İskele Şiirleri Bercestem

Her insanda bir iskele bulur, yanaşır acı
Sahiller kayalıklarla ne kadar gizlense de

küçük iskender

 
Hangi birini anayım,
Buluştuğumuz kumluk, uzak iskele.
Her yerde bir başkalık.
İlk defa gelişimiz el ele.

Ziya Osman Saba

 
Nazım Hikmet vapuru
deniz ile arasına
dökülen asfaltı kırar
ve özgürlüğüne kavuşturur
salacak iskelesini
batmak pahasına

Sunay Akın

 
Edip Cansever vapuru
denize yansıyan
otel ışıkları altında
gider gelir boğazın en uzak
iki iskelesi
arasında

Sunay Akın

 
Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam
O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra
Hâlâ hafızamızda devam ediyordu
Unutulmuş hayatı maviliklerin
Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin,
Ve gitmeden önce
Saçlarını tarayışın hâlâ aynada…

Necati Cumalı

 
Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde,
turnikenin öbür yanında.
Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin
yerine.

Birhan Keskin

 
Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Sunay Akın

 
Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar…
O gidinceye kadar Ada dopdolu idi…
Gider gitmez benim için boşalıverirdi…

Yahya Kemal

 
İğne atsan yere düşmez iskelelerde..
Gözleri bulutlu bir adam
iner vapurdan..

Üryan

 
İskelenin altına
sığınan deniz
bırak artık saklanmayı
savaş gemileri
çoktan geçip
gitti…

Sunay Akın

 
Denize baksam
Kayığın hatırı kalır
Ağaca baksam
Bulutun

Peki ya iskele

Oktay Rifat

 
Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
seni ve yağmuru görüyorum

Ahmet Güntan
ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım

Behçet Aysan

 
Akşamları iskeleler tenhalaşırken
Geçmiş anıları kucakladım…

Necdet Evliyagil

 
Anadolu kentinde bir İstanbul vapuru
Şaşkın sular, kör iskele, yolcular
Evet bunlar da olacak, çok tuhaf belirtiler
Denizin olmadığı yerlerde

Abdülkadir Budak

 
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Yavuz Bülent Bakiler

 
Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Sunay Akın

 
Geliyor Boğaziçi’nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi.

Ziya Osman Saba

 
İstanbul’da bir şehir
hatları vapuruna
verildi adım
iki kıyı arasında
usanmadan dolaşır
her iskelede
seni ararım

Sunay Akın

 
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Sunay Akın

 
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri

Edip Cansever

 
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz

Edip Cansever

 
Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Sunay Akın

 
dil iskelesinde karaya oturan kayık nasıl dağılır
kim bilir hazzın bütün iskeletlerinden geçtiğimi
gözüm arkada değil içerdedir. sözüm

Orhan Alkaya

 
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşmasından

Öyle gül atıcam ki size gelecek maçta
Âdem abim bilem tutamaz elleri yanar

Can Yücel

 
Gözümde tütüyor kırlar, tek ağaç bile.

…bellek hiç şaşmadan çalışıyordu
buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki.

Bütün varlığım İskele’nin yüzüne bağlı.

Süreyya Berfe

 
Gittim gördüm; şimdi artık o iskeleye eskisi gibi vapurlar uğramıyor. İsmail Hakkı yok, Panayot Usta yok, Sedat Nuri Bey yok; yazın dondurma, kışın kestane satan o sarkık bıyıklı Arnavut yok. Müzeyyen yok, ben yokum.
Ne kötü!”

Tarık Dursun K.

 
gemi dokununca iskeleye
kanatları dökülecek kuşların
iskeleye dokununca gemi
birer birer düşecekler denize

A. Ali Ural
“İzmir” oldu vatana avdetin ilk iskelesi,

Neyzen Tevfik

 
Ben bu iskelenin süryanisiyim
giden gider
bana kalır güneşin kızıllığı
herkesi uğurlayan o uğurlanmaz hüzün
ayırmaz kıyısından içimdeki korsanı

Ali Ayçil

 
balkonuma yuva yapan kırlangıç telaş içinde,
aşk yorgunu denizde mor köpüklü sular duruldu
güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor
ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin

Bülent Güldal

 
bir köpeğin yeni doğmuş
konuşmayan eniklerini iskelede bir adam
korkunç bir sepete mi koydu
onları
denize o mu götürüyor

Cahit Zarifoğlu

 
Bir saadet gibi hatırlıyorum,
Yasemin kokusu ondan,
Teneffüsü benden,
Bir yaz akşamı,
Kandilli iskelesinde!

Cahit Sıtkı Tarancı

 
Karaköy iskelesinde sisler içinde
Gözleri ayrılığın menzilinde iki damla yol
Sesine İstanbul karışmış bir kızın
Geçerek gecikmiş sevgisinden kederle…

Şükrü Erbaş

 
Ben denize bakardım yarı uyanık
annemi çocukluğunda iskelede bırakıp
uzaklaşan gemiye.

Cevat Çapan

 
çözer gibi bir kayığı iskelenin ucundan
ağır ağır doğrultuyor köpükten mavzerini.

A. Ali Ural

 
gelmeyeni
bekliyoruz

denizaltı iskelesinde
bekliyoruz

belki de gelmiştir çoktan
bilmiyoruz

görmeyince

Zafer Yalçınpınar

 
iskelenin ucunda oturuyordu tanıdık bir yalnızlık

Zafer Yalçınpınar

 
(Pencereyi kapayıp sokağa çıktılar. Gemilerin ışıkları yanmıştı. İki arkadaş iskelenin
ucuna gittiler. Durup denize baktılar ve sığ sularda bir balığın aralıklı sıçrayışını duydular.
Sonra sessizce kangal gibi kıvrılmış ıslak halatların üzerine oturdular, birer cigara
yakarak kibritin alevinde birbirlerine baktılar.
Garip, nerdeyse yersiz bir mutluluk içindeydiler baharda deniz kokusuna, kızarmış balık,
kıvırcık salata ve sirke kokusu karıştığı zaman hayatın o açıklanması güç mutluluğu
içinde.Biraz sonra yandaki meyhaneye gideceklerdi. Karınları acıkmıştı bile.
Gramofondan gelen ses bu açlığı daha da artırıyordu. Liman nöbetçileri uygun adım
yanlarından geçtiler, yazlık üniformaları akşam karanlığında bembeyaz görünüyordu.
İki arkadaş halatların üzerinden kalktılar, gidecekleri yere doğru yürüdüler.)

Yannis Ritsos

 
upuzun, tenha bir iskelede, yan yana
aradık birbirimizi
o parmaklarıyla oynadı
ben, onun dudaklarıyla içtim sigaramı

Nuri Demirci

 
ben cem, daha dün yarım imparatordum
kestirdiğim paralarda soldu vücudum
öldüm binlerce ölümle, kıyıya vuran cesedime baktım
yağlı urganlar bağlayıp boynuma (iskele, günbatımı
rodos’a doğru batık tekneler) yürüdüm, artık
bana bu dünyada yer yok
ne saray, ne köşk; ne rütbe, ne taht
ağabey el ver yanına geleyim
al beni, sonra istersen boğdur
bir yanım zifiri karanlık, bir yanım… birden yağmur!

Tuğrul Tanyol

 
Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar…
O gidinceye kadar Ada dopdolu idi…
Gider gitmez benim için boşalıverirdi…

Yahya Kemal

 
Mavinin yüzünde köprürür Şehir..
İğne atsan yere düşmez iskelelerde..
Gözleri bulutlu bir adam
iner vapurdan..
Bir kadın
O’ndan geçip,
arkadaki celimsiz oğlana sarılır ..

Üryan

 
ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım

Behçet Aysan

 
güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor
ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin

Bülent Güldal

 
Ben de
Boğaziçi de bu bahar
Mavi sakalına erguvanlar takmış
Sarhoş bir İskele Babası kadar
Hem delikanlı
hem deliler gibi ihtiyar

Can Yücel

 
Yılların ötesinden
Seni anımsadım;
Vapurlar gözlerden uzaklaşırken,
Akşamları iskeleler tenhalaşırken
Geçmiş anıları kucakladım…

Necdet Evliyagil

 
rengi atmış evinizin kıyıya bakan penceresinde
uzun bir iskele
ve demir almaya hazır gemi resimleri

Nuri Demirci

 
Beşiktaş iskelesinin merdiveninde
çıtır çıtır susamlı bir Ortaköy sabahı
biraz daha beklesin
meçhule giden geminin güvertesinde

Ayten Mutlu

 
Sensiz nasıl da boş iskele,
sensiz nasıl da tenhâ şehir!

Bekir Sıtkı Erdoğan

 
yaz bitti…Kendine dönük bir bıçağı
bileyerek bitti yaz…Usulca soldu iskele

Zerrin Taşpınar

 
lanetli bir gemi yanaştı şu bahtsız iskeleye

Altay Öktem

 
seni sırtından hançerlediler çünkü başka şansları yoktu!
risk almayı gerektirir seninle göz göze gelmek
seni sevmek bir insanı sevmenin iskelesidir

Alper Gencer

 
bir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleye
yakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen

üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden

Onur Caymaz

 
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Yavuz Bülent Bakiler

 
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,

Ziya Osman Saba

 
sen şimdi beylerin beyi Üsküdar mısın
iskelende öptüm seni, gemi yanaşıyordu

Arife Kalender

 
bir tren makas değiştiriyor kalbimde
bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle
sanki iki sevgili Beşiktaş motor iskelesinde
karşılaşmış gibi tuhaf bir his var, kırgınlık var

Altay Öktem

 
Kılları uzadıkça ellerimin
unuttum kağıtlardan
nasıl gemi yapıldığını
ki yaşlılığa uzanan
birer iskeledir parmaklarım
çözüldü uçlarından
nice kağıt geminin
palamarı

Sunay Akın

 
Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.

Birhan Keskin

 
Ne zaman ayrılırken yüzümü denize döndüysem
İskeleden bir hayalet uğurladı sanki beni

Cihan Oğuz

 
bir vapuru iskeleye bağlayan ipler bir bir atarken
ve açık susunca nasıl korkunç bir sessizlik olur.

Enis Akın

 
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Sunay Akın

 
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’dâbâd’a

Nedîm

 
O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilim
halatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibi
bekliyordu
Kadıköy iskelesinde
iskemlesine
vurulacak
tekmeyi

Mustafa Aksoy

 
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri

Edip Cansever

 
ben hep iskeleye demir atmış
beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm

A. Kadir Bilgin

 
İnce uzun bir iskelenin ucunda,
denize dikmiş gözlerini, kımıldamadan,
öylece duruyor adamın biri akşam üzeri.

Roni Margulies

 
Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazıdıgım
ayrılık siirini okudukca
dalgalanır…

Sunay Akın

 
Rıhtımda kimsesiz, yapayalnız, bu yaz sabahı
Bakıyorum kumsalın kıyısından, bakıyorum
Belirsizliğe,
Bakıyorum ve küçük, siyah parlak bir vapurun
Yaklaştığını görmekten mutluluk duyuyorum.

Fernando Pessoa

 
Dokunuyor bana bu yoksul vapurun böyle doğal ve kendi halinde gidişi.
Bilmem neden, titizlenen bir havası var,
Görevini yerine getiren dürüst bir insan gibi.
İşte uzaklaşıyor bulunduğum rıhtımdan.

Fernando Pessoa

 
Vapur limana yanaşmıştı
Ben âvârelikten rıhtımdaydım
Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın

Erdem Bayazıt

 
Ah, bütün rıhtım taştan bir özlem kesiliyor
Ve gemi rıhtımdan ayrılıp
Gemiyle rıhtım arasında bir boşluk olduğu
Birden ortaya çıkınca,
Bilmem neden, yeni bir ürperti beliriyor içimde.

Fernando Pessoa

 
Sesler geliyor kulağıma – suların şıpırtısı,
Nehrin rıhtımı yalayan dalgalarının yumuşak şıpırtısı…

Fernando Pessoa

 
Ve gemileri olmayan bir rıhtım gibi gerçek ve çıplak bu saat

Fernando Pessoa

 
Ben rıhtımdan suya atlarım
Altımda balıklar
Üstümde bulutlar
Ağzımın kenarında çırpıntılı Boğaz suyu
Pembe yalıya doğru yüzerim

Oktay Rifat

 
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Yahya Kemal Beyatlı

 
Kara yaz! Karanlık yaz! Kararan vücutlardan
rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz.

İsmet Özel

 
Ben âvârelikten rıhtımdaydım
Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın

Erdem Bayazıt

 
Tenha bir meyhanede oturuyorduk sevgilim
İzmir’in eski rıhtımında
Bilirsin, severim çok İzmir’in eski rıhtımını

Edip Cansever

 
hep rıhtımda üşümüş bir sevgiliyi düşlerdi
bir göl kıyısını özlerdi zaman zaman
nedeni bilinmez onun da
ne elini tutan olmuştur orada
ne de öpen gül dudağından

Tuğrul Keskin

 
Denize inerdik
Ben yüzerdim o girmez
Rıhtımdan suya bakardı
Denizden çıkardım
Yok

Oktay Rıfat

 
Bir son öpüştü rıhtımda
kaldı ardımda.

Wolfgang Borchert

 
Yalnızlar rıhtımı, kuru kalabalıktır.

Metin Üstündağ

 
Eğil biraz, paslanmış kıyı babasına tutunarak sark
Suyla rıhtımın birleştiği yerlere bak

Taş da çürür.

Ali Cengizkan

 
gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde
istanbul bir yerlerde yaprak döküyor

Salih Bolat

 
Bir beyaz gemiydi ayıran onları
Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda
Şimdi unuttum yüzünü kadının
Adamın gözleri aklımda

Ümit Yaşar Oğuzcan

 
Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.

Pablo Neruda

 
Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…

Turgut Uyar

 
Gitsem gezinsem derim limanda
Rıhtım kahvelerinden birinde otursam
Bir şey içsem ve dönsem
Değiştirsem elbisemi,
Yahut uzanıp saatlerce uyusam
Belki bu dertten kurtulurum
Derim ama akşam olur
Gene kapına düşer yolum.

Necati Cumalı

 
Kim bilir şimdi nerdesin?
Senindir yine akşamlar;
Merdivende ayak sesin
Rıhtım taşında gölgen var.

Ahmet Hamdi Tanpınariskele-siirleri-bercestem İskele Şiirleri Bercestem

İçinden Vapur Geçen Şiirler

Adem Erdoğan’a

 

 

hoşçakal vapur.

Halim Yazıcı

Şiiriçi Hatları Vapuru

Nazım Hikmet vapuru
deniz ile arasına
dökülen asfaltı kırar
ve özgürlüğüne kavuşturur
salacak iskelesini
batmak pahasına

Can Yücel vapuru
alaycı bir düdük çalar
savaş gemilerine
ki rakı şişeleri asılıdır
can simitlerinin
yerine

Attila İlhan vapuru

keyifle yarar suları
içinde çünkü sevgililer öpüşür
ve güvertesinde
sigarasını rüzgâra karşı yakan
bir katil üşür

Edip Cansever vapuru
denize yansıyan
otel ışıkları altında
gider gelir boğazın en uzak
iki iskelesi
arasında

Orhan Veli vapuru
evlerine taşırken
telaş içindeki insanları
küpeştesinden atılan
simitleri kapışır
martı kuşları

Cemal Süreya vapuru
akşamüstleri giyince
ışıklı elbisesini
ince bir duman savurarak havaya
dansa kaldırır
kız kulesini

Sunay Akın

Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm

Cemal Süreya

Karaköy’den kalkan vapurlar bilir
Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi
Kız Kulesi’ne

Ali Asker Barut

Rıhtımda kimsesiz, yapayalnız, bu yaz sabahı
Bakıyorum kumsalın kıyısından, bakıyorum
Belirsizliğe,
Bakıyorum ve küçük, siyah parlak bir vapurun
Yaklaştığını görmekten mutluluk duyuyorum.

Fernando Pessoa

Limanlar türlü türlü vapurlarla dopdolu!
Küçük büyük, renk renk, değişik nöbet çizelgeleriyle,
Her biri değişik bir denizcilik şirketine bağlı!
Limandaki her vapur o kadar kendisi ki palamarla bağlı olduğu yerde!
Öylesine hoşlar ki o dingin duruşlarıyla limanın telaşlı trafiğinde,

Fernando Pessoa

Dokunuyor bana bu yoksul vapurun böyle doğal ve kendi halinde gidişi.
Bilmem neden, titizlenen bir havası var,
Görevini yerine getiren dürüst bir insan gibi.
İşte uzaklaşıyor bulunduğum rıhtımdan.

Fernando Pessoa

Kızlar vardır kıvırcık salata gibi
Ağızları burunları kıvır kıvır
Bacak bacak üstüne vapurlarda
Rüzgâr eser oraları buraları görünür
Baktıkça fık fık eder adamın içi

Oktay Rifat

Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam
O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra
Hâlâ hafızamızda devam ediyordu
Unutulmuş hayatı maviliklerin
Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin,
Ve gitmeden önce
Saçlarını tarayışın hâlâ aynada…

Necati Cumalı

Denizin ortasında
Uykusu kaçmış bir gemi 
Bütün ışıklarını açıyor 
Uzaktan çapkın çapkın 
Göz kırpıyor deniz feneri 
Ay doğuyor, sandallar toplanıyor bir araya 

Ali Asker Barut

Kaçın kurası Üsküdar vapuru
Saat başı görücü gönderiyor
Güvertesinden bir kuşu
Onunsa derdi başka bambaşka
Her şairle ayrı
Adı çıktığından beri

Ali Asker Barut

Saat onda kalkacak vapur
biliyorum biliyorum
işte bavulum, yüreğim işte şurada
biletimi istiyorlar, uzatıyorum
güverteye çıkıyorum, hiç yoktan bir deniz daha
-saat onda mı kalkacakmış vapur
-gecikebilirmiş biraz, öyle diyorlar
desinler, desinler
hey kaptan! bana baksana
ben çoktan varmışım varacağım yere
bir edip daha bekliyor beni eski bir otelin kapısında.

Edip Cansever

İlk aşkımdı, nasıldı dersen, ilk fasıldı, asıldı,
bu şiirin başındaki süt gibiydi, bırakması.
Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde,
turnikenin öbür yanında.
Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin
yerine.

Birhan Keskin

Yolcu vapurunda
Denize karşı
Çayla sigara da içeceğim.

Gülcihan Atalay

Buruşuk bir deriyi andırır titreyen su,
İner merdivenlerden ilk vapurun yolcusu,
Uyandırır ihtiyar köprüyü bir tramvay..

Sabahattin Ali

feride,
şimdi yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durayım güvertelerde gözlerine

Yılmaz Odabaşı

Her gelen vapuru, treni
Yeni bir ümitle beklemeli.
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir.

Necati Cumalı

Seçerdim düdüğünden
Limanımıza uğrayan vapurları.
Bilirdim yanık yüzlü kaptanlarımı
Denizkızı’nın Selamet’in;
Ben de ayırırdım onlar kadar
Poyrazı karayelden.
Gemiler tanıdım, çift direkli,
Tutmazsa rüzgârı
Açıklarımızda volta vuran gemiler,
Kızardım, limanımızı hiçe sayan
Pake’lere Nemse’lere;
Dalar da silinen dumanlarına
Düşünürdüm uzak limanları,
Uzak limanların çocuklarını.

Rıfat Ilgaz

Bir vapur geçiyor önünden
Veya bir fırkateyn
Fora etmiş rüzgarları
Kimbilir hangi karşı yakaya…

Can Yücel

Hayat Burcundan

/Donmuş tek karede çığlık/

İnsanlar kimi işsiz güçsüz gelişigüzel
Kimi kendini bir amaca ayarlamış aceleci
Gidip geliyorlardı
Hamallar habire terliyorlardı
Arabalar yerli yersiz korna çalıyorlardı
Martılar çığlık çığlığa savruluyorlardı
Vapur limana yanaşmıştı
Ben âvârelikten rıhtımdaydım
Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın
Senden olma çocuk; astsubay babası Cilo Dağında
Asla öldürülmemiş gibi dondurmasıyla ilgiliydi
Sen onun elinden tutmuş denize bakıyordun
Kimseyi gördüğün yoktu denizde yüzüp duran çöpleri
Gördüğün yoktu hiçbir şey duymuyor gibiydin
Bakmıyor gibiydin
Hayatı farketmiyordun
Oğlunun elini asla bırakmıyordun
Benimse gözlerim sana takılmıştı.
Takılıp kalmıştı.

Erdem Bayazıt

Bir ölüm, başka çıkar yol olamaz terk-i vatan,
Ederim be, ne olur? Şimdi de efkâra plan
Bulmanın çaresi, yani vapura binmek içün
İzmir’e tezkire. Sonra? Onu da yolda düşün.
Hasbihal eyleyerek gönlüm ile dertleştim,
İki ay sonra hülasa vapura yerleştim.

Neyzen Tevfik

Gece, yavaşça siyah mantosunu sürükler
Vapurlar, şimdi suya bırakılmış kütükler,
Ufuk, banyo edilen bir fotoğraf camıdır..

Sabahattin Ali

Yeni gelen bir vapur çalıyor tiz bir düdük
Yanaşarak köprüye alıyor bir öpücük
Köprü yangınlığıyla bu hoyratça busenin
İnliyor tatlı tatlı… İnliyor derin derin…

Sabahattin Ali

almanca vapurları anlayamıyorum
iki ambar kimsesizlik yüklemişler
biraz hamburg oldukça rotterdam
marsilya’dan akordeon gülüşmeleri
batı yansımaları uzak camlardan
tanıdık bir limana demirlemişler
bir kanun taksimiyle uyanıyorum

Attila İlhan

Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Necati Cumalı

bir tren makas değiştiriyor kalbimde
bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle

Altay Öktem

Her gece yorgun kalbime trenlerin
Biri geldi, biri gitti
Başımda zonkladı vapur düdükleri
Huzurum kalmadı , umudum bitti.

Ümit Yaşar Oğuzcan

(Yaslamış bir ağaca omuzunu
Ben
Birlikte bir gülü tutuyoruz
Onunla ben
Bir vapur güvertesinde, denize bakıyor
Ben
Bir otel kapısındayım, izmir’de
Ben.)
Zamanlar geçtikçe neden
Mutluluk mahzunluk oluyor fotoğraflarda
Acaba
Keder mi, acı mı, hüzün mü dünyanın rengi
Mahzunluk mu yoksa yaşam

Edip Cansever

belki de geçer acım ben istanbul olurum
geçer gözüm önünden gençliğim ve vapurlar
ne kendimden geçerim ne kendimi bulurum
beni bir kızkulesi akşamında vururlar

Sıtkı Caney

maviyi yardıkça yaralanan vapur yalnız bir adam hüznüdür

Hasan Tan

Ne bir kelime konuştuk,
Ne işaret çektik birbirimize,
Fakat gerçektir seviştiğimiz
Vapur kalkıncaya dek,
Gözgöze gelmekle sade.

Cahit Sıtkı Tarancı

O yandan bir vapur, bu yandan yelken,
Kimi dün kalkmıştır, kimi bu sabah.
Kimbilir nereye doğru giderken
Onları burada topluyor Allah.

Ahmet Kutsi Tecer

Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Orhan Veli Kanık


deniz, bir arabalı vapura teklifliyor, “hadi evlenelim!”

Zafer Yalçınpınar

Şimdi vapurdan insem kimse tanımaz
Yollar daralmış okul da küçülmüştür

Ergin Günçe


Bir vapur girintiler yapıyordur anılarda

Edip Cansever

vapur diyorum
alıp götürebilir mi gözlerde çivilenen kavuşmayı diyorum

Pelin Onay

Yelken,vapur, ne varsa kaçışmış limanlara,
Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara!

Yahya Kemal Beyatlı

Karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
Acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
Bir balığın uykusunu düşlerdim
Karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
Sigaramdan kopup giden iki kıvılcım

Didem Madak


Vapur gürültüsüz ayrılır limandan
Cümle hatıralar beraberimdedir.

Turgut Uyar

Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum
Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası
Siyahın biri konup biri kalkıyor
Şişli’den taa Rami’ye kadar
Her sokağın ayrı bir kanat çırpışı var
Yeni Cami önlerindeydim sonra
Vapur düdüklerinden anladım
Bir haftadır seni ararmışım meğer

Can Yücel

Ansızın bir vapur düdüğü yırtar geceyi
Başını alıp gidesin gelir uzaklara

Ümit Yaşar Oğuzcan

Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Sunay Akın


Vapurlar limanlarda yola çıkmaya hazır

Ziya Osman Saba

Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar…
O gidinceye kadar Ada dopdolu idi…
Gider gitmez benim için boşalıverirdi…

Yahya Kemal

Mavinin yüzünde köprürür Şehir..
İğne atsan yere düşmez iskelelerde..
Gözleri bulutlu bir adam
iner vapurdan..
Bir kadın
O’ndan  geçip,
arkadaki celimsiz oğlana sarılır ..
Bulut yere düşer
Can kırılır
Havalanır bir martı..
Simitinin son lokmasını
martıyla bölüşür adam..

Üryan

Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
seni ve yağmuru görüyorum

Ahmet Güntan

ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım

Behçet Aysan

yani durum son vapuru kaçırmak kadar tehlikeli

İsmail Kılıçarslan

Ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi 
Araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne 
Kısacık bir akşam 
O kadar kısa ki bir akşam

Turgut Uyar

Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Trenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Cemal Süreya

Gökyüzü çoğu gün mavi iken,
Durup durup bulutlanır.
Camilerin kubbesi,
Kesme taştan minaresi.
Sokağın paket taşları
Limanda vapur dumanları
Hele kuşları, güvercin kanatları
İnce-ince sızan yağmuru
Hepsi, hepsi, tabiat fırçasıyla,
Kurşun rengine boyanır.

Çelik Gülersoy

O zamanlar ben her gün
Vapurları karşılamağa giderdim
İstasyonlarda dolaşırdım
Tren saatlerinde.
Vaktimi parklarda,
Caddelerde geçirirdim

Necati Cumalı

Denizin sesi ayaklarına vuruyordu
masada örtü yoktu
iki çay söylediler
biri içilmedi
birinin sıcaklığı vapur dumanına karıştı
akşamın son ışıkları

Refik Durbaş

ay düşünce denize
seni hatırlarım
ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım

Behçet Aysan

Seni anımsadım;
Vapurlar gözlerden uzaklaşırken,
Akşamları iskeleler tenhalaşırken
Geçmiş anıları kucakladım…

Necdet Evliyagil

Baktıkça bu muhteşem denize.
Vapurdan atlayanlara selam…

Cahit Sıtkı Tarancı


İstanbul’u mahur makamında selamlarım

– Günaydın Kadıköy vapuru
– Günaydın Kızkulesi
– Günaydın hülyalı martı
– Günaydın avludaki güvercin

Hüseyin Avni Cinizoğlu

deniz feneri olsaydım
gecede, fırtınada
ışıktım balıklara,
vapurlara, kayıklara..
ne yazık ki ben kendim
batmak üzere olan bir gemiyim!..

Wolfgang Borchert

gece üsküdar vapurunda sur üflendi

Alper Çeker

Bir başkası gece saat ondan sonra vapurları ve ışıkları
seyreder, güler.
Ah ona bir bilet alan olsa dünyayı dolaşmak işten değil;
Onun yanındaki gitmemeyi, gitmek isteyerek düşünmekte
Yalnız bu sonuncuda her şey yalancı, hülya, ve melânkolidir.
Her kim ki bir arkadaş bulmak için dolanmakta ise
Ondan çekinmeli..
Köprüde arkadaş olunmaz;
Köprüden seyredilir.

Sait Faik Abasıyanık

adını andığımda bir deniz sessizliği
kentin uzak yerlerine işlerdi
martı çığlıkları ve vapur düdükleri
bazen de çılgınlıklar arasında

Afşar Timuçin

Kaptan olmak isterdim
aynanın karşısında
eski bir sinema yıldızı
gibi ağlayan
İstanbul hatlarında
bir fırça hafifliğiyle gidip
gelen vapurlara

Sunay Akın

bugün o kızla buluştum. blogdan
yüzü hiç instagramındaki gibi değildi
sıkılmış oradan da gidecekmiş
yeni bir hesap açmış da tivittırda
ayrılınca iskeleye yürüdüm. kalabalıktı.
sonra vapura. kalabalık.
beni anlıyor musun sahi ?
bir yüzüme bak! beni dinliyor musun?
biz çok yalnızız diyorum sana
e yeter ama nazlı!
kuyruğunu yüzüme sürmeyi keser misin!

Dilek Kartal

Biliyorum, bu sabah güneşle berâber biliyorum:
Bir vapur demirleyecek bu nankör limana.
“Pol”ün ebedî mâtemine rağmen,
“Virgini” olabilir bu vapurda.
Ama sen yoksun!
Biliyorum, sen yoksun!
Sözünü ne çabuk unuttun Marya?
Baharda geleceğim, diyordun hani?..
Haydi gel! daha ne bekliyorsun?
İşte, mevsim bahar ya?.

Bekir Sıtkı Erdoğan


Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık
Yağmurlu güvertedeki türküm
Sana yaklaşmaya vesiledir
Yoksa canım, seni unutmak için değil.

Sait Faik Abasıyanık

Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Necati Cumalı


Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey…
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.

Süreyya Berfe

Anadolu kentinde bir İstanbul vapuru
Şaşkın sular, kör iskele, yolcular
Evet bunlar da olacak, çok tuhaf belirtiler
Denizin olmadığı yerlerde

Abdülkadir Budak


Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ümit Yaşar Oğuzcan

buralara da yağsın yağmurların
buralara da gelsin vapurların
yetmiyorsun İstanbul
bu sürgünde bana

Hüseyin Avni Cinizoğlu

Liseli gençlerin selâmı var 
Yeni bir çete kurmuşlar soygun için. 
Çapkın hırsız emekliye ayrıldı. 
Vapurlar naylon külot taşıyor Akdeniz’den.

Şemsi Belli

Kıskanırken yıldızlarını ay, gecelerden birinde
seni kır saçlı bir vapura bırakırken
aşkımı itiraf edemedim ama
çekip gideceğim bir Üsküdar gecesiydin
gözlerim kadar yorgun!

Ahmet Ertan Mısırlı

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın
Mavinin denize kestiği,
tuza bulandığı yerden gözlerimin
uykusuz bir Ada vapuru geçmiş
Bir martı geçmiş peşisıra gökyüzünü yırtıp,
Kanatlarında ay rengi düşlemeler..

Ruhan Odabaş

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler

Nişancı Ahmet Paşa Çeşmesi. Çarklı bir Şirket-i Hayriye vapuru
Ki yalnız Fener’e, Kasımpaşa’ya, Eyüp’e uğrar ve
Elli hissesini Valide Sultan almıştır
Ve hamalları Karahisarlıdır. Sudadır sonra hep gözleri
Ve elleri.
(…..) Ve incecik kemiği bir şiirin
Bir deniz kıyısında

İlhan Berk

Geliyor Boğaziçi’nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi.

Ziya Osman Saba

Kuşlar hazır 
Öncü havalanmak üzre 
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar 
O vapur hâlâ hınca hınç 
Kimbilir her biri hangi dünyaya sağır 
Çok geçmez aradan

Cahit Zarifoğlu

Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!
Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?
Arasıra der mi ki Agathe’ın ruhu, üzgün,
“Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak
Hey trenler, vapurlar, beni burdan götürün.”

Charles  Baudelaire

kalkan her vapurda giden bir yolcu var
gönderilen her mektup onları götürür
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
sabahtan akşama her gün kaç kere ölür

Attila İlhan

Eskisi gibi yaşıyorum
Gezerek, düşünerek
Yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene

Melih Cevdet Anday


istanbul bir kadıköy vapurunda gazete okuyan asık suratlı ihtiyarlardır

Abdullah Harmancı

sevdim yazlarının fesleğen kokusunu
Harem’inden ıraklaştıkça vapur
aşkta eksilmeye başlıyordu yolculuk

Arife Kalender

Gülcemal vapurunu hiç görmedim ama 
tanıdığım Cemal gül idi…

Sunay Akın

bana orman gönderme, içinden Şehir çıkar;
beni bir mektuba gönder, içinden birine
almamış gibi yaparım, vapura binmem,
yoluna inmem, ormanların sisi çökmeden önce

Haydar Ergülen


“Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,”
Sürgünlerin uzmanlığını.
Bir vapur nasıl kalkar bir limandan.
Tren nasıl acı acı öter, öğrendim.

Cevat Çapan

kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
neden gülüyorlar ki

Ferman Karaçam

Kokusu buram buram tüten 
Limanda simit satan çocuklar 
Martıların telaşı bambaşka 
İşçiler gözler yolunu. 
İnebilseydin o vapurdan 
Ayağında Varnanın tozu 
Yüreğinde ince bir sızı. 
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan 
hasretle kucaklayabilseydim 
seninle, bir daha. 

Abidin Dino

Dirime yürüyen gün
önü kesilir ikindi
üçündü gider ölümün
içine düşer Geceaydın
vapurlar! Günaydın
Üsküdar—dirilince

Seyhan Erözçelik


İstanbul’ da bir şehir
hatları vapuruna 
verildi adım 
iki kıyı arasında 
usanmadan dolaşır 
her iskelede 
seni ararım

Sunay Akın

kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde

İsmet Özel

çocuğumuz olursa 
adı “deniz” olsun 
bir gün vapurda öpüşelim 
adalara giderken 
ve senin yanında yaşlanayım…

Mehmet Emin Arı

Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
seni ve yağmuru görüyorum
Hava soğuk sevgilim, bütün gün sobayla sevişiyorum

Ahmet Güntan

Güveniyordum 
oysa ben sevgimize 
vapur iskelesi 
ya da tren istasyonundaki 
saatin doğruluğu kadar 

Sunay Akın

Güzelyalı bir vapur olmuş körfezde
Sulara ışığını sürüyor yanılsama
İşte bir kavram sevgimi tamamlayacak
Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin
Sevgilim gölgen gölgeni görüyorum senin

Ahmet Güntan

vapurlarsa sallamıyor artık kalbimi
konuk olunmaz bir evin
en sarı odasında buldum acı denen nesneyi

Betül Dünder

bir gün mutlaka öleceğim
ama beşkırkbeş vapuru
– kim durdurabilir onu –
beşkırkbeşte kalkacak yine

Cahit Koytak


Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç’ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam

Turgut Uyar

O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilim
halatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibi
bekliyordu
Kadıköy iskelesinde
iskemlesine
vurulacak
tekmeyi

Mustafa Aksoy

gelişini aldım onu nasıl harcadım 
denizden bunalıp okyanusa 
selâm çakan vapurun 

Cahit Zarifoğlu

Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri

Edip Cansever

Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum

Edip Cansever

tam o zaman
marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında
konuştukça binlerce kayık
konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar
ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir-
birimize
unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de
yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler

Edip Cansever

Çocuksu bir heyecanla anlatacaksın,
vapurda nasıl simit attığını ve nasıl çılgınca kapıştığını martıların.
Içtiğin sahlepi, burnuna kaçan tarçını.

Zeynep Didem

kendine gelince olmadık anda
vapurlar yağacak yüreğinin adalarına yeniden
yeniden dalgalar
yeniden limanlar
yeniden sonu olmayan şarkılar
hepsi
yine birbirine karışsın diye saçlarımız

Akgün Akova

bir vapur telaşında kaybettim belki beklemeyi 

Pelin Onay

ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında
Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Sunay Akın

Ve deniz
Onun sularda olmayan bir sesle
mendireğin iri kayalarına yalvarışı
Işıklarını takınmış zillerini kapamış son ada vapuru

Cahit Zarifoğlu

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.

Cahit Sıtkı Tarancı

ve birgün istanbul’un bir cinnet sağnağında
ilk kez yapayalnız düşündüm akdenizi
beşiktaşta kadıköyde üsküdarda
gençliğim sularda köpük köpük son vapurların izi
tanrım dedim koma beni darda
bir başka kumardı benim ki yazısız turasız
son kez ağladım üsküdarda

Sıtkı Caney

Yabancı gibi bakma öyle yüzüme, yabancıyız biz elbet
Sen duruyordun bu vapurun ucunda ben geldim senin yanına
bakma öylece Ahmet …. görmeye çalış beni
ben senin ipucunum bu hayatta.

Akide Ufuk Türkelli

Gözlerin demeyelim,
Bende sürülen izlerin
Nadir bulunan her şey.
Vapurla seyahat eden
Bir kırlangıç örneğin,
Deniz aşırı gelmiş çiçek.

Ozan Can Türkmen

Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldıgı
Araba vapurunun
boş seferleri
gibi yanlızca rüzgâr
gezinir sensiz
yüreğimde

Sunay Akın

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Cemal Süreyya

Bütün vapurlar, limanları unutsun
Sevgilinin izini sürsün enginlerde

Yadigar Ünver

İnsan , ömründe bir kez olsun, okulu kırıp, Heybeliada’ya gidebilmeli
Vapurun güvertesinde, yüzünü rüzgara serebilmeli
Hiç bir zaman itiraf edilmemiş aşkın muhatabıyla, göz göze gelebilmeli
Sonra kaçırabilmeli gözlerini güneşi bahane edip..

Dilek Kartalvapur-siirleri İçinden Vapur Geçen Şiirler

Cahit Zarifoğlu Şiirleri Bercestem

açık açık çağırır aşkını
burda mı daha mı uzakta
bütün bir geceye
dayar alnını

*

Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum

*

Eyvah hüzün bu
Eyvah hüzün yine

*

Şunu da yaz bedeli olsun 
Sabırla titreyerek öyle yalın 
Ve kimsesiz olmadan oturacağız 
Kıyısında ayrılığın 

*
Bir miktar da elbette ağlamak istersin
Saçın kararmış yakından neşeli insanlar geçmiştir
Haydi toprağa çök de ağla
Ve bre
Başının üstüne uykular çağıran adam
*
 
Cennetse sevdan çık dışarı
*
Üzgün melal içre ve âşık
Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim
*
Ve elbet
Gözlerin sularımdan çekilince
ürkek bir ceylanla anlaşırım
yüzünün çok yakını olan bir limana
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım
*
Anlıyorum kaçmaya zaman yok
Şafak birden doğrulacak
*
bir adam bir kadın var içimde iyice anladım 
bana bunu sessizce anlatıyorlardı 
*
öyle bir gittin ki benimle
*
 
Yedi adam biri bir gün
bir aşk bir gün
gereğini belledi
ölüm girse koynuna
Ayırmaz aşkı yanından
*
Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi
Birden
Nasıl yalnız olduğumuzu anladım
Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan
*
 
koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından 
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından 
*
sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım
*
Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
 
Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın…
*
sen olabilirsin çaresi
su içinde
susuzluk hissinden ölen kimselerin
*
*
O sabah bulutlar var yapma çiçekler gibi 
Görüş uzaklığı onbinlerce metre 
Elim dokunuyor her görüntünün tenine kalbine 
Bu bir köşk bu da eli çıralı adam 
Betonda bir gülümseme 
Şair bir kelime daha uzatıyor 
Saplanmıyor yine şaşkınım
*
Yaşamak bir sokak lambası gibi
Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki
Tek bir damla tek bir ses gibi
Aklıma düşüyor
*
 
Aşkımla boyun boyuna bir ejdarhayım 
Şehirde sen benim en çok sakladığım 
İçine girip korktuğum 
Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım 
Sen benim durup durup saplandığım 
Mutlu an biraz uzun olmasın 
Yoksulluk gibi gideceğim bir yer var 
Efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu 
*
Ey zarif sen de ata yoluna meylettin
Korkarım binbir belaya dayanmaz sıkletin
*
Soruyoruz kiraz dudaklı kızlar durdurup kır hayvanlarını 
Hangisi sahte bu geçen dakikalardan 
Hangisi hak
*
Sen sevgileri göğüsle ve ne olur anla.
*
Ya bu kez ölenleri görmeliysek 
*
Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.
*
bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki
*
durup gelmeyince
iğne üzerinde yüzün gelip
kuşatmıştı beni
ama düşündükçe korkmak
yüzünle geldiğini
ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim
*
Sen hâlâ dizüstü 
Bunca anıyı besleyerek 
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle 
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla 
Görür gibi olarak açıp baktığımı 
Bense şöyle diyorum: 
Buradan bir acı kanamış boyuna 
 
Kuşlar hazır 
Öncü havalanmak üzre 
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar 
*
Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
*
Evet hatırladım
Küçük basit şeyler 
Yetiyor kederlenmeye
Ya mutluluğa 
*
Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim
*
Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim
*
*
 
Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum 
*
Erkenden aşındırır aşkını
*
 
Ve oturdu mu bir masaya
Hakkını verir çay içmenin
*
Eski şairliklerim gitti gözümden
Gayridir başka bir hal kuşanıyorum
*
De Zarif inle. Ta ki huzra vardın
Nice yıl isyan durdun gurbet kaldın 
*
Boynuma bir ip at
Kölen diye yollarda gezdir beni
*
Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
‘Yaşamak’ bir perde gibi kalkıyor aramızdan
*
Sevgim uzanıyor
Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
Görüyorum kıpırdanışlarını
Uykunda gül açan yanaklarını
*
Boğaziçi bir akımdır
Bir akan sudur
Nice dergahlar
Yeni doğan çocukların
Yamaçlarda mezarlıklar
Sever gibi bazıları
Açık havada gömülmeyi
*
          banka dükkânlarıyla doludur
*
O tek kuşun yalnızca süzülüşü
Ani bir haber gibi salt bir kez ötüşünü
Dinliyor kumu balçıklı toprağı
Ağacı kayayı ve kuşu
*
Uyku beladır göç içinizedir
Sabır ve zaman içinizdedir
Kadın ve çocuk içiçedir
*
‘Biz artık gitmeliyiz dağımıza anneciğim
Yorgun geldim savaşmadım ama
Bir ceset gibi ayaklarının dibindeyim’
*
 
korkularımız intihar dönemlerinde
kötü bir alışkanlık peyda olmuştur
*
Kolye gibi taşıyorum boynumda
Varlığını onun
Bir ceylan tutuyor ağzında
Kuşlara takılıp gidiyor aklım
Hergün kaçıyorum
Yoksa gülüşün
*
Koşup takıldığım çitlere bak
*
Kardeşim dedim
Acılarıma da kardeş olur musun
*
İşte
Bu çok yakıştı
Yanakları boyar elmalı şeker ve şoklarıyla
Bu son acı
*
İnsan
Yayını kurmuş telaşsız şaşmaz avcın
*
İki yol ağzında 
İşte bakın
İçimizden biri daha
Elinde dünyadan bir çıkın
*
Allahım
Yol boyunca
Düşerim sonra
*
Allahım 
Niçin halkettinse beni 
Kalbime söyle iyice 
Engellerden arınsın yolum
*
Allahım
Yol boyunca
Tarih boyunca
Başıboş bırakma bizi
*
 
Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyor
*
Ayrılık vardı hep
*
Görevi bu olarak 
Yalnızlığımızı sesizce ortaya koyalım 
Erkeçe sesiz ve erkekçe 
Kiminki sahipse ölümü o karşılasın 
Ağırlasın
*
Aşka ne zaman veda
Demiş ki bu topraklar
*
Ve şimdi 
anlat bana ey can tatlısı kız ki 
Çünkü ben ödevliyim yinelemeye 
Eskiçağ ozanlarının ağız toplantısını 
Anlat bana gönüllerindeki bağ bozumunu 
Hep şarkı sancıyan dizelerini 
Kocamış dumanı ve is yüklü tavan direklerinin 
Arasından destanlara sarkan yılanı 
Kapıdaki baharı yaprak selini sarı kanaryayı 
Ölümsüzlüğünün kar yığını – granit yığınını – su yığınını 
Anlat durmadan
*
Babanın yüreği ordu yüreği
/ Zırhını kırdı /
Narası göğe vurdu
Daha gür bir ses duyuldu
Belki bir melek gülümsedi
Çünkü sıyrıldı gergefi dizinden
Belki ayağının dibine vuran sesten
*
Dilediğim en güzel hayat 
Çöplerin içinde rüya aradım 
Düştümse eğer sana bakarken düştüm 
*
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın
            ellerin yapayalnız biliyorum
gözlerin dalıyor yine
            hep benim için olmalı
*
 
İlle gerek mi özlediğimi söylemek
ya da sevdiğimi seni 
*
Evlerle aramız açılıyor
Çünkü savaşlardan biridir evlerimizden kaçanlar
*
dışımda açıkça bir tazı koşuyor 
ölümlerde yorulup 
bir güle kapanan 
*
sık sık anne tekrarı
ve kalbinde allah yazan çocuk
kızlar hızlanan gelinler
erkeklerde insan uğultuları
çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan
ve dönülen bayrak
*
yağmur alınlara doğruldu 
secdeye durdu süslendi ölümle sözleşen 
ateşli hastalar gibi 
*
Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan
Geçerdi babam
Başında yağmur halkaları
*
*
-Bismillah, elif lâm-
 
Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp 
Çöker dağının üstüne 
Havf ve reca makamında 
Dilimde
 
-İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun-
Güzel hayatlar ve ölümler için.
*
Şiirlerin seni ele verir şehriyâr
*
 
-Şimdi üzgünüz arkadaş-
*
raskolnikof
müthiş bir iman ağrısı çekmektedir.
*
sırtına çevrilmiş hamalın
yorgun kalkışı
*
ama bir şarkıda geçer adımız
*
İnsanlık bizde kalsın fakat Allah 
Onları sorguya çekecek 
*
Derken
Oğlunu gömen bir baba gördüm
Açılıp duruyor gibi kafatası
Elleri gidip kapanıyordu başına
*
Üzülmüyorum korkmuyorum ağlamıyorum
Sadece
“Melenkoliniz uğradı” diyor pansiyoncu kadın
“Haber vereyim dedim yoktunuz dünden beri bekliyor odanızda”
*
Bir incelik gösterin
İncinmesin yüreğim
*
Değil mi ki kavuşmalarımız topal
Ayrılıklarımız koşar adım
*
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu
*
 
Artık aşk insan kalbine sığmıyor
*
Aşka değdikçe gövdesi
Nar çiçeği gibi patlasın
Şerha şerha yarılsın
*
ihtiyar kızlar kocamış oğlanlar
*
– Gecelerimi ağırlıyamaz oldum
*
Hayret ve varolma tıkandı
Hayret ve haya tıkandı
Hayret ve hayret ve hayret
İlk kez geriye dönmek gerekiyor
Cahit Zarifoğlucahit-zarifoglu-siirleri-bercestem Cahit Zarifoğlu Şiirleri Bercestem

Hüsrev Hatemi Şiirleri Bercestem

Yetmez mi, Hüzünler Perim yetmez mi?

Sana bir İnşirah Sûresi neşesi
Bana bir Yâsin sessizliği…

*
kola değil çay içmektir seni düşünmek,
sen düşünmek erzurum, tebriz, tiflis;
*
kentlerin birçoğunda uzun kavak kalmadı ki gıcırdasın
ama benim sol yanımda sancı baki…
*
 
Sen yoksun ey aşk insanlar arasında yangın yerleri,
Kısa yakınlıkların yıkıntıları var
İşin kötüsü daha sevginin başında
*
Ve aslı olmayan bir şeye,
Beni bunca yıl inandırdı diye,
Dargın öleceğim Fuzuli ye
Aşk yoksun sen seni biz uydurduk,
*
Önünde sonunda, sen bir çocuktun
Us ülkemi nasıl becerdin, yıktın……
Kendi kendine oynasaydın ya!
Ah çocuk neden karşıma çıktın?
*
Zaman O’na yıl yazmamış,silmilş
Ne zerafet, ne eda eksilmiş
*
Başta,sevinç getirir kısa süre 
Ortada ve sonda yıkıntıyı yaşamanın 
Adı, Aşk‘tır
*
Bir gün “Devletle efendim” diyerek,
Hüznü ve Sevgi’yi uğurlayan kimdi?
*
 
Neydi ey yürek sen ne beklerdin ki? 
Hüzün kalır mıydı gitmişken Sevgi…
*
Kırgınlık
Beyoğlunda bir ara sokakta
Yapıldığı yıllarda muhteşem
Şimdi küf ve soğan kokan
Bir bina gibi
*
Her kavuşmayı bir ayrılma say; 
Keder bir fener gibi döner geceleri, 
Döner geceler keder bir fener gibi, 
Ve bezgin seher gelir ardından… 
Her kavuşmayı bir ayrılma say;
*
Sevda, çıkmaz yolu izlemektir,
Kavuşmaktan çok, özlemektir.
*
Derdini kendine saklamaktır ey Saim! 
Sanma ki inlemek, sızlamaktır.
*
Ben sana çok dualar yolladım
Gücümce hamd ve senalar yolladım
Sen bana akıl-fikir vermiştin
Suç benim Rabb’im ,Ben çuvalladım….
*
Fesleğen ektim gül bile bitmedi, 
Dibinde kaplumbağalar sustu sadece, 
Hepsi ters dönük. 
*
Ne çok şey geride kaldı
Ne çok şey geride kaldı
*
İzleri acıların silindi mi?
*
Bir od yaktıydık gönülde
Söndü ne yazık…
Oysa gönülde od yakmak da ne?
Gönlü oda yakmalıydık.
*
 
Demek bu kadar sürecekmiş ‘Büyü’ 
Ey ‘Acı’ çekil köşene ve uyu 
Geçmişler olsun ‘Yürek Kadırgası’ 
Fırtına dindi ve göründü Kıyı.
*
Serveri miydim ki servistânın?
Hayatın huysuz atında süvari,
Olan ben,
Akıbet buraya gelecek birini
Esrik, çılgın ama sessizce
Severdim.
*
Seni eleme emanet etmeliyim 
Çünkü elem, 
Sevinçten çok sağlam 
Ve kalıcı. 
Çocuk! Bu acımasız, 
Bu can alıcı 
Zaman, üstün gelir hepimize… 
Ben seni elemin ellerine, 
Emanet edip gidiyorum. 
*
Gittiğimin farkında olsaydı eğer,
Yeterdi bana, beklemiyordum özlenmeyi
*
Mahzun saksağanların konuk olduğu, 
Bir karakavağım şimdi, 
Kentte tahammülfersa çay bahçeleri, 
Oturmuş denize bakan insanlar….. 
Burda Unutulmuş bir Sultan Aziz İstasyonu, 
Ben, demiryolu yanında bir karakavak 
Nergis ve lale tarlalarına hayli uzak. 
*
Görmeden sevdiği kentler: Bağdat,
Saraybosna ve Priştine’nin
Harabolduğunu duymuştu
Kendini savunmaması bundandır…
*
Bir karayel bu şimdi kasıp kavuran,
Son yolculuğunda yürek kadırgası.
*
Artık kalbimiz kutup denizinde ve yalnız.
*
Sana doyasıya nazar edeyim. 
“Geç oldu artık ben de gideyim” 
Deyince ben, bu hikâye bitsin 
*
Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse…
Senin verdiğin hüzün kedere dönüşüyor gitgide.
*
Bilirsin kırık dökük hayatımız bizim, 
Karabağ şikestesi gibidir. 
Bir çığlık fışkırır birden, 
Neşeli ara nağmelerden. 
*
Kişi ardına bakmadan gitmelidir
Orfe’den beri malumdur ki,
Geriye bakmak tehlikelidir.
*
,
Ellerini erkek gibi arkada kavuşturmuş 
-Aslında bükük beline destek– 
“Benim tecellim böyleymiş” diyerek 
Yürüyen bir kadın belirdi. 
*
Yürekler vardır, gam denizi derinlerinde
Mürekkep balıklarıdır ki,
Onlara sitem eriştiğinde,
Deniz içine ağlarlar…
Laciverd ve dilsiz.
*
 
Ardına bakmaların olmasaydı mahzun,
Bu kadar ağrımazdı belki kalbim…
*
Kendimle baş başa kalınca
Çok defa,
Hava soğur, anılar tipisi başlar
*
 
Ah çık ve salın ki gün akşamlıdır
Dilim ise lâl olacak yakındır
Ama yüreğimin kanı ve kayalar,
Lâl olmayacak Bedahşan’da…
Of kuzu, bıçak hep senin boynuna
Sen çık ve salın, gün akşamlıdır.
*
Gece ülkesinde soluk daralabilir,
Gece yaraları en onulmazı yaraların.
*
Uzakta tahammülfersa çay bahçeleri…
Kenara yığılmış ve örtülü
Benim beklediğim gelmiyecek ve ayrıca
Beni de bekleyen yok.
*
Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlar
Dostun sesi, tekrar sevinç ısmarlar
*
“Burada bir Nevin Hanım vardı degil miii? 
Sonra iki kızı ve kendisi, 
Zaman geçti ve öldüler degil miii?”
*
Duyulan bir sünbülün şarkısı mı?
Sünbül, eski saçların anısı;
Sanırım bizim de ardımızda…
*
 
Kurgusu değişince hayatın,
Şirin görünür ölüm; bu kuraldır.
*
Sağol, beni karşıladın,
Şimdi de bulvar ve köprülerinde,
Heryere taşıdığım dertlerimle,
Beni başbaşa bırak.
*
 
Güz geçti vedalaş güzelliklerle 
Martifal mi okuyorlar martılar? 
*
Bizim ömrümüzün son buluşu, kalın
Bir cilt gibi…
Olmalısın Ey Ölüm.
*
 
Of çocuk neden uzaklaştın sen?
*
Gül olmak, külleşmeye hazırlıktır
Külleşmek, acıların dinişi.
*
Eski gelmelerin çekildi gerilere,
Bundan böyle, bürünmüş grilere,
Kalacak gözümde gidiş ânın.
Ah çocuk, gri giymeyi de nerden buldun,
Gitmek mi sis rengi giydirdi sana?
Yamaçları sıyırıp göğe ağar gibi,
Akşam karanlığında savrulan kar gibi,
Bu ellerde geç kalmağa korkar gibi,
Gittin çocuk, sislere büründün de.
Hüsrev Hatemihusrev-hatemi-siirleri-bercestem Hüsrev Hatemi Şiirleri Bercestem

Aşk İmiş Her Ne Vâr Âlemde

Aşk imiş her ne vâr âlemde
İlm bir kîl ü kâl imiş ancak

Fuzûlî

Sâlik-i râh-i hakikat aşka eyler iktidâ

Fuzûlî

Vâdî-i vahdet hakikatte makam-ı aşktır.
Kim müşahhas olmaz ol vâdîde sultândan gedâ

Fuzûlî

Cevherinden eylemek cismi cüda âsân değil.
Cisimden âgâh olan cân vâsıl-ı cânân değil.

Fuzûlî

Âlemi pervâne-i şem’-i cemâlün kıldı ışk.
Cân-ı âlemsin fedâ her lahza min cândır sana

Fuzûlî

Aşk derdinin devâsı kabil-i derman değil
Terk-i can derler bu derdin mu’teber dermânına

Fuzûlî

Reh-güzâr-ı ehl-i aşk üzre kılın medfen bana

Fuzûlî

Aşk bir şem-i ilâhîdir benim pervânesi

Hayâlî

Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa

Taşlıcalı Yahya Bey


Fermân-ı aşka cân iledür inkiyâdımız.
Hükm-i kazâya zerre kadar yok inâdımız

Bâkî

Men eyleyemez mes’ele-i aşkı müderris

Bâkî

Meftûhdur erbâb-ı dile bâb-ı mahabbet

Şeyhülislâm Yahyâ

Bîgânedir muâmeleniz akl u hûş ile.
Gûyâ derûn-ı sînede mihmânsın ey gönül

Nedîm

Kimden istifsar idem keyfiyyet-i aşkı aceb
Ârif-i agâh serhoş vâkıf-ı esrar mest

(Meçhûl)

Ta kıyâmet fasl olunmaz şûriş-i bilir âşık

Hızırağazâde Fehîm

Bir şu’leye can vermede pervâne-mizâc ol

Yenişehirli Avnî

Lisân-ı aşkı bilir terceman bulunmadı hiç

Neccar Zade Şeyh Rıza

Eğerçi söylemez ammâ neler bilir âşık

Hızırağa Zade Said

Gûyâki Padişâh olurum milk-i âleme
Meşgûl-i şerh-i aşk ü garâm olduğum zeman

Yenişehirli Avni

Gönlüm belâ-yı aşkı hem ister, hem istemez

Hâzım

Ben derd-i aşkı söylemesem başka derd olur

Fâik Memduh


Bir istiyor insan onu bir istemiyor, âh
Sevmek dahi doğmak gibi, ölmek gibi bir şey

Cenâb Şehâbettin

Her derde çâre var güzelim, aşka çâre yok

Abdülhak Hâmid


Fânilere bir ömr-i müebbed yaşatan aşk

Abdülhak Hâmid

Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk
Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler

Yahyâ Kemâl

Ehl-i akl anlamaz efsûs lisân-ı dilden
Zanneder âşık-ı divâne muammâ söyler

Yahyâ Kemâl


HÜSN Ü ÂN

Esrâr-i kâinata ezel cür’adan iken
Ben hânkah-i aşkta hayrân idim sana

Hayâlî


Göz ucuyla âşıka geh lûtf eder gâhî itâb

Nef’î

O şûh âyinede aksiyle eyler güft ü gû Nâbî
Bilen söyler nikât-ı râz-ı hüsnü bilmeyen söyler

Nâbî


Çıkmış henûz hâne-i âyineden o mah
Esrâr-ı hüsn ü ânına hayrân olup gelir

Nedîm

Ben bugün bir nevbahâr-ı hüs nü ân seyreyledim

Nedîm

Baharı neyleriz ol gülizâr-ı gonce femin
Gülüb açılması bin nevbahâra değmez mi?

Nâilî’i Kadîm

Lâl olur bülbül iştse râz-ı güftârın senin

Nâilî-i Kadîm

Güzel tasvîr idersin hâl u hatt-ı dilberi ammâ
Füsûn u fitneye geldikde ey Behzâd n’eylersin

Bahaî

Bir az gel bağa, bülbül dinle, gül seyret, açıl cânâ
Ki sen dâhî henüz âçılmamış bir gonce-i tersin

Nedim

Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dili bî-karâra düşdü

Gâlib Dede

Süzme çeşmin, gelmesün müjgân müjgân üstüne

Râsih

Hüsn olur kim seyr iderken ihtiyâr elden gider

Ziya Paşa

Ne zaman istese güzeldir o

Abdülhak Hâmid

Her âh bir hitâb idi körfez’de dün gece
Bin mâh içinde bir meh-i tâbân olan sana

Yahyâ Kemâl


HEVÂ VÜ HEVES

Yetmez mi temâşâ-yı cemâl el de sunarsın
Ey âşık-ı mihnetzede, buldukça bunarsın

Sâmî Mustafa

Ben gedâ sen şaha kul olmak yok amma neyleyim
Ârzû sergeşte-i fikr-i muhal eyler beni

Fuzulî

Secdedir her kande bir büt görsem âyinim benim
Hâh kâfir, hâh mü’min tut budur dinim benim

Fuzûlî


Hunkâr şehre geldi deyü seyre çıkdılar
Her güşe mehlikâ dolu, Hunkâra kim bakar

Vizeli Behişti

Uyduk dil-i dîvâneye dil uydu hevâya

Rûhî-i Bâğdâdî

Mecnûn ne bilir kaide-i nâz ü niyâzı
Âşık mı sanır kendin o mecz^b-i mahabbet

Nef’î

Hevâyı aşka uyub kûy-i yâredek gideriz
Nesim-i subha refîkız bahâradek gideriz

Nâilî-i Kadim


Bir âşina nigâha da mı fırsat olmasın

Nedîm-i Kadîm

İnsâf olunsa biz de rakibin rakibiyiz

Nâbi

Bahâne-cûy-i vuslat oldugum yâre duyurmuslar
Nifâk etmişler ammâ mânevî himmet buyurmuşlar

(Meçhul)

Açılır elbet nesîm-i nev-bahâr essin hele
Bend-i dîl muhkem değil bend-i nikâbından senin

Nedim

Ol perçemin nazîrini, hâtırdamı gönül
Görmüş idin geçen sene, sünbül zemanları

Nedim

Bakılmaz hâtır-ı ahbâba hiç dilber hususunda

Ragıb Paşa

Ruhsat bulunur dâmen-i canân ele girmez
Canan bulunur gûşe-i imkân ele girmez

Haşmet

Hiç akla gelir miydi bu âşıklığım ey dil
Kim derdi ki bir gün bana divane desinler

(Meçhul)

Ne anlıyor acabâ sevdiğim meâlimden

Nigâr Osman


AYŞ Ü NÛŞ

Ben vâr iken gerek bana bû zevk ü bû safâ
Bir gün gele ki görmeye kimse turâbımı

Adnî (Bâyezid-i Sânî)

Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir
Ben kimem sâki olan kimdir mey ü sahbâ nedir

Fuzûlî

Etse ger Nef’î nola gönlüyle dâim bezm’i hâs
Hem kadeh hem bade, hem bir şûh sakidir gönül

Nef’i


Geh câm-ı bâde nûş ideriz, gâh hûn-i dil
Biz ruhsat-ı zemâna göre işret eyleriz

Sabri-i Şakir

Bir elinde gül, bir elde câm geldin sâkiyâ
Kangısın alsam gülü, yâ câmı, yahud ki seni

Nedim

Ayağın sâkınarak basma aman sultânım
Dökülen mey kırılan şişe-i rindân olsun

Nedim

Bezm o bezm, ahbâb o ahbâb, işret o işret değil
Mey o mey, sakî o sakî, hâlet o hâlet değil

Pertev


Meyhâne yıkıldı, mest ayakda

Abdülhak Hâmid

Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde
Bir sofrada içdik ikimiz aynı emelde

Yahya Kemal

AŞK Ü GARÂM

Hâlini bilmez perişanın perişan olmayan

Bursalı Ahmed Paşa

Cânıma bir merhabâ sundu ezelden çeşm-i yâr
Öyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim

Bursalı Ahmed Paşa

Ben âşıkım, hemişe sözüm âşıkânedir

Fuzûlî

Aşkında mübtelâlığımı ayb iden sanur
Kim olmak ihtiyâr iledür mübtelâ sana

Fuzûlî

Göklere âçılmasın eller ki dâmânındadır

Fuzûlî

Sûfî mecâz anladı yâre mahabbetim
Âlemde kimse bilmedi gitdi hakikatim

Emri

Senin mahzunun olmak bâna şadan olmadan yeğdir
Gamınla ağlamak ellerle handan olmadan yeğdir

Nev’î

Gönüldendir şikâyet, gayrdan feryâdımız yokdur

Nev’î

Yâreb ne vâdîdir bu kim can teşne cânân teşnedir

Bâki

Bileli kendimi ben gönlümü âşık buldum

Nef’î

Neler çeker bu gönül, söylesem şikâyet olur

Nef’î

Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem ölürüm
Ne gün ki kametini görmesem kıyamet olur

Nef’î

Bir cebinin, bir dahi zülf-i siyehfâmın bilür
Dil ne subhun fark ider Billah, ne akşâmın bilür

Nedim

Sinede bir lahza ârâm eyle gel cânım gibi
Geçme ey rûh’i revân ömr-i şitâbânım gibi

Nedim

Candan geçer de ben yine geçmem niyâzdan

Abdülhak Hâmid

YÂR İLE CÂNÂN

Yârsız kalmış cihanda aybsız yâr isteyen

Bursalı Ahmed Paşa

Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn itdi felek

Yavuz Sultan Selim

Kudretim yok hâlimi arzitmeğe canânıma

Usûlî

Küfr-i zülfün salalı rahneler imânımıza
Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perişanımıza

Fuzûlî

Sergeşteliğim kâküli müşkinin ucundan
Âşüfteliğim zülf-i perîşanın içündür

Fuzûlî

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletlü sultânım

Fuzûlî

Kâşkî sevdiğimi sevse kamu halk-i cihân
Sözümüz cümle heman kıssa-i canân olsa

Taşlıcalı Yahya Bey

Dikkatler ile seyr ideriz yâri serâpâ
Görmez mi idik biz de eğer olsa vefâsı

Bâki

Geh âlem-i müşâhade, geh âlem-i hayâl
Bir lahza yârsız kalamam, âdetim budur

Sâlih

Bu gün şâdım ki yâr ağlar benimçün

(Meçhul)

Görmemek yeğdir, görüb divâne olmakdan seni

Sâbit

Nesin sen, ben de bilmem, canmısın, cananmısın kâfir

Nedim

Nâzdan hâmûşsun, yoksa, zebânın duymadan
İstesen bin dâsıtan söylesin ebrûlerle sen

Nedim

Sevdiğim meşk-i nigâh eylersin âhûlarla sen

Nedim

Nigehin böyle neden hastadır ey şûh senin
Gözlerin bezm-i ezelden beri mahmur gibi

Nedim

Mest-i nâzım kim büyütdü böyle bî pervâ seni
Kim yetişdirdi bu gûne servden bâlâ seni

Nedim

Yârimi gördüm, bu gün dünyâ görünmez dîdeme

Hayri

Çeşmini gördüm, unutdum derdi de, dermânı da

Gâlib Dede

Gizlesem de, âşikâr itsem de, cânımsın benim

Gâlib Dede

Kâilim didârını rüyâda olsun görmeğe

Pertev

Mâhitâba bakamam yâr gelür hâtırıma

Zekâî


Görsem seni helâk olurum, görmesem helâk

Vâsıf-ı Enderûnî

O gül endâm bir âl şâle bürünsün, yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün, yürüsün

Vâsıf-ı Enderûnî

Biz âleme bir yâr içün âh itmeğe geldik

Yenişehirli Avni

ÂH MİN EL-AŞK

Bende Mecnûndan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Aşık’ı sâdık benim, Mecnûnun ancak âdı var

Fuzûlî

Cânı cânan dilemiş, vermemek olmaz ey dil

Fuzûlî

Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesün her kim ki kıyamaz cânına

Fuzûlî

Cânımı cânan eğer isterse minnet cânıma
Can nedir kim anı kurbân itmeyem cânânıma

Fuzûlî

Min cân olaydı kâş men-i dilşikestede
Tâ her birile bir gez olaydım fedâ sana

Fuzûlî

Gönül derler ser-i kûyünde bir divânemiz kaldı

Hayâlî

Biz ol âşıklarız kim dâğımız merhem kabûl itmez
Ol gülzarız ki âteşdir gülü şebnem kabûl itmez

Râmî Mehmed Paşa

Böyle bî-hâlet değildi gördüğüm sahrâ-yı aşk
Anda Mecnûn bîdler divâne cûler vâr idi

Nedim

Zülfün görenlerin hep bahtı siyah olurmuş
Tek zülfünü göreydim, bahtim siyâh olaydı

Bayburtlu Zihni

KELÂL Ü MELÂL

Yok bu şehr içre senin vasf etdiğin dilber, Nedim
Bir peri-rüret görünmüş, bir hayâl olmuş sanâ

Nedim

Derd oldu şimdi bâşıma dermân sandığım
Bir âfet oldu cânıma cânân sandığım

Halimgiray

Gönül mahabbetli bir âdet eylemiş yoksa
Ne bende aşk, ne sende cemâl kalmışdır

(Meçhul)

Güller âhir râm olur ammâ hezâr elden gider

Ziya Paşa

Sende mi hâlâ esir-i zülf-i yâr olmakdasın
Uslan ey dil, uslan artık, ihtiyâr olmakdasın

Recâi zade Ekrem


KÂM Ü VUSLAT

Gel, gel ki cümle savm ü salâtın kazası var
Sensiz geçen zamân-ı hayâtın kazası yok

Nesîmî

Arzû-yi vasl-ı cânân câna âfetdir gönül

Fuzûlî

Yakmağa beni yeter hayâlin
Yokdur bana tâkat-ı visâlin

Fuzûlî

Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa canân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir

Fuzûlî

Yâr ile hem-halvet ol cisminde cânın duymasın
Hâlet-i aşkı hikâyet kıl zebânın duymasın

Hayâlî

Kadem kadem, gice, teşrîfi, Nâilî, o mehin
Cihan cihan elem-i intizâre değmez mi

Nâilî-i Kadim

Gelmez hayâl-i vuslat ile hâb bir yere

Fasîh Dede

Şâm-ı vasla ne kadar dense sezâ Şâm-ı şerîf

Nâbî

Lal-i yâr ağzında ammâ vâ-pesin olmuş nefes
Âşık-ı bîmârı gördüm cân verip c^n almada

Nedîm

Bûs-ı la’lin şöyle sîr-âb-ı zülâl eyler beni
Kim gören âb-ı hayât içmiş hayâl eyler beni

Nedîm

Bakıp o şûh ile nâz û niyâza meşk ederiz
Gülün tebessümüne bülbülün terânesine

Nedîm

Şöyle pinhân gidesin kûyıne cânânın kim
Râh ola hemdemin ammâ o da hâbîde gerek

Nedîm

Cânâ sabâh eriştiği hâtır-nişan mıdır
Senden Nedîm-i zâr dahi kâmın almadan

Nedîm

Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr ateş

Gâlib Dede

Dil-i gam-didenin bir kerre handân olduğun gördük
O naşâdın hele bir kerre şâdan olduğun gördük

(Meçhul)

Yâre faş’it râzını amma zebanın duymasın
Güftü gûyi vuslat-ı ruhi-î revanın duymasın

Yenişehirli Avnî

Öyle bî-hûş ol kemâl-i mestî-i vuslatla kim
Yâr âgûşunda yatsun cism ü cânun duymasun

Yenişehirli Avnî

Birlikte öyle tatlı zamanlar geçer ki rûh
İster seninle bir ebedî zevk-ı imtizâc

Tevfik Fikret

Hoş geçen her dem-i sevdâ ebediyyet sayılır

Tevfik Fikret

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle
Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb

Ahmed Hâşim

Uçmakta bu âteşli havâda
Vuslat demi, bir kuş gibi bî-tâb

Ahmed Hâşim

Hayât-ı vaslını görmekle kanmıyor nazarım
Hayât-ı vaslının üstünde bir hayât ararım

Cenâb Şehâbettin

Bülbülden o eğlencede feryâd işitilmez,
Gül solmayı mehtâb azalıp bitmeği bilmez

Yahyâ Kemâl

Ömrün bütün ikbâlini vuslatda duyanlar

Yahyâ Kemâl

Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!

Yahyâ Kemâl

FİRÂK VE HİCRÂN

Vâızın nâr-ı cehennem dediği firkat imiş

Usulî

Nezr etmişim firâkına kim yok nihâyeti
Nakd-i sirişkimi ki tükenmez hizânedir

Fuzûlî

Öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ beni

Fuzûlî

Gözü yaşlıların hâlin ne bilsin merdüm-i gâfil
Kevâkib seyrini şeb-tâ-seher bîdâr olandan sor

Fuzûlî

Zulmet-i hicr etdi çok mübhem işi rûşen bana

Fuzûlî


Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden

Selîmî ( Selîm-i Sânî)

Dâr-ı dünyâ deli gönlüm gibi virân olsa
Ne cihân olsa, ne cân olsa, ne hicrân olsa

Taşlıcalı Yahya Bey

Güşad-ı gonce-i dil kaldı bir bahâra dahi

Zâmîrî

Şayet görüp terahhum ede hâksârını
Ömrüm geçince bekleyeyim reh-güzârını

Cevrî

İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile

Neşâtî

Sen gelmeyince hâtıra görsen neler gelir

Nâbî

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ’at

Sâbit

Ey şâm-ı hicr hiç seherin yok mudur senin

Çelebizâde Âsım


Belâ-yi keşmekeş-i intizârı benden sor

Nedim

Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne

Râsih

Mir’ata bakma bir iki gün eyle tecrübe
Sabreylemek firâkına müşkil değil midir

Nahîfî

Bülbülden işit nâliş-i hasret neye derler

Râgıp Paşa


Gören sanur ki safâdan semâ-ı râh iderim
Döner döner bakarım kû-yi yâre âh iderim

Esrar Dede

Ağlatmayacakdın, yola bakdırmayacakdın
Ol va’de-i tekrâr-be-tekrârı unutma

Esrar Dede

Su uyur, düşman uyur, haste-i hicrân uyumaz

Gâlib Dede

Değil vuslat murâdı firkati tecdîde gelmiştir

Gâlib Dede

Yârin bize bir selâmı yok mu

Gâlib Dede

Banâ duzehden ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Diraht âteş, nihâl âteş, gül âteş, berk ü bâr ateş

Gâlib Dede

Görsem tahammül eyleyemem bâri görmesem

Vâsıf-ı Enderûnî

Bana bin saat olur bir şeb-i yeldâ sensiz

Şeref Hanım

Kış geldi firâk açmadadır sîneme yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahâre

(Meçhul)

İmkân yoğimiş çünki telâkiye bütün gün
Göndermeliyim almalıyım bir haber olsun

Recâizâde Ekrem

Geldi ammâ neyleyim, sensiz behârın şevki yok

Recâi Zade Ekrem

Hicrân biter mi, girye-i hicrân diner mi hiç

Tevfik Fikret

Eyvâh ne yer ne yâr kaldı
Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı

Abdülhak Hâmid

Ötme ey bülbül-i avâre ki hicran uyusun

Fâik Âli


YÂD VE TAHATTUR

Hayfâ ki geçdi bilmedik ol hoş zamân idi

Şehzâde Cem

Hâb-ı gafletde geçen ömrümü rü’yâ gördüm

Zâtî

Hayâlile tesellidir gönül meyl-i visâl itmez
Gönülden taşra bir yâr olduğun âşık hayâl itmez

Fuzûlî

Geçmiş zemân olur ki hayâlî cihan değer

Hayâlî

Hayâl-i yâr gibi varmı bir refik-i şefik

Ruhi-i Bağdâdî

Gözümde kaldı o demler misâl-i hâb ü hayâl

Nazîm

Gel söyleşelim cümle geçen demleri cânâ

Sâmî

Kani ol gül gülerek geldiği demler şimdi
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüşdüklerimiz

Şinâsi-i Kadim

Ömr âhir olur sohbet-i dildâre doyulmaz

Yenişehirli Avni

Civanlık âlemin yâd etmeyen bir pîr yokdur yok

Hersekli Ârif Hikmet

Ağlarım, ammâ niçün, bilmem kiminçün ağlarım

Recâizâde Ekrem


Seni söyler bana dağlar, dereler

Recâizâde Ekrem

Yâd et beni gizli gizli yâd et

Recâizâde Ekrem

Bize bir zevk-i tahattur kaldı
Bu sönen gölgelenen dünyâda

Ahmed Hâşim

Gel söyleşelim seninle ey yâr
Geçmişdeki mâcerayı tekrâr

Abdülhak Hâmid

Mâzim ile âşinalığın var

 Abdülhak Hâmid

Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazân bağçelerinden

Yahyâ Kemâl


Yâd et ki sevişdikti ilâhî adalarda

Yahyâ Kemâl

Sen nerdesin ey sevgili, yaz günleri nerde

Yahyâ Kemâl

Mehtâb iri güller ve senin en güzel aksin
Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde

Yahyâ Kemâl

Aşk İmiş Her Ne Vâr Âlemde
Aşka Dair Seçilmiş Mısralar ve Beyitler
Abdülhak Şinasi Hisar / YKY Yayınları 2012
(İlk Baskı 1955)bercestem Aşk İmiş Her Ne Vâr Âlemde

Baba “hatıran belleğimde demirleyen bir gemi”

Nerede saklayacağım henüz
ölmemiş bayramlarımı?
Nasıl özgürleştireyim dilin kafeslerinde
feryat eden kanatlarımı? Nasıl mesken
edineyim belleğimi? İşte belleğim, su üzerinde
yüzen enkazdan bir körfez.

Adonis

Durur bellek çizmez olur
bu bir tehdit midir hayatımıza
anımsamak o daha mı bü- yüktür yoksa?

Gülten Akın

Bir gözyaşı her düştüğünde belleğe
Yürek sızlar
Yarın düşecek olanların
Endişesiyle.

Hulûd el-Mualla

Bellek durduğunda unutuş tırmalar kapıları
aynı sözler tekrar yine tekrar
kapandır, kısılıp dönülür
beynin içinde

Gülten Akın

sözün belleği yok

kopardığı dalları bahçesine taşırken
unutuyor az önce terk ettiği ormanı
kaybolduğu patikalarda döküp saçıyor
özündeki anlamı

-geri dönülmez artık
korkmayalım kuşlardan-

yolun belleği yok

eksiliyor dil yolunda
yürekte döllenen dirim
her şiirin bir ölüm oluşu
belki de bundan

Özlem Çiçek

Her şeyi anımsamalıyım,
çimen yapraklarını saklamalıyım,
ipliklerini hırpanî olayların,
ve metre metre dinlence yerlerini,
sonsuz demiryollarının izini,
acının yüzeyini.

Pablo Neruda

Hiç kimse alamaz bizden artık bizde olmayanı;
ancak bellek derinliklerinde saklar eksiksiz
bir biçimde

Kuşkusuz, bir çeşit sığınaktır bellek. Ama o da
tükenir,
onun da, rastgele ve yabancı bile olsa, yeni görüntülere
gereksinimi vardır.
Ben bu pencereyi seçtim. Buradan, yarı içerde yarı
dışarda, sarkıp bakarken,
görüyor ve hatırlıyorum. Hiçbir şey benim değil.
Her şey sessiz.

Yannis Ritsos

İki ses, iki bakış, gelişir nasıl
Tek bir cümle gibi, sözlere karşın

Sivri topuklar nasıl ortasına
Gömülmüştür belleksiz halıların.

Cemal Süreya

…bellek hiç şaşmadan çalışıyordu
buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki.

Süreyya Berfe

Belleğin dili yok. Bellek birbirine açılan sonsuz resimlerden oluşuyor. ama hiçbir şeyi unutmuyor. Hiçbir siyahı, maviyi, beyazı ve bakışı, hiçbir duruşun kabalığını ya da anlatılmaz inceliğini. Bellek kimi zaman unutmuş gibi yapıyorsa bu, acıyı yeryüzünden kaldırmak istediğindendir.

İnci Aral / İçimden Kuşlar Göçüyor

(Çıt yok bellekte)

Çıt yok bellekte
Acı anıları ilerlere kaçırmıştır
Çocuklarını kurtaran anne gibi.

Behçet Necatigil

Kuşkusuz en ufak engeller dahi en ateşli gayreti soğutmaya, dostluk bağına senin kadar sıkı bağlanmayan insanların belleklerindeki anıları silmeye yeterlidir.

İbn-i Hazm

Bırak, tazelemesin bellek
Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım;
Elveda ümit; uyu, istek;
Koru beni, tılsımım.

Aleksandr Puşkin

Hatırlamak için harcadığımızdan çok daha fazla çabayı unutmak için harcıyoruz herhalde.
Unutmak…
Çaresizlerin, fırtınalar arasında, bir gün oraya ulaşmanın düşünü kurdukları o acıklı sığınak.Hayatımıza girenleri ya da girmek için kapılarımızı zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak.

Ahmet Altan

Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabulle her zaman hazırdır.

Sabahattin Ali

Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etmiş. En eski anılarımı ayrıntılarıyla içlerinde taşıyan ihtiyarlar gibi, ölümün kıyısına gelmişken belleğim, güneşin çevresinde dönüyor ve neleri aydınlatmıyor ki o güneş! Her şey mevcut, hiçbir şey yitmemiş. Tıpkı, size daha da canlılık verecek, içinizi acıyla zonklatan gizli bir güç gibi: Hiçbir gelecek olmadığının kesinliği karşısında geçmiş büyüyor, kökleri genişliyor. Bendeki her şey bir köktabaka halinde, renkler her tabakada saydamlaşıyor, en ufak görüntü mutlaklaşma eğiliminde, yürek kreşendo atıyor.

Frida Kahlo

Birini unuttuktan sonra bile mutluluklarının ya da hüzünlerinin sesini hatırlayabiliyorsun, bedeninde hissedebiliyorsun.

Anne Micheals

Zaman denen şeyin ne tür bir sihirbaz hilesi olduğunu bir kere daha anlıyorum. Artık altmış altı yaşındayım, Nikko. Senin bulunduğun noktadan ileriye bakıldığında altmış altı yıl çok uzun bir süredir. Senin hayat tecrübenin üç katından fazla. Ama benim bulunduğum noktadan bakıldığı zaman, yani geçmişe doğru bakıldığı zaman, bu altmış altı yıl, tıpkı şu dökülen kiraz çiçeklerine benziyor. Hayatım alelacele çizilmiş, ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor. Vakit. Elli yıl önce… oysa daha dün gibi… gene bu yamaçta babamla birlikte yürüyordum. O zaman henüz kiraz ağaçları yoktu. Daha dün gibi… oysa başka bir yüzyıl. Rus donanmasına karşı zaferimizi kazanmamıza daha on yıl vardı. Büyük savaşta müttefiklerden yana savaşmamıza ise yirmi yıldan çok zaman vardı. Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Anılarımda hep başımı kaldırıp onun yüzüne bakıyorum. Küçük elimi kavrayan elinin ne kadar büyük ve kuvvetli gördüğünü hatırlıyorum. Sanki sinirlerimin de kendi belleği varmış gibi göğsümün ta içinde hissettiğim bir başka anım da… babama onu ne kadar sevdiğimi bir türlü söyleyemeyişim. Bu kadar açık ve dünyasal kelimelerle konuşma âdetinde değildik. Babamın sert fakat hassas profilinin her çizgisi gözümün önünde. Elli yıl. Her biri önemsiz bir sürü şeyle dolu. Asıl önemli olanlar belleğimden yıkılıp gitmiş. Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.»

Şibumi

Ve bir türküdür bunların tümü, Rüzgâr için ezgilenmiş
birkaç kelimesini anımsayabileceği ancak
bu tek ve belleksiz dinleyicisinin.
Hiçbir zaman unutmadıklarıdır ama anımsadığı bu
kelimeler taşların.
Sonsuzlukla doludur ozanın taşlara anlattığı.
Ve kaderin türküsüdür, unutmaz yıldızlar da.

León Felipe

Kış yapraklarının gerisinde
Anı anı bellekte kalır ya –

Archibald Macleish

Çiçero derdi zaten; “ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.”

Osman Aydoğan

(*) Ey bellek, senden kurtuluş yok!

