matmazel bu akşam ölebilir miyim

556260_3619131397436_1248441917_33485540_677849975_n matmazel bu akşam ölebilir miyim

bir ağaç gölgesini istemeden,
kimse beni eşkiya saymadan,
dağlara büyümesin diye çocuklar,
kentler artık yağmurun gözleri olsun diye
matmazel, bu akşam uykunuza düşebilir miyim…

bir ağacı kuşlara verip,
yaslanıp duvara sigara sarar gibi
küfretmeden ve arkadaşlarım gibi haberlere düşmeden
güneşin yeryüzünden çekilip ateşler içinde gitmesi gibi
matmazel, bu akşam yüzünde dalga gibi kırılabilir miyim…

sürgündüm ve cebimde ıslık,
cebimde yaralı su sesleriyle gelmiştim
saatimi yolculuklara kurup elvada demeden
sizde de sürügün düşmemek için matmazel,
en son gurbet ölümse dünyanın öbür yüzüne gidebilir miyim…

yaprakları bile kımıldatmadan
orada, hemen orada elinize bir not tutuşturup
bir devrimci gibi beş dakikadan fazla beklemeden
ama üşümeyesiniz diye yazdan sonra, kıştan evvel,
matmazel herkes sevişirken, bu gece yoksunuz diye
ışık gibi sönebilir miyim…

sizi sevmek bir intihar saldırısıdır.
beyrut u telaviv den özlemek gibi
oda dolusu kurumuş gül gül ve rüzgar bırakarak
gözlerinizde mülteci olmamak için
yurduma gider gibi matmazel,
bu akşam sabra şatilla da ölebilir miyim…

camdan süzülen yağmur tanesi gibi hafif
ama taş kadar ağır düşmeden hayatınıza
cama yüzünü yaslamış çocukların nasılsa hüznü
öyle rüzgarımı saklayarak geçiyorsam hayatınızdan
anneme sormadan,babamın ayakkabılarıyla sokağa çıkar gibi
matmazel, yağmur gülüşünüze düşmeden bu akşam ölebilir miyim…

Fadıl Öztürk

yüzünün ne işi var

Geceyi atlattık amenna..
Rüya da görmüyoruz eyvallah..
Peki yüzünün ne işi var, dalda titreyen yağmur damlasında..

Dilek Hanım

dalda+titreyen+yagmur+damlas%25C4%25B1 yüzünün ne işi var

Çiçekler kurumuş

10150178272719802 Çiçekler kurumuş

Çiçekler kurumuş
burdan da mı geçtin?
Ağaçlar, dallar, güller kurumuş
Kurumuş daha bahçede bitmemiş otlar
Çatlamamış tohumlar kurumuş..

Sevgili!
Nefesim kuruyor usul usul
bilsen nasıl
Gülüşüm , sesim, ellerim
kuruyor sevgili…

Yoksa sen?
Geçme ne olur
Benden geçme sevgili !

Dilek Kartal

Kendiliğinden Kırıldı Kalemim

408095_115764475216566_100003490420342_57563_893454519_n Kendiliğinden Kırıldı Kalemim

Şehir uykuda sevgilim
Sokaklar yumdu gözlerini sabaha..
Henüz gecedeyiz
Sevdiğin yağmurlar iniyor kente
Ve balkonda senden konuşup
Rakı içiyoruz biz…

Malum
Takvimler hazandan soruluyor bu ara
Seni arıyorum gece gündüz
Durmadan karaladığım saman kağıtlarda…

Hangi hecede yitirdim seni kim bilir
Hangi şiirin uyağında
Mahpus kaldı düşlerim..
Yoksa
Zaman mı yataklık etti yokluğuna?
Tuhaftır,
Kendiliğinden kırıldı kalemim…

Okan Savcı

aşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden

aşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden

akşamın buğulu yorgunluğunda
gözlerinin ormanındayım yine
bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler
günlerdir peşim sıra susmak bilmiyor
ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma
kanatlanıp uçuyor bütün sevinçler

bu şehrin en tenha yeri kalbimdir şimdi
en güzel yeri çiçekçileri
bir demet nergiz aldım sana getiremedim
bugün newroz’du, oturdum hevalno’yu dinledim
tenimde bir ateş yandı günboyu

biliyorum seni sevmek yeni yalnızlıklardır
uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır
yoksa ömrünce borçlu kalırım aşka
seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok
yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini
yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi
başımı kitaplara yaslarım
toplarım şarkılardan yasadışı aşkları sürerim alanlar

seviyorum
başka seçeneğim yok
yeter sınama beni.

a.hicri izgören

s%C4%B1nama+beni aşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden

Beni tam buramdan sev

408645_149862828462404_100003160625076_211084_1684450919_n Beni tam buramdan sev

Aklıma geldiğinde,
Beni zor durumda bırakışından tanıyorum seni.
Gözlerimde biriken damlaların,
Çiçeklerimi sulayışından hatırlıyorum.
Yaralı bir kuşun yuvasına varışından biliyorum.

Kaşlarımın arasını işaretliyorum senin için.
“Beni tam buramdan sev!!!” diye haykırıyorum…

Sahir Üzümcü

Aşk bazen

33062402c16691ebe657f71fd884bc84 Aşk bazen

“Aşk, biçimsizdir ama, sana geldiğinde bir şekil yaratır sende.
Aşk, çok derindir ama, sana geldiğinde nefes almaya başlarsın yüzeyinde.
Aşk, ellerinde çok hafiftir ama, geldiğini anlarsın göğsünde ağırlaşan yüreğinde.

Aşk, bir portakaldır bazen.
Yere düşüp çürüyecek olan.

Aşk, yerde duran bir taştır bazen.
Daha olmamış portakalı düşürmek için fırlatılan ama çoğu zaman ıskalayan.

Aşk, ıskalayan taşın yuvasından düşürdüğü bir yavru kuştur bazen.
Dala tutunamayan, ama yere çarpmadan hemen önce, son bir kez gözlerinizin içine bakmayı başaran.

Kuşun yuvasıdır çünkü aşk.
Bir ağaçtır bazen. Sessizce olan biteni izleyen.
Portakalı besleyen, taşlara hedef olacak, meyveler veren.

Aşk, bazen küçük, yeşil bir yapraktır.
Her şeyin bir parçası olup, hiçbiriyle ilgilenmeden, kendi üzerindeki tırtıldan başka şey düşünmeyen.

Aşk, bazen, ağacın üzerinde durduğu, o çıplak tepedir.
Her şeyin kendisinden beslendiği ama dışarıdan bakınca, çıplak, ölü görünen.
Ve bazen aşk, hiçbir şeydir.
Yere çarpan kuş yavrusuna “Hiçbir şeyi” öğreten.

Aşkı yakınında hissedersin önce.
Etrafında
Sonra kokusunu, tadını alırsın
Hücrelerinde
Ve aşk, seni ele geçirdiğinde.
Sen artık küçük bir çocuksundur
O çıplak tepede.

Ağaca tırmanmak isteyen
Taş atıp, portakalı yere düşüren.
Yapraktaki tırtılı merak eden.
Ya da yaşlı gözleriyle
Canlanır belki diye
Elindeki ölü, yavru kuşa
Cebindeki ekmekten veren.

