ağır çiçekli ıhlamur ağacı

ölüme ne kadar yakın
unutulmaz çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur ağacı

Yelda Karataş

yelda+karatas ağır çiçekli ıhlamur ağacı

Tecelli

Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
En sevdiğim yemek imam bayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez

Oktay Rıfat Horozcu

indir Tecelli

Kadeh

Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay Rıfat Horozcu

kadeh Kadeh

Her Şey Yerli Yerinde

Hiçbir şey değişmeyecek o gün
Göçüvereceksin bu insan kalabalığından
Gelmemiş gibi olacaksın dünyaya
Sanki bu odada sen oturmadın
Sen giymedin bu elbiseyi
Ağlamadın
Gülmedin
Yemedin bu ağacın meyvasını
Bütün maceran
Bir varmış
Bir yokmuş

Nahit Ulvi Akgün

bir+varmis+bir+yokmus Her Şey Yerli Yerinde

Dalgınlık

Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında
El sallayarak sen göründün,
Satırlar takım takım evinin önünde
Ne güzel bu küçük askerler…
Fakat kayboluyorsun pencereden
Şimdi ağlıyor bütün harfler…

Sonra birden beliriyorsun
Elinde nakışlı mendilin, gülümsüyorsun
Ve başlıyorsun konuşmağa
Sesin ağlamaklı,
Sesin yumuşak,
Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları..

Nahit Ulvi Akgün

nahit+ulvi+akgun Dalgınlık

Bir Misafirliğe Gitsem

Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup, Uyusam…
Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
Nerede olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…

Melih Cevdet Anday

 

Bir-Misafirlige-Gitsem Bir Misafirliğe Gitsem

Vietnam

“Kadın, adın nedir?” “Bilmiyorum.”

“Yaşın kaç? Nerelisin?” “Bilmiyorum.” 
“Niçin o tüneli kazıyordun?” “Bilmiyorum.” 
“Ne zamandır gizleniyorsun?” “Bilmiyorum.” 
“Niçin ısırdın parmağımı?” “Bilmiyorum.” 
“Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?” “Bilmiyorum.” 
“Kimin tarafındansın?” “Bilmiyorum.” 
 “Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?” “Bilmiyorum.” 
“Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?” “Bilmiyorum.” 
“Şunlar senin çocukların mı?” “Evet.”

Wislawa Szymborska

Çeviri: Tuğrul Asi Balkar

vietnam Vietnam

Ah! Günebakan

Ah, zaman yorgunu günebakan,
Güneşin adımlarını sayıyorsun.
Gezginlerin yolu bitirdiği yerde
O güzelim altın ülkesini arıyorsun:

Orada, arzuyla tükenmiş Gençler,
Ve solgun Meryem, kardan kefeniyle,
Doğrulup mezardan, can atıyorlar
Gitmek istediğin yere gitmeye.

William Blake

gunebakan+kadin Ah! Günebakan

Gecikmiş Sevda

Evet, artık karşılık verebilirdim tutkuna senin.
Akıl olmaz, diyordu, olur diyordu gönlüm.
Senin ateşine yanmam için sanıyorum ki
Fırtınalarla sürüklenip gideceğim ben.

Nerden çıktın böyle yalaz yalaz
Ateş yıldızlarıyla sarmak için dört bir yanımı?
Aldırmasan da şimdi ortada ve açık.
Çocuğum yerindesin benim,
Ya da çocuğum olabilirdin.
Aşkın kanatlanıp uçuşu hep birden olur,
Ayrım gözetmez, bir araya toplar insanları,
Önemi kalmaz yaşın, eşitlenir,
Tutkulu, ateşli ve çekici olur kadın.
Sen nasıl da tazesin, fidansın, yaşam dolu.
Senin olmamı istiyorsun, kuşkusuz, endişesiz,
Benimle ilgili ne varsa, seninle ilgili ne varsa.
Kurban edilmiş akşamdan sabaha.
Kendini bana vermek istedin, bırakıp dünyanı,
Benim şiir evrenime.

Birden seni saran sarhoşluk
Seni delice saldırına boyun eğdirmeye kalktı bana,
Yok sayarak bir yasayı ve unutarak
Her eğilenin sırtına bir yük vurulduğunu.
Sana acı çektirdim, biliyorum,
İşin kötüsü seni yaraladım da.

Hele dudaklarını tutkuyla arzulardım
O kıyıcı kırmızı dudaklarını
O güzelim lâl dudaklarını
Yırtıcı küçücük dişlerinle ısırırdın
Isırırdın
Ah sevgilim! Ah merhametsizim benim
İçin el verse. Kirazdır yaban çileğidir
Kızıl ve lâl taşı dudağın.
İsterdim çekici bedenini
Mintanının altında gizlediğin hazineleri
Güzelliklerini bana göstermediğin
Sevgiline sakladığın
Tan ağartısı kadar ak ve lekesiz bedenini.

Tudor Arghezi

gecikmis+sevda Gecikmiş Sevda

Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK

Sessiz sabırlı bir örümceği,
İzledim küçük bir çıkıntının üzerinde duruyordu bir başına,
İzledim çevreleyen sonsuz boşluğu keşfederken,
İplikçikler fırlattı dışarıya, iplikçikler, iplikçikler, kendinin dışına,
Hiç dolaştırmadan onları, hiç usanmadan hızlanarak.

Ve sen ey ruhum duruyordun,
Çevrilmiş, çözülmüş, uzayın sonsuz okyanuslarında,
Durmadan düşünerek, tehlikeye atılarak, fırlayarak, çabalıyorsun
dünyaları birleştirmeye,
Gereksindiğin köprü kurulsun, tutsun saldığın yumuşak demir,
Attığın ağın lifleri sarılsın bir yere, ey benim ruhum.

Walt Whitman

cobweb+orumcek+agi Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK