

Zinaida Gippius

Aşk diyorlar en mukaddes hayale
Ve sen de düşesin o sonsuz hale
Hazdan dudakların olsun bir lale
Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

Abdurrahim Karakoç

Düştüğüm yeri kendime de söylemedim
Kopan zambak yapraklarından ellerim

Özlem Sezer

ida’nın eteğinde
gelincik aralığından
zambak kapısına süzüldüm
omzum kuğulara değdi
rüyalarınızı ağzından öptüm
şiir sandınız!

Ahmet Uysal

Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
yapıştıracaktı –
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos

Saksı düşmüş
Fesleğenler açılmış
Yeşil soğan yitip gitmiş elinden
Bir mor zambak
Açıldı açılacak
Geçmiş yerine

Ben ne derim Ankara’da Günel’e

Arif Damar

can erikleri boşaltıyorsun eteğinden
zambaklar
çocukluğumun giyilmemiş çamaşırları gibi
annelerin arada bir açtığı hülya sandıkları
anıların kokusu var onlarda

Arif Ay

ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;

Ahmet Uysal

Bana sormayın bilmem ki
Bir çiçeğin gümüş rengi vaktinden doğduğumu
Güneş karanfillerin içindeyken
Ve babam güvercinlere yem vermeye gitmeden
Mayısın yirmisinde
Bin dokuz yüz kırk yedi yılının
Toprak damı fırdolayı karanfil bir evde
O yüzden çiçekler doğumuma sebep
O yüzden gökyüzü zambak rengi

Ahmet Ada

Açtım kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nasıl isterse çiğini sabahın
Ve gece nasıl gölgeli ve nemliyse,
Öylece açıldı ruhum.

Bejan Matur

ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;
az az söyleyip susmayı,
aşk kılmayı her yolculuğu

Ahmet Uysal

ida’nın eteğinde
gelincik aralığından
zambak kapısına süzüldüm
omzum kuğulara değdi
rüyalarınızı ağzından öptüm
şiir sandınız!

Ahmet Uysal

Dertlerim, çöpe atılmış
çürük mor zambaklar.

Süreyya Berfe

Erken açan menekşeyi payladım şöyle diyerek:
“Tatlı hırsız, nerden çaldın o güzel kokuyu öyle,
“Aşkımın soluğundan mı? Çekip almış olsan gerek
“Yumuşak yanağındaki o allığı, görkemiyle,
Beyaz zambak benden zılgıt yedi eli senden diye,
Fesleğen de, koncasını senden çalmış ya, ondan.

William Shakespeare

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik

Ey çalıların o her yıl yeşerme sabırsızlığı
Kavrayan inanmazlık o beni her şeyin dönemecinde
Lâleyle kardelen ve ilk kadifemsilerin incecik buzu
Bir iç daralması bir eskisinden daha uzun görünen her şey
Bu geç kalan cevizden duyduğum tasa ve gemler evecenliği
Ya çiçek açmazsa bu kez hiç bir şey diye ve dağıtmazsa
Kaygımı yasemin de nergis de
Zambak gerekmez ki en azdan bana geri dönmüş sanayım diye

Louis Aragon

En güzeliydi dünyanın mevsimlerinden;
Tepelerde beyaz zambaklar açıyordu.
Rut dalgındı, Boaz uykuda, otlar kara;

Victor Hugo

Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak…

Ahmet Muhip Dıranas

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.
Baygınlık getiren şiirler.
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor.

Sait Faik Abasıyanık

Bir beyaz zambak gibi pırıl pırılsa yavrum
Ve yavrumsa sevdiren bana her şeyi bir bir
Bu mutluluk, bu düzen, bu bitmeyen aydınlık
Anasının yüzü suyu hürmetinedir.

Yavuz Bülent Bakiler

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Sezai Karakoç

Ne kitaplar beni ağulasın diye yazdım,
Ne de zambak peşinde koşan;
Acemi çaylaklar için!
Ayı ve suyu dileyen
Basit kişiler için yazdım:

Pablo Neruda

Zambaklar sokaklarla dolu
Sokaklar zambaklarla dolu

Ahmet Ada

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik

Bu güzel zambaktır hepimizin yetiştirdiği
Bu kızıl saçlı rüzgarın söndüremediği meşaledir

Guillaume Apollinaire

Işıktan sesleriyle ölüyor kuşatılmış bahçelerdeki çiçekler
Küskün zambaklar sığınıyor gecemin üşüyen dar kapılarına

Özcan Ünlü

bu dizeyi ancak bir kadın yazdırabilir insana
diyen sesin hâlâ kulaklarımda
oysa bir tek kadın bile tanımadım ben hayatımda
o dizeyi yazdıran zambak kokulu
küçük bir kızdır olsa olsa
hâlâ pişmanım bu gerçeği
hiçbir zaman söyleyemedim sana

Altay Öktem

Düştüğüm yeri kendime de söylemedim
Kopan zambak yapraklarından ellerim

Bağışlanma dilemeyen Zeliha benim

Özlem Sezer

aşk denilen büyük tutkuya, yalınlığa
inanmayı yalnız kaldıkça, bedenim azaldıkça
sözgelimi ellerimi zambaklara yatırmayı,
güz hevenkleri örmeyi sözcüklerinizden

Ahmet Uysal

sapa patikalarda kır zambaklarını
gözyaşıyla karşıladığımı bilmediniz.

Ahmet Uysal

yazın gözüne elbette güzel görünür yaz çiçeği
o çiçek gün gelip bir hastalık kapmaya görsün ama
ondan kat kat üstün olacaktır otların en adisi
en tatlı şeyi en acıya döndürüverir konumu
zambak çürüdü mü, ottan beter olur kokusu

William Shakespeare

birbirine uzak iki zambak hakkında
benim bildiğimi bilmiyorlar
derdimi ancak papatyalara açabildim
şimdi onlar taç yapraklarını yoluyorlar

Mustafa İslamoğlu

gelme çocukluğumun hasnâ perisi
düşlerimde yeşillen
yaban gülleri, zambaklar toplayayım adına
rüzgarın eline tutuşturayım
ismini yazıp yapraklarına
uçurtmalar yapıp
dudaklarına doğru

Mustafa İslamoğlu

içini açtı bir zambak
bir şiir öksüz kaldı
perde kapandı, kalem kırıldı
ve işte son gemi de yandı
belgelere geçsin “top secret” kaydıyla
artık nihai sözümü söylüyorum:

-rahman, rahim olan Allah’ın adıyla

Mustafa İslamoğlu

yağmurlardan geliyorsun
upuzun gecelerden
ay ışığına batmış üstün başın
bir hasreti bölüşüyoruz şimdi
tüm acıları bölüştüğümüz gibi
can erikleri boşaltıyorsun eteğinden
zambaklar
çocukluğumun giyilmemiş çamaşırları gibi
annelerin arada bir açtığı hülya sandıkları
anıların kokusu var onlarda

Arif Ay

Ben. Yüzümde o zambak işareti, eski
Bir benim bir onun bir kimin ikindisi
Vurdum güneye
Üstünü konuşulmamış sözlerle örten.

Edip Cansever

İşte kadınlar, bir bardak şarap gibi sıcak.
Ne gül, ne zambak, ne karanfildi onlar,
İnce kamışlar gibi gergin, tüy gibi yumuşak,
Sel sularında yansırdılar.
O kadınlar da akıp gittiler şimdi.

Cahit Külebi

Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.

Ahmet Muhip Dıranas

Baba, bak, vallahi masallarım kahramansız kalıyor
Zambaklarım soluyor,
Zümrüt kanatlı kuşlarım ölüyor..
Baba, ben bu saklambaç oyununu hiç sevmiyorum..
Sağım-solum sobe…
Nereye saklanıyorsun böyle,
Seni hiçbir yerde bulamıyorum baba..

Ali Kınık

ay dalından düşerken
zambaklar gibiydi yüzünde uyku
ama hâlâ bayramını koruyordu sesi

Enver Ercan

Niye enez bu zambak diye sordular mıydı
Aşksız geçen günlerinde örselenmiş, de

Metin Eloğlu

işte ilk cinayetim. ilk katilliğim. ve ilk keşmekeş
aslında cinayetin ta kendisiyim
sesimi çölün eleğinde çarmıha gerdim
kör bir bıçakla sevişti gecenin bakracında gözlerim
af dilemekte şimdi tenimde kök salan zambaklar bile

Arzu Eşbah

her damlası birer gece yorgunluğu hazzıdır ömrüme
– ki beyaz zambaklar balesidir gidilmiş tenime –
öpülmüş haz düşülmüş düş dönülmüş gece

Hüseyin Alemdar

Zambakların ve leylakların ateşinde
kanaryaları közlüyorlar.

Tuhaf zamanlardayız sevgilim…

Ahmed Şamlu

Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
yapıştıracaktı –
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos

Açtım kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nasıl isterse çiğini sabahın
Ve gece nasıl gölgeli ve nemliyse,
Öylece açıldı ruhum.
Son arzusuyla yöneldim suya
Köklerimle bir kuyunun ıslak
Duvarlarına tutundum.
Köklerimin bana fısıldadığı yol,
Ölümümdü.
Bitti aşkım
Yoruldum.

Bitirdim aşkımı
Ve onu bir zambağın
Gövdesine sakladım.
Bir zambağın kendini açma arzusuyla,
Kapanma isteği arasında geçen an,
O andı hayatı yapan.
Ölümü ve aşkı içiçe kılıp
Bizi kuyuda tutan o an.

Bejan Matur

bir patikasın; önce köylere sonra uzaklara ulaşacaksın
havada zambak kokusu olacak.
yanında mor menekşeler, papatyalar, öte yanda dere gibi akacaksın
rengin hasret senin derlerse, gurbet olup mor dağlarda ağlayacaksın …
sen aşk şiirisin, kavuşmalar olacaksın.

Cevat Çeştepe

seni düşünüyorum sonra
kiminle sevişsen anne oluyorsun ona
antik bir vadide vereme yakalanıyor bir zambak
terkedilmiş ufuklarla birlikte üşüyorum
ve üşüyerek büyüdükçe çocuklar
çiçekler ekiyorum dört bir yana
tomurcuk tomurcuk büyüyor aşk

Hasan T.. (Pejmurde Dilim)

gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

Attila İlhan

Solgun zambağın güzel kokusu
Düşlerime bir süs gibi çöküyor.
Zambaklar kıyamet habercisi,
Bu dünyada kalmayacaksın, diyor.

Zinaida Gippius

Vadideki zambağın solgun ve ıslak
yaprakları kadar soğuk
Yanıma uzandı, şafakta

Ezra Pound

Şair! İnsandaki arka bahçe. Sendin
bil, varoluşun dalgın zambağı.

Vural Bahadır Bayrıl

Uzun süre parsı unutturduğu söylenir bize
Ağaç denizleri ile iğreti duruşu insanın
Günlerin zambağı karanlık, tek çiçek yok
Günlerin karanlık zambağı için su
Utançlarımızın örümceği için su

Ahmet Ada

Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.

Sohrab Sepehri

Bir zambağın kendini açma arzusuyla
Kapanma isteği arasında geçen an
O andı hayatı yapan
Ölümü ve aşkı içiçe kılıp
Bizi kuyuda tutan o an

Bejan Matur

Bitti aşkım
Yoruldum.
Bitirdim aşkımı
Ve onu bir zambağın
Gövdesine sakladım.

Bejan Matur

Başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum
ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil
gelip geçecekler için, gereksindikleri
ay, su, düzenin değişmez temelleri
ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için.

Pablo Neruda

Vadideki zambağın solgun ve ıslak
yaprakları kadar soğuk
Yanıma uzandı, şafakta

Ezra Pound

pars zambağı yanlız ince kumda büyür…
bir kadının kalbi büyür… tropikal bir hastalıktan…
ve gölge geçer yıkıntılardan…

Lale Müldür

Gözümün açıldığı yerde durdun Yusuf
Zambağa uçurum sesi dilediğim andan geldin

Özlem Sezer

Deniz aldatmış değildir çakılı, kumu,
Deniz adamını, su zambağını
Deniz ruhunu çağırdığında
Çıkarsın uzun sürecek yolculuğa
Başka limanlara başka kıyılara doğru

Ahmet Ada

(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri?
1 – İşte bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
2 – Süt emer gibi bir memeden
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3 – Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.)

Edip Cansever

Çünkü ben hayatta sadece zambakların, güllerin,
manolyalar ve yaseminlerin niye açtıklarını, beni ne
biçim sevdiklerini ve bende ne bulduklarını biliyorum.
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…

Seyhan Erözçelikzambaga-siz-diyen-sair Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu

Sahi siz Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç?

tükendi dad kelimelerim
artık dokunmasalar da ağlıyorum

Murat Kapkıner

Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin
İçimde yalnız ve yapraksız
Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru-
Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun
Bir ağlama duvarı bu.

Erdem Bayazıt

sesinden tanıdım defterde sesi kalmış
göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım
buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım

İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk
kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor

Hüseyin Alacatlı

Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim…
Çekiniyorum işte olmuyor,
Çıkmıyor sesim…

İbrahim Kiras

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

Turgut Uyar

Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse
her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm-
semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla.

Edip Cansever

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

Dilek Kartal

Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı

Erdoğan Tanaltay

Hülyalı duaların sertleştirdiği dizlerini ve
denizi dinginleştiren ayaklarını öpüyorum;
Sinirli kalçalarına başımı daldırmak ve
at kılından acı çile gömleğinin altındaki
yanılgıma ağlamak istiyorum;

Mallarme

Uyandım. Yaşadığıma bir daha şükrettim. Birazdan kalkacaksın. Odan can bulacak. Eşyalar kirpik kirpik uyanacak. Aynan bayram yeri. Su değil parmakların akacak musluktan. Terlikler ayaklanacak. Giyindiğin her şey teninle sarhoş. Pencere, korunun rüzgârıyla öpecek ensenden. Işık, ışığa karışacak. Ben, bütün bunların ortasında, titreyerek bakacağım sana. İnsan nasıl ağlamaz bu büyük masala. Günaydın, beni doğuran sabah.

Şükrü Erbaş

gidiyorum; yorgun, solgun, ağlamaklı
viraneme doğru
sizin şehrinizden Tanrı’ya götürüyorum
perişan ve divane gönlümü

Furuğ Ferruhzad

Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer

Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen coşar ırmak olur;
Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)

Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice
Bir keman, incecik çığlık olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi,
Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Dursun Ali Erzincanlı

Ağlamak,
hüzünle anlaşmak,
ve kucaklaşmaktır.

Özdemir Asaf

hüzün üstadımdır benim
külrengi yazmayı
ve gri bir sesle şiir söylemeyi
elinde öğrendiğim
gri gözyaşlarıyle omzunda ağlamayı
sevgilimin

Nizar Kabbani

Allah bir kulunu sevince, onun gönlünü ağlama hissiyle doldurur; ona buğz edince de çalgı neşvesiyle..

Tevrat

Ağlamak bir şey degil
Hançer sokuyorlar adamın sırtına

Murat Kapkıner

uzun uzun bakıyorum ardından bir dostu uğurlar gibi
ağlamak geliyor içimden
nasıl da uzağız birbirimize

Murathan Mungan

Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.

Cemal Safi

Ağlayacağım bir kez daha
şurada, yosunların dibinde
yan yana, koyun koyuna.

Ulus Fatih

Yüzüyor ve ağlıyorum.
Her şey, diye ağlıyorum, istendiği gibi, her şey yalpalıyor,
her şey denetim altında, her şey yolunda, insanlar eğri
yağan yağmurun
altında boğuluyordur herhalde, yazık, neyse, ağlamak
için, o da iyi,
belirsiz, söylemesi güç, neden, hem ağlıyor hem yüzüyorum.”

Ulus Fatih

gördüm babaların ağlamasını
dalları düğüm düğüm
gövdesi kahve falı
bir zeytin ağacını köklemek var ya
sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı
kazma vurmak var ya beş yüz yıllık meşeye
acısını duymak var ya kopmanın
babaların ağlaması işte o
babaların ağlaması öyle zor

Hasan Hüseyin

Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer

sanki bir adım daha atsam ağlamayı bırakacağım
uzun denizler aşasım var boğazlardan geçesim var
elimin uzanmadığı dallara konan kuşlara selam ederim
ölüme kavuşmak kolay, seni öldü bilmeli
seni öldü bilmeli, şükredecek haldeyim

Alper Gencer

Bitirdi sabrımı candaki coşma
Halime acı da artık savuşma
Belki tesir eder sana bu koşma
Bir âşık okursa bağlamasıyla

Tâhirü’l-Mevlevî

Ağlamak
Abdesti bozmaz mıydı be şeyhim?

ah muhsin ünlü

kudüs’te bayrak değişimi
ağlama duvarından
ağlayarak çekilen
gülerek yaklaşan asker mevsimi

Sezai Karakoç

Perdeleri sımsıkı örtünce odamda ben,
En fazla yaptığım şey ağlamak, ağlamaktı!
Bir melek -ne güneşe, ne aya görünmeden-

Cevdet Kudret Solok

Ey kavmim…
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Ölülerine dönüp de bakmazsın. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın.
Ama arkana baktığın için taş kesileceksin.
Ve sen kendine bile ağlamayacaksın.

Halil Cibran

kime baksam üzgün
ağlamaklı

Pelin Onay

Sen olmasan…
Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten? …
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat! ..

Tevfik Fikret

Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
Yanakların kızarır ağlamaktan.

Cahit Külebi

Ben ağlarım, susarım sonra, kimselere demem bir şey
Sen ağlama, susma da ama, bak buna bağlı her şey..

Ali Lidar

Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…

Lütfü Şener

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.

Ahmed Arif

Bir keman taksimi hazin hazin
Ağlamak saatlerce,
Yıllarca ağlamak.

Turgut Uyar

Kalbim avucumdadır artık,
Bir sahilden sesler gelir, kaybolur
Uzun uzun nefes alır sular
Uzun uzun ağlamak isterim.

Turgut Uyar

Şimdi hepsi birden— uzaktan uzağa —
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, ama her şey
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, her şey, her şey.

Edip Cansever

Ruhum, karanlıkta kaybolan çocuk
Gibi başucunda ağlamaktadır.

Cevdet Kudret Solok

Denize zorla sokulmuş
Ağlamaklı bir çocuk gibi.

Edip Cansever

Gözlerini arıyorum
Öpülmemiş gözlerini
Çıplaklığını arıyorum
Dokunamadığım çıplaklığını
Hiç ağlamadım teninin esmerliğine
Gözyaşlarım acıtmaz narin bedenini
kederli ama samimi

Atilla Birkiye

çünkü senin acı gözyaşların aklımda kalsın istemedim
ve ben gittim ve hâlâ
yıllardır zihnimde benim usulca
senin hayretin ve ağlamaklı halin tekrarlanarak
canımı acıtır
ve ben düşünürüm hep
ne olurdu bizim küçük bahçemizde elma olmasaydı!

Furuğ Ferruhzad

Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.
Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi
Daha cana yakındır görünüşün uzaktan…

Faruk Nafiz Çamlıbel

bağışla, ağlamam geçmiyor ne yapsam
sesimi kar soğuğunda yıkasam da!

Hüseyin Alemdar

ben daha ağlamadım
sen o zaman gör nasıl güzel oluruz

Mahmut Avcı

kafayı iki el arasında tutmaya yenilgi denir
içine döktüğün her ağlama yüzündeki çizilmedir

Hüseyin Alemdar

herşey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir

İlhami Çiçek

kolay değil ozanın ağlamaması
gülmesi kolay değil

Hasan Hüseyin Korkmazgil

İşte karın karına vermiş motorlardaki balıkların üstlerine yağmur yağıyor
Bir defa olsun akıllarına gelmemiştir
 Gözleri pırıl pırıl balıkların
 Bir İstanbul göğü altında ağlamak

İlhan Berk

Ağlama
Ölmeyeceğim

Eskimo Şiiri

Ey benim
Mavi soluklarıyla saçlarımı dağıtan
Küçük karanfilim
Gidiyorum
Öyle başını yana çevirip
Ağlama

Mevlana İdris

Ne diyeyim? Ağlamak sadece zayıf insanın işidir. Ben çok zayıfım.

Ali Şeriati

Ve batıda yanmaya başlayınca kaderin ateşi
Ve yürek bitkin bir hale düşünce
Ve haykırınca deniz misali
Bütün gece dalgaların benim için yaptığı gibi
Ömür boyu ağlamak beyhude…

Arthur Symons

oğlum doğana kadar tuttum ağlamamı
şimdi ne zaman uzanıp oğlumu öpsem
alnıma sakalları batıyor babamın

Enis Akın

sessiz hıçkırıklarla
sessiz hıçkırıklarla sessiz
çök bu iskemleye
çök bu iskemleye çök ve ağla
ağla ve ağla ve ağla
sebepsiz ağlamayı dene
sebepsiz ağlamayı öğren
ağlamak için ağlamayı
ağlama sanatını
boşalt içini boşalt
ne var ne yok boşalt içini
boşalt ki acılara yer açılsın
acılara kederlere

Cahit Koytak

Ağlamaklı bir satır yazıyorum…

Nizar Kabbani

Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya
Valentina Tereşkova
ve çekik gözlü kadın komandolar
çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla.

İsmet Özel

Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa
Başına karalar bağlamaktansa
Bu yüreği her gün dağlamaktansa
Ölmek istiyorum, ölemiyorum.

Nurullah Genç

O gitti bize ağlamak kaldı kala kala
Sezai Karakoç
Ağlama artık.
 
Antonius and Cleopatra
yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme
Nuri Demirci
Kursağımda akşamüstü, kaç gün oldu
yanlı aşklardan ağlama dersleri alıyorum
giden sevgiliyle alakalı..
 
Sıdık Bakır
Ayrılınca dağılmak, kaybedince ağlamak kolaydır
Gülüyorsun ya bazen herkes gibi bir şeylere, işte o şeyler ne, onu anlat…
Kadir Bal
Ey yurdumun yağmuru!
Ölürsem eğer
Bu yaban ellerde
Dönemezsem bir daha
Ağlamayasam yanında…
Bağışla!
 
Ferhad Pîrbal
“Şiir, anımsama sanatı”
Demişti Suat,
Şimdi neden bilmem,
Yazarken bu şiiri ben,
Durmadan ağlamak geliyor içimden.
Ali Asker Barut
Bir kitap okuyordun dalgın.. 
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. 
Genç bir adamı öldürdüler romanda. 
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. 
O ölen ben değildim..
 
Özdemir Asaf
Eve dönüyoruz -soldu minesi zamanın-
Bugün de bir şey yaptık
Tam kapıdan gireceğiz
Uzakta bir laterna sesi
Bir kadın ağlaması
Edip Cansever
Bir gece rüyamda,
Büyük bir şehrin kalabalık bir caddesinde
Açıkça ağladım herkesin içinde…
Tanımıyordum kimseleri,
Seçemiyordum gideceğim yeri…
Öyle sıkıntılı,öyle şaşkın,öyle güvensiz
Halim ve yürüyüşüm,
Kimin yüzüne baksam ağlamam artıyordu…
Yaşım kırkı aştı diyordum, yaşım,
Başım hala çocuk,
 
Coşkun Ertepınar
Ama kendi sesinde çocuklarını emziren bir kadınım da…ağlamayan!
Erkekler ağlamaz; çünkü sessiz ölür erkekler…
Kadir Bal
yağmur gibi fransızca konuşacaktık
bulut gibi türkçe ağlayacaktık
biz, iki çocuk kalacaktık, büyürsek
dokunur diye gözlerimiz o güle
konuşmadık
ağlamadık
dokunmadık
biz, iki çocuk…
kalmadık!
 
Haydar Ergülen
Bir gözyaşı gözüktü gözlerinde düşmek üzere
Ve benim dudaklarımda bir özür dileme.
Gururla konuştu o ve gözyaşını sildi
Ve söz benim dudaklarımdan gitti.
Ben kendi yoluma giderim şimdi ve o kendi yoluna
Fakat düşündüğümüz zaman aşkımız konusunda,
Ben,“o gün ne diye çenemi kapattım?” derim bugün bile
Ve o der “Ben ağlamadım ne diye?”
Gustavo Adolfo Becquer
Kişinin en kolay mutsuzluğu
ağlamaktır, geçiştirir umutsuzluğu.
 
Daha zoru var, susmak zor,
susmak bir ağaç dallarında,
susmak, ağlamaları da tutuyor.
 
Özdemir Asaf
Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.
Cemal Safi
Gözünden süzülür en kanlı sırlar,
Yaşadığın ana sığar asırlar;
Yağmurlara bıraktığın kahırlar,
Bir gece kabrine yağar mı dersin?
 
Nazir Akalın
hüzün üstadımdır benim
külrengi yazmayı
ve gri bir sesle şiir söylemeyi
elinde öğrendiğim
gri gözyaşlarıyle omzunda ağlamayı
sevgilimin
Nizar Kabbani
Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın 
Yanakların kızarır ağlamaktan.
 
Cahit Külebi
yaşlı şairlere iş kalmıyor,
sessiz sessiz ağlamaktan başka;
çünkü yoksullar ve şairler bilirler ki,
yeryüzünde sessiz sessiz ağlayanlar çoğalınca,
Cahit Koytak
Narin bir üzüm anne yüreği 
ağlaması çocuğun 
çöl tülbent üstünde 
sarar onunla anne yüreğini
 
Nuri Pakdil
Bir ben biliyorum
Her kundaklama sonrası
Ormanlarının zehrini
Bir hışımla genzine çektiğini
Bu yangınlarla
Ciğerinin de yandığını
Yine de hiç ağlamadığınıLou Andreas-Salomé

Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim..

Ali Lidar

Bombardımanda oğlunu kaybeden o anayı izliyorum.
Anlatıyor.
Acıların en katmerlisi gelip yüz hatlarına, bakışlarına yerleşmiş…
Diyor ki:
“Rüyamda gördüm oğlumu. Bana, ‘Ağlama anne, güzel yerdeyim!’ dedi.”

Hasan Cemal

Öldüğüm gün
Sokağımdan bir kadın geçsin istiyorum
Güzel ya da çirkin
Ama karalara bürünmüş bir kadın
Kalabalık görünce evin önünü
Gözlerini kaldırıp pencereme bakmalı
Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı

Erdoğan Tanaltay

Birbirlerine çarpa çarpa batan gemiler
ağlaşan mürettebat, ağlaşan halatlar, ağlaşan kaos
ağlamayı savaşmak sanan zavallı cahil melankoli..

küçük iskender

Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
Ödevleri yenilmek olan hep
Bıçakla kemik arasında
Susmakla ağlamak arasında
Yenilmek
Kadınlar

Cemal Süreya

bu kadar anlaşılır olma, bu kadar kızarmasın yanakların
kuş diline boya gözlerini, ağlama ki akmasın…

Zehra Betül

Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti, bedeli ödendi.
Teldeki bir kuş gibi
eski bir gece yarısı korosundaki sarhoş gibi
kendimce denedim özgür olmayı.