“Aşk sensin. Aşkı bulduğun an, senin geleceğinin başlangıç noktasıdır. Sadece aşk, tek başına bütün dünyayı değiştirebilecek güce sahiptir.
Aşk, tüm yeryüzünü ve gökleri, tek başına şekillendirebilir, yeni formlara sokabilir, ona inananların eliyle.
Aşka inanırsan ve kendini ona adarsan, aşk için yaşamak hayatın anlamı haline gelir. Aşkın her çeşidi için hem de. Güzel olan her şeyi sever hale gelirsin.
İnanmayanlar içinse, her aşk, bir başka hayal kırıklığıdır sadece. Kurtulmak gereken bir bağımlılık gibidir aşk onlar için. Ama hiç kurtulamadıkları bir bağımlılık haline gelir.
Aşkı, tam anlamıyla yaşamak istersen, kendini aşktan ve sevdiğin o şeyden ayrı olarak düşünmekten vazgeçmelisin.
Aşkın, aşık olduğun insanın ve onun hayatının ayrılmaz bir parçası olmazsan, kendi varlığının bütünlüğünü korumaya çalışıp, aşkın içine karışmayı, içinde erimeyi, kendin olmaktan vazgeçmeyi göze alamazsan, yaşayacağın şey aşk değil, ilişki olur.”

RASTLANTILAR KRALİÇESİ’ nden……

Sahir Üzümcü

Yüzün

869a176c02b2b694838d4c40d17761c9 Yüzün

Yüzün,
Zihnimi kul eden zehirli kılıç,
Darbe üstüne darbe yağdırıyor gözlerime
Sallandıkça daha yakın,
Savruldukça daha keskin,
En keskin kenarını salıyor üstüme.

Varmış işte bir yolu, bulunmuş
Cadı çığlığı kazınmış ışıltısına.
Savaş yarası yıldırımlar bezenmiş,
Çeliğin ateşten çaldıklarına.
Saldırdıkça daha sert,
Saplandıkça daha derin,
Daha da derin yer ediyor yüzün aklımda…

Sahir Üzümcü

Hayale benziyor şimdi

557480_3623092696466_1248441917_33487162_1268497866_n Hayale benziyor şimdi

Hayale benziyor şimdi sana dair aklıma gelenler.
Sana sımsıkı sarılmış olduğumu hatırlasam da,
Sanırım aklım oyunlarını oynuyor,
Ve kanıyor şimdi kollarımın boş olmasına.
Hiç olmadığını,
Seni uydurduğumu zannettiriyor bana.
Ekleyemiyorum kokumu ve sesimi,
Yarım kalmanın, kokusuz ve sessiz anılarına.

Sahi,
Ben hiç dokundum mu sana?
Bir görüntüm oldu mu gözlerinin gerisinde?
Bir şeklim?
Adımı hiç andın mı hayallerinde?

Neye dokunsam, seni düşünürdüm ben
Hatırlıyorum sanki hala ve yine de.
Hatırladıklarımdan
Hatırlamayı acılaştıran,
Eksilmeyi hızlandıran bir his kalıyor içimde.
Ve düşünüyorum;
“Yanılıyor olmalıyım,
“O hiç olmadı belki de…”

Sahir Üzümcü

Daha çok sevdikçe

380128_231807843556021_100828189987321_531045_2038979327_n Daha çok sevdikçe

Gitmeyi bilmeyenlere çıkıyor yollarımız değil mi hep
Bekleme salonlarına, kahve köşelerine
Kayboluyoruz, kaybolamadıkça, yok ola ola
Şarkı gibi söylenmeyi öğretiyoruz hüzünlere
Daha çok sevdikçe, daha çok gömülüyoruz sessizliğe
Daha yeni kalemler açıyoruz eskiler yenildikçe
Yol almıyoruz ya biz izlerimizde artık
İzler de artık yol olmuyor bize,

Beklemeyi bilmeyenlere gidiyoruz hep değil mi
Ayak seslerimizle, boş ceplerimizle
Tutmaya, sıkı sıkı sarılmak diyoruz ya biz utana sıkıla
Sanki gibi duyulmayı öğretiyoruz en iyi bildiklerimize
Daha çok gittikçe, daha çok geri dönüyoruz kendimize
Daha keskin bıçaklarla oynuyoruz elimiz kolumuz kesildikçe
Kilitliyoruz ya biz kapılarımızı, pencerelerimizi artık,
Kapılar, pencereler de artık açılmıyor yüzümüze…

Sahir Üzümcü