Mezartaşı Yazısı

Bir kuş yaşıyordu bende.
Bir çiçek dolanıyordu kanımda.
Yüreğim bir kemandı.

Sevdim ya da sevmedim. Ama ara ara
sevildim. Bana da neşe
kattı: ilkbahar, tutuşan eller,
mutluluğa özgü tüm şeyler.

İşte böyle olmalı insan!

(Burada bir kuş yatıyor.
Bir çiçek.
Bir keman.)

Juan Gelman

mezartasi_yazisi Mezartaşı Yazısı

Şiir

Kaşından seviyorum seni, saçının telinden, seni tartışıyorum
ışık çeşmelerinin oynaştığı bembeyaz koridorlarda,
seni ele alıyorum her isimde, yaranın içinden özenle temizliyorum seni
saçlarına şimşek külleri takıyorum boyuna,
yağmurda uyuyan kurdeleler.
Bir biçimin olsun istemiyorum, tam olarak elinin
ardından gelen şey ol istiyorum,
çünkü su, suyu düşün, sonra aslanları
masalın şekerinde yumuşayan halleriyle,
ve beden dilini, hiçlikten doğan o mimariyi,
kavuşmanın ortasında ışıkları yakışını.
Bütün bir yarın, bir karatahta
seni keşfeder, seni çizerim onda,
sonra siliveririm seni ve artık yoksun, o uzun düz saçların
ve o gülümsemen de yok seninle orda.
Özünü arıyorum, şarabın aya ve aynaya da
dönüşebildiği o kadehin eğrisini,
bir müze salonunda bir adamın içini
titreten o hatları arıyorum.
Üstelik seni seviyorum ve zaman ve soğuk sürüyor.

Julio Cortázar

seni_seviyorum Şiir

Buğdayın Türküsü

Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan

Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de

Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.

Çeviri:Hilmi Yavuz
Pablo Neruda

bugdayin_turkusu Buğdayın Türküsü

Birlikte onca şeyi sevdik

Birlikte onca şeyi sevdik,
ayrı iken sevmesi müşkül.
Şimdi birden uzaklaşıvermiş gibiler,
ya da aşk, gökkubbenin eteklerine
tırmanan bir karıncaya benziyor artık.

Birlikte ne uçurumlar aşmıştık,
şimdi sensiz, sonsuz düzlükler gibiler;
bir kayıp düşler ülkesine benziyorlar,
gevşemiş bir gerginliğe,
olmayan bedenlerimizin yolunu gözlemeye.

Birlikte onca hiçi kaybettik,
alışkanlıklarda direttik, hep aynı yere geldik,
şimdi elimizde kalan yine koca bir hiçlik.
Zaman karşızamana dönüştü,
çünkü onu dert etmiyoruz artık.

Birlikte onca şeyi sustuk, onca şeyi konuştuk,
konuşması da, susması da birer ihanettiler,
mesnetsiz birer tespittiler,
birbirlerini ikame edebilirdiler.

Heryerde onu aradık,
heryerde onu bulduk,
heryerde onu bıraktık.

Ne yazık, hiç zamanımız olmadı
göz göze gelmeye o meşum ölümle,
sonuçta, onu da yine orada bırakacaktık.

Roberto Juarroz

birlikte_onca_seyi_sevdik Birlikte onca şeyi sevdik

Adam

Eski bir resim gördüm basık tavanlı bir odada; bir yığın insan o resme bakıyordu hayranlıkla. Lazarus’un dirilişini gösteren bir resimdi. Ne İsa’yı, ne Lazarus’u gördüğümü hatırlıyorum o resimde. Yalnız bir köşede mucizeyi koklarmışçasına seyreden birinin yüzünde beliren tiksintiyi hatırlıyorum. Soluğunu korumaya çalışıyordu başına sardığı koca bir bezle. Çok şey beklememeyi öğretti bana bu “Rönesans” efendisi kıyamette Yargı Gününden…

Bize, yeneceksiniz, dediler, boyun eğdiğinizde.
Boyun eğdik ve küllerle karşılaştık.
Bize, yeneceksiniz, dediler, sevdiğinizde.
Sevdik ve küllerle karşılaştık.
Bize, yeneceksiniz, dediler, hayatınızdan
vazgeçtiğinizde.
Vazgeçtik hayatımızdan ve küllerle karşılaştık.

