seni yalnız seni

seni – yalnız seni der yüreğim
yalnız seni – yalnız seni – yalnız seni

günümde gecemde nice tutkularım
seni der – yalnız seni – yalnız seni

bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda
derininden derininden seslenir bilincin
yalnız seni der – yalnız seni – yalnız seni

nasıl çarparsa vargücüyle karayel
durgunluğa suskunluğu -son- diye
öyle çarpar aşkına başkaldırışım
öyle çarpar – öyle ses verir acılı :
yalnız seni der – yalnız seni – yalnız seni – yalnız…

Rabindranath Tagore
Çeviri: Tarık Dursun K.

seni+yalniz+sen seni yalnız seni

Nasıl kavuşursa

Nasıl kavuşursa martılar denizle
Öyle kavuşur buluşuruz biz de.

Derken uçup giden martılar
Nasıl dalgalarla uzaklaşırsa deniz
Biz de öyle ayrılırız..

Rabindranath Tagore

nasil+kavusursa Nasıl kavuşursa

Aşka Çağrı

İnanma sakın doğruluğuna
Aşk ne biter
Ne tükenir..

**

Ey Aşkım!

Güldün mü gülüşünde
Yaşama pınarının
Türküsü çağlar
**

Ey güzellik
Aşkta gör kendini
Aynanın övgüsünü bırak !

**

Seni evime gel demiyorum,
Benim uçsuz bucaksız yalnızlığıma gel.

***

Boşuna gözyaşların
Gün ırak olsun bizden
Sen yıldızları kaçırma

***

Aç kapını aç- bırak yakamı gideyim
Geri ver beni- her şey senin olsun
Senin olsun – özgür kıl yüreğimi..

***

Kadehini yap beni
Senin için dolayım..

***

Yol kıyısında biten ot
Yıldızları sev
Çiçekli düşler görürsün!

***

Yüreğimde karanlığın şavkını yak
Gece aşkını söylesin..

***

Aşkının fenerini tuttuğunda yüreğime
Vuran şavkı var ya
O şavk senindir
Gölgesi benim.

***

Ey aşk
Acının lambası elinde
Ansızın geliverirsin
Bir baktım mı yüzüne
Anlarım- mutlulluk
Asıl sensin.

***

İyilikse muradın
Kapıya vur.
Aşksa
Zaten açık!
***
Yüreğimdeki acı duruluyor
Issız ağaçlar üstüne çöken
Akşamları gibi.
***
Yaslıca yüzü
Düşlerime giriyor
Gece yağmurları gibi.
***
Rabindranath Tagore 
Aşka Çağrı / Çeviren Tarık Dursun K.

aska+cagri Aşka Çağrı

Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz

Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz..!
Bugün varım yarın birden yok olurum.
Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum.
Canımı acıtma, bir yarada sen açma..!
Sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun.
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
Anlama beni, ben kendimi bilirim, ben böyle mutluyum..
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum..
Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
Vazgeçemezsin tutkun olurum.
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni.
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında;
Hala minik bir çocuğum.
Büyütemezsen ; Kaybolurum…!

Rabindranath Tagore

alisma+bana Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz

Hz. Ali’ye Mektup

sen belki tanımazsın ama ben senin için ölürüm!
sen beni tanımazsan ben zaten ölüyüm!
bir Allah’a bir anneme sonsuz itimadım var
herkes beni yarı yolda bırakıyor ya Ali
herkes beni yarı yolda bırakıyor bu çok zor!

sana bu mektubu pişirilmiş çamurun içerisinden yazıyorum
ağaçların otların ortasında yaşıyorum
cayır cayır yanan bir orman ne kadar uzun yaşar?
Allah’ım benim yanmayan yerlerimden yangın çıkar
yanan öd ağacının külü olmak istiyorum
yanan bir öd ağacı gibi yanmak istiyorum
çakmağın varsa çak tutuştur kalbimi
kılıcın varsa çek yatıştır nefsimi
sebebin varsa çık karıştır derdimi
bir kez yüzün görmeye bu can kurban ya Ali

yürüdün kınında kılıç yüreğinde aşk
dünya atlıların hışmına uğramış gibi toz ve duman
ortalık putlarla dolu İbrahim yorgun düşmüş olmalı
ve bu açıdan bakınca Yakup
kör olmakta son derece haklı
Yusuf doğuran bir kuyum yok
Davudi bir sesim yok Zebur söylemek için
İsa’nın yakışıklı alnından
kilise duvarlarına çakılan
grotesk bir çarmıh kaldı geriye
ve onca hikmetinden Musa’nın
kekemelik, israil’e…
Musa kekelerken oysa
söze şarkılar bahşeden bir sesi vardı
bunlar kekelerken havada
kurşun sesleri ve çocuk çığlıkları…
demem o ki Zülfikar’a davranan elin
eksikliği hissediliyor şu an dünyada