Leonard Cohen

Bütün gece dalgaların benim için yaptığı gibi
Ömür boyu ağlamak beyhude…

Arthur Symons

Gençlik, bir hazine, kutsalmışçasına,
Gittin artık bir kere, dönmemek üzere!
Ağlamak istesem, ağlayamıyorum öyle ya…,
Ve ağlıyorum kimi zaman, istemesem de.

Ruben Dario

ey mumum! Kes ağlamayı inlemeyi
yaralı gönlüme tuz serpme artık

Ali Şeriati

kirpiklerinde
baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
bir şiir vurur kıyılara gücenik
değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

Nuri Can

testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

Nuri Can

Otuzuna bile basmadan, dostlar!
Ölüp gidersem
Peşimden ağlamayın!
Yalnız kadınlar için,
Yalnız onlar için ağlayın!

Cahit Külebi

Birdenbire duyarsan geceyarısı
görünmeyen bir alayın geçtiğini
eşsiz ezgilerle, seslerle-
artık boyun eğen yazgına başarısız
yapıtlarına, tasarladığın işlere
hepsi aldanışlarla biten-
ağlamayasın boş yere.

Konstantinos Kavafis

Ağlamayan gözden Sana sığınırım.

Hz. Muhammed S.A.V.

Ama unutma kızım, hayata sırtını
dönüp ağlamaktan hep daha iyidir
insanlara has neşeyle yaşamak.

José Agustín Goytisolo

ağlamaktı en uzun neşesi kızların bir zaman
olsun olsun, güneş olsun güneş olsun,olsun

Turgut Uyar

dört parçalı göğsümü
paletler çiğner her gün
yürür giderler kirpiklerim boyunca
önüme atılan kardeş başları
taşırır yoksul gözlerimi de
inadına ağlamam işte
acım, yaşadığımca ağlasam bitecek değil!

birilerinin kahır doluyor içi Tamara!
birileri yakıyor kendini yunmak için acılardan
yeter
yeteeer
y e e e t e e e e e e e e e r r r…

Selim Temo

senden kalan bir serap
içimde büyüttüğüm
bir güvercin uçurdum yüreğimi canandan
saat oniki oldu
ağlamak bana düştü

Müştehir Karakaya

bizim olmayan gözyaşlarıyla ağlamak,

Miguel Angel Asturias

şartsız şurtsuz kim affettiyse hepimiz onunuz esasında
vurgunuz yarım kalana
kendimizle dargınız
ağlamak için insanın kendinden başka bir yari daha olmalı yarasında

Alper Gencer

Anneler ağlamasın çocuklar gülmesin

Erdem Bayazıt

Bir çeşit isyandın gönül ağlaması ilacın
Destur. Nice uzlet makamından geçersin şimdi

Cahit Zarifoğlu

bilirim kimseye göstermeden ağlamayı

Perihan Baykal

Ölebilirim seni görmek için
Geceleri sellere kapılmış haçları seyreden
Ayakta ve ağlayan seni
Nehrin kıyısında ağlıyorsun
Bırakılmış ve yaralısın
Ağlamayı ağlarsın gözlerin dopdolu
Yaşlarla, yaşlarla, yaşlarla

Pablo Neruda

-Var mısın yok yere ağlamaya… Ki bir sis
yanık bırakılmış bir fısıltı

İsmet Özel

o bile ağlamaz senle, dene bak

Osman Konuk

yürürken bir ayağı aksıyor
hep kıyısından gidiyor yolun
belli yakıştıramıyor kendini kente
uzun uzun bakıyorum ardından bir dostu uğurlar gibi
ağlamak geliyor içimden
nasıl da uzağız birbirimize

Murathan Mungan

ağlama ki sakinleşirsin diye korkuyorum

Mustafa İslamoğlu

düğünlere salt ağlamak için katılan biri
çigan bir hayatın çetelesini tutuyor
bastırıp sağrısına elini

Mustafa İslamoğludiyorlar ki ağla
ağla ki dumanı dağılsın yolların
ağlamayı denizlere bıraktım

Nurullah Genç

Bir solukluk üfleyiş yeter deli olmama,
üfleme öyle üst üste beni,
ziyan olurum.
Ağlamaktan buz tutmuş gözlerime bakma sakın gözlerini kapatıp.
Senin gözlerin ölüm ah,
senin gözlerin diriliş,
senin gözlerin bir devriliş mezarlığı be neyzen!
Az bırak beni kendi hâlime,
sus ki ölüp ölüp üzerine yağmayayım bu gece.

Nail Varal

musa kardeşim ağlamaktan mı
okumaktan mı az uyumaktan mı
kan gölü gözlerin

Cahit Zarifoğlu

üzerinde gözyaşı izleri
senelerin izleri ile yol yol kalmış yanakları
mahzun yayılır
ancak görünür güzel dişleri

ve ‘kuşlar da kaderle uçar’

Cahit Zarifoğlu

Bitkinim bitkin
Kaç gündür oruçtayım
Artık ağlamam lazım…

Aziz Nesin

sessizlik, hafif bir kadın örneği,
dizime oturdu ve beni sardı
öpüşü kanımı dondurdu sanki
vücudumu baştanbaşa ürpertti.
bağırarak ağlamaya başladım.

Sandor Forbath

İnsan bazan ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

Edip Cansever

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

?

“Bir Arap şairi şöyle demiş,
Savaşta yenilen halkına,
Ağlamayın, ağlamayın, acınız azalır”

Didem Madak

Sen bana kucağını açmasan da gelirdim
Rastlamamak mümkün mü nerde yoksun hangi yönde
Güldürsende ben sana ağlamayı bilirdim
Koşardım sana doğru kıvrımların zahmetinde

İdris Ekinci

ben bunları söylerken annemin alt çenesi
ve alt dudağı titremeye,
gözleri sulanmaya başladı.

ve sözlerimin ortasında,
onun o, dünyayı uçuşan meleklerle
ve mucizelerle dolduran gencecik tebessümü
belirdi güzel yüzünde önce;
sonra da sessiz sessiz ağlamaya başladı.

o an, başparmağımla işaret parmağım
gözlerime gitti benim de.

tatlı, sıcak bir gözyaşı dalgası
yükseldi içimden, yükseldi, yükseldi ve
yüreğimi, hançeremi, gözlerimi
ve onlarla baktığım şeyleri yakıp kavurdu.

Cahit Koytak

Ben kimin ağlamasını istedim ki
Yok ki benim kurşunlarım
Dikenli tellerim, taş duvarlarım yok ki

Kemal Burkay

Ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak
Ağlamak anlamaktır benimle ağlasana..

Ali Lidar

kaya sansarlarını saklayan ormanlar ağlıyordu
dolmuşlar,unutulmuşlar ve çarşamba günleri ağlıyordu
baktığım her şeyi öldürüp öldürüp bırakmıyordu ağlamak
kalbim.bana günahlarımı hatırlat.
ben onun gözyaşı olabilmek için sana ne yaptım
içimde vahiyler ağlıyordu
içimde sevdiğim kadının içi ağlıyordu
ben ağlıyordum

Jan Ender Can

Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
Hayli güçtür bana cefâ etmek,
Minnet etmem bu ömre de felek,
Atını al, tımarını sikeyim!

Neyzen Tevfik

Sana vardığımda ağlamam bundan,
O en “bir” ve “tam” olana yürümek.
Yetmez mi ikimize bir sağanak.

Hüseyin Cahit

odamda bir kitap açar gibi sığınırım gecene, korkmazdım,
feneralaylarında balonlu çocuklardım, cankurtaran sireni,
hiç ağlamazdım

Kaan İnce

İyi olduğum yalan, inanma onlara
Kesik bilekten düşen, mendil gibiyim sana
Al beni, ama n’olur ağlama

İnan Arslanboğan

seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
öğren susmasını ve ağlamamasını.

Lale Müldür

Gideceksin ağlamaklı olacak her şey
Ağlamaklı olacak gökyüzü
Ve ağlamaklı olacak yurdum

Kadri Çelik

Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca’nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak…

Birhan Keskin

Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama
Mutlu aşk yok ki dünyada

Louis Aragon

Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımda hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim.
Kalbim! Neden ben?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

Didem Madak

Güneşte gülüp
Yağmurda ağlamak
Kolaydı…

Esra Güzelipek

Kaç yol ağlamaklı olmuşum geceleri
Asıl bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.

Ahmed Arif

sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
kalbimde özlemi yok imkansız baharların

Refik Durbaş

Hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir,
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek

Süleyman Çobanoğlu

insan gülmekten, ağlamaktan,
sabah akşam hem kendine, hem Tanrı’ya
sebepli, sebepsiz yakınmaktan,
mızırdanıp durmaktan yaratılmıştır.

Cahit Koytak

Ağladığımı gör deye ağlamayorum;
Ağladığım için ağladığımı görüyorsun.

Özdemir Asaf

Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies

ağlamak tüketmektir aşkı çünkü

her aşkın ardından ağlanır

Bayram Balcı

Senin mahzûnun olmak bana şâdân olmadan yeğdir
Gamınla ağlamak ellerde handan olmadan yeğdir

Nev’i

Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…

Lütfü Şener

karanlıklarda
çok az kalmışsa zaman
aşk için konuşmaya
kaybolup gitmişse canan
ve vakit yoksa ağlamaya

Sıtkı Caney

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Victor Hugo

Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Attila İlhan

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

?

Sen say ki
Ben hiç ağlamadım

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ağaçlar hışıldıyor,bulutlar uçuşuyor
Bir kız oturmuş yeşilliklerinde kıyının
Dalgalar çarpıyor devler gibi,
Oysa içini çekiyor karanlık gecede,
Ağlamaktan buğulanmış gözleri.

Friedrich Schiller

Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti,
bedeli ödendi

Leonard Cohen

Güzel varlık! Hasta yatıyorsun, yüreğimse
Yorgun ağlamaktan ve şimdiden bir korku
Doğuyor içime; fakat, fakat inanamıyorum
Öleceğine senin, sevdiğin sürece

Hölderlin

Okların yayları ve hedefleri, daha bir sonsuzdur
Gülümsemelerimizin parıltısı ağlamaklı olduğunda

R.M.Rilke

Ömür boyu ağlamak beyhude

Arthur Symons

Bir sona geldiğin için ağlama,
onu yaşadığın için gülümse

G.Garcia Marquez

Hiç yememişse keder içinde ekmeğini
Ve hiç geçirmemişse yarını bekleyerek,
Ağlamalarla gecenin en geç saatlerini,
Siz tanrısal güçleri asla bilemeyecektir o

Goethe

Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın,
Ama çocuklar ağlamasın

Resul Rıza

Asla ağlamamalısın,
der bir şarkı

Ingeborg Bachmann

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım,
Bu da gelir, bu da geçer ağlama

Aşık Daimi

Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

Turgut Uyar

Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor

Ümit Yaşar

Ben dayanamam bu sevince
Ben dayanamam
Ya ağlamak geliyor içimden
Ya bağırmak sokak ortasında

Nahit Ulvi Akgün

-Kendi düşen ağlamaz derler Olric, ben neden ağlıyorum .?
– Gidenin arkasından ağlanırmış efendimiz
-Neden giderler Olric?
– Sevdiyseniz giderler efendimiz…

Oğuz Atay

Madem ki ayrılıyoruz bana bir kere daha bak;
Fakat dikkat et ağlamayalım,
Zira bu aptallık olur

Paul Geraldy

gözyaşımı durduramıyorum
ağlamanın yeri olmadığı
zaman

Abbas Kiarostami

Desem ki, yumuşak bir sesle,
baştan yeniktir çağımızda her aşk.
Herkes gibi yenildik işte biz de.
İsyan etmesem, doğal karşılasam
ve ağlamayabilsem.
Ağlamasam.

Roni Margulies

Böylesi bir aptal kafa nereden bilsin ki
Herşey – kar misali –
Gelir, erir ve yitip gider.
Hiçbir şeye öyle ağlamaya değmez.

Kar yağıyor…

Gevorg Emin

ben şimdi susuyorum ya
tinerci çocuklar karton döşeklerinde uyuyorken
en dibinden karanlığın bir ağlamak geliyor

Fulya Codal

duygusallığımda bir çocuk ağlamaya başladı uzakta
sana onu anlatacağım;
adı ‘rengin’ bir Kürt kızı
elleri yüreği küçücük
tedirgin bakıyor
bakışlarındaki tedirginlik bin yıllarlık yazgı
ağlıyor; gözündeki yaş ülkesinin iliğindeki hasret
ve anası sever onu

Hasan Tan

Unut gitsin adımı, arkamdan da ağlama
Göz yaşınla da eğlenir, onu da alıp-satar bu dünya…

William Shakespeare

-Muzaffer kenara çek…ağlayacağım galiba…

Şahan Çoker

resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

Ah Muhsin Ünlü

Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana

Birhan Keskin

Ey bülbül gel de bu dertten inleyelim
Gel de sabah benden öğren
Sen beş günlük bir çiçek için inliyorsun
Ben ise sevgilim için gece gündüz ağlıyorum.

Baba Tâhir Uryân

Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne
Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü.
Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü,
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde.

Alphonso de Lamartine

Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar
Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Didem Madak

Kendinizi neşeli hissettiğinizde kalbinizin derinliklerine inin.
Farkedeceksiniz ki, size bu sevinci veren, daha önce üzülmenize neden olmuştu.
Üzgün olduğunuzda, tekrar kalbinize dönün.
Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan bir şey için ağlıyorsunuz.

Halil Cibran

Ağla sevgili yıldızım
Yeryüzündeki dostun da
Ağlıyor bak burada

Mevlana İdris Zengin

Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor
İlktir dost elinin hançersizliği
Ağlıyor yeşil

Ahmet Arif

– Artık senin baban yok! Benim Çora’m yok! Bağışla, bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. Birileri gelip onları ayırdı. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada, onu, Bibican’ı da gördü. Bibican Tanabay’a gözlerini dikti. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. Tanabay, öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Şimdiki ağlayışı, ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için, işlediği suçlar için, karşısında duran Bibican için, kader ikisini ayırdığı için, o müthiş fırtınalı gece için, Bibican’ın yarsız ve yalnız kalması, birmutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi… Karalara bürünmüş Gülsarı için, çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için, dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Neler neler içinde o gözyaşları…

– Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. Yalnız Çora’dan değil, bu çığlıklarıyla Bibican’dan da bağışlanmasını diler gibiydi.
Tanabay, “Bibican yanıma gelse, gözyaşlarımı kendi eliyle silse, beni avutsa..” diye düşünüyordu bir yandan. Ama Bibican gelmedi. Gelmedi ama, o da kendisi gibi ağlıyordu…
Tanabay’ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu:
– Sabır Tanabay, sabır.. Kendini topla artık. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora’yı geri getirmez, topla kendini., dediler.
Bu sözler onu avutamıyor, acısını daha da arttırıyordu. Sarsılıyor, sarsılıyor, gözyaşlarını dindiremiyordu.

Cengiz Aytmatov / Elveda Gülsarı

Olması kâbil mi gönlüm neşve-dâr
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar
Hüzne müstağrak bihâr ü kûhsâr
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar!

Tâhirü’l-Mevlevî

Ağlayan maymunlara acıyan
eskilerin şairi ey,
güz rüzgârları karşısındaki 
bu yavrunun gözyaşlarına ne diyorsun?

Matsuo Başô

Yaslamış başını bir yosun taşına balık, Ağlıyordu…

F. Giray

Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında 
Ulumak gibi ağlıyorum 
Köpekler koşuyor sağımda solumda 
Tanrım! 
Diyorum sadece 

Didem Madak

bütün meyhane başını önüne eğiyor
kadın şarkı söylüyor
kadın ağlıyor
yâr gidiyor

Pelin Onay

bir buluşma baharı bir gelincik bir çiçek
ağlıyor ötelerden hazan olmuş hayata

Sıtkı Caney

yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

Pelin Onay

kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin!

İbrahim Tenekeci

Sanki gelecek günlerine ağlıyor.

Yusuf Atılgan

Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.
Çocukluğumla aramda ölüm var.
Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.
Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,
Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.
Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.

Bejan Matur

Diyelim bakıyordun ağlayan bir çocuğa
Donup kalıyordu gözyaşları çocuğun
Akarken yanağında

Bir zamanlar öyleydi
Şimdi yoksun
Mevsim kış, vakit hüzün
Ve bütün çocuklar ağlıyor

İsmail Uyaroğlu

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Yavuz Bülent Bakiler

Biliyorum, sadece beni sevdiğini…sadece
Ve senin için anlaşılmaz olduğumu da,
Tüm tatlı sözleri söylerken, yine de ağlıyorum.

Else Lasker-Schüler

Biliyor musun Pablo, 
bazen ağlıyorum şiirlerini çevirirken. 

İsmail Haydar Aksoy 

nasıl da içiyorum ölürcesine
sahnede bir bezgin kadın
bir gariplik vermiş sesine
o niçin şarkı söylüyor şimdi
ben neye ağlıyorum.

Turgut Uyar

oğullarının cesedi üzerinde ağlıyordu annem

Tuğrul Keskin

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.) hasta oğlu İbrâhim’i aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra İbrâhim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Efendimiz’in gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman bin Avf (r.a.): ‘Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah’ın Rasûlü?’ dedi. Aleyhissalâtu ve’sselâm: “Ey İbn Avf! Bu merhamettir!” dedi ve ağlamasına devam etti.Sonra şöyle buyurdu: “Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi râzı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrâhim! Senin ayrılmanda bizler üzgünüz!”

Ve lamba söndüğü zaman
Hayaletindir
Aldığım kollarımın arasına

Güney Vietnam Halk Şiirinden

+ Bazen bir kadın geliyor oturuyor karşına… ve ağlıyor.
– Kadınlar hep ağlıyor.

Kaybedenler Kulübü

Ellerin yetişir vedalaşmaya
Niçin ağlıyorsun

Oktay Rifat

İşte kurşun kubbeler şehri İstanbul’dasın
Havada kaçan bulutların hışırtısı
Karaköy çarşısından geçen tramvayların camlarına yağmur yağıyor
Yenicami Süleymaniye arkalarını kirli bir göğe vermişler
Hiç kımıldamıyorlar
Ayasofya elleriyle yüzünü kapamış bütün iştahıyla ağlıyor

İlhan Berk

Çektirdiği son fotoğrafında ağlıyordu 
Bir vedâ iklimiydi gözlerinden yayılan 
Belki O’dur, aşkıyla ölüp şehîd sayılan

Nurullah Genç

İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,

Yusuf Ziya Ortaç

Neden ağlıyorsun? Ağlayacağına
elini uzat bana,
söz ver yeniden geleceğine bir düşte.

Anna Ahmatova

“Niçin ağlıyorsun Elisabeth, mutlu değil miyiz?”

Friedrich Nietzsche

Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.

Ayla Aydemir

sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.

ah muhsin ünlü

Neden ağlıyorum?

Sappho

Seneler aktı gitti…
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde

Alphonso de Lamartine

sevdiğin türküleri söylüyorum hıçkırarak
öksüzlüğüme ağlıyorum sevgili.

Ezher

Elvend eteğine bir çiçek ektim
Sabahlar ve akşamlar gözyaşı ile suladım
Kokusu bana geleceği sıra gelince
Onu rüzgâr diyar diyar götürüyor.

Baba Tâhir Uryân

Cam gibi ince yüreğim vardır
Öyle ki âh çekilince endişe duyarım
Gözyaşım kanlı ise ayıp değil
Ben, kökü kandan olan ağacım

Baba Tâhir Uryân

Ve gözyaşı,
Şiirden çok daha parlak
Olduktan sonra,

Melisa Gürpınar

Pencereden çekildim.
Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim
Yıllardır ilk olarak
Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.

Edip Cansever

acaba zamanı gelmedi mi
bu küçük pencerenin ardına kadar açılmasının
ve gökyüzünün yağmasının
ve insanın kendi cenazesinde gözyaşı dökerek namaz kılmasının?”

Furuğ Ferruhzad

başkasının mendilinde gözyaşını arama
yalnızca gözlerinle bak ve beni
ara sıra ağlatmayı unutma

Haydar Ergülen

Aşk karanlığını bağışlar insana
kalbini sen toplarsın ona
kederi sen yakıştırırsın
ve sendeki yağmuru paylaştırırsın
kimin gözyaşından kaldıysa

Haydar Ergülen

Gözyaşı tufanıyla taşıp gidiyor ovalar.
“Nereye bu göç?” diye sesleniyorum kuşlara.
Bakıp bakıp arada açan geçen güneşlere,
Karım bana soruyor: ” Sana ne oldu? Neyin Var?”
“Hiç” diye susuyorum. Ama bir hoşum, avara.

Ahmet Muhip Dıranas

Nasıl görünürse dünya gözyaşının altından

Edip Cansever

Dolanıp sana geldim, hâlimi bil,
Yardım edeceksen gözyaşımı sil.

Yunus Emre

çekil şimdi biriktiğin gözyaşı damlasına
hiç bitmeyecek bir yoldan gelen
yağmurun çıplak bir ağaçta unuttuğu

o ıslak yaprağın içinde uyu

Ayten Mutlu

Selem ağaçlarını mı, ordaki dostları mı andın ki birden
Gözbebeğin kanlandı, gözyaşın aktı kırmızı kırmızı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)

Her aşkı feda edebilecekmiş gibi duran çelik bir kalp taşıyormuş gibi asi, umarsız ve ifadesiz bakışlarla yürümelisin…
Fakat hiç kimse bir yaprağa gözyaşı dökebilecek olmanı anlamamalı!

Tarık Tufan

Aşk benim için ne idi ? Çok kere, gözyaşından bir ırmak. Üzerinde hafif bir sandal yüzüyordu; içinde sandalcı benim ruhum ve onu iten rüzgâr ahlarımdı.

Şandor Petöfi

Sevgilim dinle, yağmur olup
Şu bulut sana yağarsa
Düşün gece gözyaşımı

Gim So-Vol

Yatağımın kenarında oturuyor oğlum
Bir şiir okumamı istiyor benden
Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
Korkuyla izliyor oğlum ve
“Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!” Ona diyorum ki:
Büyüdüğün zaman oğlum
Arap şiir kitaplarını okuyunca
Sözcükle gözyaşının kardeş olduğunu göreceksin
Ve Arap şiirinin yalnızca
Parmaklar arasından çıkan
Bir damla gözyaşı olduğunu

Nizar Kabbani

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,
Elemim bir yüreğin karı değil paylaşalım

Mehmet Akif

Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!

Mehmet Akif

Şi’r için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!

Mehmet Akif

İki damla yuvarlandı ozanın yanağına
Sağ yanağına – sol yanağına
Sevinç damlası – üzünç damlası
Sevgi gözyaşı – öfke gözyaşı

Resul Hamzatov

Bir zamanlar gözyaşım vardı.
Şimdi de var.

Süreyya Berfe

Soğanın derisi kanda yüzüyor, 
denizlerde, kurumuş bir gözyaşı denizi… 
… beni çağıranlar çoktan gitmişler.

Rafael Alberti

utanmasam bi gözyaşı daha. 

Özge Dirik

yaşlandığımızda
gözyaşı sebebidir
günün uzunluğu da

Issa


nedir gözyaşı? 
bedenin kaybettiği savaş.

Adonis

Ben gözyaşı kadar bir kadın arıyorum
kadınsa bir damla gözyaşı kadar kayıp şarapta

Haydar Ergülen

Ömür defterimde duruyor, yer yer,
Gözyaşı dökülmüş gibi silikler.
Her yılım bitmemiş bir şi’re benzer,
Her günüm yarıda kalan bir cümle.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Beni görmekten sıkılıp da
Gidersen
Ölsem de gözyaşı dökmeyeceğim.

Gim So-Vol

Geceleyin tek başına,
gözyaşından bir döşekte;
sanki ıssız bir deryada,
terk edilmiş bir tekne.

?

Sakin daha sakin kımıltı yok bakışında
Bırak toprak altında göl olsun gözyaşın

Cahit Zarifoğlu

Gözyaşı 
Nedamettir…

Adige Batur

Bu zayıf vücud üzre çiy gibi gözyaşı döküp
Can ipliği gibi mânâ cevherinde gizliyiz

Neşâtî

Sanki, yitirdiklerine ağlayacak; 
Ama, kimse benim için gözyaşı dökmeyecek.

Richard Henry Wilde

Evlendim de ne oldu ,
Her gün gözyaşı ve keder

A.Vasilyevich Koltsov

onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
ıssız ve dokunaklı
diye sormadım çünkü ben
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir

İlhami Çiçek

Siz, ey! Kalabalıklar içinden çıkmış kalabalıklar;
“Ölü gözünde yaş, buzdağında su…”
Ağlamak nedir? Gözyaşı dökmek…
…………..Bilemezsiniz doğrusu!
Susun!
Susun,
…………..Ben ağlayacağım!

Mustafa Ceylan
bu karanlıktan ve suskunluktan yorgun
dedim ki ey uyku, başparmağın yeşil bahçelerin anahtarı
gözlerin, dinginliğin balıklarının karanlık havuzu
ağlayan çocuğumun yarattığı yükü çekip al
ve beni unutmanın peri suretli ülkesine götür
Furuğ Ferruhzad
Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım ben bakakaldım
Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür?
Ahmet Erhan
ağlayacağım
başka çarem yok
dostlarımın beni birer ikişer terk etmesi var
ağlayacağım
ağladığımı sonbahar ağaçlarına anlatacağım
Bünyamin Durali
Sahi siz
Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç?

Dilek Kartalsiir-antolojisi Sahi siz Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç?

Bir kalp gibi hüzünlüydüm

Terk ettim aklımı, her yerde kalbim vardı!

Engin Turgut

Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım.

Felix Arvers

Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
Soldu, günden güne sessiz, soldu!
Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!”
Tâ içindendi gelen hıçkırığı,
Kalbinin vardı derin bir kırığı.

Yahya Kemal

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Çisel Onat

Parmaklıklar ardına konmalı laleler tehlikeli hayvanlar misali;
Açılmışlar bazı dev Afrika kedilerinin ağzı gibi,
Ve farkındayım kalbimin: açılır ve kapanır
Kızıl goncalar kâsesinin bana duyduğu saf sevgiden.

Sylvia Plath

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum

Özdemir Asaf

Unutuldu. Ve duruldu kalbimiz.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok,
Çünkü sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla!…

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî

Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.
Yüreğinle yüzleşeceksin.
Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.

Can Yücel

aşk, kalp içinde bir kor değil
kalbin kendisidir
yani sen sevgili

Zafer Şık

Kalbimi sana kadar sürükledi.

Rıza Polat Akkoyunlu

Allahım
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum

Cahit Zarifoğlu

insan kalabalığında ansızın bir boşluk açılmıştır
alın kımıldasın
kâlb kıvransın

Cahit Zarifoğlu

senin kalbin bir abanın altında korunmuştur
benim kalbime de yer var mı orda ya Ali?

