Yağmur bir adım ötemizde
Kabarmış ağulu mantar
Sessizliktir ateşin yanındaki kütük
Suyun ışık değmiş kabuğu
Sen tane tanesin sevgilim
Denizim ben batık aşklarla dolu
Melih Cevdet Anday
Şub 23
Şub 23
Sen, küçük kutu, kaçışıma yardım et!
Böylece senin valfların kırılmaz
Bir evden ötekine,
Gemiden trene
Geçişte…
Böylece düşmanlar belki benimle konuşurlar.
Benim yatağım, acıma yakın.
Gecenin son olayı
Sabahın ilk olayı
Onların zaferi
Benim kaygılarım.
söz ver bana,
aniden,
sessizce gitmeye…
Bertolt Brecht
Çeviri: Borges Defteri
Şub 23
Şub 23
Şub 23
1)
bazen ne bir söz
ne bir ses
ne de bir başka şey
şenlendirir gönlümü
2)
pencere, pençesindedir günün
pencere, pençesindedir güneşin
ah
yetmez gücüm!
3)
dinle
feryat ediyor kalbimde biri
…
duyuyor musun?
4)
başıboş sözcüklerim benim!
konuşmayın hep bir ağızdan,
tek tek…
5)
oradan oraya taşınmaktan yorgun kalbim
dinleniyor
kendinde
6)
ceplerim
rengarenk seslerle dolu
aç avucunu…!
Ketayun Amuzegar
Çeviri:M. Bülent Kılıç
Şub 23
Her gece bu geç vakit
Ne işim var sanki sahilde
Senin gelmeyeciğini bildiğim halde
Umutla, saatlerce beklemek niye
Sebebi yıldızları izlemek isteyişim mi
Yada arzuluyor olmamdır, hayalinle öpüşmeyi
Anılar de, özlemek de ne dersen de
Nafile umutlar hüzünle perde, perde
El ele gezdiğimiz günler yok artık
Bizim sahil hep bildiğin gibi
Gökteki martılarda aynı canhıraş çığlıklar
Tekneler kadar sağlam bağlı değil artık yüreğim
Bir zamanlar adını yazdığım bu kumsallara
yüzümde o eski gülüş yok artık
Yakamozların eski büyüsü yok
Sadece umut var, şimal yıldızım sanki
Sislerin ardından göz kırpar
İlker Pamukçu
Şub 23
Gece sisi kaplamış tepelerini Gürcistan’ın;
Karşımda akıyor Aragva uğultulu.
Hem hüzün hem bir hafiflik var içimde; kederliyim,
Seninle dopdolu, aydınlık bir keder bu.
Seninle, sadece seninle… Hiçbir şey
Bozmuyor, tedirgin etmiyor üzgünlüğümü,
Ve yürek yeniden tutuşuyor, seviyor yeniden,
Sevmemesi olanaksız çünkü.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu
Şub 23
Hangi yöne uçsan kırık kanatlarınla,
bil ki ardındayız biz de o yaralı geyikle.
Birkaç kişi, yaprakları sararmış
eski kitapların içinden.
Her şey ezberimizde
lanetlilerin lanetlediği ölümsüz metinlerden.
Sızan ışığın alacaaydınlığında,
unutulmuş hücrelerin yosunlu duvarlarına
hem düşlerimin haziran güneşi yansıyor,
hem de dışarda savrulan kar.
Cevat Çapan
Şub 23
Kabaran bir dalga gördüğünde sen
Şiirimi görüyorsun demektir
Yükselir göğe, fakat bazen
O hafif ve uykulu bir yelpazedir
Öyle bir hançerdir ki şiirim
Çiçeklenir elde kabzesi
Şiirim bir çağlayandır
Suyu berrak, kristal gibi
O fışkıran bir yeşilliktir
Pırıl pırıl; ve alev kızıllığında.
Şiirim yaralı bir geyiktir
Bir sığınak arayan ormanda
Şiirim kardeştir cesarete
Yalın, içten ve özlüdür
O, kendisinden kılıç yapılan
Çelikle aynı örste döğülmüştür.
Jose Marti
Çeviri : Ataol Behramoğlu
Şub 23
I.
Bilirsin kırık dökük hayatımız bizim,
Karabağ şikestesi gibidir.
Bir çığlık fışkırır birden,
Neşeli ara nağmelerden.
Ben, ara nağmeler sürerken
Anlıyorum ki, gitmeliyim…
Düşsel bir kervanın dev develeri,
Evin önünde çökmüş
Kapıcıyla lafa dalmış kafilesalar
Artık tereddüde mahal mi var?
Sevdiklerimin anılarından döktürdüm
Kervana armağan bir çan,
Melamet hırkasını giyerek eynime,
Ne yüreğime ne beynime
Ne de ardıma bakmalı, gitmeliyim
Kişi ardına bakmadan gitmelidir
Orfe’den beri malumdur ki,
Geriye bakmak tehlikelidir.
2
Yöntemsiz ve düzensiz bir şekilde,
Hüzün damıttım durdum ömrümce
Dağınık bir ambarda bulduğum
Tozlu, eski bir imbikle
-İlk sahibinin Şeyh Galip olduğu söylenirdi-
İmbiği ambara bırakıyorum,
Ne cevabım var bundan böyle ne sorum
Silinirken ülkeler ve ormanlar
Birey yokoluşlarının ne önemi var?
“Ah şahım” yazılı duvar,
Umarım bana da bir yer bağışlar
Cemiller silindi, ortada Cemal,
Mestler nerede, ortada Elest…
Nasıl olsa onlar da yorumlayacak,
Yorgun yorumlarımı söylemeden
Her taze güle;
Onların gönlünü boğmadan toza, küle
Salmadan köhne kente velvele,
Gitmek göründü, gitmeliyim…
Söndü ocak yok şule.
3
Ey nevnihal senin misalin,
Hayalde düşte bile görülmez…
En az yüzyıldır Beyoğlunda,
Gezer ve süzersin gözlerini.
Sonra eve nasıl dönersin?
Sarıyer minibüs durağında
Gören olmamış seni
Ne de güller arasında bensiz…
Niçin beni üzersin?
Benden çok yaşlı hayal sen…
Ey hayalet yavrucağım
Bostan ıssı kakıyıp
Bana bunu soracak.
Şimdi hala Kayseriyle Sivas arasında
Dağ başlarına Yunus bulutları asılı,
Kimlik sormadan “zifin”ler sunan
Yeşil tepeler Trabzon’da.
Sen aynı güzellik değil misin?
Görüp kaçırdığımız neşe sen,
Görüp kaybettiğimiz mutluluk.
Tanık mısın Edirne minaresi?
Narin parmağı kurşun kubbenin
Tanık mısın?
Bostan ıssı kakıyıp
Bize soracak ihtimaldir.
IV.
Yunus bulutları hâlâ Anadolu’da
Ben ne yazık ki ben, seni yitirdim
Seni yitirdim; Cevahir Bedesteni’nde
Esham ve tahvilata mı değiştirdim?
Ellerini erkek gibi arkada kavuşturmuş
-Aslında bükük beline destek-
“Benim tecellim böyleymiş” diyerek
Yürüyen bir kadın belirdi.
Siyah ve eski mantoluydu
Beyaz iplikler yapışmış arkasına
Faydasızdı, biliyorum önceden
Ondan sormadım seni, bilemezdi
Sen söyle ey Kıztaşı en yaşlısı
Muhtedi İstanbul sütunlarının
Hüsrev Hatemi