seni sırtından hançerlediler çünkü başka şansları yoktu!
risk almayı gerektirir seninle göz göze gelmek
seni sevmek bir insanı sevmenin iskelesidir
bugün ne dünden bir sonraki gündür ne yarından bir önceki…
bugün hem dünkü gündür hem yarın ve sonraki
yani mütemadiyen seninle yaşıyor olabilmek gibi bir bahtım var
mesela bir akşam Resul’ün evine giderken beni de uykumdan al

insan önce annesini sever, sen önce O’nu sevdin
O’nu sen kırıp çıkardın insanın kendini seyrettiği aksinden
şimdi bazıları mübalağalı buluyor beni
bazıları gülüp geçiyor ki senin
vurduğunu cehenneme postalayan bir kılıcın vardı
ama onları görsen ağlardın merhametten
sen onlar için kendini ve evladını feda ettin onlar
kendileri için senin evladının her gün başını vuruyorlar
ben senden öğrendim ki oysa inanmak
mesela dost için ölüme yatıp orda
teslimiyet doğuran bir uykuya dalmaktır

dünyaya senin gözlerinle bakmak isterdim ya Ali
şurasında biraz vicdan olan herkesin seni sevmek borcu var
bir puta dahi inanmanın varsa inanmakla bir alakası ki var
insan senin Resul’e teslim oluşunla inanmayı tamamlar

sen bana dil oldun Rahman o dile ağız
sen bana göz oldun Mustafa göze yürek
sen bana söz oldun Kuran o söze ayet
bir kez yüzün görmeye bu can kurban ya Ali

seninle en sevdiğim müştereğimiz
ikimiz de en çok hep, hep O’nu seveceğiz
zannımca sonumuz tam da şöyle olacak
sen Hüseyn’in başını koyacaksın ortaya
paramparça olacak gönül zembereğimiz
sen Hasan’ın ağusundan taslarla sunacaksın
musallat olmayacak nefis en-gereğimiz
sen Fatma’nın gözlerini bizle paylaşacaksın
hakikat söyleyecek aşk ile yüreğimiz
senin kalbin bir abanın altında korunmuştur
benim kalbime de yer var mı orda ya Ali?

sen belki tanımazsın ama ben senin için ölürüm
sen beni tanımazsan ben zaten ölüyüm
işte gözyuvarlarımı boşalttım Zülfikar’ınla
bunca okudum senin gözlerinle bakmak için dünyaya
hep senin gözlerinle bakmak için ya Ali
Resul’e
ve Allah’a!

Alper Gencer

hz+aliye+mektup Hz. Ali’ye Mektup

Aradaki sızı

otuzuncu kattan düştü gülümseme halkın ortasına
otuzuncu kattan bakıyorum burası çok fazla ankara
ağır havalardan ağdalanan ağır ağır dağlanan
otuzuncu kattan manzara çok fena çok can aldı
canımı sıktım mesela masada oturan vıdıvıdılara
canımı sıktım bıraktım üzüntülü kırlara
kıyamadım sesindeki sessiz sevince
kıyamadım ve dedim ki hadi şimdi adalara

gidelim gitmek birikirse bir adamın içinde
iki de bir homurdanıyor deniz dalgaların göğsünde
açılmış yaraya kimse bakmıyor sevgili arkadaşım
azalarını azaltıp gitti bak güneş
hatırası hayale dar gelse de
geçici bir mutluluğu onaylıyor leylekler burada

otuzuncu kattan düştü güzellik kalbimin ortasına
ipinci bir su değiyor aradaki sızıya

Cafer Keklikçi

aradaki+sizi Aradaki sızı

Tam Öğle Vaktiydi Gittin

Tam öğle vaktiydi gittin
Güneş ortalığı yakıp kavuruyordu
Balkonda bir başımaydım gittin
Ilık rüzgârlar esti ardından
Güvercinler uçuştu gökyüzüne
Baktım. Bir arı odamda oraya buraya uçtu
Köy öğle sıcağıyla uyuyordu baktım
Adını yazdım gökyüzünün maviliğine
Saçlarımı örmeyi unutmuştum
Irmak usulcana aktı gölgeli kıyıdan
Tembel beyaz bulutlar bana mısın demedi
Saçlarımı örmeyi unutmuştum

Tam öğle vaktiydi gittin
Köy öğle sıcağıyla uyuyordu Soluk soluğaydı tarlalar
Güvercinler gökyüzüne uçmuşlardı
Balkondaydım. Yalnızdım. Bir başımaydım

Tam öğle vaktiydi gittin…

Rabindranath Tagore

tam+ogle+vaktiydi+gittin Tam Öğle Vaktiydi Gittin

Asiye severim seni öldüresiye

Senin gözlerin mavi, yeşil, kara.