Alper Gencer

Bahtiyar;
Derinde sızlayıp yaran,
Kalbini dağlayıp üzer herzaman.
Göze hüzün çöker, göze yaş dolar,
Sevince elveda, düşe elveda…

Bahtiyar Vahabzade

Felek ne kadar kahretse kalbimize,
Zaman zaman hatırladığımız olur,
Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.

Cahit Sıtkı Tarancı

Ve o gün ilk defa ölüsünü gördü Ruhi Bey
Soğumuşgövdesini gördü
Donuk gözlerini, durmuş kalbini
Gördü neye benzerse bir ölü.

Edip Cansever

Ah istanbul, beni inciten şehir
kalbimin kırık kalpli kızı
başımda sevda yellerinin estiği
yüreğimin buz kestiği şehir

Nuri Can

Ağaçlar çiçekteydi
Türkân’ım sağ beraberimde
Kalbim sevda içindeydi
İstanbul bahar içinde

Oktay Rıfat Horozcu

Ah genç kız kalbi,

Behçet Necatigil

Herşey değişiyor, kalbimiz bile,
ama yüzyıllarla besli bir şehir
İnsan yaşamından daha da hızla
bunca çabuk nasıl yok olabilir?

Ahmet Muhip Dranas

Kalbinde saklamak şartıyla bazı şeyler bildirilir sana -bu şiir mesela-.

Mehmet Yaşın

sanırım biri ezdi kalbimizi ve biz hissetmedik

Zafer Şenocak

Hatırla, gün gelip beni kader
Sonsuza dek senden ayırınca,
Üzüntü, sürgün ve seneler
Bu çaresiz kalbi soldurunca;
Düşün son elvedayı, hazin aşkımı düşün!
Yokluk ve zaman hiçtir insan sevmeye görsün.
Kalbim çarpıp durdukça,
O hep diyecek sana:
Hatırla.

Alfred De Musset

Madalyonu aldı, parmaklarının arasında çevirdi. “Seni günlerimin sonuna kadar tanıyayım.” Gözlerini kaldırdı. “Uygun sanki. Kırılan kalpler bazen düzelmez değil mi? İnsanın dokusuna yerleşen şarapneller gibi, aşk yaraları da arada bir sızlar. Bana kalırsa Yuri’nin durumu da böyleydi. Onurlu bir karar verip, Nina’yla yaşadı ama sanırım kalbinde bir bölüm sonuna kadar Lydia’nın kaldı.”

Glenn Meade – Romanov Komplosu

Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.

Şerif Erginbay

belki de kırgın bir ihtiyar olduğum için artık
olanla yetinmeliydi kalbim; gel gör ki,

William Butler Yeats

kırgın bir kalbin konuları bunlar ya da bence öyle

William Butler Yeats

Ben kanadı kırık bir kuş değilim
Döner birgün gurbet ellerde kalan
Sabret neşem, sabret şarkım, sabret sevdiğim,
Sabret kalbi tomurcuklardan pembe olan.

Cahit Külebi

Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim
Bunu bilmek de bana yetsin.

Murat Özel

ah limon çiçeği
yalvar bir yere yalvar
üşümesin üşümesin ne olur
cansinemin kalbinde musalla taşım
dizlerde künyeme şu mil çeken yıllarım
her dikenli çalıdan
gül koparır
şiirlerde ağlarım

Nazir Akalın

Kulağında çalar eski şarkılar,
Devirler değişir, hikâye başlar,
Tül-hayâl içinde zaman yavaşlar,
Kalbindeki sırrı gizleyemezsin!

Nazir Akalın

Ummuştum ki birlikte olacaktık. Tam tersine: ayrıldık.
Fakat, hiçbir şeydir hayatın değişkenliği, bir bilge kalbi için

Yu Hsuan Chi

Fakat hatırla hepsinin asıl istediği
Kalbini parça parça etmektir!
Kızım dikkat et karanlığın gözleri yok

Albert Nyathi

Git öyleyse bir kalbin
Her şeyden daha derin uçurumunda dağıl

Victor Hugo

Yatıştığını hissederdiniz kalbinizin.

Antanas Baranauskas

Dünyanın en güzel ritmi, Onun: senin için çarpan kalbidir.

Bob Marley

Ama kalbim çatlayacak yalnızlıkta,
Hiç olmazsa bir ayna ver bana, tanrım!

Ahmet Muhip Dıranas

sen gittin ama doksan dokuz adın kaldı kalbimde

Murathan Mungan

Söküp almakla oyalanıyorum göğsümden
Parça parça kalbimi, tamamen.

José de Espronceda

Kapımda bekliyor şimdi.
Ne yapmalı ve nasıl yapmalı uzaklaştırmalıyım onu.
Kalbini kırmadan, yaralamadan.

Melek Paşalı

İyi kızlar cennete kötü kızlar her yere
Kalbi kırık adamlar cehennemin dibine gider..

Ali Lidar

soğudum yüzünde

kapadın kapısını yalnızlığın, kalbinin de

Refik Durbaş

Kalbimi de büyüttüm sonunda
Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
Kalbim sanırım büyüyünce
Sokaklarda ağlayan biri olacak
Rezillik yani maviş anne!
Kalbim komik kaçacak
Kaçmaması için sen en iyisi kalbime de
Benim serüvenimden bir yer ayırt
Aman, mutsuz bir yer olmasın!

Didem Madak

Aşk kırık bir ok misali saplanmış kalbimin en senden yanına

Mehmet Baş

Ben unutmak için sevmedim bayım
hangi tene uyduysa tenim yoldan çıktı
kimle konuştuysa biberler sürüldü vücut dilime
sevgiyle açıldı sandığım kollarda gerildim çarmıha
ve duvarlar örüldü kalbimin hicret emri aldığı her kalbe
ben kalbimle sevmem bayım
biz ayrı dünyaların – kuyrukları kesilmiş – yalanlarıyız.

Benim de aklım tutuldu zamanında / kalbim lades
aklımı kaçırıp aşık oldum
düş kırıklarımı kalbimle topladım / kanadım
kalp çarptığı kadar yaşar insan
ve beyin yaşadığı kadar sever
– beyin ölümü gerçekleşen kalp sevemez –
ben unutmak için sevmem bayım
bundan en çok tanımadığım insanları sevdim
iyisi mi siz
hep yabancı kalın…

Dilek Akın

Kim ki ateşe verir
hayatı, Tanrı da onların
kalplerine soğukluk verir!

Haydar Ergülen

Her kalp bir mezarlıktır sevip de bitiyorsa bir aşk orada…

Sertaç Öner

eski kırık kalbini getirene yenisini veren
bir
kampanya da yoktu üstelik

Dilek Akın

Kalbimi kucağıma aldım,
kalbim, kapanmayan bir ahşap çekmece sanki
yarısı içerde, yarısı dışarda

Küçük İskender

bir sırrım yok, kalbim açık bir kitab’a benziyor.
zor değil , aç oku.

Nizar Kabbani

Ah , ne acı günlerdi onlar ;
Ruhumu kıvançla dolduran ,
Kalbimi tutkuyla çarptıran o sevincin ,
Gözlerinden silindiğini gördüğüm zaman!

Göğsüne sokulduğumda , kalbimi ateş basardı ;
Oysa , artık tasalarla dağlanıyor aklım.
Ah, güzel kız , hayatımı yıkıp gittin ;
Bir daha hiç huzur bulamayacağım!

Giuseppe Serembe

her akşam suya bastığın kalbin, bahar kokan sabunlar
hepsini biliyorsun evet, hepsinden haberin var
peki ya çıkmayan lekelerini kalbin,
kaç ölçek deniz suyuna basarlar
ne tarafa seyirirse bir kalp hayra işaret eder
ya fesleğen mevsiminde kaybettiklerin, ya gidenler
kalplerine pusula koyup gönderdiklerin
dönüş yolunu öğretmediklerin

Zehra Betül

Leyl-i ruzem, mehrimdir sana kalbim
Kendininmiş gibi al ve yönet,
Ve aşkınla mest olduğumda aldığın aklım
Bende ahmaklar okyanusuna daldım.

Muhyiddin Şekur

Çekilince kalbimin suları
Geriye senden başka ne kalır.

Alaeddin Özdenören

Size,
Bu kalbin anahtarını vermiştik biz..

Üryan

erkekler ayan da, her kadının kalbi sır
neden, bilmedim

Kemal Varol

O kadar gürültü var ki ortalıkta.
Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.

Mevlânâ Celâleddîn

iyi bir kalbin alıp başını gitmesi,

Ahmet Güntan

böyle dönüp dolaşma, kalbinden uzaklaşma,

Ahmet Güntan

Bilirim; uçuşa yasak bölgedir kalbin,
Bir sınırı cetvelle çizer gibi gözlerin…

İbrahim Sarışın

Kalbinin derinliğinde bana sitem edersen
Özlemin sonunda ‘unuttum’ diyeceğim

Gim So-Vol

savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin

bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm…

Nuri Can

Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
çekip gitsem bu şehirden
anılar incinir mi?
üşür mü? dalında bir yaz çiçeği

Nuri Can

Önce kalbim lânete çarpa çarpa gümrah,
Sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu.

İsmet Özel

Aşk konuşabilseydi keşke
“Seni seviyorum” diyen o
üzüntülü bir gecenin kalbidir
ayışığını arayan

Ahmed Şamlu

Tutunduğum pervanenin kanadını incitiyorum.
Zaman bir kum gibi akıyor ayaklarımın altından.
Kalbim bir saat gibi işliyor.
Aşk takatiyle çok yorgunluğa talibim.
Her çileden nasibimi arıyorum.
Her yaranın hissedarıyım.
Her acıdan pay alıyor, her ağlayışa gönüllü oluyorum.

Sükût İçindeyim.

Münire Daniş

Adını kalbimde taşıdığım
Kovacak beni eşikten.

Sergey Yesenin

En büyük vurgunun da
Uzaklaştıkça kalbimde büyüyen gerçeğin olacak.

Faysal Soysal

kalbimiz dediğin nedir ki
aşk var aşk yok
birarada tutamaz ikimizi

Mevlana İdris

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır

Ece Ayhan

Söndürdü bürudetin nihayet
Kalbimde de kalmadı hararet

Nigar Hanım

Bir hissi latif etmede kim kalbimi imla
Tüyler ile okşar gibi her uzvumu güya

Nigar Hanım

Ver kalbe sükünet.. Yetiş yer yar-ı dil-ara
Ey salib-i aram-ı dil, ey neşve-yi hatır

Et beni ihya
Kalbimi şatır!

Nigar Hanım

Herkes o yeri kalbinde arıyor oysa değil
Orası sürgün yeri

Mahmut Temizyürek

Kimse yıkamasa beyinleri,
Kalpleri yıkamak varken.
En iyisi hatrım kalmadan gidiyim ben,
Hadi, kalbine emanet.

Bervaj Şerif

Kıvır kuyruk kalemini kalbine sok
bir akrep gibi intihar et…

Nazım Hikmet

Gidecek yeri olmayanların kaldıkları yerde mutlu olduğu görülmemiştir.

Kalbim!

Bülent Parlak

söyle kalbim:
kim düğümledi bu ipi kopacağı yerden

Tuğrul Asi Balkar

Ezelden beri mi göçüyorum ben?
Her hayal
kalbe döner
ve vurur bir eski
saatin sesiyle:
-Bana gel.
Kimdir ki o ben,
mevsim
bir yaprak ırmağı gibi
akıp gider içinden

Ahmet Oktay

Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?

Rabindranath Tagore

benim ördüğüm saçı başkası çözdü dedim. alaca akşamda
hevesim vardı, yolumda bir kaya duruyor dedim. artık götür
bu şakayık selini. bir kürt baladına kar yağıyor her gece: evdal,
dedim: evdal, daha incit kendini, daha incit dedim. yıldırım
düşür her gecene. ki, kalbini bir gülle değişmeye alıştın sen
dedim. bir yüzüm yaz, bir yüzüm ayaz. olmamıştı meyvem,
ham kopardın dedim. sende dolaşan çöl beni de aldı içine,
talibin unutma dedim. rüzgârın getirdiğini rüzgâr götürüyor.
on yıl önce tanrım öldür dedim. neden hâlâ bir inip bir çıkıyor
göğsüm, kaldıysa akıt zehrini dedim. biliyordun: düşecektim.
biliyordun: olmayacaktım. biliyordun: da neden vurdun
nefesin nefesime dedim. bağışla dedin. parmağını şeyh gâlip’in bir
gazeline koyup bittü dedin.

Kemal Varol

Ah/sen
Kalbim dağınık, bilesin
Seveceksen eğer,
Bir suzinak beste üflesin sonbahar
Toplasın dalgın sevinçlerimi
İnci bir tesbih dizeyim sana
Mütebessim bir imame ol
Kurul başköşesine dualarımın
İsmini ismimle zikredeyim

Adige Batur

Tuhaf Duygu

Dolaşıyorum ne zamandır
kalbimde bir gül kesiği;

ıslak bir tülbent koy göğsüme
emsin büyüyen o siyah lekeyi;

çoktan döndüm gittiğim gurbetlerden
yine de
içimde kanayan bir sılanın sesi.

Ahmet Oktay

bir tren makas değiştiriyor kalbimde

Altay Öktem

kalp kalesi! sen yaslı Söz’ün
kopar zincirlerini
hem oğlun hem mahpusun
olan Söz bu! hem gece
hem gündüzün kanadını aç
atım, geç ateşi ve… Hüzün

kalp kalesi! her dize
bir gizli bahçedir
sevda senin hisarın
ah çeken kılıcın
bir düğüm olan adın
sonunun başındadır yaz
ve güller çözülsün

Hilmi Yavuz

çünkü bir neden bulur kalp üzer insanı

Betül Tarıman

ilham yiter ve solar gül;
kalp su alan bir sandaldır işte.. ne kadar görkemli de olsa
bir yanardağ olur ten; hüzne ve aşka mütercim..

Kenan Çağan

Bir tebessüm ki altında hazin bir kalp yatar
Bir gam uğrar ki ona, göremez kimse

İmam-ı Şafiî

Ve sen nereme baksan
Oramda bir kalp çarpıyor.

Alaeddin Özdenören

Kalp şeklinde kültablaları
Kalbimde söndürülmüş birkaç sigaradan kalan kül

Didem Madak

mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz
çünkü mazi kalplerde yaradır
zamanların birbirini tutmamasıdır aşk
birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır

Murathan Mungan

Şimdi düşerken kar
kefenin, toprağın, kalplerin üstüne

Giosue Carducci

Her şarkıdan bir kalp ağrısı kaldı
Karanlıkta geçen gemiler gibi

Baki Süha Edipoğlu

Bir kalp gibi hüzünlüydüm

Nazik el Melâike

Boş düşlerle beslemişiz kalplerimizi,
Kalpler saldırganlaşmış bu yüzden;

W.B. Yeats

Kalp, inleyişinden tanınır
Bir öpünce, bir de kırılınca

M.Temizyürek

Aşk, merakla başlar.
Sonra koku ve ısrar gelir arkasından.
Kalplerdeki harita, yeniden şekillenir.

Seyhan Erözçelik

Şairlerin flaşları kalpleridir
Dışarıya da parlamalı biraz
Kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
Sensin, iyi anlarsın beni

Edip Cansever

Kalpleri birlikte çarpan yıllarca
Yıllarca birlikte ağlayıp gülen,
İki sevgiliden biri can verse,
Hayatta kalandır gerçekte ölen.

Hâlâ

Kalbi eski düzenine dönememişti.

Cemal Şakar

Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak.

Şair görünüşlü adam

Çok görmüşlüğüm var böylelerini,
Omuzlarına ağır gelir kader;
Kararsız, rüzgârda yaprak misali;
Gözleri kısık lambalara benzer;
Kalpleri işler kapıları gibi.

Guillaume Apollinaire

Kalplerimizden kırılıyoruz ve zaman
Ortası boncuklu iplerle asıyor bizi
Ölümün çengeline

Nuri Demirci

eski bir dilin gizlediğini
açıklayacak olan kalptir yine de

Bejan Matur

Nefret o kalpten bu geniş ve karanlık boşluğa,
Bir kalp ki aydınlık maziden ne bulursa toplar
Pıhtılaşan kanında güneştir bozuldu tekrar.
O mukaddes nurdur içime senden bir hatıra!

Charles Baudelaire

hat ve had karışıyor birbirine
kalp ve kalb

bir çiçek açarken neyi getirirse dünyaya
yanımda onu götürmek istiyorum
sevap niyetine

Suavi Kemal Yazgıç

geleceği yoktur bazı kalplerin
aşk uğramaz onlara bir daha
tek bir hatırayla yaşlanırlar

Murathan Mungankalbim_siirim Bir kalp gibi hüzünlüydüm

Mısralarda Çarpan Şair Kalbi

kalbim hakkındaki her şeyi öğreneceksin

Jan Ender Can

kalbin yüzünden yüzün yüz değiştiriyor
kendimi öldürmeden seni tanıyamaz oldum

Jan Ender Can

ama artık hiçbirinin bir diğerine
mektup yazacak bir kalbi bile yok

Jan Ender Can

Tükeniyor kalbimin direnci

Şükrü Erbaş

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;

Ümit Yaşar Oğuzcan

kalbimdir mâsivâyı tüketti,
kendini savura savura…
kalbimdir, arzulara tercüman;
yara yok, görünmüyor,
ama kan akıyor, hâlâ akıyor,
tenimi kavura kavura

kalbimdir, şiire dönüştü
gül yarası olup her yerde;
aşklar kalkıp şimdi burdan gider de
yaraya tuz vura vura…

Hilmi Yavuz

ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladığım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar

Arkadaş Zekai Özger

ki, böylece, resmin geri kalan kısmını
güvercinler doldursun!
senin o, İsa Peygamber’inkini andıran
yakışıklı alnını
kanatıncaya kadar duvara vura vura
sonunda kalbimizde açmayı başardığın
mucizevi gedikten
gökyüzüne saçılan güvercinler…

Cahit Koytak

Sen ki kalbimden daha yakınsın bana
ancak uzaktasın,

Mari Nasır

kalbin yenilgileri kanıksaması

Baki Ayhan T.

sen yenisin galiba; kalbinin dış politikası yok

Sezai Sarıoğlu

bu şiiri sadece sana yazmak kalbimi kırıyor aslında

Furkan Çalışkan

eşitlik bozuldu ve sabah oldu
böylece kalbim,
hakkındaki iddialara açıklık getirecek.

Furkan Çalışkan

sen durmadan gidersin ben tutar döndürürüm kalbini

Alper Gencer

Sonra yatarsın uykusuzca yatağına,
Kalbine ağrı saplanan biri gibi;
Coşku ve kahkaha, duman gibi,
Ağlarsın durmadan
-Bilir misin bunu da?

Hermann Hesse

Üç çizik attı kalbime doktor
Her sabah aç karnımla üç kere seni unutmalıyım sandım
Kalktım bıçak çektim dünyaya
Toydum ve korkunç hakir
Yine de kaldım
Kaldım ve sandım
İçimin canı yokmuş
Kapkara bir kelebeğe acilen kiralıkmış kalbim

Seyyidhan Kömürcü

Öyle sessizdi ki kalbim

Özlem Sezer

Kalbim can kırığı, yok yerinde!- – Ben oraya koymuştum, almışlar*

(*) Behçet Necatigil

Hüseyin Alemdar

Her aşk bir şehir
gibi şiirin gri tipisine gizlenir
bir gün benim de kalbim
Ankara’da idam edilir

Hüseyin Ferhad

bir kalbim, bir de ben
-bir de çiçeği burnunda şu mavi-
yeteriz!

Perihan Baykal

aşka nâzır olsun da kalbim
varsın görmesin denizi!

Perihan Baykal

kalbimdeki burgaç kitabesi
bileklerimdeki şiiri
yine ben
yalnız ben sökebilirim

Murat Kapkıner

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Neşet Ertaş

Her şey, hepsi, gülen, susan, kamaşan
Rengiyle toplanır bende ve akşam
Rüzgârla tarümar, mevsimle sarhoş
Gelir ta kalbimde düğümlenir…

Ahmet Hamdi Tanpınar

ah kalbim bütün bunları
nasıl da unuttu

Ahmet Uysal

bir gelinciğe durunca hayat
ateşe ve suya dönüktür insanın kalbi
ya söner umutları, ya da yanar
bir ömür boyu

Rahmi Emeç

Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.

Nazım Hikmet

ağıt güzel vakitlerindendir
estağfirullaaaaah ve işte böyle uzatarak
kalbim aç
etim yanık
Dünya diz çöktüğüm yer kadardır dizimin yanında bir diz

Cahit Zarifoğlu

Kokundan havalanan kelebekler, sessiz cinler
Dönüp dolaşıp yine senin kalbine konmuşlar
Sanmıştım ki o kalbe de dargındın sen

Süleyman Unutmaz

herkesin kalbinin söküldüğü bir an vardır
yoksa
olmalıdır
en azından kalbinin söküldüğünü hissettiği bir an

Mehmet Can Doğan

peki, o zaman insanın kalbi nerdedir
Atina’da mı, İskenderiye’de mi
İ.S. 1900′de Azapkapı’da mı İstanbul’da
– ama insan kalbinin içindedir

Turgut Uyar

ve kalbin ilk ağrısı
bir başka kalpteki yerin kadardı hayat.

Oya Uysal

Yolları yorgun düşüren yolcuydum ben eskiden, artık geçmiş
ve kalbim yorgun düşen.

Oya Uysal

Kalbim annemin kalbi gibi hisli;
Her halim garipliğime emare…

Fethullah Gülen

Bu yerde kalbe ilhamlar inmiyor,

Fethullah Gülen

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Attila İlhan

Siz hiç bahara çiçekten yoksun girdiniz mi?
Benim kalbimin yarısı yaşadı bunu
Diğer yarısı da anılarla incindi.

Cihan Oğuz

Ansızın kayıveren yıldızların ardında
Vuslatı bekleyen bir kalbin yandığını
Nereden bileceksin

Nurullah Genç

Kalbim niçin bu kadar yabancı sen niye yoksun

Erdem Beyazit

Seni günün her anında düşünmüyor olabilir;
ama sana kırabileceğini bildiği bir parçasını verecektir: “Kalbini”.
Yaralama onu, değiştirmeye çalışma, çözümlemeye kalkma,
Ve verebileceğinden fazlasını bekleme..

Bob Marley

Çek kamıştan elini canım acıyor,
parmakların perdelere değil kalbime dokunuyor be neyzen.

Nail Varal

Yalnızca ben değilim bunu dileyen
kâlbim ki kırk yılı aştı bir-iki kez evinden
çıkıp başkalarının kâlbinde konaklamaktan başka
fiyaka nedir hiç bilmedi hayatta
her kâlbin olur o kadar fiyakası
boşuna mı besliyoruz onu göğsümüzün
en güzel odasında

Haydar Ergülen

Bilmezler kalbinde çiğnenmemiş bir nergis korusu yatmakta

Cihan Oğuz

Kimsenin kalbi yoksul değil aslında

Cihan Oğuz

Kalbin atışlarıyla çok uyumlu bir de.

Edip Cansever

hersey bir kalp! bir diğer kalbe çalışan

Seyyidhan Kömürcü

doğuya bakan yüzünle bak bana
ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu
hiç unutma. çocuk gibi olduğumu
söylemiştin zaten.çocuk gibi yazdığımı
biliyorum bu kitapta
kırmızı mürekkeple boyanmış bir
çocuk başı uyuyor kalbimde.

Lale Müldür

Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk
Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Nurullah Genç

Kalbim artık unut kendini, uçurumlardan öğrendiklerin
yeter, hep hüznü bağışladın kendine, kana gömüldün

Veysel Çolak

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Erdem Bayazıt

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
Fark etmez anne – toprak ölüm maceramızı.

Yahya Kemal Beyatlı

Ve kalbimiz bizi iyi bilirdi
Bilmediğimizi bilirdi

Adige Batur

Öfkenin sabahın da mutsuzluğa uyanır
Ardında fırtınadan arta kalan pişmanlık
Önünde kalbi kırık bir suskunluk denizi
Muhabbet sarayında bir peri ağlamıştır
Kirpiğinden yanağına
Çaresizlik dökülür
Gözyaşı
Nedamettir…

Adige Batur

Bıraksan kalbinde yıllarca uyuyacaktım…

Engin Turgut

Oysa ben ne kadar çok çocuk kalmışım. Tenimi sıksam
nehir fışkıracak. Ruhumu başa sarsam her yanımdan sokağa
dökülecek iflah olmaz bir yaz duygusu. Bak kırlangıçlar da
geldi. Birazdan haziran göz kırpacak aşk delisi kalbimize.
Martı yüzlü hayta bir çocuğum işte! Tatlı bir öpücüğün
esintisinden, hevesli ve cilveli bir bakıştan, sıcacık bir kalbin
fısıltısından, insanı incitmeyen masum günahlardan, incirin
ve narın sohbetinden, ruhuma dokunan sahici bir aşkın
inceliğinden başka ne isterim ki?..

Engin Turgut

incelikler ülkesi kalbine sokulup oracıkta ölsem.

Engin Turgut

: ardınızdan sürüklenen kalbimdi
bütün bir gece…

Hilal Karahan

Biliyorum sen kalbime düşen en güzel ateşsin..
Ben senin kalbinde aşka düştüm..

Güneş

İç ses, diye söylendim,
Başımda rüzgar vardı
Başımda uğultular…
Kalbim usulca kıpırdardı
Ve ses çıkarırdı dokununca
Çan çiçeğiyle karıştırırdı onu belki
Bir başkası olsa.
Başımda rüzgar vardı,
Yine esiyordum
Hızla dönmeye başladı kalbim
Rüzgargülüyle karıştırırdı onu belki
Bir başkası olsa.
Başımda uğultular…
Fırtına çıktı sonra,
Yaşadığını anladı kalbim,
Böyle yaşanamaz derdi
Bir başkası olsa.

Bejan Matur

Kalbim,
kaburgasına yakın olmadığı kadar
kalbine yakın
Ve benim Sevgili
kalbinden öptüğüm kadın;
Senin yalnızlığın güneşin ağrına gider
Benimse sensizliğim âyan beyan kıyamet.

Turgay Demir

Kalbim çılgın kalbim sesini duyamıyorum artık: Konuş benimle

Refik Durbaş

Kulağınızı toprağa, ağaca, yastığa,
aşıkların kalbine, meczupların beynine,
hamile anaların karınlarına dayayın ve
Varlığın sesini oralarda dinleyin! der.

Cahit Koytak

Kalbim ey uzlaşma bilmeyen,
Kolayca baştan çıkan kalbim,

Kenneth Rexroth

kalbimde incelikler sarhoşluğu, sarı güller düşüyor
o masal gözlerinizden!

Engin Turgut

Beceriksiz bir kalpazan kalbim
ne zaman aşık olsa birine,
apar topar götürüyorlar yine
yirmi dört kemikli hücresine!

Oğuz Bal

Darıltan bir şafaktasın ağzındaki güneşle
acı acıya damlıyordur, yürek yüreğe. Elveda,
elvedalara…Kalbinin yarısı yaz
yarısı kar altında.

Veysel Çolak

bir başka ama bilemem
bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
kalbim, bu zulümlü sevda,
kar altındadır.

Ahmed Arif

kalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğim

Arkadaş Z. Özger

kalbini seccadelerin üstüne koyup
dua ediyor musun?

Jan Ender Can

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli

Bir gün
Akşamın ölgün
Duran o namütenahi ziya denizlerine
Gark olan eşcar,
Gark olan ovalar
Oluyorken sükut ü hüzne makar
Geldin alam-ı kalbi teskine

Ahmet Haşim

Unutma: hiçbir şey yakışmıyor kalbime özlemin kadar.

Nihat Behram

Şimdi kalbim rahattır, şimdi başım serindir…
Kalbim ki senin en son sığınacak yerindir
Ve tekrar geleceğin günü bekliyor şimdi…

Çünkü insanlar yarın isteyince etini,
Aradığın lekesiz kardeş muhabbetini,
Yalnız benim serseri kalbimde bulacaksın…

Sabahattin Ali

Şeffaflıkla yanıp kızaran
kalbinden bakınır-
ki hayatın yükü
aşktır

Allen Ginsberg

Dönmesin kalbim Tanrım, dönmesin kalbim

Şaban Abak

kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

Birhan Keskin

en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını

Murathan Mungan

Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânını incitme
Esir-i gurbet-i nâlân olan insânı incitme
Tarîk-i ışkda bi-çâreyi hicrânı incitme
Sabır kıl her belâya hâne-yi Rahmân’ı incitme

Alvarlı Efe

Sevda ektim kalbime
Yalnızlık biçiyorum

Kahır Mektubu

Âh bu iğneyi kalbe geçiren el, umudun içinden de geçir yolları.
Gelmeyecek olanın ayakları yola mecbur olsun.

Nergihan Yeşilyurt

Kalbim! Neden ben?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

Didem Madak

Seven el de çok defa, sevdiğini okşarken,
Farkında olmıyarak, kalbinde yara açar.
Kırılır kalp sessizce, hiç mi hiç sezdirmeden,
Sevginin çiçeği kısa zamanda solar.

Sully Prudhomme

Dostların çoğalması da iyiliğe sayılmaz
dostun bir pul kadar kıymeti kalmaz
az dost az taş, çok dost çok taş
hem sayılıdır kalbimizdeki odalar
hem kalbe sığmayan şey dostluğa nasıl sığar?

Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır
‘kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu’
kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır
dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne
dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire
dostum var, öyleyse
ölebilirim bile!

Haydar Ergülen

kalbinde üşüyen her kelime
bir sessizlik olup çöküyor göğsüme
kıyamet gibi

Umman Şahiner

Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor

Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor

Süreyya Berfe

Herkesin bahanesi var, senin yok
günahlı bir gölgenin serinliğinde
biraz bekleyebilirsin, daha sonra
burada kalamazsın, başa dönemezsin
ama dön
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!
Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!
Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!
Eve dönmek
kendime sarkıntılık etmekten başka nedir?

İsmet Özel

Kalbime döneceğim, ama hangi yolla?

İsmet Özel

Allahım kalbimin etrafında
Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır
Allahım kalbimin etrafında
Nereye dönüyorsam
Yolculuğun sonunda
Kendime geliyorum
Geldiğim yerden döndüğüm yere
Allahım yine sana
İltica ediyorum

Bütün uğraklarımdan eli boş dönüyorum
Yolculuğum bitince ancak
Kavuşacağım vatanıma
Bunu biliyorum ama
Şimdi bu dönüş yolculuğu Allahım
O zaman hatıra mı olacak
Bir de dönerken şimdi kalbimin etrafında
Dönmüş mü oluyorum
Yoksa kalbim de dönüyor mu benimle
Kendi etrafında
Öyleyse kalbim neyin etrafında
Dönüp duruyor
Belki de kalbim bana dönüyor
Bense
Bütün uğraklarımdan eli boş dönüyorum
Ve hepsinden sonra
Allahım yine sana
İltica ediyorum

İbrahim Kiras

Kalbim bu rahatsızlık içinde bir bakarsınız
En güzel türküsünü söyleyebilir.

Turgut Uyar

Sahih, mülhimi hep ben miyim, bugün söyle.
Tahassüsatını, efkarını bütün söyle.
Getir şu kalbime dök varsa sevdiğim, elemin
Eden nedir seni rencud, bir daha söyle.

Nigar Hanım

ve girdiği kalbin şeklini alan…

Cahit Koytak

Biliyorsun ki kârî, kalbin derinlikleri,
Damla damla biriken gizli gözyaşlarıdır.

Necmettin Halil Onan

Kendinden bile taşınır insan
Ne sokağın kalbi, ne kalbin evi

Murathan Mungan

Kalbini rahat bırak…

Mustafa Ulusoy

Kalbim!
elimden tut
elimden tut
sensiz birşey yapamam.

Arkadaş Z. Özger

artık beni bu çağdan topla kalbim

Devrim Murat Dirlikyapan

kalbinle giriştiğin bir haksız mücadele bu

Charles Bukowski

kalbimle it dalaşındayız, hiçbir atlas kucak açmıyor içimdeki ülkeye

Charles Bukowski

Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar
Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Didem Madak

Kalbim küs oysa, kalbim yalnız bir kovboy
Nedense şimdi evinden çok uzakta

Didem Madak

Kırk diyarda kırkbin öpüşün bitkiniyim
dudağında kırkbin kekik tadı kamaşır
yine de kalbim ısırgan mı ısırgan.

Nihat Behram

gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın

Fulya Codal

Bir kalbi bir başka kalbe bağlayan
Olmazı olduran, bir yangını durduran
Kalbi bütün kötülüklerden arındıran
Seni bana beni sana örtü kılan
Yaralayan, yaraları onduran bir aşkı olduran
Bütün dünyayı bir an için durduran
Allah vardır senle benim aramda

Melek Arslanbenzer

Kalbimi, kalbinin yanına koyuyorum.
Senden başka neyim ola…

Mustafa Nazif

Kalbim dünyanın ilk aşığının kalbi gibi

Mevlana İdris

Buzdan bir el kalbimi sıkıştırıyordu sanki

Anna Ahmatova

kalbimden kalbin havalanıyor
bilmediğim bir kuş
sabaha kadar ayrılmıyor pencereden

Derya Önder

kalbini nerede unuttuysan
orda ara cevapları
soruların olduğu yerde

Derya Önder

‘Kalbim öldü,bomboş bu dünya.
Hiçbir şey vermiyor artık arzulara.

Friedrich Schiller

İndir bayraklarını, kalbim
Yeter çarpıştığımız,
Ömrümü noktala artık.
Ödlek diyemezler bize
Elimizin erdiğince yaşadık.

Henri Michaux

Kalbimin vampiriyim ben,
-Büyük yalnızlardan biri,
Sonsuz gülmeye hükümlü
Artık gülümseyemeyen!

Charles Baudelaire

“Kalbim, sorarım sana,
Aşk nedir söylesene.
‘İki ruh ve bir düşünce;
İki kalp ve onun bir atışı’

Friedrich Halm

Kalbin atışı, kaderin sesidir

Friedrich von Schiller

Hayat kalbin sabırsızlığıdır

Muhammed İkbal

Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı

Behcet Necatigil

Sana bir çiçek gibi tutkunken
Kalbimi ince titreyişlerle saran
Her seste kalbini duyarken senin

F.Hölderlin

yok artık hayatımın sabahı,
Kalbimin baharı soldu benim

F.Hölderlin

Ah benim kalbim,sessiz ol -sen de…
Bırak gamı -uyu şimdi sükut içinde

Muhammed İkbal

Siz kalbe hançer gibi giren

Sezai Karakoç

bir güz bahçesi gibi solmadan kalbim

Nuri Can

Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti.

Ataol Behramoğlu

Fısıltılar
Onun arkasında fısıltılar,
Tam bir fısıltı üstünde fısıltılar.
Yüksek sesle değil herkesin duyacağı kadar,
Fakat yeteri kadar yüksek onun duyması için…
“kalbi taştan”, o duyar
Yumuşak rüzgârların üstünde taşınan sözcükler
Yaralar, incitirler onlar.
Sözcükler gözyaşlarının başlamasına sebep olurlar.
Onun kalbi fısıldar, “her zaman değil
Di bizim kalbimiz taştan.”
Gülümser gizli bir gülümseyiş.
Hatırlayarak değişik fısıltılar.
Beraberdi onlar, ayrıldılar.
O gözyaşlarını kurutur.
O şimdi fısıldar
“evet, kalbi taştan…
Hiç kırılmayacak tekrar…”

Geleneksel İnuit (Eskimo) Şiiri

sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,

Rabindranath Tagore

tanelerken narı söylüyorum kalbime
ne iyi olurdu
insanların yüreği de tanelenebilseydi…

Sohrab Sepehri

ilgisizlik hastalığına tutuldu kalbim

Fulya Codal

Bir gün her şey sona erse
İhtiyarlasa kafam, kalbim ve şiirim

Süreyya Berfe

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Sezai Karakoç

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sezai Karakoç

Yalnız bir adam tanıdım,
Yüreği pamuktan.
Gönlü harap olmuş yorgunluktan.
Ellerindeydi kalbi,

Figen Yıldırım

Aşkın ve acının vadilerinden
Geçerek yürümeyi öğrendi kalbim

Nurullah Genç

çünkü aklımda ve kalbimde
işledim bütün cinayetlerimi

mevsim dönüyor
artık yaşamak bir külfet

Ahmet Oktay

kalbim göremeyeceğin bir köşede açan
bir yenik çiçek
kalbin ulu orta açmış bir sahte çiçek

Küçük İskender

Şimdi bu acıya ne benim kuş kadar yüreğim, ne senin anaç kalbin dayanır.
sana son kez sarılıp uyuduğum o son gecede tüller ve
silahlar gördüm düşümde.

Birhan Keskin

Bir gün sizde hüzünle bakacaksınız kalbinizin içine

Kemal Sayar

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.

Cahit Sıtkı Tarancı

Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya…
Kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…

Mevlânâ Celâleddîn

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

Cemal Süreya

kalbim göğsümde çırpınıp durdu

Furuğ Ferruhzad

deli kalbimin üzüncünden kurtuldum

Furuğ Ferruhzad

Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.

Sabahattin Ali

bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki:

Didem Madak

herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım!

Didem Madak

Ve onun kolay inanan kalbi
Hasretin acı darbeleriyle
Göğsünün içinde kabardıkça kabarıyor

Furuğ Ferruhzad

aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim

İbrahim Tenekeci

belli ki duymaktadır kalbinde
aşkın saklı yalnızlığını

Ahmet Telli

Er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalb evini

Murathan Mungan

konuşmam artık, kalbini kırdımsa senin
bil ki yanına düştüm.

Birhan Keskin

yaşlı bir ağaç olsan, çırılçıplak bir ağaç
ne söylerdin, kalbinde esip duran rüzgara?

“beni terk et
içimde sonbahardan başka bahar kalmadı”

Ayten Mutlu

sen elimi tutunca kalbi karışıyor içimdeki adamın

Hakan Savlı

Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı

Edip Cansever

Bu mektubu senin kalbine yolluyorum

Haydar Ergülen

Kalbim -ki bir gün durur-

Ataol Behramoğlu

Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum

Dilaver Cebeci

İşte kalbin sev dediler.

?

Kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başka yolcu yok sana
fark etmez gibisin.

Kalbim
demir masanın küfü, örtünün yırtığı
camın kırığı, patlayan freni hayatımın
kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.

Birhan Keskin

Ama sen uzaklardaydın ey kalbim

Erdem Beyazit

kalbimiz tek servetimiz,
onun da sahibi sen.

ben kalbimi sevdim ilkin,
kalbim zikrinle mesrur ,
ben zikrini sevdim ilkin.
Sözlerin en güzeli ey,
kalbim benden gizli sevdi seni,
ben seni bilmezken henüz,
bildiğimi bilmezken.
Sevmeyi bilmezken sevdi seni.

Adige Batur

Allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?

Murat Menteş

bu şehrin en tenha yeri kalbimdir şimdi

A. Hicri İzgören

Birgün bir yağmurla garip garip
-Çoluğu çocuğu terk edeceğim-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.

Turgut Uyar

A benim
Oğulotu bitmeyen topraklarda
Şaşırıp kalan kalbim
Senin Türkçen yok mu, anlatıyorum işte
Bir kuş kalbi misin ki ürkmek için bahane
Arayıp duruyorsun.

İbrahim Tenekeci

acı veren varlığında,
Ritmi bozuk kalbi,
Çektim sineye..
gidiyorum buralardan
Ben yokum….

S. Kuruca

Kalbinden başka hiçbir mekân bilmem,

Neyzen Tevfik

Sen nerdesin ey nazlı yâr,
Sinemde aşkın paydâr,
Kalbimde senden yadgâr
Esrâra baktım, ağladım.

Neyzen Tevfik

Kendinizi neşeli hissettiğinizde kalbinizin derinliklerine inin.
Farkedeceksiniz ki, size bu sevinci veren, daha önce üzülmenize neden olmuştu.
Üzgün olduğunuzda, tekrar kalbinize dönün.
Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan bir şey için ağlıyorsunuz.

Halil Cibran

kalbimle secdenin yerini değiştirmeye gidiyorum

Alper Gencer

Kalbime bir daha cemre düşer mi?
kalbime cemre düştü

Nuri Pakdil

Birbirimizi yirmi yılı aşkın süredir tanıyoruz ama, iş ilişkilerini çıkarırsan… ki her zaman çıkarmak gereklidir… aramızdaki yakın ve içten sohbetlerin toplamı belki on iki saat ancak tutar. Birbirimizin zihnini ve kalbini yokladığımız saatlar demek istiyorum. Yani seni tanıyışım yarım günden ibaret, Nicholai. Bu da hiç fena sayılmaz.

Şibumi

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Osman Sarı

gözlüğüm, iki gözüm, kemiğim, bu sözlerimle
umarım kırmamışımdır seni, zira çok incesin
kırılırsın, kırılır arkadaşlığın camdan kalbi de!

Haydar Ergülen

Madem dünya bunca zalim
Madem yakışmıyor kalbimize.

bu şehirde etten geçip kalbe erişene
dek sabırla. tek, sabırla.

titreme daha fazla kalbim.
bağışla kendini artık onu da,
bırak gitsin.

Birhan Keskin

ve kalbin uyanacak yeniden
o derin uykusundan;

Gustavo Adolfo Becquer

yalnız hüznü vardır kalbi olanın

İlhami Çiçek

Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum.

Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.
Kederi olduğumda söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var.
Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.

Cahit Zarifoğlukalp_siiri Mısralarda Çarpan Şair Kalbi

Kalp Şiirdir

Kalbim:
kalbinde misafir kalsın bu gece

Refik Durbaş

Yerinden oynayan kopan bir fırtına gibi
Kalbim sağ yanımda.

Alaeddin Özdenören

Ey! Dünden bugüne taşınmış
eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş.
Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine,
acıdı kalbim.

Oya Uysal

Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim.

Murat Tokay

Yanlış daha baştan yanlış
Bir şiirdi bu, biliyorum
Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi
Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri

Ahmet Telli

En son evin önünde,
Gözlerini açıyor delikanlı
Ve kapıyor sonra hüzünle,
Elini koyuyor kalbinin üzerine.

Johann Ludwig Uhland

bir tren makas değiştiriyor kalbimde
bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle

Altay Öktem

Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak.

Şair görünüşlü adam.

Unutulmak korkusuyla tedirgin
Tükeniyor kalbimin direnci
Aykırı sularda bungun
Bir çürük tekne gibi
Rüzgarını özlüyorum.

Şükrü Erbaş

Katılaşır onun kalbi yorgun
kaldırım taşları gibi. Gelmez birisi
yumuşatmaya kızımın kırılan hevesini.

Mir Mahfuz Ali

Kalbim neden isli bir şehir?
Kalbim! Neden ben?
Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim.

Didem Madak/Enkaz Kaldırma Çalışmaları

Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor
Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor

Süreyya Berfe

gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın
öyle dağılmışım ki boşluğa
bir şiir yetiyor soluğumu yutmaya

Fulya Codal

Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor
Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor
Süreyya Berfe

gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın
öyle dağılmışım ki boşluğa
bir şiir yetiyor soluğumu yutmaya

Fulya Codal

Ben rüyâların dokumacısıyım
Rüyâ bekçisiyim ben.
Yavaşça uykunda yürürüm
Ve kalbine görüntüler yerleştiririm.

İnuit (Eskimo) Şiiri

Kalbin Kararı

Önce sola, sonra sağa, yine sola
Bakan akıldır, kalp uzatmaz
Akıl iki kere ikiyi iyice bilir
Kalp ikiyi inkar edecektir.

İnsan uykudadır, ölünce uyanır
Günün adamıdır ve karşılanır
Can uyanır ve karar anıdır kalp için
Allah sürprizdir, Rabbül âlemin

Kalbin kararını akıl tartar
Bu şuna benzer: akıl esnaftır
Şuna da: akıl yaralanır
Kalp yaralanmaz çünkü yaradır

Ahmet Murat

İlk orada unuttum çocukluğumu, kalbî hüseyni akışlı bir nehri
taşımak neymiş gözlerime orada bildim, ve daha bu güz kendime
geldim: Auswitzch’den sonra da yazılmalıymış şiir, Sıvas’tan
sonra da, çünkü şiir çöldür bize ve her Muharrem’de kanlı
su yerine geçer, İmam Hüseyin ve kalbî hüseynî doluların aşkına,
unutmak düzyazıdır, şiirse şehitlerin çığlığı: Bir yudum su
istemeden bekleyenin muzaffer yenilgisi, “Tuz Günleri” ,
“Kanlı Düğün” , ve “Biz kırılırdık daha da kırılırız” suçsuzluğu,
çocuktum, çölde okudum masumlarla ve çok susadım,
babaannem su verdi almadım, bir cümleden de şehit olurdu
insan ve ne yazsa şair olmak istemezdi Kerbelâ’dan sonra,
olmasın, Kerbelâ’nın şiiri kalbimde hâlâ, ve çöl sürüyor:
Hüseyin Kerbelâ, Lorca Granada, Behçet Sıvas, Deniz Ankara…

Haydar Ergülen

Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

Şeyh Galip Mevlevi

Eğer bir kalbi korursam kırılmaktan

Emily Dickinson

Kalbim, sorarım sana,
Aşk nedir söylesene.
“İki ruh ve bir düşünce;
İki kalp ve onun bir atışı.”

Friedrich Halm

kalbim

yok
gitti yeraltına umudum
kalbim
fırtınada uçuşan kurum
gibi durmadan dolar
gözlerine birilerinin
ağlatır kanatır
huysuzum

tok
bir çocuk benim sevgim
kalbim
kırılan oyuncaklarım
gibi hep
özletir bana
güzeli
yorgunum

Kaan İnce

senin kalbini taşırım (taşırım onu kalbimde)

e. e. cummings

Kalbim
Uzun menzilim benim
Yolumu karşılayansın.

ben ona dedim ki
Bütün kuşlar tünedi
Göğsümdeki tek kanatsın.

Şükrü Erbaş

rehin kalmaya geldjm kendi ellerimle
rehinim artık kalbinizde

Sinan Oruçoğlu

gideceğim yolu gözüm seçmiyor
buğulu bir şarkı içinden geçtiğim
haritam yırtık, rüzgârı göstermiyor
fikrim karıştı, kalbim için
başka bir mevsim gerekli

Sinan Oruçoğlu

Kalbimin En Doğusunda

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
içimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında
Kalbimin doğusu,
her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı
Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat,
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç ayak aramaktan.
Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
Kediler gibi mırıldanarak.
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla
Avuçlarımla konuştum
Allah büyüktür diyen insanlar gibi.
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
Boynumda leylaklar açardı baharda
Mor ve pembe konuştum karanlıkla
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim
Sözler vardı içimde işe yaramayan
Sözlerle konuştum karanlıkla…
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
Sözler…
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan…

Didem Madak

Kaybedeceğiz!
hayır, bu sefer doğru anladın

ispat edemem fakat öylece içime baktın
ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı

Furkan Çalışkan

Kalbim gerçekten kırık ve eylülün ortası
yürüdüm yazmadığım şiirlere basarak
yalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartası
her solukta yeniden eksilerek artarak

Süleyman Çobanoğlu

Seni dağladılar, değil mi kalbim,

Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

Necip Fazıl Kısakürek

Kalbim bağışlanmayacak birşey yap

Ahmet Telli

kalbimiz
yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
kalbimiz
kalbimiz hızla gelişecek.

Turgut Uyar

Birinden ötekine geçip gitsem de
Şehirlerdir acıtan kalbini

Ahmet Uysal

bu kaçıncı tünel, yaşlı
bir ağaç gibi ovada
acının gözleriyle bakıyor
çıplak omuzlarından gecenin
dökülen nehir gibi kalbim
toprağına akıyor

Çiğdem Sezer

Üç Gencin Kalbi

Bir gemici tanırım
Kalbini bir limanda bırakmış
Ya kaybolursa?
Ağlar çocukluğundaki gibi
Kalbini almaya gidecek hâlâ

Bir oğlan tanırım
Derin yeşil gözlü
Gönlü güney denizlerinin dibi
Kalbi ise yerinde
Birine vermeye gidecek
Bir gemi arar durur
Bulutlardan.

Bir şair tanırım
Onunki içler acısı
Kalbini asla vermemiş
Çalmışlar
Kalbi eski bir efsanede saklı.

Ece Ayhan

Kalbimin yetim kayığı
Geçmeye çalışıyor oynak, dalgalı
Zaman deryasını

Ping Hsin

-Bu cihanda bıraktığınız aksiseda, güzel efendim,
Çarptıkça yakıp dağlıyor kalbimi

Ömer Şişman

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır.
Tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda.
Anlatmaya, yorumlamaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu.
İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!
Kaygan, yabancı madde dolu bir şey olup çıkacak sonunda.
Kalbin gereksinimlerine dikkat edilmedi mi emek de, ekmek de yitiriverir anlamını.
Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Nuri Pakdil

Kalbini kıbleye bırak…

Senai Demirci

Allah Aşkına Kalbim

Allah aşkına kalbim,
Sakla sevgini
Ve gizle şikâyet ettiğin şeyi
Seni görenlerden
Ve ganimet bil onu.

Sırları ifşa eden
Benzer ahmağa
Susmak ve gizlemek
Daha yaraşır aşığa

Allah aşkına kalbim,
Sana geldiğinde
Bir soruşturucu
Gelirse sana sorarak sıkıntını
Gizle!

Ey kalp eğer derlerse:
“Nerede sevdiğin?”
De ki: “Belki esir almıştır,
Benden başkasını”
Ve sonra mutlu görün.

Allah aşkına kalbim,
Gizle hüznünü
Seni üzen nedir ki
Dermanından başka
Bunu bil.

Ruhlardaki sevgi
Kadehteki şarap gibidir
Ne su görünür onda
Ne nefesler gizlenir.

Allah aşkına kalbim,
Hapset dertlerini,
Denizler coşsa da
Yahut yıkılsa da felekler
Sen esenlikte ol!

Halil Cibran

bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan
bu son mezar kalbimde hicranla kazılan

Nurullah Genç

harcı âlem bıraktığın kalbini merak edersen
götürüp Londra’nın ortasına bıraktım
ne bülbül ne çocukluk ne keder.

Zeynep Elif Arkan

kendi kalbinin tanrısı olduğunu düşündün
kendin kendine inanmadın
münkir günlerinde

Sulhi Ceylan

kalp çok genişti ona dünya dar
batık gemiler uzak
son bir öpüşle tam iyileşecekken
tam iyileşecekken hayatla
çiçek sapını kalbine soktu

Baki Ayhan T.

bu devinimi kalbimin beni mahsun kılan
bu deli saçması hayat
ve sen içimde çoğalan şey
ve sen kalbimin çıkmaz sokağı
bu canhıraş haykırış
beni yeniden yorumlayan

İlhami Atmaca

Aşkın rekâtı yoktur lakin zekâtı vardır
kalbinin zekâtı da unutmaktır,
unutmanın cömerti ol!

Esra Elönü

artık kalbim yok

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!

Küçük İskender

bir aralık kapıdan gülümser
anneannemin tül kalbi.

Halim Yazıcı

her şey benim kalbimdir ki bilirim
kimsenin olmadığı bir yerde
ölümü denemek isterdin
hiç değilse bir defa
nisansız bir serçe gibi
herkesin gözlerine saçlarına
avuçlarına dolanan
ama nisan olsa da olmasa da
serçeler benim kalbimdir

Turgut Uyar

Kalbimin derinlerinden bir kuş uyandı,
uçtukça büyüdü, çoğaldı,
oysa yüreğimi hiç terketmemişti…

Halil Cibran

Kalbime sığmaz oldun.

İbrahim Tenekeci

Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler


Ruknettin’in aynalarda ağladığı kadar var.

Bir mevsimin kıyısından tutarsan Ruknettin
Kurak ovalara yağmurlar yağar,
Ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
Kalbin şiir olup vadilerini sular.

Senin de vadilerin vardır Ruknettin!
Kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
Kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
Niyedir,aynalarda azalır sesin.

Doktorum
Ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
Kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
Üşürsem helak olacağımdan korkarım.

Doktorum
Gayya kuyusuna inmek istemem
Bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
Aynaları kırarım,suretimi istemem
Mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
Ben Allah’ı isterim.

Ben hep aynalardan geçerim doktor
Aynalar benden geçer.
Araf’tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
Doluşur içine narin böcekler
Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
Ben hep aynalardan geçerim doktor!

Günahları için ağlayan kim varsa
Kanatlarıyla okşar onu melekler

Hep böyle midir
Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
Yarin dudaklarından trenler geçer de
Kalbiyin istasyonunda durmaz mı
Sen hiç satrançta yenilmez misin
Atına binip hep gider misin
Bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
Herhalde hep böyledir
Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!

Buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
Konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
Dua okuduyduk,yağmur dilediydik
Kalbinizi kuşatmaya geldiydik.

Hoşgeldiniz.Buyrun.İşte kalbim.
Adımı unuttuğum zamanlarda RUKNETTİN’im
Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.

Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
Kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
Tıkanır,ölür metropollerde.

Bir çiçeği uyandırmak için mi
Söner bu ateşgahlar
Kaldırmak için mi yeraltını
O derin uykusundan
Kurur bu göl
Ne var ve ne oluyor
Neden türkü söylüyor fesleğenler
Uzakta biri mi göründü
Biri İncil okurken düşüp bayıldı mı
Bir rüya mı gördü yalnız keşişler
Ne oldu?

Adım Ruknettin,tanışıyor olmalıyız
Bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
Sunmuş olmalıyım kalbimi size
Bakın!demiş olmalıyım henüz avladım O’nu
İgvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
Yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
Ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
Bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
Ay gibi ışıdığında bir aşk
Bir mevsim yönünü şaşırdığında.

