Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

Dönüp duruyor yol. Sonunda orda durduk.
Açık kapıdan gördük,
oturmuş yün eğiriyordu
Elinde kirmeni.
Kocaman bir yumak kapının orda yuvarlanıp kalmıştı.
Eşikten başımızı uzatıp:
“Nasılsın?” dedik. Sanki
bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi,
kaldırmadan başını.
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.

Bir rüzgâr dövüp duruyordu önündeki denizi
Arada bir başını kaldırıp baktığı.

İlhan Berk

G%C3%BCnl%C3%BCk+islerdenmi%C5%9F+Gibi+%C3%B6l%C3%BCm Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

sana da yağdı mı kar

sana da yağdı mı kar
gözlerine usul usul
ince bileklerine kirpiklerine
son yapraklarına
kalbindeki umutsuz dalların
usul usul
sallandı mı senin

sana da yağdı mı kar

Mehmet Can Doğan

sana+da+yagdi+mi+kar sana da yağdı mı kar

Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var

Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbetten kara haber var

Gönlümüz gam alır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbetten kara haber var

seher+vakti+burda+kimler+aglamis Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var

İçimde ne var biliyor musun?

İçimde saklı acılar var,
Yoksul haneler var
Üzüm bağlarında yiten
Amele kadınların düşleri var…
İçimde yatılı okullar var,
Tren garları, otobüs terminalleri var,
İçimde elimden kayan
Yitirdiğim sevdiklerim var…
İçimde ihanetler, hayınlıklar var
İçimde dost ihanetleriyle örselenen bir yürek var
İçimde kaç kez uçurumun kenarından,
Hayatın dallarına tutunmuş bir yürek var…
İçimde karanfil yanıkları var,
Cam bilyelerim,topaçlarım var…
İçimde sarışın,mavi gözlü bir oğlanın
Zulme teslim olmayışı var…
İçimde çelik bir irade var
Sahte hayatların silicisyim ben
İçimde beni arkamdan vuran brütüs’leri
Bağışlayan bir merhamet var…
İçimde “Enel Hak” diyen bir mazlum var
İşkenceyle katledilen, Hallac-ı mansur,
İçimde bunlardan başka sen varsın,
Beni eyleyen böyle Mecnun !…

İbrahim Ormancı

icimde+ne+var+biliyor+musun İçimde ne var biliyor musun?

Yoruluyorum

Nerde boş kağıt bulursam
Şiir yazıyorum
Resim yapıyorum
Karalıyorum….

Nerde boş ağaç bulursam
Üzerine çıkıyorum
Meyvesini yiyorum
Salınıyorum….

Nerde boş kedi görsem
Teneke bağlıyorum
Korkuyla sıçratıyorum
Miyavlatıyorum….

Kimin boş vakti varsa
Beni kovalıyor
Yoruluyorum..