Küllerle karşılaştık. Yeniden bulmak düşüyor bize hayatımızı, artık bir şey kalmadığına göre elimizde. Bunca kâğıtlara, bunca duygulara, bunca tartışmalara ve bunca öğretilere karşın, sanırım sadece belleği biraz güçlü, bizim gibi biri olacak hayatı yeniden bulan.

(…)

Ben kalkıp gideyim artık. Denize eğilen bir çam biliyorum. Öğleleri, hayatımız kadar ölçülü bir gölge verir yorgun gövdeye, ve akşamları, deri ve dudak olmaya başladıkları an ölümü yürürlükten kaldıran ruhlar gibi, garip bir türkü söyler çam pürleri arasından esen rüzgârlar. Bir kere sabahlamıştım o ağacın altında. Taş ocağından kazılıp çıkarılmış gibi yepyeniydim, şafakta.

Ah, bir böyle yaşayabilse insan -ama ne çıkar-

Londra, 5 Haziran 1932

Üç Kırmızı Güvercin, Yorgo Seferis, Derleyen ve Çeviren: Cevat Çapan, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1971, sf. 68-70. “Denizci Stratis bir adamı anlatıyor” isimli uzun şiirin “ADAM” başlıklı son bölümünden alıntıdır. 

Kaynak: https://newalaqasaba.wordpress.com/
yorgo_seferis_adam Adam

Mandalina güzel kokan bir kelimedir

Mandalina
Güzel kokan bir kelimedir
Kapısı bahçeye açılan bir evde
Senin üzerine kurulmuş
İhtimali düşük hayaller de

Saatler ileri alınmalı mı
Yoksa hep kışta mı kalmalı

Kış hiç ısınmaz
Seni görmedikten sonra
Siyah paltonun içinde

Mandalina
Güzel kokan bir kelimedir
Ağzında, ellerinde

Dilim dilim
Liğme liğme
Kendini bir arada tutmaya çalışan
Bir mandalinayım belki de

İlayda V.

guzel_kokan_kelime Mandalina güzel kokan bir kelimedir

Adalar orada öyle duruyor

İnsan yaşlandıkça, daha önceleri pek fark etmediği, fark etmemeyi yeğlediği gerçekleri daha fazla algılıyor.
Değişenin değil,

Asıl değişmeyenin insanı ürkütüp şaşırttığını şimdi daha iyi görüyorum mesela.
*
Başımı çevirip denize baktığımdaBüyükada, Heybeli, Burgaz ve Kınalı adaları orada öyle duruyor.
Çocukluğumda baktığımda da orada duruyorlardı.
Dünya değişti, ülke değişti, ben değiştim; adalar