Hayret etmiş olmalısınız,kalbim
Hezarfen misali havalanınca.

Korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
Çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
Ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
Ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
Sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
Unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
Nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
Gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
Terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.

Alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
Ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
”gönüllü mağlupları olacak hayatın” doktor.
Yarından korkan adam,Ruknettin böyle söyler.

Siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
Alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
Kabaran yağmuru yeraltına
Ve bir aşkı ayrılığa
Yakıştırabilir misiniz doktor
Kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
Kuşlarla konuşabilir
Ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?

Ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
Bir kitap olup yandı da o
Külünden zehir kaldı
Bir hayal olup uçtu da
Gökte melekler bağırdı
”eve dön,eve dön!”

Döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
Bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
Süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
Üstüme kaldı.

Size ne denir ey kalbin istilacıları
Barbar denir,’bir hayal yıkan’denir.
Alın O’nu da götürün,bir kalbim kaldı.

Bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
Cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
Elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
Bir mevsimin ortasında kalakaldıydım

Bakkaldan manavdan değil,
Cenevizden geliyordum doktor
O kızın saçlarından geliyordum
Yitirilmiş bir mahkemeden
Galiba kalbimden geliyordum.

Bir güle boyun eğdiren nedir
O aşk değilse
Nedir kalbe çıkartılan
Tutuklama emri,
Aşk değilse.
Ah,o sığınaklardan
Yitikleri toplayan
Ve düşlere vuran gemi
Nedir aşk değilse

Size kendimden bahsediyorum doktor
Biraz yağmur kimseyi incitmez.

İyi ruhların arasında dolaşan
Bir gölgeden sözediyorum.
Acıdan çatlamış kalbi
Soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
Terkedilmiş şizofrenleri
Kendine çeken vadiden
Keşişlerin hüznünden
Ve bir aşk yüzünden
Ayları karıştıran kişinin
Tababet-i ruhiyyesinden

Size kendimden bahsediyorum doktor
Ben kar yağarken ıslanmam.

Benim öbür adım rüzgar
Uğradığım orman
Değdiğim kalp uğuldar.

Deki bulunur elbet
İyi bir hal üzre kaybolan kişi

Kemal Sayar

Kalbim , unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.
Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim onu tekrar.

Emily Dickinson

Kalbine iyi bak sevgili sufi

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Mevlânâ’nın Uzak dediğin yer ancak bir karış diyerek adres verdiği kalbine… Aşk’ın Hüsn için nice basamaklardan geçip nice engelleri aştığı kalp ülkesine… Sadef içinde inci gibi parlayan kalbine… Öyle iyi bak ve öyle iyi gör ki; himmetle inen ve hikmetle süslenen aşkın senden aşkın bir hâl alsın. Taşkınlarca sevgilinin diyârına ulaşsın. Korkma… Âşık ve mâşuk arasında öyle bir yol vardır ki içinden geçen bütün cümleler hurûfî bir edayla tek tek ulaşır muhatabına. Kalpten kalbe yol vardır. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Kalp ki maddeden öte mânâ dikenden öte gül-i rânâ… Sula sevgili sûfî sula. Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek aşk marifet istiğna tevhid hayret ve yoklukla sula. Sonrası bekâ… Sonrası sıla… Kalbin ki bütün yolların kaynağı ve bütün yolların son durağı. Cânânı aramak için kalbinden çıktığın bu yolda varacağın yer yine kalbin aynası… Çünkü ey sevgili sûfî… Seven ve sevilen birbirinin aynısı. Mevlânâ boşuna söylemedi ya: Gönül kemâlinden bir iz bulunca; can canı içinde seni buldu. Mevlânâ mıydı bulan yoksa Şems-i Tebrizî miydi arayan? Aranmakla bulunmuyorsa ancak bulanlar arayanlarsa neydi bu ikiz ruhları karşılaştıran? İki bedeni tek ruha iki kalbi tek aşka bağlayan zincirin adı neydi? Dil muhabbet dese de bütün dillerden yüce bütün dillerden öte bir şeydi. Lisân-ı hâl bile bu muhabbetin sırrını çözmeye yeterli değildi. Aynı anda fikretmek aynı anda hissetmek ve aynı anda zikretmek… Kalpten kalbe giden yolu sözden öze dökülen bir sohbetle gözden gönüle akan bir ateşle beslemek… Doyumsuz bir ateşle beslenmek… Ve Aşkî’nin kaleminden:

İftirâk-ı sohbet-i cânâna doymaz gönlümüz
İhtirâk-ı âteş-i hicrâna doymaz gönlümüz

Kalp kalbin diğer yarısı ve bundandır ki kalp kalbe karşı… Çünkü üç harfe ve beş noktaya gizlenen bir lugat var arada. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Çağlar öncesinden devraldığın ve çağlar ötesine sakladığın her yanını aşkla donattığın kalbine… O kalp ki mücellâ o kalp ki müstesnâ… Sen değil miydin Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık istidâdı var diyen? Âşık-ı sâdık isen kalbine iyi bak sevgili sûfî… Hikmeti gör. Gör… Aşk odu evvel düşer ma’şûka andan âşıka diyor Fuzûlî. Bil ki pervanenin kül olması için ilkin mumun alev alması gerekli. Yanan kim Mevlânâ mı Şems mi? Aşk dâvâsında sen ben ne fark eder ki? Âşık gelmiş mâşuk gitmiş ne fark eder ki? Üzerine bastığın toprak aynı ise geçtiğin yollar aynı ise yan yana durmak şart mıdır vuslat ânında? Kavuşmak bedenen değil kalben bir olmaktır aslında. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Gülden bülbüle uzanan bir dal varsa mâşuktan âşığa uzanan bir kol varsa kalpten de kalbe giden bir yol vardır. Bu yolda lisân-ı hâlle örülmüş bir muhabbet vardır. Kalbine iyi bak ey sevgili sûfî!.. Kalbini noktalara sakla. Bil ki bu yolda hükümdar… Hükümdar bile (Muradî) ancak ve ancak bir nokta kadardır:

Elbette bu hâlimden o yârin haberi var
Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ

Senem Gezeroğlu

Yüzüne ince bir örtü gibi rüzgâr düşüren
aralık kalbinden aşklar dökerken tanıdım seni

Haydar Ergülen

Farı, kalbim, farı da
Kapına yığılacak karları
Kürüyeme!

Ben senin necinim, kalbim
Kulun, kölen, müneccim
İşlerin, açmazlar – – koş aç, koş aç!

Behçet Necatigil

Dinle!..Dinle Selim! ölürsem; -gülme-
Kalbi deniz gören bir kadına gömsünler beni!

Ali Asker Barut

“geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.”

Umman Şahiner

sen ey kalbim, titremez misin
uzak bir hatıra gelip dayanınca kapılarına?

Aslı Durak

Üstüme kar yağıyor. Kalbimin
Atışlarında eriyor kar
Üşümüyorum, üşümek elimde değil
Hiçbir şey elimde değil
Sevmek istiyorum, sevemiyorum
Çarpıyor birbirine kalbimin kapıları

Edip Cansever

Artık kalbimiz kutup denizinde ve yalnız.

Hüsrev Hatemi

Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır
‘kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu’
kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır

Haydar Ergülen

Kabul et, uzaklardaki sevgilim,
Kalbimin vedasını,

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Tutkularım bitti.
Düşlerimden de soğudum.
Sade çilem kaldı bana,
Kalbimdeki boşluğun meyvası.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Tutkuların çeşmesi
kalbim yokoldu.

-Geriye bir çöl kaldı-

Federico Garcia Lorca

kalbi tut
kalbi kalbet
kalbi kaybet gaybe doğru

kalbi tut

Suavi Kemâl Yazgıç

Şâ’ir oldur ki anıñ kalbine Hassân gibi
Nefha-i Rûh-ı Emîn eyleye ilkâ-yı sühan

Sünbülzâde Vehbi Efendi

Aşk oduna yanmıyanın
Kalbi sâfî olmaz imiş

Eşrefoğlu Rûmî

Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr-ı Mecnûn
Çeşmin kılaydı efzûn zülfün penâh olaydı

Osman Nevres

Lâkin o bahçelerde geçen devre’den beri
Kalbimde solmamıştır o şi’rin çiçekleri.

Yahya Kemal Beyatlı

Bu bedeni ben taşıyacağım yıllar yılı
Sen arkamdan geleceksin..
Ben yorgun düşeceğim aşkdan
Kalbimi sen yükleneceksin…

Aynur Şakman

ben şimdi ve daima kalbine
hüzünler ihbar edilen bir şairim:

Hilmi Yavuz

Yine namlularla çevrildin kalbim
Ne önleyebildin ne karşı durdun
Çevirdin şiiri aşk yönlerine
Gel kucakla kalbim kuşat gülleri
Osman Sarı

Günaydın bana geri gelen şiir
Bana geri gelen anıt
Bana geri gelen kalbim
Bana geri gelen kalbimin ayışığı
Gözleriyle iyileştiren yaralarımı
Kalbim güneşim efendim

Sezai Karakoç

kadınlar nasıl kokar
çiçeklerden farkları
avuçlarının arasına aldığımda
gögüsleri
bir güvercinin kalbi gibi mi çırpınır

Ali Biçer

Kalbini uzaklara söyle yolladın mı hiç

Teodora Doni

Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar

Sümeyye Şeker

Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer

Dünyanın en hızlı/çarpıntılı akan iki nehrinden biri Çoruh
Desem, doğrudur; ikincisi kalbim, desem: ‘şair sözü’ olur!

Leylâ Şahin

Kalbin iyi bir hedef olmalı meydanın ortasında

Erol Çankaya

Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
bir kalp bulmak
bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

Küçük İskender

Sen doğmadan sevmişim seni
Ölüm bahanesiyle kapanmadan kalbim

Ahmet Ertan Mısırlı

Kavs-i kaderin attığı ok sath-ı zemîne
Ancak geliyor, saplanıyor kalb-i hazîne
Ey tîr-i kazâdan açılan şerha-i sîne!
Dil-hânedeki perdeli revzenden usandım

Tâhirü’l-Mevlevî

Alnımın yazısı bezdirdi beni
Kalbinden yaralı gezdirdi beni
Ayaklar altında ezdirdi beni
Belki toprağımı başta taşıdır

Tâhirü’l-Mevlevî

Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni

Osman Sarı

yağmur yağıyor ve ben
yer altı nehirlerinden
ıslana ıslana kalbinden
sessizce geçiyorum

Alaeddin Özdenören

Akar saçlarımdan yalnızlığın ırmağı
Kalbime dökülür..

Alaeddin Özdenören

Kalbimde o kor bakış olan saklı durur;
Bir gün çıkacak sanma sakın, saklı durur.
Sen öyle güzel, öyle güzel bir gül idin..
Soldun, rubaimde kokun saklı durur.

A. Vahap Akbaş

bilincim açıktı kalbim yaralıydı derim ama sanırım bunu mazeret olarak kabul etmezsin
bi salıncak gökten: öyle aman aman bir şey olmasına gerek yok özenmene falan

olur mu

İsmail Kılıçarslan

Kalbim daima seni takibedecek ve asla seni unutmayacak.

5’ler Topluluğu-Adı Bilinmeyen Şairler (Çin) İ.Ö. II. Ve I. Yüzyıl

Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var

İmam-ı Şafiî

yaşı hep altmış üç
yüzü yeni gelmiş bir vahiy gibi
gözlerinin önünde hep rahman suresi canlanır
kalbi hep yasin okur

Sezai Karakoç

Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre

Şeyh Galip

Durma sefer et güzâr-ı Kalb’e
Can baş ko reh-güzâr-ı Kalb’e

Şeyh Galip

Çırpınır göğsünün içinde kalbi,
Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi.

Ahmet Kutsi Tecer

Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla.

Kalbim, sersemliğim benim..

Edip Cansever

ve kalbimiz bize sahip çıkmadı

Hilmi Yavuz

güz bir ney’dir, bir gül üfler
……………………ve akik
işler kalbine, dinle!
hangi hüzünler evidir
ve hangi sazlıkta gurbet
gösterir bir kuş şimdi
mesnevî ve ahd-i atik?

Hilmi Yavuz

Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen coşar ırmak olur;
Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)

Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten, ses ile,
Bana kalbin musikisini verecek, haberi olmadan.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

sözde direnen aşka sığındı veda
uslanmaz güvercinin kalbi yenildi

Pelin Onay

ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
rüzgarın ve acının bildiği dilde
acelesiz, hiç yarışmadan,
sessiz oturabilir miyiz seninle?

Kemal Sayar

Sen olmasan…
Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Tevfik Fikret

Tüm şiirleri sökeceğim duvarlardan,
Kalbimden ve kağıtlardan..

Murat Özel

Kalbimde vardı “Byron”u bedbaht eden melâl

Yahya Kemal Beyatlı

Kalbim bir sağanağı içecek kadar susuz ; halbuki üzerine bir çiğ tanesi bile düşmüyor…

Petöfi Şandor

Herkes gider
Ne?
Bilmiyor muydun sanki
Sevgili kalbim!

Ali Lidar

Sen aklınla ne düşünürsen düşün, kalbin kendi hafızası var…

Murathan Mungan

Kalbin nasıl?  

Andrei Tarkovskykalp_siirdir Kalp Şiirdir

Şiirlerin Kalbi

Sır gibi sonsuza değin kalbinde
Kalmak istiyorum, kalamıyorum.

Nurullah Genç

Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var
Zannımca -ki doğruysa zannım- sen kâfisin bana
Sevgin vaktin hangi diliminde ulaşır bana aldırmam
Yeter ki zaman kesmesin yolunu belâlarıyla

İmam Şafîi

Yaşlanıyorum galiba:
Günlerin uzaması kalbimi sıkıştırıyor.

Süreyya Berfe

yıkık manastırın orda
kalbim ki,
o da
yıkıktı.

Behçet Aysan

şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
büyülü sözü kalbimdeki:
tekrar karşılaşsak
ölür müsün?

Birhan Keskin

kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili,
yokluğunun sebebini anlatamadım kendime,
yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi
içimde.

Birhan Keskin

Bana kalbinin nasıl kırıldığını değil
Kırık bir kalple neye dayanıyorsun, onu anlat…

Kadir Bal

Eski, yorgun, kırık olsa da kalbiniz,
o şimdi içinizdeki kimsesiz
kalbinizi yanınıza alın şeyhim
gece yalnız geçilmez!”

Haydar Ergülen

sen ey kalbim, titremez misin
uzak bir hatıra gelip dayanınca kapılarına?

Aslı Durak

Kim bakardı kalbi sâfi olmasa âyîneye
Sûrete gelmezdi ger olmasa ma’nîdâr şi’r

Üsküplü İshâk Çelebi

tanrım
kalbime saldığın çıkrık
orda bir şey bulmasın senden başka

Atakan Yavuz

Yıl 2000
Tekke ve zaviyeleri kapatıldı kalbimin
Tombul güvercinler dolaşırdı kiremit çatısında
Bulutlar akardı paçalarından, uğuldarlardı.

Didem Madak

Sığırcıklar ve her şey kalbimden havalanır

Ahmet Ada

Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi

Didem Madak

bir türlü yüreklenip resmine bakamıyorum
kalbimin rutubetinde
şimdi yüzüne kirli bir esmerlik çöreklenmiştir

Yasin Erol

Çürümüş yapraklar akıyor ağaçlardan, suçsuz bir kalbi parçalamışlar

Sessiz rüya kapısıdırlar, kalbinden öperseniz ruhunuzdaki sis dağılır

Engin Turgut

Geniş zamanlı sözler söyledim inanıp güzelliğe
Eyvah ki kalbin minesi akşamla soldu.

Şükrü Erbaş

ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime

Güven Adıgüzel

kalbimi sevgine öyle bağladım ki bir daha
başka sevdalı bir yürek istemiyorum

Furuğ Ferruhzad

Kalbim hareket ettiği kadar sana diyeceği işte
budur: tahattur et!

Alfred de Musset

Sen kalbimdeki düş, cesedimdeki ruh
Virane etti gönlümün mülkünü, gam ordusundan bir güruh

Ehmedê Xanî

Kimse yok
Hiçbir ses yok
Kalbimin sesinden
Başka

Jana Seyda

Aşk rüzgârı
Kalbimin tellerine
Vurunca
Istıraplar yağdı
Tıpkı son demlerini yaşayan sonbahar gibi

Jana Seyda

Kalbimin sahibi
Ne zaman girecek…
Rüya ve düşlerime?

Ebdulrehman Mizûrî

dinle
feryat ediyor kalbimde biri

duyuyor musun?

Ketayun Amuzegar

oradan oraya taşınmaktan yorgun kalbim
dinleniyor
kendinde

Ketayun Amuzegar

İkiye bölünmüş kalbim,
Tutuşmuş ateşiyle aşkın.
Alev alev yanıyor, nereye sığınsın?
Zincirlere vurulmuş kalbim, nereye kaçsın?

Jacopone de Todi

Aşk, aşk; aşk ile dağlanıyor kalbim!

Jacopone de Todi

bir uzun Trabzon ölüsü şimdi kâlb sevgilim
alt dudağımın kıyısında -gözleri Rum evleri

Hüseyin Alemdar

oyalandığım bütün istasyonlarda kalbim oyulur
savurdum kendimi gecenin havzasına
aklımdan kaç kuş havalandı kaç kuş döndü yuvaya
kime ne taşıyorsam kalbimi avuçlarımda

Bayram Balcı

Dinle!.. Dinle Selim! ölürsem; -gülme-
Kalbi deniz gören bir kadına gömsünler beni!

Ali Asker Barut

Kalbe isabet ediyor, oktur
Ölümden kaçmak boşa, dönmede
ruh bin parçaya, ne aguludur;

Güç kazanıyor zehir, soğuktur
kan, ve nihayet kalbe gitmede
kederli ömrüm, böyle son bulur.

Juan Melendez Valdes

Seçilmiş bir yalnızlığın içinden
Seslenirim mahcup ve özgür;
Sevdiği herkesi bir kedere
Dönüştüren kalbimle.

Şükrü Erbaş

VEHİM
Her şey kesik ve kopuk, zaman tutamaz lehim;
Mazi albümde hayal, istikbal kalbde vehim……

Necip Fazıl

KORKU
Bir kalbim varki benim, sevdiğinden burkulur:
Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur…..

Necip Fazıl

DEVRİM
Devrim odur ki, kalbten fâniliği devirsin;
Yaşamaktan murad ne, hesabını bildirsin !..

Necip Fazıl

Yara izlerime bakmanın, bir bedeli var.
Kalbimi dinlemenin —-
Hakikaten çalışıyor.

Sylvia Plath

ve bir tren

ne bir düdük çalar
ne el eder

kar yüklü yağmur yüklü

kalbim gibi
keder yüklü
bir tren

durmaksızın geçer

o böyle bir akşam böyle bir trene
bineceğini düşler

ben
böyle bir akşam böyle bir trenden
ineceğimi
avunuruz.

Behçet Aysan

Tanrının kalbine tırman, çok çalışsın ellerindeki ışık, şiirin ışığına tutun

Engin Turgut

kalbim artık
ağzın kadar narin
ve ince dudaklarından
babamı vuranı bile affettim

Hamdi Özyurt

Sen de bilirsin hüznün incelmişliğini,
Fırınında değil, mezecilerinde bulunur kalbimizin,
Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse…

Hüsrev Hatemi

anlaşıldı, zaman yok nesneleri sevmeye
güneşin kalbine girmeye zaman yok

buymuş yeni mevsimlerin öğreteceği

Baki Ayhan T.

Irmak değildir kalbin senin
z a m a n çeşmesinden
s u içmeye konan kuş,
bir kanadında güneş
bir kanadında gölge
k ü s e c e k s i n
bir mevsim sonra gökyüzüne,
ayrılırken yarı susamış
senin yüzünü bulacağız
ı r m a ğ ı n sularında

A. Ertan Mısırlı

Şimdi kim bağışlayacak beni…
Unuttum senle helak olmuş tüm kavimleri
kişisel tarihimi
pompeinde taşa dönen kalbimi..
Şimdi kim bağışlayacak seni
bir dokunuşla yumuşacık olan.
kalbimdir seni bağışlayacak olan
ya beni
kim bağışlayacak beni

Bejan Matur

aniden bir endişe
kalbimin yollarından tüm vücuduma yayılan
bir endişe

Bejan Matur

kır kalbimi, alışığım ben!

Perihan Mağden

Anlasan, sen anlardın kalbim

Ahmet Erhan

kayan bir yıldız gibi ölürken kalbim

Ayten Mutlu

Bu gece,bu yıldızlar,bu ay ışığı…
Hatırlıyorum sizi…
Siz ona vurulduğum ilk gece de yine böyle tepemdeydiniz.
Oysa tebessüm sanmıştım şu sırıtkanlığınızı;
Çocuk kalbimde ne çok sevilmiştiniz…

Devrim Sevimay

Hâlâ kalbimin içinde derin yankılı
beyaz bir türküdür
durmadan kar yağdığı günler,
ürpermelerinde soluduğum,
pamuklarına büründüğüm
beyaz bir türkü.
Ne günlerdi o günler, ey tanrım,
bembeyaz karların yağdığı o günler!

Fatva Tukan

Tanrım kalplerdeki sevgiyi daima o kalplerde bırak,
Benim kalbimde bıraktığın gibi

Mohsen Namjoo

Ama uykusuzum beni bir annenin kalbine bırakacaklar

Engin Turgut

Sevinç de olgunlaştırır kalbi
acı ve ayrılık gibi;
süzülüp dibe çökeldikçe anılar
anlarız ki
çürüme ve tohum süreçtirler.

Ahmet Oktay

Elini kalbine koyar koymaz gelsin uyku sığınağı

Cihan Oğuz

kalbim hangi bağlaçla bağlandı
ve hangi bağlaçla çözüldü:
‘ve’yle mi, ‘veya’yla mı
ve ‘ile’?

Hilmi Yavuz

Kalbimde Allah’ın elleri durur

Sezai Karakoç

Kalbimde dolaşan rüzgâr…
rüzgâr dışarı taşacak
durdurarak kalbimi.
İçimdeki sesi duymuyorlar, şaşıyorum!

Hasan Öztoprak

emrindeyim komutanım iç savaş bitti
kalbin bütün burçlarına siyah bayrak çekildi

Çiğdem Sezer

Kafam yorgun.
Kalbim dinleniyor.

Süreyya Berfe

Kalbimin peşinde o kadar avara olup açılmışım ki, evime döndüğümde kalpleri solmuş buldum. Lemanımın ki ise müşahede altına alınacak halde. 15 mart 2013

Kapkara bir kelebeğe acilen kiralıkmış kalbim
Sonra sessizce alnından indim
Bıçak çektim dünyaya

Seyyidhan Kömürcü

Allahım kalbimin etrafında
Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır
Şimdi kalple ilgili ikinci bir noktayı
Bir yere bağlamam gerekiyor

İ.Kiras

kalbime cemre düştü

nuri pakdil

Acil servisdeki 6 saatlik yoğun bakımın ardından doktorumun cümlesi; “Sağlam bir kalbiniz varmış, kalbiniz sizi seviyor.”
..

Kalbim ey uzlaşma bilmeyen,
Kolayca baştan çıkan kalbim,

Kenneth Rexroth

Kalbim bir telgraf çek kendi kendine
Seni bekliyor son yolculuğun
Tenha bir istasyonda

Ergin Günçe

Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından,

Fethullah Gülen

Kalbinizi ve sesinizi yumuşatın.

Cahit Zarifoğlu

Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk
Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Nurullah Genç

Ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı.

Furkan Çalışkan

Secdelerimize ayda yılda bir, bir farklı ürperiş eşlik etmiyors, yüreğimiz nerede diye bakmak,bir kalb tabibine baktırmak lazım.

A.Taşgetiren

Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!

Mehmet Akif

Münakaşa edemeyecek kadar kırılmıştı kalbim.

Erken Kaybedenler/Emrah Serbes

Eller bakar geçer kayıtsız
Benim kalbim çarpar görünce

Trivalluvar

5 evlilik yapan adamın oğluna nasihati: evlenmen için karşındakinin diliyle kalbi aynı şeyi söyleyecek, bunu da gözlerinde göreceksin.

usulca sokulurum kalbime, unutulurum: unutulmak da güzel!
 
Ahmet Edip Başaran

Vakt olup da ahkâm-ı kadrini senden ilelebed
tefrîk ettiği zaman tahattur et!
Bu kalb-i nevmidi kader nefy ve seneler mürûru
mahv eylediği zaman!
Hazin aşkımı düşün, o ulvî vedâ’yı yâda getir!
İnsan sevdiği zaman hicrânın ve zamanın hükmü yoktur.
Kalbim hareket ettiği kadar sana diyeceği işte
budur: tahattur et!

Alfred de Musset

Hatırla, gün gelip beni kader
Sonsuza dek senden ayırınca,
Üzüntü, sürgün ve seneler
Bu çaresiz kalbi soldurunca;
Düşün son elvedayı, hazin aşkımı düşün!

Alfred De Musset

Rahatımız kaçmıştı çünkü kalbin kalbe pusu atmasından

Engin Özmen

Dün gece senin kayıp hatıran kalbime uğradı

Faiz Ahmed Faiz

Bir derin sesle “haydi” der uçurum,
O dem,
Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Savt-ı ümmîd-i kalbi dinlemeden
Cevf-i hüsrâna düşmek istiyorum.

Ahmet Haşim

İşte Kalbim
nasıl da bencil ve cimri
nasıl da kalbimle birlikte
tatlandırıyor kursağındaki zehri

Hüseyin Ferhad

Ey kalbim, anladın mı?

İbrahim Tenekeci

Kalbim, uzun siyah giysili adamların
Bakışlarıyla dondu o taş köprünün ortasında.

Bejan Matur

Bir harf bile etmeyecek kalbimden geçenler
Beni sevmeyeceksiniz bileceğim

Şükrü Erbaş

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgahtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi

Cemal Süreya

Bir gül bas oraya, tekrarla kalbini.

Edip Cansever

kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz
yatıyoruz seninle terli döşeklerde
saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
sen donatıyorsun kalbimizi
kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
kendi çoğunluğunu kendi üreterek

Turgut Uyar

bir daha ne zaman insanın kalbi,
böyle muhabbet tadında,
böyle, meleklerin, musaların katında,
böyle dut gibi sarhoş olana kadar
yarenlik edecek insanın aklıyla!

Cahit Koytak

Bir çift göz gezinse gözlerinin karanlığında
çalınmış buluyordun yoklandığında kalbini
Kalbin! ayaklanan bir sığırcık sürüsü kadar gürdü kalbin
Kalbin! onu yeniden tanımla, unuttuklarınla
süt kutusunun yaldızından sızdırdığın ışıkla okuduğun mülkiyetin kökeni
onu koru diyordu sana gerekecek paylaşım savaşlarında
kalbinden başka verecek mülkün yok yoksullara

Mahmut Temizyürek

Kalbimiz, ölçüsüz haritası yeryüzünün

Mahmut Temizyürek

Bir sen varsın kalbimi koruyan.

