Evin Halleri

Sen evden de benden de gidersin bazen
Yol seni bekler, yola koyulursun üşenmeden.
Susar derinden ev, ıssız halidir.

Ben sana, ev bana, sen eve, ev sana
Kara kara bakar ya bazen
Ah kıyamaz hani kimse kimseye.
Evin içerlek halidir, boynu eğilir.

Mutfakta çayın sesi demlenir
Sabah, benim sesimde sonbahar
Senin sesinde bir çocuk
Ev mutludur halinden, pötikarelenir.

Ben sana, sen bana soyunursun bazı geceler;
sen kendinden sarkarsın, ben kendimden.
Benlerimi saysın sabah Şerife teyze
Evin dağınık halidir.

Birhan Keskin

evin+halleri Evin Halleri

Evlerle Savaş

Körükler cılız olmak
Evlerin hiddetini,
Evlerle savaşımız
Savaşların çetini.

Evler her gün yollar bizi dışarı:
– Git, getir!
Emredilen ekmeği akşamları
Alın terlerimiz getirecektir.

Evler ezer insanları dağ gibi,
Dışardan küçücük!
Çeker evler boynumuzdaki ipi:
Taşı develerce yük!

Nedir anlamıyorum
Evlerdeki hırsı:
Cansızlarla birlik
Canlılara karşı.

Tencerenin azgınlığı başta,
Sofralarla beraber: – Getir!
Dünya durdukça
Tencere pişirecek, sofra eritecektir.

Eşyaların azgınlığı tamam
Hepsi evlerden taraf.
Kopar musluk, kırılır cam
Hiç yoktan bir masraf.

Geri mi kalır kumaş, deri
Onlar da zalim, kalleş.
Alalı kaç gün oldu
Eskir üst baş.

Erzaklar halimizden anlasa ya,
Anlamaz.
Biter sabun, biter şeker, biter yağ
Biter gaz.

Bir yılan güneşlerde uyanmış
Ateş yak, der oda.
Dışarda karakış
İstersen yakma.

Körükler cılız olmak
Evlerin hiddetini,
Evlerle savaşımız
Savaşların çetini.

Behçet Necatigil

evlerle+savas Evlerle Savaş

yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

talihim el etse de gidemem
kırar mesut ânımı bir vuruşta
kabahat olsa olsa doğduğum burçta.

yok içimde yılların şevki
çocuk sevincim yarım gençlik dediğin ne ki
ne kaldı bunca emekten avuçta?

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

her sayfamız karalı her sayfayı çevir
ne dünyalık iş yaptık ne ahiretlik

zararlı biz çıktık yine sonuçta
kabahat olsa olsa doğduğum burçta!

Salih Mirzabeyoğlu
yuvasini+bozdugum+kuslarin+ahi+desem+cocuktum yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

Bensiz Gittiğin Yerler

Kuşlar uçmuyor arkadaşlardan
Konulan şeyler gibi, suya, akşamdan,
Baktım elime, herkes birikmiş-
Demek ki kendini seçemez insan

Akşamın annesi vardır babası
Belki de incecik arkadaşları,
Ölürsen o vakit, nasılsın olur
Ey kalbim, anladın mı?

Herkesin adını biliyor taşlar
İmtiyaz diyorum ben buna kuşlar,
Yol geçmez, konuşmazsak, hatırlatılır;
Burası dünyadır, dır, dır.

Ağzımı arıyor kırk yıldır hayat;
Dokuz ekim pazar, ekmeğin gürültüsü-
Günlerin gözüne baktım da baktım,
Ölümün ev hali, son gecenin örtüsü…

Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.
Kendinden mahrum kalır mı insan?
Kalsam.

Duralım burada, güzel esiyor!

İbrahim Tenekeci
bensiz+gittigin+yerler Bensiz Gittiğin Yerler

İlk Oruç

bir yudumda içilir akşam ezanı
sezer yolunu bir dua iç denizlerde:
‘kabul et lütfen ilk oruçlar hatrına’
bir yudumda içilir akşam ezanı

hilal göründü, kara göründü, kurtulduk
ilk orucuyla süsleniyor kızım aynada
bir ümmet anlaşıyor ışık hızıyla
hilal göründü, kara göründü, kurtulduk

ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi
bu marşla aksın e-beş trafiği
eve erken gelen babanın yuva yapar yüzüne

ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi

Ahmet Murat

ahmet+murat İlk Oruç

Yerçekimli Karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip Cansever
yercekimli+karanfil Yerçekimli Karanfil

Beyhude Ömrüm

Pembe-beyaz şeftali çiçekleri, süt köpüğü gibi kabarmış erik, kayısı, vişne, kiraz çiçekleri; sarışın kızılcık çiçekleri yağıyor üstüme, serpiliyor gökten. 
Aman Allahım, ne güzel, ne güzel. 
Yağsın durmadan, yağsın ve örtsün üstümü bu çiçek kokuları, nerdeyim ben?
Gözlerimde yaş, dilimde dua.
Öldüm ve bir bahçeye gömüldüm.
 
Beyhude Ömrüm / Mustafa Kutlu
Mustafa-Kutlu-Genclik Beyhude Ömrüm

Zende-Rud’u Geçerken

Şirin. Emzirir ve büyütür
çığa benzer bir dağı.

Şirin. Okur örtünür
dağdan kopan bir çığlığı.

Hüsnü hat bahçelerinde
periler sesli düşünür,
kazmayı vurduğun yerde
iki tâlik harf öpüşür.

Aşk dediğin alelade
şikeste bir minyatür,
nedense su küresinde
sana matah görünür.

Sahi kimler var belleğinde
zülfü siyahın haricinde
ki bencileyin bir imla çırağı
ismine ayağ üşürür.

Sustur ve çöllere sür
şu mağrur ırmağı. Ferhad

Kem bahtını aynalara nakşetsen de
ölüm senin eğninde
mengü süte dönüşür.

Hüseyin Ferhad

ferhad Zende-Rud’u Geçerken

Metafizik

Seni bir kilise avlusunda dilenmeliyim artık.
haçlara gerilmiş avuçlarımda bir suskun çan.
-Ben değil miyim şu yıkıntıların üzerine uzanan
saçlarım darmadağınık.

Seni bir tapınağın avlusunda dilenmeliyim artık.
çıplak ayaklarına sürmeliyim o ilençli yüzümü..
-Ben değil miyim kemirip duran madde’ye verilmiş tek sözümü
aklım darmadağınık.

Seni bir cami avlusunda dilenmeliyim artık.
kirli bir mendil gibi sermeliyim yüreğimi önünde.
-Ne var içimi kanatan bu ezan seslerinde
mihrabım darmadağınık.

Hüseyin Ferhad

seni+bir+cami+avlusunda+dilenmeliyim Metafizik

İki Şey, Pas ve Gam

Kime özendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente
çekildim ve tersine çevirdim
o murahhas defteri.
                     Seninki dahil
unuttum ezberimdeki yüzleri,
adına Yalnızlık denilen bir fikri
özenle emziriyorum işte

İki şey, pas ve gam üst üste!

Kime imrendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente,
kopardığımı sanıyormuşum meğer
o malûm zinciri.
                     İşte Kalbim
nasıl da bencil ve cimri
nasıl da kalbimle birlikte
tatlandırıyor kursağındaki zehri

Yol var mıdır Ölüm’den öte?
                     -Vardır elbette!

Hüseyin Ferhad

iki+sey+pas+ve+gam İki Şey, Pas ve Gam