Gelse de Trenden

Gelse de trenden ikimiz insek
camları buğulu iki tas çorba
bir kitap — çantana korkup tutunmuş
kâğıdı samandan şiiri zorba

ve o hışırdayan uykudan geçsek
sobanın ayrımsız adaletinden
çok büyük bir yağmur işte başlamış
kimse çıkmayacak bugün evinden

böyle susuyorum ben çok değiştim
sense nasıl denir – hâlâ o kızsın
dinle ağlayarak çıkrık sesini
işte şu dünyada yapayalnızsın

her neyi dilesek burada olmaz
en büyük erdemi bunun, susamak
yalar yarasını içte bir geyik
hepsi bu kadardır: adı yaşamak

Süleyman Çobanoğlu

suleyman+cobanoglu Gelse de Trenden

Sessiz Gece

Bir orman güzelliği var gözlerinde
Sevgili, saçlarında kuş cıvıltıları,
Alır giderim onları sessizce
Upuzun bir gece boyunca

Uzanır dokunurum boynunun zarifliğine
Gecem koşan bir geyik olur
Sığırcıklar iner ovaya
Ağzından öperim upuzun

Isırılmış elma kokusu var ağzında
Sevgili, biçimini alır gece
Ekmek kesen ellerinin

Şimdi dünyada kim anar beni,
Yaz günleri mi, kış geceleri mi?
Evimiz gök sayılır sevgilim
Belki güz anar adımı benim

Ahmet Ada

ahmet+ada Sessiz Gece

Göçük Üstü Ağaç

Akşam mı oldu bir yanım göçük
Rüzgar tırpanlar geldiğim patikayı
Eğreltiotları sarmaşıklar hüzün
Kuşlar uçar çalılardan bulana dek
Bir başka kuşu, umuttur bu çatılarda

Umutla beslerim göçük yanımı
İzin verir yüce gönüllü hüzne
Şaşkınlıkla bakarım biçer gövdemi
Yapraklar için konuştuğumdan
Toprağın uzundur sessizliği

Rüzgâra izin verir bağ evine giden patika
Öylece durup bakarım çiçeklendiğine
Acıyla esen rüzgârın, çiğnenmiş otun
Akşam oldu mu benzer bir hüzün
Eşlik eder sessizliğin uzlaşmaz orağıyla

Ahmet Ada

aksamin+huznu Göçük Üstü Ağaç

Benden Sonra Bir Daha

Sarıköy’e de uğra on bir kabri komagıl
Benden sonra bir daha turnaları bırakma
Atın sor hatırını köpük köpük alnını
Yörende bir oğlancık pes gönlünü farıtma

Benden sonra bir daha suya girme tedbirsiz
Bulut kızdı mı bakma itimad etme kuma
Çöküp de bir cigara yakarkenki o ışık
Tanık olsun – bir tanık lazımdır olduğuma

Yoksa kimler bilecek burda böyle bir adam
Yüzü yüzlerden kesik kalbi sazlardan kesik
Benden sonra bir daha Allah’a boyun uzat
Enir aluban tabiat okusun türlü betik

Dünyaya aldırmayan gözlerin ışıl ışıl
Karanuluk içinde ateş yakmış çobanlar
Benden sonra bir daha usul ağla ağlarsan
Yağmura hörmetinden ağladığın zamanlar

Seni sevip çekildim dedim dünya bu kadar
Kar örttü ovaları ne gölge var ne de iz
Benden sonra bir daha gözetleme afaki
Yabancıyız nihayet ekmeğe etmek deriz.

Süleyman Çobanoğlu
seni+sevip+cekildim Benden Sonra Bir Daha

Seninle olmanın en güzel yanı

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…

Can Yücel
seninle+olmanin+en+guzel+yan%C4%B1 Seninle olmanın en güzel yanı

Acı desem

Acı
desem sayfalar dolar
mutluluk
desem güleriz
– o kadar –

Ö.Faruk Pekuz

guvercin+gerdanl%C4%B1g%C4%B1 Acı desem

Yorgun ve hüzünlü kelimelere umudu aşılayıp şiire durduran Dilek Kartal’a

dilek+kartal Yorgun ve hüzünlü kelimelere umudu aşılayıp şiire durduran Dilek Kartal'a

Bir Hüzün Şiirine Giriş

                             Sercan Sarmer için;

bin yayladan geçtin,
kalbin eksile eksile

‘exile
partout est seul…’


‘sürgün yalnızdır heryerde…’
diye okudun;
sürgünken hayatın bir kıyısına,
oradan durup baktın;
gün o günken…
güneşli, acımasız bir akşamın
sonunda arzu:
             -yok bile!