Mevlana İdris Zengin

yoruluyorum Yoruluyorum

Yaşam İçin Öneriler

Kepekli pirinçten çok ye.
İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.
En sevdiğin şiiri ezberle.
Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.
‘Seni seviyorum’ dediğinde, cidden söyle.
Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.
Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal.
İlk bakışta aşka inan.
Başkalarının düşleriyle asla alay etme.
Tutkuyla ve derinden sev. Sonradan yara alabilirsin belki, ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.
Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.
Kimseyi kırma, hakaret etme.
İnsanları akrabalarına göre yargılama.
Yavaş konuş, ama hızlı düşün.
Biri sana, yanıt vermek istemediğin bir soru yöneltirse, gülümse ve en büyük aşkın ve en büyük başarıların daha büyük riskleri olduğunu hatırla.
Anneni ara.
Biri hapşırdığında ‘çok yaşa’ de.
Kaybettiğinde, ders al.
3 ‘S’yi unutma: Kendine Saygı; başkalarına Saygı; herşeyde Sorumluluk.
Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.
Hata yaptığını farkettiğinde, onu hemen düzelt.
Telefona cevap verirken gülümse.Seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.
Konuşmaktan, sohbetten hoşlanan bir kadın/erkekle evlen. Yaşlandığınızda, konuşma yeteneğiniz her şeyden daha önemli olacak.
Biraz yalnız kal.
Değişikliklere kucak aç, ama değerlerini yitirme.
Suskunluğun, bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.
Daha çok kitap oku, daha az televizyon seyret.
İyi ve saygın bir hayat sür. İleride, yaşlandığında ve geçmişi hatırladığında, bir kez daha nasıl zevk aldığını göreceksin.
Allah`a güven ama arabanı kilitle. (Deveni bağla sonra tevekkül et).
Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir.Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.
Sevdiklerinle anlaşmazlığa düştüğünde, o anki duruma önem ver.
Geçmişte çok yaşama.
Satırlar arasını oku.
Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.
Gezegenimize karşı nazik ol.
Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.·
Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.
Başkalarının işine burnunu sokma.
Onu öperken gözlerini kapatmayan bir kadın/erkeğe güvenme.
Yılda bir kez hiç gitmediğin bir yere git.
Çok para kazanıyorsan eğer, hayattayken, başkalarına yardım et. Bu, Şansın sana verebileceği en büyük tatmindir. Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir şanstır.
Bütün kuralları öğren, sonra bazılarına uyma.
İki insan arasındaki aşkın birbirine duydukları gereksinimden daha büyük olduğu ilişkinin, en iyi ilişki olduğunu unutma.
Başarını, onu elde etmek için vazgeçmek zorunda kaldığın şeylere bağlantılı olarak değerlendir.

yasam+icin+oneriler Yaşam İçin Öneriler

Bismillah demeyi ve seni seviyorum.

İşte bu yağmurun ilkidir diyorum
Güneş doğacak birazdan ıslaklığımıza
Eskitecek çok kaygımız var
Yürüyecek çok yolumuz
Oysa ben
Bismillah demeyi ve seni seviyorum

Hicabi Kırlangıç

bismillah+demeyi+cok+seviyorum Bismillah demeyi ve seni seviyorum.

Yüzü çevrilmiş olmaya yakın zannedilen ilgisiz ama kendince bırakılmış sözlere uzak cesaretinde son bakış

ben – “yeni bir harf buldum ama söylemem
konuşacak kadar göremedik
ki bakamadık bile kendimize”

kahramanlara özenip çektim kınlarından gözlerimi
renklerce yağmalanmış kapalı gök gibi
elimi bıraktığım yer kayboldu
ne desem üşüdü parmaklarım sırayla
sağdan sayarak eğdim
eğdim eğildiği kadar kafatasımı
kuşlar düştü sokaklara, buzlar çatladı bir bir
çocuklar uyandı
çocuklar üstünü örttü annelerin toprakla
– çocuklar ki yarının cesetleri-

kör – “derisine güvenen kadınlar gerçek sanıyor denizden yansıyan şehri
Görüyorum oysa bir ben görüyorum karanlığı iliklerine kadar”

boynumu kırıp baktım boşluğa
bir gün geldi aklıma
korktum ışıklar gitmez diye erkenden uyudum
uyandım erkenden
silinmek üzere yazılmış telefonları aradım
buldum eski kitap kapaklarında
ölüm oniki punto
ve rahatlık
unutmak intiharında bir kadındı
sen sandım gül üstü yağmur ıslaklığını
– gül ki dillerce kurutulmuş bir kelime –

sağır –”kimse dağıtmasın beynini
ben duyuyorum uzaktan geliyor bu leş kokusu kaf dağının ardından”

düşler anlatılasılığını yitirdi
yitirdi saydamlığını kış yetmedi yaza
cesetler çözüldü sızdı sızlanarak toprağa
aç kalmak gibiydim kırılmak gibi yada
yarasına sinirli terk edilmiş aslan gibi
yaşamak dedi kadın utandım
unutulmuş mezar kadar çöktüm içime
yüzümü tuttum serdim alnımı yere
sere serpe serdim avuçlarımı kuzeye
çok küstüm kendime çok kızdım ayrı yattım
– kendim ki kendim kendimden üzgün –

deli –”bak bu deniz benim ben ağladım bu kadar, küçüktüm kedim vardı Büyüdüm
benim olmadığını öğrendim sevindim öldüğüne”

küçüktüm işte eski zamandı
zaman çok eskiydi siyah beyazdı gökkuşağı
kekeme yağmurlar geldi ölüm geldi
sonra bahar falan geldi yaz geldi
mermer kokusu sindi havaya
zehir kuyusuna düştü bilyem ütüldüm
bi üzüldüm önlüğüm arkadan beyazladı
kafayı yedim çiçeklere isim verdim su verdim
ne aldıysam böldüm verdim
azığım azaldı annem girmez oldu çantama
– anne ki Kudüs’ü kutsal şehri gövdemin –

aşık -”dilsiz dilencilerin kelebek göğsü sandığı
dilden dile dolanan tehlikeli bir alışkanlıktır aşk”

eğri konsollarından epridi karanlık
esnek yapraklı takvimler büyüdü
geldi ölüm giderek yaklaştı
kaybolmak emniyetinde sordum cevapları
meraklı bir müzik sarktı pencereden
hasretten griye döndü soluk borum
üç kere büktüm sesimi
büktüm büktüm büktüm
gözlerini benzetmedim inatla
benzetmedim göğe ne denize ne bir hayvan gözüne
-”sen”ki kime sorsam başkası –

yalnız -“bizi bir şey öldürecek kaçmayın
bir şey bulacak bizi sığınmalarımızdan vuracak”

bakılası yerleri sustum su sandım ne varsa
avurtlarımı şişire şişire yürüdüm
yürüdüm herkesi üzerek
kalmayı üzerek yürüdüm
yalan söyledim yalan söylediğime dair
kadınlar sevdim çocuklar sevdim
sevimliydiler
kelebekler kediler köpekler sevdim
kollarımı da sevdim
sarıldım sarılması gibi bir ağacın sarmaşığa
– yalnızlık ki bıraktığı kadar herkesin –

İbrahim Soylu

ibrahim+soylu Yüzü çevrilmiş olmaya yakın zannedilen ilgisiz ama kendince bırakılmış sözlere uzak cesaretinde son bakış

Kuş Koysunlar Yoluna

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.’.. Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış
hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimselerizin vermez yollarıma kuş konmasına?
“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

Nilgün Marmara

kus+koysunlar+yoluna Kuş Koysunlar Yoluna

Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire

Sonra tuttum uzun bir yalnızlığa çıktım
Ardımda dudaklarından keder gülleri bırakarak.
Kirpiklerin kırıla kırıla bitmişti çoktan
Yüzünse doygun bir aşkın soğukluğundaydı nicedir.
Güneşin iyimserliğini otobüs terminalleriyle silerek
Geçtim yolların ve kalabalığın inciten uzaklığından.
Ayın çırpınışı yetmiyordu gecenin büyüklüğüne
Yol kenarındaki evlere paylaştırdım ışığını
Ömürlerinin dışına çıkmayanlar sevinsin diye birazcık.

Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu
Arkasını döner dönmez unuttuğu zamanlardı.
Bütün güneşler, içinde doğup içinde batan biriydim
Kekeleyen bir yaşamın hecesinden gelmiştim sana.
Öyle iyi konuşuyordun ki, öyle bilerek, bana öyle yakın
Açık denizler gibiydi sesin hiçbir sözcüğe sığmayan
Gülüşünün engininden bir baş dönmesiydim artık.
Sonra bütün söylediklerini doğruladın gövdenle
Uçsuz bucaksız çıplaklığında yaşadım dünyanın sınırlarını.

Sabahın buğusu, suyun köpüğü, ışığı yaprakların
Azalan ağzından öğrendim her şeyin bir ömrü olduğunu.
Beni sana bırakıp seni bana ekleyerek
Gittim, aşkı ayrılıkla emzire emzire…

Senden başka kimseyi aramadım gittiğim yerlerden.

Şükrü Erbaş

uzun+bir+yalnizliga+ciktim Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire