Ölüm Böyle Biter

1.sırlı göl
Bedenimin içinde
bir uzak yer
arzusu derinde saklı
iç çeken
sırlı göller

2.incik aşk
Denizle danseden
ikimizin felaketi
küçük kıpırtıların
uçan çarşafı
düşmüş
ağlamış
incik aşk

3.ipek arzular
İçimin gölgesinde öpücük
acımış
kırılgan gövde
ipek arzularında
tutuşmuş

4.mavi sızı
Gözlerin
derinde
mavi sızı
uykuların gölünde
düşsü su

5.deniz şehri
Dokununca
suların yolculuğu
deniz şehrine
içimizin akışı
öylesine

6.ışık göl
Yitişin bulut merdiveni
fısıltılar içinde
Sevişirken
uçtuğumuz
gül kanat
düştüğümüz
Işık göl

7.ikimizin düşü
Tapınakta yanan mum
ikimizin düşünü anımsar
tükendikçe
incinen
sevdalı alev

8.oda
Dalgın gölgeler
ikimizin kavuştuğu yer
saçımı unuttuğum oda
uzakta toynakları
ayrılığa koşan günün

9.ayak izi
Taşın ağladığı yerde
ayak izi ikimizin
Ölüm böyle biter.

Neşe Yaşın

olum+boyle+biter Ölüm Böyle Biter

Akşamın Yarısında

herkes öteki gibi duruyor… akşam
da durduğu yerde durmuyor artık;
yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
kapanıyor ‘Zaman’ denen karanlık…

hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
sıkışmış birileri ara yerde;
kalbim! durma yetiş eski yazlara!
nedense bir durgunluk var saatlerde…

herşey nasıl da bütündü bir zaman:
şimdi bahçe eksik, güllerse yarım;
kar yağar, hüzün bile yok… ve nerdesiniz,
ah, evet nerdesiniz, yoksaydıklarım?

Hilmi Yavuz

zaman Akşamın Yarısında

Bir Kör

Ne zaman aynadaki yüze baksam,
bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor;
bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce
ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor.
Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi
araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı
sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum,
külrengi, hatta altın sarısı olan.
Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay
yanlarını yitirdim eşyanın.
Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği,
ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum.
düşünüyorum ki görebilseydim yüzümün çizgilerini,
bilebilirdim kim olduğunu bu benzersiz akşamda.

Jorge Luis Borges

yapay+goz Bir Kör

Şiir Sanatı

Zamanın ve suyun oluşturduğu şu ırmağa bak
Ve anımsa günlerinde bir ırmak olduğunu sanki ikizi,
Biliyoruz ki bizlerde öyleyiz zaman gibi su gibi
Ve işte yüzlerimiz de eriyip gidiyor tıpkı onlar gibi.

Uykuya dalmadan onu düşlerden ayırabilseydik keşke
Ve ölümün de başka bir düş olduğunu bilebilseydik keşke
Gene de titreyerek gidiyor tenimiz ölüler ülkesine
Ve uyku çağırır onları hangisi gelecek birazdan hangisi gece.

Geçen günlerin yılların bir imge olduğunu sezebilmek
Yaşadıklarımızın saatlerimizin insanlığımızın,
İnsafsız geçit töreninde son iç çekişin yıl dönümünde
Bir melodinin, bir mırıldanmanın da, imge olduğunu sezebilmek,

Güneşin batımını, ve uykuda görebilmek ölümü
Ne altınsı bir kederdir- tıpkı şiir sanatı,
Hangisi ölümsüzlük ve belki de üzücü. Şiir sanatı
Sürgit yinelenen ha güneşin batımı ha şafağın sökümü.

Akşam üzeri bir yüz karşılaştığımız zaman içinde
Bakar gibi bir aynanın derinliğinden dışımızdaki bize;
Şiir sanatı da ayna olabilmeli taşımalıdır içinde
Açığa vurabilmelidir gizleri göstermelidir bize

Onlar söyledi ki Odysseus’a boş yere harikalar yaratmakta,
Sonunda gördü gözyaşlarıyla işte biricik aşkı İthaka,
Her dem taze ve alçakgönüllü. Bir şiirdir İthaka
Sonsuzluk arayıştadır acemiliktir, değil harikalar yaratmakta.

