Güz Dizeleri

Düşüncem burculanır sana doğru gitti mi,
iner dibe o tatlı bakışının altında.
Ak, çıplak ayakların aşağ’da köpük gibi,
yeryüzü sevincidir gülen dudaklarında.

Kısa bir büyü vardır geçici sevgilerde,
ki acıya sevince eşit son verse gerek.
Bir saatti, karlara bir adı yazdım yerde,
bir dakikaydı, kumda sevgimi söyleyerek.

Dökülüyor kavaklı yola sarı yapraklar,
içinde sevgililer gidip gelirken yine.
Ve güzün kadehinde belirsiz bir şarap var,
ki güllerin, ey bahar, düşecektir içine.

Rubén Dario

guz+dizeleri Güz Dizeleri

Karasevda

Kardeş, sen ki ışığa sahip, benimkini ver bana.
Kör gibiyim. Yürüyorum tereddütlü ve yordamsızım.
Fırtınalar ve ıstıraplar altındayım
Düşlere körüm, ahenk delisiyim ayrıca.

Şudur derdim: Düşlemek. Şiir
Demirden bir gömlek, bin iğneli, yaralayıcı,
Ruhumun üstünde taşıdığım. Dikenler -ki kanlı-
Düşmesine karasevdamın damlalarının, izin vermededir.

Ve gidiyorum işte böyle, kör ve deli, bu kekre dünyadan;
Çok uzun olduğunu düşünüyorum yolun kimi zaman,
Kimi zamansa çok kısa…

Ve bu cesaret duraklayışında ve can çekişmede,
Kederlerle doluyum, zar zor taşımada.
Duymuyor musun düşmesini, karasevdamın damlalarının öylece?

Rubén Dario
ruben+dario+karasevda Karasevda

Ne Varsa

Ne varsa güzel olan insanoğlunda
Gençlikmiş sözde, öyle diyorlar
Yürekteki ateş, kavgadaki inat
Çok sürmez, yiter gidermiş, geçtikçe yıllar.
Kalmazmış bu atılganlıklar yaşlandığımızda
Yorulurmuşuz yollardan, binbir kaygıdan
Bir kayıtsızlıktır gelir çökermiş
Bir agırbaşlılık, bir tevekkül -düşman başına!
Ne ün, ne onur, ne birşeyden incinme
Hiçbir şey farketmezmiş, öyle diyorlar
Ayırmadan hatta dostu düşmandan
Çagırırmışız kimi olsa meclisimize
Böyle olacaksa eğer birgün halimiz
Böyle örülecekse eğer hayatın ağı
Varsın bugünden olsun her ne olacaksa
Atıvereyim de kendimi yardan aşağı.

Resul Hamzatov

resul+hamzatov Ne Varsa

Biçimsel Paylaşım

I
İmgelem yetisi, arzunun sihirli ve yıkıcı güçlerinden yararlanarak, eksik kalmış
birçok kişiyi, tümüyle doyurucu bir varlık biçiminde geri gelmelerini elde etmek
için gerçeklikten dışarı atmaktan ibarettir.

III
Şair, ayrım gözetmeden bozgunu zafere, zaferi bozguna çevirir, O, yalnızca
göğün şiir kitabı üstüne titreyen doğumöncesi imparator.

V
Güvensizliğin sihirbazı şairin kendine edindiği doyumlarından başka bir şeyi
yoktur. Kül hep bitmemiştir.

X
Şiirin önceden kestirilenden ayrılmaz, ancak henüz biçimlenmemiş olması
yerinde olur.

XIII
Öfke ve gizem sırasıyla onu kendilerine çektiler ve eritip bitirdiler. Ardından
taşıranotundan can çekişmesini sona erdiren yıl geldi.

XVI
Şiir, her zaman biriyle evlidir.

XVIII
Yumuşat sabrını, Prensin anası. Ezilenin aslanını emzirdiğin gibi eskiden.

XXX
Şiir, arzu olarak kalmış arzuyla gerçekleştirilen aşktır.

XXXIV
Bilinmeyen bir varlık, belirsiz bir varlıktır, işe el koyarak iç sıkıntımızı ve
yükümüzü atardamar şafağına çevirebilir.
Şair, sağlığını her gün masumluk ve bilinç, aşk ve hiçlik arasına serer.

XXXIX
Şair, yerçekiminin eşiğinde, yolunu örümcek gibi gökyüzünde kurar.
Bir kısmı kendi içinde saklıyken başkalarına işitilemedik ve son derece
görünür kurnazlığının ışıkları içinde görünür.

XLV
Şair, fırlatan bir varlığın ve alıkoyan bir varlığın oluşumudur. Erkek
sevgiliden boşluğu, kadın sevgiliden ışığı ödünç alır. Bu biçimsel çift,
bu nöbetçi çift ona dokunaklı bir biçimde sesini verir.

XLIX
Şair, kanıtların her çöküşüne bir gelecek tufanıyla karşılık verir.

René Char

rene+char Biçimsel Paylaşım

Sarı Asma Kuşu

Girdi şafak ülkesine sarı asma kuşu.
Dürdü türküsü geceyi.
Bitti artık her şey.

René Char

sar%C4%B1+asma+kusu Sarı Asma Kuşu

Çayhane

Çayhanedeki kız
Eskisi gibi güzel değil.
Ağustos yıpratmış onu.
Merdivenlerden öyle ürkek çıkmıyor artık;
Evet, o da orta yaşa gelecek,
Ve bizlere serpiştirdiği gençlik ışığı
Çöreklerimizi getirirken
Artık serpilmeyecek.
O da orta yaşa gelecek.

Ezra Pound

ezra+pound Çayhane

Bahçe

Duvara savrulmuş bir ipek çilesi gibi boşalmışçasına
Tahta bir çit boyunca yürüyor bir patikasında
Kensington bahçelerinin,
Dokunsalar dağılıverecek sanki
öylesine kurumuş ki içi.
Aksi gibi nereye çevirse başını
O mundar, o yedi canlı, topuz gibi çocukları ayaktakımının,
düşün, bu piçlere kalacak yarın dünya!

Geçmiş ondan üremek de, üretmek de.
Güzel ama, ağır bir kokuya benziyor can sıkıntısı.
Biri gelsin yanına konuşsun istiyor han’fendi.
Hani korkmuyor da değil, belli,
ben işleyeceğim diye bu densizliği…

Ezra Pound

ezra+pound+bahce Bahçe

Unut Gece Bitince

Hadi son türkünü de söyle
Söyle son türkünü de gidelim
“Gece bitti” de – unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.

Ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
Hangi düşler onlar
Tutsak edilmeyen hangi?

İşte o onmaz tutkuda ellerim
Yüreğime boşluğunu bastırıyor
Çürük çarık göğsüm bağrım

Sensiz.

Rabindranath Tagore

unut+gece+bitince Unut Gece Bitince

Kuru İskele

Ağaç dalları arasında ağlayan maske
Bitmiş bir karnaval gecesinde
Yaşlar akıyordu kımıltısız gözkapaklarından
gülmenin acının ve özlemin gözyaşları

Gece yarısı
yeniden boyanıyor her şey
Yeni bir gün başlar
Eve dönen bir sarhoş
anlatır sokağın kapılarına kendi öyküsünü
Acılı öykü
Onunla birlikte sabahın ışıkları

Yağmur yağar ve parıldar gözkapakların
Hırıldayarak sular kaldırımları ağaçlar
Ve bakarım burun deliklerinden yolculuğuna gecenin

Bulut sürüsü koşar solgun gökyüzü üzerinde
kendilerini sokak lambalarına asanlara
Cana yakın olacak düş
Ama yüzün acımasız
Maske
Gülüyor düşünerek iç karartıcı ertesi günü

Geçerek yankılanan kaldırım taşlarını
Gölgenin koyulaştığı sokak köşelerinde
Yukarda parıldıyor bir ışık
Rahat mı rahat
Nerede seni çeken, seni bekleyen barınak
Hiçbir şeyi korumuyor gece
Ama gökyüzü
Senin için bir boş konuttur belki.

Pierre Reverdy

pierre+reverdy Kuru İskele

Yürek ki Paramparça

Nasıl da uyarlıyor kendini
Yatak çarşaflarından ödü kopuyor
Çarşaflar çarşaflar gök mavisi
Yastıklar desen sisten buluttan
İnancını örtünmek istiyor olmuyor
Kusur işlemeyim diye içi gidiyor
Aynada budanmış ağaçtan korkuyor
Kış için fazlaca zavallı
Nasıl da korkuyor soğuktan
Aynasının içinde nasıl saydam
Öyle belirsiz ki yitip gidiyor
Zaman akıp gidiyor dalgalarından
Kanı tersine akıyor kimi zaman
Gözyaşları çamaşırlarda leke
Yeşil yeşil ağaçlar derliyor eli
Ve yosun demetleri kumsallardan
Dikenli bir çalılık inancıysa
Elleri kanayıp duruyor yüreğinin üstünde
Damla ışık kalmamış gözlerinde
Küçük ahtapotların ölü kolları gibi
Ayakları gitmem diyor denizde
Yitip gitmiş işte evren içinde
Çarpıp duruyor çatılara kentlere
Bu arada kusurlarına da kendine de
İşte bu yüzden onunçin dua edin ki
Tanrı silsin belleğinden her şeyi
Silsin kendi olma anısını bile

Pierre Reverdy

damla+isik+kalmamis+gozlerinde Yürek ki Paramparça