Turgay Fişekçi

kalbim bir taş ustasının elinden çıkmış
küçük bir köy evi olacaktı.

Necmettin Topçu

kalbim düşer ellerine sonra.
avucunda kürt kürt atar.
özleyen bir aşk geçer önümden.
iliklenir ceket.
ayağına kalkılır.

Necmettin Topçu

unutmadım elimdeyken
kalbiniz olan elinizi.

Ahmet Uysal

durmadan büyüyor kalbimdeki nar
şimdi orta yaşlı bir dünya kadar
kalbi narlı bir sevgilim olsaydı
açılır karışırdık
narkardeş olurduk onunla

Zeynep Uzunbay

Reddettim bütün kesinlikleri, kalbim
bu hayale bir daha inansın diye
siyah… değişmiyor
siyah hala bir nehir içimde
ve kalbim anlamıyor
adalet yok, niye?

Birhan Keskin

Sukut zehirden bir ok gibi deler geçer çığlıkların kalbini

Kalbimin surları bu muhasarada bir bir aşınırken

Gece bir ısırgan otu gibi değer kalbime

Günah defterim kadar ağır bir sıkıntı var kalbimde

Mehmet Baş

Keman sesinde üzgün bir kalbin titreyişi var,

Charles Baudelaire

Yıllardır kaybettim o tatlı sesi,
Bir türlü içimde ötmez o bülbül,
Bir ömre bedeldi bir tek nağmesi,
Hem ötmez, hem içten gitmez o bülbül
Kalbim sükûtuna kâşane oldu.

Halide Nusret Zorlutuna

Kalbinden kalbime akan bir sesti
Akşam gölgesinde çağlayan o su…
Sesini en tatlı yerinde kesti
Bizi sonsuzluğa bağlayan o su.

Şükûfe Nihal

kendini unutturmak için mi susuyorsun?
arada bir uğra, sitem et, kalbimi kır, şiir yolla

 
Fulya Codal
Anlıyorum, Allah’ım kalbim niçin çarpıyor?
Ziya Osman Saba
Damarlarımda böcekler dolaşıyor.
Gül tozları taşıyorlar kalbime.
Bütün güller, kalbimde büyüyor.
Bir aşk yanıyor. (Su yok.)
Yangının ta kendisiyim ben.
Çalılar büyütüyorum içimde,
güller çoğaltıyorum.
(Çalılar suyla büyüyor.)
 
Seyhan Erözçelik
Vaktiyle İzmir’e gitmiştim
Ömrümde ilk defa
Aşıklık yüzünden.
Şehre girerken ışıklar uçuşuyor
Rüzgar okşuyordu saçımı tren penceresinde,
Kalbim bir bayrak gibi çırpınıyordu.
Cahit Külebi
şiirdir seni saran sur 
kalbim, usul bir düden 
ve sanki bir büyüden 
artakalandı ve aktıydı 
yazları söylete söylete 
 
Hilmi Yavuz
Elimde bir çanta, şurda burda dolaşıyorum
Hep bir yerlere gideceğim sanki
Güvercinler konuyor saçlarıma bileklerime
Uçuşuyorlar
Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine
Kupkuru
Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi
Kalbim, diyorum
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına sevgili.
Edip Cansever
Her gece yorgun kalbime trenlerin
Biri geldi, biri gitti
Başımda zonkladı vapur düdükleri
Huzurum kalmadı , umudum bitti.
 
Ümit Yaşar Oğuzcan
Körelen belki de biziz.. kalbimiz…
Ahmet Muhip Dıranas
yol sensin ulak sen kalbindeki zarf
ölümüne
koynundaki ferman
alınmaz kanın akıtılmadan
 
ulaştır bunu yerine ömrünü tamamlamadan
 
Murathan Mungan
kalbim
beyanımdır
Murathan Mungan
gök haritası ile kalbin kapısı eştir
aynıdır çöl ile kalbin kapısı
 
Murathan Mungan
Heceleme beni artık Allah’ım
Bırak okunaksız kalayım
Kaderimin hepsi pek iyi olmasın varsın
Bak, ömrüm eriyor işte
Çocukluk fotoğrafımdaki kardan adam gibi yanı başımda
Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar
Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor
Saçlarımda dolunay taneleri eriyor
Saçlarımda bir kızılderili reisi
Oturmuş barış çubuğu tüttürüyor
İsmi: Mehtapta öpüşen iki sevgili
Kalbim küs oysa, kalbim yalnız bir kovboy
Nedense şimdi evinden çok uzakta
Didem Madak
savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin
bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm…
 
Nuri Can
Aynaya baksam kalbim görünür
Aklımda gitgide büyüyen yara
Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra
Ahmet Erhan
aldatılmış bir kumsaldır zaman
kalbimi çevirip okuduğum.
herkes boğulacak yaştadır orda
herkesin koynunda ıslak bir dal
ve aşk:
parlak dalgaların gelip vurduğu
kendi hâlinde bir sandal
 
Şeref Bilsel
Ardına bakmaların olmasaydı mahzun,
Bu kadar ağrımazdı belki kalbim…
Ama beni yalnız bırakıp giderken,
Bakışlarınla yıkılmış,
Gidişinle kimsesizim…
Son sahnemiz bu olacaktı demek bizim,
Arada yüksekte bir Kan Kalesi
Ve giderken arkaya bakış atan
İki suskun.
Hüsrev Hatemisiirde_kalp Şiirlerin Kalbi

Şiirde Atan Kalpler

kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık

Didem Madak

Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiği gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.

Edip Cansever

Kalbimde bir şeyler var, ışıktan bir meşelik tek, tan atarken uyku gibi!
Öyle dur duraksız kaldım ki canım ister
Koşayım vadinin taaa sonuna, dağın taaa ucuna
Uzaklarda beni çağıran bir ses var!

Sohrab Sepehri

-İlkbahar düşü-
Ah..Kaçamak bir şarkı
kalbimden gelen.

Aoki Getto

kalbindeki bütün arzu
bütün nefret
söğüde emanet

Basho

‘aşkı dövmek lazım
kalbe terbiyesizlik ettiğinde! ..’

Küçük İskender

dünyaya selam durarak yürüdüm her adımda
yutkundukça kalbi acıyan bir ben kaldım

Kemal Varol

ah! kalbim kir tuttukça kin döktüm

tanrım öldür!

Kemal Varol

kirpiklerimde pusu, kalbimde mushaf,
avuçlarımda eylül
kırılmış bir güz ayazı kime dönerim..

Kemal Varol

Hayat affet! Kalbim hoş gör beni
Çünkü artık mümkün değil aşk
Çünkü artık mümkün değil şiir

Ali Asker Barut

– Günde kim bilir kaç defa –
Ha doğdu ha doğacak
Diye diye beklediğim güneş
Karşılayabilir mi sahi
İçimdeki beklentimi
Ben ki ömrübillah at görmemiş bir nalbant
Bir ara bir sevdayla az kımıldanır gibi oldu kalbim
Gidip çarşıdan sulayacak bir çiçek satın aldım o zaman
– Ne içindi şimdi hatırlamam –
Yüzüm, ilk satırı çoktan unutulmuş
Bir kentin anı defteri
Rakı başında – istemem –
Anmayın bidaha denizi menizi.

Ali Asker Barut


Bir gün boşalır içi bir sesin, mâlum olur,
Artık kalbimiz kutup denizinde ve yalnız.

Hüsrev Hatemi

Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren.

Ahmet Erhan

Oysa seninle her an karşılaşmanın o çıldırtan şarkısı
çalınıyor kalbimde, yapayalnızım, bunu anlayacak kadar uzaktan dinliyorsun

Cihan Oğuz

yaşarken mumyalanmak gibi bazen
çarpan bir kalbim varken hala

Müşir Fuat

savaşmak kadar zarifdir yaşamak
sevişmek kadar arzulu
seni yeniden tohumun çatlaması gibi yeniden
teyellenmiş bir elbise gibi yeniden
mushaf gibi yeniden

seni kalbimin ağrısı gözümün karası
bileğimin gücü seni

Kenan Çağan

Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O geçen ben değildim.

Özdemir Asaf

kalbine batan kahırlı bir kıymık gibi yaşıyor içinde kadının gözleri
çürüyen ruhunu kemiren çıyanlar ve beynini yiyen iblisler doğuyor kadının yokluğundan
kadının sessizliği nefretini savuruyor adama
kadının kalbine bağladığı ümidi kesiyor artık adam
erken rezervasyon yaptırıyor kimsesizliğin yurduna

Fulya Codal

ve gördük gözlerdeki ışık
sesten daha hızlı değiyor kalbe

Serkan Yıldırım

Çünkü seni ben
En mahrem yerinden öptüm
Yani kalbinden
Ve terkediyorum
Alıyorum kendimi yeryüzünden

Hüseyin Atlansoy

Ağaçlar soyunurken birer-ikişer
Tam kalbinin üstüne bir yaprak düşer.

Gültekin Sâmanoğlu

Ve dönerken senden yana kalbimle… ah!..

Cafer Turaç

Kalbim bir kapı gibi çarpar

Louis Aragon

aşk herşeyi daha yavaş yapmaktır diye yürüdüğüm bir sokak
kalbinde tef ve delik
kalbinde dünya lekesi taşıyan bir çocuk resmi demişti
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım

Seyyidhan Kömürcü

yakın aşklar! siz kalbim
dersiniz, ama o,
aslında kalbim değil, … çağrışım!

Hilmi Yavuz

ezilmiş erguvanlar! siz
benim kalbimin
söylemiydiniz

Hilmi Yavuz

Şiirlerle örselenmiş’yüzü
ve kalbi güllere belenmiş
biriydim ben… ve hangimize
doğru akar suydum,
ey hayal hanım?

Hilmi Yavuz

hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
sıkışmış birileri ara yerde;
kalbim! durma yetiş eski yazlara!
nedense bir durgunluk var saatlerde…

Hilmi Yavuz

Aşırı derecede küçük hissettiğim zaman kendimi
seyrekleşir kalbim
bir bulut tutamı gibi;
tehlikesindedir
dağılıp yok olmanın
en önemsiz
üfürüğüyle rüzgârın.

Yukio Tsuji

Koca bir ömür girse de aramıza.
masal gibi sevdim ben seni
hayal gibi
ilmek ilmek hasretini ördüm kalbime
hep seni andım, seni yaşadım
usanmadı içimdeki düş martısı
kalbimdeki kar beyazı kirlenmedi
hep seni düşündüm

Nuri Can

kurduğum-
bu küçük-
tuzaklara kalbim takıldıkça…
fesleğenler geliyor aklıma

Cevdet Karal

Kalbim düşünmeyi bıraksa
çabuk biter gece.

Süreyya Berfe

Kalbinle bak.
Göreceksin, çiçekler bile kurumaz.

Süreyya Berfe

Üzüntülü ve kederli bir adamdan onlara selâm söyle
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var de

İbn Arabî

Kalbim ümit içinde yüzer

Necati Cumali

Aslında bir su damlası kadar hafiftir insan
Bir söz kadar uçucu, bir reyhan kadar yabani
Ve kırlangıçların gözleri kadar ürkek
Eğer cesaretle doldurmamışsa kalbini

Abdülkadir Bulut

Altın ancak yığınların oylarına değer,
Ama tek bir kalbi kazanamaz da.
Sen ki bir kız almak istersen eğer,
Git ve ver kendini, onun için ona.

Johann Wolfgang von Goethe

Artık hiçbir şey kalbe dokunmaz
Ne fanusunda büyüyen kum
Ne beklenen uzun kervan
Gelecek hiçbirşey
Onu avutmaz.

Unut
O kadını
Düşü
Gölgeyi
Teni unut.

Bejan Matur

İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar.

Ataol Behramoğlu

Şimdi bu erken sabah saatinde
Acıtıyor kalbimi özlemle
O sabah vaktin görüntüleri
Babamın güzel, ağır başlı yüzü
Annemin azıcık hüzünlü
Ve hep azıcık telaşlı gölgesi

Ataol Behramoğlu

dünya geniş
pergeliyle
yer
açıyordu, onunla koşanların
kalbinde ve bir gül ağacının
tomurcuğunda yeniden açıyordu.

Behçet Aysan

sana ne oldu?
bu tınıyı bir yerden tanır gibiyim
gecenin bıçakları kalbime saplanırken
sözlerinden sesime dökülen yorgunluğu

Ayten Mutlu

Issız bir şehrin yağmalanmış kalbinde
yitik parçasını arıyor ruhum
yok artık diyorlar, o kırık gülümseme
bu şehrin silinmiş adreslerinde

Ayten Mutlu

Ruhu rüzgârın ıslığında bir ney
kalbi ise soluk bir kan-taşı olur

Dilek Değerli

boşlukta kalbine mi tutunur insan
unutabilir mi adını yarı yolda
öznesi olmayan bir hayata armağan.

Tozan Alkan

kalbin neye mi benziyor, kalbin belli değil hiç

Tozan Alkan

size bakmanın tarihi! Bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben.. . ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardımsıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış

Hilmi Yavuz

Birisi karanlık gecelerimin
Düşlerinde bile can evimdedir
Öbürü kalbimin önünde bekler
Bekler durur ama açılmaz kapı.

Tove Ditlevsen

yaz bitti, dedi, kalbim seninle çarparken yaz yaz bitti…

Zerrin Taşpınar

Geri dönmedi bir ömür boyu açılan kalbim
kuşlar dönmedi. Bulutlar ve sonbahar değişti ama
aşk eskimedi, beklemek eskimedi
özlemek eskimedi hiç.

O günden beri bir begonya sesi.

Veysel Çolak

kalbin en gizli bilgisini ısmarlamıştım sana
parıldayan sisini bir sabah dervişinin
yalnayak sesini
aşk mutlu bir akşam gibi siniyordu ruhuna

Sıtkı Caney

Bu nâs ile yorulma
Kalbinden ırağ olma
Nefsinle dahi kalma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Erzurumlu İbrahim Hakkı

Kalbim bir telgraf çek kendi kendine
Seni bekliyor son yolculuğun
Tenha bir istasyonda

Ergin Günçe

Özenle kırılırken kalbim… kefilim yok
Aradan çıksın dedim bu yüzden yaşıyorum

Bülent Parlak

Cesâret kalbim, cesâret!

Hiç üzülme seni elemin,
Emin ellerine terk ederek,
Gidiyorum.

Hüsrev Hatemi

yüzün ki ne kadar da şiir
– kalbim n’apsın!

Hüseyin Alemdar

İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;
Çocukların kalbinde işler zaman rakkası…

Necip Fazıl

patlar kalb

Akif Kurtuluş

Bir davulun derisi kadar gergin yaşamımız. Ve
karlar altında kalan bir mücevher kadar soğuk belki kalbin.

Özkan Mert

Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var,
kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.
ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar,
gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

Necip Fazıl

Bu şehir, melâikenin çeyizi;
Ulemânın, hüdavendin, sipehsalârın kalbgâhı idi..
Ağuyu şir-u şerbet,
Şâirini şiir eyleyen,
Ebu’l şehr, ümmü’l şi’r idi..

İbrahimî Feyzullah Yalçın

kalbinin derinliklerine dokunsam anne bir tanrı olabilirim
bir tanrı…
geri dönersem bir gün anne
tandırının ateşine bir odun olarak koy beni…
as evinin avlusunda bir çamaşır ipi gibi.
direncimi yitirdim anne
duaların olmaksızın

Mahmut Derviş

tanrım…kalbim yetmez oldu
kimi sevsem….dünyalara bedel
bir başkasını koy yerime
dünyaları alsın içine

Nizar Kabbani

Kalbimin üstünde kalbin vardı senin

Cafer Turaç

Kalbim dedim sonra, aşk da
Bozkırdaki yangınlar misali
Yeşerse de arsız otlar yeniden
Ne dağların eflatun ufku ne de
Kırlangıçların esmerliği görülür

Ahmet Telli

kalbimin eşkalini verdim
aşklar hemen tanıdı beni

tâ, sîn, mîm

Hilmi Yavuz

böyle çıktıkça dünyadaki yerimden
gölgeler neden kısalıyor içimde
bilen yok ne yapacağımı kaygı belirdiğinde
kefilim yok! yok kelimelerden başka
yok olan bu güneş tutulmasında
şimdi tekrar nasıl dönerim ben kendime
Bu cıvayı kim koydu kalbimize Necati?

Yücel Kayıran

Buluşma vakti yaklaşıyor
Yine çılgınım, sarhoşum ben
Yine sarsılıyor hem kalbim, hem ellerim
Yine bir başka dünyadayım sanki.

Mehdi Akhavan Sales

Kalbim, güzel başlangıç
O resimli mağara
Bir göçükte ağzı kapanır mı onun da

Mahmut Temizyürek

Bitti kalbin suçu
Suya su demeyi öğrendim

Şükrü Erbaş

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde

Ataol Behramoğlu

Kalpler suçlanamaz
Yoktur kendi kalbini yaratan kimse

Mevlana İdris

Sanma ey hace ki senden zer ü sim isterler
Yevme la yenfau da kalb-i selim isterler

Bağdatlı Rûhî

Söküyorum şimdi sözleri birer birer
Kalpten kalbe giden yolu kapayan
Kalbim, anlatılmaktan usanmış,
Yıldızı sönmüş bir komedyendir artık,
Dilencinin önünde kahkahalar atıyor,
Kirli bir mendille çıkınlanmış şimdi dünya.

Didem Madak

Kalbime dokunuyorum bir kelebeğe dokunur gibi

Didem Madak

buymuş dedim
aşk akrep taşırmış kalbin otağına
ömre dökülen sözler sahipsiz kalıncaya kadarmış
bitermiş başkasının koynuna bırakılan bir rüya
ceninde susan her su ölürken celladını beklemezmiş
ve gül, şüpheymiş; gitmezmiş kalbi olmayana!

şimdi git!
kalbini kaybetmiş bir şüpheyle bak bana!

Veysi Erdoğan

Kalbimde yeise yer yok, leylaklar sarkar
Şapkamın kenarından, akşamüstleri kahır
Dolaşırım habire sokaklar kalbime çıkar

İlhami Atmaca

ben onu beklerken gece, gömüldü içime
şiir buğusuyla puslandı kalbim
aydınlığı getirde melekler pencereme
ben onu beklerken gece, kuş sesleriyle süslenince
sokaklar bir nehir gibi aktı kalbime
olup bitenleri farketmediler
ben onu beklerken gece, tinerci bir çocuk
sığında koynuna kalbinin
melekler şefkatle ayışığını örttüler üstlerine

İlhami Atmaca

Şahdamarımdan yakın olana
Yakınımdan da yakın olana
Sevgilinin kalbindeki yalnızdır
Her çift tektir
Her tek eksiktir aslında
Sevenin kalbinde yer yoktur başkasına
Sevilen de yalnızdır
            Sizin şiiriniz size benim şiirim bana.
Adige Batur
eski güzel kadınlar gelip sende durdu
kalbin saatini kurma vakti

imdaaat, kalbim
sen nerdesin ben nerde nerdeyim

Mahmut Avcı

Kâküllerini şâneye çektikçe seherler
Yadına getür, kalb-i dil-efgârı unutma

Esrâr Dede

Uç git, kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların içine!

Friedrich Nietzsche

Çoğu kimse kayıp güzellik hakkında yazar,
aniden başa gelen ve terk edilmiş suskun bir kalbin
içine sürünen talihsizlik hakkında.

Zvonko Maković

Soruyorum toplayıp bütün sorularımı
Bu şehrin kalbi var mıdır senden başka.

Gidersem bir ince silüettir hatıraların kalbi
Gelmek gitmemektir derim
Gidememektir bakışının düşmediği yere
Geceye, gündüze ve güneşin doğduğu yere.

Erdal Çakır

ben ki itiraf ve gizemin koynunda yattım
peşpeşe gençlik sancıları geldikte
göğsümü ve kalbimi o itirafla kanattım

Sıtkı Caney

Babam tok sesiyle birden çağıracak: ‘Ziya!’
Kalbimde eski sevinç, dallarda eski bahar.

Ziya Osman Saba

“ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş
bir çocuksun. vazgeç sözcüklere kalbini eklemekten.

Murathan Çarboğa

ne zaman yorulsam kalbime göl derim
gitsem de kalsam da her şey mesafedir ya
koynuma kaçırdığım saçlarıma bakar da
ânı sen yakala derim aşkı sen kalbim
aşk ve kalbim ki he ya benle yatar da
ikisi de benim değildir aslında

âh, aşk yanlış ân yalnız Allah!

Serap Aslı Araklı

Aşk karanlığını bağışlar insana
kalbini sen toplarsın ona
kederi sen yakıştırırsın
ve sendeki yağmuru paylaştırırsın
kimin gözyaşından kaldıysa

Haydar Ergülen

İnanıyor kalblerimiz, o doğruyu söyler kesinlikle,

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)

aşklar bile sindiler, saklanıp köşe bucak;
kalbimiz aksadata, âh, hazlar alım satım…

ve giderek aynada nedensiz kırılmalar;
dil bitti!.. söz susuyor!.. bende bulutlanmalar…

Hilmi Yavuz

Kendini yalnızlıkla açıklama yalnızlık bitti
yaşın kırkı devirmişse kalbin de bir kedidir unutma

Hüseyin Alemdar

içinde kalbi olan ağlar ancak başka ne deyim!

Hüseyin Alemdar

Bütün eskilerim kaldı üzerimde
Arar oldum kalbime değen ilk kurşunu

Ahmet Günbaş

Öldük durduk, toz olduk, kalbimize kim sordu, neden çabuk öldüğümüzü?

Hüseyin Peker

sana da yağdı mı kar
gözlerine usul usul
ince bileklerine kirpiklerine
son yapraklarına
kalbindeki umutsuz dalların
usul usul
sallandı mı senin

sana da yağdı mı kar

Mehmet Can Doğan

kalbim acının altında
eksi iki derece
şehrin göğsüne kadar ulaştı
kar kalınlığı
sözcük mesafesi sıfır !

Nur Saka

kar yüklü yağmur yüklü

kalbim gibi
keder yüklü
bir tren

durmaksızın geçer

Behçet Aysan

bir başka ama bilemem
bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
kalbim, bu zulümlü sevda,
kar altındadır.

Ahmed Arif

Cesâret kalbim, cesâret!

Hüsrev Hatemi

Yorgun gelmiş bir kedidir insan
hayatı yinelemekten.
Kalbine koy, uyuyakalır
Tırnakları gevşer,
mırıltısı damlar damardan

Mahmut Temizyürek

Resm-i hüzn-âlûduma atfeyle gâhi bir nazar,
Muhterik bir kalbi yâd et, rûh-i zârı şadman.

Yaman Dede

Kabrimin topraklarında bûy-ı müskir yükselir;
Bitse ömrüm, dursa kalbim, hâksâr olsam da ben…

Yaman Dede

Fi’l hâl sorup diyâr-ı Kalbi
Tutdu reh-i reh-güzâr-ı Kalb-i

Şeyh Galip

söylüyorum, iki cihanda mutsuzum, insanım
tenhalaşıyorum bir yılan ıslığına dönüşüyor sesler
pencerem kırılıyor,işte, armağan diyorum sana
savrulup düşen kan taneleri, konuk olduğun kalbim

Tuğrul Keskin

kalbim, usan artık bu acıdan ve öldür kendini…

Tuğrul Keskin

Kalbim çocuklaşır ansızın

Else Lasker-Schüler

Bir hüzün sisi sarmış ne yazık ki çepçevre,
Kalın bir kefen gibi, etrafını kalbimin.

Charles Baudelaire

Durmadan arıyor yüreği üzgün,
Sesinden dağlara kaçan gazalı.
Durmadan rüzgârla koşuyor ölgün,
Gözleri dumanlı, kalbi yaralı.

Baki Süha Ediboğlu

Kalbin atışlarına benzeyen düşten kalan
Bütün incelikleri aklımda tutuyorum

Ahmet Ada

ve kalbinde allah yazan çocuk

Cahit Zarifoğlu

Yapsanız daha
büyük bomba
sığar kalbime
gömersiniz ölülerinizi

Nuri Pakdil

kalbim acının altında eksi iki
derece
karda sevişmek gibi bir şeyiz
ikimiz de
soluklarımızın bile çatlayarak
soğuktan
incecik kanadığı

Nur Saka

Hemşireye kalbimi plastik bir tabakta versem
Desem ki şu genç kıza versinler

Mahmut Özkızıl

kalbinde üşüyen her kelime
bir sessizlik olup çöküyor göğsüme
kıyamet gibi

Umman Şahiner

Birgün bir yağmurla garip garip
-Çoluğu çocuğu terk edeceğim-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.

Turgut Uyar

Günah defterim kadar ağır bir sıkıntı var kalbimde

Mehmet Baş

Hayat affet! Kalbim hoş gör beni
Çünkü artık mümkün değil aşk
Çünkü artık mümkün değil şiir

Ali Asker Barut

kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Nuri Can

Gümbür gümbür atıyordu kalbim.
Hüzün vardı atışında.
Kadın senden soğumuşsa, unut gitsin.
Seni severler, sonra içlerinde bir şey söner…”
Beklemiş he şey adına
Dinle.
Çatırdayan dal
Kırılan kalp
Ve sırrı neyse rengin
Pencereden göründüğü kadarmış hayat.

Bejan Matur

Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.

Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum.

Cahit Zarifoğlu

herkesin kalbinin söküldüğü bir an vardır
yoksa
olmalıdır
en azından kalbinin söküldüğünü hissettiği bir an

Mehmet Can Doğan

Pil

“pil takacaklarmış” dedi, “kalbime
bir dönemi daha ömrümün
kapanmış olacak böylece
ne futbol artık ne güreş ne dağcılık”

“cemil” dedim (çocukluk arkadaşım
doğumu benimkinden beş gün önce)
“ne güreşle ilişkin var ne dağlarla
ne de bir topa vurdun bunca yıldır bir kere”

“olsun” dedi, “önemli olan o değil ki
ya yarın birden canım çekerse?”

Roni Margulies

Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

E. Beyazit

Kalbinden kalbime akan bir sesti
Akşam gölgesinde çağlıyan o su;
Sesini en tatlı yerinde kesti,
Bizi sonsuzluğa bağlayan o su.

Şükufe Nihal Başar

İndir bayraklarını, kalbim
Yeter çarpıştığımız,
Ömrümü noktala artık

Henri Michaux
kalp_siirleri-2 Şiirde Atan Kalpler

Mezar Şiirleri Antolojisi

Sen mezarım olsaydın
mışıl mışıl uyurdum
içinde.

Oruç Aruoba

Sevmeliyiz mezartaşlarını biz,
Çünkü yalnız onlar bizi yâd eder.

Ahmet Kutsi Tecer

Bir mezar gibisin sen artık, bakmadan
Geçip gidiyoruz kibirlim, önünden.

