Şub 23
ağır çiçekli ıhlamur ağacı
Şub 23
Tecelli
Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
En sevdiğim yemek imam bayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez
Oktay Rıfat Horozcu

Şub 23
Kadeh
Şub 23
Her Şey Yerli Yerinde
Şub 23
Dalgınlık
Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında
El sallayarak sen göründün,
Satırlar takım takım evinin önünde
Ne güzel bu küçük askerler…
Fakat kayboluyorsun pencereden
Şimdi ağlıyor bütün harfler…
Sonra birden beliriyorsun
Elinde nakışlı mendilin, gülümsüyorsun
Ve başlıyorsun konuşmağa
Sesin ağlamaklı,
Sesin yumuşak,
Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları..
Nahit Ulvi Akgün
Şub 23
Bir Misafirliğe Gitsem
Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup, Uyusam…
Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
Nerede olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…
Melih Cevdet Anday

Şub 23
Vietnam
“Kadın, adın nedir?” “Bilmiyorum.”
Wislawa Szymborska
Çeviri: Tuğrul Asi Balkar
Şub 23
Ah! Günebakan
Şub 23
Gecikmiş Sevda
Evet, artık karşılık verebilirdim tutkuna senin.
Akıl olmaz, diyordu, olur diyordu gönlüm.
Senin ateşine yanmam için sanıyorum ki
Fırtınalarla sürüklenip gideceğim ben.
Nerden çıktın böyle yalaz yalaz
Ateş yıldızlarıyla sarmak için dört bir yanımı?
Aldırmasan da şimdi ortada ve açık.
Çocuğum yerindesin benim,
Ya da çocuğum olabilirdin.
Aşkın kanatlanıp uçuşu hep birden olur,
Ayrım gözetmez, bir araya toplar insanları,
Önemi kalmaz yaşın, eşitlenir,
Tutkulu, ateşli ve çekici olur kadın.
Sen nasıl da tazesin, fidansın, yaşam dolu.
Senin olmamı istiyorsun, kuşkusuz, endişesiz,
Benimle ilgili ne varsa, seninle ilgili ne varsa.
Kurban edilmiş akşamdan sabaha.
Kendini bana vermek istedin, bırakıp dünyanı,
Benim şiir evrenime.
Birden seni saran sarhoşluk
Seni delice saldırına boyun eğdirmeye kalktı bana,
Yok sayarak bir yasayı ve unutarak
Her eğilenin sırtına bir yük vurulduğunu.
Sana acı çektirdim, biliyorum,
İşin kötüsü seni yaraladım da.
Hele dudaklarını tutkuyla arzulardım
O kıyıcı kırmızı dudaklarını
O güzelim lâl dudaklarını
Yırtıcı küçücük dişlerinle ısırırdın
Isırırdın
Ah sevgilim! Ah merhametsizim benim
İçin el verse. Kirazdır yaban çileğidir
Kızıl ve lâl taşı dudağın.
İsterdim çekici bedenini
Mintanının altında gizlediğin hazineleri
Güzelliklerini bana göstermediğin
Sevgiline sakladığın
Tan ağartısı kadar ak ve lekesiz bedenini.
Tudor Arghezi
Şub 23
Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK
Sessiz sabırlı bir örümceği,
İzledim küçük bir çıkıntının üzerinde duruyordu bir başına,
İzledim çevreleyen sonsuz boşluğu keşfederken,
İplikçikler fırlattı dışarıya, iplikçikler, iplikçikler, kendinin dışına,
Hiç dolaştırmadan onları, hiç usanmadan hızlanarak.
Ve sen ey ruhum duruyordun,
Çevrilmiş, çözülmüş, uzayın sonsuz okyanuslarında,
Durmadan düşünerek, tehlikeye atılarak, fırlayarak, çabalıyorsun
dünyaları birleştirmeye,
Gereksindiğin köprü kurulsun, tutsun saldığın yumuşak demir,
Attığın ağın lifleri sarılsın bir yere, ey benim ruhum.
Walt Whitman