İndir onları yere, bakma sakın hayata. 
Senin ellerin güzel Asiye, parmakların ipince. 
Severim seni ama olmuyor bulaşıklar kalınca. 
Asiye severim seni, sen bana hayat verdin. 
Bana yemek verdin Asiye, suyumu elinden içtim. 
Çocuk verdin bana üç demedin, beş demedin. 
Elbet vereceksin Asiye, lafımı iyi belle! 
Ben seni karım ettim. 
Seni bensiz yarım ettim. 
Yuvamın sultanı ettim, saçını süpürge ettim. 
Asiye, ben seni kadın ettim. 
Bir yere gidemezsin!
Seviyorum lan seni, ütüyü kim yapacak? 
Asiye, çocukların karnı aç. 
Az vurduysam ne olmuş, hemen annenlere kaç! 
Asiye, ben sevmesem seni, vurur muyum hiç öyle? 
Aşkımız ölümüne değil miydi sen söyle? 
Asiye, gitme dedim! 
Bak çok pişman olacaksın… 
Ben erkek kalacağım, sen mevta olacaksın…
Sana “abartma” derler, derdini kime anlatırsın?
Anlatamazsın Asiye, eve dön! 
Evde severim ben seni öldüresiye…

Zeynep Arkan

asiye+severim+seni Asiye severim seni öldüresiye

bir gecelik yol

ben hiç türkü bilmezdim yol öğretirmiş
ben bilmem ayrıyam dememiştim hiç
ayrılmamıştım yoldan ve hiç yârdan
öyle sanmışım, bu yol anlatır
gözümü kırpmadan günümü görmüşüm
görmüşüm her gecenin sonunu, türlü oyunu
bir gecelik yolda kendi rüzgârımla esmişim

şimdi uykular bir başka, türküler
eskiden bi uyurdum aynı ağrı uyanırdı göğsümde
şimdi ur gibi kurşun gibi
kazımadan kapanmıyor gözlerim

bazen bu sessizliğin gürültüsü dayanılmaz
anneler ağlar ve hiçbir şey yapılamaz
böylece alışırsın hem ateşe hem küle
bir güzel gitmek olur her gece
her gece konuşunca güvercinlerle sadece
insan anlıyor neydi o uyar’da taklit edilemez olan
insan anlıyor nedir bize sarılmayı öğreten

her kuşlukta kendimi duraklarda bulurum
tıkır tıkır makina on beş dakika
dağların on beş yıl ardına
bozkırın ucuna bucağına
her bakışı satır sayıp şiir kurarım
günüm çocuklara aklım kurduğuma helal
ederim hepsini de bir cep için cepkene
bir sap için samana
bir uzak için yakına
hiç mihnet olmaz bunu bilirim
kırgınlıkla dağılmadım, dargınlıkla çözülmedim
inandım mı tam inandım kana bulandıysam hele
şimdi kazananla kaybedenin eşitliği gözümde

burada beni çeken çekiştiren
yok etimden koparan kovuşturan
aşk kötülüktür diye yüzünü buruşturan
burada kıyamadığım bir aşk
burada yok kıyamadığım
burada antidiazem
burası süper egosuyla anadolu
yoksunluğun adı, yoksulluğun kokusu

insan buradaysa
gündüz gece gündüz gece
engel yok bir güzel üzülmeye
insan burada olsa da
oralar affedilmez

Zeynep Elif Arkan

bir+gecelik+yol bir gecelik yol

Koca adam

Koca adam..
Kocaman adam..
Nasıl da güçlü.. Dağ gibi.. Vursan devrilmez..

Saçlarını okşuyorum..
Küçük bir oğlan çocuğuna dönüşüyor gözleri..
Kaldırıp başını , bakıyor yüzüme usul..
Ellerimde anne kokusunu kokluyor biliyorum..

Koca adam..
Kocaman adam…
Kollarımı açıyorum.. Sarılmak istersin biliyorum..
Biliyorum, başını saklayıp koltuğumun altına ağlamak istersin..
Yüzüme bakıyorsun.. Ağlamasın diye kocaman açtığın gözlerle..
Omuzlarını çekip “ıı ııhh” diyorsun..
Dönüp arkanı çekip gidiyorsun..

Koca adam..
Kocaman adam…
Biliyor musun ki, gelip hissettirmeden saçlarını öpüyorum..
Ve yine sana hissettirmeden yaşlarını siliyorum..

Pia
koca+adam Koca adam