O taşkın bir ırmak gibidir bitimsizce akar durur
Kimileyin koşar kimileyin kabarır coşumcu bir aynadır
Kararsızdır vefasızdır, Heraklit ki o da aynadır
Ve şiir de böyle ırmak gibidir kayar çağlar akar durur.

Jorge Luis Borges
Çeviri: Ulus Fatih

siir+sanati Şiir Sanatı

Hayal Hanım

Yeşil imgeli kız! İlkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?

Yeşil imgeli kız! Biz size
yazılı sevdalar sunduktu
ve döne döne uçurumlar
gibi şiirler…

Şiirlerle örselenmiş’yüzü
ve kalbi güllere belenmiş
biriydim ben… ve hangimize
doğru akar suydum,
ey hayal hanım?

Yeşil imgeli kız! ilkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu derin ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?

Hilmi Yavuz

hayal+hanim Hayal Hanım

Bulut

Dinmiş tufanın son bulutu!
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.

Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.

Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.

Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.

Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.

İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!

A .S.Puşkin
Çeviri: Burhan Deniz

tanrim+hala+kizginim+sana Bulut

Dünya

kaç kez, ikinci bir ülkem var, dedin
ve avuçların yaşlarla doldu
ve doldu onun
yaklaşan sınırlarının şimşeğiyle gözlerin,
anladı mı gözlerin, dünya nerede ağladı
ya da nerede yıldırdıysa adımlarını senin
şarkındaki gibi, burada ya da orada
senden başka her yol geçeni tanıdığını
ve onun bağrıyla memeleri kuru
bir yalnız olduğunu
ve reddin havasını bilmediğini;
acaba dünyanın sen olduğunu
kavradı mı gözlerin?

Adonis
Çev. İsmail Özdemir

blogger-image-500338446 Dünya

beden

bedenin, yolunun gülüdür
aynı anda hem açılıp hem kapanan.

*
hiç hissettin mi sabahın dar geldiğini adımlarına?
öyleyse uyandın demektir
bedenin aşkla dolu olarak.

*
ruhun pınarlarını besleyen
en güzel ve en duru yağmur
bedenin bulutlarından yağan yağmurdur.

*
her sabahın
gizli bir bedeni vardır
sana çocuk kollarını açan.

*
dedi ki (kadın):
beden anlamın başlangıcıdır.

*
ruhun en yakın arkadaşı
ışıktır,
bedenin en yakın arkadaşı
gölge.

*
aşk bir bedendir
en özleyen giysisi gece olan.

*
bedenim kelimelerdir
günlerimin defterlerine dökülür.

*
benden daha yoğun bir şey yok
der beden-
ve bir şey yok daha şeffaf olan

*
dedi ki (kadın):
gündüz bedenin tapınağıdır
ve gece kurban.

*
dedi ki (erkek):
bedeni ara vermez yolculuğuna
bedenimin labirentlerinde.

*
dedi ki(erkek):
beden için şehvet
anadilin kendisidir.

*
dedi ki(kadın):
bedeni beden yazar yalnızca.

*
dedi ki(erkek):
kelimelerin bir uzayı vardır
yetmez cemâline bedenin.

*
beden bir kitaptır
iki yöne okunan-
adan zye
ve zden aya.

*
günler-
bedenin ovalarında koşuşan kısraklar.

*
düşleri bedeni üzerinde kuşlardır kanat çırpan
ve fısıldayan: dardır bu uzay, diye.

*
bazen,
şiire beden rengi vermek için
kelimelerin renklerini siler.

*
henüz,
ölümü ağırlamak için açmadı bedenini
yoksa bu, hâlâ hayatın cahili olduğu için mi?

*
bedenin kitabı
en geniş ve en yüksek uzaydır
arzunun alfabesine.

*
cinsellik bir göbektir
geceyle gündüzü
tek bir beden yapan.

*
akıl birikmedir
bedense başlamak.

*
beden aynı anda,
hem nergistir hem göl.

Adonis
Çev: İsmail Özdemir

beden beden

anlam ormanlarında gezi için rehber

* nedir yol?
toprak adındaki kağıda yazılı
gezginlik manifestosu.

* nedir ağaç?
dalgaları hava olan yeşil göl.

* nedir hava?
bir ruh
bir bedene yerleşmeyi istemeyen.

* nedir ayna?
ikinci bir yüz
ve üçüncü göz.

* nedir mukaddes?
bir maske
eğlenebilmek için müdennesle.

* nedir ölüm?
kadının rahmiyle
yerin rahmi arasında
nakliye arabası.

