Girdi şafak ülkesine sarı asma kuşu.
Dürdü türküsü geceyi.
Bitti artık her şey.
René Char
Şub 23
Şub 23
Şub 23
Duvara savrulmuş bir ipek çilesi gibi boşalmışçasına
Tahta bir çit boyunca yürüyor bir patikasında
Kensington bahçelerinin,
Dokunsalar dağılıverecek sanki
öylesine kurumuş ki içi.
Aksi gibi nereye çevirse başını
O mundar, o yedi canlı, topuz gibi çocukları ayaktakımının,
düşün, bu piçlere kalacak yarın dünya!
Geçmiş ondan üremek de, üretmek de.
Güzel ama, ağır bir kokuya benziyor can sıkıntısı.
Biri gelsin yanına konuşsun istiyor han’fendi.
Hani korkmuyor da değil, belli,
ben işleyeceğim diye bu densizliği…
Ezra Pound
Şub 23
Hadi son türkünü de söyle
Söyle son türkünü de gidelim
“Gece bitti” de – unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.
Ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
Hangi düşler onlar
Tutsak edilmeyen hangi?
İşte o onmaz tutkuda ellerim
Yüreğime boşluğunu bastırıyor
Çürük çarık göğsüm bağrım
Sensiz.
Rabindranath Tagore
Şub 23
Ağaç dalları arasında ağlayan maske
Bitmiş bir karnaval gecesinde
Yaşlar akıyordu kımıltısız gözkapaklarından
gülmenin acının ve özlemin gözyaşları
Gece yarısı
yeniden boyanıyor her şey
Yeni bir gün başlar
Eve dönen bir sarhoş
anlatır sokağın kapılarına kendi öyküsünü
Acılı öykü
Onunla birlikte sabahın ışıkları
Yağmur yağar ve parıldar gözkapakların
Hırıldayarak sular kaldırımları ağaçlar
Ve bakarım burun deliklerinden yolculuğuna gecenin
Bulut sürüsü koşar solgun gökyüzü üzerinde
kendilerini sokak lambalarına asanlara
Cana yakın olacak düş
Ama yüzün acımasız
Maske
Gülüyor düşünerek iç karartıcı ertesi günü
Geçerek yankılanan kaldırım taşlarını
Gölgenin koyulaştığı sokak köşelerinde
Yukarda parıldıyor bir ışık
Rahat mı rahat
Nerede seni çeken, seni bekleyen barınak
Hiçbir şeyi korumuyor gece
Ama gökyüzü
Senin için bir boş konuttur belki.
Pierre Reverdy
Şub 23
Nasıl da uyarlıyor kendini
Yatak çarşaflarından ödü kopuyor
Çarşaflar çarşaflar gök mavisi
Yastıklar desen sisten buluttan
İnancını örtünmek istiyor olmuyor
Kusur işlemeyim diye içi gidiyor
Aynada budanmış ağaçtan korkuyor
Kış için fazlaca zavallı
Nasıl da korkuyor soğuktan
Aynasının içinde nasıl saydam
Öyle belirsiz ki yitip gidiyor
Zaman akıp gidiyor dalgalarından
Kanı tersine akıyor kimi zaman
Gözyaşları çamaşırlarda leke
Yeşil yeşil ağaçlar derliyor eli
Ve yosun demetleri kumsallardan
Dikenli bir çalılık inancıysa
Elleri kanayıp duruyor yüreğinin üstünde
Damla ışık kalmamış gözlerinde
Küçük ahtapotların ölü kolları gibi
Ayakları gitmem diyor denizde
Yitip gitmiş işte evren içinde
Çarpıp duruyor çatılara kentlere
Bu arada kusurlarına da kendine de
İşte bu yüzden onunçin dua edin ki
Tanrı silsin belleğinden her şeyi
Silsin kendi olma anısını bile
Pierre Reverdy
Şub 23
Sonunda ayaktayım işte
Şuradan geçmiştim ben
Şimdi de bir başkası geçiyor o yerden
Tıpkı benim gibi
Nereye gittiğini bilmeden
Titremiştim
Odanın bir ucunda kapkaraydı duvar
O da titremişti
Nasıl aşmışım bu kapının eşiğini
Bağır bağırabildiğince
Duyan yok
Ağla ağlayabildiğince
Anlayan yok
Karanlıkta gölgeni buldum
Daha bir tatlıydı senden
Boynu bükük bir köşede dururdu
Eskiden
Sana bu erinci ölüm getirdi
Ama konuşuyorsun yine de baksana
Bırakıp gidesim geliyor seni
Birazcık birazcık hava gelse
Birazcık ışık sızsa dışardan
Boğulacak neredeyse kişi burada
Tüm ağırlığıyla çöküp kafama itip duruyor tavan
Nerede durayım peki nereye gideyim
Ölmesine öleceğim ama ölecek yer yok
Nereye gidiyor dersiniz şu benden uzaklaşan
Şu ta uzaklarda duyduğum adımlar
Gölgem ve ben yalnızız ikimiz de
İniyor sessizce gece
Pierre Reverdy
Şub 23
Gözüme uyku girmiyor Georgia
Uykusuzum Georgia
Bekliyorum Georgia
Düşünüyorum Georgia
Ateş de kar gibi Georgia
Geceye komşuyum Georgia
Kulağım kirişte Georgia
Kaçıp giden dumanı görüyorum Georgia
Karanlıkta usul usul yürüyorum Georgia
Koşuyorum işte sokaklar işte mahalleler Georgia
İşte bir şehir ki hiç değişmemiş
Tanımadığım bir şehir Georgia
Acele etmeli rüzgâr çıktı Georgia
Soğuk sessizlik korku Georgia
Kaçıyorum Georgia
Koşuyorum Georgia
Bulutlar alçak düşecek Georgia
Kollarımı açıyorum Georgia
Gözlerimi kapayamıyorum Georgia
Bağırıyorum Georgia
Sesleniyorum Georgia
Seni çağırıyorum Georgia
Gelecek misin Georgia
Yakında Georgia
Georgia Georgia Georgia
Georgia
Uyuyamıyorum Georgia
Seni bekliyorum Georgia
Georgia
Philippe Soupault
Şub 23
FRANCIS PICABIA
Niçin
Seni mezarına dört köpeğinle
Bir gazeteyle
Ve şapkanla gömmelerini istedin
İstedin ki taşına şunu yazsınlar
İyi seyahatler
Bir şey değil öteki dünyada da deli zannedileceksin.
THÉODORE FRAENKEL
Öldüğün vakit harikulâde bir hava vardı
Mezarlık o kadar güzeldi ki
Hiç kimse mahzun olamadı
Epeydir de senin artık orda olmadığını sanıyorlar
Homurdanmalarını duymuyorum
Susuyorsun
Yahut omuz silkiyorsun
Cenneti görmeyi asla istemezdin
Nereye gideceğini artık bilmiyorsun
Ama sen işin alayındasın
MARIE LAURENCIN
Kafesteki bu güzel kuş
Senin mezardaki gülüşündür
Yapraklar dans ediyor
Uzun uzun yağmur yağacak
Bu akşam hareketimden evvel
Ağaçların çiçek açtığını görmek istiyorum
Bir dişi geyik sessizce yaklaşacak
Bulutlar biliyorsun pembe ve mavidir
LOUIS ARAGON
Dostların küçük kızlar halka oldular
Sana çelenkler ördüler
Ufacık yalanlarınla
Sana kâğıt getirdim
Ve çok iyi bir kalem
Ebediyette şiirler yazacaksın
Koruyucu melek seni teselli eder
Kravatını bağlar
Ve sana gülmesini öğretir
Artık beni unuttun
Allah benden çok daha güzeldir
PAUL ÉLUARD
Oraya bastonunu ve eldivenlerini de götür
Düz dur
Gözler kapalı
Pamuk bulutlar uzaklarda
Ve bana Allahaısmarladık demeden gittin
Bir yağmur
Bir yağmur
Bir yağmur
TRISTAN TZARA
Kim o
Bana elini uzatmadın
Ölümünü duydukları vakit çok güldüler
Ebedî olmandan öyle korkmuşlardı ki
Son nefesin
Son gülüşün
Ne çiçek ne de çelenk
Sadece küçük otomobiller
Ve beş metre boyunda kelebekler
ANDRÉ BRETON
Bakışını gördüm
Gözlerini kapattığın zaman
Mahzun olmama izin vermedin
Ve ben bir şey yapmasam bile bol bol ağladım
Artık bana hiçbir şey söylemeyeceksin
Hiç ama hiç
Bir sürü adam çiçekler getirdi
Nutuklar bile söylendi
Ben hiçbir şey söylemedim
Seni düşündüm.
Philippe Soupault
Şub 23
Hüzünlüdür baba evi. Kalır bırakıldığı gibi
Kendini son terk edenin zevkine uygun,
Yeniden kazanmaz istercesine o gideni.
Oysa, sevindirecek kimsesi yokken, solgun,
Bir türlü unutamaz yitirdiklerini.
Ve yeniden başlayamaz dönüp geriye,
İşte, her şey böyle olmalı, deyip coşkuyla
Bunu denediği günlere. Çoktan uğramış yenilgiye.
Nasıldı bir zamanlar! Bakın: resimlere, şu vazoya.
Çatal bıçak. Notalar piyanonun üstünde.
Philip Larkin