(çocuk bir havuzun başındadır:
saçlarında papatyalar örgü
yapraklar ve kadınlar
o kadar derinler, o kadar
yoğunlar ki…
birbirleri gibidir…

öteki resimlere geçiyorsun…

annenle bazı geceler:
bir göl duygusu geliyor;
acı pestil duygusu kışın;
‘yaşadığım annemdir’, diyorsun…)
-de!

kendi hüznünden bile bile
bir yolcu bulamadın;
                   -olsun!
dünyayı kalbinin kâğıdına geçirdin
birileri ona ‘şiir’ dediler,
                          -olsun!
her şey mürekkepti mavi yazın
birike birike okudun
denizler birike birike…

başında bekledin acının
kurtlar soldu
             -solsun!
döküldü tüyleri mevsimin,
kalbim hangi bağlaçla bağlandı
ve hangi bağlaçla çözüldü:
‘ve’yle mi, ‘veya’yla mı
                       ve ‘ile’?

bir kuş gibi usulca, hışırtılı
girdin ve bir ağaç sökülür gibi
çıktın…
            -öyle!

sen leyla’dan daha Leyla
verdiğin yanıtlar için
sorular aradım, sorular mı,
akşamlar mı, arada kaldım…
alışır mıydım, alışırdım
elf leyle ve leyle…


ve yayladan geçtin, bin
dille sustun, anladın
bin dille…
ah, o vaveyla olan yalnızlık;
kimin hüznüyle kışladık,
neyin hüznüyle doğduk…

elf leyle ve leyle,

elf leyle ve leyle…

Hilmi Yavuz

Anne Vakti

Neyi gerçek seversen o kalır, gerisi döküntü
Neyi gerçek seversen koparılmaz senden*

Beni bir şiirden mi doğurdun anne anneler başka ne doğurur
beni bir şiirden mi doğurdun anne mısrâlar bana anne diyor
büyümüş de küçülmüş çocukların konuşamaması şiirden
ömrümün hikâyesi her sayfası buğulu nasihat defteri senden
her anne bir anne yumağıdır çocukların kalp albümünde
çocuklar ağlasalar da birer gül inceliğidir annelerde
sahi, beni bir şiirden mi doğurdun anne anne hanginiz!
çocuk gitmekti anne kalmak hani! hani hep kalmaktınız!
gitmek bir kalmak ikidir–anneler hep iki kişidir
ikinin biri sevmesidir cennet cennete anneden gidilir
kim uzun susarsa bilin ki daha uzun konuşur içinden
bir yılda bir gün ne ki her anneye bir Anne Günü lütfen
evlerin odalara buyurgan bakması babaydı da anne kimdi
annem dört harften yapılma ev kışı bir susma şimdi–
A öyle ya da böyle mahcup bir türküdür ömür dediğimiz
N insan en içli tenhasından kanardı tenhalık siz miydiniz
N anne sözü ilktir anne sözcüğü hep liriktir
E hiç düşündünüz mü tanrı sesse anne tanrıdaki ses midir!
âh, hatıralar da ân gibi ölümlü müdür yoksa–
dünya dursa, tüm gidenler dönse, hayat herkese anne olsa
neden uzaklar gözanne de yakın herkeste bir kekeme
Doğum şiir de ölüm ne?