Rufinus

Bir kuş yaşıyordu bende.
Bir çiçek dolanıyordu kanımda.
Yüreğim bir kemandı.

(Burada bir kuş yatıyor.
Bir çiçek.
Bir keman.)

Juan Gelman

Bütün hoşçakallar,
Mezar taşlarında saklıdır.
Kazınmıştır ince ince,
Ama derin derin yazılmıştır.

Mezar taşları gibidir hayatım,
Mahcup, boynu bükük, sakin.
Bir ırmak gibi sessizdir adımlarım,
Bir fatihaya muhtaç gibidir lakin.

Yağız Gönüler

Öldüğün vakit harikulâde bir hava vardı
Mezarlık o kadar güzeldi ki
Hiç kimse mahzun olamadı

Philippe Soupault

Artık bana hiçbir şey söylemeyeceksin
Hiç ama hiç
Bir sürü adam çiçekler getirdi
Nutuklar bile söylendi
Ben hiçbir şey söylemedim
Seni düşündüm.

Philippe Soupault

İpleri kesik artık uçurtmaların
insan yiyen otlar çıkar
göldeki sandalından.
Ruhu rüzgârın ıslığında bir ney
kalbi ise soluk bir kan-taşı olur.
Balıklar uyanır kırmızıyla
çanların yorulduğu
dağdaki mezarında.

Dilek Değerli

Peki ya kaç aşk ölüdür gönüllerinizde
Kaç kalp mezarlık matemindedir gizlice
Rastladınız mı hiç kalbinizde ki gömülü sevdalara
Zamanla örülü ve artık imkansızlıkla örtülü o aşklara
İlk kimi gömdünüz ki oraya lise aşkınızı mı? yoksa çocukluk mu?
Hangisi daha derine gömülüdür ki hatıranızda
Şu Azrail’e kızmamalı valla emir kuludur nasılsa
Bunca aşkın çıkarıp canını, gömebiliyorsak gönül mezarlığımıza
Hiç aramamalı hatırlamak için ölümü mezarlıklarda
Sen farklı mı düşünüyorsun bu konuda, unutma ki;
Her kalp bir mezarlıktır sevip de bitiyorsa bir aşk orada…

Sertaç Öner

her hücremde bir inkılab
her gönlümde bir mahitab
evim harab; ömrüm harab
ne ay kaldı, ne de mehtab
gök bulanık; ufuk silik
gene de mağrur ve dimdik
yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın

Xl
bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan
bu son mezar kalbimde hicranla kazılan

Nurullah Genç

ben de kanmaya hazırdım hayata
hayatı ısraf etmeye mezar başında bir çeşme tasında

Hasan Tan (Pejmurde Dilim)

Mezarlık

Dün akşam gün batmadan
Yaşlı ölülerin arasına
Bir küçük misafir geldi.
Çocuk bahçesinde kovası kalmış
Kumların üstünde küçük küreği.
Besbelli çok yorgun hemen uyudu.
Doğruldu yerinden yaşlı bir ölü
Örttü üstünü:
Madem ki annesi burada yok,
Bu küçük kız bize emanet,
İlerde yatan bir başka ölü
Yavaşça seslendi:
Başındaki kurdelayı çözüp katlayın
Ütüsü bozulmasın.

Baki Süha Ediboğlu

Mezarlıktan çıkarken tahtası yere düşüp kırılmış bir mezar gördüm. Alıp tahtayı kara kara şu yazıyı okudum üstünde: Muhlis – Burgaz Posta Müdürü. Bakın ben burada yalan söylüyorum işte. Burgaz Posta Müdürü Muhlis’i hatırlıyorum. Babamın arkadaşı idi. Zayıf, kibar, çelebi bir adamdı. Her zaman kahverenkliler giyerdi Uzun, mahzun, kibar bir yüzü vardı. Kınalı’ya bakan burundaki kanepeye oturur, güneşin batışını seyrederdi. Genç bir karısı vardı. Dinç adamdı. Daha yaşayabilirdi. Karısı yüzünden öldü, derler. Buraya gömülmüştü. Tahtası mahtası yoktur. Ama iyi biliyorum ki, buralardadır. Üzeri katırtırnakları, gelincikler, çalı süpürgeleri ile örtülmüştür. Kibar, iyi yürekli, mütevazi Muhlis Bey zaten istemezdi mezar taşı. Nedir mezar taşı sanki? Bilmem hangi büyük adamın mezarını ararlar. Kitaplar mezar bulunamadığı için üzülür. Şu kitaplara da ne oluyor? Alimler şurada olması melhuzdur, derler. Hatta bazen atmasyondan mezar bulurlar. Karagöz’ün mezarı derler, mesela. Ne lüzumsuz şeyler bunlar canım. Belki Karagöz mezar taşı istemezdi. O zamanın mezar taşları da mezar taşı idi ya! Belki de isterdi. Ben olsam ben de o mezar taşlarından isterdim. Muhlis Bey de isterdi öyle bir mezar taşı. Muhlis Gelincik 1880-1932 – Burgaz Posta Müdürü – El Fatiha. Belki Fatiha istemezdi. Sevdigi bir şarkısı vardı:

Akşam kapladı her yeri
Keder sardı dereleri

Bu şarkıyı da elbette mezar taşına kazdırmazdı. Ama belli olmuyor ki şu insanlar. Mezar taşında nasihat bile ediyorlar yaşayana.

Sait Faik Abasıyanık / Kameriyeli Mezar

Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir aksam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kilindi, gömüldü.
Duyarlarsa olduğunu alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince…
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazi siyle:
‘Ölüm Allahın emri,
‘Ayrılık olmasaydı.’

Orhan Veli Kanık

(Bu şiir benim mezar taşıma yazılması amacı ile yazılmıştır
beni tanıyan herkese vasiyetimdir…..)

Bir gün dünyaya edince veda
Peşimden istemem gözyaşı ,susun
Ağlayıp sızlamak yerine dostlar
Herkes bildiğince şiir okusun……………….

Captain Hook

Saçları incelip savruluyor tel tel
Rüzgar mı var mezar mı uğulduyor
Pek sesli bangır bangır selviler
Güneş öğle vakti sarı tunç kara demir

Cahit Zarifoğlu

Ey küçük kartallar,
Söyleyin bana bir!
Neresi olacak mezarımın yeri?
—Eteğimin dibinde. Diye söylendi Güneş.

F.G. Lorca

Ah güzel yaşam! sevgilim ölüm!
Ben yalnız ikinize hayranım
Bilin ki gitmiyorum ‘başka evler’e artık
O günden bugüne hiç çağrılmadım
Kapandım kapandım kapandım
Kabuklu bir deniz hayvanı gibi demin
Yağmurluğumun içine
Fırladım caddelere çıktım
Günaydın, dedim.sütünü esirgemeyen
Eski bir mezar taşına
Günaydın!
Ne güzel bir duruşun var senin
Doğayı kımıldatmadan

Edip Cansever

Yıkıntılardan geçtim, eski mezarlardan
Şimdi artık bir anımsamada yeri olmayan

Edip Cansever

Bütün bunları merak etmiyorum
Ha bir gün önce olmuş ha bir gün sonra
Anacığım duyacak mı mezarında
İşte onu söyleyin bana

A. Kadir Paksoy

Bedenim ne mezar ister,
Ne de mum ışıkları,
Örün sarmaşıkları
Bir yatak yapın yeter.

Mihai Eminescu

Umut bekleme yelden.
Dağıtır düşüncelerini,
Dalgalar hissedilince mezardan,
Ardından yine dalgalar doğardı.

Mihai Eminescu

Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem
Çerâğ-ı türbetim şem’-i mezarım varsa sendendir

Şeyh Galip

Koşup gidiyor yıllarımız değişerek,
Değiştirerek herşeyi ve bizi.
Sen, çoktan giymişsin şairin için,
Mezarlıkların alacakaranlığını.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Şimdi bu kara toprak yastıktır                      
Edebiyat semasının yıldızı Pervin’e              
Gerçi hayatta acıdan başka bir şey görmedi  
Ama yine de sözleri ne de şirindir          
Bugüne kadar çok şey söyleyen

Pervîn-i İ’tisâmî

Her ufku tek başına bekleyen eski camlar
Bir sır gibi ömründen sızdırılmış akşamlar,
Ardıçla kestanenin her yıllık macerası
Harap mezarlıklarda ölülerin duası
Gelir ve tekrar doğar ölmüş sandığın aşka
Anlarsın ölüm yoktur geçen zamandan başka.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ölen şehirlerdir Taha değil
Kuruyan nehirlerdir
Lambadır sönen kış dökülmüş içine
Sonbahar yaprağı ırmağı emmiş
Asfalttır çekilen sıva bereket toprağının
Bu Tahanın ölümü değiş yürüyüşü mezarların
Kabirlerin şamarıdır çağın yüzüne
Geceye batışıdır taş bakışlarının
Tarihle öpüşme bitmiş demektir
Güneşten aya
Aydan geceye inmiş demektir masal

Sezai Karakoç

Yollarda yürüdüm,
bulutlarla uçtum
ve düştüm
gelinciklerin yanı başına
mezarlıkta.

Behruz Kia

Bir meyhane buldum,
mezarın karşısında.
Beni ararsan,
ya or’dayım,
ya tam karşında.

Seyhan Erözçelik

Ah!

Beni koydukları zaman toprağa,
Başında bembeyaz sarık, bir hoca,
Yabancılar gider gitmez uzağa,
Yaslansın çömelip orda ağaca.

Her mezar başında artan hevesle,
Ruhuma bir “Yasin” okusun, sesle,
Bu son benzeyişim olsun herkesle,
Bütün arzum budur olup olacağı.

Dinlendirmek için orda başımı,
Ne adımı yazsın ne de yaşımı,
Bir koyan olursa eğer taşımı,
Üzerine bir “Ah” çekin Arapça.

Ahmet Kutsi Tecer

Herkes başkasının adası ölümle ayrılık arasında
iki denizden sürgün gibi kimsesizler mezarlığında
gizlice buluşan gözyaşlarına bakar akar ağlardım
kimin acısına sızsam, gözlerimden önce maviyle uyanırdım

Haydar Ergülen

Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
Annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
Annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
Annemin vasiyetindeki,
‘Oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın’ maddesi kadar sevecendin.

Küçük İskender

Hayatın rahatı başlangıcıyla sonundadır;
huzur bulunacak yer, ya ana kucağıdır, yahut mezardır.

Hâfız-ı Şîrâzî

Eylerim her yana ye’s ile nazar
Görünür feza bir karanlık mezar
Şu mihnet gecesi uzar mı uzar
Kıyamet günü mü gündüzüm benim?

Tâhirü’l-Mevlevî

Dostların ağlamaklı, pozlar verdi basına,
Birkaç kürek toprakla, katıldılar yasına
Lâkin Kur’an başlarken, duyunca Besmeleyi;
Mezarlığı terketti, hepsi koşarcasına..

Cengiz Numanoğlu

Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Orhan Veli Kanık

Geçen gün sokağın ortasında dokunduğum ölümden sonra birşey farkettim. Dokunduğum ölülerin yüzünü asla unutmuyorum. Kalp masajı yaptığım o kadının yüzü hala gözümün önünde. İntörnken başında beklediğim adamın kolundaki çapa şeklindeki dövme ve dudaklarındaki morluk dün gibi… Gecenin bir yarısı Lalelide ölüm raporu düzenlediğim yaşlı adam da hafızamdaki mezarlıkta yerli yerinde duruyor. Anladım ki, insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor. Ya şu önümüzdeki bilmem kaç piksellik ölüm fotoğraflarına da dokunsaydık… Ya dokunanlar… Ya sevdiğimiz birinin ölüsüne dokunmak…

Zehra Betül

Ömrümüzün çoğu mezarlıkta geçecek
Diye şakalaşan eski Arkadaş
Ne yapıyorsun sen Bandırma’da
Ölsek de dinlensek biraz, bana kalırsa

Ergin Günçe

‘Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk ‘un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.’

Halil Cibran

Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun…
Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:
Kâh olur, kör gibi Çarpar sıvasız bir duvara;
Kâh olur, mürde şuâ’âtı düşer bir mezara;
Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;
Kâh bir ma’bed-i fersûdenin üstünden aşar;

Mehmet Akif Ersoy

bütün hatıralarımla
şansımın son deminde beklemekteyim
ve kulak veriyorum: ses yok
uzun uzun bakıyorum: yaprak kımıldamıyor
ve bütün safiyetin benliği olan adım
mezarların tozunu bile
kımıldatmıyor artık”

Furûğ Ferruhzâd

Sonra bir mezarlıkta
Bir çukurun başında
Bir kapının ağzında
Herkez susar
Konuşur ölüm
Ve sürer hayat.

Erdem Beyazit

“Müftü Mezarlığı”nda kalmamıştı bir tek taş,
Orayı dağıtana buğzetmişti vataş.
“Namazgah” halliceydi, diretmişti zamana,,,
“Seyit Gazi Hanesi”, gelmemişti amana.

Celal Yalvaç

Geçmiş ve geleceğim
Sevgili oğullarım ve kızlarım!
Ara sıra mezarımın kenarındaki gür otlağa uğrayıp
Burada yatıyor deyin
Kendi sıkıntısıyla gelip geçmiş bir yaşam.
Taze bir rüzgâr essin…

Chon Sang Beong

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Sezai Karakoç

Mezar tümseğinin yanında duruyorum ; lâkin yine, bana, dünyanın en uzak yerinden daha uzaksın.

Yeniden sevmek istiyorum, lâkin mezarda yatan kızı unutmadım… Dağın eteğinde çiçekler açılırken tepesinde henüz kışın karları bulunur.

Bu bir tek dostum şiirdir ; o her zaman benimle beraberdi. Bütün felaketlerim arasında, sahnede ve nöbet yerinde şiir yazdım.
   Şiirlerimin faydası olacak mı ? onlar babalarından çok yaşıyacaklar mı? mezarımın gecesi beni koynuna aldığı zaman, üstümde, ay gibi parlıyacaklar mı?

Bir gün şarap kadehi yanından ölüm beni kovalamıya gelirse bir yudum daha içeceğim ve ey mezar, buz kucağına gülerek atılacağım.

Petöfi Şandor

ki dotmam,
gelinciklerin sırt çevirdiği bu adam,
her gün mezar taşlarına
senin için ölülerden emanet şiirler biriktiriyor…

İbrahim Halil Baran


Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara
Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için.
Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana
Bizi bir daha aramayasın diye.

Czeslaw Milosz

Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara
Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için.
Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana
Bizi bir daha aramayasın diye.

Czeslaw Milosz

Makber onun hâli, onun resmi, onun hayâli, onun heykeli, onun mezarıdır; onun hiçbir beğenilecek yeri kalmayan hayatıdır. Yine tekrar edeyim: Makber odur. Bunun için severim.

Makber için bir fikr-i şer’i beyan etmek lâzımsa, işte bu kitâb bir merhumenin mezarıdır.

Abdülhak Hâmid Tarhan

Ey şa’şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı
Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı;

Tevfik Fikret

mezar taşlarında bırakmış son türküsünü

Tan Doğan

yaşlandıkça alçalan, daralan,
git git mezara benzeyen evlerinize.

cahit koytak

Çocukluğum, çocukluğum…
Habersiz ölen kardeşim,
Mezarı bilinmez eşim,
Her bir şeyim çocukluğum.

Ziya Osman Saba

İşte böyle yeşil bulutlar misali senelerce,
Oradan oraya elinde kaderin.
Kimbilir kaç kere üstünden geçtim,
Şarkılar söyledim karşısında
Bir gün bana mezar olacak yerin..

Turgut Uyar

Kendi mezarını kazıyor insan.

Zeynep Didem

Ben unuttum her şeyi.
Geldiğim yeri
Annemi, babamı,
Mezarlığa gitmeyi.

Bejan Matur

bu kadar mezarın arasında ne büyür
ey ölüm gel otur şuraya ve düşün

İbrahim Tenekeci

Şu Azrail’e kızmamalı valla emir kuludur nasılsa
Bunca aşkın çıkarıp canını, gömebiliyorsak gönül mezarlığımıza
Hiç aramamalı hatırlamak için ölümü mezarlıklarda
Sen farklı mı düşünüyorsun bu konuda, unutma ki;
Her kalp bir mezarlıktır sevip de bitiyorsa bir aşk orada…

Sertaç Öner

yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın

Nurullah Genç

Mezar taşıma rastlayanlar okusun:
Dünyadayken şiir de yazmıştır.

Süreyya Berfe

Sonunda çıkıp gittin.
Gözlerim peşinden yeni bir mezar taşımı
Okumaya gidiyor.

Birileri soracak biliyorum
Bu saralı günün sonunda
Cesediniz hangi çiçek koksun-anı olmasını
bekleyeceğim-
Bir giz gibi tükenecek kehribar avucumda
Söylemeyeceğim.

Metin Fındıkçı

Dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
Yerde bulmuş yaşayanlar da, ölenler de huzûr.
Ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
Göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
Sarmaşıklar, yazılar, taşlar ağaçlar karışık.
Hâfız Osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
Bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
Belli, kabrinde, O, bir nûra sarılmış yatıyor.

Yahya Kemal Beyatlı
senden sonra biz, mezarlıklara yüz sürdük
ve ölüm, büyükannenin çarşafının altında nefes alıp veriyordu
ve ölüm, öyle güçlü bir ağaçtı ki
başlangıcın bu tarafındaki diriler
kederli dallarına adak çaputu bağlıyorlardı onun
ve sonun öbür tarafındaki ölüler fosforlu köklerini kemiriyorlardı onun
ve ölüm o türbede oturmuştu ki
dört yanında ansızın dört mavi lale
beliriverdi
 
Furûğ Ferruhzâd
Günler geçer ıstırap içinde,
Ten mahvolur ah-u zar içinde,
Mes’ut görünen azap içinde,
Rahat nerede, mezar içinde…
Yaman Dede
Bazı ruhum kararır kefenlerden, mezardan;
Yok mu,Rabb’im, ölümün bir güzel şekli, derdim.
O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman
Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim.
 
Faruk Nafiz Çamlıbel

Mezarları hatırlatarak, küçük bir kızın yanağından öper ve
Hoşça kal der. Dön annene.

Bejan Matur

Körpecik renklerle çalkalansın tuvalin Güler
Mezar değil benimki ferahfeza seyranlık!

Ahmet Günbaş

Ertelenmiş bir acıyım belki bir ermeniyim
Ziyaretçisi olmayan bir mezartaşı gibi
Hep tenha oldum nasibimi bilirim

A. Hicri İzgören

Tâbût idi san o keştî-i mûm
Olmazdı mezârı liyk ma’lûm
Ol fülk u o nâr-ı pür felâket
Hep şem’-i mezârdan ibâret

Şeyh Galip

Anarlar haşredek elbet şiirden zevk alan ahbâb
Ölüm tarihi olmuş Nedim’i şah’ı ceys’i enbiyâ yarâb.

Şair Ahmed Nedim (1881-1730), İstanbul Karacaahmet mezarlığındaki kitabesinden

Ey Cythere’in, çok güzel bir semanın çocuğu
Bütün bu acıları sessizce çekeceksin!
O hayasız tapınman sebebi işkencenin;
Mezardan mahrum eden, günahların soluğu.

Charles Baudelaire

Bir kaya mezarında ağlayan adam
Ölülerini suya ve göğe gömüp,
Gelir acısıyla avunmaya.

Bejan Matur

Yıllar geçtikçe, hayatım isimlerle doluyor
metruk mezarlıklar gibi

Yehuda Amihay

Burada düşmüş bir İsveçli yazar yatıyor.Onu sık sık unutun.

(Stig Dagerman’ın mezartaşı yazısı)

Ey şu mezarlar arasında oturan!
Yatanları toprak ve kurt olmuş çoktan!
Ey dostum şu ağladığın kimse var ya;
şüphe yok,
ya bir sırdaş, ya bir dost, ya bir kurt,
ya da de ki en iyi insan.

Lakin,
yarın onu unutacaksın.
Bana gelince;
toprak altındayım ömrümce,
söküyorum kokuşluğumun artıklarını,
nice değerli istekler önemsiz oluyor hemen,
fani yaşamımızın bir anında ve de aniden.

Mihail Nuayme

Bugün mezarını ziyaret ettim,
Ey zor günlerimin eski yareni!

Nikolay Alekseyeviç Neksarov

Kısa görev! bekleyen mezardır; doymaz mezar!
Ah! bırakın, başımı koyup dizlerinize,
Tadayım, özleyerek beyaz, sıcacık yazlar,
Vuran aydınlığını mevsim sonunun size!

Charles Baudelaire

bende kemikleşen babamın
mezarını bilmem
ama bir çocuğu kemiren
ya bir babadır hep
ya da yokluğu.

Özge Dirik

Çekiç sesleri
anlatıyor tabutun kasvetini;
küreğin sesi de
mezar yerini…
Gözlerim seni görmeyecek;
bekliyor seni yüreğim!

Antonio Machado

kurt değil, solucan değil,
mezarlık faresi değil, değil de,
boz renkli, aful toful
ve alt dudağı yarık mavi bir tavşancığa
dönüşmeyi hayal ediyor, filozofumuz.

Cahit Koytak

Denizin dibinde demirden mezar
Onu sor
Uykular buz mavi, buz ayna
Salınan kıyısız bir okyanus üstümüzde

Mahmut Temizyürek

Göğsünüzde nilüferler ürperir elimi sürsem
Elveda yuvasız anka, çiçeksiz bahçe, anısız şiir
– serin göğüslü mezar –
Hangi hırkayı bürünsek ısınmaz gözlerimiz
Gündüzler mi kısaldı, evimize gidelim,

Hüseyin Cahit Kerse

Ben zamanı gördüm,
İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu,
Bir mezar böyle kazılırdı ancak,

Ahmet Hamdi Tanpınar

Başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen
Ürpererek:Bu,derim,mezardan bir nefestir!
Buna kıskançlık deme,bence değil yalnız sen,
Seni gören göz bile ne kadar mukaddestir!

Faruk Nafiz Çamlıbel

Orada dağlar birer mezarlık

Şükrü Erbaş

Yaşamak diye gittim kaç kez unuttum zamanı
Önümde bir tabut ardımda bir mezarlık.

Şükrü Erbaş

Ben kendime bir karanfil mezarı satın aldım
Beni oraya gömecekler
Ruhi Bey cenazeme gelecek

Edip Cansever

Ağaçların arasında, kilise avlusunda
Mezbaha memuru gibi durmuştu ölüm
Ve bakmıştı solgun donuk yüzüme
Ölçmek için mezarım, büyüklüğüm.

Boris Pasternak

Toz haline gelmiş mezar tadı bu

Aragon

Yalnız bırakıp da
İkinci kez öldürmeyin beni
Mezarıma sadece menekşe dikin
O toprağa alışkın
Bense acemi.

Sezer Özşen

Örtmeyin mezarımı
Yıldızları seyretmeye
Doyamadım ömrümce

Ertan Adalı

Kaderin elinde boynum kıldan ince
Tüysüz kuşa dönerim ecel gelince
Yine de toprağımdan desti yapın siz
Dirilirim içine şarap dökülünce

Ömer Hayyam

Ölünce yaşamalıyım
Defne yapraklarında
Sakın ola ki silahlarda değil.

Aziz Nesin

Vasiyetlerden, mezarlardan iğrenirim;
Ummam tek göz yaşı bile bu dünyadan ben,

Baudelaire

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı
Gözlerini ebna-yi ademden ol rütbe yıldı kim,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı!

Şair Eşref

seni her gördüğümde ellerinde çiçek demetleri
avuçlarının içi yosunlu imge yuvası
ama koparılmış çiçekler mezarlıktır
toprak cesetlerin içine gömülür
aşkın ve kavganın yasası yoktur çünkü
bir de dili

Bayram Balcı

Seni bilmeden önce de, sende bir kadife misâli
Çözülüp silinen sesleri duyup sevdim:
Karanlıkta mezarlar dikilirdi karşıma
Ve ötede, bir boşluktaki ellerin beyazlık hali …

İnnokenti Annenski

VAR-YOK

“Var”ın altında yokluk, yokun altında varlık;
Başını kaldırda bak, boşluk bile mezarlık..

Necip Fazıl

GEÇER AKÇA

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!

Necip Fazıl

Orada, arzuyla tükenmiş Gençler,
Ve solgun Meryem, kardan kefeniyle,
Doğrulup mezardan, can atıyorlar
Gitmek istediğin yere gitmeye.

William Blake

ölüm bir ustadır Almanya’dan gelen gözleri mavi
bir kurşunla geliyor sana tam göğsünden vurarak
bir adam oturuyor evde senin altın saçların Margarete
köpeklerini salıyor üstümüze havada bir mezar
armağan ediyor

Paul Celan

Yalnızlık dediğin hayatta başlar;
Kabir boyunca devam etmek için.

Cahit Sıtkı Tarancı

Kurtların böceklerin kabirde
Son kırıntıları sindirip son
Vıdı vıdıları deşifre
Etmesinden -Ve yaşanmış, paylaşılmış
Ya da gizlenmiş her şeyin
Ama her şeyin bilinmesinden
Sonra bile
Kemiklerimizde,
Kemiklerimizin ununda
Duymaya devam edeceğimiz sesler…

Cahit Koytak

Hayat yeni başlıyor, diye düşündü birden;
ne senden eser kaldı ne yattığın kabirden.

Cengiz Numanoğlu

içindeki ölüden çok
dışındaki taş örtüsüne önem verilen kabir sefaleti

Sezai Karakoç

yaşlandıkça neden yalvaran kabirler
gibi bakardı babalar.
neden! diye düşünürken
medet oldum ona.

Kemal Varol

ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.

Tevfik Fikret

Kısa tuttuğumuz tek ziyaret kabir ziyareti.

Kabirdekileri de ölmüşler sanırdım. Ta ki Babamın; ‘esselamü aleyke ya ehl-i kabir’ diye hasbihâl ettiğini görene kadar. Ölmezlermiş.

Gündüzler burada kabir karanlığına eş,

Fethullah Gülen

Ay kesik ve ben yiğit bir kabir eriticisi
Geceleri dolan üstün ve tembel bardak
Cami dolaylarında sur kapılarında
Toprak kaçkını ölülerin toplayan ölülerini

Sezai Karakoç

Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm Seni arıyorum.
Seni, Seni, Seni

Cahit Sıtkı Tarancı

bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla
biterler.

Paul Celan

bir mezara gömülsün kahramanların hepsi,
senin uğrunda can verenlerin hepsi,
ey özgürlük, ey dünyanın özgürlüğü!

Sándor Petofi

Anlat durmadan anlat oğlum
Gençliğin
Yarısı akan yarısı mezara konan kanın

Cahit Zarifoğlu

Sylvia Plath’ı arıyorum, mezarında buluyorum konyağını yudumlarken
Bana daha bir incelmiş, ne bileyim daha bir güzelleşmiş gibi geliyor

Ahmet Erhan

cenaze şiirimi bir şair kılmalı
ve mezar taşıma:
“bunca bedene hafız hayat,
demek beni de unuttun”
yazılmalı

Yako Asdeso

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa

Adnan Yücel

-cır cır cırlayan
cırcırlar arasından,
cırlar, cırcırlar.

-Hizada hepsi—
Düzgün sıralarda şehit
kabirleri.

-Akşam mezarda—
Ayak izleri,basılmış
Toprak üstünde.

-Dolunay,
gelir
parlak sonuna.

Ogiwara Seisensui

Yeşilli mavili bir cami,
Altı yassılmış bir minare,
İki ya da üç mezar,
Ermiş bir şairin anıları,
Timurla soyunun adları.

 Octavio Paz

İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbulda parça parça
Çeşmelerinde ayı yaşadım
Servilerinde ayla
birlik bölündüm
Ayla birlik yaralandım
İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
Soludum bölük bölük ahiretin
Keskin çizgili özgürlüğünü

Sezai Karakoç

Suskun ve gururlu bir acı içinde ayrıldılar,
Bazen ve ancak düşte gördüler yitik sevgiliyi.
Öldüler sonunda, mezar ötesinde buluştular…
Fakat orada da tanımadılar birbirlerini.

Mihail Lermontov 

hatırlıyorum bir ikindi toplanıp aile mezarlığında
susuyorduk ki

İbrahim Halil Baran

* nedir mutluluk?
dilin kıyısındaki bir mezarlıkta
mezar taşı.

Adonis

«İhtiyarım, hazan yaprağı gibi kuru;
Karım yok, yalnızım, bir ayağım çukurda;
Belim bükülmüş, Tanrım, mezarıma doğru,
Nasıl eğilirse suya, susuz bir boğa.»

Victor Hugo

Dağlar arasındaki bu kokmuş çukurda
Solgun ayışığında, otlar türkü yakıyor
Çökmüş mezarlar üzre, kilise avlusunda
Bomboş bir kilise, yelin cirit attığı,
Cam çerçeve yok, kapı gıcırdar durur,
Kuru kemikler incitmez ki kimseyi.

T.S.Eliot

Ve tanrı beni duyuyorsa
Daracık bir mezar istiyorum ondan
Konakların büyüklüğünü

Uğultusunu unutturan.

Bejan Matur

sarılayım diye sana geldim
oysa gördüm yapraksız bir dalsın
umudumun gözünde sen
ölümün gülümsemesisin

ah ne denli tatlıdır
mezarının başında senin, ey gereksinimli aşk
dans etmek
ah ne tatlıdır
ey yakan ölümcül öpüş,
senden vazgeçmek

Furuğ Ferruhzad

Bir ömür oturulabilirdi
Öne düşmüş bir başla
Soğuk bir mezarın ayakucunda
Meçhul bir Tanrı görülebilirdi

Furuğ Ferruhzad

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere.
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan’dan
Orhan Veli’den
Yunus’tan, Yunus’tan…

Sait Faik Abasıyanık

Hiç anıt yok Babi Yar’da.
Tek mezar taşı o dik yamaç.
Korkuyorum.
Yahudiler kadar yaşlıyım şimdi.

Yevgeni Yevtuşenko

İbn Abbas (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.), Medine ehlinin mezarlarına uğramıştı. Mezarlara yüzünü çevirerek:”Esselâmu aleyküm (selâm üzerinize olsun) ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiziniz. Biz de arkadan geleceğiz.” buyurdular.”

Hz. Muhammed S.A.V.

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç

Hâlâ koynumda resmin

Ahmet Telli

Neden konar başına
Talih kuşu değil de martı kuşları
Neden aklında hep
Mezarlıkların mermer taşları

Necati Ünsal

Böyle dedi kaya mezarını temizleyen Rüstem Usta.

Taş da çürür.

Ali Cengizkan

baş başa vermiş iki mezar

Şeref Bilsel

Gözlerinden ısıtan bakışlar saçmasa da
yüzünde gülümseyen bir yaprak açmasa da
“güzel değil” denemez o yapraksız bahçeye.
O bize şöylesine bir öykü anlatıyor:

Üstten bakan meyveler, bir zamanlar her şeye
şimdi toprak altında, mezarlarda yatıyor.
.
Mehdi Akhavan Sales

Yahudi mezarlığına gömmek ile tehdit ederdi annem bizi
taşırsak eve sokak küfürlerini.

Özge Dirik

Götüreceğim mutluluk gibi ta mezara
Balahan mayısını, dalgalarını Hazar’ın.

Sergey Yesenin

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Necip Fazıl

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan
Ortalıkta ölüm sessizliği var
Bana ne geldiyse geldi yukardan
Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar
Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

Sezai Karakoç

Toprağın seviyesine ineceğim
Anlamalı beni mezarım da
Bir uyağa takıldım, düşmeye razıyım
Artık beni anla.

Didem Madak

VI.

bilmeni istedim
istedim ki beni bilmeni
aklımı sustuğum o günden beri
avucumda gezdirdiğim bir mezarla
sözü eksik bir kalemden kendimi dilemekteyim
bu benim kaderim değil kabulümdür
kendini bana süren merheme çareyim

Veysi Erdoğan

Ve nasıl güvenebilir şimdi bu yürek
-Bu asıl sözleri değiştirilmiş,
-Bu bozulmuş mezar yazıtı
-Bu tasa kesmiş saygınlığına
Kendisinin?

Furuğ Ferruhzad

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür

Attila İlhan

Öğrenelim şu duayı
Yol boyunca
Beşikten başlayıp
Mezarlara kadar

Önce besmele
En güzel kelime

Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra

Cahit Zarifoğlu

Bir değişime gibidir azrail –
Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar
O yere o ölü
insan kalabalığında ansızın bir boşluk açılmıştır
alın kımıldasın
kâlb kıvransın
Gölden ansızın bir tabutluk su alınmış gibi
Bütün köy kımıldayacaktır / göl gibi
Azrail devinimle çevirir bir gölü
Bir insan kası – kadını kavrayan elleri
mezar kazar toprak karşı komaz  aralanır
İnsan mezar kazar arada bar bar bağırarak
– Ey süleyman oğlu nalbant izzet – nice rençberlik ettin
Güneşin alnında bakır gibi göverdin
Toprak kaz arada bir ölü görünürlerde mi bak

Cahit Zarifoğlu

Baki o enisi dilden eyvah
Beyrutta bir mezar kaldı

Abdülhak Hamit Tarhan

Yaşıyor sade maişetlerin en sâfında;
Rûh esen kuytu mezarlıkların etrafında.

Yahya Kemal Beyatlı

Böyle miydi o vakitler burası
Mezarların, fidanların önünde
Beşiktaş’ın fakir fukarası
Hava alır, eğlenir dinlenirdi.
Gece yarısına doğru
Barbaros meydanı halkı,
Evlerine dağılırdı
Erkekli kadınlı.

Behçet Necatigil

Boğaziçi bir akımdır
Bir akan sudur
Nice dergahlar
Dinler gibi nabzını
Yeni doğan çocukların
Yamaçlarda mezarlıklar
Sever gibi bazıları
Açık havada gömülmeyi

Cahit Zarifoğlu

Boğaziçi,daha sağken gömülmek
için dönüşmüş beton mezarlara;
Bir hippi kız,bir deccal,şimdi Bebek
koylarında ilham,arsız,farfara.

Ahmet Muhip Dranas

Hatırla, soğuk toprak altında
Kırık kalbim sonsuza dek uyurken;
Hatırla, yalnız çiçek mezarımda
Böyle usul usul açıyorken,
Seni bir daha görmeyeceğim, ama ölümsüz ruhum
Sadık kızkardeş gibi dönüp gelecek sana.

Alfred De Musset

Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.

Pablo Neruda

Vardım düşüncelerin güzüne demek,
Suyun yer yer mezarlar gibi oyduğu
Sele gitmiş toprakta düzlemem gerek
Kürekler, tırmıklarla her bir oyuğu.

Charles Baudelaire

Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan
Ak kanatları, hayat yok oluyor
Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
‘Yaşamak’ bir perde gibi kalkıyor aramızdan

 Cahit Zarifoğlu

Toprakları çıkarttırdın
Boşalttın bir şehrin mezarlığını
Rutubet/
Kemik/
Ten/
Birleşti kiralık mezarlığında
Üstüne geldi altı şehrin
Göç etti insanlar
“Lizi olmasın! Lizi olmasın!” feryatlarıyla
Görev diye bana
Boş duran mezarlara
Bebekleri defnetmek kaldı

M. Hanifi İspirli

Büyük bir acıdan sonra, vakur bir sessizlik gelir
Sinirler mezar taşları gibi törensel bir hal alır,
Katı yüreğin sorar, acı çeken o mu diye,
Dünden beri mi yüzyıllardan beri mi yoksa?

Emily Dickinson

Zâhire bakanlar belki yanılır;
Kisbinden sorulup kişi tanılır.
Feylesof Rıza’yım adım anılır,
Dünyada malım yok..Mezar taşım var!

Rıza Tevfik Bölükbaşı

Mezardan çıkacağı yerde
İçine giriyor Lazar
Elveda elveda şarkılı türkülü oyun
Ey benim yıllarım ey genç kızlar

Guillaume Apollinaire

sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
en büyük camiler orada kurulur,
en küçük mezarlar orada kazılır
en kara yazılar orda dizilir.

yüksek minarelerde sela verilir,
civar hanelerde zina edilir.
büyük şehirlerde yalan söylenir,
halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bin yıl daha kalacakmıyız
Bu dağınık yatakta?
Bazen giyinip
Bazen soyunarak
Cinselliğin ebedi zindanında uyuyakalmak
Hoşumuza mı gitmeye başladı ne?
Babilli bir kralın mezarındaki
Nakışlara mı dönüştük yoksa
Alışmaya mı başladık
Bu her yere yayılmış kokuya
Ben ona alıştım
Onun bana alıştığı gibi

Nizar Kabbani

her kent kendine mezar
her insan kendine gömülen bir diri

Zeki Bulduk

Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda

Erdem Beyazit

Sanatkâr, gaibi açan çilingir,
Ölüm panzehiri, esrarlı gömeç.
Mezar başlarında Münkir ve Nekir,
Dipsizlikten inci devşiren yüzgeç.

Necip Fazıl

bir aralasalar ruhumu görecekler toplu mezarları
çok miktarda acı gömdüm içime
yıllanmış kalıntılar
bir yığın ölü dokunuş
aldanış, vazgeçiş

Dilek Akın

Ölüler önleyiniz
Elleri yok
Mezarlar söyleyiniz
Dilleri yok.

Behçet Necatigil

Kimse anlamıyor mezarım hazır yıllardır

Önder Yılmaz

nasıl duruyorum mezar mezar hatıralarımla yüklü

Alper Gencer

Hatırla ki, sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.
Bir adın kalacak geriye.
Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni.
Belki o da unutacak.

Mevlânâ Celâleddîn

yerime yadırgadım
yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka

İsmet Özel

Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara
Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için.
Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana
Bizi bir daha aramayasın diye.

Czeslaw Milosz

Ömrüm tükeniyor hızla ;
Her geçen saat , daha da yaklaştırıyor
Beni mezarıma.

Christian Fürchtegott Gellert

bir caminin odacıklarında çürüyebilir
mezar duaları okuyan bir ihtiyar gibi
bir sıfır gibi, eksilmede, arttırmada, çarpımda yahut
hep aynı sonuca varabilir

Furuğ Ferruhzad

Neresi olacak mezarımın yeri?
—Eteğimin dibinde. Diye söylendi Güneş.

Lorca

Bir mezar kazıyoruz gökyüzüne rahatça yatmak için

A. Frederique

En derinlerimizde yatanların mezar taşları yoktur
bunu yaz ve unutma

Akide Ufuk Türkelli

Ey kalp!

gece olsun,
vehmi ve cinneti emziren -Avcundadır
çocuğun ve delinin,
Allahın eli-
layemut gece -Gezginin saatidir ki
titreyen kandilin nurunda
arar kendi yazısız taşını
her mezarlıkta

Ahmet Oktay

Her kapı eşiğinde
çocuk mezarı diye takıldığınız
45 numara ayakkabılarımla
içinde etleri çürüyen
bir çocuk cesedi taşıdığımı
nasıl da bildiniz

Sunay Akın

ki görenler
mezarı sansınlar
bir çocuğun

Sunay Akın

bizim olmayan bir toprakta ölmek,
bizim olmayanların ağladıklarını işitmek,
ve bizimkinden başka bir bayrağı görmek,
bizim olmayan bir tahtayı kaplamak,
bizim olmayan bir tabutla örtmek,
ve bizim olmayan çiçeklerle ve haçlarla,
bizim olmayan bir mezarda uyumak,
bizim olmayan kemiklere karışmak,
sonunda vatansız bir adam olmak,
isimsiz bir adam, insansız bir adam…

Miguel Angel Asturias

vursalardı beni de, senin gibi, Hrant Dink,
bu yaşlı şakağımdan,
benim de, o güvey uykusunun tadından,
o gençlik, güzellik uykusunun tadından
adını, kimliğini unutan cesedimi
bir ‘karambol’ eseri
Balıklı Mezarlığı’na defnetsinler isterdim;
üstümü de, meselâ, lavtacı Nazaret’in,
Hamparsum’un, Nikolaki Ağa’nın
iyi cins bir vatan toprağı gibi demli
ve bir rast semai gibi ağır, kederli
‘Ermeni’ toprağıyla örtsünler!
evet, evet örtsünler, ne fark eder?

Cahit Koytak

ben okumuştum on beşinde donmuş bir mezar taşında
“Dünya bir gölgelik her gelen baktı geçti”
cânım efendim düşümde yüzün yüzüme aktı geçti

Mehmet Can Doğan

Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin

Erdem Beyazit

sabahın seherinde puslu bir dağ başında
bir dostun mezarı hazırlanırken!

Hıdır Toraman

O taş senin bu taş benim
Mezarlık topraklarına yüz sürecek feryat
atacaktım
Aşkını işte böyle algılıyorum

Cahit Zarifoğlu

insanlar evlerine
evlerden mezarlara çekildi
-tekmelenen bir iskemle

Hayriye Ünal

Mezarlıklarda ölebilirim
Ki onlar akarlar külden nehirler gibi
Sular ve gömütlerle
Geceleri suya batmış çanlar arasında
Nehirler kışlalar gibi doludur
Hasta askerlerle ölüme doğru akan nehirler
Mermer sayılar, çürük taçlar ve cenaze yağlarıyla

Pablo Neruda

Bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, de var sen de git
dost mezarı içim bulunmaz dibi
düşersem aklına el aç niyaz et
belki bir su yürür…içim çöl gibi…

Mustafa İslamoğlu

Bir solukluk üfleyiş yeter deli olmama,
üfleme öyle üst üste beni,
ziyan olurum.
Ağlamaktan buz tutmuş gözlerime bakma sakın gözlerini kapatıp.
Senin gözlerin ölüm ah,
senin gözlerin diriliş,
senin gözlerin bir devriliş mezarlığı be neyzen!

Nail Varal

yaşlandıkça alçalan, daralan,
git git mezara benzeyen evlerinize.

Cahit Koytak

mezar yüzüm gövdeme sızı taşıymış

Seyyidhan Kömürcü

Sonunda götürse götürse, çiçek götürür kendi mezarına
Gibi deli, gibi meczup, gibi seyda

Ahmet Erhan

Beni yanlış ağacın altına gömdüler
bir hayvan mezarlığında çürüyorum

Ayşe Sevim

Şehirlerin uğultusuna kulak verin!
Şehirlerin, ormanların, mezarların uğultusuna…

Cahit Koytak

Mezarımdan çıkmak için
yer kabuğunu soymaya niyetleniyorum tırnaklarımla,
gök gürlüyor aniden,
bir hassiktir çekiyorum sessizce,derinden
çaktırmıyorum,korkuyorum!
Ne kadar da cahilim!
Şimdi anlıyorum vitamini kabuğundaymış oysa dünyanın.

Oğuz Bal

Vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı…
Bunca sözü nereden buluyorsunuz?
Ne kadar çok şey istiyorsunuz,
Ne kadar çok şey biliyorsunuz,
Mezar taşlarından çok, efendiler,
Kitabelerden çok.

Cahit Koytak

hüznü kuşlara dağıttı unutmasınlar diye onu
acıyı gömdü toprağa gayrı açar mezarlık çiçekleri

Arkadaş Z. Özger

Bana yoktur lüzumu gülşeninin,
Şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin
Ne gulâmının ne de zenninin
Hepsinin tâ mezarını sikeyim !

Neyzen Tevfik

alacahöyük a mezarında yatan seslen bana

Kaan İnce

Mezar gibidir avlulu evler.

Bejan Matur

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Nazım Hikmet

Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,

Ceyhun Atuf Kansu

Dönmüştü bir mezara evin gerçek her yeri,

Tevfik Fikret

Mezarı oradadır şimdi

Edgar Allan Poe

Birini sevdiğinde önce mezarını sonra kalbini açacaksın.
Hem mezarcı ol, hem aşık!
Hem toprak atmayı bileceksin, hem de gömüyü kaldırmayı!

Esra Elönü

Dünya mezar taşın olacak;

Atilla Jozsef

ölüler de yoksulluğun payandasıymış gibi
eğik yatar mezarda yokuş aşağı

Nilay Özer

Mezarımda uyuyorum
avuç avuç ihanet atıyorsun üzerime
bekliyorum o an gelsin
ve herşey değişsin diye
kolların beni sarsın
ve herşey bir oyun işte
Bağışla sevgilim bağışla

Neşe Yaşın

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.

Necip Fazıl Kısakürek

Kimi alnından yaralı
Kimi göğsünden
Dönüyorlar
Mezarlarına Bakû’den

Sergey Yesenin

(Konaksa yandı çoktan
Tertemiz bir asfalt ezip geçti onu
İyi biliyorum tertemiz bir asfalt
Ezip geçti onu
Kırmızı bir konak mezarı gölgesi bırakarak.)

Edip Cansever

Ölürsün… Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayâle işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim…

Necip Fazıl

bir mezara gömülen hatıralar treni
saklıyor seni beni bir mahşer toprağında
güneş gibi kendime katamayınca seni

Sıtkı Caney

Şimdi birileri;
ellerinde kazmalar, kürekler,
son doğumumdan önceki mezarımı kazıyor.
İçinden çıkmıyorum.

Serkan Sanç

Ben unuttum her şeyi.
Geldiğim yeri
Annemi, babamı,
Mezarlığa gitmeyi.
Orada yapayalnız kaldı meşe
Ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.

Bejan Matur

Yazdırmalısın mezar taşına:
Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.
Aslında hiç olmadım ben bu oyunda.
Ömrüm beni yok saysın…

Yılmaz Odabaşı

Güzelim can çıkıp gidince bedenimizde
Birkaç kerpiç olacak mezarımızı örten;
Gün gelecek, mezar yapmak için başkasına
Kerpiç dökecekler kalacak toprakla bizden.

Ömer Hayyam

Ay yırttı kara giysilerini;
Kalk, tam zamanıdır, doldur şarap kaseni.
Keyfine bak, çünkü bu ay, sonsuz yıllarca,
Mezarda upuzun yatar görecek seni.

Ömer Hayyam

Mezarlarımıza
Eğiliyor parça parça alnı gecenin,
Pelitlerin altında sallanıyoruz gümüş bir kayıkta.

Georg Trakl

Yalnız mezarın hiçbir şeyi olmayacak
bana öğretecek

Bertolt Brecht

Mezarımın baş taşına
Baykuş konar öter bir gün

Karacoğlan

Anacığım!
Yılları senin yaşamının
benziyor birbirine
mezar taşları gibi

Agostinho Neto

Bir çift acılı gölgeyiz;
O eski güzelliğin uyuduğu
Tanrısal mezarın mermeri üstünde

Vyaçeşlav Ivanov

Bilgisiz, görgüsüz, duygusuz kuldan,
Ölülerin mezar taşı makbuldür

Aşık Hüdai

Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar
Seher vakti yağdığında yağmurlar?

Victor Hugo

Çıkıp gidemedim bütün yaşam boyu,
yayıldım tüm dünyaya ama sığdım üç karışlık yere

Kostas Varnalis

Yarın erkenden kırlar ağardığı zaman
Gideceğim…biliyorum beni bekliyorsun bak.
Geçip gideceğim dağlardan ormanlardan,
Daha fazla kalmayacağım senden uzak.

Bir çiçekli funda koyacağım mezarına.

Victor Hugo

Gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
Bu koku dünyayı tutacak nerdeyse
Gül, gül! diye bağıracak çocuklar bütün
Herkes, hep bir ağızdan: gül!
Ve her şeyin üstüne bir gül işlenecek
Saçların, alınların, göğüslerin üstüne
Yüreklerin üstüne
Bembeyaz kemiklerin
Mezarsız ölülerin üstüne
Kurumuş gözyaşlarının
Titreyen kirpiklerin üstüne
Kenetlenmiş çenelerin
Ağarmış dudakların
Unutulmuş çığlıkların üstüne
Kederlerin, yasların, sevinçlerin üstüne
Ve her şeyin üstüne bir gül işlenecek.

Edip Cansever

Kim bilir belki günün birinde,
Tüm sayfaları hızla geçerken,
Takılıp kalacaksınız bu dizelere,
Mırıldanarak: haklıymış, gerçekten;
Belki o sevinçsiz şiir uzun süre
Durduracak üstünde bakışlarınızı,
Bir mezar taşının yol üstünde
Durdurması gibi bir yabancıyı! …

Lermontov

Cemaat yürüyordu kaplumbağa gibi,
Mezarlığa doğru yüzyıldan,
Sarısabırların yanından, acelesiz.
Ayrık otu yolmaya gidiyor sanırsın,
Davul vurmaya, ay tutulmuş,
Tarladaki yarılmış toprağı görmeye,
Susuzluğun kirli rengini, ayıbını,
Dağa taşa vurmuş açlığı.
Dayanan dayanır, yağsız bulgular ve ahlat,
Gençleri alır ölüm ilk ağızda,
Sabah yıldızının uğrağı.
Böğürtlensiz mezarlığa vardığımızda,
Bir melek lale sümbül dikiyordu,
Lalelerden birini aldı adam,
Girdi kızının mezarına,
Sarıldı, öptü, bıraktı laleyi sonra,
Kefenin üstüne, uykusuz.
Yedi çocuğu gömülüymüş, söylediler,

Melih Cevdet Anday

Sevgilim, eğer bir gün
Durur bakarsan mezarıma,
Ve taşın etrafında taptaze
Çiçekler dalgalanırsa,
Bil ki, çiçeklerin her zaman yaptığı gibi
Dalgalanmıyor çiçekler,
Ya da ilkbahar onlara emir verdi de
Taşa boyun eğiyorlar sanma!
Onlar yüreğimdeki
Söylenmemiş şarkılardır;
Ölümün susmaya zorladığı
Aşk sözcüklerimdir.

Hovhannes Toumanjan

Yaşadığını kimse bilmedi,öldüğünü de bilmeyecek
Yitip gitti Lucy’cik işte
Yalnız mı yalnız şimdi mezarında
Bir de yalnızlığı bir bana sorun!

William Wordsworth

mezartaşı yontan bir adamın gözleri
miras pay edilirken uykusu gelen
bir çocuk gibi
bomboş bakar dünyaya.

İbrahim Tenekeci

Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girer de
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa

Sunay Akın

Ölümle randevumu hatırlayıp yeniden
Mezarıma yürürken
Unutuyorum sensizliğe alıştığımı
İçimin kan rengi okyanusunda
Zıpkın yemiş balık gibi yüreğim.

Nurullah Genç

sahi, siz niye gelmiştiniz
sil baştan başlamaya ne hacet, belli ki gücünüz yok
söylenmemiş bütün sözler bilir son yollarını
siz yolcu edemezsiniz
bırakın bir sözü öldürmeyi, bir cümlenin altını dahi çizemezsiniz
siz bakamazsınız da ölülere hem, küçücük gözleriniz
o yüzden diyeceğim, dönün şimdi, sizi hiç görmedim farz edin
bu sus çıkmazı’nın başından
az ileride, sağdaki ilk köşeye
bir ayna koydum vazgeçenler için
sonra dilerseniz sizinle bu sözler mezarından uzakta
en iyisinden bir şarkı içeriz

İrem Nas

Gel gör ki mezar taşları gibi yalnız

Ali Haydar Timisi

O bazen
Vücudunun kederli bağlantısını
Durgun sularda
Boş mezarlarla, unutuyor
Ve aptalca zannediyor ki
Yaşama hakkı var,
Onu bağışlayın
Bir resmin sıradan öfkesini
Kışkırtmanın uzak arzusu
Kâğıdının gözlerinde eriyor
Onu bağışlayın
Baştan başa tabutunda
Ayın kırmızı hâlesi geziniyor

Furuğ Ferruhzad

Bir sonsuz yalnızlık içinde
Üşür ölülerimiz mezarlarında
Sevgiyle anılmamaktan.

Şükrü Erbaş

Gitmek..Kendi suçunun bekçiliğini yapmaktır
mezar taşlarında.

Ali İhsan Atiş

Bir mezarlıktan geçerken sordum ölülere:
-Affedersiniz. Boş zamanlarınızı nasıl
değerlendirirsiniz?
-“Gelecek”leri düşünerek.

Süreyya Berfe

Kendi mezarında bir banyo yapmak gerek
arada, ve o kapanmış topraktan,
aşağıdan bakmak şu gurura.

Pablo Neruda

Üzerimde mezar ürpertisi kıpırdıyor,
Yeni bir okşayış gibi benimsiyorum.

Sergey Yesenin

ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim..
aşk acısı silinir , kin mezara kadar !

Küçük İskender

Canım benim. Mezardan fırlamam için sesini duymam kafi. Ölüm, yaşamak istememek.

Cemil Meriç

Bir yerde ( “ Bir süre için” diyerek ) dinelen kişi için en büyük tehlike o yere yakınlık duyması; o yeri, bütün yollarının sonu, bütün yönlerinin ereği sanması; yerleşebileceği bir yer saymasıdır – en büyük tehlike huzurlu yerlerdir – mezardır orası.

Oruç Aruoba

nereden geliyorum ben?
ben nereden geliyorum?
kokusuna bulanmış olarak gecenin
henüz çok taze mezar toprağı
o iki taze elin mezar toprağı

Furuğ Ferruhzad

Sıcak bir mezar gerek benim için uyumaya.

Furuğ Ferruhzad

O yüzden mezarlar hep tek kişiliktir…

Kadir Bal

sen öldün biliyorum
seni ankara`da bir mezarlığa gömdüler
ben
son üç yıldır bunu biliyorum
türkiye cumhuriyeti ölüm tutanakları
son üç yıldır bunu biliyor
ama kalbim öldüğünü bilmiyor, elan
kalbim seni simsiyah özlüyor…

Jan Ender Can
mezari_yutan_agac Mezar Şiirleri Antolojisi