hiç değişmeden orada duruyor.
*
Tabiatın insan hayatını değil, insanlığın ortak hayatını aşıp geçen bu değişmez görüntüsü, hayatımızdaki bütün değişimleri bir anlamda zavallaştırıyor.
Adalar hep oradaydı, bin yıl önce de, beş bin önce de, on bin yıl önce de, yüz bin yıl önce de.
İnsanlık ise bu sabit görüntünün etrafında neredeyse hızlandırılmış bir film süratiyle akıp geçiyor.
*
Canlıların değişim süreçlerindeki süratle, cansızların değişim süreçlerindeki yavaşlık, zamanın ikisi için farklı farklı akması insana önemsizliğini gösteriyor.
Şu baktığım adalar için değişim zamanı milyonlarca yılla ölçülüyor, milyonlarca yıl önce ortaya çıktılar, milyonlarca yıl daha orada duracaklar.
Benim onları ilk gördüğüm günden bugüne kadar ise, neredeyse insanlığın hayatında değişmeyen hiçbir şey kalmadı.
*
Sadece kendi mütevazı hayatımdan baktığımda bile değişimin süratini görebiliyorum.
Ben doğduğumda yaşayanların hemen hemen hiçbiri artık bu dünyada bulunmuyor.
Yüz milyonlarca insan bir karanlığa akarak geçip gitti hayattan.
Ben doğduğumda buralarda var olan köşkler artık yok, o köşklerin o zamanlar çok ünlü olan sahipleri çoktan unutuldu.
*
Yaz güneşinin altında parlayan o adalara baktığımda, onların varoluş süreleriyle insanların var oluş süreleri arasındaki fark daha da çarpıcı görünüyor bana.
Uzaydaki nesnelerin zaman süreleri ise akıllarımızın bile kolayca kavrayamayacağı boyutlarda.
Milyonlarca, milyarlarca yıllarla ifade edilen sürelerle, yüz seneyi bile geçmeyen insan hayatları.
*
Tabiatın, insanı, dağlar, ovalar, nehirler, denizler, yıldızlar kadar umursamadığını düşünebilir insan bu kıyaslamadan yola çıkarak.
Tabiat tarafından bu kadar umursanmamaya, insanlar kendi önemlerini alabildiğine abartarak cevap veriyorlar sanırım.
*
Yüzyıl sonra, bugün hayatta olanların hiçbiri hayatta olmayacak.
Adalar gene orada duracak.
Dünyadan bu süratli geçişe, insanlar telaşlı ihtiraslarıyla bir anlam katmaya uğraşıyorlar.
Yaşamın içinde diğer insanlarla birlikte koşarken anlamlı gözüküyor bu, biraz geriye çekilip adalarla insanlara bir arada baktığında, insanoğlunun telaşı anlamından epey kaybediyor.
*
Hiç kimse, böyle zavallı su sinekleri gibi dünya üzerinde görünüp kaybolan insanların hangi amaçla yaratıldığını bilmiyor, galiba hiçbir zaman da bilmeyecek.
Kendimizi kandırarak, önemimizi abartarak gelip geçeceğiz.
Böyle de yapmak zorundayız, bu tuhaf tiyatroda bize verilen rol bu.
*
Ama arada bir durup dağlara, denizlere ve adalara da bir bakmak lazım.
Bazen onların değişmezliği, değişen hayattan daha fazlasını anlatabiliyor insana.
*
Adalar orada öylece duruyor.
Çankaya seçimlerini kim kazanacak acaba?

Çetin Altan
adalar Adalar orada öyle duruyor

Sazlıkların ayağında bir ayna

Sen bambusun,
ben rüzgâr,
sen mırıldanırsın ben yapraklarının arasına karıştıkça,
ben biçimini alırım senin, ürperişlerinin,
sen başını hafif hafif oynatır, şarkılar söylersin,
benim nefesim ensende, salınımlarının peşindeyim, sebebiyim,
senin venüs tepen bir bambu korosu olur ben yaklaştıkça dalgalanan,
ben senin pubik salınımlarının karşı kutbuna dönüşürüm,
sen eğilir ve bana dokunursun, yumuşacık kırbaçlarsın beni, okşarsın,
ben senin uzanan ellerinin ritminde dans ederim,
sen gülümsersin, gözlerin parıldar,
ben kendime dönerim senin mırıltılarına sarılırım,
sen benim üzerime basar, gökyüzüne tırmanırsın,
ben senin dizlerine kapanır arasından seni içerim,
sen duraksar ve ilerlersin, hiçbir şeymişcesine,
ben sessizce seni dinlerim,
sen yeni biçimler alırsın, şarkı söylersin, havayı giyinirsin üzerine,
ben geçerken savurduğun yapraklara dönerim,
sen duru bir yağmur olursun,
ben susamışım, tutkunum
senin yapraklar arasında oynaşan ışığına,
ben bambuyum,
sen rüzgâr.

Alberto Ruy-Sánchez

alberto_ruy_sanchez Sazlıkların ayağında bir ayna

İstanbul Bana Bir Şiir Söyle

Özledim yine İstanbul’u
Cihangir Mahallesinde bir bankta
Yalnız oturup
Ansızın bir kara bulut gelip geçti
Mehtap bitti
Gün de karardı
İstanbul bana biir şiir söyle
İçimde bir ıstırap var
Bankta oturup sanki
Gecem gündüz oldu
Orhan Veliden istanbulu dinliyorum
Belgrat ormanında sarı yapraklar
Yeter ki bana yeşil görünsün
Kuruyan o dallar çiçek açsın
Dökülen şiir nağmeleri
Yeniden yüreğimde kalsın
İstanbul bana bir şiir söyle.