İlhan Berk

Derken, bir çan sesi duyuyorum. Beynimin içindeki loş, uzun koridorlardaki bütün çekmeceler dışarı fırlamış, yere dökülüyor bütün bellek.

Markar Eseyan

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

Pablo Neruda

Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de
Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler

Ahmet Telli

Unuttuk seni
Sen unutma bizi
Senden başka nemniz kalmıştı
Bırakma bizi soğumayalım
Çok daha ötelerde
Nerde olursa
Anımsat bize yaşadığımızı
Çok daha sonra bir korunun kuytusundan
Bellek ormanından
Fırla birden
Uzat bize elini
Kurtar bizi

Jacques Prevert

Bellekle okşanan bir anı gibi
Vücudu hafifliğiyle doldurup dudağı geçmeyen bir şarkı
Karları birdenbire unutamayan bahar
Bölüştürülen mutluluk günün bütün saatlerinde
Çeşmede güvercinlerin içtiği inciler doğusu gibi

Aragon

kaçıyordum senin soğuk yalazından
onca yürek çarpıntısı kırgınlık
gömülürken buzlu sularına belleğin
donan bir ateş gemisiydi kaskatı

üretilmiş her şey bir fosildir şimdi
düşünüyorum da bazen
ne kaldı diye geriye senden
yıpranmış sinir uçları
genişlemiş damarlar
ve belki prensesin tahta bacağı

ölen bir kuğuydu bir imgeydi bellekte

içimde bir şehir daha bütün yıldızlarıyla söndü

Lale Müldür

Yüzyıllar içre konuşur farklı yazılar,
solar, yıpranır meşin ve parşömen
bellekte kalır o bengi iz.

Ahmet Oktay

* nedir bellek?
bir ev ki yalnızca
ikameti içindir
kayıp eşyaların.

Adonis

Gölgesinde ruhlarımız ayrılır ve tarih kendini yanıltan
bir bellektir burda.

Müslüm Yücel

belleklerinizi birlikte topladınız
tanıdınız sınırlarınızı elele
hüzünle neşenin karıştığı gülüşler denediniz
düşlerinizde yaşattınız birbirinizi, gündüz ve gece

Metin Celâl

herkes gibi tüm sözlerini eksik ve yanlış anladı
evde çocuk bekler dedin
çoktan silmiş olsa da simamı belleğinden
kıskanır beni kocam
üstelik paylaşamam seni
yüreğim burkulur karını görürsem

Metin Celâl

Derunumda
ağır ağır kurudu kırmızı zakkum,
karardı sebilin mermeri
ve gizlendi bu belleksiz zamandan
sönen bir yangın gibi
kûfi.

Ahmet Oktay

Bir bellek boyunca uyur
Bir bellek boyunca ölür
Bir bellek boyunca yazarsın

Kalsın için
Taşa sarılmış

Şiir

Hulki Aktunç

Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik
İnat ve öfke, kaybediş ve kayboluş oluyoruz
Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın
Ayışığı, telgraf direkleri ve fesleğenler
Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi

Ahmet Telli

bir kez geldin ya
gitsen de kalacak kokun
senden korkuyorlar
en çok da kendilerinden
bu korkuyla başlar eğik
sebepler hazır
konuşursan
dökülecek kirleri ortalığa
bu leke hiç çıkmayacak belleklerinden

Derya Önder

Ama gün ortasında, alışkanlıklar arasında
Bellekten süzülür içeriye
O serin başlangıç saatlerinin hatırası
Hanımellerinin keskin kokusuyla
Ve guguk kuşunun şarkısıyla,

Biz kararlıyız
Bu gece yine yukarı sıvışmaya
Yıldızların silik hayallere dönüşmesini
Şafakta çiçek açmasını izlemeye.

Reshma Aquil

Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de
Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler
Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorum

Ahmet Telli

Arzu, kolaylıkla bastırılabilir ama asla unutulmaz, artık biliyorum bunu. Bedenin bellek üzerindeki mutlak egemenliği.

Aslı Erdoğan

anı yazmak ya da anlatmak
bir savaş sürerken
eski bir savaşı anlatmak gibi bir şeydir

“Bellek, dökülmekte olan bir duvar resmine benzer.” (Stendhal)

Özdemir Asaf

apacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Küçük İskender

Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.

Aslı Erdoğan

«Biz yalnızca Go oyunundan mı söz ediyoruz, hocam?» «Go deyimleriyle konuşuyoruz.» Otake-san elini kimonosunun altına daldırıp göğsüne bastırdı, ağzına yeni bir nane attı. «Bütün zekâna karşın, sevgili öğrencim, çabuk kınlabilecek, hassas tarafların var. Bir kere tecrübe eksikliğin var. Tecrübeli bir oyuncunun alışkanlık ve bellekle yapabileceği bir hamle için dikkat ve konsantrasyon harcıyorsun. Ama bu önemli bir zaaf değil. Olayları boşa harcamazsan tecrübe kazanabilirsin. Bazı el sanatçıları yirmi yıllık tecrübeleriyle övünürler. Oysa aslında bir yıllık tecrübeyi yirmi kere geçirmişlerdir. Sen bu hataya düşme. Senden büyüklerin tecrübe avantajına da kızma. Unutma ki onlar bu tecrübeyi kazanmak için karşılığım hayat keselerinden ödemişlerdir. Yemden doldurulamayacak bir keseden.» Otake-san hafifçe gülümsedi. «Sonra yaşlıların tecrübelerinden mutlaka yararlanmak isteyeceklerini de hatırından çıkarma. Ne de olsa ellerinde ondan başka bir şey kalmamıştır artık.»

Şibumi

Giden gelen yok. Bir titreşimdir bu.
Duragan fulyanın üstünde arı
Bir diyapozon gibi titremekte. Kırlangıç
Tarihsizdir. Belleğim sarsılıp duruyor denizde.

Melih Cevdet Anday

Adamın sesine hiçbirinin önceden görmediği bir sevecenlik, gelmişti. Yüzü ya çocuklara özgü saf mutlulukla parlıyor, ya da derin bir acı dalgasıyla kaplanıyordu. Belleğin kat kat tülleri aralandıkça, iki yıla yayılmış bir aşk öyküsü, olanca görkemiyle bir yelpaze gibi açılıyordu. Tek bir karşılaşma, mektup, dokunuş atlanmadan…
”Yıllarca, o evlendikten sonra bile, sabahları gözümü açtığımda yüzünü tavanda görürdüm. Ve inanır mısınız, bir kez bile öpüşmemiştik.”
Masaya derin bir sessizlik çöktü.

Aslı Erdoğan

Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür
Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür
Bakışlar dağılırken denizin belleğinde
Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür

Hilmi Yavuz

Düşünmüştüm ki, seni görmezsem eğer, bir anı olursun, canım istedikçe belleğimde canlanan.
O da canım isterse…
Ama ne oldu?
Anılarıma gömdüm kendimi, teslim aldın benliğimi.
Düşünmüştüm ki, oruç tutarım, çok çalışırım, küçülür gidersin anılarımda.
Oruçlar tuttum, gece gündüz çalıştım, durdum.
Ne fayda! Yalnızca senin gözlerini okuyorum kitaplarımda.

Pierre Abeilard

Belleğimde hâlâ / beni içerken içime bakan gözleriniz

Turgay Uçeren

Bellek… İnsanın bilme, unutma ve anımsama yetisi. İnsanın, farkında olarak yaşama ayrıcalığı. Beş duyumuzla algıladığımız her şeyi kaydettiğimiz bir özel alan. Yaşadığımız her şeyi; zamanı, olayları, doğayı, toplumsal olguları, geçmişe ve geleceğe taşıdığımız, üç boyutlu hale getirdiğimiz, aralarında ilişkiler kurduğumuz, karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yaptığımız, böylece kendimizi ve dünyayı anladığımız, çoğalttığımız bir bilgi ve bilinç hali… Yaşamayı biyolojik ihtiyaçlar ve zorunluluklar alanından çıkarıp, etik, estetik, ideolojik, dinsel ve felsefi bir değerler silsilesine doğru taşıyan yetisi insanın. Bize hayal kurma, haz alma, acı duyma, sevinçten korkuya kadar pek çok heyecanı yaşama imkânı veren; bizi bedensel varlığımızın ötesine geçiren; estetik yaşantılar tasarlama ayrıcalığı veren, kısaca varlığımızı insan kılan bir büyülü özelliğimiz… Erken söylenmiş bir sonuç cümlesi sayılmazsa, ödülü ve cezası insanın.

Şükrü Erbaş

Belleğin yıldızlarından başka
Gökte yıldız yok bu gece.
Oysa belleğe ne çok yer var
Yumuşak yağmurun gevşek kemerinde.

Hart Crane

Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam
Çocuğumun belleğini kefenimle silsem

Ahmet Erhan

Basiretimizin bağlandığı, “bir şey olmaz” kolaycılığına sığındığımız, “birileri durumu düzeltir nasıl olsa” mantığına yenildiğimiz günleri acıyla, ağrıyla anımsıyor yaşlı belleğim. Kaybedilenler geri gelemeyecek artık.

Enis Batur

Bir adam elinde rakı kadehi
Bir kadını beklemeyi yudumluyor
Islak kirpikleriyle gelmesini
yudumluyor
Belleğine düşmüş bir kere
Yüreğine de

Atilla Birkiye

Geri çekilmiştir şiir
Zorlanır belleğin kapıları
Hokkası yitik divit gibidir
Şairin sedefkâr yalnızlığı

Ahmet Günbaş

– anılar açık kalmış
zaman cereyan yapıyor
kapatıyorum belleğimi… –

Emre Gümüşdoğan

Çok sonra yazılır
İçinde yaşadığın günlerin şiiri
Belleği vardır yaraların
Kapandıktan sonra da işleyen

Murathan Mungan

Şimdi adından esen üşüme

Şükrü Erbaş

Bugün mezarını ziyaret ettim,
Ey zor günlerimin eski yareni!
Belleğimde sanki canlı bir resim
Gibi canlandırdım aydın çehreni.

Nikolay Alekseyeviç Neksarov

Kuru topraklar gibi dağılıyor belleğim

Afşar Timuçin

genç olmak, henüz hiç kimseyi yitirmemiş
olmaktır, ama daha sonra ölülerimiz bizi
kendileriyle sürükler, herbiri belleğimize
atılmış bir kayadır,
su yüzeyinde kalma çizgimizi yükseltir,
sonunda, su çizgisinde, yaşam çizgisinde
sürüklenip durur. canlılara ancak bu
dünyadan olduğumuza inandırmaya yetecek
bakışları ve sözleri sunarız.

Michel Tournier

kimse acımasın şimdi günüme, geceme
bitmek bilmeyen, gitmek bilmeyen sızı
o sırlı korkunun aynasıdır belleğimdeki
sözcüklerin sığmadığı ayna, habis ayna
görüntünün kırılmaktan kurtulamadığı
ben, en çok kendimde öldüm, kendime

Hilmi Haşal

İşte böyle,
zindan zamandır;
ilk günü duvara kazırsın,
ardından gelen ayları belleğine,
ama yıllar birike birike
siren çalmaktan bitkin
istasyondan umudu kesmiş
uzun bir trene dönünce
başka bir şeyi denersin:
Unutmayı.

Faraj Bayraktar

İşte bu yüzden onunçin dua edin ki
Tanrı silsin belleğinden her şeyi

Pierre Reverdy

Kıskanırım unutkanlığı ve belleği
Uykuyu ve terkedilişi de

Louis Aragon

Yalnız senin çektiğin acıyla dolu bütün belleğim
Yalnız seninle kanıyor bütün belleğim
İşte ezik içinde dizlerinin dibinde senin

Louis Aragon

Bir çağrı oluyor belleğimde
Günden güne azalıp siliniyor
Artık yeri bile yok şiirlerin içinde

Afşar Timuçin

elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine .
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle

Murathan Mungan

Yatıştırmak isterdim
Sızlanan belleğimi
Sabırla bir öyküyü
Anlatmak isterdim.

Jules Supervielle

Işıkları söndürülürken belleğimin
Ve sen kurtarabilirsin beni ancak
Unutmanın bu vahşi saldırısından

Ahmet Telli

Yaralı belleği de kendisiyle yok olacak diye mutluydu.

Czeslaw Milosz

Belki çıkar yollardan biri de bu: gözlerine
bakmak sessizce, bir kıyıda uzaktan
yaklaşan bir gemiyi bekler gibi, elinden
tutmak o sıcaklığı ve yürümek,
yürümek zamanı düşünmeden bastığın
çakıl taşlarının hışırtısında. Hep
söylerdin eskiden, biraz zaman tanısak belleğe,
güzel bir unutuluşa dönüşür, derdin
bütün o top sesleri, toz duman, akşam
bataryada geçirdiğin karanlık nöbet saatleri.

Cevat Çapan

Belleği sonuna değin öldürmek gerek,

Anna Ahmatova

Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi herşeyden çok daha fazla özler. O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. Bir andır o; ama bütün zamanlara siner.

Murathan Mungan

Bu yaştan sonra, sınırsız bir çağrışımlar
zinciridir hayat;
başka kokular, başka görüntülerle
saldırır üstüne tekleyen belleğinle
ve birden başka adlarla uyanırsın
bir dağ yamacında daldığın düşten.

Cevat Çapan

Beni tanımadın mı dedi
Bir sözcük bir sözcüğe
Çevir zamanın sayfalarını
Belleğini iyi yokla
İyi bak gözlerimin içine
Anılar devşir yüzümden

Ali Yüce

Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar

Murathan Mungan

Gün gelir bir gün
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
O eski ağrı
Ansızın geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

Murathan Mungan

Anılar bitti artık, anımsamak istemiyorum;
Belleğimi ölüm almış,
Yaşamın sonu yok.
Bütün günler
Bizim.
Vakit geçti diyerek sen de
Bırakacaksın beni, durunca devinim.

Salvatore Quasimodo

bir yer sızlıyor belleğimde seni bir yerden tanıyorum

Turgut Uyar

Güzel anılar biriktirdim senden
Dudağıma solgun gülücükler getiren.
Özenle sakladım belleğimde,
Bir yığın oldu daha şimdiden
Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın,
Bir gün apansız gerçekleşiveren.

Metin Altıok

Çok sonra yazılır
İçinde yaşadığın günlerin şiiri
Belleği vardır yaraların
Kapandıktan sonra da işleyen

Murathan Mungan

Yüzünün unutamayacağım görüntüsü nasıl da belleğimden silinmemiş!

Demir Özlü

belleğimde yarım kalmış cümleler,
senin sesinden…

Cevat Çapan

Ama şunu diyebilirim, düşüncen batık bir yüz
ve hevesler, üzüntüler durgun bir denizde yitik,
ve sızar görünüşün yavaşça külrengi belleğime

Eugene Montale

hatıran belleğimde demirleyen bir gemi

Che Guevara

– Ey korkunç dönüş, biraz dur!
Fırsat ver zayıf belleğimizi toparlamaya!

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov

Zayıf belleğim, sakar algılarla
Bir ömrü hatırlamak zordur kuşkusuz
Ömrüm, hey ömrüm
Seni hatırlamak için yolumu uzattım
Daha fazla zaman verdim kendime
Bu gece, bu orta yaş ovasında
Bu hat üzerinde
Bana bir tek söz söyle.

Birhan Keskin

kendimi unuttuğum bir kuyunun başındayım
seyrediyorum çocukluğumun mevsimlerini
hatırlayamam sandığım her şey
orada yeni bir masal…
hafızanın ipini bıraktım
yekpare bir düzlükteyim Sylvia
hayatla aramda bu kamaşma
belki budalaca bir şenlik.

Asuman Susam

Hafızam benim yükümlülüğüm. Hafızam benim katkım. Yoruldum, çok yoruldum..”

Zulkarnain Banday

Suyun da hafızası var:

Siz / en evvel sönen ateşin imgesisiniz

Dokunamasa da yüzüme / gövdeniz gövdemin içinde büyüdü
Siz / yüzümde açan çiçek / siz / benim nilüferimsiniz

Turgay Uçeren

Ey hafıza! Kanıyor
Ne varsa süzdüğün. Siyah zambak:
Koridorlarında usulca açan
o Civzit mektebinin. “Gecede
yazmayı mutad edindim”
daha o zamandan. Sırdır
çünkü yazı: Candan doğar
ve âyân ettikten sonra
sır olur.

Ahmet Oktay

Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam
O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra
Hâlâ hafızamızda devam ediyordu
Unutulmuş hayatı maviliklerin
Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin,
Ve gitmeden önce
Saçlarını tarayışın hâlâ aynada…

Necati Cumalı

Ey oğul!
Hayatımın son demlerindeyim. Günden güne zayıflıyorum. Onun için sana bu öğütleri bildirmekte acele ediyorum. Çünkü düşündüğüm bütün şeyleri sana söylemek için fırsat bulamadan ecelimin gelmesinden, vücudum gibi hafızamın da zayıflamasından, heva ve heveslerin veya dünya fitnelerinin benim nasihatımdan önce kalbine hâkim olmasından; bunun neticesi olarak da huysuz bir ata benzemenden endişe ederek sana nasihatimin bir kısmını yazıyorum.

Hz. Ali (r.a.)

Neyse ki en acı olayları en derine kaydedebilen hafıza aynı zamanda unutabilme ve hatırladıklarını yeniden kurgulayabilme yeteneğine de sahip. İnsana bahşedilen en büyük hediyelerden biri bu bence.

A. Esra Yalazan

Sen aklınla ne düşünürsen düşün, kalbin kendi hafızası var…

Murathan Mungan

Geçen gün sokağın ortasında dokunduğum ölümden sonra birşey farkettim. Dokunduğum ölülerin yüzünü asla unutmuyorum. Kalp masajı yaptığım o kadının yüzü hala gözümün önünde. İntörnken başında beklediğim adamın kolundaki çapa şeklindeki dövme ve dudaklarındaki morluk dün gibi… Gecenin bir yarısı Lalelide ölüm raporu düzenlediğim yaşlı adam da hafızamdaki mezarlıkta yerli yerinde duruyor. Anladım ki, insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor. Ya şu önümüzdeki bilmem kaç piksellik ölüm fotoğraflarına da dokunsaydık… Ya dokunanlar… Ya sevdiğimiz birinin ölüsüne dokunmak…

Zehra Betül

Yapraklarda dolaşan serin bir rüzgarsın ki
Her gün eser durursun hafızamdan.

Cahit Külebi

yara dediğin sanıldığından daha derindir
asıla yara zamandır
açılıp bir sebebe
yenisiyle kaplanır
eczası, cezası sızar derine
yaraların da hafızası vardır
gülün bittiği yer
ihanet etmez kayıtsız sahibine

Murathan Mungan

Bir deniz gecesinde unuttuğun şarkıyı
Kıyı kıyı topluyor hafızan

Baki Süha Edipoğlu

İnsan işte; geriye dönük düşününce hayal kırıklıkları geliyor aklına. Acımaya başlıyor canı, nasıl olur diye sormadan edemiyor kendine. Kötü bir şey bu hafıza; eliyor eliyor, canını yakan sözleri saklıyor, sonra bir gece ansızın bir örtü yapıyor üstüne.

Azize

Ama hafızamda sizler
Öyle belirsizsiniz ki
Kokunuzun neye benzediğini bile
Becerip te anlatamam.

Fukuhara Kiyoshi

Hafıza seni anmak ödevinde mi
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli
Sen eskimoların ısınması sevgililer mahşeri

Sezai Karakoç

bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde

küçük iskender

Aklım ve hafızam da donuyor bazan:
Soğuktan değil, soğukluktan.

Süreyya Berfe

Gölde unuttuklarımızı rahatsız etmek!
oysa gölün hafızası var
ve o anımsar içinde unutulanı
ve çürüyüp kendine dahil olanı
ah! öfke için geç
çok geç artık sahrada unutulan gökyüzü için.

Birhan Keskin

İlişki dediğimiz, iki insanın ortak hafızası.

Tanrıya, bize, acılar kadar sevinçleri, kötülükler kadar iyilikleri de aynı güçte hatırlatacak bir hafıza bahşetmesi, bizi kendi hafızamızdan ve ilişkimizden koruması için yakarmaktan başka elimizden ne gelir?

O güne dek ayrılışlar ve acılar çekmekten başka…

Ahmet Altan

Ben unutmak istemiyorum,ölürken bile
Hafızamı yanıma gömün!Vasiyetimdir!

A.Kadir Bal

Ve dedim onlara:
Kim bir bahçe görürse tahtanın hafızasında
Ebedî, coşku ormanının esintisinde kalacaktır yüzü

Sohrab Sepehri

Hep öyledir.
Sende kalandır aşk.
Gerisi hafızanın seçtikleri, reddettikleri.

Aşk izi yazı.
Yazdığın aşk izi.

Murathan Mungan

insan tanıdık birini arar kötü kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar

Osman Konuk

Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..

Özdemir Asaf

Yitik hafızam: Öksüz çocuğum benim
kendini unutma olur mu?

Birhan Keskin

Bir kız sevmiştim bir zamanlar
Sessiz – sedasız
Ne dilerse yapacaktım benden
On dördünde ay gibi tamdı sevdamız
Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür
Gönlüm baştan başa.
Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda
Koca bir ömür boyu
Mezarlarında kaldı sevdalarım

Ho Chih – Fang

Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.

Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali

”hafızamı kaybetttim, dedim doktora..
“bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum…”

Küçük İskender

Hayatımız boyunca duyduğunuz bütün sesler arasında en
Az tanıdığımız,daha doğrusu hiç tanımadığımız tek ses,
Kendi sesimizdir. Başka sesler bize birçok şeyi hatırlattığı
Halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz,
Hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz.

Ahmet Altanbellek-siirleri Baba "hatıran belleğimde demirleyen bir gemi"

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif’e

Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana

Füruğ Ferruhzad

 

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.”

Nilgün Marmara

 

Dünyada ne kadar kuş varsa
Bir fazlası senin soluğunda

Ülkü Tamer

 

Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım

Metin Altıok

 

Dön bana ve dinle,
Kuşlar uçuşuyor içimde

Erdem Beyazıt

 

İsterim ki;
Yanmasın kanadın,
gökyüzünde süzülsün
ve her kitabın yanında dağılsın
hüznün

Elif’çe

 

Durgunsa kahvelerin masalarında hava
Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten
Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim

Gülten Akın

 

Âh beni vursalar bir kuş yerine!

Sezai Karakoç

 

Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?

Nilgün Marmara

 

Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,
Üzerimde uçan bütün kuşlar.

Şükrü Erbaş

 

Kuşlarımı koymak için.
Bir gök resmi bulamadım.

Hilmi Yavuz

 

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya

 

Gidersen kim sular fesleğenleri?
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca?

Ahmet Telli

 

Hasretsiz bir kanat şakırtısına,
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Konuk et, kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana

Yılmaz Odabaşı

 

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Orhan Veli

 

Hayat kısa, kuşlar da ölüyor

Elif’çe

 

Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür

Hilmi Yavuz

 

Uçan kuşlar konsun senin göğüne.

Murathan Mungan

 

Gökyüzü karışıksa kuşların işi

Edip Cansever

 

Mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin

İsmet Özel

 

Ve kuşlar da kaderle uçar

Cahit Zarifoğlu

 

Kuş ölür sen uçuşu hatırla

Füruğ Ferruhzad

 

Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım

Metin Altıok

 

Dağlarının, dağlarının ardı
Nasıl anlatsam…
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban

Ahmed Arif

 

Kuşlar değil başımın üstünde hızla uçan;
Kardeşlerin yüzyıllar önce kopmuş ahları

Ahmet Muhip Dıranas

 

Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar

Sümeyye Şeker

 

Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi

Cemal Süreya

 

Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.

Jacques Prevert

 

Ama yine de
umut dolu kalbim
belki bir dişi kuş
taşır beni diye
daldaki yuvasına

Sunay Akın

 

Çimenliğe gittin, ancak payına kafes düştü!
Kafesten başka ey esir kuş ne gördün?

Pervîn-i İ’tisâmî

 

uçuyorsun unutulmuş ülkeme doğru
bir başkasının boynuna dolanmış kolun

Erik Stinus

 

İçimden kuşlar göçüyor.

İnci Aral

 

O göçebe kuşları da merak ederdin sen,
yılın hangi ayında geldiklerini,
gelirken hangi enlemlerden geçtiklerini,
yuvalarını nerelerde yaptıklarını…

Cevat Çapan

 

bir çığlıktır artık yaşanan
sözcükler yetmez anlatmaya
notalar fırçalar susar
çünkü mitingden sonra kuşlar
kırıp kanatlarını
ankara’ya ölüm bırakırlar

Adnan Yücel

 

çağıran sesim
kuş sesi ürkek

Mahmut Avcı

 

Göğüslerinin ucunda senin
Ay ışığından ürpertiler alan
Bir çift terli yüzük olmak isterdim
Ağzımla, gözlerimle, avuçlarımla;
Derin bir gecede, kuş yuvalarını
Kuyu ağızlarını ışıtır gibi…

Şükrü Erbaş

 

Kuşkonmaza konsun kuşlar.

Sabahattin Yalkın

 

sokağın ortasında uyandım
uzak güneyden kuşlar geliyordu
rüzgarda sesler çıkararak

Pablo Neruda

 

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına,
herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme
artık.

Charles Bukowski

 

‘Ölür oğlum bu kuş.’

İsmail Kılıçarslan

 

Ben bir pepuk kuşuyum dalında yaralı duran
dağların yamaçlarında kenger
nazlı bir kızın gözlerinde iki yetimlik ah!
içinin kızıllığınca gül ve yangın
her bahar lavlara
korlara
ateşlere düşer yüreğim

La Edri

 

Hepimizi ancak bir kadın açıklayabilir. Kimse bilmez
bir albatrosun onlarda boğulduğunu. Anlatırsanız,
söz kamaşır, suya bakar bir çocuk olursunuz.

Veysel Çolak

 

Ta akşama dek
durmadan öttüyse de,
tarlakuşu hızını
almışa hiç benzemiyor.

Matsuo Başo

 

Yaz Kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Sevdiğim kadınlarda kaldı yıllar ve yıllarım
Yıllar ve yıllarım kış mahsulü hüzünler
güz kokulu kederlerim

– Ne mi anlatır şimdi kuş kanadında sûretim?

Refik Durbaş

 

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

Salih Mirzabeyoğlu

 

Başımı taşların üzerine koydum…
Komşular: ‘Yapma Berfo kuşlar senin gözünü çıkarır’ dedi.
Kapıyı bacayı açık bıraktım… Evladım gelir dedim.

Berfo Kırbayır

 

gülüyoruz, bir kuş sesi bize katılıyor
bir kırlangıç çok alçaktan uçuyor

Ahmet Ada

 

Ben bir gemiyim yitik, saçlarında koyların
Fırtınalarla kuşsuz göklere atılmışım,

Arthur Rimbaud

 

Seher yeline uyup kuşlar yerinden uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin

Metin Eloğlu

 

Benim gökyüzümde kuşlar
Kanat çırpmıyor artık

Ahmet Uluçay

 

Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

Haydar Ergülen

 

Göğsümden geçerdi göç yolları kuşların.
Yaşadım mı, düş mü, hayal mi ne kadar uzak.
Bir başka kalpteki yerin kadardı hayat.

Oya Uysal

 

Atlarla. Uzun bacaklı evrensel atlar
Bunlarla gelişiyor sevdamız anlatılmaz
Çocuklarla, kuşlarla, ağaçlarla.
Büyüyen, uçan, dal budak salan.
Yalnız aşkta raslanan o seçkin nokta.

Cemal Süreya

 

Tek bir kuş tek bir şapka tek bir çorap onaylamayacak bunu,
Tek bir çicek anlayamayacak
Şu zambakgillerin akıl almaz işlerini
Tek bir insan anlayamayacak

Cemal Süreya

 

Dedi ki kuşkonmaz
Düşte kımıldar gibi
Çok kızıyorum
Adımı böyle koyanlara ben

Ya kuşlar duyarsa bunu
Ya
Bile bile konmazlarsa bana

Fazıl Hüsnü Dağlarca

 

çıktım
da kentler kent değildi yine
belki bu yüzden tüketmiş soluğunu şarkılar
kuşlarda gitmiş, hüzün büyümüş
ama hiç boğulmamış içimizde kıyılar

Yılmaz Odabaşı

 

Küçücük bir serçe kuşu
Çıkmış şakıyor ölüme karşı.
Güzel değilsiniz işte
Ağzından bir kez dünya çıkmayanlar.

Şükrü Erbaş

 

Keder kuşlarını bende gördüm.

Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün,
unutmam ben ayrıntıları, kimdi
hatırlamıyorum tabii, ne önemi olabilir

Enis Batur

 

Esâtir kuşlarının kanat sesi geliyor rüzgârla.
Bir şehir var denizlerin ardında.

Sohrâb Sepehrî

 

Ey insan niçin?
Tedirginsin dişi kuşlar gibi
Fırtına öncesinde.

Erdem Bayazıt

 

Çırpınıp duruyorum
Süs kuşu misali
Günler geride bırakıyor beni
Hizasında duruyorum bir temenninin
Kapı açılıyor
Ama iki kanadım yok ki benim.

Hulûd el-Mualla

 

Ey gül; güzellik gururu mu izin vermeyen sana?
Sormaz oldun hiç aşık bülbülü.
Gönül erleri avlanır lûtf ile, iyi huyla.
Akıllı kuş yakalanır mı ökseyle, kapanla?

Hâfız-ı Şirâzî

 

ben, yeryüzünün yaşlı şairlerinden biri,
taşların, otların, kuşların dilini
çözmüş sanırdım kendimi.

Cahit Koytak

 

Adam fısıldadı: ”Tanrım konuş benimle.”
Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı:
”Tanrım konuş benimle.”

Halil Cibran

 

Güz-
kuşlarla bulutlar bile
yaşlı görünüyorlar

Başo

 

Kuşlar seslerini bulmak için
Bahçelere koşuyorlar
O kadar yer gördüm ki
İçim sızlıyor unuttukça

Melih Cevdet Anday

 

elimin uzanmadığı dallara konan kuşlara selam ederim
ölüme kavuşmak kolay, seni öldü bilmeli
seni öldü bilmeli, şükredecek haldeyim

Alper Gencer

 

Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti, bedeli ödendi.
Teldeki bir kuş gibi
eski bir gece yarısı korosundaki sarhoş gibi
kendimce denedim özgür olmayı.

Leonard Cohen

 

Gözyaşı tufanıyla taşıp gidiyor ovalar.
“Nereye bu göç?” diye sesleniyorum kuşlara.
Bakıp bakıp arada açan geçen güneşlere,
Karım bana soruyor: ” Sana ne oldu? Neyin Var?”
“Hiç” diye susuyorum. Ama bir hoşum, avara.

Ahmet Muhip Dıranas

 

Bu gönülden feryatlar ki yabani kuşlar gibi
Yem yemeden tuzaktayım her gün.

Baba Tâhir Uryân

 

Gemi gibi deniz kenarına oturmuş
Ve bacağı kırık kuş gibi kalbim vardır

Baba Tâhir Uryân

 

Fırtına

Tanıdığım bildiğim
bütün kuşların dili tutulmuş

Süreyya Berfe

 

Bahar yağmuru
kaçışan yavru kuşları
kuş yavrularını gördü

Durdu

Süreyya Berfe

 

Yaş altmışyedi

Sesini yeni duyduğum
bir kuş daha

Süreyya Berfe

 

İçimin dağlarını duman basmış:
Ağaçların dalları bir o yana bir bu yana
Ve yapraklar ve kuşlar birbirine karışmış;
Savruluyorlar gökyüzüne
Ve onlara ve hareket eden her şeye inat
Sonbaharla birlikte efkar
Demir atmış içimin derinliklerine.

Erdem Bayazıt

 

(hasat zamanı. buğdaylar yandı yanacak. oraklarımda ölü kuşlar)

İbrahim Halil Baran

 

Biliyor musun kalbim artık
Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde
Titrek kanatlarıyla umudun
Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına
Gelmene yakın saatlerde.

Şükrü Erbaş

 

Şaşkın sığırcık kuşunu hatırlıyorum
İki yıl önce tam bu odaya girivermişti
Nasıl gizlice süzüldük ve bir pencereyi açtık

Havalanıverdi bir sandalyenin arkasından
Dümdüz uçup doğru pencereyi buldu
Dünyanın pervazında kayboldu

Richard Wilbur

 

kalbimden kalbin havalanıyor
bilmediğim bir kuş
sabaha kadar ayrılmıyor pencereden

Derya Önder

 

Pencere, en iyisi pencere;
Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
Dört duvarı göreceğine

Orhan Veli

 

kuşlar alıştı pencereme

Arif Ay

 

Nasılsa her yürek
kendi penceresinden sever göçmen kuşları.

Almila Alp

 

kalbimden kalbin havalanıyor
bilmediğim bir kuş
sabaha kadar ayrılmıyor pencereden
bir sırra erer gibi söylüyor:
sen ey kuşkusuz keder
seviştir bizi

Derya Önder

 

Usulca uzanırken otlara
derin derin soluyorken yeryüzü seni,
boynunu boynuma alıştırır
nabzını nabzımda kamaştırırken
omuzlarında dinlenirdi bağrımdan kalkan kuşlar…

Nihat Behram

 

A benim
Oğulotu bitmeyen topraklarda
Şaşırıp kalan kalbim
Senin Türkçen yok mu, anlatıyorum işte
Bir kuş kalbi misin ki ürkmek için bahane
Arayıp duruyorsun.

İbrahim Tenekeci

 

Bir kuş yaşıyordu bende.
Bir çiçek dolanıyordu kanımda.
Yüreğim bir kemandı.

(Burada bir kuş yatıyor.
Bir çiçek.
Bir keman.)

Juan Gelman

 

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Sezai Karakoç

 

Neden konar başına
Talih kuşu değil de martı kuşları
Neden aklında hep
Mezarlıkların mermer taşları

Necati Ünsal

 

Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan
Ak kanatları, hayat yok oluyor
Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
‘Yaşamak’ bir perde gibi kalkıyor aramızdan

Cahit Zarifoğlu

 

hüküm giymiş bir siyasi değildi
bilmezdi ne olduğunu hücrenin
ama hüzne boğulurdu tel örgüleri gördükçe
ve kuşların nereden geldiğini sorardı

Tuğrul Keskin

 

Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını

Cemal Süreya

 

Bilsem ah
Nerden gelmekte hüzün kuşları

Nizar Kabbani

 

Şimdi son güneşin batımını izliyor.
Son kuşun ötüşüyle avunuyorum.

Ulus Fatih

 

Bir kuş havalanıyor su birikintilerinden,
Denize doğru uçuyor,
Bakıyorum ardından hüznüm dağılıyor,
Güneş sünepe bir bulutu aralıyor.
Yanımdaki masaya bir genç kız oturuyor,
On yedi on sekiz yaşlarında.
‘Ne çıkar’ diyorum kendi kendime,
‘Güneşli bir ikindi değil mi yaşlılık da?’

Ahmet Ada

 

sondur bu akşamlar, geceler diriltir beni
bir kuşun sesinde
sen nerdesin hepimiz nerdeyiz
güneş oyalıyor ikindiyi
bir kuş sesinde
kuşla mukayyet değiliz

Turgut Uyar

 

Hâtıralar, ne istersiniz benden?.. Sonbahar…
Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar,
Güneşten, ölgün ve soluk bir ışık vurmada
İçinde poyrazlar esen sararmış ormana.

Paul Verlaine

 

Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
Söz dedim, söz verdim.
Ruhumu gömdüğüm yer hâlâ belli.
Güneşi özledim, sonra seni
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.
Sonra gittin
Gözlerin bir yeşil fanila unutulmuş balkonda
Sicim yağmur taklidi
Artık iyice inceldi.

Didem Madak

 

bense kuş olduğuna inandırılmış bir kuş resmiyim

Ayşe Sevim

 

Hele kuşlar
Avcılara bile kin beslemezler

Oktay Rıfat Horozcu

 

Bir kuş ki benim derdime ağlar, neme yetmez?

Şükûfe Nihal Başar

 

böyle mi biter aşklar
gün batımına uçan göçmen bir kuşun
yitivermesi gibi

Ayten Mutlu

 

Bu ağaç servi olmadan,
Bu taşa kitâbem yazılmadan,
Bu çiçek kabrime çelenk diye getirilmeden,
Söyleseniz beni onlara kuşlar,
Yanlış bilmesinler beni.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

hiç mi
hiç
aklımda yoktu sevişmek

ta ki
kuş
havalanıncaya dek

Süheyla Taşçıer

 

Rüzgâra kapılmış bir kuş
nereli olduğunu bilemedik

Süreyya Berfe

 

Ta akşama dek
durmadan öttüyse de,
tarlakuşu hızını
almışa hiç benzemiyor.

Matsuo Başo

 

güz bir ney’dir, bir gül üfler
……………………ve akik
işler kalbine, dinle!
hangi hüzünler evidir
ve hangi sazlıkta gurbet
gösterir bir kuş şimdi
mesnevî ve ahd-i atik?

Hilmi Yavuz

 

Kısacık bir an’dık: kuşların Boğaz’ı geçişi gibi rüzgârın tozları savuruşu gibi yaprağın toprağın yanağına değişi gibi sevdik…

Nergihan Yesilyurt

 

yalnız bir ağacın öldüğü yerde
üç kere döner kuşlar
sunmak için kederi yaprak perilerine

Ayten Mutlu

 

Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez

Erdem Beyazit

 

Bir kuş ötecek şimdi…
Havada bir durgunluk,
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.

Ziya Osman Saba

 

Taş atılmış su gibi
dalga dalga yüreğim
bir abdalım, bir yabanım
kıyında
Gemilere götür beni
misafir kuşlar gibiyim

Arif Ay

 

Tanrım ne yaptık sana
Kuşlarının kanatlarını mı kırdık
Ne yaptık sana

Bejan Matur

 

Saçaklarda kuşlar -hazindir bu pek!
Susarlar. Uzaktan ulur bir köpek.

Tevfik Fikret

 

Dünya denen şeyin de özeti
Selahaddin Eyyubi’nin tabutundan sarkan eli
Buradaki rızık buraya kadarmış dendiği vakit
Başlayan asıl filmdir
Adınız bir istatistiğe veri olur
Bir kuşun yükseklik korkusudur ölüm.

Murat Özel

 

İstanbulun göğünden yağan kar, apartman dairesinin pimapeninin ardından iki yaşındaki bir çocuğu ne kadar heyecanlandırabilir ki. Tam o sırada ali heyecanla, annee baaak dedi. İşaret parmağıyla karşı binanın bacasına konmuş güvercini gösterdi. Yerinden doğruldu cama biraz daha yaklaştı ve bağırmaya başladı. Kuuuuş düşeeeysiiiin! Kuuuş düşeeeysiiin!

Kuş düşersin!

Şiir gibi ya hu!

Zehra Betül

 

Herkes gider
Ne?
Bilmiyor muydun sanki
Sevgili kalbim!
Neden hala apartman boşluğunun
gün ışığı görmeyen penceresinde
kuş sesleri beklersin..

Ali Lidar

 

Çobanaldatan kuşları sabah erkenden vadide, sanki biberli şarap içmiş gibi ötüşüyorlardı.

İmru’l Kays

 

Ey kimsesiz gelincik!
N’olurdu kuş olsaydın
bir defacık dinleseydim seni.

Süreyya Berfe

 

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

İki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
İki muhabbet kuşum.
İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim, biri mutsuz
Ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?

Didem Madak

 

alfabeye koydular ölü bir kuşun yavrusunu

Edip Cansever

 

Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.

Didem Madak

 

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

Salih Mirzabeyoğlu

 

Denize yakın oturuyorum, evden
Geldim, birkaç dergi kitap
Aldım yanıma, kuşları çağırdım
Yorulup konmuşlar tele

Ahmet Ada

 

Babam yıllarca sustu kelimeleri sevdi
bilmedi kuşların omuzlarını terkettiğini

Haydar Ergülen

 

Çok çabuk çekildin hayatımdan
Kaderle el eleydin,
Bense kederle sarhoş…
Yarım kalmıştı hikayemiz
Göçmen kuşları gibi gelip geçtin bu şehirden

Abdulhak Hamit Tarhan

 

evet madam öyleydiniz
kirpiklerinizin çevikliği fırtına kuşlarıydı

Emre Gümüşdoğan

 

İncir ağacının kuşlardan şikâyetçi olduğu söylenir

Ahmet Ada

 

Bağırasım geliyor sesim yırtıcı kuş sesi

Ahmet Ada

 

kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
her şeye rağmen ellerin üşür
üşürse beni unutma

Gülten Akın

 

Bir kuş ötecek şimdi…
Havada bir durgunluk,
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.
,
Ziya Osman Saba

 

Taş atılmış su gibi
dalga dalga yüreğim
bir abdalım, bir yabanım
kıyında
Gemilere götür beni
misafir kuşlar gibiyim

Arif Ay

 

Velhâsıl sevgili, benim şehrine yolladığım kuşlar var ya…
Âh o kuşlar… Kırılan düşlerimin elleriydiler.

Nergihan Yeşilyurt

 

Göçmen kuşlar gibi bilgilendirilmiş değiliz.

R.Maria Rilke

 

Yalnızlığın teselli çiçekleri üstümüze
Göçen son kuşların sedef gagalarından dökülür
Şehir bir mahşer gibi içimizde ölür.

Erdem Bayazit

 

Sen burada olmadığında burası çok yalnız
Şarkı söylemeyen bir kuş gibi

Sinead O Connor

 

Derken, bir kuşun çırpınışı takılır aklımın çalılıklarına,
Sonra… Dünya düşer gözümden…

Gökhan Yalçın

 

dilinin ucunda ne varsa insanın
işte ben ona inandım.
yavru bir kuşun daha ilk denemesinde
tutunmaya çalışması gibi göğe
ne bulduysam abandım
ve uça uça
karasular indi kanatlarıma

İbrahim Tenekeci

 

Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak’a doğru
Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.

İlhan Berk

 

Kadın albatros bana erkeğini anlattı
onu seçmek için epey zaman harcamıştı
albatros eşini seçmek için onu sınavlardan geçirir;
kolay değildir kadın albatrosu döllenmeye ikna etmesi
kadın albatros erkeğinden söz almalı
bir kuş başına gelecekleri bilmeli değil mi?

Ece Temelkuran

 

sondur bu akşamlar, geceler diriltir beni
bir kuşun sesinde

sen nerdesin hepimiz nerdeyiz
güneş oyalıyor ikindiyi

bir kuş sesinde

kuşla mukayyet değiliz

Turgut Uyar

 

(Bazı kuşların yuvaları kanatlarıdır)

Edip Cansever

 

biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
ya da üst üste silah atsan
kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
belki değil mutlaka
ama
bir tanesi mutlaka kalır.

Turgut Uyar

 

gözlerinde bir kuş yuvası vardır.

Necmettin Topçu

 

Kır kahveleri kuş sürüleri sonra
Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle
Demli çay, demli çayın buğusu
O yaz daha mutluydu seninle

Ahmet Ada

 

Tohumun ışığı sevdiği gibi
Tarlanın rüzgarı sevdiği gibi
Kayığın dalgayı sevdiği gibi
Kuşun yüksekleri sevdiği gibi
Seviyorum onu…

Furuğ Ferruhzad

 

Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Dem olmuş bir şairdir, sıcacık kuşlu anılar biriktirmesi bundan.

Engin Turgut

 

Kuşlar yem ararken, birden,
karın altında kaldılar;

Salvatore Quasimodo

 

aklımdan kaç kuş havalandı kaç kuş döndü yuvaya

Bayram Balcı

 

Biz, şuradan böleceğiz gökyüzünü
şurdaki bulutun kıvrımından
firtına kuşlarının döndüğü yerden tam
ve ayırmadan
hiçbir kuşu kanadından

Nuri Demirci

 

Hâfız, bu perişân şiiri yazarken fikir kuşu, iştiyâk tuzağına düşmüştü.

Hâfız

 

Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum..

Necip Fazıl Kısakürek

 

Duyduk ki, bir daha
Kuş getirmek sınıfa
İntihar olmuş cezası
Hal ve gidişat tüzüğünde
Biz kuşları tutmuyoruz ki
Kapıda koyveriyoruz
Dönüp onlar ceplerimize giriyorlar
N’apalım?

Ece Ayhan

 

Kuşlar havada, insan karada
Ölmek istemezler!

Ece Ayhan

 

Ben o kuşum
Çoktan beri kafasında uçma sevdası olan o kuş
Daracık göğsümde iniltiye dönüştü şarkım
Tükendi hasretle günlerim

Furûğ-i Ferruhzâd

 

Bir kuş olsa mavilik derdi buna.

Edip Cansever

 

bir kuş gibi usulca, hışırtılı
girdin ve bir ağaç sökülür gibi
çıktın…
-öyle!

Hilmi Yavuz

 

Kuşlar uçar çalılardan bulana dek
Bir başka kuşu, umuttur bu çatılarda

Ahmet Ada

 

Çünkü hatıralar kuşlar gibi
Dal ister konacak

Oktay Rıfat Horozcu

 

Keder kuşlarını ben de gördüm

Enis Batur

 

uzak gözler! siz kuşlardınız
ve sanki hüzün hazineleri

Hilmi Yavuz

 

kuş taraçanın kıyısından uçtu
bir ileti gibi uçtu
kuş küçüktü
kuş düşünmüyordu
kuş gazete okumuyordu
kuşun borcu yoktu
insanları tanımıyordu kuş
kuş havada
ve kırmızı tehlike ışıkları üstünde
ve habersizlik yükseklerde uçuşuyordu
ve mavi anları
delice deniyordu

kuş, ah sadece bir kuştu.

Furuğ Ferruhzad

 

bir bir yitiriyorum sevdiklerimi
ellerimden kuşlar gibi
uçup uçup kuşlar gibi
uzak dağlar ardına

Hasan Hüseyin Korkmazgil

 

Kuşlar bile kafi gelir bu dünyayı sevmeme

Soysal Ekinci

 

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Sezai Karakoç

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında

Sezai Karakoç

 

Bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni;
Hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi.
Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
(Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

Sylvia Plath

 

Yani ki gideceksen
Niçin kondun a kuşum
Masamdaki huzura!”

Serdar Ünver

 

Kuşlara takılıp gidiyor aklım

Cahit Zarifoğlu

 

Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda – yetîm-i bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar

Cenap Şahabettin

 

Selvinin ucundan
Deniz’e batan Güneş-
üzgün kuşlar

Matsuo Basho

 

Kaçın kurası Üsküdar vapuru
Saat başı görücü gönderiyor
Güvertesinden bir kuşu
Onunsa derdi başka bambaşka
Her şairle ayrı
Adı çıktığından beri

Ali Asker Barut

 

Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar,
bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak: uzaklardan gelip
geçerken kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar
– o kadar…

Orman bütün sessizliğiyle, yine yalnız,
duracak orada.

Oruç Aruoba

 

Kim dost olursa hava kuşuyla
Düşü olacak dünyanın en huzurlu düşü

Sohrab Sepehri

 

Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar

Cahit Zarifoğlu

 

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;
Şimdi dağlarında mor sünbül vardır.
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır.

Rıza Tevfik Bölükbaşı

 

Düşlerine sım sıkı sarıl
Eğer düşler ölürse
Hayat kanadı kırık bir kuştur
Çırpınıp uçamayan.

Langston Hughes

 

Ben senin med ve cezir vaktini bilirim
Fırtınalı zamanlarını
Bitkilerinin şekillerini
Ağızından narlar ve buğdaylar toplayan
Ve sonra uçup giden kuşların isimlerini

Nizar Kabbani

 

Bilmem neyi aradım bir ömür kuşlarında
Binbir gece yürüdüm hangi muamma için
Zümrüd-ü anka uçar senin bakışlarında
Benim rüyalarımda birkaç deli güvercin

Nurullah Genç

 

Bu yüzden, uçuracağım yaşlı kuşları evimden
Daha güzel onlar benim vücutsuz baykuşumdan.
Yükselip uçarak kör gözleriyle
avutuyorlar beni.
Havada çırpınırlarken siyah ve parıldayan
kömür melekleri gibi görünüyorlar
Ve söyleyecekleri hiçbir şeyleri yok
biri dışında kimseye.

Sylvia Plath

 

kapadın kapısını yalnızlığın, kalbinin de
saçının her telinde binlerce kuş cesedi

Refik Durbaş

 

Kuşlarımı da bırakayım gitsinler
Dışarıda ölürler mi sence

Didem Madak

 

Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu ciğerim yanıyor

Yusuf Hayaloğlu

 

Bana çiçek gönderme
Bir kuş ağacı gönder
Alnıma dokunanlar
İyileşmiş desinler

Ülkü Tamer

 

Bir kuşu dilinden hiç öpmedim
Belki bir gün öpebilirim
Belki bir gün rüzgar olurum ben de
Eserim başakların üzerinden
Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim
Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden

Ataol Behramoğlu

 

Ne kuşları seyreden kedi kadar heyecanlıyım artık
ne de o kuşlar kadar
salak ve kendine hakim

Küçük İskender

 

Gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca
Hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;
“Gerçi yolunmuş sorgucun” dedim, “ama korkmuyorsun
Gelmekten, kocamış Kuzgun, Gecelerin kıyısından;
Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından?”
Dedi Kuzgun: “Hiçbir zaman.”

Edgar Allan Poe

 

Tıpkı o kuşlar gibi
Uçan daha bir süre
Sonra da vurulduktan

Cemal Süreya

 

dün kumrular sokağından geçtim yine
kuşlar yoktu, ben kuşları hiç unutmadım
sen de arada bir anımsasan diyorum iyi olur.
iyi olur, kuşlar gitgide azaldı çünkü.
ağaçlar sağır, dal yaprak kör.
behçet’in kuşlara yazdığı şiirleri bir anımsa,
kuşları çok severdi behçet…unutma.
orhan gürayman’da severdi yaşarken.

Koray Feyiz

 

Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti, bedeli ödendi.
Teldeki bir kuş gibi
eski bir gece yarısı korosundaki sarhoş gibi
kendimce denedim özgür olmayı.

Leonard Cohen

 

Sabah nefes alıyor
ve bağrı
şen şarkılarla kabarıyor kuşların

Bana geliyorsun.

Serpiştiren kar değil artık,
papatyalardır..

Nihat Behram

 

yatakta: uğulduyor, tutuşuyordu
erkeğin başını gömdükçe yinine:
İçinden büyük bir kuş havalanıyor
uzağa süzülüyordu.

Enis Batur

 

masallarla gelir her çocuk
bir varmış bir yokmuş
evvel zaman içinde
bütün kuşlar gibi o da uçmuş
yuva dediğimiz işte o kadar

Arif Ay

 

İşte bunu aklında tutarsan sen de,
Simurg’un peşinde, bak, gör,
Senin de kalbinin her vuruşu
Ayrı bir kuşun dilinde,
Ayrı bir terennüm olmayı becerecektir,
Ayrı bir aksi seda…

Cahit Koytak

 

Geçti yaz, eski baharlarla avunarak
dalgada yağmur kuşları; bir yakın bir uzak.

Şerif Erginbay

 

Sense kuş uçuran şairlerden ürkerek
Kalp masajı yaparken kelimelere,
Üstü açık bir zırhlı gibi
Hızla sürüyorum kendimi dünyaya

İbrahim Sarışın

 

Uçmak mı güzel konmak mı?
Nereye çıkar salyangozların açtıkları gümüşten yollar?
Alçacıktan uçunca kuşlar, sen de heyecanlanır mısın?

Burhan Eren

 

Burada dinleneceğim, ağaçların altında!
Bayılıyorum küçük kuşları dinlemeye,
Nasıl dokunuyor kalbime şarkılarınız böyle;
Ne biliyorsunuz aşkımızla ilgili,
Bunca uzak bir yerde.

Johann Ludwig Uhland

 

Gideceksin biliyorum.
Kuşları da götüreceksin yanında,

Faysal Soysal

 

Ey uzak bağlarda öten esir kuş!
Kıştır…
Ey şubat kırlangıcı!
Bahar ölmüştür!

Ali Şeriati

 

Çimenliğe gittin, ancak payına kafes düştü!
Kafesten başka ey esir kuş ne gördün?

Pervîn-i İ’tisâmî

 

Aşk
Kuşların ardından el sallamaktır
Giden sevgiliye

Bülent Parlak

 

Kuşlar, dönecek bir gün
Ve bir kayanın üzerinden izleyecek,
Birbirine yaslı çocuklarımızı…

Hayriye Ersöz

 

Bilsem ah
Nerden gelmekte hüzün kuşları

Nizar Kabbani

 

ve sen gelirsin şafağın ilk rengiyle
penceremde kuş olmaya

Gültekin Emre

 

Ya bu kez ölenleri görmeliysek
Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım
Park bizi alır önce
Seyrimizden bir sabah kazanır
Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

Cahit Zarifoğlu

 

…Çalar kapı
Görünür annenin sapsarı yüzü
Binlerce kanadı kırık kuş o sıra
Uçmaya calışırlar kentin üstünde
Bağırırlar:
-Baba öldü!

Ahmet Erhan

 

cebime tıktığım kuşlar çok üşüyor
geriye sayacağım söz veriyorum, vurmayın
vurmayın kuşlarım ağlıyor, geriye sayacağım

anne, hangi sayıdan başlayacağım?

Altay Öktem

 

Saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek

İşte
sevmek

Sunay Akın

 

bir kuş gibi yakalandım uçamıyorum
gönlümün dilediği yere

Sami Baydar

 

bırak sevgilim yol senden geçsin
kayıkta göl var, kuşta gökyüzü
ama kimse beklemiyor kimseyi
hem gidince ne olacak bir şeyi

Haydar Ergülen

 

hiç unutamadığım yelkovan kuşu senin bakışın.

Yüzümdeki gökyüzü
bakışlarındaki kuşlarla tanıdı kendini
sevgilim senin yüzün
senin yüzün,
eski kuşların yeni seyir defteri…

Akgün Akova

 

Bir kuşun ölmeye varmak için çırpınan kanatları

Özlem Sezer

 

sana bu şiiri yazdım, sâfi safir
sana bu şiiri, soluk soluğan!
gagasında kuşlar getirecek

Perihan Baykal

 

gün batar
kuşlar dönerdi
seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

Murat Kapkıner

 

İşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi

Yunus Emre

 

Dön bana ve dinle, kuşlar uçuşuyor içimde

Erdem Beyazıt

 

Ah bu kuş, bu gidişle. uça uça gök bırakmayacak. öteki kuşlara

Cahit Koytak

 

Kuşlar gibi yalnız, yapayalnızdım açıkta

Yahya Kemal Beyatlı

 

Bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, de var sen de git
dost mezarı içim bulunmaz dibi
düşersem aklına el aç niyaz et
belki bir su yürür…içim çöl gibi…

Mustafa İslamoğlu

 

Ben, halkın
şairi, bir taşralı, kuşbaz,
koşturdum dünyada yaşamı arayarak:
kuş kuş tanıdım toprağı:
keşfettim ateşin uçtuğu yeri:
enerji kaybını
ve ödüllendirildi benim yansızlığım,
kimse bir şey ödemediyse de bunun için,
çünkü ruhuma bastım o kanatları
ve kıpırtısızlık hiç tutunamadı bende.

Pablo Neruda

 

Doldurulmuş kuşlar ağlasın şimden geri;
Paslanmış tel kafeslerde.
Fesleğen ektim gül bile bitmedi,
Dibinde kaplumbağalar sustu sadece,
Hepsi ters dönük.

Hüsrev Hatemi

 

gece 10’a doğru aradın. birkaç gün
sonra dolunay olacağını, rakı içeceğini
ve denize deniz kızları için
biraz rakı dökeceğini söyledin.
kıskandırmanın daha zarif bir
yöntemi olamazdı ama beni daha
fazla kıskandırma olur mu?
dayanamam ben buna.
taş kesilir boynuzlarım.
içimdeki kuş ölür

Lale Müldür

 

Kiraz çiçeği ağacının tepesinde,
Bir görünüp bir kaybolan
Hangi kuş ki?

Takahama Kyoshi

 

Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk
Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık
Görmedin bir arslanın can çekişen resmini
Yalnızlık kitabında okumadın ismini
Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların
Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların

Nurullah Genç

 

Dön bana ve dinle
Kuşlar uçuşuyor içimde
Loş bir keman solosu gibi
Kuşların uçuştuğunu içimde
Dön bana ve dinle.

Erdem Bayazıt

 

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Erdem Bayazıt

 

Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur.

Yahya Kemal Beyatlı

 

Biz

Kuşların teyellediği bir göğün altında
Birdenbire sökülen dikişler gibiyiz
İplerimiz uçuşup duruyor havada
Takacak yerimiz yok, boynumuzdan başka

Ahmet Erhan

 

ormanda bir kuş hızla dönüyordu.
aşık olduğumuz zaman
yürek denen ormanda bir kuş anormal bir hızla döner
ve kaçmamız gerektiğini söyler bize
çünkü her şey çok fazladır
kendi etrafında nefes kesici bir biçimde dönen bir kuş
kendini ve etrafındakileri yaralar
tehlikedir onun adı…
bunun için aşkı hiç kimse, insanın kendi arkadaşları bile istemez
kumrular sakindir bir tek
ben kumru değilim
sen de

Lale Müldür

 

Kedisi sokağa kaçmış
Biriyim ben ve içimde
Kekeme bir kuş
Ötüyor ötüyor ötüyor

Ve son günlerde durmadan
Yalpalıyor bütün sözler
Birisi adımı sorsa meselâ
Dilim sürçüyor

Ahmet Telli

 

Sabah olsun, giderim, sen kalırsın
kalır seninle, binlerce kuş cesedi
içimde sönmeyen o diri yangın
ve sessizliği özetlemek hüneri

Refik Durbaş

 

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar…

Bülent Özcan

 

Badem ağacına, çiçeğinden sual olunsa,
“Baharı bekleyin ve bunu saka kuşuna sorun!”
diyecektir.

Cahit Koytak

 

Kimse sahip çıkmadı;
Yığıldı kaldı duvar diplerine.
Yalnız kuş ayakları
Bastılar incelikle göğsüne.

Metin Altıok

 

Küçükken vurduğum kuşların ahı çıkıyor biliyorum,
Eteğini kaldırdığım kızların iki eli yakamda
Ha bir de annem var tabi durup durup üzdüğüm.
Orantısız ayıp ettim, hayatımdaki herkese..

Ali Lidar

 

düşlerinin içinden geçecek
uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana
ve severken seni,
sevdikçe seni
hep çocuk kalacağım, biliyorum.

Akgün Akova

 

Hayır, veda etme bana
Gökyüzü nasıl onu söyle sadece
Çünkü bil ki gökkubbe çökerken üstümüze
Ardıç kuşlarını kovalayacağız biz seninle

Tom Waits

 

sondur bu akşamlar, geceler diriltir beni
bir kuşun sesinde

sen nerdesin hepimiz nerdeyiz
güneş oyalıyor ikindiyi

bir kuş sesinde

kuşla mukayyet değiliz.

Turgut Uyar

 

bir kuşa bakarken hüzünlendiren, bir güle baktıkça yürek kanatan,
bir yüreği açmadan solduran, bir kadınla yatarken çocuk gibi ağlatan,

Arkadaş Z. Özger

 

Utandı yorgunluktan alçalan kuşu vuran avcı

Tahir Abacı

 

bir yavru kuşun acele tüylenişi

Veysel Çolak

 

Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı aşkda
Kim bu sahranın güzergâhında çok sayyâdı var

Fuzûlî

 

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Maskesi çabuk düşer temiz olmayanların;
Nihayet içyüzünü görerek insanların,
Göğsüme küçük bir kuş gibi sokulacaksın…

Sabahattin Ali

 

Attığım taş vurduğum kuşa değmiyor be hafız

Burak Uzun

 

bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından
su konuşmaz toplanmaz kuşlar. Ne kazandık yaşamamızdan

sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım

Cahit Zarifoğlu

 

Ve bahar yağmurları yağdıran bulutların
arasından süzülür bir gölün kıyısına konarlardı kuşlar.
Dönüşlerini anlatmamı istemezdin hiç.
Hep kalsalar, derdin, o gölün kıyısında
ya da yuvalarını yaptıkları saçak altlarında.
Kışa doğru, geceler uzar, koyulaşırdı karanlık.
Sen büyürdün, büyürdü göçebe kuşların
giderken aramıza bıraktıkları sessizlik

Cevat Çapan

 

İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi

Louis Aragon

 

tepemde bir akbaba
hırsla ölmemi bekliyor
ben ise düşünüyorum
nasıl bir tuzak kurayım ki
bana yaklaşsın da
onu vurayım

Furuğ Ferruhzad

 

eğer ey gökyüzü bir gün
bu sessiz zindandan kanatlanıp uçarsam
o ağlayan çocuğun gözlerine bakarak nasıl
vazgeç benden, ben tutsak bir kuşum derim

Furuğ Ferruhzad

 

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum.

Metin Celal

 

serçe kuşun bu her zamanki telaşı

Müştak Erenus

 

son kuşlar döker kanatlarını, bana kanatlar verdin
dilsiz sözler, her biri biraz daha yalnızlığım
ve şimdi uçurumlar sığarken iki öpüş arasına
sensiz ben kime gitsem, biraz daha yalnızlığım

Orhan Alkaya

 

Senin için öten bir kuş olsam bir dalda.

Sahir Üzümcü

 

Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.

Behçet Necatigil

 

ah nasıl aktarabilirim şiirime
kuşların uçmasını?
deniz
sanki deniz gibi kokuyor.
ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.

Bilgin Adalı

 

Kuğular mı salmamıştı ardımdan,
Sandallar mı, kara sallar mı yüzdürmemişti.
Dokuz yüz on altı yılı baharında
Pek yakında geleceğine söz vermişti.
Güya dokuz yüz on altu baharında
Kuş olup onun erincine konacaktım.

Anna Ahmatova

 

Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?

Ömer Hayyam

 

Annem yok artık, yeryüzü çok gördü onu,
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
Çok gördü
Dalgın yüreğini çok gördü
Bizim için çarpan, kaygılarla dolu yüreğini.
Annem yok artık. Bu kesin. Gelinecek bir yere gitmedi.

Ataol Behramoğlu

 

hatırlamak bir kuş
unutmak gökyüzü…

Ertan Mısırlı

 

Göçe yetişememiş bir kuş kadar üşüyor sağ elim.
Oysa büyük yüzölçümlü cümleler kurmak için
okyanuslar geçecektim.

Ece Temelkuran

 

bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

İbrahim Tenekeci

 

Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun…

Yavuz Bülent Bakiler

 

Boya kutusunu önüme koyuyor oğlum
Bir kuş çizmemi istiyor benden
Kül rengine batırıyorum fırçayı
Bir dörtgen çiziyorum, üstüne bir kilit ve çubuklar
Oğlum, gözleri dehşet dolu, diyor ki bana:
“Ama bu bir hapishane…
Yoksa bilmiyor musun baba, kuş çizmeyi sen?”
Oğlum, diyorum ona, ayıplama beni
Kuşların biçimini unuttum inan.

Nizar Kabbani

 

Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

 

Gözlerinin mavi limanında
Dağınık kayalara doğru
masum çocuk gibi koşarım
Geri dönerim,
ama kuş gibi yorgun.

Nizar Kabbani

 

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

Akşamın geceye değen teninde bir ürperti. Akşam ki
gökyüzüne yazdığı bir şiirdir kanatlarıyla kuşların

annesi yok akşamın.

Oya Uysal

 

A benim
Oğulotu bitmeyen topraklarda
Şaşırıp kalan kalbim
Senin Türkçen yok mu, anlatıyorum işte
Bir kuş kalbi misin ki ürkmek için bahane
Arayıp duruyorsu

İbrahim Tenekeci

 

Yaşam bir göçmen kuşun gariplik duygusudur.

Sohrab Sepehri

 

o kara kırlangıçlar dönecek
balkonuna yuvalarını asmaya,
ve oynaşırlarken, kanatları yeniden
çarpacak camlarına;

ama senin güzelliğinle benim mutluluğumu
seyretmek için uçuşlarına ara verenler,
hani adlarımızı da bilenler…
işte onlar… dönmeyecekler!

Gustavo Adolfo Becquerkus_siirleri Uçarken de ölür mü kuşlar

Seni çok özleyeceğim gülüş

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!

Haydar Ergülen

Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz

Lâ-edrî

Gülüşlerimiz nasıl da söndü galadan sonra sokağa atılan çiçekler gibi

Cemal Süreya

Çocuk gülüşlü ağız! Hayattan daha fazla,
Çok defa ölüm bizi tutar ince bağlarla.

Charles Pier Baudelaire

(bu sensin
ve sesin
bu terin ve tenin ıslaklığı
kal öyle
ısıt gözlerimi gülüşlerinle…)

Yılmaz Odabaşı

Bu yüzden ayağım sürçüyor. Ve yağmur
Acıyan tatlı bir gülüşle yağıp duruyor.

Hart Crane

Seni çok özleyeceğim gülüş.

M. Çolak

Biz senin gülüşünden müsaade isteyip
Yüzünün bir köşesinden atlas gibi
Kayıp düşerken.

Nâzım Hüsnü

Manzara Gülüşlü Kız

öpüşmekte güçlük çeken bir kızdı işte

Enver Ercan

İstersen yoksun bırak beni ekmekten,
yoksun bırak beni havadan, ama
yoksun bırakma beni gülüşünden.

Pablo Neruda

Gecede gülüşün,
gündüzde, ayda,
gülüşün
adanın dolambaçlı sokaklarında,
gülüşün seni seven
bu hantal erkekte;
fakat açtığımda
ve kapattığımda gözlerimi,
uzaklara gittiğimde,siirde-
geri döndüğümde,
esirge benden ekmeği, havayı,
ışığı, ilkbaharı,
fakat gülüşünü asla,
yoksa ölürüm ben.

Pablo Neruda

sizin sesinizle şakırlar,
aynı gülüş onlarda da var,

Sait Maden

Aralar mısın hatırama öyle her akşam
Ilık gülüşlerinin gölgesiyle yüklü perdelerini.

Necati Cumalı

Ey güzel çocukluk, ey utangaç güzellik.
Ey utanışın gülüşü, gül peçeli kız oğlan kızlık…

Tevfik Fikret

Mutluluğun capcanlı anıtını gördüm geçen gün
Dimdik bir yokuştan çıkıyor
Çok yaşlı bir kadınla bir erkek
Kol kola elele
Dayanmışlar birbirine
Bakışları gülüşleri titrek titrek
Sanki yapışıp kaynaşmışlar

Aziz Nesin

Hem kim kadına, sevdaya doymuş. O sırada bana gülümsediğini fark ettim. Gülümsemek dediysem bu senin bildiklerine benzemiyor benim bildiklerime de benzemiyordu, o an karşımda soyunsa gülüşünden başka şeyine bakamazdım inan. Ayak parmağının ucundan bütün bedenine yayılırcasına gülümsedi. İnsanın neresiyle gülmesi gerekiyorsa orasıyla gülüyordu işte.

Kader Büyükbingöl

Yalnızca gülüşü kaldı gülüşümde
Bir de
Sesimde yeşillenen ses, onun.

Ali Asker Barut

oturup gülüştüğümüz yerlerden geçmemeye
ve oralara hiç gitmemeye çalışıyorum..

Rıdvan Canım

Seni güvenciyle severim çocukluğumun.
Kaybettiğimi sandığım bir aşkla severim
Yitirilmiş azizlerimle beraber—Seni ömrümün bütün
Nefesleriyle, gülüşleriyle, gözyaşlarıyla severim!—Ve, Tanrı öyle istiyorsa eğer,
Öldükten sonra seni daha da iyi seveceğim.

Elizabeth Barrett


öpüldüğü yerlerden kanar aşk
acı siyahtır oysa, kanar ve boyar gözleri
gülüşlerimi tahliye et ey Panos ..! Cezasını çekmedim mi..?

Pelin Onay

Kimselerden ögrenmediği bir gülüşle

Edip Cansever

istedim ki gülüşümle senin aşkına karşılık vermiş olayım

 Furuğ Ferruhzad

“bıyıklarımız büyüdükçe
gülüşlerimiz kısaldı be abi” diyor…

Mehmet Emin Arı


olmadı mı ellerini sevdim gülüşlerini
ateşler yaktım ısındım karanlığında
yoluma çıktıkça gözlerinin akşamı
ne ürkek ne büyük olduklarının akşamı

Kemal Özer

Güneş senin, bahar senin, bak sen de bir çiçeksin;
Gül ki, benim küskün gönlüm o gülüşe özensin,
Sessiz dağlar kahkahana cevap versin, bezensin.

Rıza Tevfik Bölükbaşı

şaşarım gülüşünün ardından güneş doğmazsa

Ahmet Erhan

bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz,
içine çek, söndüğünde yakmaya geldim

Pelin Onay

Hani ya bir gülüşünle istesen,
Dünyayı gözümden azâdederdin.

Cahit Sıtkı Tarancı

Öyle güzel bir yorgun adamdı ki babam,
böyle bir gülüşüyle ve susuşuyla
emeği, ekmeği, barışı
öğretiverirdi tastamam.

Dinçer Sümer

O, kırmızı mürekkep gibi dudaklarıyla, zoruna
utanarak gülümsemeye çalışır.

bu gülüş en aldatmazıdır vaatlerin.

Turgut Uyar

Ve her şey kopar yerinden
Bir buluş bir gülüş ve unutuş ellerinden
Ellerinden beyazlıklar dökülür

Alaeddin Özdenören

Bazen, bunalıp gidesim gelir kadınım
aklıma sen gelirsin,
aklıma sevmelerin gelir.
Gülüşün takılır gözlerime
gidemem o zaman.

Gassan Satar

şte gittin
işte boşaldı odadaki yerin
işte doluştu yüreğime
birlikte geçen o kısacık zamanın tüm görüntüleri
Kırık dökük sözcükler soluk alışlar sızlanmalar gülüşler
Sıkıntılarıyla sevinçleriyle
gerilmeleri ve boşalmalarıyla
hepsi yüreğimde yol alıyor şimdi

Ersin Salman

Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca.

Ahmet Erhan

Salıver bizi, biri var ki
Bir gülüşünün verdiğini vermez sana
Yıllanmış bilgisi tüm okuduklarının
Ona bakalım ona.

Ezra Pound

sürülmüş toprak kokuyorsun
biçilmiş çayır
söğütlüğü geçince
her yer çiğdem, gelincik ellerin
baktıkça açıyor yüzün
baktıkça bulutlar ve güneş
serçeler karışıyor gülüşüne

Arif Ay

Oysa hep sulhtan bahsediyor gülüşün.

Düşsel

Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak.
-Duyuyorum o sesi şimdiden, berrak-
Geçeceğim yol, çıkacağım üç basamak,
Ellerinden sıyırıp atacağım eldiven,
Her halin, gülüşün, kokun, bütün ruhunla sen!

Ziya Osman Saba

gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
her nefeste biraz daha kısalırken
bütün beklentileri
duman duman uçuyorlardı.

Ahmet Muhip Dıranas

Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!

Tevfik Fikret

Sil yeniden yazmaya başla beni,
Yeni bir sima bahşet,
gülüşüme, bakışıma kendinden bir şeyler kat,
Kurtaramadan öl.
Malın-mülkün bana kalsın
Evlatlık al beni.

Masuma Ahadova

Bana ömrünce sürecek bir sevdayı
Mahmur bir gülüşünle vermişin.
Bileklerinden, parmak uçlarından
İnceden terli avuçlarından,
Doya doya
Öpmüşüm,
Ağlamışım…

Turgut Uyar

küçük gözleri ile bir kız bakardı takvimden
kadehimi kaldırırdım gülüşüne.
vefalıydı, iyi kalpliydi, güzeldi
sarhoş olurduk beraberce…

Turgut Uyar


Bir gülüş, bir mahzun bukle saçlarında
Bir eski çiçeği andırırsın yazdan.

Turgut Uyar

gülüşleri dolunay
öpüşleri sarmaşık

Nihat Behram

bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim..

Ali Lidar

Satmadınız mı elinizdeki şiir kitaplarını?
Ve çocukların gülüşlerini

Nizar Kabbanî

benim bir sevincim var yüzün artık akşam
bir çocuğun gülüşünü görüyorum nereye baksam

Turgut Uyar

ben sana güldüm
istedim ki gülüşümle senin aşkına karşılık vermiş olayım
ancak senin gözlerindeki hüzün
ellerimi titretti benim
Furuğ Ferruhzad
Vakit akşam.
Gün ölmek üzere.
Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.
Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.
Kara kefenini giyiniyor gün.
Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.
Ömrünün ışıkları solacak.
Hayatının perdesi çekilecek.
Dudaklarında donacak gülüşün güneşi.
 
Mevlânâ Celâleddîn
anımsamıyor son gülüşün kırsak kahkahasını
Hüseyin Yurttaş
bir şey söyle, yorgunluğumu alsın
eski sevgiler ışıldayan bir şey
gülüştüğümüz günlerin aydınlığı vursun yine
 
Hüseyin Yurttaş
birden rakıya su karışır gibi
gülüşün ağaçlıklarda
ıssız göl diplerinde aşkımız
İzzet Yaşar
Yorgun gülüşünü tanımasan da
Sürgünde söylenmiş şarkılar gibi
Yüreğine sessiz bir yağmur düşürecek
Sana bu gece bir konuk gelecek
 
Haydar Ergülen
konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda
Ahmet Telli
 
Nasıl unuturum ki gülüşü gül olanı 
Sevgilimdi, ya da ben öyle sanırdım 
O gitti, elimde bir çiçek dağınıklığı 
Bütün yolların ucunda kalakaldım. 
 
Ahmet Erhan
Salıver bizi, biri var ki
Bir gülüşünün verdiğini vermez sana
Yıllanmış bilgisi tüm okuduklarının
Ona bakalım ona.
Ezra Pound
Gülüşün takılınca aklıma,
öylece kalıyorum…
Ne bir satır, ne bir harf
Seni yazmak böyle zor işte,
Huzur nasıl anlatılır ki?
 
Azize
bir de
gülüşünüzle
tanımlıyorum
sizi,
artıyor yaşama sevincim
A. Altındal
ve gittikçe artıyor avucumda tuttuğum ateş
gülüşlerimi yok ederek bakıyorum dünyaya
 
Sıtkı Caney
 
Gitgide birçok şeyler öğrendi ya; önce gülmesini öğrendi. Mahzun, zarif bir gülüş buldu o ağız. Nereden, nasıl getirdiler bu gülüşü de oraya oturttular, bunu öğrenemedim. Kadınlığın, güzelliğin sırrı!
 
Sait Faik Abasıyanık
 
 
Gençlik, ne yazık ki, bilmiyor bugün: 
Ne gözyaşı döktürmeyen keder var, 
Ne sevinç olmadan, gülüşmek mümkün! 
Sen öldün…Zamanla dağıldı yasın. 
Üstelik de başka bir kadın buldum. 
Ne ki bende kaldı hep gözyaşların 
Gülüşünü her an içimde duydum. 
 
Nikolay Alekseyeviç Neksarov
Ölümsüz gülüşünle başlıyorum
Her güzelliğe her sevince
Bir yağmur ince ince
Sürerken beni başka zamanlara
Afşar Timuçin
Ben seni eskiden de severdim 
Ama bitecek bir rüya ürkütürdü beni 
Ya alışırsam sıcaklığına 
Ya alışırsam sevdana 
Ya alışırsam güzel gülüşüne 
Ya alışırsam sevişmelerine 
Saklardım usulca sorgularımı
Kendimden habersiz korkularla 
Gömerdim sevdanı yüreğimin en derinine
 
Gassan Satar
nefesini yüzümde tutuyorum
gülüşünü aklımda
Cahit Zarifoğlu
 
Bir gün baksam ki gelmişsin.. 
Gülüşünde taze serin bir rüzgar 
Ellerin yine eskisi kadar güzel 
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar.
 
Yavuz Bülent Bakiler
gülüşün pierre lotide bir kahve molası…
Hakan Gülhan
 Gülüşün, derin bir gölün menevişlenmesiydi.
 
Şükrü Erbaş
Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu
Arkasını döner dönmez unuttuğu zamanlardı.
Bütün güneşler, içinde doğup içinde batan biriydim
Kekeleyen bir yaşamın hecesinden gelmiştim sana.
Öyle iyi konuşuyordun ki, öyle bilerek, bana öyle yakın
Açık denizler gibiydi sesin hiçbir sözcüğe sığmayan
Gülüşünün engininden bir baş dönmesiydim artık.
Sonra bütün söylediklerini doğruladın gövdenle
Uçsuz bucaksız çıplaklığında yaşadım dünyanın sınırlarını.
Şükrü Erbaş
babam genç bir gülüşle süslemiş yüzünü
 
Aslı Durak
kardeşler ben çalayım siz görün
nasıl geçilir kiraz rengi sokaklar
soluk soluğa yeni aşklarla
yorulmaz yaşlı bir yürek bile
gülüşler ona akar da
Haydar Ergülen
Karşılaşırsak yıllar sonra
(Bilirim bu karşılaşma
umulmadık şehirde ve
zamanda olacaktır)
Tek isteğim bulabilmektir yüzünde
O yürek yeşerten gülüşünü
Unuttum sanma
Bir de gözlerini isterim
Eskisi gibi derin
 
Naim Kandemir
bir anlamı olmalı içimde yankısını büyüttüğüm sesin
nereye gidersen git kokun tenimde sen içimdesin
gülüşün bir şarapnel parçası çıkmaz bedenimden.
Kemal Bayrakçı
Yüzümde o eski gülüş yok artık
Yakamozların eski büyüsü yok
Sadece umut var, şimal yıldızım sanki
Sislerin ardından göz kırpar
 
İlker Pamukçu
Kaç çölün serabından geçti, sınamanın acıları
Susuzluğuma bir gülüşün yeter gibi
Sana geldim yüreğimin susuzluğunu gidermeye
Meşakkatsiz bulmadım seni ey sevgili
Dündar Sansur
 
Geceleri 
Yalnız ve budala ay
Bana benziyordu
Bir tuhaflık vardı gülüşümde
Büyüyordum.
Aşkı düşünüyordum arasıra
Efendisini gövdenin.
 
Bejan Matur
Güldümse inanma, bil ki bu gülüş
Güldüğüm sabahın bir rüyasıdır
Dudaklarımdaki acı bükülüş
Veda akşamının sonsuz yasıdır.
Şükûfe Nihal Başar
Güzeldir karşılıklı susuşmak
Daha güzeli de gülüşmek,
 
Nietzsche
gücünden habersiz sakin gülüşün
kamçılıyor içimdeki bütün köleleri
Murathan Mungan
Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü,
gözlerinden ziyade bacaklarına yakın,
bir lisandır onların duruşu, bükülüşü,
kadınlar! onlar varken konuşmayınız sakın.
 
Necip Fazıl Kısakürek
Gülüşün cehennem ateşidir çatırdayan
Yaşamın dibini parlatıyor kıvılcımları gülüşünün
Guillaume Apollinaire
Gizemli kokular ve gülüşler
Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde
 
Ataol Behramoğlu
bana gülüşü, gözyaşlarını verdin
böylece yıkıntılardan iyi şansı ayırdığım
şarkımı yapan iki maddeyi
ve benim olan hepinizin şarkısını.
teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için…
Violeta Parra
 
Bir gülüşüne yeryüzünü bağışlarım;
bir gülüşüne gökyüzünü;
bir öpücüğüne… bilemem,
ne bağışlamalı senin bir öpücüğüne.
 
Gustavo Adolfo Becquer
Sanki ilk gülüşünde
Yaşlanıp gitmiştir bir çocuk
Furuğ Ferruhzad
söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
 
Attila İlhan
Ey Aşkım!
Güldün mü gülüşünde
Yaşama pınarının
Türküsü çağlar
Rabindranath Tagore
Bir tatlı bakışla bir gülüşle
Eyyamı hayatımı temam et
 
Abdülhak Hamit Tarhan
O dediğim deniz kenarımda
Yavaş sesle konuşan
Kadınlar otururdu.
Kahkahayla gülüşen
Genç kızlar bulunurdu.

Behçet Necatigil

Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

Şükrü Erbaş

Kendine gülüyorsun sonra da Cehennem ateşi gibi
Gülüşün etrafa saçılıyor
Gülüşünün parıltıları yaldızlıyor dibini yaşamının

Guillaume Apollinaire

Ellerinden bu yana ne sevinç gördü ellerim,
Ne de “elveda”dan bu yana bir
gülüş salıverdi dudaklarım.

Hart Crane

Ne halt edersen et en çok sedef bakışını arıyorum senden ayrıyken
En çokdan çok da dünyaya meydan okuyan gülüşünü

Akgün Akova

Senin yanında yeniden buluyorum adımı
Uzaklıkların tuzu altında gizlenmiş adımı
Yeniden buluyorum öfkenin ateşini saklamayan gözlerini
Bir de karanlığı bir alev gibi delen gülüşünü

David Diop

teşekkürler güzelim
seni tanıdığım için teşekkürler
bedenin iniltin gülüşün hayatın
sesin olan sessizliğini senin
aşkın
teşekkürler kötü talihim benim
teşekkürler göklerimin yıldızı..

Mehmed Uzun

ah… ben hasrete tutsağım
hasretler tutsak bana.
bıyığımdan gülüş sarkmaz

Ersin Ergün

Kimdir bana gülümseyen yeşillik balkonundan
Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor.
Bir gülüşündü gençliği döndürdü yolundan;
Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor.

Cahit Sıtkı Tarancı

Benim zavallı gülüşüm, seni isteyen,
Hıçkırık dolu şarkım karanlıkta yitip giden.
Artık varmak istiyorum ben yolumun sonuna.

Georg Trakl

ve sonra çek çıkar bir gülüşünle
bütün mutsuzluk resimlerinin dışına
bir yerim olsun benim de bir dalım
sevginin insanı güzelleştiren
o incelikli güven ülkesinde…

Şükrü Erbaş

gülüşünün aylasıyla büyülü
o derin göllerini gamzelerinin
içinde ömrümün yudum yudum yunduğu
o en temiz yerlerini öperim.

Şükrü Erbaş

beni böyle anımsa
küçük bir gülüş
sıyırıp geçerken dudaklarımı
boynumda sessiz öfkemin damarlanışıyla
yanağında ürkek soluğumun buğusu
karşıdan karşıya taşkın
bir şarkıyı yinelerken içimde

Tuğrul Asi Balkar

o duru çocuksu alnın ölüme yüz sürmez
sır vermez bir gülüşle kıvrılır dudağın

Tuğrul Asi Balkar

bizim olmayan insanların arasında
yaşamak,
bizim olmayan
şarkıları mırıldanmak,
bizim olmayan bir
gülüşle
gülmek,

Miguel Angel Asturias

Tenhaydık, tarumardık hayat valsinde
Çocuk gülüşlerine ilikli iki haylazdık

Serkan Engin

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ümit Yaşar Oğuzcan

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

Attila İlhan

Tüm cümleler var olma savaşı veriyor onun güzelliğini anlatabilmek için,
sözlerin gizli bahçelerinde.
Kelimeler insicamsız sarsıntılarla deprem yalnızlığı yaşıyor,
görüyor musun fecr-i sadığa göz kırpan efsane güzelliğin ölümsüz gülüşlerini?

Nail Varal

kırmızı bir yunusun
havada sıçraması olurdu senin
gülüşün ama gülmüyorsun.
beni boğmak mı istiyorsun?
benim zaten boğulduğumu
fark etmiyor musun?

Lale Müldür

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

La Edri

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Erdem Bayazıt

Sen benim çok gülüşlü kalbi güzel
Düş çocuğu arkadaşım değil misin
Bitsin artık şu güz sıkıntısı
Bak bahar geliyor…

Engin Turgut

Bir akarsuydu yüzün, gülüşün çırılçıplak
duyguların insan yorgunu. Orada birikip durdun
bir karanfil usulca çizdi bugünün şafağını
şimdi bir kez daha sensizlik
boynumda yeni bir yara.

Veysel Çolak

Daha demin titrek dokuyordu aşkı
Konuşan bakışlar, ince gülüşler
Daha demin vardı

Behçet Necatigil

efendim muttasıl gülüşmüştük sizinle oralarda; gemilerin yorgun durduğu gecede

Cafer Turaç

Hayatta ve ölümde ayrıldık
Ayrıldı iki beden
Gönüllerimiz ayrıldı
Seslerimiz ayrıldı birbirinden
Ellerimiz ayrıldı
Kokularımız
Aynı yatakta uyanmalarımız
Gülüşlerimiz
Gözyaşlarımız
Düşlerimiz ayrıldı birbirinden
Ruhun içindeki gece
Kapladı her şeyi birden

Ataol Behramoğlu


Bir o gülüşü kaldı
Şimdi duvarlarımda
Görmeye ömrümü adak sunduğum
Bir o gülüşü…çın çın
Sesi yüreğimin kıyılarını döven
Üşüdükçe anısıyla ısındığım.

Şükrü Erbaş

Usul gülüşlerimizde hüzün lekeleri
Küçük ayrıntılara yöneldik nicedir.
(İçedönük duygulu karamsar)

Şükrü Erbaş


Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze

Nahit Ulvi Akgün

Başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi
Gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi

Behçet Necatigil

Kısacası:
yoncalara oyalanmış gözlerinde
usul usul uçuşan kelebeksi o gülüş

Nihat Behram

Gülüşü gülüşüme denk, andıkça parıldayan
Andıkça parıldadığım,
Kanmayan, kandırmayan;
Öfkesi kirlenmemiş,

Nihat Behram

Bana bakan bir genç kız;
Kim bilir hangi çılgın ihtirası saklıyor gülüşünde?

Mustafa Burak Sezer

beni güzel hatırla 
sana unutulmaz geceler bıraktım 
sana en yorgun sabahlar… 
gülüşümü…. 
gözlerimi… 
sonra sesimi bıraktım 
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka…. 
 
Okan Savcı
Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
Hatıraların bu yanma vaktinde
Sensin hep, sen, esen dallar arasından
Ahmet Muhip Dıranas
bu zemheriler ortasında güzelim
afrika sıcağında mı getirdin gülüşünü
 
Devrim Murat Dirlikyapan
bir sen varsın hep saçların ağzın
bir merdiven hücresinde
uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem
seni sonsuz gelişinle
saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor
Cahit Zarifoğlu
üç harfli bir sözcük gibiydi yüzü
gülüşü manzara
 
Enver Ercan
Hayatta ben en çok kendimi sevdim:
Mutsuzluğa eklenen bir gülüş gibi
Baki Ayhan T.
yüzün de olmasaydı
dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün
günlerim neye benzerdi, ya ömrüm?
 
Şükrü Erbaş
burada bitiyor bir sevda, ele avuca
sığmayan kederle, kimi gülüşler ve bir
o kadar da unutulmaya yatkın anılar
bırakarak geride; belki de birkaç şiir..
Ahmet Erhan
bir gülüşün kalmış bir düş olmuşsun
herşey çığlık çığlık herşey yalnayak
 
Sıtkı Caney
güldün o zaman, beni uyandırdı gülüşün,
aklım başıma geldi bir anda.
benden ne istiyorsun şimdi söyle.
cennetimin kapısını sımsıkı örttüğün bir sırada?
Sun Yu-T’ang
bu gülüş en aldatmazıdır vaatlerin.
yıllarca sonra bir uzak gurbette bile;
zulmüne dayanılmazken yalnız saatlerin,
bir yeşil yaprak üstünde gözlere,
görünür, uzaklaşır…
 
Turgut Uyar
Hatmettim bakışının içinde yatan çocuk gülüşlerinin tüm surelerini.
Sayfa sayfa belleğime kazıdım kadife ellerinin süt kokan yanlarını.
Her santimetre kareni tertip ve kıraate uygun okudum.
Nereden okumaya başlamamı istersen iste,
okurum şimdi seni ben.
Bende, hangi sayfayı çevirirsen çevir sen çıkarsın karşına.
Hangi noktayı kaldırsan kaldır gülüşünü görürsün ardında.
Nail Varal
Yani ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
 
Ahmet Hamdi Tanpınar
Tanrı gülüşünle öfkeni almış senin,
Birinden cennet yapmış, birinden cehennem.
Sen cennetimsin benim, ben senin uslu kulun:
Açılsın kapıları bana cennetimin!
Ömer Hayyam
bir kadının gülüşü
kıpkırmızı bir karanfil
şiir olur şairin gözlerinde
ama şairin gözleri
şiir değil
 
Hüseyin Avni Dede
Bir çocuğun gülüşüne gömün beni öldügüm zaman
uçsun, uçurtmasında kanadı kırık gülüşlerim
bir genç kızın düşüne
bir martının süzülüşüne
sevginin kundağına sarın gözlerimi yumunca
üşümesin yüreğimdeki incinmişlikler
Nuri Can
dayanmak çok zor anne
dindirmez artık en serin gülüşler bile
içim yanıyor anne
çözülmez bir düğüm bu bağlandım bile bile
 
Sıtkı Caney
Meyvelerini taşıyamayan
Ağaçlar gibiyim
Sularını taşıran ırmaklar gibi
Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca.
Ahmet Erhan
 
her aşktan böyle bir şiir kaldı bende
yaşamımın bir dilimini özetleyen
unutuşun çiçekleri bunun için hiç açmıyor
donuyor bir gülüş tek bir dizede
yaşanmış yüzlerce anı, buruk bir özlem
çivileniyor beynimin bir yerlerine
geride -hayır- acılar filan da kalmıyor
bir boşluk yalnızca, uçurumlara özenen
 
Ahmet Erhan
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
“Tükürsem cinayet sayılır” diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Ahmet Telli
Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür,
Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
Alıp gitmiştir.
 
Cahit Külebi
İşte ben hep böyle bildiğin gibi:
Kaderi öpüp başıma komuşum,
Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum,
Belli efendim, besbelli
Yaşamaktan soğumuşum.
Turgut Uyar
Gerçi düşündüm de senin şu başyapıt gülüşünü
Bir şair daha anlatmıştı.
 
Ozan Can Türkmen
Ve hazırım yeniden
En uzak yollara gitmeye;
İçimde bir sevinç
Dudaklarımda bir gülüşle;
Jose Marti
 
Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün. 
Gördüm ben.
 
Bejan Matur
Sen başka gönüllere yelken açmanın telaşında
Yeşertirken düşlerini
Ben, silik bir fotoğraftan çaldım gülüşlerini.
Yadigar Ünver
ah çocuk ah kadın ah sevgili
sözlerin aşkı anımsatsa da
gülüşünde onmaz acılar gizli.
 
Haydar Ergülen
Bir an iki yabancı olduğumuzu düşündüm. Sen bir anda kalkıp yerini başkasına verince, bütün konuştuklarımız, gülüştüklerimiz hayal gibi geldi…. Zamanı geldi sen gittin, ben bu hayalden uyandım irkilerek…
 
Güneş Bor
Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,ben geçtim…Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile… Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.

Şükrü Erbaş

bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen

Mahmut Avcı


Bir zeytin ağacının gölgesinde,
Ağustosböceğinin sesinde,
nasıl canlanıyor şimdi
zamanın göz kırpan ışıltısında
o deniz feneri gülümseyişin.

Çevat Çapan

çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme

Nuri Demirci

Bir sona geldiğin için ağlama,
onu yaşadığın için gülümse

G.Garcia Marquez

Geçip giden evsiz bir sokak durup baktı da pencereme
yüzünde donmuş bir gülümseme
nasıl da içli, sessiz,
nasıl da ince, ürkek,
dokunsam parçalara ayrılacak.

Oya Uysal

sarılayım diye sana geldim
oysa gördüm yapraksız bir dalsın
umudumun gözünde sen
ölümün gülümsemesisin

Furuğ Ferruhzad

gülümsedik gelincik
karanfil nakışlarda

gülümsedik birlikte
yürüyüp sobaya doğru

Behçet Aysan

akşam ıssız bir ağaç biçiminde
sırrı dökülmüş aynalarda görünür
(bakmak, uzaklara dokunmaktır
sen benim en alımlı gözlerimsin)
bakışını duyar gibi güllerden
tıpkı enli ve kalın hüzünlerden
bana bir gülümseme biçer gibisin

Hilmi Yavuz

“Böylesi şeyleri yüzüne bakarak söyleyemem. Ama yüzünü dönmemelisin, ne olursa olsun. Hadi, şimdi git artık.”

Bir an omuzlarımı sıktığını hissettim. Ve başımın arkasını öptü. Beni gitmem için itti. Durup geri bakmadan önce iki üç basamak indim. Gülümsüyordu, ama hüzünlü bir gülümsemeydi.

“Lütfen uzun sürmesin,” dedim.

Yalnızca başını salladı. “Hayır, çok uzun değil” mi, yoksa “Umutlanma, uzun sürmemesi olanaksız” mı demek anlamına geldiğini bilmiyorum. Belki kendi de bilmiyordu. Ama üzgün bakıyordu. Umutsuzca üzgündü.

John Fowles

bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

Arkadaş Zekai Özger

Dedim, deniz de bendim, düşleyen de denizi
Ve sabah olur olmaz üstünde derinliğimin
Bir gülümseme gibi bulacağım kendimi.

Edip Cansever


Kıyıdan el salladık beyaz bir gemiye
gemi gülümsedi. Ne top atışı, ne bir bayrak, ne isim
anladık bir dosta veda ettiğimizi…

Zerrin Taşpınar

fotoğraflarda kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık

Pelin Onay

anlamazdık, bu dünyaya alıştık, şimdi zor geliyor
dünyadan gitmek, bazen rüyama geliyor, kısacık
kalıyor, bir gülümseme kadar. çok uzatma diyor
şiiri kimse anlamaz ve ömrün de uzamaz bundan,
insan yanlışlarıyla büyür, aşkı uzun boylu sanırdım
anladım ama ne zaman, harflerinden de kısaymış aşk,
bazen yazıncaya kadar geçiyor, bazen zaman alıyor
aşkı içimizdeki ormandan kurtarmak aşk kısa, şiir uzun,
sözgelimi bir ağaç kaybolsa da orman yine orman,
ya bir harfi kaybolsa, zaten kaç harf ki insan.

Haydar Ergülen

Uykusunda üzerine kirazlar dökülen
kristal bir bahçenin gülümsemesi olmalı bakışlarındaki…

Engin Turgut

karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık
o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin

Zafer Ekin Karabay

Dokunmaya kıyamıyorum sana çimen sana gelincik sana mine çiçekleri sana sümbül
Öyle masumsun ki kırlangıç sana getirsin diye gülümsememi bu sevdalı rüzgara veriyorum

Haşim Hüsrevşahi

son nefesi şairin
hazin bir veda ediş
sonsuza gülümseyiş bir musalla taşında….

Naime Erlaçin

Sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın…

Yılmaz Odabaşı


Gülümsemelerle dudaklarımızda
Yaşamın tam ortasında sanırken kendimizi
Ölüm hıçkırır birden içimizde
Ta içimizde

R. M. Rilke

uysal bir gülümseme tek sızlanışları
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları

Attila İlhan

Tam ‘unuttum’ dersin geri gelir, gülümser ve inandırır seni aşkına. Hiç kopmayacakmış gibi bağlanırsın; O çekip gider bu defa”.

B.Vian

“Bir kere gülümsedi, gerisini hatırlamıyorum..”

La Edri
Önünden bulut geçen
yeşil dağ gibi
gülümseyip durma.
Aşkımızı ele vereceksin.
 
Otomo Sakanoe Hanım
Birşeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün, sonra onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun. 
 
S. Plath
 
Onu bir kez daha böylesine tasasız,böylesine içten gülümserken ancak yirmi altı yıl sonra,solmuş bir polaraid fotorağrafta gördüm. 
 
Uçurtma Avcısı
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim. Ona böyle yazdım. Merhametle bakarak gülümsedim. Görünüşü acımayı da zorlaştırıyor insana…
 
Cahit Zarifoğlu
sevgilim beni geçmiş yazlara sal
ılık yaz akşamlarına
denizin ve göğün ritmine sal
dalganın ve günün beyazına.
sen de kıyısında kal dalgaların
gülümse.
 
Birhan Keskin
Bir an gülümseyen talih, değişen kader
Ömrümde bir tek o sonbahar.
Ömrüm oldukça anacağım,
Bir rüya görür gibi geçtiğimiz sokaklar.
Ziya Osman Saba
Nereden bilecektim 
Öğrendiğimde hayata dair herşeyi 
Ölümün gülümsemesi 
Yansıyıverecekti penceremden 
 
İlhami Atmaca
Kocam ve çocuğum gülümser aile fotoğrafından;
Saplanır derime gülüşleri, gülümseyen küçük çengeller.
Sylvia Plath
 
Eskiyen yüzümün yeni gülümseyişi, hoş geldin!…
 
Tayfun Talipoğlu
“Yalnızlık nedir?” diye sordu çocuk
Gülümsedi kadın
“Memeden kestiğimde seni
İçimde doğan boşluk gibidir” dedi.
Gassan Satar
 
 
Bir gülümseme geçecek hızla, yüzlerinde,
Hem sakin hem cömert bir gülümseme –
Birazcık da yüz veren –
Ah, ne çok istek duyuyorum,
Vermek için ömrümü, böyle bir gülümsemeye!
 
Ai Çing
Gözyaşları bir sırdır
gülümseme bir sır
ve bir sırdır aşk.
Aşkımın gülümsemesiydi
gözyaşları, o gecenin.
Ahmed Şamlu
Ben henüz ögrenmemiştim
Hasta babayı üzmemek icin
Gülümser görünmeyi..
 
Ahmet Erhan
Gülümsedim o sıra,
Bazen sevinirim,
Sevinmek nedense hep yedi yaşında
Ve ah… dedim sonra,
Ah!
Didem Madak
Beni hatırladıkça
Arasıra gönlümü al
Sokakta görünce, gülümse
Yanıma yaklaş
Az elin elimde kal
 
Ziya Osman Saba
Bekler mi beni
Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
Bir sürü yaz gününün içinde
Edip Cansever
 
beni böyle anımsa, böyle düşün istiyorum
gülümseyen bir adam, ağlar gibi, sarsak
anla ki, yitik bir ülkeyi korumaya benzer
bir şairin sevgilisi olmak…
 
Ahmet Erhan

saçların uzundu omuzlarına akardı
gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
onlar mı kestiler sen mi kısalttın
gülerdin içimize aylar doğardı
görünmez dağların arkasından
eski gülümsemeni beyhude aradım
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değimisin birden tanıyamadım

Attila İlhan

Gözyaşları bir sırdır
gülümseme bir sır
ve bir sırdır aşk

Ahmed Samlu

İyi geceler, ey kader!
Bir kez daha gülümse

W Shakespeare

Dedim ki: Ben senden bir şey istemiyorum, gülümsemeni eksik etme yeter.
Senin sesin, benim en sevdiğim şarkıydı.”

Ahmet Ümit

Aradığım nedir o kentten bu kente?
Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir
Gider heyecanlar istekler gülümseyişler
Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir.

Ahmet Erhan

Tıkanarak, “şakaydı
Bu olanlar! Diye bağırdım.
“Gidersen ölürüm ben!”
Ürkütülen bir ilgisizlikle gülümsedi ve:
“Rüzgârda durma…” dedi bana.

Anna Ahmatova

Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum.

Orhan Veli

Tanıyorum seni
Gülümsememden öpmüştün beni

Zeynep Güngör Kaya

Otake-san hafifçe gülümsedi. «Sonra yaşlıların tecrübelerinden mutlaka yararlanmak isteyeceklerini de hatırından çıkarma. Ne de olsa ellerinde ondan başka bir şey kalmamıştır artık.»

Travenian

Eskiden her konuda konuşurdum istekle
Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi

Şükrü Erbaş

ne bu şiir ne de bu şehir önemsiyor
yüreğimdeki sevdanın ağır devinimini
bir sen farkındasın be rengin
kürtçe gülümsediğimin

Hasan Tangulus Seni çok özleyeceğim gülüş

Hande-rûluk eser-i rahmetdir
Türş-rûluk sebeb-i nefretdir

Nâbî
(Güler yüzlülük Allahın bir hediyesiyken ekşi suratlılık herkese nefret verir.)

Gonçenin gitti başı araya bir hande ile
Var kıyâs eyle bu gülşende dem-â-dem güleni…

Nevres-i Kadîm
(Goncanın başı bir gülüşüyle boşa gitti- kesildi- var sen düşün gül bahçesinde her zaman gülenlerin halini.)

Hande-i zlri gibi şa’şa’a-ı subh-ı ümid
Çeşm-i habldesi şfır-etgen-i hab geldi bafia

Esrar Dede
(Alttan alta gülüşlerini, umut sabahının ışığı; uykulu gözlerini, karmaşa çıkarmaya hazır fitne gibi algıladım.)

Nedür bu handeler bu işveler bu nâz u istiğnâ
Nedür bu cilveler bu şîveler bu kâmet-i bâlâ

Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü hâm-be-hâm kâkül
Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşg-âsâ

Nedür bu ârız u hadd ü nedür bu çeşm ü ebrûlar
Nedür bu hâl-i Hindûlar nedür bu habbetü’s-sevdâ

Miyânun rişte-i cân mı gümiş âyine mi sînen
Binâgûşunla mengûşun gül ile jâledür gûyâ

Vefâ ummaz cefâdan yüz çevürmez Bâki âşıkdur
Niyâz itmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ

Bâkî

Cûş-ı mey şeydâsıdır keyfiyyet-i güftârımın
Hande-i gül mestidir peymâne-i ser-şârımın

Neşve-i mey dâmen-i destimde bir ser-çeşmedir
Câm-ı Cem bir lâle-i hod-rûsudur kûhsârımın

Vasf-ı kaddinle kıyâmetler kopardım şöyle kim
Mihr-i mahşer şemse-i dîvânıdır eş‘ârımın

Bü’l-aceb kâşâne-i nûrum ki tâb-ı âftâb
Mevce-i deryâ-fürûğ-ı tâbıdır dîvârımın

Vasf eden subh-ı bahârın safvet-i tab‘ın Nedîm
Görmemişdir cûşiş-i feyzin dil-i bîdârımın

Nedîm

Bezmimiz rûyun ile reşk-i gülistân olsun
Handelerle leb-i la’lin şeker-feşân olsun
İ’tizâr etme Nedîmâ sana kurbân olsun
Gel benim kaşı hilâlim bize bir ıyd edelim

Nedîm

Bir pür nemek kirişmesi bir tatlı handesi
Bir şekkerin tekellümü bir hoş edâsı var

Nedîm

Gülü iltifâtı edüp hande-rûy
Bahârâna ahlâkı bahş etdi bûy

Nedîm

Düşme cânâ dillere sırr-ı dehânın fâş edüp
Gonca-yı la‘lin açılmasın gül-handeye
(Gülleri memduhun iltifatı açtırırken, ahlakı da baharlara koku verir.)

Lebin ki nâz ile bir hande eylemişdi henüz
Onun çemende girîbân-ı gül derîdesidir

Rindden râh-ı mahabbetde girân-bârcadur
‘Âşıkda kor mı tâkat ol hande-rûlıcuklar

Nevbahâr-ı gamına bülbülüz ol gonce-femün
Ararız hande-i dîrineyi giryân olarak

(O gonca ağızlının gam bahârına bülbülüz; eski gülüşü ağlayarak ararız.)

Sabr ü tâkatsiz çıkup bir gül dahi peydâ eder
Hande sığmaz goncenin zirâ leb-i handanına

Nedîm

Oldı sermâye-i hayret bana bîm-i ümmîd
Bilmem eyleyecek girye midür hande midür

(Ümit korkusu bana hayret sermayesi oldu. Gülmek mi, ağlamak mı gerek bilmem.)

Nâbi

Hande-i gonca temâşâ-yı nihâlindendir
Tâbiş-i şu‘le gül-i berk-i cemâlindendir

Nedîm

Ol hande-i şîrîn leb-i handâna virilmiş
Bu girye vü zârî dil-i nâlâna virilmiş

Enderunlu Hasan Yâver

Handeye ol dehen-i tengde çün yok imkân
Bir tebessüm de mi mümkin degül ey gonce-dehân

Şeyhülislam Yahyâ

Her ne denlü olsa güllerle gülistân hande-rû
Eylemez ârif gül-i sûrî safâsın ârzû
Ehl-i dil olmaz na’îm-i reng ü bûdan hisse-cû
Gâhi ammâ lutf-ı cüz’îden olunsa güft ü gû
Ârife bir gül yeter dirler meseldür gerçi bû
Bulmadum ben o güli gezdüm bu bâgı sû-be-sû

Cevrî

Söz deminde òande-i laèlüñ ki bir gül-destedür
Gûyiyâ bir âl nâzük rişte ile bestedür

(Sevgilinin gülüşü âşık için gül bahçesidir. Âşık la’l cevherinden meydana gelen gülüşe
hasrettir.)

Üsküplü İshak Çelebi

Mecnūn gibi Rāif’i śaĥrāya düşür de
Eyle yüzüne ħande ne derlerse desinler

Raif Bey

Âşık-ı şûrîdesin gah öldürüp geh dirgüren
Gamze-i düzdîdesiyle hande-i pinhanıdır

Ahmed Paşa
(Aklı başından gitmiş âşığını kah öldürüp kah dirilten sevgilinin hırsız gamzesi ile gizli gülüşleridir.)

Oldu ser-mâye-i hayret bana bîm ü ümmîd
Bilemem eyleyecek girye midir hande midir

Nâbi

Yadında mı doğduğun zamanlar?
Sen ağlar idin gülerdi âlem;
Bir öyle ömür geçir ki olsun
Mevtin sana hande halka matem.

Sa’dî-i Şîrâzî

hande-gulus-siiri Seni çok özleyeceğim gülüş

Yol Yolcu ve Yolculuk Şiirleri Bercestesi

Orçun Üçer Beyefendi’ye

Ses mi çiçek mi desem;
Işık mı renk mi desem;
Sanki geçtiğim yolda bir şey unuttum.

Şükûfe Nihal Başar

yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir

Attila İlhan

Yine zevrak-ı derûnûm kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-î seng-sâre düştü

Şeyh Gâlib


hem birazdan yolcuyum
ben nasıl sevdim

Sıtkı Caney

eksileceğim kadar eksildim
dönüşün yollarında buraya gelirken
geriye pek bir şey kalmamış

Murathan Mungan

Yalan olur sevmedim dersem;
Ama yolcu yolunda gerek.
Ey ömrümün uğuldayan durağı;
Yanlış hesaptan dönerek,
Benli günlerini sil istersen.

Metin Altıok

Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Ahmet Telli


Güç olmadığını söyleyemem yolculuğun kırık tekerleklerle filân

Ezra Pound

Ve yolculuk hatıralarını
Çok… ama çok özledim

Nizar Kabbani

sana yolculuğum hiç bitmez

Neşe Yaşın

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden
İnanırdım saadetli yolculuklara
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz
Bütün hızımla koşardım dalgalara
O aman beni görseydiniz

Özdemir Asaf

ve anlıyorum, sorular yolarkadaşlığının başlangıcıdır
sorular, yol arkadaşlığının bitişidir

Zeki Bulduk

Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

Ahmet Telli


Uğurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara
Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
Senin senden başka kimin var ki beklesin

Aziz Nesin

uzun yolculuklardan sözeden erkeklerden korkacaksın

Küçük İskender

Akşamları son yolcular geçerken kırdan
Nazarların dalıyormuş, yıllardan beri
Bir seyyahın bekleniyor gibi haberi!

Yusuf Ziya Ortaç

Hoşçakal çocuk, ellerimizden kaydın,
Şimdi dönüşü olmayan bir yoldasın.

André Chénier

Artık varmak istiyorum ben yolumun sonuna.

Georg Trakl

Gönlü üzgündü. Yüzü uzun yolculuk yapan bir yolcunun yüzüne benziyordu.

Gılgamış Destanı

Genç adam ben kalayım
Dedi kendi kendine
Ben burada kalayım
Ama sonra kalktı
Diğer yolcuların ardından
Otobüse bindi

Nirvana – Bukowski – Tom Waits

Faydasız olsun, yine de
bir ağaç gibi olsun bu yazdıklarım:
Kökü toprakta;
başı gökyüzüne dönük.
Belki kimse bahçesine dikmez,
şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu.
Ama
uzak, kıraç bir ıssızlıkta
bunalmış bir yolcu
dibinde oturacağı,
sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye
ferahlarsa
bu yeter.

Chuang Tzu

kıssalarla büyüyen bir yol eriydi babam
yanlış bir hayatın doğrusunda ısrar.

Kemal Varol

Hereke’den çıktım yola,
Selâm verdim sağa sola,
Haydi, benim bu dünyaya garip gelmiş şairim,
Yolun açık ola.

Orhan Veli

Bu defa farkına vardım ki ihtiyarlamışım.
Hayatı bir camın ardında gösteren tılsım
Bozulmuş anlıyorum, çıktığım seyahatte.
Cihan ve ben aynı değiliz artık eski hâlette.

Yahya Kemal

Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla
Savrulmaya başladı karlar etrafımızda.
Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü,
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü

Faruk Nafız Çamlıbel

-Bir kere görse gözüm köyün aydınlığını
Kül bağlar içerimde bu kızıl kor yığını.
-Senin de yolun biter, diner gözünde yaşlar,
Benim uğursuz yolum bittiği yerden başlar!

Faruk Nafız Çamlıbel

Mademki henüz gelmedi son yolcum ufuktan?
Ömrümce neden yılları zincir gibi çektim,
Mademki bir aşk uğruna can vermeyecektim?
Bir müjde taşır her gün uzaktan bana rüzgâr;
Elbet gelecek, gelmedi, bir beklediğim var!

Faruk Nafız Çamlıbel

Ol şeb-rev-i mi‘râc-ı hayâlim ki cihâna
Sıdk-ı nefesim bâd-ı seher gibi ayândır

Nef’î

Düşdi seferüm diyâr-ı derde
Kimdür mana yâr bu seferde

Fuzulî


Yollar
Ki gider kimsesiz, tehî, ebedî,
Yollar
Hep birer hatt-ı pür-sükût oldu
Akşamın sîne-î gubârında.

Ahmet Haşim

ben hep yollar düşledim
derin yollarda yürürken

yollar gül sesleridir
beni yazın ta içine çağıran
gitsem mi? yoksa daha
erken
mi akşamın kovanında
anılar oğul verirken

Hilmi Yavuz

Geçersiz bir yolculuk seninki
dönüp arkana bakıyorsun.

Veysel Çolak

Sen elimden tutunca
Yolculuk basardı içimi
Külrengi bulutlara takılıp günlerce…

Tuğrul Tanyol

o hınzır çocuklar yok şimdi
seni o denli sevmek yok
tren yolculukları yok

Betül Dünder

hiçbir tren yolculuğu dindirmeyecek yüzümdeki yaralı hayvanın sesini
seninle hiçbir yere varamadığımızda fark ettim
dünyayı unutmak için yanlış aşkı seçmişim

Jan Ender Can

Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Aşık Hüdai

en çok da bir yolculuğa çıkarken
dönüp dönüp sarılışını

Ahmet Telli

Oysa vakit çok erken
Öpünce seni gözlerinden
Yolculuk başlayacak..

Sen de yoksun başucumda
Gözlerimi kim kapayacak?

Şinasi Özden

o bir çay istemişti, trenin içinde
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
ben yalnız kalmıştım, senin içinde
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

Haydar Ergülen

yollar sellere gider. açılır parklar artık kuşlar dağılır
bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağırmak hiç keseye mi kalır

Cahit Zarifoğlu

Özgürlüğünden uzakta kanıyorsan
çiçeklerin en incitenidir
umut yolcusuna sunulan karanfil

Babür Pınar

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber

Turgut Uyar

Deniz nerede pırıl pırıl,
Nerede yolculuklar, yollar..
Orada adımlarım var.

Özdemir Asaf


Yolculuktur aşk.

Esra Güzelipek

Her yolcu gibi, nereye gitse,
sılasını yüreğinde taşıyan bir yolcu.

Cevat Çapan

Çıkarsın uzun sürecek yolculuğa
Başka limanlara başka kıyılara doğru

Ahmet Ada

Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

Haydar Ergülen


İçimde acıyla yürüyorum yolları
Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
Kimse karşılamasın istasyonlarda beni

Haydar Ergülen

Yürümeden bilinmez yolun hilesi;
vaad edilmiş her şey yalan.
Yürüdükçe yakınlaşan dağ, kalbim;
ama o sevişirken hep gözlerini kapar.
Tenimi titretir rüzgar
kendime yürürüm!

Asuman Susam

Uzun bir yola benziyor aşkımız, kıyısında
biri durgun biri çalkantılı iki deniz
uzun bir yola benziyor aşkımız, esasında
yol alsak da yolcu falan değiliz

Adnan Satıcı

Övgü sözleri kalsın
Yol bittikçe yenik
Yolcuyum ben
Sana dönmüştü yüzüm
Sayım sayıldı, günüm doldu
Bir bilet, sallanır durur
Elimin ucunda
Teşekkür sana, ömrümün bir yanını
Okşadın, canımı yaktın
Yolcu ettin

Barış Pirhasan


İkimizin sığınağı aşkın evinde
doyamamak birbirine
Denizler ortasında bir salda
yolculuk ışıklı bilinmezlere

Neşe Yaşın

yaşamım uzun bir deniz yolculuğuna
dönüşmüştü

git git varılmayan
kıyısız bir deniz.

Behçet Aysan

yolculuğun sonuna yaklaşmıştık.
bir akşam vakti,
tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
bir denizkızı istedim.
gittiler ve bir daha görünmediler.

Akgün Akova

Sanki rastlantının yedeğinde ilerleyen bir geçitteydik seninle
Kendi yolumuza gidecektik çıktığımızda
bir daha hiç görüşmeyecektik
Çaktırmadan ikimizde yolu uzatıyorduk aslında

Murathan Mungan

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Yahya Kemal Beyatlı

demesi kolay ama
öylesine yanıyor ki içim
bir garip çöl yolcusu gibiyim.
doymak için susuzluğuna
seni yudum yudum değil
damla damla içeçeğim

Gülten Akın

Artık yolumun sonuna varmak, tek istediğim.
Bırak gireyim senin tapınağına.
Bir zamanlar ki gibi, çılgınca ve dindarca
Ve sessiz bir duayla önünde eğileyim.

Georg Trakl

Yalnız
Hem kaptanı
Hem de tek yolcusudur
Batmakta olan gemisinin.
Onun için
Ne sonuncu ayrılabilir
Gemisinden,
Ne de ilkin.

Özdemir Asaf

Karanlığında yolunu yitirmek istediğim
bir ormandın sen,
bense nereden geldiği bilinmeyen
bir yolcu.

Cevat Çapan

Sonuna geldiğim bir yolculuk gibiydi her şey
Film kopmuştu ve hayatımdan çıkıp gidiyordum
Hiçbir felaketten öğüt almayan aşk zamanlarım

Mevlana İdris

Bu yolun hoş bir yerinde durabilseydik;
Ya da bu yolun ucunu görebilseydik:
O umut da yok bu umut da; hiç değilse
Otlar gibi kesilip yeniden sürebilseydik.

Ömer Hayyam

Ümitsizlik şehrinin yolu benden geçer,
Hiç bitmeyen kederin yolu benden geçer

Dante Alighieri

Geriye bakmaya zorlama beni hiçbir zaman,
Biliyorum, yol aldıkça ardımda kalıyor hayat

Otar Çiladze

Ne zaman
geriye giden
bir yol bulsam,
içimde bile
olsa o yolu,
yakıyorum o yolu
hemen

Lübomir Levçev

Ne güzeldir yol almak umut içinde

Vicente Aleixandre

Gözlerimi yollara dikip ,
Bekleyip duracak mıyım;
Bitmeyen hüzne ve kedere,
Ben mi eş olacağım?

Aleksey Vasilyevich Koltsov


Gözlerin yollarda
bir mektup bekliyorsun

Furuğ Ferruhzad

Gönülden gönüle yol var demişler

Levni

Yolcu, yolcu!
neysen, ben de oydum;
neysem, sen de o olacaksın

Carmina Epigraphica

Uzun ince bir yoldayım

Aşık veysel

Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok

Kavafis

Öyle bir yere gittin ki bu sefer,
İzinin tozu bile belli değil.
Ne kadar da kanlıymış gittiğin yol!

Mevlana Celaleddin-i Rumi

kaçan otobüse son anda
koşarak yetişmek gibi bir şey
sana aşık olmak
nefes nefese
durduğu için şoföre minnettar
büyük bir zafer kazanmışçasına mağrur
yolcularla göz göze gelince mahcup
ve tam zamanında binmekle
olamayacak kadar mesut

Ebru Cündübeyoğlu

Ne gittim buradan ne sizlerle kaldım

Önümde, gecenin ucuna yolculuk eden sabah yıldızı
Arkamda dünya, hane halkı….

Murathan Mungan

Bir eşi olmalı insanın!

Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye
başlamalı. Seni şimdiden özledim!

Eylül Gökdemir

Bu, bir mecburi yolculuk hikâyesidir.
Yolda anlatılacak bir şey olursa eğer, kim bilir…
Belki şeyler, kendini deyiverir.

Ece Temelkuran

Seni hatırlamak için yolumu uzattım

Birhan Keskin

Uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine,
Her şeyin, hiçbir şeyin yolculuğu.

Ülkü Tamer

kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.

Birhan Keskin

Neden yolcusun bu kadar
Gideceksen
Al götür umudumu
Al götür sonuna kadar

Afşar Timuçin

bir fincan kahve, bir kadeh konyak,
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu,

Ümit Yaşar

Yola çıkan kişi, yerle bir olmazsa, bir yere varır sonunda.

Yol, iki yer arası değildir – yer, iki yol arasıdır.

Oruç Aruoba


Sahici yürüme, yol açmadır.

Yürünmemiş yol, yol değildir.

Oruç Aruoba

Kendi yönünü bulamayan kişi için “yol” yoktur. – bir sürüklenmedir bütün “yürüme”si

Yola bir kez çıkmış kişi, dursa bile artık, hep, yolda kalacaktır.

Oruç Aruoba


Ruhum bazen yol ağzında duran bir taş gibi gerçektir.

Sohrab Sepehri

kendi hüznünden bile bile
bir yolcu bulamadın;
-olsun!
dünyayı kalbinin kâğıdına geçirdin
birileri ona ‘şiir’ dediler,
-olsun!

Hilmi Yavuz

Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

Yahya Kemal Beyatlı

bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz

Ahmet Telli

her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Ahmet Telli

Yolculuklara çıkacaktık seninle
yanımıza kendimizden de bir şeyler alıp;
üç beş şiir kitabı, üç beş uzun yol hüznü.

Tozan Alkan

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.

Şükrü Erbaş

Güneş giriyor koluma
Ömrüm çağırdı beni
Bu yolda yürürüm ben

Ahmet Erhan

Çıkacağız yola
Hesap günü gelince
Yağmur yüzümüze değince
Güneş bir mızrak boyu yükselince.

Erdem Beyazıt

Ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği
Benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi
Kimse görmeden şöyle bir yol kenarına bıraksam.

Edip Cansever


Hakk’a giden bir yol vardır gönlünde,
Görmez onu, yabancıdır elinde.

Yunus Emre

Ve tüm yolculukların sonunda
Oteller kolayca terkedilir de
peki ya evler…

Gonca Özmen

Tanabay, “Böyle olacağını bilsem hiç bugün yola çıkar mıydım?” diye hayıflandı. “Şimdi ne ileri gidebilirim ne de geri. Yolun ortasında kalakaldım. Atı iyice yorup bu hallere düşmesine sebep oldum.”

Cengiz Aytmatov

Artık yüzün
Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,
Uzun süredir yolcuların inmediği
Bir hanı andırıyor gözlerin

Ülkü Tamer


Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum.
Öyle her yoldaşı sevmezse de âzâde huyum,

Âşinâ, çehre azaldıkça duraktan durağa,
Acı bir hâtıra enkazı çöker ortalığa.

İbrahim Alâettin Gövsa

kurtalan treni’nde unutulan bir kız çocuğu
yıllardan kimbilir dokuz yüz kırk üç müdür
sürdürür ömrü boyunca başladığı yolculuğu

Attila İlhan

‘yol verin sevdaya’
gördük ve yol verdik
acıdan kalkıp acıya
varan bir yol gibi
kendini göstere göstere
bir cihannuma ile geçtik

Hilmi Yavuz

Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında rüzgâr
Teşrin yapraklarıyle oynar.

Yahya Kemal Beyatlı

Gelip geçenler, yağmur altında
Bu adam tek başına ne geziyor, diyecek.
Yapraklar yollara dökülecek.

Cahit Külebi

Herkes gitti, kimse dönmedi
Yaprakla örtülü asfalt yolda,
Uzun zaman kimseyi beklemeyeceksin

Anna Ahmatova

Yolun kıyısında duran
yapraksız, tozlu ağaç
işte bir şiire girdin.
Artık yalnızca
bir ağaç
değilsin.

Ahmet Erhan

hangi tuzak kurulsa bilirdi düşmeyi
uzun yol sürücülerinin yalnızlığını anlar
avuçlarında biriktirirdi bütün sessizlikleri
kalbinde karışık görüntüler saklardı

Baki Ayhan T


Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır
Yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
Hışırdayan rüzgârdır
Yaprak hışırdamaz

Birhan Keskin

Kirazlı yoldan bir daha geçsen de unutmazsın,
bir keredir ayrılık ve kulağında küpe artık.

Birhan Keskin

Ben sana çok dualar yolladım
Gücümce hamd ve senalar yolladım
Sen bana akıl-fikir vermiştin
Suç benim Rabb’im, Ben çuvalladım.

Hüsrev Hatemi

Göğsümden geçerdi göç yolları kuşların.
Yaşadım mı, düş mü,hayal mi ne kadar uzak.
Bir başka kalpteki yerin kadardı hayat.

Oya Uysal


Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
Apansız bir yolculukla da

Edip Cansever

Garda sigara paketini çıkarttı, yaktı
Garda viskiyi çıkarttı, içti
Ve oradan çıktı yola.

Leon Felipe

Yolcu vapurunda
Denize karşı
Çayla sigara da içeceğim.

Gülcihan Atalay

Yolculuk nasıl geçti?.. Ne oldu? Ne de çabuk?
Teneşirde ayaklar, mosmor, taş gibi soğuk.

Ziya Osman Saba

Hiçbir yolculuk eskisi gibi değil ama, belki bu sefer sahiden
gidebiliriz bir yerlere,

Murathan Mungan

Hedefi olmayan yolcularız bizler,
Bulutlarız, rüzgârlarda dağılan,
Ya da ölümün soluğunda üşüyen çiçekler,
Yerimizden kopartılmayı beklemekteyiz.

Georg Trakl

Kim bizi tersine çevirmiş böylesine,
her ne yapsak, yola çıkan
birine benziyoruz? Nasıl o, son tepede,
vadisini görünce sonuncu bir kez döner, duraklar ,ve oyalanırsa -,
biz de öyle yaşıyoruz, “hoşça kal” diyoruz hep.

Rainer Maria Rilke

Yolların son güzelliklerini topluyorum….
Bir melek bana ölüm giysisi dikiyor-
Kendimde farklı dünyalar taşıyorum.

Else Lasker-Schüler

Ağlatmayacaktın, yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrar be tekrarı unutma
Hicrânın ile çektiğimi sen de bilirsin
Her vechile dîdâra sezâvarı unutma
Yok takati hicrânına, lûtfeyle efendim
Dilhaste-i aşkın olan Esrar’ı unutma

Esrâr Dede

Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle,
Bizleri dualar ile yolcu edicilerin en şereflisine.
Dostlar içinde hayırda kimse yetişemez Kendisine;
Salât ve selâm olsun Allah’ın Sevgili Habibine.

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)

Yaşlandıkça eylülün geçtiğini anlarsın
Yaprakların rengini dağıta dağıta
Hüznü buysa yaşlılığın Kevser
Uzun bir yolun sonundasındır. Öyle
Kısa kalır gecen de gündüzün de

Ahmet Ada

Ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

Furkan Çalışkan

İçimden bir ses yanlış yolda olmadığımı söylüyor.
Seni ilk gördüğüm gün duyduğum o ses şimdi de git, onu bir daha gör diyor.

Devrim Sevimay

Bir karayel bu şimdi kasıp kavuran,
Son yolculuğunda yürek kadırgası.
Suç onun, sevgiye ne gerek vardı…

Hüsrev Hatemi

bu yolculuk benim mülküm
öteki bütün yolculuklar gibi
üzerimde acıların çiyleri
hâlâ duruyor

Hilmi Yavuz

*nedir dil?
bir trendir ki
aynı zamanda
yol, yolculuk ve varıştır.

Adonis

yalnızların ülkesine yapılan yolculuk
sınırsız bir ülkede kalacak han olmayan bir yolculuktur
kıyısız bir deniz boyunca
aşktan başka fenerleri olmayan

Breyten Breytenbach

Bir kuyuya düşer gibi düşüyorum şiirlere
Evim büyük istasyona benziyor sanki
Ama yolcu binemiyor bir kez daha trene

Abdülkadir Budak

Ayrılacaktık herbirimiz
Bir yolağzında.
Ama önce kim
Kim korkacaktı
Yoldan
Geceden
Ve yaşlı atlıdan.
Sıramız yoktu
Bu yüzden ürperiyorduk her ayrımda.

Ben kalmıştım sona
Önümde uzanan dar yolla
Acılarından güç alan
Bir yolcuydum artık hayatta

Birhan Keskin

Yolculuklara çıkacaktık seninle
yanımıza kendimizden de bir şeyler alıp;
üç beş şiir kitabı, üç beş uzun yol hüznü.

Tozan Alkan

Şimdi ben, düşlerimde balığa çıkıyorum her gece
her gece bir sardunya sararıp düşüyor, her yolcu
yüreğimi ağrıtıyor biraz. Bir kırlangıç sesimi tırmalıyor durmadan
yaz bitti, diyor, kalbim seninle çarparken bitti yaz…

Zerrin Taşpınar

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,
Elemim bir yüreğin karı değil paylaşalım

Mehmet Akif


Kaderin hükmü varsa, açar yolları.

İmam Şâfiî

bir daha ne zaman böyle bir yolculuk olacak,
bir daha ne zaman ve hangi yolculukta
böyle bir yol, böyle yol arkadaşları,
böyle bir yol hikâyesi,
böyle bir mola,
molada böyle dolu dolu bir gece olacak?

Cahit Koytak

Yok yok biliyorum artık
Çaresi yok çırpınışların
Yol yolcunun yolu
Han hancının artık
Değişmez yazgımsa
Benim kaderim artık…

İlhami Çiçek

Güç bela bir bilet aldım gişeden,
Yolculuk başladı Haydarpaşa ‘dan…
Hancı, ne olur, elindeki şişeden
Bir kaç yudum daha ver yavaş yavaş…

Bekir Sıtkı Erdoğan

Kapıma kadar dayanan yolculuklar düştü şimdi peşime.
Bırakıp da gidilesi hayatlar var hayatımın içinde…
Bense bir limana ait tekne gibiyim; her yanımdan bağlıyım, gemici düğümleriyle.

Elif Gizem

bir gölün suyu
öylece kalırsa pis pis kokar,
akarsa duru kalır,
yolculuk eden insanda böyledir.

Michel Tournier

görsün diye
önünden geçtim babamın
yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme

Nuri Demirci

Yola heves et önce kaderini sal yola
ve gittiğin yeri unutmadan yolculuğu
sakın anlatma, hâl böyle: çok yol alan
menzili unutmalı! Adını da alma yanına
gözlerini de, ama geride de bırakma onları,
unut, yalnızca yürektir göze alan her şeyi,
sen kalabalıksın de onlara seni götüremem,
ve yolu asla onu bilen birine sorma
yitirirsin yanlışını, kaderini yitirir gibi,
kaderini gölgeye bırakanı yol duyar,
yola heves edeni ayrılıklar uğurlar!

Haydar Ergülen

Bir yolcunun
Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında,
Dönüp baktım arkama.

Takahama Kyoshi

Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.

Birhan Keskin

ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.

Bilgin Adalı

Uysallaşmışsın sen de.
Geriye dönen yol unutulmuş,
Kaybolmuş gözden.

Boş bir kayığa dönüyorum,
Senin gibi, sularda sürüklenen.

Tu Fu

vardın, oldun, kayboldun
şimdi ortasındasın
ne kayık göle dahildir artık
ne kuş gökyüzünde seferi
yangının içi şehir
yol senin içindedir

Haydar Ergülen

Ben ve acılarım
Yolcuyuz
Uzaklaşıyoruz
Ve hüzün denizinde
Yüzüyoruz

Jana Seyda

Evden kaçıp gecenin bir vakti,
Sokağın sonundaki denize sığındım;
Uzun yolculuklardan yorgun, eski bir gemiyle söyleştim

Ali Asker Barut

Bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.

A. Kadir

Kalp de yaradır, diyor ayazda türküm,
kanıyor her yola koyuluşumda.

Adnan Özer

Kalpten ağır ne taşınır
Yolların ruhu olan bu varlığımda?

Adnan Özer

Bir kitap gibi sonuna geldik
Yürüdüğümüz yolların.
Bir noktada ki, üzgün, yorgun
sığınmışız avuntusuna hatıraların.

Ahmet Altümsek

Bir yolculuktu bu ve yolun sonunda
Ulaşmak istediğinı kendimdi
Yalnızlığımın parmak izlerini
Bırakarak geçtiğim yollara
İçimde gitmek mi kalmak mı duygusu
Tenin seslenirken tenime
Ve çekerken beni derinliklerine
Gözlerinin yeşil uçurumu

Ataol Behramoğlu

yolunun özge varımındasın
dönüş yok geriye artık

Azer Yaran

Şimdi hangi yollardan
Siliniyor izleri
Çağ dışı bir çağrıyı
Sigara içer gibi
İçine çekerek.
Dünya böyle gidiyorsa
Elbet bir nedeni var
Ben sana küstüm küserek.

Behçet Necatigil

İnan yarim ,inan dost
yolcusuyum yolunun
bu mevsim hiç bitmese

Bülent Güldal

yolculuk öncesiydi, bize, ‘Dar
Kapıdan geçiniz… ‘ mi dediler?
geçtik de ne oldu? ah, birer birer
suçlar, aşklar… acı limonlar…

Hilmi Yavuz

Gönlümde daima yeni bir yol hazırlığı,
Munis Faik Ozansoy
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Necmettin Halil Onan

ey zamanın ayıklandığı yabanıl orman
selamsız bir gitmeyim şimdi
her an kendine yolcu
dolanırken saçlarımda fısıltılı yağmurlar
yanar uzaklarda bir deniz feneri.

Neriman Calap

söz saydam
aşk sanal
yolculuk yanılsama
can kuşum mahzun bakar.

Yaşar Bedri

Dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın,
buraya böyle gelmiş olmanın,
geçene yol açmanın, ki içinden rüzgar geçirmenin
ne büyük güç istediğini anladım. Durmanın en büyük sabır…

Birhan Keskin


yolcu! öteki’m benim! eğer bulursan,
hemen o sözcüğü at bu şiirden…

Hilmi Yavuz

Yavaş geç biraz nolur, ey gece yolcusu bu mahalleden
Merhemi çünkü nağmelerin bir ciğer yarasının

Pervin-i Bamdad

Ümid-i pây-bûsiyle yolunda hâksâr oldum
Müyesser olmadı pâ-mâl-i ağyar olduğum kaldı

Şeyhül İslâm Yahya

Aynayız ama, sevenler olarak perdeyiz, engeliz de sevgiliye giden yolda.
Âşıkla mâşuk arasında hiçbir hail yoktur. Sen perdesin…Hâfız oradan kalk!

Hâfız


Unutmak kolaydır suçlamak kolaydır
Aslolan beslenip bir gül fidanı gibi
Yaşamın yapraklarıyla geçmişin toprağından
Bir gün bile yitirmeden bulutlar içinde
Güneşin yolunu
Geleceğe güller sunmaktır

Şükrü Erbaş

Uzaklık serseri bir ezgidir
Dolanır beklenmedik uzun yolları
Giden gider ve bütün kalanlar
Bir tortu gibi yaşar kısacık sokakları

Afşar Timuçin

Bir cıgara içemeyecek kadar hızlı araba sürmekten
vazgeçtim.
Yolcuyu düşünüyorum artık.

Bertolt Brecht

Yolculuk, her zaman düşündüm onu ;
İçimde bu azgın davet ne demek ?
Oraya, neredeyse güneşin sonu,
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.

Necip Fazıl Kısakürek

Yolda, adımlarımı çağıracak geriye
Aralık duran kapım, belki dönerim diye
Penceremde buğudan bir damla yaş donacak

Sabri Esat Siyavuşgil

Eşyalara bakmaktan birbirimize
Bakamaz olmuşuz fark etmedin mi?
Ev önce sığınak, bir tuzak sonra
Yolculuk birbirimizi görmek için bir fırsat
Ayna da eşyadır, valize koma!

Abdülkadir Budak


Şimdi hangi yollardan
Siliniyor izleri
Çağ dışı bir çağrıyı
Sigara içer gibi
İçine çekerek.

Behçet Necatigil

Allahım kalbimin etrafında
Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır
Allahım kalbimin etrafında
Nereye dönüyorsam
Yolculuğun sonunda
Kendime geliyorum
Geldiğim yerden döndüğüm yere
Allahım yine sana
İltica ediyorum

İbrahim Kiras

Derim ki sana :
Nehirler boyu git ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istediğin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller
nasıl aşılır, öğren nehirlerden
Yarı yolda yokolup gitmek değildir
amaç, nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır oraya
Varmaktır oraya, ey yolcu

Hasan Hüseyin

Ah, şimdi sen yoksun ve günbatımı
Yayıyor yolun göğsüne gölgesini
Yavaş yavaş üzüntünün karanlık tanrısı
Bakışımın mabedine ayak koyuyor
Her duvarın üzerine yazıyor
Bütün kara kara ayetlerini

Furuğ Ferruhzad

Ölüm gelir. Bakılan o yollardan
Bir tek insan geçmez olur.
Ölüm gelir. Önce silah sesleri…
Ve bir el, hayatın sesini boğan
O çanlara, birdenbire dokunur.

Ahmet Erhan

bakarken görünmesin göğüslerin pencereden
yollar bir çift gül görmeye alışık değil…

Yılmaz Odabaşı

Anlatacağım derin bir âh ile bu durumu
Yıllar yılı her yerde her zaman:
Yol ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben–
Daha az katedilmiş olanı seçtim,
Ve bütün ayrımı yaratan da buydu.

Robert Frost

bir şair kendinden başka
nereye gidebilir ki

Arif Damar

Aşkdan değil şikâyetim kendi tâli’imden durur
Kendi yolun aramayan câhildir ol er olmadı

Yûnus Emre

İki durak,
tanıdığın iki durak:
doğum ve ölüm;
iki yokluk arasında kısa bir varlık
Adı ömür ki o da, rüya gibi geçer gider.
Pencerenin kenarında, diğer yolcular gibi
bakış sürem içerisinde seyrediyorum:

Ferîdûn-i Muşîrî

sıkıntı basıyor yolcuları
yanaşamıyor gemi
kıyı az ötede
yanaşamıyor
azapların en elimi
kıyı yanındayken yanaşamamak

A. Ali Ural

Bir vurgun olmayacak artık yüreğimdeki
ve yatağını değiştiren bir nehir gibi sanki
geri gelmemek üzere giden bir şeyin
kanat sesleri kalacak yalnız kulaklarında

Lale Müldür

yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme

Nuri Demirci

Ben kendi yoluma giderim şimdi ve o kendi yoluna
Fakat düşündüğümüz zaman aşkımız konusunda,
Ben,“o gün ne diye çenemi kapattım?” derim bugün bile
Ve o der “Ben ağlamadım ne diye?”

Gustavo Adolfo Becquer

testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

Nuri Can

yürürken bir ayağı aksıyor
hep kıyısından gidiyor yolun
belli yakıştıramıyor kendini kente
uzun uzun bakıyorum ardından bir dostu uğurlar gibi
ağlamak geliyor içimden
nasıl da uzağız birbirimize

Murathan Mungan

Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.
Çocukluğumla aramda ölüm var.
Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.
Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,
Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.
Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.

Bejan Matur

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,
Elemim bir yüreğin karı değil paylaşalım

Mehmet Akif

meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun
Prag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir
yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek

Nazım Hikmet

“Şiir bir yolculuktur”
Demiştim bir gün anneme.
“Hayatın düşselliği
Ve derin gerçeği aşkın,
Eğer beni çağırırsa,
Kaçınılmaz bir yolculuk olur hem de.”

Melisa Gürpınar


Buruşuk bir deriyi andırır titreyen su,
İner merdivenlerden ilk vapurun yolcusu,
Uyandırır ihtiyar köprüyü bir tramvay..

Sabahattin Ali

sonunda yolculuk bağı bağladı ayağımı
gidiyorum, dudaklarımda gülümseme, bağrımda kan
gidiyorum, gönlümden çek elini
ey, hiçbir şey vermeyen, boş umut

Furuğ Ferruhzad

Gitmek hazırlanmaktır
Mihr ü mah arasında
Çıkacağın son yolculuğa.

Kemal Sayar

Yolcular, o soğuk istasyonlar, bizim her günkü tekrarlarımız

Edip Cansever


Bir yol gösteren değil, bir uğrak
Olabilir misin bana?

Edip Cansever

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Neşet Ertaş

Yolları yorgun düşüren yolcuydum ben eskiden, artık geçmiş
ve kalbim yorgun düşen.

Oya Uysal

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
Fark etmez anne – toprak ölüm maceramızı.

Yahya Kemal Beyatlı

Âh bu iğneyi kalbe geçiren el, umudun içinden de geçir yolları.
Gelmeyecek olanın ayakları yola mecbur olsun.

Nergihan Yeşilyurt

Kalbim
demir masanın küfü, örtünün yırtığı
camın kırığı, patlayan freni hayatımın
kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.

Birhan Keskin

Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var
Zannımca -ki doğruysa zannım- sen kâfisin bana
Sevgin vaktin hangi diliminde ulaşır bana aldırmam
Yeter ki zaman kesmesin yolunu belâlarıyla

İmam Şafîi

Kalbim bir telgraf çek kendi kendine
Seni bekliyor son yolculuğun
Tenha bir istasyonda

Ergin Günçe


Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O geçen ben değildim.

Özdemir Asaf

ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar,
gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

Necip Fazıl

Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra

Cahit Zarifoğlu

Ölürsün… Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayâle işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim…

Necip Fazıl


Gece karanlık, dalga korkusu ve dehşetli bir girdap var.
Nerden bilir halimizi hafif yükleriyle sahil yolcuları?!

Hâfız

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz

Murathan Mungan

yolculuk gibi sürdürdük ömrü: günden geceye
bir sarmaşığa sarılıp kaldık sonunda: tutkun

Baki Ayhan T

Geceleyin hiçbir kadın tek başına gidemez yolda.

Ama güneş, bir gardiyan gibi tıpkı, açar uzayı sana tan vakti.

Blaga Dimitrova

sözcükler zehirli birer başlangıçmış kendime
onlarla kurulmuş yoldan geldim


Sinan Oruçoğlu
çerçi olup dolaşacağım sokakları
ve sesleneceğim:
çiyci geldi, çiyci geldi, çiyci!
yoldan geçen diyecek:
sahiden de karanlıktır gece.
Sohrab Sepehri
Nasıl istersen öyle dinle, bakın:
Dalların zirvesindeyiz ancak,
Yarı yoldan ziyâde yerden uzak,
Yarı yoldan ziyâde mâha yakın.

Ahmet Haşim

Yolumuz dar, çarpışma kaçınılmaz…


Gustavo Adolfo Becquer
İnsan yürüdüğü yola benziyor.
Eğer yüreğiniz aşk tınılıysa,
aşk kokuyor üstünüz başınız.

Metin Cengiz


Bir karayel bu şimdi kasıp kavuran,
Son yolculuğunda yürek kadırgası.
Suç onun, sevgiye ne gerek vardı…

Hüsrev Hatemi
hüzün derindeki izidir aşkın
birlikte susarlar yol ayrımındaAyten Mutlu

İçeri alıyor birahaneler sıkıntı yolcularını
Camiler dünya kaçkını cennet düşçülerini… 

Şükrü Erbaş
Uzaklık serseri bir ezgidir
Dolanır beklenmedik uzun yolları
Giden gider ve bütün kalanlar
Bir tortu gibi yaşar kısacık sokakları

Afşar Timuçin


“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.
Nilgün Marmara

Söyle gönlünü kaptırmış gece yolcusu neden yok huzurun?
Kimin yolunda böyle siperlerdesin gece yarısı?

Pervin-i Bamdad

İstediğim tek şey,
ne kadar yürüyeceğimi bilmesem de
“hayat” denen “yolun sonu”na geldiğimde
geride bırakacağım yaşantıma
mütebessim bir ifadeyle veda etmek.

Güneş Bor

saklanan Zaman mı, yoksa yol mudur
aranır bahçelerde ve şiirlerdeHilmi Yavuz

ne kadar gitsem o kadar uzak;
yaşlanınca inceliyor yalnızlık;
kurur insan hüznü akşama doğru;
kendim için edinilmiş yolculuk…

Hilmi Yavuz
ateşten gözleriyle bakıyorlar
yolun üstündeki
bir semender gibi

Ahmet Oktay

Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ, bu dil-efgârı unutma
 

Esrâr Dede

Ey yol eri olma öyle sen bîçāre
Gönlünden uzaklaşma olup āvāre
Erler gibi sen bātınına eyle sefer.
Kendinden ara kendine kıl bir çāre

Ömer Hayyamorcun-ucer Yol Yolcu ve Yolculuk Şiirleri Bercestesi

Güvercin Gerdanlığı İndeks

Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize.
Olvido
Heykel
günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere
Ayrılık Sevdaya Dahil
Gözlüklü Şiir
Yarın Güzeldir
Fulyaların mevsimi geldi geçiyor
En çok, gözlerinden korkuyorum senin..
Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya
Gercekten diyaloglar
Ah Fulya
Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
Taş Parçaları
Bahçeye Acıyorum
O Kara Kırlangıçlar Dönecek
Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi
Alengirli Şiir
yazma.. o zaman bekliyor insan
Ağaran Bir Suyum
Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım
Satranç Dersleri
Yenilgi
anne beni merak et
kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK…
Unutmak Azize
Açıkla beni kardeşim
Sormuyorsun ama iyi değilim ben
Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi
Gitme demiyorum, hobi olarak gene git
Ayrılık
Nargile
Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun
Ömür Hanım’la Güz Konuşmaları
Merak Kediyi Öldürür
Yedi Beyaz Güvercin
Sen türkü yak ben mermi
Yaşamak
Son Bir Kez
Uyku Kardeşim – Fikret Kızılok
Hiç Sevmedim (Neslihan)
Sardunyanın Yazgısı

Sezilmemiş Aşka Gazel
Değirmen
Seni Bırakıyorum
Çocukların uçurtmalarına benziyorsun
Rahatı Kaçan Ağaç
İş Olsun Diye
Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Ayrığın Yüreği
Yalnızca Kanatlarına Güven
Seni Düşündüğüm Türkü?
Bana Yalan Söylediler Issız Adam
Öyle Yukarıdan Değil
Saklı Ceylan
Taktik ve Strateji
İletişim
Tango
Oysa aşk, biz kadınlar için, hayatın kendisidir
Ben Yokum
Çöller
Asla Uğraşma Aşkını Anlatmaya
Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim
Duyumsadığım Her Şeye
Yalnız
Çiçeğimde Gizliyorum Kendimi
Elveda
Kalbim Unutacağız Onu
Reading Zindanı Baladı
Senin Bir Ceylan Gibi O Mahsun Bakışını
Bir Zamanlar Ve Şimdi
Kaldırım Çiçeği
Ölüm Gelecek Ve Senin Gözlerine Bakacak
Bilmiyorum, Yaşamakta mısın Öldün mü?
Yalnızlık
Duyum
Yürek Müzikali
Yalnız İnsan
Kimsesiz Akşam
Kimbilir Kaç Kişi Sevdi Seni
Seviyordum Sizi
Örtü
Güvercin Gerdanlığı
Tanrım ! müsait bir yerde inebililir miyim artık ?
Ayrılık Şiiri
Ölüme Dair Konuşmalar
Ben Senden Ölürdüm
Kışın Bana Yaptıkları…
Tuttum, Sevdim
eğer bir gün susarsam
Yabancıların en yakınıydın sen!
Sizi Sevmekte Ölüyorum
Nilgün’ün Göztaşı
Lali Berte’ye Mektuplar
“Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.”
adım atıyorum
Yalnızlığın Hüznü
Çocukların Ağıdı
Mırıldandığım Şeylersin
Baran
açık açık çağırır aşkını
üzüntülüydüm
Sustu
Dinle Azize
seni çok özlüyorum, elan…
Düşlerimin ‘’Bozkır tenli’’ adamına
Gidişlerin Güneşi Olmaz
Canımı yaktığın kadar büyüdüm
Seni çok özleyeceğim gülüş. M. Çolak
Kim biriktirdi
Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü
Sokakta Giderken
Kelimeler… Kelimeler…
Miras
Sana Bakmak
Kadın ve Nehir
Gözlerinin mavi limanında
Gittin ve kent üzerime yağdı
Sırası Gelince
Veda
İkincinin Gecesi
Sevgilerde
Kalp Zamanı
Gizli Sevda
Geçen Zaman
Sevgilisi Dahil
Gitme Kal
Ne
Herkes Biliyor
Ayrılıkta Söylenmiş Bir Yaz Türküsü
Ağacın İkindi Türküsü
Marifet
Çakıl
Bu Aşk, Bu Şehir, Bu Keder
Bir Eflatun Ölüm
Gezginin Üç Tılsımı
Annesi Yok Akşamın
Nereye gidersek gidelim
İçinden doğru sevdim seni
Kalbine Gel!
En Çok Ona Sarılmışım Hayatta
Karıma
Baba Beni İşitiyor musun?
Eğer Beni Unutmak İstiyorsan
Hayat Güzel
Rüya İçinde Rüya
Mutlu Sevgili
Uzak Sevgililer
bira ve kahve
O Geçilmemiş Yollardan Geçti
Bende İnsandım Azize
Terkedilmek
Hep ‘Gelirim’ der
Yakınmam
yatağında yalnız mısın?
Tam aklımdan geçiyordun ki
Aşkımızı ele vereceksin
Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Karşılaşma Düşünün
İsimsiz
Bekle Dedi
Bu Sevgidir
Seni Saklayacağım
Gidiyorum/kendime
Düş(me) ler../..aşk bitti
Göçmen çiçek
Çözemediğim
Buluşma
Bir resim olarak
Bir kadeh rakı
Akşam güneşi
Çaya Methiye
Mırıldanmalar
Giderken Söylenmiştir
Yüzler Ve Sözler
Aşk ve Aşık
Allah’ım Bu Vuslatı Hicran Etme
Öyle Bir Yere Gittin ki Bu Sefer
Sen Ben misin Bilmiyorum
Divan-ı Kebir
Yaşlıların Cilvesi
Ben Tıpatıp Sana Benzerim
Irmağa Dökülürken…
Yazılmaması Gereken Şeyler
Anneler ve Çocuklar
Fanus
Gökyüzü, Uçurtmasıdır Tanrının
Sıcak Kan
Misafir
Ve İşte Elveda
Gezi Adası
Arz-ı Hal
Mezarlık
Yalnızlık
Bölünmeyen Bir Sessizlik İçinde
Dünyanın En Kısa, En Hüzünlü Aşk Hikayesi
Şiir ve Ahmaklar
Her Zaman Böyle Olmayabilir (it may not always be …
Bu Çıkmazda
Karagün Dostu
ne tuhaf değil mi
Son taşı günahı olmayan atsın Azize
Biraz Bahar Gerekiyor Allahım
Bir Günün Dökümü
ağır kesik
Kabuk
ağlayan harfler masalı
Manolya
Cin Masalı
Öyle Bir Gitmek
Faktöriyel
Kır Çiçekleri
Gülce
Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine -2
Bir Delinin Mal Beyanı
Yalnız Adam
Marguez’den Yaşam İçin 13 İfade
Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
Kalabalık bu aralar gönül ülkem
Ses (İm) Duvardan Düştü… /… Kaldırın
Yokluğunda her şey kokusunu kaybediyor.
Dilimde ay tutuldu…/…dilsizim
Unutuyorum Sensizliğe Alıştığımı
Savrulan Külleri Ömrümüzün
Bazen insan öyle bir özlenir ki
Olric
Piramit
Herkesin İki Meleği Vardır…
İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum
B’ekliyorum gün-be-gün..
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
Bir tek varlık, binlerce terk edişi karşılamaya yetiyor
Hasretinden Prangalar Eskittim
Gül Şiir
Muleta
Zamansız Gül
Artık Kullanamam Seni
İntihar
Vasiyet
Son Anda
Küpe Destanı
Tarih Bitti
Çiçeksiz Koku
Yoldaki Yalnız Kadın
Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni
Ölüm Risalesi
Yaşım İlerledikçe
Ey Hayat
Aşkın Bilançosu
İkinin Şiiri
Mavi Maviydi Gökyüzü
Bir Adın Kalmalı
Ders alınmıştı aşk konusunda
Aşk Zamanları
Sis Oldu Şarkılar
İntizar
Kar Sesi
Ey Sevgili Yar!
Yüreği Gerilmiş Delinin İpinin Çekilmesini Anlatır…
Düz Bir Aşk Şiiri
Z’ORDA ÇOK KALIRSAM,ÖLÜRÜM
Sen Yokken
Aşklama
Öyle Bir Hayat Yaşıyorum ki
Menekşe
Kalbimin Derinlerinden
Aynı Yalınlıkla Ölmek İsterim
Özü Geçici Olan Güzeldir Gerçekten
Aşka Çağrı
İnsanların Yakınlığında Gizemli Bir Çizgi Var
Son Karşılaşmanın Şarkısı
Kuğular mı Salmamıştı…
denizin eli
ilk mektup
türkçe sözlü hafif bir acı verebilirim sana
Alla’Sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı!
Andre Breton’a Mezar Taşı
Yıldızların Efendisi Ömer Hayyam’dan Rubailer
Seni Seviyorum
Aşkın Paradoksları
5. Şarkı
Paranoya Kırlangıcım Paranoya
Helen’e Yeni Sone
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Auschwitz’den Sonra
Yanan Yüz
Sevgili Yakınlığı
Ruhumun Oğlu
Yabancıyı Tanımıyorum
Zamanın Gözü
Ağlayış
Genç Kızın Yakınışı
Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum,
Sessiz Şehir
Veda Şiiri
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Bekle Beni
Yol İkiye Ayrıldı
Bakışını İçimde Saklıyorum
Bulantı mı Ölüm müdür Bu Yaklaşan?
Meftun
Mürekkep Balığı Kemikleri
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Matilde’ye Sone
Bir Sırrım Yok
Rakı ve Kadın
Buğulu sözlere övgü
Sus Yoksa Vururlar Bizi
Senfoni
Giyotinsiz Karanfillere Ağıt
en ağır yük yalnızlığım
Bedelli İyilik
Eylül
Geç geldin ey Musa
Çekmece
Büyümüş bir kız çocuğu
Frida Kahlo: Aşk ve Acı
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Dumurlar
Başkalarının Acısına Bakmak
Yarın Erkenden
Kabuk Adam
Lilith’in Çocukları
Kalanlar
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
senin de mazin var mı
SUSMA
sen masal söyle
Aşk Şiiri
Ateşte Unutulmuş Ferman
Sitem
yalnızım, yalnızsın, yalnızız
bilmez miyim hiç
Başkasının Kuğusu
Bir Çocuğa Layık Olmak
Nezaket Kuralı
Ne İstiyorsan O
yenilgi günlüğü
bir yılın en soğuk akşamında aşk övgüsü
Cem Gibi
üzgün kediler gazeli
Orda Kaldım
Yoksul Yokuşu
İlik
Gelincikler
Kaç Kişiydik
Ödünç Gece
Umutsuz Bir Şarkı
Güneşin Altında Ölmek
Ev: Yalnızlık Senfonisi
Kadınlar Çıkmazı
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Bilmiyorum Nerdeyim
Gökten Şiir Dökülür
Düşünceler
Aşk Onarır
Teşekkür Sana
Su
Yağmurdan Sonra
Büyüteçle Kağıt Yakan Çocuklar
Hayal
Denizler geçiyor içimden
3. Cemre
Sizden Saklı
Şimdi Gel
Böyle Başlar Sevişmek
Sevmeye Başlayınca Birini
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Mıknatıssız Pusula
Beş Kuruşa Aşk Şarkıları
Erken sonbahar ve Seyhan Erözçelik
Hatırlatan
Şişedeki
Gizli Oda
Aşk Sarkacı
Orada Duran
Gül Artık
Bak Fena Olur
Saçıma Dokunma
Delikanlıya İkinci Türkü
Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız
Uzak
Bu Aşk Şiri ‘Sana’
Ali’ye
Özlem
Yıldönümü
Kar Taneleri
Aynı Evde İki Yalnız
Selam Olsun Bahçeye
kırkbinçiçek
İnsanlık Eğrisi
Herhangibirine Çağrı
Ağlamak
Tekfurun Kızı
Balçığın Bileşimi
Bir El Son Bir Kez Uzanırsa
Bir Tereddüdün Şiiri
Güneş Çaldı Kapımı
Bir Eflatun Menekşe
Bir Eflatun Aşk
Dağılan Gül
Lokman Hekimin Sev Dediği
İnce Elek
Gelecek Günlerdir Beni Yoran
Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer
Sonludur Aşk da
Geçmiş Zaman Olur ki
İçini İçime Döken Dil
Bu Mektup Sende Dursun
anlıklar
jospi
gidiyorsun
Sorularla
Lokantadaki Kadın
Yalnızlığa Çağrı
Gözdeki
Resim
İhtiyaç
Görü
Nakış
Beklenen
Yanık
Korku
Kanla Kirlenmiş Evrak
Yirmialtılar Baladı
Ben Doğmadan Önce
Bizim Şarkımız
Ayrılanlar
İnsaf Kelimeleri
Taşlanmaksızın Ayrılmak
Dilenci
Elifbamdan Arta Kalan
Gün Batar Kuşlar Döner
Acı
Ağlamak bir şey değil
Hiç Kimse Beni Beklemiyor
Kundak
Gözlerimi kim kapayacak?
Bu ne biçim sonbahar
Düş ve Şiir
Gelincik
Bülbül
Gül Alışverişi
Göl
Geceyi Kaldır Omuzlarımdan
Yüreğimin Hava Raporu
Ben kafiye düşünüyorum…
Herkese Benden
Yanılsamalar
Mathilda F
Ana’tomi
sana bir güzel öleyim bana bir güzel ağla
He Shot Me Down Bang Bang
Dingilizce Gibiyim, Anlıyorum ama Konuşamıyorum
Adam Olmak
Usta İki Çay; Biri Açık Olsun
Gönlü Kırık Harami
Zaten
Dudak Gazeli
Telezaman
Kriz Zamanında Naat
Elveda
Ben Karnında Annemin
Hurûfî
Ey sevgili…
Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Bir Kadını Beklemek
Lepra
Ağlamaklı Olacak Herşey
Son Ağaç
Envanter
Hayata Cevap
İç Nefes
Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım
Güneş Çiçeği
Beni Yanlışsız Sakla
Aç Kollarını
Dönemeç
Ayrılık
Aşk
Daralan Vakitler
Çölde Gizli Bezginler
Çiçek Sapını Kalbine Soktu
Yarın Seni Benden Soracaklar
Masal
beş vakit / sabah
Üveyka
Bir Göl Nasıl Uyandırılır
Baba Gitme
bizden başkası bilmeyecek bizi…
hepsi bu
Üvercinka
Üstü Kalsın
Güzelleme
Yüreğime Veda Ediyorum
Keşke
Aynı Lambalar
Beni Güzel Hatırla
Yaralar
Burdayım Sözümde
Tören Giysileri
Rüzgârı Acıtan Doğu
Yalnız Bir Opera
Yaş
Koma Azad – Muhtace Te Me
Yalnızlık
Destansı Öykü’den
Şaşırtıcı Karşılaşma
Mavi Gözlü Dev
Dünyanın Bütün Çiçekleri
Sevgilim Ben Şimdi
Banko
Aynalar Ve Zaman
Kendini Aramak
Yoldaki Yalnız Kadın
Son Aşk
Saim Bey’in Gazeli (II)
Non Dolet
Kırgınlık Şiiri
Uzlet Köşesi
Yıkıntı Ve Çöküntüyü Yaşamak
Zaman O’na yıl yazmamış…
Olvido
Kadınlara Dair
Kara Sevda
Aşk Fesleğen Kokar
Yağmurda
Kuş Bakış
Beni Anlamayışına
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam…
Diriliş Saati
Yanmaktayım
Karamela
Bu Gemi Ne Zamandır Burada
Son Kuşlar
Bir İnsanın Asılırken Tekmelediği Boşluk
İnsandan Bir Uçurum
Giderken İçimden Geçeceksin
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
Çıplak
Kar Altında Hüzün Denemesi
Bulmak
Öğrendim Ki…
Sonbahar
Duracaksın
Monna Rosa
Veda
Yeniden
Muhabbettir
Yaşıyorum Demek
Baba, Anneme İyi Bak!…
Geceboyu Seni Anımsadım
Metruk Şiir
Selam Oza
Gel Zoya
YAĞMUR İÇ, GÜNEŞ ISIR, AY ÇİĞNE
Kıyısız Bir Deniz
Yolculuk İyidir
Ah!
Bahar Hanım
Üzgün Mektup
Islık ve Uçurum
Sevdanın Son Kerem’i
Otobiyografi
Aşk Kocaman Bir Kent
Lilâ
Ay Valsi
Sestiniz Sesi Gördüm
BAŞKALARININ TOPRAĞINA KÖK SALAN AĞACA, DALLARINA …
KARDAN ADAM VE KARLAR ERİDİĞİNDE DONMUŞ BULUNACAK …
Koro Her Zaman Haklıdır
Düşler Bir Ses Bulur Bende
Karşılığını Bulamamış Sorular İçin
Asya İçin Henüz Vakit Var
Şiir Okuyan Kızlar
Angela
Sır Meseli
Füg Çiçekleri
Çünkü Biz En Çok Aşkı Sustuk
Gidiyorum. Beni Affetme
İlle düşünce
Saatler Geyikler
pirinç
Y-Faktörü
Garip Kuşun Yuvası
Kaldırım Mühendisi
Elsaya şiirler
Astar
Gittin Ya
Kandırmak İstemem Kendi Kendimi
Ve Hüznüm Doğduğunda…
Tayfalar
Ah’lar Ağacı
Piyano Soloları
Bölünmeler
Çığlık
Ölü Bir Deniz Yıldızı
Yabani
Kalbini ferah tut
yazgı’ya dair…
Son
Kendi Kalbinin Tanrısı
“Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği”
Yol
Yiğidi Gül Ağlatır
Su
Davet
Sahilde Kafka
Erkek Şairler Kurtarmak Deyince
Piasora II
Üç Ve
Çamur Etkinliği
Ben Ölmedim Diyorum
Sol yanım çok acıyor anne
Yeni Bir Koltuğun Döşemelerini Sökerim
Folie à Deux’un Müslüman Oluşu
Gereğinden Fazla Satırla Şiir
Kadınlara Masallar
Bıraktığın Yerden Allahu Ekber
Ceviz Mevsimi
Kötüler Hep Kazanır
Oxymoron
Uzak Fesleğen
Tarih Beni Çağırıyor Sevgilim
Âmin
Bir İmkan Olarak Yalnızlık
Zarif Efendim, Buğular Girdi Aramıza
The Cranberries – Zombie
Dizeleriyle beni süsleyen bütün şairlere
Yüzük
Masal
Güzellik
Anılarla Yüklü
Ekmek Arası Patates
Kalabalık
Bir Aşkın Başlaması
Yanıma yakışır mıydın? Bilmiyorum
Elimden Gelen Bu
Karakamu
Üçkağıtçı Şaman
Son Kitabı Gelmiştir
Kiraz Devşirmeye Gitmiştin Hani
Aşk
Öyle Böyle Değil
Yangın Yer Yer Devam Ediyordu…
Kadın
Adam
Her Şiirin Uyaksızı
Taşa Sarılmış Şiir
Şikayetler Gazeli
Kuşbakışı
Maske
Nereye Kadar Gençsiniz
Zulümler yağmur gibi yağmaya başladığında
Buda’nın Yanan Ev Kıssası
Bende Öyle
Aşığa Bağdat Sorulur
Yüreğindeki Kırışıklıklar
Karşı Bahar
Bir Şey Söyle
Sevgilim, Sözcükler ve Sonsuzluk
John Ashbery’ye
İki Gövde
Şimdi bir dilek hakkım olsa
Düş Oyunu
Alacakaranlığın Sesleri
Anneme Okunmasın Lütfen
Şiddetli Geçimsizlik
Sıfır Kalibrede Ölüm
Şiirin Üç Kuralı
Yeşil Yağmur
Felaketlere Gülecek Kadar
Saçların İsyan
Konuş(ma)…
Zarafet
Kalıbını Secdeye, Kalbini Kıbleye Bırak
Aslında seni çok özledim
Niçin Ağlıyorsun, Mutlu Değil Miyiz?
Aşırı Hız ve Dikkatsizlik..
zorluk derecesi
Tahrik
Onbinküsürüncükez
Ölüm Yıllar Önce
Unutulan Gömlek
Sana Bakmanın Tarihi
İpine Küsen Mandal
Bir Kipriğin Bile Değmedi Tenime
Çırpınıp içinde döndüğüm deniz
Siste
Aşk Yorgunu
Bilir Misin Bunu Da?
Rica
Mutluluk
Bir Ayrılış Hikayesi
Hüzün Uçurumları
Adsız Gazel
Boşluklu Yaşamak
Birazdan Gün Doğacak
Ölünün Kıyıları
Şehrin Ölümü
ve bir haber, yoldaki
Rilalizar`a mektup bile değil
Varlığa Ve Yokluğa
Mavilikler Ülkesi
Rengarenk Bir İstanbul Akşamıydı Yüzün
Uyanış
Aldı Beliğ
M
Ara Sıra
Surkontr
Hiç
Biz Sizinle Ne Kadar Güzeldik
Allah Aşkına Kalbim
bu ara
Erkek Aşk Kadın
Afife
Yasemin Senfonisi
Yalancı Kehribar
Aşk Batımı
Hakir
Özgürlüğe Doğru
Düş
yusuf ile zeliha
Yenik Bir Aşk Öyküsü
Yoruldum Yokuşu
Aşkın Serinliğinde Boğ Beni
Parça Tesirli
Nilüfer Vakti
Kitabevinde 1 liraya satmaya çalıştığımız kitaptan…
Üç Frenk Havası
Esenlik Bildirisi
İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR/YA SEN GEL YA BENİ…
Jose
YAŞA ve YAŞAT
neşe ve adalet
Veni, Vidi, Vixi
Ağartı
Buluşmak Üzere
Beşikteki Kedi
Sarı Lira Gibi Ömrümüz
Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum (Mura…
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Aşka Sevdalanma
Mutlu Bir Hayat
Şiir Sanatı
Mirabeau Köprüsü
Geçmiş Ola
Şiir Sanatı
Aşıkane
Kara Şarkı
Ayda’ya Dört Şarkı
Ölüm Bir Skandal
1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin
Taşlı Yol
Yıldızlar
Gidiş
Gece Bitti
Çok Ender
SUNU
Düşlerde Fener Olmak
Tanrının Antonıus’u Bırakmasıdır
Kaleler
Sabah Erkenden
Gidiş ve Ayrılık
Uzaklarda
Düello ve Ölüm
Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında
Ay Sarhoşu
Ey, Güzel Koku!
Ölüme Dair
Pişmanlık şarkısı
Ölüm ve Genç Kız
Evvel Zamandı
Seni Arıyorum
Hayat, teselli olmaktır
Kadere yenik düşen zaaflar
uzanacağım ve ağlayacağım
Son Bûse
İlişmek
Gitmek biraz ölmektir
Sükût İçindeyim
Uzun Yıllardan Sonra
Artık Gezmeyeceğiz Başıboş
Gözyaşını Gördüm
Elveda! Boşa Gitmeyecek Dualarım
Aklından Sonsuz Yazgı Çıkmayan Adam
Hayır, Sanma Ki Acınmaya Değer Biriyim Ben
Yoruldum Yaşamaktan Yurdumda
Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya
Yalnızım gecenin ıssızlığında
“Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.”
Ağlamayan gözden Sana sığınırım
Ahdolsun!..
İki Kişilik İlişki Yoktur
Yaşama Uğraşı
Kızım (Julia) İçin Kelimeler
Güz Mevsimidir Bu
Bazı Şeyler
Dua
Üstüme Sinmişliğin Var
Kurma Bebek
Ah Şu Erkekler!
Unutulmayan
Sevgilim Bir Kır Şiiri
Eylül
acı bir şarkı
üşümüştüm…
Yürek: Kutup Tan Vakti
Sana Geldim
Kırık Bir Kemansa Yaşadığımız Hayat
Sevdiğiniz Kaybolduğunda…
Adres
Karanlık Güvercinler Kasidesi
AH!
Deniz Suyu Balladı
İbrahim’in Kuşları
Kalan Günlerden Sonralar
Düştüğümde İnmiyorsam Kalbimi
Kafes ve Kış
ey esir kuş
Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım!
İçinden mi?
Anı
sevgide ölçüyü kaçırmak
La Tahzen
birazdan kıyamet başlayacak ; başlasın!
Servistan
Non Dolet-2
Neylerin Çağırdığı
Edinburg Şarkısı
Ağlamaklı Şiir
Mütereddit Şiir
Hayatın Provası Olmaz
Müphem Şiir
Helallik Şiiri
Güvercin Telaşı
Ay Tutulması
Bürde
Güvercinler
Masumiyet Defteri
Her aşk ilk aşktır
Huzur-ı Hilkatte
Dikkat, Okul Var!
Uludere (Roboski) Katliamı – Ağlama Anne, Güzel Ye…
Gün Doğumu Şiiri
Güvercinli Güvercinli
Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak…
Yirmibeş Yıl Önce Yine Beraberdik
Mutsuza kim bakacak?
Dirimin Yüklemi
Aşık Olan
Yürek Ve Ten Masalı
Hüzünce
Güz Yorumcusu
Kar
Tabirsiz Rüyalar Atlası
Hoş Eser-Sin Ömrüme…
Ene’l Aşk
Anlatılmayan
Çok Şey Var Ki Geride Kaldı
Nerdesin
Qiblegeha Aşiqan
Nedense
Memiş Emmi
Ne beyân-ı hâle cür’et ne figâna tâkatım var
Öldüğüm gün
Memleketimden İnsan Manzaraları
Sesin Rengi
Çelişki
Karda İzler
Hoşça bak zâtına
Agora Meyhanesi
Sen Sen Sen
Biliyor musun
Senfoni
Akılla Konuşma
Hayat üç buçuk ile dört arasındadır
doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütm…
Ahmet Kaya – Yüregim Kanıyor
Şiirlere Saklandım / Bul Beni
Sızımın Gizi; Ölü Ruhta Yara İzi
Günah Eskizinde Yaşama Davet
Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları
Olmak ve Ölmek Arasına Atılan Ad’ım
Naat
Uyku
İtiraf
Yenildin Hayatın Akışına
Benim Başka Kimim Var ki?
Ten Orda Yırtılır
Kimin Var ki
Şiire Tutunmak
merak
Acılı Gecenin Bitiminde
Gökliman
Cemali – Şimdi Uzaklardasın
Bende Kalanlar
Ayrılıkta hastalık gibi yaşanır.
Terastaki Havlu
“Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim”
Parmaklarında Kırık Harf İzleri
Kül ve Veda
Yedi Dağın Ardındaki
Nasıl Doğuyorsa Çölde Palmiyeler
Işığı Kesen Duvarlar
Hayat
İlkbahar
Göksefası
Sanık
sizi hiç sevmiş miydim?
Şiir ve Sen
Şakayık
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Hayat Bu mu
korkmayın unutuluyor
gri siyanür
alp’in defteri
kerrat cetveli
uzun
alkolü bırak beni bırakma
on iki mısralık savunma
tereddüt
Kuzgun
Çok Sevmişti
İnficar
Yarımada

OCAK 2013

Sappho
Yalınlığın Anlamı
Kadınlar
Karşılaşma
Elsa’ya İlahi
Alba
Hatırla
Gözler
Amber
Güzde Unutulmuş
Bizler Susuyorduk
Ağıt
Denizin Sunduklarına Elveda
Umutsuz Bir Şarkı
Sevmiyorum Dememden Bileceksin Sevdiğimi
Ve Artık Hükmü Kalmayacak Ölümün
Dünyasal Şiirler
Öpücük
aşk yaraları da arada bir sızlar
Arınma
Öpüş Tadında
Okuyucunun Bana Şiiri
Bizansa Benziyor Aşkımız
Sen Bu Şehirden Gidince
Ölü Doğanlar
İki Sünnet Üç Farz
Gül İçin İlahi
Kalbim Gerçekten Kırık
Mektup
Işığım Söndü
Karıma Mektup
Lodos
kar kesti yolu
Yalnızlıklar 1
İhtiyar Aşık
Yalnızın Şarabı
Düşman
Kalpler Daralıyor İnsanlar Büyüdükçe
Bırakıp Gittin Beni
Dualardan Bir Dua
Ephemera
sirk hayvanlarının kaçışı
Herşey Ayartabilir Beni
Sandalda
Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası
İki Yıl Sonra
Yıllar Değerini Artırır İnsanların
Misket
Big Bang
Temaşa Suresi
Şair Olarak Düşünür
Efendim
Kabül
Son Aşk
Korkunç Güzel
Anlarsın
Sana Ne Söylesem
Özlem
Sabret
Dayan Kalbim
Aylak Göz
Unutulmuş Bir Mektuptur Aşk
Sultan
Evet
Gece Sözleri
Mavi Gök Orda Mı
Sevda
Ayrılık Vakti
Susarak
Şiire Yetmeyen Zaman
Armut Ağacında Öten Kumrunun Anlattıkları
Çok hazin bir yakarış…
Beklediği
Sevda Üstüne
Eğilip Suyunu İçtiğimiz Çeşme
Çıngırağın Ölümü
Akdua
Yalnızlığa Veda
çiğdemler gazeli
Limon Çiçeği
Aynalar
Tül-Hayâl
Aşk gibidir şiir
Melâl Perisi
Akşam Şarkısı
Mevsimler’den
LİZİ (Bir bardak suda kurulan hayal)
Boğaziçi Notları
Bir Yılın Bitimi
Terennüm
Hatırla
N’olur Bırak Beni
Deniz Mezarlığı
Gerard de Nerval
Fantazya
El Desdichado
Hirodiasın Açılışı
Alıştığım Düş
Dilek
Tzu-An İçin

İnsanlar sana fetva verse de sen yine kendi kalbine bir danış
Elveda Bakü
Ateşteki İbrahim’in Şarkısı
Bilirim Sözcüklerin Gücünü
Eşikte
Esridi dönmekten altın yapraklar
Bir Şiir Üç Çeviri
Merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ
O yâr benim kime ne
Kurşuna Dizilme
Anne
Flora
İhtiyar Maria
Sanma ey hace ki senden zer ü sim isterler
Analar
Destan
Yıkım Kararı
Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan
Kara Yılan
Anı Yaşa
Liman
Çukur
Hızırla Kırk Saat
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine – 1
Yağmur Duası
Mona Roza
Düş Fırçası
Kedilerin Alışkanlıkları
Paragraf Başı
Müsveddeler
İlhami Çiçek
Martı Serçe ve Bürokrat (6.hayal)
Bir Kere Sevdim, Kalbim Köreldi
Gidenler genç kalır
Kaçmak İsterken Vuruldu
Sırtımızdaki küfe
Yol Arkadaşı
Yarı Yol
Yehudam
Uzun anlardan sonra
İnsanın Mülkü Yarasındadır
Yolunda İyi Giden Birşeyler Var
Gazze Avazı
menekşelerden bir çiçek demeti
Yeni bir aşk, din değiştirmeye benzer
Esirinin başından kaçamazsın
Aşk unutulduğunda, o nereye gider
Yolumuz dar, çarpışma kaçınılmaz
bir öpücüğüne (XXXIII. Rima)
Bir gözyaşı gözüktü gözlerinde
Bir kadın zehirledi benim ruhumu
Aşk İki Kişiliktir
Bağ Bozumu
Öyle Bir
Annemin Yüzünü Hatırlıyorum Bunaldıkça
Gece Görüşmesi
Beni Dünyaya Çağırma!
Dünya
Canım İstanbul
Belki Afrika Menekşelerinin Kokusunu Duymuşum
Gece Onu Beklerken
Rapunzel
Ah Geçkin Senin Düşün Bile
Şarabın Sözleri
Rüştü`den Gelen Mektup
Öldükten Sonra
Nedamet
Aşk
Aşk
Eski Zaman Âşığı
Beşiktaş Tramvayı
Ben Sensiz Burda
Bahar Dalı
Ziya Osman Saba ile anılar yolculuğu
Sensiz Gece
insan yürüdüğü yola benziyor
Kirazlar
aydınlığın tek değil
gizemli bir sofrada
Azap Bahçesi
Sonnet
Bakışların
Senden İstediğim
Aşk
Umut Bizi Terkettiğinde
Nasıldı
Ada
demek ki hiç bi şey anlamadın
Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir
Artık Günü Kapamak İstiyordum
Her Şeyi Bırakabilirdim
Campo Dı Fiori
Paldır Küldür Yaşam
Apollon ve Marsyas
Şiir Hakkında Konuşma
Bir Kadınla Konuşma
Oto Portre
Dönüş
Niye Gitmeli Türkiye’ye
Bir Ağaç Karşısında
Jestlerin Ölümü
Sensiz
İnsanın Yedi Çağı
Işık, Değişmiş
Harran
Bir hayattan bir hayata geçmek
Venüs’le Buluşma
Bir kadınla yapılan üç şey
Kristal Denizaltı
Zima Kavşağı’ndan
Kuş Rab Hayat
Aşktandır
Ey Gezgin Yalnızlık
Meksika Sınırı
Hoşgeldin / Erkekler sessiz Ölür!
Çıldırmak Varken
Azalan Ömre Gazel
Babi Yar
Unutmamak
Kelimeler Maskelerini Çıkarırken
Dünyadan Uzak
Chang-Kan Türküsü
Bir Sokak Orospusuna
Bir devlet içün çarha temennâdan usandık
Sonrası Ayrılık (Bir Kitabın Basılış Serüveni)
Yazarın Yazgısı
İbni Hazm ve Zahiri Mezhebi
N´oldu Bu Gönlüm N´oldu Bu Gönlüm
Sen seni bil, sen seni.
Şair Nigâr Hanım’ın Hikâyesi
Nagehan aşkın sataştım dürr-i bi hemtasına
Şiir Gücünü Nereden Alır
Tefvizname
Şiir Nedir?
Her Taş Bir Kelime
Koşmalar
Bir buzulun çatlağından nasıl sızarsa su
Bu Sevda
Yolda…
İnce L, Lalena
Avcı
Ballade
Ölüm
Evvel Zaman Kadınları Baladı
Söylemeyeceğim Adını
Aradan Çıksın Diye
Karakavak (1)
gül zakkum ya da su boşluğu
Ağustos Melali
Ne mutlu o güne ki, uçacağım o dosta
Sakın Şaşırma
Virtüöz Ölüm
Melek
Hayatın Kırıntısı
“Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimiz râzı etmeyecek söz sarfedemeyiz…
“Bacak bacağa dolaşır..”
ürkek bir anı oldum
Geriye Kalan
Hala Koynumda Resmin
Hatırlama
Aile
Aile
Nişanlılık
Arzuuu* Okay
Dost
Güzel Irmak
Dost
Denizi Özleyenler İçin
Araya Giren ‘Çöl’
Çürümek
Uçurtma
Çocuk
Ayrılık
Sen Nerdesin?
Öylesine Bir Aşk Şiiri
Onu gördün ve hala yaşıyorsun öyle mi?
İlkyardım Bilgisi
Aşkın Karanlık Metali
Karabatak
Güneş Uçurtmamdı Benim
Cenaze Merasimim
Yıldızların Nerede Amsterdam
İlk Günün Ardından
Acı Bahriyeli
Kadın Bacakları
Tabut
Solfasol Otobüsü
Kadere Sitem
Taş da Çürür
Gülün İlkesi
Payıma Düşen
Güzde
Daima Aynı
Birini kendine âşık etmek
Aşk
“Karadut” şiirinin hikayesi
İyi Tarafım
bir kadına dokunmayı özlüyorum
Huzur
Kıskançlık
Ayrılık
Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni kalb…Ateşini bulsun hemen değişir.
Bir Yol
Viyanalı Ermiş’in İtirafları
Yine Hâl
Kün
Bâtınî
Tenhâ
Yakın Aşklar
Uzak Gözler
Söylem
Ünlem
Gizem
Doğunun Kadınları
Doğunun Ölümleri
bulutlu yazılar
Bahçenin Fethi
Furuğ Ferruhzad
Giderek daha uzak
Pire
kuş sadece bir kuştu
Alışkanlıklar
Çalışmak Yorar
Baba Olmak
Güney Denizleri
Düşe Çağrı
Gazel
Kirlenmiş Kâğıtlar
Hergele Şiirler
anlam ormanlarında gezi için rehber
beden
Dünya
Bulut
Hayal Hanım
Şiir Sanatı
Bir Kör
Akşamın Yarısında
Ölüm Böyle Biter
Dünyada Olmak Acıdır Öğrendim
Boaz Uykuda
Tavan Arası
Nasıl Nezle Olunur
Hiç Bir Yere Doğru
Masal Gibi Sevdim Ben Seni
Martha
Li Po
Yazar
Gecem Gündüzle Geldi
Ben Bir Çocuğum
Denizden Toplanan Umut
Siyah Kar Kasidesi
Fesleğen
Bir Dahiye Rastladım
Buhran
Kitlelerin Dehası
edebi bir aşk
Onlar ve Biz
mavi kuş
itiraf
Karıma Altıncı Evlilik Yıldönümü Armağanı
Birinci Kaçış
Dayan Dayanabilirsen
Ağustos Şiiri
Acılara Tutunmak
Kıyamet
Sen Yaşat Beni
Senin Kalbini Taşırım
Eski Zaman Aşkları
Son Sığınak
Hazin Yalnızlık
Yüzüm Güvercinlere Emanet
Buz Üstüne Yazılan Şiir
Bu gün de ölmedim anne
Blues
Şiir Çalışmaları
Bakarkör
Kovulduğum Bütün Kapılara
Gittiler
Hamam Sefası
Eski Denizlerden Kim Kaldı
Akgün Akova
Delinin Ölümü
Çince
Sol Elle Yazılanlar
Yeni Bir Dünya
Düzenli Dünya
Yaz Bitti
Ayışığı
Şiirin Attıkları
Fotoğraf
Gül II
Ozan ve Sesler
Ben senin krallığın ülkene yetiştim
Ev Zamanı
Sağlama
Yanlış Anka Destanı
Hayatta Ben En Çok Annemi Sevdim
Kırlara Veda
Veda Şarkısı
Gözyaşları da Çiçek Açar
Tanrım Öldür
Bıçağa Adanan Çocuk
gözlerim uzak yollarda heves
Sahtiyan
Bir Çocuk Sevdim
Bir Annenin Notları
Çünkü Artık Mümkün Değil Aşk
Yazarken Bu Şiiri…
Bir gün yiter gider
Gitmekle Kalmak Arasında
1 Ocak
Yüzüm Bir Kentin Anı Defteri
Hiçliğin Tadı
Yol Sonunda Reddiye
Maktul Yürek
Bir Şiir Yazmak
Yıkılmış Enkaz
At Avrat Silah
Güneş Saati
Kalıt
Kül Altındaki Kor
İlk Vasiyet
Karla Gelen
Batık Gemi
Bahtsız Deve, Çöl ve Kutup Ayısı
Milenyumun İlk Özeti
metalik gri
Ömüryiyen
Ağrı
Tufan Sonrası
şizofren
Gerginlik
Fatih’e Döktüğüm İçimdir
Piyadenin Şarkısı
Başka
Ölüm Hayatı Kuşatalı Beri
Su İsteyişine
Ey Sevgili
Sunu
Sana Saklayacağım Yer
Uyandırmaya Gücüm Yetmedi
Lehlik
Ömrüm Seni
Otopsi
Urla
Somut Şiiri
Ama gene de üzülüyorum
yeniden merhaba diyeceğiz
Zamanın Ritmi
Sevgili Dost, Yoksa Görmüyor Musun
Eski Şarkılar
Ben Değilim
Kanat Terzisi
Erken Rezervasyon
ilham yiter ve solar gül
Alınyazısı Saati (İstanbul)
Yarım Kalan Bir Mevsim
İncelikle Sevdiler Birbirlerini Uzun Zaman
Ayrılış
Son
Yol
Hislerin Açıklanması
Elveda
Bir Sözcük O
Aşkın Tadını Çıkar
Aşk Üzerine
Yeni Yıl Dansı
Sevgili Yürek, Niçin Hor Kullanıyorsun Beni?
Yalnızım
Ana Gibi
Ayrılış
Adada Gece
ithaka
Büsbütün yitirdi onu
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
Âşıkların ateşini söndüren bir sabâ esintisi
Her Şey Tamam Bir Şey Eksik
Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor
“Yâ Rabbi Muheymin… Bizden hayır yok… Sen göze…
Dutluk
Sen ve Başkaları
Yüzümdeki Eşik
Hamle Sırası
Tülsü’yü Sevmek
Ayrılık Türküleri
Bayılırım Kır Zambaklarına
Yaprak
Ağaçlar Ayakta Ölür
Yalnızlık Hülyaları
İstanbul Bildiğin Gibi
Sevginin Yalnızlığı
Kokuna Özlem
kün
Kül
kan
Aşık mısın kızım?
Bir Şiire Sığmayan
Gece Yarısı Başlayan Bir Hüzünle
Kesik Esintiler
Özlem
Uyandırmak İçin Seni
İstanbul’un Gözleri
Ölüm Gibi
Son Armağan
Rüzgâr
Elveda
Yol Ayrımında
Yolculuk
Elektra Kadınlar
kalbim
Mine
Üçleme
Küçük Acılar
Serseri
Sevgilinin elleri bir çift kuğu
Kara Adam
Kar Yağdığı Günler
Sevdiklerim Erken Dönmeli Erken
Gidiyorum
Saate Bakmak
Mohsen Namjoo – Ey Sareban
Sıkıntı
Orda
Özür
Anlatıyor Her Şey
Düşünürken Buldum Kayayı
Ayna
Gar ve Tren
Yazdı, Bitti!
En Mutlu Gün, En Mutlu Saat
Yitikçi
Evlilik Üstüne
Olsam Olamam Sonesi
Pençe Defteri’nden
Neyse
Geç Saat
Bengi İz
Yankı
Yolculuk
Aldı Subhizade Fevzi
Hüznün Anlayışı
Anlık Değişmeler
Değil
Çınardan Dökülen Kırk İki Yaprak
Mevsimlerden Yaz
Deprem Senaryosu
Kıyamet Taburu
Dinamit
Yedi İnceltme İmi İnceliği
Allah Aşkına
Nişane
Anne Vakti
Yorgun ve hüzünlü kelimelere umudu aşılayıp şiire durduran …
Acı desem
Seninle olmanın en güzel yanı
Benden Sonra Bir Daha
Göçük Üstü Ağaç
Sessiz Gece
Gelse de Trenden
Yangın
Yine de
Gözlerin
Fena
Portakalı Soydum
Gök Kaçınca Üzerimizden Ve Yıldız Dengi Çözülünce
Hayyam’ın Sabahı
Ben Seni Seviyorum Bunda Bir Kasıt Yok
Kanlı masal
30 Şubat
Cenaze Şiirimi Bir Şair Kılmalı
Ağır Kan Kaybı
Yeryüzü Aşkın Oluncaya Dek
Bence Malumdur
Şiir, onu yazana ait değildir, ona ihtiyacı olana aittir 
Aşkın Felsefesi
Pişmanlık Ve Çileler
Ağrı
Bir Taş Atarsın
Bitti O Sevda
Bitmeyen
Bir Özlemin İzdüşümü
Bu Bizimki
Aşklar İçinde
Hepsi Aynı
Daha Ben
Mavi
Anestezi
Papatya
Aşık Vüs’ati
Sitem
Gemi
Sucul Şiir
Gün Sonu Konuşması
Gülistane’de
Babanız Yaşıyorsa Siz Hâlâ Çocuksunuz..‏
Unutmak Yok
Panter
Haiku
İlkyaz Haikuları
Marya
4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim…
Keçiyi Yardan
O Yılın
Sen ki Gülsün
Mesel
Kan
Nen Var Kardeşim
Şairlerin Vasiyetleri
Yalnızlık
Özür
Ömrüm Yolunda Tükendi
Yalnızlık
Ayrılık Feryadı
Tik Tak
Beceriksiz
Avarelik Yılları
Hüzün Denizi
Son Gül
Kavalım
Hüzünlerimin Defterinden Bir Yaprak
Gençler
Güneşimi Vurdular
Önden Yırtılan Gömlek
Ben hergeleyi görmüşümdür
Karabağ Şikestesi
Kabaran Bir Dalga Gördüğünde Sen
Ey Zaman Kuşu
Gece Sisi Kaplamış Tepelerini Gürcistan’ın
Biliyorum Gelmeyeceksin
Bu Altı Söz
Mülkiyet
Ruhun Ateşli Aşkı
Sesin Rengi
Ağulu Mantar
Kalbim, Sorarım Sana
Göçmen Kuşlar İlkyaz
Karina
Kan Kalesi
Çalı Çit Bahçe
Eskiler Alıyorum
Serçe Ötüşü
Yer Yok Bana
Üç Tekerlekli Kırık Bisiklet
Siyah Bir Çığlık İçin Gitar Taksimi
Nazlı Bu: Dostum. Reelden
Yokluğun Aynaları
Babalar Issız Ağlar
Biz Kadınlar
İmkânsız
Yüreğin Dört Yandan
Kim Şairdir
Gereksiz Kaçış
Gençler Şairlikte İvecenlik Etmeyin
Tastamam Yorulmak
Andelîb-i Gûyânın Yolculuğu Olarak Aşk
‘Geceboyu seni anımsadım-
Kırgınlığım Bir Bayrak
Uzak Fırtına
Suyum Unum Buğdayım
Üstad Necip Fazıl’ın Çile’hanesinin penceresinden …
Boyunayım
Bayan Lazarus
Leke
Zambaklı Padişah
Başım Eğik Dilim Kapalı Gözler
Kendini Dünyadan Alacaklı Hissetmek
Kaybedenler Kulübü & Ne Yapar Şimdi
Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir.
Güvercin Gerdanlığı
Viva Celevbato
Dağ Başında
Deme
Penceremden Görünmeyen
Bir Şiirin Gelişi
Semender
Aşk İçin Prelüd
“hay’dan gelen hu’ya gider”
Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK
Gecikmiş Sevda
Ah! Günebakan
Vietnam
Bir Misafirliğe Gitsem
Dalgınlık
Her Şey Yerli Yerinde
Kadeh
Tecelli
ağır çiçekli ıhlamur ağacı
Bazen
Aşk Rahmettendir ..!
Görme Hevesi
Dörtlükler
Soğuk Kış Gecesinde
Yokluğun İklimi
Kimseye Bir Şey Söyleme
Işığın Örümcek Ağı
Hâlâ Yaşıyorsun
Gazino
İç Sıkıntısı
Bir Mektup Geldi
Ölüm Fügü
Şiir Çalışmaları
Suçlu Şiirler
Şiirle Demlenen Çaylar
Sen Git
Kurban
Yaşam İlahisi
Bir Tek Sensin Sen
Anış
Yağmur Dindi
Ay Düşünce
Rakı
Keder Gibi Ödünç
Bîmaram ey ecel, bu gece bekle yânım al
Hüzünlü Gezinti Güvertesi
Eksik Cinayetler
Eski Bahçenin Hafızası
Herkese Günaydın
Gül
Derin Zaman
Buzul
Kapı Eşiği
Zeytin Ağacı
Balık
Dua
Orta Asya’da Bir Fincan Dibi
Sonra İşte Yaşlandım
Kan Atlası
Üzerinden Sevişmek
Devrimiçi Sosyal Paylaşım
Oğlunun Doğumu Dolayısıyla
Seni Korumak İçin
Odaya Kapatılan Gökyüzü
Şair Telefonda Sevgilisiyle Konuşuyor
99. Sone
Yeminler Ediyor
İstanbul Ağrısı
Dünyaya Teslim Olmak
Kuğu Ezgisi
Dicle Üstü Ay Bulanık
Ömrüm Gölgelendi
Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire
Kuş Koysunlar Yoluna
Yüzü çevrilmiş olmaya yakın zannedilen ilgisiz ama…
Bismillah demeyi ve seni seviyorum.
Yaşam İçin Öneriler
Yoruluyorum
Bana Ayrılıktan Bahset!
İçimde ne var biliyor musun?
Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde …
sana da yağdı mı kar
Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm
Sone XX
İyi geceler
Sone XI
Eyvah! yine hüzün
Bellek
Üzüm
Kapalı Mekân
Gece Yalnız Geçilmez
Her Gidenden Bir Gülümseme Kalır
Hiç
Sır
Sana Bunca Yangından
Boğaziçi’nde Sonbahar Düştü
Tutuşmak Üzere Yeniden
Kurşun Gazeli
Kadın Göğsü
Pastörize Sevgi
Sisle Örtülü Yollar
Taşralı Uzak Akraba
Sisifos’un Köyü
Neyi Ki Çok İstersen
Yalnızlık Kayzer’den Daha Güçlüdür
Söylenmemiş Şiir
Küskünlük
ahmet ağbi
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r
Bitişik Nizam
Hangi El İle?
Yolcu
Alem, gam hikayeni anlatmasıyla bir efsane
Dönüş
rakıyı severim. kadınları da severim. ama rakı içen kadını daha çok severim
Güvercin Gerdanlığı’nın Avlusuna Yuva Yapan Güverc…
Göz
Fısıltı
Birlikte
Eğer
Lâmia Hanım
muhtelif hüzünler geçidi
Sandalıma Aldığım Şiirler
Der(le)diğim Kiraz Şiirleri
Ağlama Defteri
Suna’ya Şiirler
Olmadık Yerde Biten Rakının Ardından Yazılan Şiirdir
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi
Hallaca
Melankoli
Dünya İstasyonunda Yanlışlıkla İnmiş Keloğlan
Bir Şiirin İzini Sürmek
Güvercinin kaderi gerdanlık olmuştur boynuna
Kurtuluş Bir Semt Adıdır
Bir Şey Kalır
Kalbin Kararı
Küçük Naat
Çıkmaz Sinir
Şiir Belki
Gülün niçini yoktur, açtığı için açar
Keşke dikenler anlayabilse
Özgeçmiş Yazmak
Kalbî Hüseynî
Unutulmuş Bir Yaz İçin
Yaşamayı Deneme
BİR AN İÇİN … O AN DA …
İstanbul Geceleri
Saint-Antoine’in Güvercinleri
Masalsız Çocuklar
Hırsız
Bir İntihar Akşamı
ramazan bizi camiye götür!
Adımı Unuttum
Aptal Bir Kadının Mektubu
On Derste Birisi Ölünce Ne Yapmak Gerekir
Sahne
Dün Gece
Babam ‘Trevanian’ Türkiye’de çok sevildiğini biliyordu
Bugün Biraz Kustu Gök Beni
Salınacak
Aşşşk
Kız Kurusu
Ölümde Hiç Risk Yok
ah!
Dilin Masumiyeti
Şiirleme
Yarı Yolda!
İlk Söz
Çağdaş Kaside
Ölmek
Riyâh-ı Leyâl
Sanal Rüya
Güz Şarkısı
Yoksulluğun Sğınağı
Bid’at
Tefsir
Senden Sonra Ey Yedi Yaş
Ufka Damlayan Alınteri
Yalnızlık Bir Tarihtir
Bir bahr-i gamda urmadayız dest ü pay kim
Saçlarda Bir Yarımküre
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim
Bu Yağmur
Yattığım Kaya
Başım
Rüyalar
Güle Şiirler
Fayda Sızım
Eksik Ömrüm (II)
‘Batıda Kan Var’
İki Şey, Pas ve Gam
Metafizik
Zende-Rud’u Geçerken
Beyhude Ömrüm
Yerçekimli Karanfil
İlk Oruç
Bensiz Gittiğin Yerler
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
Evlerle Savaş
Evin Halleri
İnci
Şaire Ağıt
Veda
Savaş Bitti
Aşmak
Haikular
İçe Kapanış
konu bu değil
Kûfe’de Bir Hüseynî Akşam
EYVAY!
Uzak Bir Ülkedir Gülmek
Kamış
İkinci Tesadüf
Biz gamsız sarhoşlarız, aydın karanlıklarız
128 Dikişli Şiir
Kum ile Su
Sen kimin şeytanını taşlıyorsun?
ruh söküğü
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî Ahraka kalbî bi-harârâtihî
Bir Günün Sonunda Arzu
Makas
Çalınmış Yürek
Şiiri Yazılamayan Şehir
Onüç Günün Mektupları
Necid Çöllerinden Medine’ye
Bir Kokudur Bazen
bir buğdayın içini dökmesi
Mem û Zin
Barut Hakkı
Nilgün Marmara
Ölürken
Unutun O Kadını
Cenazemde ağladım
Anılar Öptü Dudaklarımı
Trenler De Gecikir
Bir gün olur, hepsi biter Endişeler, o çocuk üzüntün Hepsi biter
Sahi siz Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç…
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
“…çünkü kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır…
Güç Bela Kurulmuş Cümleler
Burası
Sadece güllerle söyleşiyorum derdimi
şiir, söylemekten ziyade bir susma işidir.
hayatın bu sarhoş denizinde/ umut gemim karaya oturdu
ana, baştan başlayayım, beni yine kundakla
Senden söz etmekten yoruldum
Döküldü fesleğenin yaprakları:/ Sesleri hâlâ kulağımda
Kalbi eski düzenine dönememişti
daha acı verir kanattaki yaradan/ kanat kırılmadan önce uçulan günler
Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler
“… Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan bir kaderdir
Peki yüzünün ne işi var, dalda titreyen yağmur damlasında
Metruk Şiir
Öncesi
Herkes gitti, kimse dönmedi
Bir Ağıtla Övgü
Reddediş
Yadsıma
Öneri
Gelmeyen Ziyaretçi
Ayrı Düşmüş Sevgililer
Oyunbozan
Seviyorum Susmanı
Yalan
Gittim
Anlayasın Diye Beni
Aşk
Bayramlık Giysi
Duvardaki Yazı
She Left Home
Nisan – Sevda
Bir sonbahar tarlasındaki
Manşet
Gece Hazları
Buluşma Yeri
Albatros
Büyük Hüner
Bir iplik
Ey eski sevdalarım
Solmuş Çiçekler
Solan Gül
Gazel
Anarlar haşredek elbet şiirden zevk alan ahbâb
Besbelli
Ölüm Şarkısı
Dilek
Ahret
Uzanmak Gölgesine Solgun ve Dalgın
Basit Bir Yalnızlık da Yeterdi
Semender
Serenad
Demiryolu Mecâzı
Gölge
Yüksek Topuklar
Cythere’ye Yolculuk
Beşinci Mevsim
Yabancılaşma
Yalnızsın
Ne Çok Enkaz
Birikime İnanmak
Bana Bulaşmasın
Yan Yana İki Ülke Gibiyiz Seninle
Seni Anmakla Artıyorum
Karanlıkta Geçen Gemiler
Pars
Ben de insanları ve özellikle işin içinden çıkamayanları seviyorum Olric
Pablo Neruda’dan Çeviriler Yaparken
Oyun
Anılar
Otel Odası
İşaret Çocukları
Hesaplanmadan Öldü
Düş Gören Atın Şiiri
Resimde
Toprak
Sessiz
Sen Bensiz Orda
Küçük
Sensizliği Yitirdim
günahlarına kefaret
Kum
Mezar Taşı
Mil Çekilmiş Sözler
Sahip
Sözcük Mesafesi Sıfır
Şiirden Anladığım
Japon
Keşke
Gangster
Galata Köprüsü
Veda
Her Kadın Kendi Ağacını Tanır
Beyaz Meselâ
Ölümün Bıyıklı Bir Resmi
Aracı
Sol Elim
Prozac
Sen Geliyorsun
Şiirlerden yağan yağmurlar
Şairlerin Yağmurlu Mısraları
Yağmura Kaçan Şairler
Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim
Sis
Biraz Oyalanmak
Meçhul Bir Kadına Mektup
Evlilik
Şiiri Uçan Çocuk
Asırların Efsanesi: Bu Kitap Şu Tecellîden Doğdu
Emek
(Silezyalı) Dokumacılar
İnsan En İyi
Harfler Ve Melâl
Fırtına
Yeni Şeyler
Kadın – Doğum – Kadın ve Çocuk
İtiraf Ve Gizem
Akşam Ve Sen Ve Ben
Yolculuk Ve Şiir
Mühür
Babam ve Ustam
Kardeşlik
İmkânsız Tesadüfler
Sizin Hiç Babanız Öldü mü?
Teşekkür Ederim Baba
Sazım’a
Şiir/Ağıt
Bir Ömür Yetmez
Sere Serpe’nin Hikayesi
Nazım Hikmet’in, annesiyle Yahya Kemal arasındaki …
Kanto’lar
Anason Kokulu Şiirler
Aldanma
Yazılmamış Şeyler
İnadına Şiir
Kunâla
Derin
Küçükhanım
Sen İstanbula Aldırma
Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi
Bir Değirmendir Ölüm
Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle
Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime
İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi
Kendine Veda
Dudağında Yangın Varmış Dediler
Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup
O Taraf
Geçiş
Aynı Topraklarda
Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın
Büyücüm
Sorular Kitabı
Bulutlanma Sonnet Si
Evet Madam Gözleriniz
Aşk Adresini Yitirmiş de
İçerde
Evvel Zaman Şairleri
Ben İki Kişiydim O Yaz/ Göl Mevsiminde
Sivriada Geceleri
Öte
Akşam Mûsıkîsi
Kedi Ağlaması
Cem’âh Süreya
Akşam üstü rüyası
Lirik Serseri
Bumerang
Sessiz Saat
Gitme Baba
İçkin
Ferahfeza
Bilsem Gelir En Güzel Gemilerle Sularında Kalırdım…
Aşk Konuşur Bütün Dilleri
Şairler Çok Yaşamıyor
Şehrin Şiiri
Askıda Olma Hali
Edalı Zihin
Kar Yağıyordu Karanlığa
Kar Mûsıkîleri
Kar Kasidesi
Güftesiz Beste
Eski Ağıt
Guido Piva ‘nın ölümü üzerine
Bir sonbahar sabahı istasyonda
Dile Gelen Taş
Gümüş Kuğu
Kaçış
Ölüm Hazırlığı
Beni Sevdin
Kırık Mozaik
İnsan Tutkusudur
Resim Arkası
Yâd-ı Sabâvet
Gazel
Geh kar yağar idi geh karanlık
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Şiirin Dip Sularında
Eylül; Belki Son
Eksen’den
Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır
Sonra İstersen Bırak Beni
Ağlasın Fuzûli
Kan Taneleri
Mutsuzluk Evi
Sevgilim Sandılar Seni
Yeni Kantolar’dan Mısralar
Yarıda Kalan

OCAK 2014

Fatma Savcı
Gönül Verme Ölüme
Yalnız
Daha Sonra
Kişi Yurdundan Uzak Kaldığında
Başka Dünyaların Haikuları’ndan
Sana bir sığınak yapabileceğimi ummuştum
Sevgilimsin
İnsan Kendisinin Rüyasıdır
Bir Kenti Bırakırken
Yazdım Yeryüzünün Kalbine
Tablo
Sultana Mektuplar 1
Kaçak Yolcu
İstersen
Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim.
Kalbim Unut Bu Şiiri
Sözcükler IV.
Kapı Ağzı
yalnız kalan kadın ağıdı
Ağır
iki ateş arası
Dilek
Bu Şiir 30 Mısralık Bir Sevda Şiiridir
Güney Hastalığı
Her Akşam ki Yolumda
Cenaze Merasimim
Kışa Giderken
Kalp, çölde rüzgarın içini dışına dışını içine çevirip durduğu ağaca takılmış bir tüy gibidir
“Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.”

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri
Biri söyletir biri susturur
Şiir
Her Şey Şiirdir
Bir Gün
Bizsiz Odalar
Vesvese
bu uçurumlar/ bu kan/ bu sancı
Elimden Gelen Bu
Cila Kül ve Kefen
Yugoslav
Sanki
Üzülme
Yaşarsın şiirimde sevenlerin gönlünde
Uzaktır Aramız Yollar Ağlasın
Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın
Felsefe – Gül göçüğü
Dinmeyen
Madrid’de Kahvehane
Ahmet Ada
Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Güzelleme
Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik
Kuş Yuvalarını Kuyu Ağızlarını
Bir Orman
Parçalanmış Gerçeklik
Tüketeceksin
Duvarcının Aşkı
Şimdi Yoksun
Son İçin Dua
Su Masalı
Morduman
Gelmiş Bulundum
Anılar Tipisi
Kederli Bir Öykü
Boyunun Ölçüsünü Bilmek
Kiraz Çiçekleri
Murphy Yasaları
Yalan
Güvercin Gerdanlığı
Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız
Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk
Beklerken
Masada Senin Gülümsemen
Kuş sesi ürkek
Anladın mı?
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Yankı
Bir Hastalıktan Sonra
Okuntu
Ulak
İnsanlar II
Yenidoğan
Kaçak Yaşamak
Elde Var Sıfır
Şiir ile Ankara
Aylak Göz
Kuzguncuk Oteli
Cümle
Türkiye Kadar Bir Çiçek
Requiem
Fol
Çocuklara Dilekçedir…
Hele Bir Başlasın
Gözlüklü Hamdi’nin Notları
bir kadın
Değişen Nedir Güvercinleri
Hasar
Siyah
Kum Saati
Yara Bandı
Saklı
Karınca Kumu
Hayır ben gerekçe üretirim yaa gerekçe problem değ…
aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri
Dostlar
Sincabın Sakladığı Sözcükler
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Kırlarda çiçekler bensiz açacak
Bitmemiş Şiirler VIII
Bitmemiş Şiirler VII
Bitmemiş Şiirler VI
Bitmemiş Şiirler V
Bitmemiş Şiirler IV
Bitmemiş Şiirler III
Bitmemiş Şiirler II
Bitmemiş Şiirler I
Hayırsız Ada
Böyledir Akşamları İstanbul’un
Bu Şehir Böyledir İşte
Yaş ve Şiir Üzerine Tomris Uyar’dan Edip Cansever,…
Çıkmazın Güzelliği
Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire
Folklor Şiire Düşman
Feri Sönmemiş Ferman
Azalmış Ferman
Ham Ferman
Kırmızı Ferman
Sarı Ferman
Ferman
Irmağa Kapılmış Ferman
Siyah Ferman
Kısa Ferman
Yağma
Fay
Bahar Başlangıcında Düşünceler
Bir Sonbahar Akşamı
iyi şiir
Üçlükler
İyileşebilecek Yaralar İçin
Bir Yürüyüşün Sonunda Şarkı
iklim
İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu
Şiir/lerde Çocukluğumuz
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuktum…
hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci
Bir gün ver Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış
Yanılgı
Değişim
Kıyıdaki Tekne
Ölüme Dair Konuşmalar
Bir Sokakta Giderken
Külçe
Arka Bahçe
Çeşme Küçük Kız Ozan ve Öbürleri
Bilemiyorum
Hayy, Dar!
Uçurtma
Mikail’in kalbi durdu
Son Kuşlar
Evdeki
Kırlangıçlar
Ben, bu resmi çizebilirim Abidin / Sana inat !
gitme/sen
kaybedenler kraliçesi -1/3-
o AN
lavinia
Ali
Gece Derin Karanlıktır
Yüreğim Senden Yana
İki Damla Gözyaşı
zatürre
Anaflaksi: Allerjik Şok
Sait Faik’i Yaşatamadık
Yakarı
Bir Ülke Olabilir Sevda
Islak Çeltiklere
Salihat-ı Nisvandan Saffet Hanımefendi’ye
Şiir
Fotoğraf
Eğer bir daha Allah’a işin düşmeyecekse
Tesirsiz Parçalar
Denizin Beklediği
Zara’da
1949
Alacakaranlıkta
Kalp Kalesi
Çürüyen Otlar
Batıl Şiir Duası; Manifesto
Hissen Yok Bu Akşamda Senin
Yeşeren Otlar
Sevda Peşinde
Kars 1946
Acılı Bahar
Ayışığı Sonatı
Sımsıcak Çok Yakın Kirli
Eros İle Thanatos
Çok Şükür
Bir şey oldu bu memlekete. Kimse kimseyi sevmez oldu
Meral Okay’ın Şarkıları Kalbimizde Kaldı
Hayat hafif ve kısa bir şeydir
Tutkulu Kadın Meral Okay
Zurnanın Zırt Dediği Yer
Emek istiyor, sabır istiyor… Hataları düzeltmede ise zarif bir dokunuş umuyor
Aşk Şiiri
Olur ya!
Geçerim
Ajitasyon
Gül ve Kiraz
Kyteros’da Hiza
Ner’de… ağaç ner’de, babam ner’de
Ses-Gölge
Düşük Ciğer
Vedia
demir tozu
Yaza Sızıla
ne içirdiniz bana lan
Kapına Geliyorum Bugün
Hangi yöne gitmeye karar verirsen ver, hata yaptığını söyleyenler çıkacaktır
Çocuk olamadım hayatımda ihtiyar doğdum
Sessiz Vedaların Kışı ve Anne Michaels
Her sabah ezanında duamdı Tanrı’ya/ onu içimden sök al, huzur ver yerine
Ömürsüz Mavi
Darp
Sızı
Misafirlik
Seni çok özlüyorum
Seni Çok Özleyeceğim
Fugue
Karabasan
Yokuş
Ortak Bir Işık
Hiçbir merhamet gösterisi insanın içindeki acıyı hafifletmez
Aylı Karanlık
Çiçekleri Sulasan
Saat On’da Kalkacak Vapur
Yat ve Uyu!
Sis
İki dosttan
Bunu demek istememiştim
Makber’in Mukaddimeleri
Övladlıq
İtki
Bir
Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâdâ nihânız
Bir İçki Şarkısı
Kahverengi Peni
Lethe
Akşam ve Kandil
Şükrü Erbaş ve Bir Şiirin Oluş Yapılış Yazılış Süreci…
İbrahimin Yıldızları Yakaladığı Gece
Gizemli Gül
Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş
Geçen Şey
Tutunamayan (Disconnectus Erectus)
Hastane Ciddi Bir Yerdir
Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu
Yağmur Iscağı
Kurdela
Melankoli
şiir gibi ya hu!
‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’
mesela işte…
Vaha
Fakirliğim
Farkında Olmalı İnsan
Sezai Karakoç Şiirinin İrfani Kökleri
7 Tane Erik Ağacı
Bediüzzaman’ın Üç Hayat Devri: Eski Said, Yeni Said…
Açık Deniz
Oğluma
İsyanlı Sükut
Beşinci Cemre
Unutursun
Ne İdi?..
Aşk ve Hürriyet Şiirleri
Hazin Kurallar
Muhayyer Sünbüle
Yaşlı Bir Adam
Susmak mesele değil
Gece Treni
Pencere
Şiir
Karakavak (2)
Uyuyamıyorum
Barışma Rubaisi
Karakavak (4)
Karakavak (3)
Merdivenden İnen Bir Nü
Bedahşan İli Ve Yüreğim
Mor Karbasi
Aşkın Cep Defteri
Kim Gölgesinden Kaçabilir ki?
Pâzubent
Ansızın bir vedalaşma öldürür seni
Ben Su Kenarında Kavrulan Ağaç
Muallâka
Kafiyenin Efendisi
Şehriyar
Seni Seviyorum
Bir Sevda Türküsü
Sevgili
Hiç Kimse Bilemez Beni
Türk Edebiyatı’nın açmamış çiçeği; Şükûfe Nihal
Gel Bahar
Son Hatıra
Ört ki ölem!
Toptan ölür madenciler
Bu Şiir Kömür Kokar
Çaylar Kuyusu
On Altı Ton
Yukarda
üç aşağı beş yukarı
Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri
Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.
Her insanda bir iskele bulur yanaşır acı
Sevgiler
Beyaz Ev
Ziya Osman Saba’yı Unutmak
Ölümü seven şair: Ziya Osman Saba
Avuntu
Mavi Kar
Beklenti
Yangın Gülü
Güzin’in Sonraki Yılları
Güzin’in Gençlik Yılları
Bir Ağıt Olarak İnsan
Bulut Geçti
Cenaze Kaldırıcısı Adem
Demiryolu Hikayecileri
Keder gibi ödünç
Şiirim
Bayağı
Biraz Daha
Küçük Ölüm
Öldüğüm zaman, bir daha kitap okuyamayacağım
Kelimelerden Sandallar
Hastasınız Siz
Pencere
Kördüğüm
Malatya’nın 50 Yıllık Sahafı Muharrem Amca
Malatya’dan Deli Hatıraları
Yüreğimde Uskur Sesleri
Sana
Bir Gezgin Adam
Sarraf
İç Zehiri Gir Koynuma Gökyüzü Tanrıçası
On Ölüm Şarkısı
Başımla Gönlüm
Tarih Kötüdür
İbrahim abim Ayşe ablam
Hayali Cihan Değer
Benim Güzel Allahım
Cami Işıklarına Bakan Çocuk
Ey Kavmim
Şairin Hayatı Şiire Dahil
İki büyük kaza geçirdim Diego / Tramvay ve sen / En kötüsü sendin
Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden
Bir Gün Seni Yazmaktan Yazgeçtiğimde Anlayacaksın
Kumral Bukleli Kadın
bir kadın gidişinin bileti olarak saçlarını kesermiş…
bazı kadınlar makyajını ağlayarak temizler
Baldamlası
Yaz Dörtlükleri
Gençölmek
Yokuş Kasaba
Tarlabaşında Bir Ben Varım Bir Senin Yokluğun
Ya’u
Uçurum
Başım Dönüyor İkimizden
Siz bu aşkı haketmediniz!
Sıcak Buz
Bengal
Var
Aşk
Çağrılmayan Yakup
Bir Karı – Kocanın Serüveni
Güvercin Gerdanlığı
Cihânı hiçe satmakdur adı aşk
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Ayna
Çişenti
Sofra Adabı
Doğunun Geçitleri
kurtalan treni’ne gazel
Bâki’ye Gazel
musalla taşında açan gül
“Elveda” denmemiş bir aşk
Hoşgeldin
İnsan Kısadır Oğlum
Amerikan Bilardosuyla Penguen
Siyah-Beyaz
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Doğunun Kalıtı
Dua
Eski Sevda
Kestim Kara Saçlarımı
Seyfi Baba
İstanbul’un Hazan Gazeli
İşten Değil Aşk
Ney
Cam Fanus
Noktalar
Zavallı Etem
Kaab İle Hırka
Kasîde-i Bürde
‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir…
“Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğu…
Şiirlerden Dökülen Yapraklar
Şâir Nâbî (Yusuf)’den Oğluna Nasihat (Hayriye)
Ey şiir vadisinde garip kelimeler satan kişi
Minnet
İki çay söylemiştim hani
Uyan Yarim
Gönlümün İntihar Arzusu
Charles Bukowski Kadınlar
Heybeme Doldurduğum Şiirler II
Heybeme Doldurduğum Mısralar I
Nereye
İyi şiir yazmakla şair olunmaz… Siktir Git
Zannetsin iyi bir iş yaptı da mükafaat aldı
Yolun sonunda
Akşama Doğru
Bir hikayemiz var mı?
Yar Gidiyor
Pelin Onay
Aze Yüreğime Dokundu
Acı
Bi Düşün
Mazideki Yaşam – Malatya
Yeşilyurt Bedduaları
Yeşilyurt’un Lakapları
İstanbul Bana Bir Şiir Söyle
Sazlıkların ayağında bir ayna
Adalar orada öyle duruyor
Mandalina güzel kokan bir kelimedir
Adam
Denizin Çağrısı
Anneannemin Son Ölümü
Nevmîdlik âteşine yandım Bil’llâh bu vücûddan usandım…
Ayrılık İniltisi
Garîbseme
Usandım
Berceste Mısralar
Sânihâtü’l Acem
Olmayacak Temennî
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar
Muallim Nâci’nin Diliyle Hâfız-ı Şirâzi ve Kelim-i…
Tâhirü’l-Mevlevî’nin Koşmaları
Seni sevene sende sevgini açıkla
Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı
Sıkılmak
Süsen çiçekleri açtı ayaklarımda
Kelebek’in kanatlarında yanan tütsü
aynı odada
Matsuo Başo – Haiku
Erik Çiçekleri
Haiku
Güz Rüzgârı
Kışın ilk yağmuru
sırnaşık çalı yoncaları
İsteksiz
Hasta Yatağında
ilgisiz meşe
Artık ayrıyız dostlar
yüreğim
tarlakuşu
kiraz çiçekleri
Matsuo Başo kuzeye giden ince yol ve diğer gezi notları
Eylülün Sesiyle
İlhan Berk ve İklimler
“Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum…
Kelebeğin Ateşe Yolculuğu: Klasik Fars ve Türk Edebiyatında Şem’ü pervâne…
Hüzün Şiiri
Ölüm Risalesi – Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme
Yaşlı Kadınlar Cemahiriyesi
Ölüye Mektup
Efendim
Öyle Güzel Bir Gül
Virginia Wolf’un Dama Taşları
Akıl Başka Yürek Başka
Kalbim Sağ Yanımda
Dökülüş
Yağmur
Habersiz
Nişanlı Koltuğu
Ağlasak
sadece edip cansever kalsa şairlerden
Bana Şiir Gönder
İzdiham
seslerine yaprak hışırtısı karışan kızlar
Durulma
Alınyazısı Saati – Kudüs (Gökte yapılıp yere indir…
“dümdüz olmayı dileyen bir dağ” hastalığı varmış bende…
Fotoğraftaki Mezar
Böcek İlacı
Türk Şairi ve Babası
Giden Bir Sevgiliye
Dudak dudağa yatıyorduk
Zehir Zakkum Zamanlar
İçerlek
Eda
Boğuntu
Şehir
Sır
İmam Şafiî Şiirleri ya da Kitabın kitapçı rafındaki kaderi…
Karabatak
Valiz
Hidrofobi
Bombiks Mori
Şiir Çoğu Zaman
Kadınım
Sen Uykudayken
Ayrılık Derdindeyiz Sevgili
Lê ezingên min? (Peki ya benim odunlarım?)
Evladı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. …
insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor
-babama sitemimdir-
Endymion
Gurbet Benimle Anılır
Bir Şehri Bırakmak
Yaz Tüketmiş Yaprak Gibi
Onu düşününce içim titriyor; elim- ayağım- soluğum, her şeyim kesiliyor
Rüya Hakkındadan Fazla
Kutub-u Şikeste
Bana Baktılar
Kablo
Modernle başa çıkabilen tek silahımız şiir
Hızırla Kırk Saat
Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı bir mektup
Hüsn ü Aşk, 151-208 Bölüm
Hüsn ü Aşk 1-100 Bölüm
Öyle güzel unutmuştun ki kıyamadım hatırlatmaya
Gelmeyen
Karda
Mosmor Salkım
iki kişilik ada sessizliği
Saçmalık
Aşk, Kalpte Birikir ve Taşlaşır.
İkinci Yada
Rüyâ Gibi Her Hâtıra
Erken Öten Bir Garip Olarak Tırsî
Kaniçiciler Taşlaşabilir mi?
KEŞKE,
Rüzgârda Kayıp
Kırmızı Bahçe
Umut ve Beklenti
Başka Bir Kıyı
Soyunma Odası’nda,
Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?
Yatılı = Şair
Gethsemâne
Benim kalbimi kırdın,
Önsözler entelektüel itiraflardır
Biz,
Davet
Yabancı
Elveda Gülsarı
Baba
Ağlamalar
Bir eski yapıydı babam
Masal
Öyle Güzel Bir Yorgun Adam
Babamın Gazeli
Korku
Zaman… Geçerek… ten
Baba Bu Kitap Sana (Baba Şiirleri Antolojisi)
Gördüm
Gerçek sahaf odur. Kitabın fiyatı değil adamın fiy…
Sahaflar Şeyhi Muzaffer Hoca
Şiir neye davet eder insanı?
Kalbin Emirleri
Davet
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler Bî-hûde Gaalib ef g…
Artık bizim soframıza melekler inmiyor!
Her şeyi bırakır, başımı alıp giderim!
Ayrılıklardan
شعر اچون «كوز یاشی« دیرلر
Ah
Mezar Taşları
Mezar
Adaletsiz Eros’a
Aşk ki Sevgili Kızım
Eskisi Gibi Değilim Artık Ben
Bir Soyguncunun Yüzü
الحان شتا
یاغمور
مردیون
استقلال مارشی
Bu Dünyanın Tadı
Gölge ve Zaman
Seferis ile Üvez
Süreyya Berfe – Seferis ve Üvez
Şiir Üzerine Aforizmalar
Yazın Bittiği
Aşka Dair Bir Şey Söyle
Bitmesin Diye Bu Figan
Ey İnsanlar
Sen Duymazsın Biliyorum Konuşansam Kendime
Sensizliğin Adıyım Ben
Askerin Karısı
Solarken
“…sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum”..
Mutluluk Cesaret İster
Yase’de Aralık Ayı
Şiir Gibi Cevap
Taneler
Başka Yerler Başka Düşler
Solmayan
Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez
Hiç bir şey olmamış gibi
Ben Başkasının Zalimi Olsaydım
Ben Başkasının Evi Olsaydım
Ben Başkasının Adası Olsaydım
Ben Başkasının Sokağı Olsaydım
Ben Başkasının Kağıdı Olsaydım
Ay Antolojisi
Bahçeli Rivayet
Anneler Oğullarını Affetmez
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri…
N’eyin Ben
Ben Başkasının Dili Olsaydım
Kalbim kalbinde misafir kalsın bu gece
Bir liman gibi ihtiyarlamışım
Yaz Kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Berber Aynası
Deniz
Ne zaman yüzün düşse yâdıma
Hal
Yaşadım ve yaşlandım İstanbul’da
Yalnız alnıma değsin ellerin
Bir Cemal Bir Canan Birdir İkisi
Bütün bu karışıklığın üstesinden gelmek için şiir yazıyorum
Üzülmek İçin Gerekli Malzemeler
Biyografi Şiir ve Kader
Şair’e
Kötüleşen Durum
Masalcı
6000. Paylaşım
Bir Yabanînane
Öykü
Yaz Kalbiyle Gelir
Kırkikindiler
İlk Cinayet
Dalgıç
Yenilik İsteği
Duyuş ve Düşünüş
Dar Zaman
Bir Güneydoğu Ağıdı
Büyü Şiir
Mahzun Durmak
Ajans Dinlerken
Bir Saadet
Yanlış Bilmesinler Beni
Bir Aşk Hatırası
Sulh Bir Hatıra Oldu
Ölüme Dair
Baba Evi
Aşk Daha Yoğundur Unutuştan
Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî)
Vazgeçmedim
Seni seven âşıkların
İstanbul’un Fethini Gören İstanbul
Resmim İçin
Gürültülü Şiir
Pişmanlık
Sen git ben dağınık kalayım
Buz Geceleri
Darı
Kağıt Gemi
Hazan Gazeli
Kayısı bahçelerine gökdelen diken uzaylılar var aramızda…
ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin
Akşam Olur
Son Çağrı
Başbaşa
Turgut Uyar
siz bana bir adamı hatırlatıyorsunuz
Nasıl Saklarım Sonbahar Olduğumu
Pepuk Kuşu Efsanesi
Martin Eden
Derviş ve Ölüm
Ave Praha
Gidene
Rindlerin Ölümü
Bir Başka Tepeden
Ölüm ve Zaman
Akşamlar ve Zaman
Koruganlar
harfler ve Hölderlin
Körün Parmak Uçları
Fresk
Kuşlar Sanatı
Şiirin Sıcak İkliminde
Neyi Kaybettiğini Hatırla
Hüzün Eşliğinde Akşam Şiirleri
Ormandaki Vaaz
Gölgedeki Kadının Şarkısı
Bir Gün İcadiye’de
Kav
Büyük Olsun
Köle olmayı reddedenlerin hepsi, baş kaldırsın
Yüzüyor ve Ağlıyorum
Taha’nın Gül Muştusu
Labirent
Senin Gidişine
Gönül
Halkidikya Şarkısı
Şiirin Deliliği Deliliğin Şiiri
Bir Küçük Burjuvanın Süperakademikrealistik Şiiri
Kommageneli Ozan Iason Kleander’in Üzüntüsü
Kassandra
Tırmanış
Yeniden
Bir şiiri şiir yapan
Sarmaşık
Susesi… Kahvaltı ötesi bir mekân
Konuşmanın imkânsızlığı üstüne bir diyalog
Mandan Hoca’dan günümüze OF’Lİ HOCA: İronik Şablon…
yeni yıl hediyesi: buruk bir aşk şeysi
Münâcât
Gözün Süzdüğü Şiir, Şiirde Görsellik ve Görsel Şiir
Şiire Eşlik Eden Fotoğraf
Bir Mektup
Şiir-fotograf ilişkisi(zliği)
Birgün
Şairin Açmazı
Mahkum ve Kadın
İki Şey
Naat
sen kokuyor yüzeyi bedenimin her gözeneği
Cam Kelepçeye Evet
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Kıyam’et
Ah Kuşu
Söyle Peki Sen Hiç
Boynun Issız Bir Yurt Gibi
Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Tutkularım Bitti
Gece Bitkilerinden
Son Çiçekler Hep En Tatlısıdır
Kiraz Çiçekleri
Eylülde Unut Bunları Çocuk (Hafıza Kayıpları)
Yutkunma Resimlerimin Öyküsü
Çocuğan
Toprak
Ayaküstü Arabesk Sayıklamalar
Su
Gülcemal
Geceyarısı ayazında
Ve Sonra
Yedi Fincan Çay
Uzaklardaki Birine
Göle Bakmak
Tipi
Eşime
Geçmiş Yinelenebilir mi?
Soğuk Dağ
Uçuyor Troyka Yel Gibi
Yirmi Bir Yaşında
Gidiş
Bir Çiçek
ürpermeyen kalp
Ölüm Noktürünü
Hüzün Çocuklar İçin Arada Bir Yaşlılar İçin Sürekli
Bağlar
Beni Rüzgara Verme
Yazarlar ve Aşkları
Altı Çizili Satırlar
Sessiz Düşünceler
Fener Taşıyan Kör
Kış Şiiri
Derviş-i Nureddin olmağa istidad-ı ezeli gerek
Artık Bu Oyunun Tadı Kaçtı
Erdinç Durukan – (Uzaklarda bir sevgili var…)
Portre
Pars
Kün
Manzara Gülüşlü Kız
Suhte
Ecel Meleğine Övgü
O’na de ki…
vicdanın olması da bir anlamda trajik bir olaydır
Daralma
Pencere
bir çocuk gibi, yaşadığım güzel an(ı)ları senden dinlemek istiyorum
gömleğinin düğmesini açacak olsa gülsuyu kokar
Dümen Suyu
yıllarca bir övgü cümlesi olarak üst cebimde taşıdım…
Bir şairden tanıtım amacıyla beş- on şiir alabilirsiniz…
Rüzgar
Islak Yaprak
Ve Gittikçe Irayan
Başkası Gibi
Her Şey Ne Kadar Yakın Ve Nasıl Uzak Şimdi
Âb-ı hayât-ı lâ’lüne ser-çeşme-i cân teşnedür
Son Aşık
Tedbîrini terk eyle, takdir Hudâ’nındır
Münzevi
bu günler kesinlikle ‘kara bir dönem’ olarak hatırlanacak…
Çoban Çeşmesi
Nidem ben bu gönül ile benim ile bile durmaz
Eyvây dilim vay dilim vây dilim
Sühan Kasidesi
Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim
Bak Sitanbûl’un şu Sadâbad- nev bünyanına
Sağ çıksalar ne olacak, çıkmasalar ne olacak?
Bir Formül
Siyah Beyaz Kızlar
Görünüm
Kırk Yerinden Kırık Şiir
Karıncaların Dili
Karanfil Karinesi
Şair
Çöl’de Aşk Yağmuru
Pervin İtisami: İran Şiir Semasının Pervin’i
kasîde der tevhîd-i hazret-i bâri
Müslümanlık Nedir
Birinden artık hoşlanmadığımda ona karşı duygularımda ölmeye başlıyor
Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim
Divan Şiirinde Güneş
Bizim derdimiz bize yetiyor da, keşke bir bülbül olsaydı şurda, ötme demezdim.
İçerde
Taburcu
Aşk belki de sadece bu işte
Seniha’nın günlüğünden 2
Seniha’nın Günlüğünden 3
Seniha’nın Günlüğünden 4
Seniha’nın Günlüğünden 5
Seniha’nın Günlüğünden 6
Ölü Sirenler
Eyvallah Üzerine
kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi
Torino Atı
Dost Arayan Şairler
Nasihatler Kitabı Yunus Emre
Aklıma Düştüğünde
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde
Benim Sevgilim
Kısa bir andı
Tutunmadan Akıyorum
Günoldu… Yine Bir Şiir
Mezar Taşı Yazısı
Öteki
Kimse Soğutamaz Beni
Bir Aşk Hikayesi Ya Da Bir Aşk Şiiri
Ateşten Künyeler
memleket fotoğrafları / istanbul
Bir Tek Dileğim Var
Çobanyıldızı
Artık dua etmemesi insanın / Allah’ı öldürmesi değil mi?…
Veda
Destan Önü
Şirinevler Kitabevi
Ölümle kavga etmekten vazgeçmemiz gerekiyor
Bir Firar

OCAK 2015

Tanrı’ya Mektup
Bir Kıyı Kahvesinde
Yavaş Yavaş Geçtim Kalabalıkların Arasından
Eğreltiotu
Kırık Kalpler
Olmak ya da olmamak, İşte bütün mesele bu
Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda
Mezar ve Gül
Ayrılık Öncesinde Veda
Düş
Sözün Acıydı
Ben Böyle Olmamalıydım
İnsanlar
Spleen (Melâl)
Okuma Sanatı Üzerine Bir Deneme
insan, kendi sesini, dâima, başkalarından önce işitir
Anlam
Küllenen
Ilık Kocaman Bakışlar
Vakit Sarı Tunç Kara Demir
Kar Kar
Medüza
Yenildik ey halkım…
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
Hüzün Şiirleri
“Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın. Bu kadar.

Hiç Unutmadığım
Bir derdim var sevgiliden hatıra
Mazursun
Yadında mı doğduğun zamanlar?
Onun mağlubuyum
Kazâ-yı mübremi tedbîr ile tağyîr mümkün mü?
Yaseminlerin Sabahı
Işık Heceleri
en güzeli ne biliyor musun polis koydu dediğimiz paraları bavulla geri aldık…
Uyku
Sonraları
Veda
Geldi gam padişahı mahkeme-i hicrane / Yazdılar kayd-ı ebed hicrine eyyamım gel
Gam diyarında kodu gittiyse cananın garib
Yasaların vicdanların içinde çalışıyor olması gerek
İslam dünyasının bugünkü görüntüsü Batı’nın Ortaçağını andırıyor
“Keşke rüya olsa”
Nâzım Hikmet
Yollar ve Zaman
Sarnıç
Son İtiraf
Yalın Ölüm
Su
Ova
Yolcu
Yaprak
Kırık Anafor
Estradıol 5.8
Bahçe
Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde
Sedat Bozkurt ile Türkiye’nin ve Siyasi Aktörlerin…
Büyük Gözlü Kız
Eskiden Terzi
bir gül yaprağı gibi ince ve yalın
Sana Bu Yaradan Ölüm Yoktur
Denizde Şarkı
Montreal Mektupları – Onüç
TRAGEDYALAR V
TRAGEDYALAR IV
TRAGEDYALAR III
TRAGEDYALAR II
TRAGEDYALAR 1
Farkında mısın?
Harnupun Bağrındaki Çivi
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var…
Ey kalbim, anladın mı?
geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.
Yalnız hüznü vardır kalbi olanın
Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim.
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivim
Virginia Woolf’un eşi Leonard’a bıraktığı veda mektubu…
düşen kiraz çiçeği gibi
Şevki Yok
uzak çok uzaklara bakmakla nişanlı
aşk allah’ın ipidir kalbe iner… ona sımsıkı sarılın…
Kızıl Reisi Nasıl Kaçırdık
Kader Yolları
Ihlamurlar
Nara Benzerdin
Yüzün
Muska
Bin Mısra Kaçak Sonbahar Ele Geçirildi
Sera Oteli
Hovhannes Tumanyan
Ahtamar
Dua
Acılı bir yürek
Trenler de ahşaptır…
Yağmurlu göz şiire bakıyor
Vefa bazen unutmaktır
Sempozyumda ‘Mavi bir kelebek’: Didem Madak
Yaşlanmak mı sükunet mi?
öyle durma
Pencerelerden seyret içlerine girme
Pencereden göründüğü kadarmış hayat
İki Pencere
Aynalar Risalesi
Kadın Makamı – Poetika Sayfalarından
Kahır Kılıncı
Kaçar Gibi Bir Çocuktan
Aşk Şiirleri
Şiirler Okudum Bugün
Anneme Mektup
Öpüldüğü Yerlerden Kanar Aşk
Uğurlama
Cevâb nâme-i pesendîde-eser ez dehân-ı duhter-i zîbende-güher
Tahmîs bâ-ıstılâhat-ı zenân der vâdî-i nush ü pend…
Ruz-ı mahşerde sorarlarsa nemiz var denecek
Terci-i Bend
Meryem’in Dağınık Düşünceleri
Savurgan Çocuk
Anlamak
Kuzuları ve oğlakları kucağına alarak öptü. Ahırda…
Ahmet Kaya Belgeseli: Uçurtmam Tellere Takıldı
Hayal meyal
Veda
Baba Tahir Üryan Rubaileri
80’lerde İstanbul’da
Ruhuma Sinen Şehir
Efsunlu Şehir
Ardım Sıra Gel
Onlara de ki, bir halk ancak yazarlarına para verince millet olur
yolculuk ve hüzün
Hayatı satın alamazsınız hayat geçip gider
Kim İzin Verecek Rüzgara
Eski Yaram Tazelendi
Kanamalı Gazel
Bile Bile Çöle Öle
Nat-ı Dîger
Münacaat
Böyleydi Şair
İşitme engelli bir bebeğin anne-babasını duyduğu ilk an
Yaşamak Bundan Sonra
Yalnız
Gün Gelir
Kim Bilir
Ölmek Konusunda
Hz. Ali’nin Oğluna Nasihatleri
Dedikoducu
Bana nasılsın diye sorarsan
sevdiğim gözyaşları biriktiriyorum
Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül
Ne varsa harap bir kalpde var
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir
İçerde
Yalnız Değiliz
Babamın Bavulu
Sevgili Dost
Böyle Başlamak İstemezdim
Narkissos
Kaç, Kurtul Benden
Helene İçin Sonnet
Sone
Han Duvarları
Akşam
Melce
Sal
Duruş
Her Harf Bir Melek
Konuşmalar
Banksy diye biri
Kadın Bedeni
Türbe
Her Şey Bildiğin Gibi
Kuyu
Sonra sessizce köşeme çekildim
Olsun da Gör
Bir Mutsuz Aile Fotoğrafı
Eski Bir Albüme
Güvercinin Ruhu
Ev Karadır
İle / İlişki Defteri
Yoksulluk beyin gelişimini etkiler mi?
Bülbülün İniltisi
Emir geldi ve kâlb atmaya başladı
Yel Değirmenleri
Kahverengi
Muhatap
Beyefendi
Ve Ne Kadar
Ölü Çizgi
Çöl
Sen… dedi, iki gözüm Neriman, sen fokstrot oynamak istiyorsun ve iyi bir kavalye. Onu da bulmuşsun.
Kolları Bağlı Odysseus – Melih Cevdet Anday
Bir dakika sakin olun ve on dakika sonrasını düşünün…
Ölümün Kıyısındayım
Neyi ararsanız onu bulursunuz. Burada ironi arayan…
Yırtılan Kâğıt Gibi On Yıl
Palyaço
Huzurunda Biraz Yenileceğim
Köprüde Sabah
Köprünün Geceleri
Köprünün Çocukları
Üç Ağaç
Elizabeth Barrett
yerim yurdum gözlerindir
ölüm kapıda bekler
Kızgın Kedim
İlk Söz
Yol Üstündeki Semender
Virginia Wolf
Senden söz etmekten yoruldum
Çocukluk Çağı
Ne Tuhaf
Eski Ev
Dört Yapraklı Çiçek
Bir Aşığın Duygularının Değiştiğinin İşaretleri ve Aşıktan Kurtulma Yolları
Samiha Ayverdi’nin Yusufçuk’u Üzerine
Oaristys
Gökyüzüydü Göğsü
Meyva
Kuşkonmaz
Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet
Yeniden Babaevinde
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşması…
Bir Daldan Bir Dala
Islak Öykü
Benden De Koyu Mai Bir Blues
Oflama
Camdaki Hafıza: Ahmed Rasim, Fotoğraf ve Zaman
Bir Resim Olarak
Gören Kâlp Mağazası
Tuzu Özleyenler İçin
Severmişim Meğer
Ateşböceklerine bakmaya gidelim
Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri
Bir gecə baxırsan ki böyümüsən
Unutulan’dan
insanın yüreği yorulacağına bileği yorulsun, bilek yorgunluğu geçiyor da…
Suların da bir arkadaşlığı olur diye
İnsan Sevdiğini Görmeyince
‘Bir yangının külünü yeniden’ hep yeniden…
Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir 1
Hayat Burcundan
Karanlık Duvarlar
İçimi Basan Efkar
Soru
Kıtalar
Neyzen Tevfik’in Şiirinde Mısır Günleri
Geçmiş Bir Dua Kitabından 1
Akşam Vakti
Annem İçin
Bütün Yaz
Yirmi birinci yüzyılın insanlarına
Meydan Okumak
Dokuzuncu Sonnet
Ahanda’dan Karacaahmet’e 80 Yıllık Bir Şiirin Öyküsü…
Müslüman Kadın Olmak
Cihânda Aşık-ı Mecrûha Sanma Râhat Olur
Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler
Kültür, “şuracıkta kotarılan” bir sistem olabilir mi?
Betül Mardin’den Kadınlara Öğütler
Azrail a.s. geldiğinde paydos zilini çaldığı için boynuna sarılmak
Hafif Yaralama
Muhibbi Divanı’nda Şiir ve Şair ile İlgili Değerlendirmeler
Babama
Böyle Başlar Sevişmek
Çığlık
Ada
Aramızdaki
Açıklamalar
şurdan burdan hazırlanma’ya
Her İki Adımda Bir Uygunsuzluğunu (Yalnızlığını) A…
kışındır
Mutluluk Anıtı
Yaz Yadırgaması
içimden kuşlar göçüyor
İhvaniye
Aşk Dilinin Grameri
Tanıdık Rüya
Söylenmemiş Şiir
Kayser Eminpur
Yağmurlu Şarkı 1
Akşam Güneşi
Sevinç İle Hüzün
Çeşitlemeler
Veda
Güneşte
Uyanacağım Senden
Hayat Kadınının Şarkısı
Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen
Doğançay’ın Çınarları VIII
Doğançay’ın Çınarları
Uyumak İstiyorum
Haydarpaşa
Fiyakalı Aşıklar Cemiyetinden Bir Müzeyyen
Gökten ve Denizden Daha Güzelsin
İkindiüstü Üsküdar
Gönül İşleri
Mevsim Dönüyor
Allaha Sözü Var Bu Çocukların
Güz Klasiği
Nar Taneleri
Baba Tâhir Uryân
Daldıkların her neyse seni baya oyalamış olmalı
Oğlum
Bilmeyecekler
Bu Eller miydi?
Kocaman Bolu
Akdeniz Şiirleri
Orşilim Kızları
Siz Aşk Nedir Bilmezsiniz
Çalışma
Bab Aziz
Çok sürdü bu âlemde konukluk
Kendi feryadımdır ancak ses veren feryadıma
Deniz
Bir Şarkıya Ağıt
Mehtapta Hüzün
Kardeşim
Aralıksız Bir Acı
Tanrım Konuş Benimle
Yalnız Bir Kadın
Çocuklar ve Trafik Lambaları
Kıyıdaki Ev
Kapılar Açık Kalsın
Yalıoba Günlüğü
Rasûlullah’ın Eşlerine Bir Ay Küs Durması
“Lâ ilâhe illallah kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın?”
İspanyol Ölüsü
Yıldızlı Gece
Meleklerle Arkadaşlık Etmek
Büyükbabam
şimdi iyi şeylerden susmalıyım
Güz
günler ne kadar kısa!
Haiku
Güz rüzgarları esiyor
Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım
Yol Düşüncesi
1918
İstinye
Başkasının Kederi Üzerine
Sıradan İnsanın Şarkısı
Afiş Yapıştırıcısının Şarkısı
Sonnet
Sonnet
Loreley
Geceye Övgü
Güneş Filizi
Wernicke – Korsakoff Sendromu
Düşerken Üstümüze Akbabaların Gölgesi
Güneşi Sen Çekeceksin Buluttan
Gece
Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
harf sürüleri dağılmadan gel
Eğer maksûd eserse mısra’-ı berceste kâfidir
Kız Kardeşim İçin
Hemşirem İçin
Çünkü Zordur Sevgi Özdeyişler, Düşünceler, Gözlemler…
Ayrıcalıklı olaylar
Bir Cinayet ve İflasın Hikayesi; Kaplumbağa Terbiyecisi Ne Anlatıyor…
Sisifos’a Öğütler
Sen Ve Siz
Bilmediğim ölüler içinde
Biz Suçluyuz
Grili Çocuk II
Gül Olmak Külleşmeye Hazırlıktır
Rüzgara Yazdım Adını
Şiir
Ölü Çocuklara Ninni
Şair Herkes İçin Söyler Türküsünü
Çıplak Bir Kıza
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu…
Ne güzel şey küçük şeylerle mutlu olmak
Osman, biraz dinlenelim mi?
Yazgınız, sizinle Tanrı arasında bir sırdır
Alınyazısı Saati 4
Alınyazısı Saati 6
Nasıl Bilirdiniz
Ölüm
Konyak, Kitap ve Kahve
Herkimsen şimdi ellerinde tutuyorsun beni
Sana
Haberci Bulut (Mega-Duta)
Boşuna kokluyorsun çiçekleri
Bir yosma çıkmasın karşılarına
Efsane
Şiir Gönlün Dili
Mağaradakiler
Bir damla su
Şaşırdım Kaldım İşte
Şarkılar
Aşkın En Güzel Yönü
İthaf
Son
Balkon
Eski Nisan
Maria Missakian
Hasret
Men tā senün yanunda dahî hasretem sanā!
Râbia Hâtun Şiirleri
Müzeyyen ile Ben
Bana Böyle Bağırma
Nükte Ve Nüktenin Aracı Olan Edebî Sanatlar
Çünkü anılar, insanları birbirine bağlar
Ayastefanos Ufuklarında…
Osmaniye’de Ağıt Söyleme Geleneği ve Osmaniye Ağıtları…
Suçluluk Duygusu
Fesleğenler
Sesler ve küller
Behçet
Son Düello
Güvercinleri Sevindirin
Sivas Acısı
Kendine Ait Bir Oda
Dünyanın işleri hep aceledir
Telgrafhane
Sis
“Babamı çok mu sevdin anne?” “Sen olsaydın sen de severdin …
monoklinik notları 101
Süren Harfler
Soğuk Geçen Yıl
İlk önce harfleri kaybetti
Güneş Rengi Kadehlerle Sonbaharın Bizi Daldırdığı Rüya Geçici
Sorma
Yazlar Az Kaldı
Değişiverdi Her Şey
Hız
Hazır Kasabaya İnmişken Bir de Resim Çektirelim Dedik…
üşüyorum … sesimi ört
Vadim o kadar yeşildi ki
Anı
Olağan
Yarındaki Dünler
Kafes
Islak Bez
Hükümdar
Geleceğin Şiiri
Sevgilime İftira
Ölünün Ardında Bıraktığı
Çamur
İlinti
Kâhir Ekseriyet
İlk İntiba
Esbab-ı Mucibe
Ge-Hinnom
Meryem
Leyla
Minik bir yavrunun ölü bedeni sahile vurmuş
Bana Bir Şimşek Çak
Tabiat Bize Gülüyordu
Kime gönül verir isem benim ile yâr olmadı
Şehir ve Doğa Burcundan
Sessizlikten bir önceki söz
Hasretli, üzüntülü ve matemli değilim
Tempo
Kafes
Tatlı Bir Düşüş
Vasiyet Bahşet Gölgeye
Akdenizin Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi
Aynı Adam
Orhan Veli Yaşıma Veda
Gece Emzirmeleri
Sokak (Kûçe)
Misafir
Dünya Geçidinde
Tarih Geçidinde Bir Damla Gözyaşı
Barış Diyarından Bir Esinti
Ferîdûn-i Muşîrî Şiirlerinden Mısralar
Serüven
Kuş Mitingi
Hâfız-ı Şirâzi’nin Gazellerinden Seçme Beyitler
Hâfız-ı Şirâzî’den Gazeller
Teşekkürler
Sorarım, aşk özlemi ne zaman daha derinden yaralar…
İğneleme
Lavanta
Gazze Risalesi
Fred derlerdi ona
Entel
Artık sevişmek istemediğiniz bir kadınla aynı yatakta olmak…
İnsanlara gelince; artık hayatta olmayan ölümsüzlerde buldum ne bulduysam-kitaplarda
Ağır bir geceye doğru ilerleyen ağır bir gün
Tamam Yavrum Meteliğimiz Yok Ama Yağmurumuz Var
şimdi biliyorum ki kazanamayız
Sert Erkekler Şiir Yazar
Köyünü Bırakanın Ağıdı
Biz Olmadan
Ve sevdiğim herşeyi yalnız sevdim
Yaşamak / Cahit Zarifoğlu
Nigâr-ı Gülizâr Âteş
Çaadayev’e
Esedullah Galib Divanı’ndan Seçmeler
Hoşçakal aşk mektubu, hoşçakal
İnsanın Trajedisi Birinci Sahne
Kuran’a Öykünmeler
Kendi ölümüne beni hayattayken hazırlamaya çalıştı…
Hamd ü Sena
Leyal-i Sahiriyyet
Heykel
Şiir Üstüne
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Cemil Meriç’ten Lamia Hanım’a Mektuplar
“Babamın yanına gitmek istiyorum.”
Çiçek
Ayşa Hanıma Mektuplar IX
Avlular Gazeli
Doğu-Batı Divanı’ndan Seçmeler
Geri gelmeyecek Şeyler vardır, çeşitlidir-
Yaşım Su
Tardiyye
Ölür oğlum bu kuş
Metruk Şiir
Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim
Kavuşmalarımız ağır aksak, ayrılıklarımız koşar adım
Kül Rengi
Yorumsuz
Paris’te İlk Günler
İnsanoğlu şahsiyetinin ve talihinin yarıda kalmasına razı olmaz
Uzakta Ölen İçin Ağıt
Ödev yaparken, küçük ‘’e’’leri ve küçük ‘’a’’ları çok zor yazamıyorum” diye ağlayan …
Denizlerin Ardında
Yok benim gibi gamlısı
Vefalı
Vatana Dönüş
Sevgilim benim
Son Aldatış
Ne Oldu?!
Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç
Şairler
Vezn-î Âhâr
Sarmaşık
Şair
ARALIK 2015

Bugün ne?
Şiir Sensin
Mâra
Evler Evlilik
Kim tartabilir çektiklerimizi
Sen aklıma getirdin sen bitir bunu
Çavdar Tarlasında Çocuklar
Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi
Adına Kızan
Güneş Öğretmen
Dudaklarından ayrılan ben değildim
Aşk Romanları Okuyan İhtiyar
Alacakaranlıktaki Ülke
Pâdişâh-ı ‘aşkam u dil defter u dîvân bana
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim, hoş hal…
Sûre-i Velleyl okurdum dün namâz-ı şâmda
Sur mağdurları anlatıyor
Kitap, Kurşun, Çığlık
İnci Dakikaları
Sultan Ahmet Çeşmesi
Feride
Maruri Sokağındaki Pansiyon
İnsanlığın köprüden atlayışı
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Aspasia
Giacimo Leopardi / Zibaldone
Terkib-i Bend
Ağıt
Hiçliğin Tadı
Beşir Fuad
Mutluluk
Stratis Talasinos Bir Adamı Tanımlıyor
Cümleten İyi Yolculuklar
Açıklama
Bu İğdiş Gökler Altında
‘Bir gönüle iki sevda sığmaz’
Hişt, Hişt!..
Huzursuzluğun Kitabı
Evimin En Yüksek Penceresinden
Yoksulluk Bilgisi
Gururla Bakıyorum Dünyaya
6666. Paylaşım
M Treni Patti Smith
Bir Genç Kıza Öğüt
Aldırmamalıyım
İlkbahar Gecesi
Tolstoy’un Ölümü
Anneannemin Aşk Mektupları
Soyut Bahçe
ancak saçlarıma aklar düştüğü zaman anladım
Genç Bir Şaire Mektuplar
Beni Sorarsan
Güvenli Bölge

c93ea-guvenli-bolge Güvercin Gerdanlığı İndeks