Ben Başkasının Evi Olsaydım

Ben başkasının evi olsaydım
sahibim, o yalıçapkını, birine tutulurdu
evinde ziyaret etme kadını, derdim;
evin hem bedeni vardır hem ruhu

Alışkındım daldan dala konmasına da, onu
hiç bağışlamazdım, aldattığı için kadından
başka evi olmayan bir koca-çocuğu;
kadının kocası evdir, bahçeyse dostu

Ben de bir evim, ruhumun penceresi
gözlerimi yalnız bırakın, derdim, nasıl
yalnız bıraktıysanız o evi birlikte;
bakalım açılır mı ikinizden bir bahçe

Ben başkasının evi olsaydım
taşınırdım sizden daha yalnız bir semte

Haydar Ergülen

haydar_ergulen Ben Başkasının Evi Olsaydım

Ben Başkasının Zalimi Olsaydım

Ben başkasının zalimi olsaydım
Barmeni öldürdükten sonra içkiye susardım
Ağzıma damlasını koymadığım o haram
Beni kana kana ağlatırdı ilk kez şaşardım

Allah’ı iliklerine kadar duyan herkesi kıskanırdım
Ve melek olup göğe çıkarken kutsal harflerin
Yüze yazılı olduğunu anlardım: meğer insan
Senin yeryüzündeki suretinmiş Allah’ım!

Saymadım kaçıncı leşim bu soğuk vücut
Benim kitabımda yazmıyor vahdet-i vücud
Bilsem taş olurdum yeminle yeminle çarpılırdım
Arafat’ta şeytandan önce kaderimi taşlardım

Ben başkasının zalimi olsaydım
Cezamı çekerdim de günahımla yanardım.

Haydar Ergülen

baskasinin_zalimi_olsaydim Ben Başkasının Zalimi Olsaydım

Hiç bir şey olmamış gibi

Evim barkım yandıysa da
Bahçemdeki kiraz ağacı
Hiç bir şey olmamış gibi
Savurmakta çiçeklerini

Hokuşi

haiku Hiç bir şey olmamış gibi

Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez

Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez
Hâtırın mahzûn iden bir lahza mesrur istemez

Hâk-sâr olup hevâ ile gubâr olan gönül
Hâk-i râh-ı yârdan bir dem özin dûr istemez

Hoş gören âkil fena tavrını şöhret gözlemez
Künc-i uzlet isteyen kendüyi meşhur istemez

La’l-i nâba meyi kılmaz bağrını pür-hûn iden
Dâmenin pür-eşk iden lü’lü-yi menşur istemez

Aşk nakdi bir hazînedür ana yokdur zeval
Mâlik olan ‘Avniyâ bir gence gencûr istemez

Avnî (Fatih Sultan Mehmed )

avni_siirleri Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez

Solmayan

Dünyanın en hızlı/çarpıntılı akan iki nehrinden biri Çoruh

Desem, doğrudur; ikincisi kalbim, desem: ‘şair sözü’ olur!

kuzey rüzgarlarına bindim, yeşil saçlarına ormanın gür saçlarına.
bir geyik adımı söyledi; öyle karanlıktı ki gözleri sonsuz inandım ona.

birdenbire açılıp birdenbire kapanan gökyüzü ve kalbim
küçük, ıslak bir gece.

ezberledim kuşların tamamını ıssızlıkta ve unutmadım:
turnalar! (siyah kuğuya gözyaşı dökmüştüm oysa)
(siyah bir kuğuya dönüşünce akşam.)

bahçe sustu, balkon ve odalar gecikmiş bir mektup gibi
yağdı kar. “tolstoy’un istasyon”undaydım
o istasyonda kaldım sonra. Hep! –

anladım, çocukluk gökyüzüdür, kaybolmuyor.
anladım, şiir çocukluk gibidir
solmuyor zamanla.

Leylâ Şahin

leyla_sahin Solmayan

Başka Yerler Başka Düşler

Biz dağdan iner gibi yavaşça
atını bağlayıp avludaki asmaya
odaya sessizce giren bir düştü babam.

Ben denize bakardım yarı uyanık
annemi çocukluğunda iskelede bırakıp
uzaklaşan gemiye.

Başka yerlerde, başka düşler canlanırdı,
ağaran ufukta sabahın ilk karaltıları,
sesler duyulurdu uzaktan karşı yamaçta.

Yapayalnız yürür gibi uçsuz bucaksız ovada
nasıl bir araya geldiklerini düşünürdüm
apayrı insanların, susarak yaşadıklarını yıllarca.

Gün, uzayan gün. Bitmeyen yol. Yakıcı güneş.
Bir baş dönmesi yalnızca yaprak kımıldamayan bozkırda,
bir rüzgâr özlemi, bir toprak kokusu
yağmurdan sonra tükenen soluğumda.

Gecenin karanlığı inmeden
sulara, uzak sulara.

Cevat Çapan

cevat_capan Başka Yerler Başka Düşler

Taneler

nar’dan dökülen taneler sanıyorduk
kendimizi, kim bilir kimin için
düpedüz oyalanıyorduk hüzün ve kederle
dilini ısırıyordu ağaç bizi görünce
hayatın yalanını yüzüne vurmamak için
sustuk. sabrımız sınadı dilimizi. meğer
içimiz bir deniz gibi gidip gelirmiş
acının yüreğine

adını bilmediğimiz taneler sessizce
birer çocuk gibi düş evimizden çıkıp gidermiş
dip odalarda sevişen kelebekler
hangimiz aşk burada yoktur dese de
inanmaz bize. bunun için ağaçlar kuşsuz
sokaklar uykusuz birer çocuktur bu yüzden

gelip bizi bulan hüznün durağı yoktur
ona çıkılan her yolculuk insanın içinde başlayıp
içinde son bulur
bu kupkuru yağmur, ıslatır insanı bazen…

bazen de insan nar’ın ta kendisi olur
ve arar bulur yalnızlığını kalabalık bir yerde

M. Sadık Kırımlı


sadik_kirimli Taneler

Şiir Gibi Cevap

insan_unutmak_icin_sevmezki Şiir Gibi Cevap

Eski sevgiliyi unutmanın en iyi yolu ne?

Niye unutalım ki?
O da güzel bir hatıra.
Niçin unutulsun?
İnsan unutmak için sevmez ki.
Unutmamak için sever.

Yase’de Aralık Ayı

O Ekim, bahçenin yanındaki
Uzamış kuru otların üzerinde söylemiştin,
Özgürlüğü seçtiğinde,
“Bir gün yeniden…belki on yıl sonra…”

Üniversiteyi bitirdikten sonra bir ara
Görmüştüm seni. Gariptin.
Ben de bir şeylere takmıştım kafamı.

Şimdi on yıl, hatta daha çok zaman
Geçti: her zaman biliyordum
nerede olduğunu-
Sana gelebilirdim de
Sevgini yeniden kazanma umuduyla.
Hâlâ evli değilsin.

Gelmedim.
Kendi başıma yapmam gerekiyordu yapacağımı.
Bunu başardım.

Yalnız düşlerde, bu şafaktaki gibi,
Tehlikeli, ürkütücü yoğunluğu
Aklıma geliyor, tenimi sarıyor
Genç aşkımızın.

Başkalarının can attığı,
İmrendiği bir şey vardı bizde;
On dokuz yaşımızla geride bıraktık onu.

Sanki birçok hayat yaşamışım gibi
Çok yaşlı hissediyorum şimdi kendimi.
Belki de hiç bilemeyeceğim artık
Deli olduğum için mi,
Yoksa yazgımın isteğine uyarak mı
bunları yaptığımı.

Gary Snyder

gary_snyder Yase'de Aralık Ayı

Mutluluk Cesaret İster

Puşkin, Hallac-ı Mansur, Ameriko Vespuçi
Ne diyorduk, mutluluk biraz da cesaret ister
Balığa çıksan sandalsız dönmeyi göze alacaksın
Elmas yontmaya kalksan taşın dağılması da var
Çünkü mutluluk biraz da cesaret ister,
Nice keşşaf saklıyor okyanuslar bağrında

James Dean, Mayakovski, Marilyn Monroe
Evlat, kılıcı zamanında indirmeyi bil
Karşında kara zırhlar, zehirli mızrak
Birden, sırtlan kafesleri de açılabilir
Tam önünde parlayabilir güneş
Ne uygun bir duvar arayacaksın sırtına
Ne akşamın kuytusuna sığınacaksın
Kalbin iyi bir hedef olmalı meydanın ortasında

Ne sheriff korkutacak seni, ne apaçi çığlıkları
Büyük kanyon’u gece yürüyüşüyle aş
Dudaklarını kum fırtınalarından kavruk
Toprağını işgale uğramış bulursan korkma
Yer tutmasın yüreğinde ne yılgın ne telaş
Pusulasız bile kalsan gece okyanuslarında

Bu yüzden mutluluk güneşin düellosunda
Yerinde duramıyor altımda atım
Dilimde saman çöpü toprağı hatırlatan
Kara gözlükler takmadan yangınlar geçtim
Kabzasına bir çentik daha isteyen
Buyursun karşıma çıksın,
Döndüm !

Sevişmeye de hazırım
Büyük düellolara da !

Erol Çankaya

mutluluk_cesaret_ister Mutluluk Cesaret İster