Naser Neşo

istanbul_bana_bir_siir_s%C3%B6yle İstanbul Bana Bir Şiir Söyle

Yeşilyurt’un Lakapları

A
Aynalıhocagil ,Aliağagil, Amicimgil, Atagil, Amanatgil, Avcugil, Apovgil, Abazağagil, Abacıgil, Alibeygil, Alogil, Alopaşagil, Azapoğlugil, Aynalıhocagil, Abbasgil, Ağzıbüyükgil, Altınsakallıgil, Atçıgil, Abalıoğlugil, Acemgil, Aşıkömürgil, Atabayramgil, Aşçıgil, Aşıcıgil,Atalaygil, Attargil, Ambarcıgil, Alibeyoğlugil, Aligrovgil,Arifgil

B
Balarısıgil, Balcıgil, Baboşgil, Börekgil, Babaaligil, Banazılılar, Bekişoğlugil, Bozogil, Bağdatlıgil, Belikırıkgil, Battıgil, Bektaşgil, Bozmuhametgil, Belekhacıahmetgil, Berbergil, Bulutgil, Bakigil, Battalgil, Babagil, Bettogil, Bacacıgil, Binbaşıgil, Behzatgil, Balogil, Bakihasanıgil, Boynuincegil, Bildikgil, Beyazgil, Balovgil, Bohçacıbekirgil

C
Capragil, Cartgil, Cincigil, Cıncıkgil, Cohigil, Cıcıkgil, Cücemengil, Cıcıkhalilgil, Camgözgil, Cakkovgil, Camcıgil, Cellatgil, Canikpaşagil, Cıldırgil, Capargil, Cacıkgil, Capçagil, Cumaliçavuşgil,Culfa

Ç
Çaypaşasıgil, Çöpkuyruğugil, Çavuşgil, Çerçigil, Çerişgil, Çerkezgil, Çengigil.Çırakgil, Çavdargil, Çıtçıtgil, Çobangil, Çokurgil, Çolcugil, Çatalgil, Çalıkgil, Çevikgil, Çolakhalilgil, Çaykızıgil, Çollıgil, Çöpgil,Çiloğlangil

D
Damatgil, Delibaltalıgil, Delihacığil, Delimahmutgil, Diremgil, Dımbılgil, Deliveliler, Demircigil, Devecigil, Dolugil, Döşgil, Döşoğlangil, Devrimgil, Demirciyusufgil, Demircigil(Toydemir), Domaligil, Davutgil, Düdükçügil, Dedegil, Dombulgil, Duttohmağıgil, Dağgavurugil, Dönükgil

E
Eliboğlugil, Emövgil, Esoğlugil, Emirgil, Eskihasangil, Edovgil, Ecibengil, Epicikgil, Elbaizgil, Emenifendigil, Enikgil, Emikgil, Elibüyükgil,Evcimangil

F
Fazlıgil, Fereçgil, Fakoğlugil, Fırıncıgil, Ferhatgil, Fırtınagil, Fesininyemişgil

G
Gumbullugil, Gollikgil, Gavalakgil, Gablamgil, Gucurgil, Gamotgil, Garabodurgil, Göreligil, Gökoğlangil, Gonikhalilgil, Gözübağlıgil, Gavasgil , Gaspotgil

H
Haruşagil, Haşeşgil, Hulukigil, Hacımangil, Hacıhafızgil, Hüllükgil, Hüssovgil, Hotoğlugil, Humuşgil, Haşimgil, Horigil, Hocagil, Habosgil, Hıdırgil, Hasonovgil, Hassikgil, Hasançavuşgil, Havagil, Haneygil, Hacibekirgil, Hafızgil, Honigil, Hocagil, Hasanpaşagil, Hurşitgil, Hocümetgil, Hastagil, Hamovgil, Hacolovgil, Hıttıgil, Hunneygil, Hoyretgil, Hacıyunusgil, Hacıyusufgil, Hüsnügil, Hıcıkgil, Hatipgil, Hüsülügil, Hüseyinbeygil, Hayrullahçavuşgil, Hötübovgil, Hafızlargil, Hallaçhalilgil, Hacıidrisgil, Hasanağagil, Hoşagil, Horozgil, Halodayıgil, Hacıgrovgil