* nedir gökkuşağı?
bulutun bedeniyle
güneşin bedeni
bir eğimle kucaklaşmış
yerin bedeni üzerinde.

* nedir dalga?
denizin ekranında
çizgi film.

*nedir kıyı?
dalgaların yorgunluğu için yastık.

* nedir yıldız?
en güzel tarafı kapağı olan bir kitap

* nedir yaşlılık?
iki yöne büyüyen bir bitki:
çocukluğun şafağı
ve ölümün gecesine.

* nedir siyah?
güneşe gebe bir rahim.

* nedir akan yıldız?
fırlamış bir ok ki tek hedefi var gerçekleştireceği:
kırılıp ölmek.

* nedir günbatımı?
güneşin bedeninden dökülen ter.

* nedir kasîde?
bir kız çocuk
bitmeyen
bir süt emmek
ile
yaşayan.

* nedir düş?
hayale lâyık olabilmek için
gerçekliğin yükselişi.

* nedir mutluluk?
dilin kıyısındaki bir mezarlıkta
mezar taşı.

* nedir umut?
betimlemek ölümü
hayatın diliyle.

* nedir toprak?
bedenin geleceği.

* nedir önkaranlık?
vedâ hutbesi.

* nedir gözyaşı?
bedenin kaybettiği savaş.

* nedir umutsuzluk?
hayatı ölümün diliyle betimlemek.

* nedir yankı?
yol alışın yıktığı beden-
tükeniyor
tükendi.

* nedir toz?
rüzgârın dengi ve en büyük rakibi.

* nedir yatak?
gece içinde
gece.

* nedir doğa?
görüyü yazmak için
sağgörüdeki dil.

* nedir ufuk?
sınırsızca devingen uzay.

* nedir rastlantı?
farkında olmadan
ellerine düşen
rüzgârın ağacındaki meyve.

* nedir gül?
koparılmak için yetiştirilen baş.

* nedir gerçek?
resmetmek suyun endâmını
ya da ışığın yüzünü.

* nedir gayb?
görmeyi arzuladığımız bir ev
ve nefret ettiğimiz
içinde oturmaktan.

* nedir gök?
daha çıkmadan
kırılan merdiven.

* nedir gece?
bir peçe
güneşin yüzüne taktığı.

* nedir güzellik?
bir biçim ki, onu gördüğünde görürsün
ardındaki sırrı
bazen de ardındaki allahı görürsün.

* nedir anlamsızlık?
hastalık
en yaygın olanı.

* nedir varlık?
daima yeniden
gözden geçirilmeyi gereksinen.

* nedir gerçeklik?
çökeltiler
dilin
ırmağı içre.

* nedir yoksulluk?
yeryüzü üzerinde hareket eden mezar.

* nedir dostluk?
ikinci bir güneş.

* nedir sanı?
muğlaklığın bedenini yoklayan el.

* nedir gece?
yıldızların kitaplarını satan sahaf.

* nedir dua?
sözün suyundan buharlaşan
göksel bulut.

* nedir gözyaşı?
en saf ayna.

* nedir ay?
güneşin sadık hizmetkârı.

* nedir mutlak?
kafadaki hayız.

* nedir çıplaklık?
bedenin fatihası.

* nedir iz?
yürümeyi kesen ayak.

* nedir bellek?
bir ev ki yalnızca
ikameti içindir
kayıp eşyaların.

* nedir şiir?
seferde gemiler ve yoktur limanları.

*nedir yastık?
gecenin merdivenindeki ilk basamak.

* nedir başarısızlık?
ömür gölünde yüzen yosun.

* nedir ömür?
karanlığa doğru
hiç durmayan yolculuk.

* nedir kargaşa?
bir başka düzen gecenin bedeni için.

* nedir hayâl?
gerçekliğin ıtırı.

* nedir tarih?
kör bir davulcu.

* nedir yağmur?
son yolcu
bulut treninden inen.

* nedir yüz?
gözyaşının göçü için en yakın liman.

* nedir gündüz?
güneş ışınlarının en geniş kafesi.

* nedir çöl?
kum falı
okumaktan
bıkmayan
falcı kadın.

*nedir kum?
sürekli okuru tek bir romanın:
rüzgârın.

* nedir sır?
bir kapalı kap
açtığında kırılan.

*nedir bağırış?
sesteki pas.

* nedir toz?
soluk
yerin ciğerinden yükselen.

* nedir parmaklar?
beden okyanuslarının ilk kıyıları.

* nedir kanat?
uzayın kulağında fısıltı.

*nedir kafes?
içi boş doluluk

* nedir keder?
bedenin uzayındaki
önkaranlık.

* nedir şans?
vaktin elindeki zar.

* nedir düş?
bıkmayan bir aç
gerçekliğin kapısını çalmaktan.

*nedir hüzün?
neşe sözlüğünün
yanlışlıkla attığı kelime.

* nedir sürpriz?
bir kuş
kurtulmuş
elinden gerçekliğin.

* nedir vatan?
dilin koltuklarına
uzanan cisim.

*nedir dil?
bir trendir ki
aynı zamanda
yol, yolculuk ve varıştır.

* nedir ırmak?
bir yatak ki, yeryüzü
memelerinin arasına
ya da göbeğinin altına yayar onu.

* nedir bahçe?
bir kadın şair
şiirlerini uyuyarak yazan
ve susarak okuyan.

* nedir merkez?
tüm uçların ucu.

* nedir yakın?
bilgiyi gereksinmeyen
istikrar.

* nedir zaman?
bir giysi
giyip çıkarmadığımız.

* nedir düz çizgi?
görülmeyen
eğik
çizgiler toplamı.

* nedir serap?
bir güneş
kumu giyip
suya benzemeye çalışan.

* nedir su?
ateşin cehennemi.

* nedir göbek?
yolun yarısı
iki cennet
arasında.

* nedir öpücük?
görülen koparılışı
görünmeyen bir meyvenin.

* nedir kaygı?
buruşukluklar
ve kırışıklıklar
damarların ipeğinde.

* nedir mecaz?
kelimelerin göğüslerinde
çırpan kanatlar.

* nedir yaratı?
rastlantının elinde yüzük.

* nedir kucaklaşma?
ikinin üçüncüsü.

* nedir anlam?
anlamsızlığın başı
ve sonu.

Adonis
Çev: İsmail Özdemir

adonis anlam ormanlarında gezi için rehber

Hergele Şiirler

I

Sen ki övünürsün kadınlara egemenliğinle
Söyle
Nedir eldeğmemişlik ve ne zaman biter
Ve neden daha kolay bir fahişeyi şaşırtmak
Yaşlı bir bakireyi hoşnut etmekten
Söyle
Nasıl altedilir eldeğmemişlik
O ulaşılmaz noktada
Yeniden yeniden ürerken

Sen ki övünürsün
Gövden ve sertliğinle
Bir bulutu elegeçirdin mi
Ve gökkuşağını doladın mı beline…
Söyle
Bir kızı nasıl ayırırsın bir anadan
Göğüslerine dokunmadan

Gövdenden kurtulmaktır sevişmek
Düşlerinden sıyrılmak
Yeni bir etle kuşanmak yaşamayı
Ellerini kamaştırır etin
Eğilirsin
Ve bezgin boşalırsın yatağına
Kendine kapalı ırmak

Sen ki övünürsün kadınlara egemenliğinle
Usanmadın mı sarılmaktan gölgene
Söyle.

II

Yanılıyorsunuz sayın şair yanılıyorsunuz
Söz konusu kadınlar olduğunda
Diyelim çok seviyorsunuz, seviliyorsunuz
Sevdalısınız hatta
Yine de tanımıyorsunuz sevdalınızı
– Sizin bildiğiniz bir içbaygınlığı
Sevda değil diyebilirim de
Neyse… –
Bilmiyorsunuz çünkü
Nedir ormanla benzeştiren
Ve ayıran bir kadını

Haklısınız
Adımlayıp yıllar yılı bir sokağı
Taşlarını bilmemek olası
Ama bir kadın
Nasıl çağrıştırır sokakları

Yaklaştıkça uzaklaşan
O koku, renk
Ve gökyüzünü yitirmiş gibi
Başdönmesi
Girdikçe içine, daldıkça, derinleştikçe
Ya da kendine çektikçe
Aldığını kendi kılan
Orman nasıl ayrılır bir kadından

Severken öldürmek kuşkusu
Ve anasını kıskanmak tüm dünyadan
Yüreğinize çarpan
Ah bir kadından doğmasaydınız keşke…

Söyleyin nasıl ayırırsınız bir taşı öteki çakıldan

Sennur Sezer

hergele+siirler Hergele Şiirler