Beni bir şiir olarak yeniden doğur anne!**

* Ezra Pound
** Mehmet Yaşın

Hüseyin Alemdar

duada+bir+%25C3%25A7ocu%25C4%259Fun+annesinden+ister+gibi+iste Anne Vakti

Nişane

Banu S’ye hep…

1
ister üzül ister üzülme, ben her ikisiyim nasılsa
kalbimdeki yalnızlıkla geldim bu bedbaht dünyaya
ağzımdaki yalnızlıkla gideceğim
kadın var, tanrı var, aşk yok diyerekten
kadın var diye tanrıya inanaraktan
böyle nebi’l böyle derin böyle ağlaya ağlaya

2
kalp solda aşk sağda olduğundan
kınım ve bıçağım sende durduğundan
içimi ellerinle yunduğundan–
eğil bak içime zamanıdır, içim senindir!
seni sana bir bir göstereceğim!
anladıklarımın kitabı var orda: aşk kadın mahşeridir!

3
senle ve harflerle uğraştığımdandır harap ve hurûfi bir adamım
tesadüfe bak ki, “h” harfiyle başlayan hüzünlü bir ad adım
gidip gidip ellerinin cennetinde ölsem de yedi harf
inanıyorum ki, benden başka hiç kimse dolduramaz kader hurûfatımı
b: boynum ve öpülme yerlerim boğum boğum kangren
s: parmakuçlarım zehir uçlarım, kalbime dolanan yılan
ömrüme baka baka anladım ki aşk denen mabet yalan

4
bak, sen yine yoksun, sahi hiç olmadın ki
memleket işi çakımı sevgili edasıyla etimde gezdiriyorum
tek kelime Kürtçe bilmesem de senden vahiy kızım–Bejan Sidre
Hakkâri uzağı bir Kürtçeyle ne de içli ağlıyor–
oysa ben seni ağzındaki ve saçlarındaki İzmir’den sevmiştim
bağışla, hastalıktan mı yaşlılıktan mı ölüm duygusundan mı ne
insan kendini yas aşireti içinin doğusunda buluyor
âh, hazır bulmuşken, sende kendimi bi’güzel öldürebilsem
işte o zaman, ben de sana fena halde fotojenik gelirim!

5
kanser şâir hastalığı değilse eğer, beni bir kadın öldürsün
vefâ’
en
ve lütfen!

Hüseyin Alemdar

%25C4%25B1%25C5%259F%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1n+dans%25C4%25B1 Nişane

Allah Aşkına

bu gece yüzümde
arkasına yeni vagon eklenmiş
tren sevinci var
sanki ön kompartmanda
diş taşını temizliyor kerpetenle
yarısı bakire bir tanrıça, ah! arkaik
rüyalarımdan sıçrayarak uyanıyorum
tırsıyorum korkak adamların paçama
tırmanmasından anne!
anne; ayet ül kürsü oku bana, sonra suratıma
üfle, sevişelim pis bir hüzünle
basılalım, kaçalım, damlardan zlplayalım
tünellerden geçelim; içimizde
tıkanıp kalsın bir düğüm, çözülmesin
o düğümün ucundaki iple asalım kendimizi
asılalım, kasılalım anne, kaskatı olalım
heykel gibi mesela, terk edilmiş bir kedi
yavrusu gibi, hani kuzguna şey gibi gelen
ney gibi gelen unuttum; hatırlat bana
ilk harfini söyle, ne bileyim ilk kargaşanı
ilk kovuluşunu falan cennetten
diyalektikten söz et; overlokçu kızlar diyelim
yalnızca overlok mu yapar, ilik açmaz mı
kemiklerini yalamaz mı bir adam sevgilisinin
emmez mi yani; yutkunmaz mı?
bu kadar basit mi hayat, bu kadar
tılsımı kaldırmaz mı kuzgunun leşi
yani yanlış değil mi bu; fısılda kulağıma
bumuma ingiliz anahtarı sok anne, dilime
neşterin keskin ucunu dokundur; sonra dur!
dur! bu kadar da acımasız olma
ben de parçalanmış bir aynayım, kırılmış
bir dalım eninde sonunda
ikmale kalmış, kovuşturulmuş, buruşturulmuş
bir fotoğrafım; say istersen
topu topu kaç kadın girdi ki hayatıma!

anne, kulağımı çekmeden önce
son dileğin ne diye sor, allah aşkına!

Altay Öktem

sana+a%25C5%259F%25C4%25B1k+olmay%25C4%25B1+unutmu%25C5%259Fum Allah Aşkına