İ
İbiligil, İbogil, İmizoğlugil, İmamgil, İnekçigil, İsotgil

I
Ilıcagil

K
Karahasangil, Kaleligil(kalegil), Karslıhocasıgil, Keleşgil, Kamilgil, Karakütükgil, Katırcıgil, Kölegil, Karamemişgil, Kanıkgil, Kayagil, Kekevigil, Karacamıstıkgil, Küpgil, Kınacıgil, Karnazbekirgil, Kemiktaşgil, Karakönezgil, Karakızgil, Kelhacigil, Kargagil, Kalasgil, Kizirgil, Kavukgil, Kendircigil, Kasımağagil, kapıkırangil, Karamemetgil, Kavasaligil, Kargamamovgil, Köşkergil, Küçükşeytangil, Karatavukgil, Kavasgil, Karaaligil, Kavlakgil, Kölükgil, Köselergil, Kuzucugil, Karakocagil, Keloğlangil, Kolukısagil, Kınacıgil, Karabodurgil, Kaspotgil, Körhanifigil, Körmamogil, Karabekirgil, Katrancıgil, Kasapaligil, Kürtaligil, Kafagil, Kıllıgil, Karagil, Kunduracıgil, Kopçacıgil, Kayabaşıgil, Karanlıkgil, Kötükasapgil, Körabovgil, Kavulugil,Karahacigil, Kırmızıhacigil,Kanmazgil

L
Leblebicigil, Lotogil, Lökgil, Lokmanemişgil

M
Marziyegil, Mınıktilkigil, Mistovgil, Mustafaağagil, Mazingil, Marazgil, Mamasgil, Müritgil, Mırtogil, Müsellimgil(Karanlıkgil), Mahtumgil, Mavişgil, Mengeşmengil, Mahovgil, Musagil, Molaemingil, Mercangil, Miriligil, Mollagil, Memilovgil, Medinegil, Masargil, Makkogil, Mehmetogil, Mamovgil, Mintovgil, Minikgil, Marifgil, Malakgil

N
Nalbantgil, Nakargil, Nassovgil, Nacargil, Nohotovgil

Ö
Öksüzömergil, Ömerefendigil, Öcükgil, Öksüzahmetgil

P
Paçacıgil, Püsergil, Palakgil, Patgil, Pamukçuvalıgil, Pisikgil, Pekmezcigil, Potukgil ,Partalgil, Pisikömergil, Pamukgil, Palancıgil, Palancıreşitgil , Paşamgil

S
Sinekgil, Saatçıgil,Sakaligil, Sırımgil, Sultangil, Sofuoğlugil, Sİncogil, Sübhanekegil, Sarıgil, Sayıgil, Simsargil, Salmangil, Sağırpaşagil, Süpürgecigil, Seferağagil, Sürgülioğlugil(Çöpgil)

Ş
Şememgil, Şerahoğlugil, Şeşkanagil, Şeytangil, Şiringil

T
Tenekecigil, Tosunoğlugil, Tekegil, Toppikgil, Tosungil, Tırşovgil, Topalbekirgil, Tahsildargil, Topaloğlugil, Takaligil, Tanzaragil, Topalveligil, Tarhanagil, Topkadifegil, Tuzsuzgil, Tundikgil, Tütüncügil, Tavşangil, Titigil, Talıcıgil, Tatlıcıgil, Toskagil, Tatahmetgil Tataligil, Topcugil, Tellogil, Tekebekirgil, Tohumgil, Tohumlukgil, Topalcumaligil, Tasagil

U
Urfalıgil, Ucuzaligil, Urlugil, Uzınmehmetgil

Ü
Ütükgil

Y
Yahovgil, Yanıkgil, Yaralıgil, Yağmurgil, Yoloğlugil, Yağlıkaragil, Yapışıkağagil, Yemenicigil

Z
Zaptiyegil, Zozogil, Zokumgil

Kaynak: http://www.yesilyurtunsesi.com/
yesilyurt Yeşilyurt'un Lakapları