Ölüme Dair

Ölümü zararsız bir mahlûk haline getirmek istediler
………………………………Göz yaşını icat ettiler.
Kimisi tuzunu az buldu kimisi çok,
………………………………Velhasıl beğenmediler.
Ölüme kardeş gibi ısınmak istediler;
Kabristanın tuttular elinden
Şehrin orta yerine getirdiler,
Taş üstüne taş kodular
Üstüne nakış oydular.
Serviler açıldı orta yerinden
İçerisine rengârenk kuşlar
Yemyeşil dualar dolduruldu.

Ölüme kardeş gibi ısınmak istediler.
Şiiri seferber eylediler
Dolaştı asırlarca mısralar kabir kabir
Salındı servilerden yiğit besteler
Şiiri seferber eylediler
Ve elbirliği ile
Gökyüzünün en münasip katında
Mükemmel bir cennettir kuruldu
Ve üzerimize güller
Mezkûr cennette har vurup harman savurdu ölüler.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

olume_dair Ölüme Dair

Sulh Bir Hatıra Oldu

Böyle mi gelecektin Eylûl? Farkında mısın,
Ne başka bir sonbahara verdin bahçemizi.
Neler savrulmadı bilsen yapraklardan evvel!
Bu sefer ne olduysa biz insanlara oldu.

Daha doymamıştık son yemişlerine yazın:
Kuşlardı, çiçeklerdi besleyen neşemizi.
Gün sakindi, gece yıldızlı, yaşamak güzel!
Geçen yaz mevsimiyle sulh bir hatıra oldu.

Cahit Sıtkı Tarancı

cahit_sitki Sulh Bir Hatıra Oldu

Bir Aşk Hatırası

Yalnız o yaşta âşıklara mahsus
Şeffaf mı şeffaf yaz akşamlarında,
Çok zaman kaçamak buluştuğumuz,
Gün görmüş, emektar çamlar altında.

Neydi o rüzgâr ılgıt ılgıt esen?
Neydin güzelim, ne türlü dilberdin!
Hani ya bir gülüşünle istesen,
Dünyayı gözümden azâdederdin.

Sevdalı kolumun çizdiği kavis,
Sararken her sefer ince belinden,
Sanırdım kavsikuzahlarla ikiz,
İkiz çıkmıştır o Tanrı elinden.

Cahit Sıtkı Tarancı

bir_ask_hatirasi Bir Aşk Hatırası

Yanlış Bilmesinler Beni

Bahçem ağaçlardan, çiçeklerdendir.
Evim taştan yapılmış.
Annem kardeşim gibi severim
Ağaçları, taşları, çiçekleri.
Hepsine dair hâtıralarım var,
Kimi acı kimi tatlı hâtıralar.

Bu ağaç servi olmadan,
Bu taşa kitâbem yazılmadan,
Bu çiçek kabrime çelenk diye getirilmeden,
Söyleseniz beni onlara kuşlar,
Yanlış bilmesinler beni.

Cahit Sıtkı Tarancı

yanlis_bilmesinler_beni Yanlış Bilmesinler Beni

Bir Saadet

Ne bir kelime konuştuk,
Ne işaret çektik birbirimize,
Fakat gerçektir seviştiğimiz
Vapur kalkıncaya dek,
Gözgöze gelmekle sade.

Bir saadet gibi hatırlıyorum,
Yasemin kokusu ondan,
Teneffüsü benden,
Bir yaz akşamı,
Kandilli iskelesinde!

Cahit Sıtkı Tarancı

kandilli-iskelesi Bir Saadet

Ajans Dinlerken

Vaktiyle gölgesinde dinlendiğimiz çınar,
Eski mahalle, vakıf çeşme, bakımsız cami,
Sakın zannetmeyin sizi garipsediğimi,
Bir güvercin hüznünde susan geçmiş zamanlar!

Affedin beni daldığım oluyorsa eğer,
Neyleyim gönlümce değil bu olup bitenler.

Cahit Sıtkı Tarancı

ajans-dinlerken Ajans Dinlerken

Mahzun Durmak

Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.

Orhan Veli

mahzun_durmak Mahzun Durmak

Büyü Şiir

Pâris’de genç iken koyu Baudelaire – perest idim.
Balkon’la, Yolculuk’la, Güzellik’le mest idim.

Sinmişti şi’ri rûhuma ulvî keder gibi;
Absent’e damla damla sızan bir şeker gibi.

Hulyâsının yarattığı iklîm o başka yer!
Gür defnelerle çevrili, afyonlu bahçeler…

Her zevki bir harâm olan efsunlu cennetin
Koynunda vardı lezzeti bin türlü nîmetin.

Bir gün vedâ edip o diyârın hayâtına,
Döndüm bütün bütün vatanın kâinâtına

Lâkin o bahçelerde geçen devre’den beri
Kalbimde solmamıştır o şi’rin çiçekleri.

Yahya Kemal Beyatlı

siirin_cicekleri Büyü Şiir

Bir Güneydoğu Ağıdı

İlk bu sabah
İlk bu sabah göğü görmedim
İlk bu sabah kaysı çiçeklerini
Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi
Efendim, ev sahabım

Karacamı suya indiremedim
Şahanım uçurdum döndüremedim
Dağlar

Enikli kapılar kitlendi
Taş avlular sustu, ben sustum
İlk kez bekledim ölümü
Dostu bekler gibi bekledim
Dağlar

Benim acım acıların beyidir
Canıma bir doru kısrakla gelir
Öfkeyi sabırda eritir
Umut yer
Suyunu gözümden içer bir zaman
Dağlar of dağlar

Gülten Akın

kirik-gul Bir Güneydoğu Ağıdı

Dar Zaman

Daha katı günler yolda, yakın.
Dönekliğe ayarlanmış zamanlar
görünür gitgide çevren çizgisinde,
çekip bağlarsın yakında ayakkabılarını,
köpekleri avlulara geri kovalarsın.
Balıkların içi
çoktan buza kesmiştir çünkü yelde.
Yoksulca yanar ışığı kandillerin.
Sisi tarar bakışların:
Dönekliğe ayarlanmış zamanlar
görünür gitgide çevren çizgisinde.

Ötede sevdiğin kuma batıyor,
çıkıyor kum dalgalanan saçlarına,
doluyor sesine, düşüyor ortasına dediğinin,
sevdiğine susmasını buyuruyor;
öylesine ölümlüyken yakalamış da kızı,
öyle bir istekliyken bastırmış ki, ayrılığa,
kum, işte her kucaklaşmanın ertesinden.

Bakınma hiç çevrene.
Çek ayakkabılarını, bağla haydi.
Köpekleri geri kovala.
Balıkları denize at.
Söndür kandilleri!

Daha katı günler yolda, yakın.

İngeborg Bachmann
Çev:Ahmet Cemal

ingeborg_bachmann Dar Zaman