Oğlunun Doğumu Dolayısıyla

Ana baba çocuğu doğduğu zaman, âdet,
Akıllı olsun ister.
Oysa akıllı olduğum için değil mi,
Başıma gelen bunca belâ?
Ondan işte şimdi bütün dileğim,
Budalanın biri olsun çocuğum.
Ömrü boyu rahat eder, en azından
Müdür olur, nâzır olur.

Su Tung Po
Çeviri: Can Yücel

oglumun+dogumu Oğlunun Doğumu Dolayısıyla

Devrimiçi Sosyal Paylaşım

Bir etkinlik daveti:
Alper gencer seni
Yeni bir okuma etkinliğine davet etti.

Başlıca haberler:
Dünya ortadoğudan gelen ayak sesleriyle uyandı
Devrilen domino taşlarına benziyor diktatörler
Aradığı ümidi devrimde bulan insanlar mutlu
Afrika’da devrimcilik kazandırıyor, kabileler şokta

Haber kaynağı:
Tunus, mısır, libya
Yemen, cezayir, ve fas bekliyor sırada

Bildirimler:
Libya halkı büyük bir devrim yapmak istiyor
Onayla

Kaddafi halkı tarafından zalim bir diktatör olarak etiketlendi
Altı buçuk milyon libyalı bunu beğendi.

Mısır’dan giden gönderiyi gör:
Hüsnü mübarek

Grup kur:
Devrim ve çay

Uygulamalar:
Zalime hakkı göstermek
Mazluma omuz vermek
Durmadan dua etmek

Oyunlar:
İs ra il ve a be de

Fotoğraflar:
Muhammed Buazizi kendisiyle birlikte
Ortadoğu ve dünyayı ateşe veriyorken…
Yorum yap

Durumum:
Çok şükür

Ne düşünüyorsun? :
Çocukları…
Tümünü gör

Devrim dalgası bütün dünyayı sarıyor.
Alper gencer bu bağlantıyı beğendi.

Mesajlar:
Sakın ümidinizi kesmeyin.
Paylaş

Arkadaşlarınla sohbet etmek için devrimiçi ol

Ortadoğu profil resmini değiştirdi.
Bütün devrimciler bunu beğendi.

Alper Gencer

devrimci+sosyal+paylasim Devrimiçi Sosyal Paylaşım

Kan Atlası

emel’e

“ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım.”
çolak mırıltılarla dövmelenen çocuk
her gün her gece eğer adasında,gözü ağzı elinden alınmış, yosunlar
sarmış bedenini çığlıklarken bunu su içinde…
karada, hançer suratlı abinin rüzgarın uçar adımları.
geçmiş ilmeğinde saklıdır arzusu
içinden karanlık, tekrar ve ilenç sızdıran hayret taşında.
”soruyor hatırasında,
sırtımda ve sırtında gezinen bu ürperti kim,bir damla süt yerine bu ağu kim?”
ay gözüyle bakmayan kavruk akıllara
-boy atmış da salgıları, cücelmiş sezgileri-
bir yanılgı rehavetinde debelenenlere…
ey, yüzleri
bir babakuş gölgesine
çakılmış olanlar,
üzgün adım, ileri marş!
Nilgün Marmara

nilgun+marmara Kan Atlası

İzler

KISA ŞİİR / altı

Her konuşma bir şeyi değiştirir hayatımızda,
Sustum durdum geriye geriye çekilerek

KISA ŞİİR / yedi

Sözlerin bumerang gibi
döner yaralarsa seni
ağzın dilin gereksizdir
susarsın

İZLER

Susup bekleyerek yaşlanıyordu
şeylerin uğultusu arasında
içi ağırlaştıkça rüzgara çıkıyor
siliyordu kendini durma

ağrıya ağrıya nara dönüştüğünde
açtılar içinden sözler çıktı
kem sözler, kırıcı davranışların izleri
aldanma gölgesi, ondurmayan bağışlama
“gitmeliyim” çıktı, “dönmemek üzre bir daha”
“artık herkesin yüzüne
                       bütün düşündüklerimi”
“yalnız olmalıyım” çıktı.
derinlerde sır tutmuş
bir eski sevda.

Gülten Akın

sonra+yaslandim İzler

Orta Asya’da Bir Fincan Dibi

Nerden bakarsan elinde kalıyorum..
Öyleyse bırakma / sarıl..
Bahar geçti de / ben yaprağa nasıl söylerim, ağlarken düştüğümüzü..

Madem öyle, saati ayrılığa kur,
çalmadan gitmiş olasın lakin;
elin elimde olmalı mesela, biriken bir şeyler olmalı, eriyen de bir şeyler.
Bu kalp kafesine sığmıyor artık gitmeliyim,
Meneviş teninde harı gözlerimin..

Kuşlar biliyorum, göç yollarında bir annenin dudak izi..
Kursağımda akşamüstü, kaç gün oldu
yanlı aşklardan ağlama dersleri alıyorum
giden sevgiliyle alakalı..
[ Sonrası yerini bulmak zor olmadı,
bir hüzün kanamış bu yöne.. ]
Bavulumda özgeçmişim:
-Ayrıntılara girmeden aynen aktarıyorum:
“seni seviyorum”

Ve hayır!
Bir saniye..
Her şey sandığın gibi / Berbat haldeyim..
İsrafil’den bu yana gülmedim nâyi,
deliklerinde acı zula yapmış, esrik susuşlarına onların..
Yüzümün duldasını hüzne berkittim..
Ne yıkabilir gözlerimi şimdi, ne yaşımı.
Yakından bi yerden geçme ne olursun Ezizér,
sivilce yarası yüzümdeki çukurlara,
gölgen düşüyor durmadan / Utanıyorum..

İnan bana içimizdeki İrlanda elbet özgür kalacak / öp beni..
Haritayla yalpalıyor insan,
Yokluktayız / anlam bulmuşum, isimlendirme beni…
çölde diline yapışan şeyin su olması gerekirken
onun adını sayıklarsın..
İşte.. Bu böyledir de Ezizér..
Kağnılardan, gotik tabulardan,
serden ve antik çağlardan geçtim..
Sende durdum / İfşa etme kibrimi..
Usandım alnımdaki kirle, batmış bir gazetede sürmanşet olmaya.
Biliyorsun / ve beni üzme Ezizér..
Annesi çok ağlayan çocuklardanım ben..
Bilatedbir yollarda pusuya düştü kuraklığı serçe parmağımın..
Saçlarımı okşa ah / günahlarımı evcilleştir.. Ölümü de gülünç oluyor bak şairin..
Israrları bırakıp Bab-ı Ali çatısına düşen her bir güvercinin kanadı,
İbranice şirke girmenin yasal mermisidir lügatımda..
Öyle bakma Ezizér, bunu da geç kayıtlara.. / Elin, elimden düşmeden..
Gitmek istiyorsun tabi, git..
Bu öykü de biter ..
Leyla ölür / Mecnun evine döner..

Sıdık Bakır

Ayr%C4%B1nt%C4%B1lara+girmeden+aynen+aktar%C4%B1yorum Orta Asya’da Bir Fincan Dibi

Dua

Kederli ömrümün
kısa açan çiçeği
bahar işte
tekrar sana
çiçeklensin diye yüzüm
noktalanma,

çoğal!
değiş!
tekrar ol!
sebebim ol!
kederli ömrümde.

Birhan Keskin

dua Dua

Balık

Zokayı yutmuştum ben bir zaman
ah dilim yaralı
konuşamam.

Birhan Keskin

zokayi+yutmustun Balık

Zeytin Ağacı

Madem geldin, uğradın yanıma
yaslan, kavruk gövdem bu.
Yaşım kaç mı? Saymadım ki,
ya da unutmuşum, bağışla.

Bu: bir boşluk: içimde
Yaşamak izi de denir,
Sanki, nice kelebek tozu, içinde.

Çok durdum, hiç gitmedim ben, bu dağ başında
Rüzgâra ağladım bazen,
Bazen derdimin dibini saydım ıssıza.
Yaşlı, durgun bir zeytin oluşuma bakma
Şuramda bir su vardı ve şuramdan
Neşeyle akardı aşağıya.
Ela birini sevdim ben de zamanında.

Kalkıyor musun? Kalk, ama
Kaderinin sesini unutma, gönül gözünün yanına.
Ve sözünün içine çektin madem,
Madem aldın beni rüyana
Bu da benden, dalımdan bir hatıra:
Ayrılığın gümüş bilgisidir o, al
Helalü hoş olsun sana.

Git ve unutma
Ha vardır benim dallarım şimdi
Ha hatıra.

Birhan Keskin

zeytin+agaci Zeytin Ağacı

Kapı Eşiği

Denizin kederini anlatacak dili yok,
dedim ve devrildim,
böyle sürdü uzun yıllarım
düştüm,sustum,içimden geçirdim,
evi oldum sol yanından yaralı bir salyangozun
ve komşusu ağlayan bir ağacın.
Yeryüzü, ah yeryüzü diyerek
gürültüsüne de alıştım
kapladığım yerin.

Bana verdiğin bu yarı-saydam gövdeden
sisin altında uğuldayan ve ipuçlarını bir türlü
çözemediğim üç-eksik-uzun vakti geçirdim.
Sadece bir baş dönmesi kaldı şimdi
ömrümden, o acı suyu biriktirdiğim

Ağaç anlatabilir kendini yağmura,
hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum.
Kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av,
uçsa bir ömür boynunda vebal.
Ve kimim ben, düşe kalka dolaşan
yorgun ruh, dolaşık gönül, som gurur?
Ve kim, beni omzumdan öpüp o siyah
yolculuğa çağırır?

Birhan Keskin

kap%C4%B1+esigi Kapı Eşiği

Buzul

Suyun sırtında geçiyor ömrüm
kentlerim, saraylarım silik.

Gül ekilirmiş dünyada,
zülüf dökülürmüş yastığa.
Derinde bendeki, müebbet,
Ve aşağıda, yer değiştiriyor,
dönüyor
koyu bir sıvı:hatıra.

(Rüyamda bir göl dokunduydu bana.)

Ah, üstümde geniş sessizliği uzaklığın,
pul pul bir akşamüstü.
Yaşadım mı yaşamadım mı ben o çağları
içimde külrengi ve sonsuz buz ağları.

Kim yardı beni, bana kim yardı?
Kim akıttı kanım,
bilmiyorum
hatırlamıyorum.
Dünyaya atları sürmeye gelmiştim,
mart sonu muydu, şubat mı,
gül ekiliyordu toprağa,
kanımı kim?

Birhan Keskin

buzul+birhan+keskin Buzul